21 November 2018, Wednesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Türkçe

İçindekiler
  1. Türkçe hakkında 
  2. Türkçe dil ailesi
  3. Türkçe tarihi
  4. Türkçe'nin konuşulduğu yerler
  5. Türkçe fonoloji
  6. Türkçe dilbilgisi
  7. Türkçe kelime sayısı
  8. Türkçe yazı sistemi

Türkçe hakkında 

Güneydoğu Avrupa'da (çoğunlukla Doğu ve Batı Trakya'da) yaklaşık 10-15 milyon kişinin ve Batı Asya'da (Anadolu) 60-65 milyon kişinin ana dili Türkçe'dir. Türki dilleri arasında en yaygın şekilde konuşulandır. Türkiye dışında, Almanya, Bulgaristan, Makedonya, Kuzey Kıbrıs (sadece Türkiye tarafından tanınan), Yunanistan, Kafkaslar ve Avrupa'nın diğer bölgeleri ile Orta Asya'da çok daha küçük gruplar tarafından konuşulmaktadır.

Osmanlı Türkçesinin etkisi, batıya doğru (Osmanlı İmparatorluğu'nun idari ve edebi dili olarak kullanılan Türkçe'nin çeşitliliği) Osmanlı İmparatorluğu'nun genişlemesiyle birlikte yayılmıştır. 1928'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında Atatürk'ün Reformlarından biri olarak, Osmanlı Türk alfabesi, Latin alfabesi ile değiştirilmiştir.

Türkçe'nin ayırt edici özellikleri, ünlü uyumu ve sahip olduğu yoğun eklemeli olmasıdır. Türkçe'nin temel sözcük düzeni özne-nesne-fiildir. Türkçe'nin isim sınıfları veya dilbilgisel cinsiyet ayrımı yoktur. Türkçe, güçlü bir T-V (Sen ve Siz) ayrımı ve incelikli anlatım kullanımlarına sahiptir. Türkçe'de nezaket, sosyal mesafe, yaş, incelik veya muhataba karşı samimiyet derecesini belirten ikinci şahıs  zamiri kullanılır. Tek bir kişiye saygıyla hitap etmek için  ikinci çoğul şahıs zamiri ve fiil formları kullanılır.

Türkçe dil ailesi

Türkçe, Türki dil ailesinin bir alt grubu olan Oğuz diller grubunun üyesidir. Azeri, Türkmen, Kaşkay, Gagauz ve Balkan Gagauz Türkçesi bunlar arasındadır. Türkçe ile diğer Oğuz Türkçeleri arasında hayli yüksek bir karşılıklı anlaşılırlık mevcuttur. Türki dil ailesi, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Sibirya'da konuşulan yaklaşık 30 yaşayan dilden oluşur. Bazı dilbilimciler, Türki dillerin daha geniş bir Altay dil ailesinin bir parçası olduğuna inanırlar. Tüm Türki dil konuşanların yaklaşık %40'ı ana dil olarak Türkçe konuşanlardır. Ünlülerin uyumu, birleşiklik ve dilbilgisel cinsiyet eksikliği gibi Türkçe'nin karakteristik özellikleri Türki dil ailesi içinde ortak yönlerdir.

Türkçe tarihi

En eski bilinen Türk yazıları, modern Moğolistan'da bulunan üç anıtsal Orhun yazıtlarıdır. Prens Kül Tigin ve kardeşi İmparator Bilge Kağan'ın onuruna dikilen bu anıtlar 732 ila 735 tarihlerine kadar dayanır.  Ayrıca 720 ile 725 yılları arasında ordu komutanı olan Tonyukuk'un diktirdiği Bayn Tsokto yazıtı ile ilk önemli kayıtları oluşturmuşlardır. 1889 ve 1893 yılları arasında Orkhon Vadisi'ni çevreleyen daha geniş alanda Rus arkeologlar tarafından bu anıtların ve bunlarla ilişkili taş plakaların keşfedilmesinden ve kazılardan sonra, yazıtlarda kullanılan dilin, Eski Türk alfabesi kullanılarak yazıldığı ve Eski Türk dili olduğu tespit edilmiştir. Bu alfabenin,  Alman runik alfabelerine şekilsel  benzerliği nedeniyle "Türki runik" veya "runiforma" olarak  adlandırılmıştır.

