17 July 2018, Tuesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Yabancı Dil

İçindekiler
  1. Yabancı dil nedir?
  2. Yabancı dil eğitimi
  3. Yabancı dil öğrenimi araştırmaları
  4. Yabancı dil ve ikinci dil

Yabancı dil nedir?

Yabancı dil, başka bir ülkenin yerli dilidir. Kişinin kendi ülkesinde konuşulmayan lisanıdır. Örneğin, anadili İngilizce olan ve Guam'de yaşayan biri, Chamorro (Guam'de yaşayan insanların dili) dilinin onun için yabancı bir dil olduğunu söyleyebilir. Bununla birlikte, bu iki tanımlama, olası tanımları tüketmez. Ancak tanımlamalar bazen çeşitli yanıltıcı veya doğru olmayan şekillerde kullanılır.

Bazı çocuklar doğumdan veya çok genç yaştan itibaren birden fazla dil öğrenirler. Bunlara iki dilli veya çok dilli denir. Bu çocukların iki, üç veya daha fazla anadilleri olduğu söylenebilir. Çocuğun doğduğu ülkedeki insanların çoğunluğu için o dil yabancı olsa bile, o çocuk için o dillerin hiçbiri yabancı değildir. Örneğin, İrlanda'da, İngiliz babasından İngilizce ve okulda İrlandaca öğrenen bir çocuk hem İngilizce hem de İrlandaca konuşabilir, ancak bu dillerin ikisi de onun için yabancı dil olmaz. Bu durum Hindistan, Güney Afrika veya Kanada gibi ülkelerde birden fazla resmi dile sahip olmaları nedeniyle yaygın bir şekilde görülür.

Genel olarak, çocukların yetişkinlere göre yabancı bir dil öğrenmek için avantajlı olduklarına inanılmaktadır. Bununla birlikte, yetişkin öğrencilerin yabancı dil öğreniminde çocuk öğrencilerden daha iyi olduklarını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bunun nedeni, yetişkinlerin dilbilgisinin nasıl çalıştığını önceden bilme ve kelime hazinesini ezberleme konusunda daha iyi bir bilgiye sahip olmalarıdır.

Yabancı dil eğitimi

Dünyadaki pek çok okul en az bir yabancı dili öğretir ve çoğu kolej ve liseler mezuniyet öncesi yabancı dil yeterliliği talep eder. 1998'den itibaren Avrupa'daki neredeyse tüm öğrenciler zorunlu eğitimlerinin bir parçası olarak en az bir yabancı dil okudular, ilk ve orta okullarda, hem İrlandaca hem de İngilizce öğretilen İrlanda bunun  tek istisnasıdır; ancak her iki dil de yabancı olarak görülmemektedir (buna karşın İrlandalı öğrenciler Üçüncü bir Avrupa dili öğrenir). Avrupa'da ortalama olarak, yabancı dil öğretiminin başlangıcında, öğrencilerin haftada  3-4 saat dersleri vardır. Yabancı dilde zorunlu dersler normalde ilkokul bitiminde veya ortaokul başlangıcında başlar. Bununla birlikte, Lüksemburg, Norveç ve Malta'da, ilk yabancı dil eğitimi altı yaşında ve Flandre'de 10 yaşında başlamaktadır. Galler'de, bütün çocuklara ilkokulun ilk yılından itibaren Galce öğretilmektedir. Gal dili resmi bir GCSE muafiyet sertifikası opsiyonu olmakla beraber, 16 yaşına kadar zorunludur.

Bazı ülkelerde öğrenciler dersleri tamamen yabancı bir dille alırlar: Örneğin, azınlık veya bölgesel dil topluluğuna sahip olan Avrupa ülkelerinin yarısından fazlası, hem azınlık hem de devlet dilini öğretmek için kısmi ''Immersion'' daldırma (dil öğretiminde bazı derslerin tamamen hedef dil ile anlatılması) kullanırlar. Bu yöntem aynı zamanda Kanada'da da yaygın bir şekilde kullanılır; burada ''anglophone'' anadili İngilizce olan öğrenciler, konuları Fransızca öğrenerek derslerini geçirirler.