Erken Orta Çağ'da ( 6-11. Yüzyıllar) Türklerin yayılması ile birlikte, Türk dillerini konuşan insanlar Orta Asya'dan göç ederek,  Sibirya'dan Avrupa'ya ve Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafi bölgeye ulaşmışlardır. Özellikle Oğuz Türklerinden Selçuklular, 11. yüzyılda kendi dillerini, bugünkü Türk dilinin doğrudan atası olan Oğuz dilini Anadolu'ya getirdi. Ayrıca, 11. yüzyılda Türki dillerinin ilk dilbilimcisi Karahanlı Hanlığı'ndan Mahmud el-Kaşgari, ilk kapsamlı Türki dili sözlüğünü ve Türki konuşanların coğrafi dağılış haritasını, Türki Lehçelerin özetini (Osmanlı Türkçe: Divânü Lügati't-Türk) yazmıştır.

Osmanlı Türkçesi

950 tarihinde Osmanlıların etnik ve kültürel ataları olarak görülen Karahanlılar ve Selçuklular tarafından İslam'ın kabulünü takiben bu iki devletin idari dili, Arapça ve Farsça'dan geniş bir kelime grubunu kendine aldı. Osmanlı döneminde Türk edebiyatı, özellikle de Divan şiiri, şiir ölçülerinin benimsenmesi ve çok sayıda kelime almakta dahil olmak üzere, güçlü bir şekilde Farsça'dan etkilenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde (1299-1922) edebi ve resmi dil, Osmanlı Türkçesi olarak adlandırılmıştır. Bu dil, önemli ölçüde farklı olan ve dönemin günlük Türkçesine göre pek anlaşılamayan, Türkçe, Farsça ve Arapça bir karışımdı. Kaba Türkçe olarak bilinen ya da toplumun daha az eğitimli, daha düşük ve kırsal kesimdeki insanları tarafından konuşulan günlük Türkçe'deki yerli kelime dağarcığının büyük bir kısmı modern Türk dili için temel oluşturmuştur.

Dil reformu ve modern Türkçe

Türkiye Modern Devletinin kuruluşundan ve alfabe reformundan sonra, Türk Dili Kurumu (TDK), 1932 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün himayesinde, Türkçeyi araştırmak amacıyla kuruldu. Yeni kurulan Kurumun görevlerinden biri, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri Türkçe karşılıkları ile değiştirilmesi için bir dil reformu başlatmaktı. Dernek, basında çıkan ithal kelimelerin kullanımını yasaklayarak yüzlerce yabancı kelimenin dilden kaldırılmasını başardı. TDK tarafından dile getirilen yeni kelimelerin çoğunun Türki köklerinden türetildiği gibi, yüzyıllar boyunca kullanılmayan Eski Türkçe kelimeleri yeniden canlandırmayı da uyguladı.

Bu ani dil değişikliği nedeniyle, Türkiye'de yaşlılar ve gençlerin kelime dağarcığında farklılıklar meydana geldi. 1940'lı yıllardan önce doğan nesiller daha eski Arapça veya Farsça kökenli terimleri kullanmaya meylederken, genç nesiller yeni ifadelerden yana yöneldiler. Atatürk'ün 1927'de yeni Parlamentoya yapmış olduğu uzun konuşması, ironik olarak, Atatürkün kullandığı Osmanlı tarzından dolayı ilerleyen yıllardaki dinleyicilere çok yabancı gelmiştir. Bundan dolayı bu metin önce 1963'te, sonra 1986'da ve son olarak da 1995'te olmak üzere 3 kez modern Türkçeye çevrilmek zorunda kalmıştır.

Son birkaç on yıl, TDK başta İngilizce'den olmak üzere dile giren teknolojik ve yeni kavramlara Türkçe ifade eden kelimeler üretmek için çalışmalarına devam etmiştir. Bu yeni kelimelerin çoğu, özellikle bilgi teknolojisi terimleri, yaygın bir kabul görmüş durumdadır. Bununla birlikte, TDK zaman zaman kulağa yapay ve yapmacık gelen sözcükler üretmekle eleştirilmiştir. "Siyasi parti" anlamında kullanılan Fırka'nın yerini alan "bölem" gibi daha önceki bazı değişiklikler de halkın kullanmaması ile başarısız oldu (fırka yerine Fransızca'dan alınan parti kabul gördü). Eski Türkçe'den restore edilen bazı kelimeler özel anlamlar taşıdılar; örneğin betik (orijinal anlamda "kitap") bilgisayar bilimlerinde "senaryo, yazım" anlamına gelmektedir.

TDK tarafından türetilen kelimelerin birçoğu eski eş anlamlıları ile birlikte yaşamaktadır. Bu genellikle bir yabancı kelime orjinal anlamıyla değiştirildiğinde meydana gelmektedir. Örneğin,  Farsça'dan dard (درد "acı") alınarak, 'sorun, problem, bela' anlamına gelen 'Dert' kullanılmıştır; oysa ki asli Türkçe'de fiziksel acı için 'Ağrı' kelimesi kullanılmaktadır. Bazen yabancı kelime, asli Türkçe'den biraz farklı bir anlam taşır ve bu durum, Cermen ve Roma kelimelerinin İngilizce'de bir arada bulunmasına benzer bir durum oluşturur. 

Türkçe'nin konuşulduğu yerler

Türkçe, anadil olarak Türkiye'deki Türkler tarafından ve diğer 30 ülkede ise Türk diasporası (Göçmenler,Gurbetçiler) tarafından konuşulmaktadır. Türk dili, Azerbaycan ve diğer Türki dilleri ile karşılıklı anlaşılırdır. Özellikle, Türkçe konuşan azınlıklar, daha önce (kısmen veya tamamen) Osmanlı İmparatorluğuna ait olan Bulgaristan, Kıbrıs, Yunanistan (özellikle Batı Trakya'da), Makedonya Cumhuriyeti, Romanya ve Sırbistan gibi ülkelerde mevcuttur. Almanya'da iki milyondan fazla Türkçe konuşan yaşamaktadır; Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Hollanda, Avusturya, Belçika, İsviçre ve Birleşik Krallık'ta önemli düzeyde Türkçe konuşan topluluklar bulunmaktadır. Ev sahibi ülkelerdeki Türk göçmenlerin kültürel olarak asimile edilmesinden dolayı, tüm etnik Türk göçmenleri anadil akıcılığıyla konuşmamaktadır.

2005 yılında 67 milyonluk Türkiye nüfusunun yaklaşık %93'ünün, anadilinin Türkçe olduğu belirlenmiştir, Kürtçe dilleri ise geriye kalan kısmını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye'de dilsel azınlıkların çoğu iki dilli olup yerli akıcılığıyla Türkçe konuşmaktadırlar.

Türkçe resmi dili

Türkçe, Türkiye'nin resmi dili ve Kıbrıs'ın resmi dillerinden biridir. Aynı zamanda, Kosova Prizren Bölgesi'nde ve Makedonya Cumhuriyeti'nin üç belediyesinde, Türkçe konuşan yerel nüfus yoğunluğuna dayalı resmi (ancak birincil olmayan) statüye sahiptir.

Türkiye'de Türkçeyi düzenleyici kurum, 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adı altında kurulan, Türk Dil Kurumu ya da kısaca bilinen adıyla TDK'dır. Türk Dil Kurumu, dilsel saflaşma ideolojisinden etkilenmiştir. Asıl görevlerinden birisi, yabancı sözcüklerin ve yabancı dil bilgisi yapılarının Türk kökenli eşdeğerleri ile değiştirilmesidir. Bu değişiklikler, 1928'de yeni Türk alfabesinin kabulüyle birlikte bugün konuşulan modern Türk dilini şekillendirdi. TDK, Milli Eğitim Bakanı'nın başkanlığının altına alınması şartıyla, 1951'de bağımsız bir kurum haline geldi. Bu statüsü, 1980 askeri darbesinin ardından, 1982 anayasasında tekrar bir hükümet organı haline getirildiği Ağustos 1983 yılına kadar devam etti.

Türkçe lehçeleri

Modern standart Türkçe, İstanbul ağzına dayanır. Ağızsal farklılıklar, kitlesel medyada kullanılan standardın ve 1930'lardan bu yana Türk eğitim sisteminin etkisine rağmen devam etmektedir. Akademik olarak, Türkiye'den araştırmacılar sıklıkla ağız veya şive olarak Türk lehçelerine atıfta bulunurlar ve bu da  zaten o  sözcüklerle kaplı olan dilsel  aksan kavramlarında belirsizliğe neden olur. Türk lehçelerini araştıran projeler, birçok üniversitenin yanı sıra Türk Dil Kurumu'nun özel bir çalışma grubu tarafından yürütülmektedir. Günümüzde, Türk dilinin kapsamlı bir ağız atlasına dair araştırmalar ve  derlemeleri yayımlamak için  çalışılmalar devam etmektedir.