1995 yılında Avrupa Komisyonunun  Eğitim ve Öğretimde Beyaz sayfa (White Paper on Education and Training) raporu , ortaokul öncesinde çocukların  en az iki yabancı dil öğrenmesinin önemini vurgulamaktadır. 2000 yılı Lizbon Zirvesi dil bilmeyi beş temel beceriden biri olarak tanımladı.

Okullarda yabancı dil öğretiminin yüksek olmasına rağmen, yabancı bir dili konuşabilen yetişkinlerin sayısı genelde beklenenden düşüktür. Bu, özellikle anadil olarak İngilizce konuşanlar için geçerlidir. 2004 yılında İngiltere'de yapılan bir ankette, 10 İngiliz çalışandan yalnızca birinin yabancı bir dili konuşabildiğini ve %5'ten azının ikinci bir dilde 20'ye kadar sayabildiğini göstermiştir. 2001 yılında Avrupa Komisyonu tarafından yapılan bir anket, İngiltere'deki insanların %65,9'unun sadece anadillerini konuştuğu tespit etmiştir.

1990'lı yıllardan beri, Avrupa Ortak  Dil Referans Çerçevesi, Avrupa çapında dil öğrenimini standartlaştırmaya çalışmıştır.

The Atlantic'te yayınlanan bir makale, Amerikan toplumundaki yetişkinlerin sadece yüzde 1'inin kendini yabancı bir dilde konuşma konusunda yeterli bulduğunu iddia etmekteydi. Diğer ülkelerdeki çok yüksek yüzdelere karşı, bu durum, büyük bir tezat oluşturmuştur. Bir yabancı dili öğrenmenin getirdiği birçok avantaj olsa da, ABD'deki okullar yabancı dilleri proğramlarından çıkartmaya devam etmektedir.

Yabancı dil öğrenim yöntemleri

Son yıllarda, bilgisayar destekli dil öğrenimi yabancı dil eğitimine entegre edilmiş ve bilgisayar ile dil öğrenen kişi arasında, farklı seviyelerde interaktif etkileşimli bilgisayar programları geliştirilmiştir. Yabancı dil öğrenen kişilerin spesifik dil becerilerini hedefleyen yabancı dil yazma yardımı ve yabancı dil okuma yardımı gibi dil öğrenim yardımları, yabancı dil öğrenenler için mevcut alternatif araçlardır.

Yabancı dil öğrenimi araştırmaları

2004'te Michel Thomas Dil Merkezi tarafından hazırlanan bir raporda, ikinci bir dili konuşmanın, ortalama işçinin maaşını yılda 3000 sterlin (3300 Euro) veya bir ömür boyu 145.000 sterlin (159.000 Euro) artırabileceğini öne sürdü.  Daha detaylı çalışmalar, 10 İngiliz şirketinin dokuzunun, daha iyi dil becerilerinden yararlanabileceğini düşündüğünü gösterdi. Çalışmalar, iki dilli veya çok dilli bir kişinin, bir bilgisayar programcısı veya mühendisinden daha fazla maaş alabileceğini göstermektedir; çünkü geniş bir kariyer yelpazesinde başarı elde etmek için yabancı dilde yeteneklerini kullanabilirler. Ayrıca uluslararası nüfusun artması nedeniyle çok dilli bir kişi kolayca iletişim kurabilir ve etraftakilere tercüme yapabilir.

Ayrıca, 2004'te University College London (UCL) tarafından yapılan bir araştırma, birden fazla dili konuşabilen 105 kişinin beynini inceledi. Çalışma, erken yaşlarda ikinci bir dili öğrenenlerin beyninde, daha sonra ileri yaşlarda bir dil öğrenenlerin beynine göre daha yoğun gri alanlara sahip olduğunu ortaya koydu. Gri alanlar, spesifik sinir hücrelerinin işlevi nedeniyle bilginin en verimli şekilde işlendiği beyin bölgesidir.