Rumelice, Rumeli'den gelen göçmenler tarafından konuşulur ve kuramsallaştırılmış Balkan sprachbund'undan (Dil Birliği) etkilenen Ludogorie (Deliorman), Dinler ve Adakale'nin çeşitli lehçelerini içerir. Kıbrıs Türkçesi, Kıbrıs Türklerinin ağzıdır ve Kıbrıslı Türkler tarafından konuşulmaktadır. Ege ağzı, Antalya'ya kadar olan kullanımı ile Ege Bölgesi'nde konuşulur. Akdeniz Bölgesi göçebe Yörükleri de kendi ağızlarına sahiptir. Bu grup, Makedonya, Yunanistan ve  Avrupa'da Balkan Gagauz Türkçesini konuşan  Türk Yörük göçebeleri  ile karıştırılmamalıdır.

Güneydoğu ağzı, Mersin'in doğusunda kalan güneydoğu bölgesinde konuşulur. Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir ağız olan Doğu ağzı, bir ağızsal sürekliliğe sahiptir. Kazakistan, Azerbaycan ve Rusya'da ve birkaç Orta Asya ülkesinde yaşayan (Meskhetian) Ahıska Türkleri de kökenleri Kars, Ardahan ve Artvin bölgelerine ve Azerbaycan'ın dili olan Azericeyle benzerlik gösteren Doğu Anadolu ağzıyla Türkçe konuşurlar .

İç Anadolu'da İç Anadolu ağzı konuşulur. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde konuşulan ve esas olarak Trabzon lehçesinde temsil edilen Karadeniz ağzının içinde, Yunanca'dan gelen telaffuz ve sözdizimi etkisini gösterir; Laz lehçesi olarak da bilinir (Laz diliyle karıştırılmamalıdır). Kastamonu ağzı, Kastamonu ve çevresinde konuşulur. Karaman Türkçesi, Yunanistan'da konuşulmaktadır.  'Kαραμανλήδικα' Karamanlides adlı Karamanlılar için edebi standarttır.

Türkçe fonoloji

Ünsüzler

Türkçe imlada yumuşak g olarak adlandırılan ve (ğ) diye yazılan ses birimi, yuvarlak sesli harfler arasında bir ünlü dizisini veya oldukça zayıf bilabial (alt ve üst Dudaksı) bir yarı sesli harfi, yine düz ön sesliler ve ağzın başka yerlerinden çıkan sesliler arasında, zayıf bir yarı damak sesini temsil eder. Bir sözcüğün veya hecenin başına asla gelmez, ancak her zaman bir sesli harf alır. Sözcük sonlandığında veya başka bir ünsüzü takip ettiğinde, takip eden sesli harfi uzatır.

Asli Türki kelimelerde [c], [ɟ] ve [l] sesleri [k], [ɡ] ve [t] ile tamamlayıcı dağılım gösterir; İlk gruptakiler, ince ünlülere bitişik iken ikinci gruptakiler, kalın ünlülere bitişik çıkarlar. Bununla birlikte, ithal kelimelerde ve özel isimlerde, bu ses birimlerinin ağızdan çıkış yerleri genellikle tam kestirilemez. Böyle kelimelerde, [c], [ɟ] ve [l] sıklıkla kalın ünlülerle ortaya çıkar: Bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

Türkçe ünsüz yumuşaması

Türkçe yazım, son durakları titreşimsizleştirerek yansıtır; bu nedenle / bd dʒ ɡ / gibi son sesliler, bir kelimenin sonunda veya bir sessizin önünde [pt tʃ k] şeklinde titreşimsizleşir, ancak bir sesli harf önünde gelirse sesliliğini korur. Yabancı kelimelerde, / k / harfinin sesli eşdeğerliği / g / harfidir; Yerli sözcüklerde ise yumuşak / ğ /'dir.

Dönüştüğü harfDönüşen harfKelimenin dönüşmüş haliKelimenin orjinal haliE-haliİngilizce 
bp*kitabkitapkitababook (yabancı)
cç*ucucatip
dt*budbutbudathigh
gk*rengrenkrengecolor (yabancı)
ğk*ekmeğekmekekmeğebread


Bu, Almanca ve Rusça gibi dillere benzer, ancak Türkçe'de, yazım genellikle sesle uyumlu şekilde yapılır. Bununla birlikte seslendirmede karıştırmalar, isim anlamında kullanılan ad / at /  (e- hali  ada)  ile  at / at / ' binek at', e- hali ata) gibi birkaç durumda, alttaki form yazımda anlaşılır hale gelir. Diğer istisnalar od: ateş, ot: bitki, sac: metal levha, saç: kafadaki saç' tır. Yabancı kelimelerin çoğu, kitap örneğindeki gibi, yazıldığı gibi okunur ancak hajj 'hac', şad 'mutlu' ve yad 'el, yabancı' gibi bazıları da alt biçimlerini gösterirler.

İki veya daha fazla heceye sahip olan ve sözlükteki formunda /k/ harfi ile biten kökeni Türkçe olan isimlerin hemen hemen tümü, aslında alt formda, yumuşak /ğ/'dir. Ekmek = Ekmeğ örneğinde olduğu gibi.  Bununla birlikte, çoğu fiil ve tek heceli isimler ise alt form biçimiyle / k / 'dır.

Sesli harfler

Türkçenin sesli harfleri alfabetik sıraya göre, a, e, ı, i, o, ö, u, ü şeklindedir. Türkçe ünlü sistemi, sesler üç özellik ile nitelendirildiğinden, üç boyutlu olarak değerlendirilebilir: İnce ve kalın ünlüler, yuvarlak ve düz ünlüler ve son olarak ağız açıklığına göre Geniş ve Dar ünlüler. Gerçekte, (a) ünlüsünün ince ünlü hali olan (e) ünlüsü, çoğunlukla /æ/ ikisi karışık şekilde telaffuz edilir (tıpkı Azerbaycan (ә)'sı gibi).

Dilin tek ikiz ünlülüğü (İng. Diphtong 'Diftong') genellikle / j / ve bir sesli harf dizisinin alçalan ikiz ünlülerinde incelenebilir. 

Sesli uyumu

Türkçe sesli uyumuİnce seslilerKalın sesliler
Düz seslilerYuvarlak seslilerDüz seslilerYuvarlak sesliler
Sesli harfe iü öa ıuo 
İkiek(Basit sistem)ea
Dörtek(Kompleks sistem)iüıu


Asli bir Türkçe sözcük için, ister kalın sesli harfleri (a, ı, o ve u) ister ince sesli harfleri (e, i, ö ve ü) içersin, ünlü uyumu Türkçede bir ilkedir. Ünlü kalıpları, yukarıdaki tabloda gösterilmektedir.

Dil bilgisindeki ekler "bukalemun benzeri bir özelliğe" sahiptir ve aşağıdaki ünlü uyumu kalıplarından birine uymak zorundadır:

  • İki ek (-e / -a):  -de haline (Yer belirten) ait son eklerdir, örneğin, ince ünlüden sonra -de ve kalın ünlüden sonra -da olur. 
  • Dört ek (-i / -ı / -ü / -u): İsmin -in halinin (Sahiplik) son ekleridir, örneğin, düz ünlülerden sonra (sırasıyla ince veya kalın), -in veya -ın şeklindedir; yuvarlak seslerden sonra -ün veya -un olur. 

Aşağıdaki örnekler, özne ve tümleç arasında bağ görevi yapan  -dir  eki üzerinedir. ("[o] dur''), pratik olarak ünlü uyumu ilkesini anlatır; Türkiye'dir, kapıdır, gündür, paltodur örneklerinde olduğu gibi.

Ünlü uyumu kurallarında bazı istisnalar vardır. Bileşiklerde, bileşiği oluşturan sözcükler arasında, ünlülerin uyum sağlamasına gerek yoktur. Bu + gün ("bugün") veya baş + kent (Başkent) gibi formlar kullanılabilirler. Ek olarak, sesli uyumu, yabancı sözcüklerde, -yor (şimdiki zaman) ve -bil- (ihtimal) gibi bazı değişmez ekler için de geçerli değildir. Bununla birlikte, bazı yabancı kelimeler (Arapça'dan geçen  Mümkin "mümkün" ve Farsça'dan geçen durbin 'dürbün'), kısmen veya tamamen ünlü uyumu sergilemektedir. 'Anne' gibi kurallara uymayan birkaç yerli Türkçe kelime de vardır. Böyle kelimelerde, son ekler son ünlü ile uyum gösterir: annedir örneğinde olduğu gibi. Bununla birlikte, Arapça ve Fransızca'dan geçen birçok sözcük, bitişteki kalın ünlülerden sonra ince ünlü sonekler alırlar: örneğin 'halsız, meçhuldur ve harflar' olmalıyken, halsiz (hal + siz), meçhuldür (meçhul+dür), harfler (harf+ler) olmuştur. 

  • Ünlü uyumuna uymayan asli Türkçe olan bir bileşik kelime: Orta + köy (ortaköy).
  • Ünlü uyumunu ihlal eden bir yabancı kelime: viyadük (Fransızca viaduc) 
  • Sahiplik soneki -i son ünlü ile uyum gösterir (ve k'yı değişimli olduğu ünsüzü (ğ) ile yumuşatır): viyadüğü 

Vurgu

Vurgu genellikle son hecede uygulanır. İstisnalar arasında, özellikle İtalyanca ve Yunanca'dan geçen bazı sonek bileşimleri, yabancı sözcükler ve bunların yanı sıra, durma ünlemleri, zarflar ve birçok özel isim bulunur. Sözü edilen yabancı kelimelerde genelde sondan bir önceki hecede vurgulama yapılır; loˈkanta, isˈkele gibi. Özel  isimlerdeki vurgu daha az öngörülebilirdir; İsˈtanbul, An'kara gibi.