Diğer araştırmalar, ikinci bir dile erken maruz kalmanın, farklı düşünebilme stratejilerini arttırdığını, yalnızca dil ile ilgili görevlerde değil aynı zamanda matematik gibi alanlarda da yardımcı olduğunu göstermiştir. Dil öğrenimine erken başlayan çocuklar, kendilerini ifade etmenin farklı yollarına sahip olmakta, bir soruna birden fazla bakış açısının var olduğunu ve sorunların birden fazla çözümü olduğunu anlamaktadırlar. 

Yabancı dil ve ikinci dil

Birçoğu bu iki terimi ayırt etmese de, farklı yazarlar tarafından yabancı dil ve ikinci dil hakkında sağlanan farklı tanımlarda büyük farklılıklar bulunmamaktadır. Kısaltmalar TESL ''Teaching of English as a Second Language'' (İkinci Dil Olarak İngilizce Öğretimi) ve TEFL ''Teaching of English as a Foreign Language'' (Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretimi) arasındaki ayrım, farklı araştırmacıların yabancı dil ve ikinci dil kavramlarına olan ilgisini göstermektedir.

Richards ve Schmidt (2002: 472) ikinci dil hakkında şu bilgileri sağlar:

"Geniş anlamda, bir kişinin ana dilini öğrendikten sonra öğrenilen herhangi bir dil [ikinci dil olarak anılır]. Ancak, yabancı dil ile karşılaştırıldığında, ikinci dil kavramı belirli bir ülkede veya bölgede önemli bir rol oynayan ancak onu kullananların anadili olmayan dile atıfta bulunur. Birleşik Devletler'deki göçmenlerin İngilizce öğrenmeleri veya Katalonya'daki İspanyolların Katalanca öğrenmesi (İspanya'nın özerk bölgesi) ikinci dil (Yabancı dil değil) öğrenim örnekleridir, çünkü bu diller o toplumlarda hayatta kalmak için gereklidir. İngilizce, ayrıca Nijerya, Hindistan, Singapur ve Filipinler (artı İspanyolca) gibi ülkelerdeki birçok insan için ikinci bir dildir, çünkü İngilizler bu ülkelerde birçok önemli işler yapmaktadır (Eğitim ve devlet işletmeleri de dahil olmak üzere) ve İngilizce öğrenmek, bu bağlamda başarılı olmak için gereklidir (Ancak bu ülkelerdeki bazı insanlar, evde kullanılan ana dilleri İngilizce ise, İngilizce'yi ilk dil olarak görebilirler)."

Ayrıca, yabancı bir dili, belirli bir ülkedeki pek çok insanın ana dili olmayan, okullarda bir eğitim aracı olarak kullanılmayan ve hükümette, medyada vb. yerlerde yaygın bir iletişim aracı olarak kullanılmayan bir dil olarak tanımlarlar. Yabancı dillerin yabancılarla iletişim kurmak veya basılı materyalleri okumak için genellikle okul dersi olarak öğretildiğini belirtmektedirler (Richards and Schmidt, 2002: 206).

Crystal (2003), birinci dil, ikinci dilden (Hükümette ya da Eğitimde olduğu gibi özel amaçlarla bir kişinin anadili haricinde kullandığı dil) ve yine yabancı dilden (bu tür bir özel bir algının olmadığı yerlerde ''Bazı ülkelerde yabancı dil kavramı yoktur'') ayırt edilebildiğini belirtmektedir. Ayrıca, son iki kavram arasındaki ayrımın evrensel olarak kabul edilmediğine (özellikle ABD'de değil) dikkat çekmektedir.