Türkçe dilbilgisi

Türkçe eklemeli bir dildir. Ön ekler ve özellikle son ekleri sıkça kullanır. Bir sözcükte birçok ekleme olabilir ve bunlar, bir isimden  bir fiil üreterek veya bir fiil kökünden bir isim yaparak yeni kelimeler oluşturmak için kullanılabilir. Çoğu ek, kelimenin dilbilgisel işlevini gösterir. Yalnızca sıfat ve zarflarla kullanılan Türkçe kökenli önekler: sım+sıcak, mas+mavi  gibi örneklerdeki  kuvvetlendirici hecelerdir.

Eklerin kapsamlı kullanımı, uzun kelimelere yol açabilir, örn. "Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdanmışsınız," siz "Çekoslovak'a dönüşümünü başaramadığımız kişilerden biriymişsiniz" anlamına gelir. Bu kelime tasarlanmış olsa da, gazetelerin anma sütununun şu başlığındaki gibi, normal Türkçe'de uzun kelimeler sık ​​sık görülür: Bayramlaşamadıklarımız. Bir başka örnek de, İngilizce Türkçe Yazım Kılavuzunun (İmlâ Kılavuzu) başlığının son kelimesinde görülebilir: Dilde birlik, ulusal birliğin vazgeçilemezlerindendir. "Dil bütünlüğü vazgeçilmezler arasındadır, milli birliktelik - Dilsel birlik ulusal birliğin asgari bir unsurudur" anlamında kullanılmıştır.

Türkçe isimler

Türkçe'de belirli artikeller bulunmamakla birlikte, kelime sonlarında ismin "i" hali  kullanıldığında nesnenin belirliliği ima edilmiş olur. Türkçe isimler, Latince'de olduğu gibi sonlarına hal takısı alarak çekimlenebilirler. Türkçe'de tüm sonekleriyle ünlü uyumuna uyan altı isim hal takısı vardır. İsmin hemen arkasına herhangi başka bir takı veya ek getirilmeden eklenen (ler ) çoğul takısıdır. ''Köyler'' örneğindeki gibi.

HalSon ekÖrneklerİngilizce anlamı 
köy "village"ağaç "tree"
Yalın halØ köyağaç(the) village/tree
-in hali-in köyünağacınthe village's/tree's
of the village/tree
-e hali-e köyeağacato the village/tree
-i hali-i köyüağacıthe village/tree
-den hali-den köydenağaçtanfrom the village/tree
-de hali-deköydeağaçtain the village/on the tree


-İ hal takıları belirli nesneler için kullanılır; (bir) ağaç gördük ile ağacı gördük  cümlelerini karşılaştırın. Çoğul takısı  -ler genelde bir sınıf veya kategori  ima edildiğinde kullanılmaz: ağaç gördük, (ormana doğru yürüdükçe) [ağaçlar gördük]  cümlesindeki ağaç kelimeleri anlamda eş iken,  'ağaçları gördük' cümlesindeki ile aynı değildir.

Ağaç kelimesinin çekimlemesi, Türk fonolojisinin iki önemli özelliğini göstermektedir: son eklerde ünsüz benzeşimi (ağaçtan, ağaçta) ve ünlülerden önceki  son ünsüzlerin seslendirilmesi  (ağacın, ağaca, ağacı).

Buna ek olarak, isimler, kişiyi belirleyen ekler de alabilir: Örneğin, -imiz, "bizim". Özne ve nesne arasındaki bağlacın eklenmesiyle (örneğin -im, benim ") tam cümleler oluşturulabilir. Soru eki  "mi", sorgulanan kelimenin hemen arkasından gelir: köye mi? , Ağaç mı? sorularındaki gibi.

Türkçeİngilizce
ev(the) house
evler(the) houses
evinyour (sing.) house
evinizyour (pl./formal) house
evimmy house
evimdeat my house
evlerinizinof your houses
evlerinizdenfrom your houses
evlerinizdendi(he/she/it) was from your houses
evlerinizdenmiş(he/she/it) was (apparently/said to be) from your houses
Evinizdeyim.I am at your house.
Evinizdeymişim.I was (apparently) at your house.
Evinizde miyim?Am I at your house?