Stern (1983), ikinci dil kavramının olduğu bir ülkede kullanılan anadil harici bir dil ile anadil olmayan öğrenilmiş ve referansla kullanılan yerli olmayan bir dil arasında gerekli bir ayrım yapılması konusunda, bugün bir görüş birliği olduğuna inanmaktadır. 'İkinci' ve 'yabancı' kavramları arasındaki ayrımın belirli bir gerekçe bulunmasına rağmen, bazen yapılmak için yapılmış olduğu ve  bazende yanıltıcı olabildiğini savunmaktadır. Bu ayrımın, UNESCO gibi uluslararası örgütlerde İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dil sorunlarıyla ilgili tartışmalarda milliyetçi duyarlılıkları karşılamak için popüler olduğuna dikkat çekmektedir. Fasold ve Connor-Linton (2006), Falk (1978) ve Hudson (2000), iki terim için benzer tanımlar sağlar. O'Grady ve ark. (1384) 'ikinci' ve 'yabancı' terimlerin tam metninden bahsetmemekle birlikte, yerli olmayan dilleri öğretmede öğrenme ortamının rolü üzerinde durmaktadırlar.

Dolayısıyla "ikinci dil" ve "yabancı dil" arasındaki ayrım coğrafi ve çevresel bir ayrımdır. "İkinci dil durumu" ve "yabancı dil durumu" nu, iki tür dil olarak değil, iki öğrenme hali olarak belirtebiliriz. Yani bir yabancı dil her zaman yabancı bir dil değildir ve ikinci bir dil her zaman ikinci bir dil değildir. Ayrım coğrafi olduğu için, iki durum (ikinci dil öğrenmek ve yabancı dil öğrenmek) bir bölünmezlik olarak düşünülebilir. Bir uçta, öğrenicileri harici bir yardım almadan, hedef dil ortamında bulunup o dile direkt maruz kalınarak öğrenebilir (ikinci dil öğrenimi) ve diğer uçta, öğrenicileri o dili özel düzenlenmiş dil öğretimine ayarlanmış sınıflarda görebiliriz (yabancı dil öğrenimi).

Bir "ikinci dil", genellikle, yabancı bir dilin bulunmadığı bir ülke içinde resmi statüye veya tanınmış bir işleve sahiptir. Bu iki farklı durum sıklıkla bazı kitaplarda dikkat çekilen önemli sonuçlara sahiptir. Örneğin, Farsça Kürt halkı için ikinci dildir, ancak bunun tersi mevcut değildir, çünkü Kürtçe öğrenen anadili Farsça olan kişiler için Kürtçe bir ortam yoktur. Öte yandan İngilizce, her iki grup için de yabancı bir dildir, çünkü Kürtçe ve Farsça konuşan  insanlarla İngilizler arasında bir bağlantı yoktur. Bununla birlikte, İranlı bir kişi ABD'ye giderse, İngilizce onun için ikinci bir dili haline gelir. Böylece İran'a gelen İngiliz göçmenleri için Farsça ikinci bir dil, Farsça konuşanlar ise İngilizce'yi ikinci dil olarak öğrenirler. Kirmanşah'da, Anadili Farsça olanlar tarafından öğrenilen Kürtçe'den yabancı dil olarak değil ikinci dil olarak söz edebiliriz.

İkinci dil öğreniminin amaçları genellikle yabancı dil öğreniminden farklıdır. Ulusun siyasi ve ekonomik hayatına tam katılım için ikinci dil gereklidir, çünkü çoğunlukla resmi dil veya iki veya daha fazla tanınmış dil arasından biridir. Eğitim için gereken dil olabilir. Yabancı dil öğrenmenin amaçları arasında yurt dışına seyahat, ana dili konuşanlarla iletişim, yabancı edebiyat okumak veya bilimsel ve teknik eserleri takip etmek sayılabilir.

Yabancı dil ve ikinci dil öğretimi ve öğrenimi arasında bazı önemli farklılıklar vardır. İkinci dil öğrenmede, hem sınıfta hem de sınıf dışında öğrenme için bilgi alabilir. Çocuğun ilk dilini öğrenmesi gibi, öğrendiklerini kolayca kullanabilir, bu nedenle çok sayıda doğal pratik mümkündür.