Kişi zamirleri

Yalın haldeki Türkçe şahıs zamirleri Ben (1. Tekil), Sen (2. Tekil), O (3.Tekil), Biz (1.Çoğul), Siz (2. Çoğul veya resmi / kibar) ve Onlar'dır (3.Çoğul). Bazı istisnalar dışında düzenli olarak çekimlenirler: benim (1. Tekil -in hali); Bizim (1. Çoğul -in hali); Bana (1. Tekil e hali); Sana (2. Tekil -e hali). Diğer tüm zamirler (dönüşlü zamirler dahil) düzenli olarak çekimlenirler.

Türkçe tamlama

İki isim veya isimler grubu, iki şekilde birbiriyle birleştirilebilir:

 Belirtili tamlama (Belirli (Sahiplik) birleşik); örneğin Türkiye'nin sesi  (radyo istasyonu) : Türkiye'ye ait ses anlamındadır. Burada ilişki, ilk isme eklenen  -in hali tarafından gösterilir; ikinci isim üçüncü şahıs - i son ekine sahiptir.

Belirsiz (niteleyici) birleşik, belirtisiz tamlama; Örneğin Türkiye Cumhuriyeti : Türkiye'ye ait cumhuriyet değil, Cumhuriyet'in kendisi Türkiye'dir. Burada ilk isim hiçbir bitişe sahip değildir; fakat ikinci isim belirli tamlamadaki gibi -i 3. tekil son eki alır.

Aşağıdaki tablo bu kuralları göstermektedir. Bazı durumlarda bileşikleri oluşturanların kendileri birleşiktir; Açık olması için bu yan birleşikler [köşeli ayraçlar] ile işaretlenmiştir. Bağlantılı son eklerin altı çizilidir. İkinci isim grubu zaten bir iyelik ekine sahip ise (kendi başına bir birleşik olması nedeniyle) başka ek eklenmeyeceğini unutmayın.

Son örnekte görüldüğü gibi, niteleyici ifade bir isim veya isim grubundan ziyade bir isim cümlesi de olabilir.

Her iki ismin son ek almadığı, isimleri birbirine bağlayan üçüncü bir yol daha vardır (takısız tamlama). Ancak bu durumda, ilk isim bir sıfat gibi hareket eder. Demir kapı,  elma yanak,  kömür göz örneklerinde görüldüğü gibi.

Türkçe'de sıfatlar

Türkçe sıfatlar çekim almazlar. Bununla birlikte, çoğu sıfat  isim olarak da kullanılabilir, ancak bu durumda bunlar çekim alabilirler: örneğin; güzel sıfat iken, güzeller isim olur. Niteleyici olarak kullanılan, sıfatlar, değiştirdikleri isimlerden önce gelir. İngilizlerin "there is" ya da "have" kullandığı  her durumda, 'var' (mevcutluğu) yada 'yok' (varolmama) sıfatları kullanılır. Örneğin süt yok  (Sütün olmamasını ifade ederken edebi olarak, süt mevcut değildir manasındadır); Yapı "1. isim  -i halinde, 2. isim  -mümkünlük, var / yok terimi,  "isim 1'in isim 2'ye sahip olup/olmadığını bildirir. İmparatorun elbisesi yok;  imparator-kıyafet-var olmayan, Kedimin ayakkabıları yoktu, "kedi- benim- ayakkabı-çoğul eki -var olmayan -geçmiş zaman eki şeklinde çözümlenebilir.

Türkçe'de fiiller

Türkçe fiiller kişiyi belirtir. Olasılık (ebilmek) veya olasılık dışı (ebilememek) ile olumsuz  yapılabilirler. Ayrıca, Türkçe fiiller (şimdiki, geçmiş, gelecek ve geniş) zamanları, (şart, emir, sebep-sonuç, gereklilik ve istek) durumlarını ve derecelerini gösterirler. Olumsuzlaşma, kökten hemen sonra gelen kelime içi ek-me ile ifade edilir.

Türkçeİngilizce
gel-(to) come
gelebil-(to) be able to come
gelme-not (to) come
geleme-(to) be unable to come
gelememişApparently (s)he couldn't come
gelebilecek(s)he'll be able to come
gelmeyebilir(s)he may (possibly) not come
gelebilirsenif thou can come
gelinir(passive) one comes, people come
gelebilmeliydinthou shouldst have been able to come
gelebilseydinif thou could have come
gelmeliydinthou shouldst have come


Hemen hemen tüm Türkçe fiiller aynı şekilde birleşirler; en dikkat çekici istisna, düzensiz ve kusurlu (tüm çekimleri yapılamayan) fiil -i halinde olmasıdır. Türkçe bağlaçlar (İngilizce'deki to be 'olmak' yapısında olduğu gibi ) birleşik yapılarda kullanılabilirler (kısaltılmış biçimine 'önceki kelime ile birleşen denir') : Gelememişti = Gelememiş idi = Gelememiş + i- hali + -di.