İkinci dil öğrenenler genellikle ana dilde olmayan beceriler geliştirmede daha başarılıdır ve öğrenilenler topluluk içinde hayatı devam ettirmek için gerekli olabilir, bu nedenle motivasyon daha güçlüdür.

Bir dili öğrenmenin ana unsuru olan kültürelleşme, ikinci dil öğrenimi konusunda daha kolay olur ve dilin (iletişimsel rol yerine) duygusal rolü öğreniciler için daha kolaydır.

İkinci dil öğreniminin doğal koşullarından ziyade, yabancı dil öğrenimi için sınıfın planlanan durumunun başlıca özellikleri şunlardır:

Sınıfın psiko-sosyal talepleri: Okul sınıfı, öğrencinin grup süreçlerine, sınıf disiplinine ve prosedürlerine göre ayarlanmasını gerektirir. Öğrenci, sınırlı miktarda bireysel ilgi görür. Düzenli devamlılık gerektirir.

Önceden seçilmiş dil verileri: Öğretmen genellikle önceden seçilen hedef dil öğelerini tanıtır. Kendiliğindenliği sınırlıdır. Öğretmen, öğrenilecek dille ilgili belirli hedefleri gerçekleştirmeye çalışan planlanmış bir müfredat izler.

Gramer kuralları aktarılır. Öğretmen, bir dilbilgisel yapıyı açıklamak için ana dilde bir kural tanımlayabilir. Öğretmenin soyut kuralı anlaması, özümsemesi ve daha sonra uygulaması beklenir.

Gerçek dışı sınırlı durumlar. Sınıfta dil kullanımı durumları, sınıfın dışındaki dillere kıyasla çeşitlilik ve kapsam bakımından sınırlıdır. Kullanılan durumlar genellikle simüle edilir.

Eğitim yardımları ve görevleri. Öğrenmeye yardımcı olmak ve öğretmen hedeflerine ulaşmak için kitaplar, yazı veya bir dil laboratuarı kullanılabilir. Çalışma görevleri, sınıfta veya evde tamamlanacak şekilde verilebilir.

Yabancı dili ve ikinci dili öğrenme ve öğretmeyle ilgili motivasyon türü ve öğrenme ile edinim arasındaki farklılıklar gibi bazı konular da vardır.

Dil ve pedagojik edebiyatta edinim ve öğrenme arasında çoğunlukla bir ayrım vardır. Çocuklar anadillerine dair zihinlerinde daha önce hiçbir bilgi  bulunmadığından "edinmeci" olarak tanımlanırlar.  Diğer bir deyişle, yetişkinlerin ana dillerini öğrenmedikleri söylenir. Edinim doğal, bilinçsiz, ulaşılmamış ve muhtemelen çözümlenemez bir süreç olarak görülürken, öğrenme biraz yapay, genellikle bilinçli ve muhtemelen eğitim ve öğretime bağımlıdır.

Edinme ile öğrenme arasındaki ayrım bu tartışmada kullanılabilir, çünkü ikinci dil söz konusu olduğunda genel şartlar edinim fırsatları sunar, çünkü bu gayri resmi, özgür, yönsüz veya doğaldır. Öte yandan, yabancı dilde eğitim hizmeti, çoğunlukla öğrenim için fırsatlar sunabilir.

Yine de, yabancı dil öğrenimi söz konusu olduğunda edinim ve ikinci dil öğrenimi söz konusu olduğunda da öğrenim gerçekleşebilir. Örneğin, ABD'ye göç edenler, hedef dil ortamında dil öğretim sınıflarına katılabilir. Öte yandan, hedef dil ortamından uzak yabancı dil öğrenenler, örneğin yabancı radyo dinleyerek, edebiyatı okuyarak vb. gibi bazı noktalarda dili edinebilirler.