Fiil zamanları

Türkçe'de 9 basit ve 20 bileşik zaman vardır. Bunlar; Basit geçmiş (di'li geçmiş), sebep-sonuç geçmiş (miş'li geçmiş), şimdiki sürekli, geniş (aorist), gelecek, dilek, talep, gereklilik (mecburi) ve emirdir. Bileşik formların üç grubu vardır. Öykü (hikaye) yukarıdaki formların (emir hariç) görülmüş geçmiş, söylenti (rivayet)  yukarıdaki formların (geçmiş zaman ve emir hariç olmak üzere) görülmemiş geçmiş, şartlı dilek (koşul) ilk beş temel zaman cümlesinin şart formudur. Aşağıdaki örnekte, 2. tekil şahıs çekimli git fiili gösterilmektedir.

İngilizce basit halBasit zamanHikayeRivayetKoşul
you wentgittingittiydingittiysen
you have gonegitmişsingitmiştingitmişmişsingitmişsen
you are goinggidiyorsungidiyordungidiyormuşsungidiyorsan
you (always) gogidersingiderdingidermişsingidersen
you will gogideceksingidecektingidecekmişsingideceksen
(I wish) you gogitsengitseydingitseymişsin
gogidesingideydingideymişsin
you must gogitmelisingitmeliydingitmeliymişin
go (command)git


Fiilin köküne, bazı fiiller (bil veya ver gibi) ekleyerek oluşturulan sözde birleştirilmiş fiiller de vardır. "Bil" yeterlilik halidir. İngilizce yardımcı fiiller "able to: ebilmek", "can: ebilmek" ya da "may: ebilmek" eşdeğerleridir. 'Ver' hızlılık, 'kal' süreklilik ve 'yaz' yaklaşıklık ("neredeyse") durum halidir. gittin gidebildin, gidiverdin, gideyazdın bu fiillere örnek gösterilebilir. Birleştirilmiş fiill zamanları diğer fiiller ile aynıdır.

Öznitelik fiiller (parçacıklar)

Türkçe fiiller niteleyici biçimlere de sahiptir. Bunlar, şimdiki zamanda (-en ), gelecek zamanda (-ecek), dolaylı / sebep-sonuç anlatan geçmiş (-miş) ve geniş zamanda (-er veya -ir)'dır. Bu formlar sıfat veya isimler gibi işlev görebilir: oynamayan çocuklar - oynamayanlar, Okur yazar - okur yazarlar örnekleri gibi.

Niteleyici fiillerin en önemli işlevi, çoğu Avrupa dilinde bulunan, sıfat cümlelerine (Yan cümle) eşdeğer tamlayıcı cümleler oluşturmaktır. Bu yapılarda kullanılan niteleme biçimleri, hem şimdiki hem de geçmiş anlamları kapsayan, -ecek (gelecek) ve daha eski bir form olan (-dik) 'dir. Aşağıdaki tabloda, dilbigisel durumuna göre örnekleri sunulan,  bu " Özel ya da sıfat ortaçları" nın kullanımı, İingilizce'deki sıfat cümleciği (Relative Clause) yapısına eşdeğer olarak görülebilir. 

Kelime sırası

Basit cümlelerdeki kelime sırası, İngilizce'den farklı ancak Korece ve Latince'de olduğu gibi, genellikle Özne-nesne-fiil biçimindedir. Daha karmaşık cümlelerde, temel kural, niteleyenin nitelenenden önce gelmesidir. Bu ilke, önemli bir özel durum olarak, yukarıda tartışılan öğesel tamlayıcıları içerir. Belirli olan belirsiz olandan önce gelir:  çocuğa hikâyeyi anlattı; hikâyeyi bir çocuğa anlattı.

Belirli bir kelimenin veya deyimin önemini vurgulamak için sözcük sırasını değiştirmek mümkündür. Ana kural, istisnasız olarak, fiil önündeki kelime vurguya sahiptir. Örneğin, "Hakan okula gitti" diyen biri, "okul" kelimesine (dolaylı nesne okul) vurgu yaparak  Hakan'ın okula gittiğini anlatmak istemiştir. Vurgu "Hakan'a" (Özneye)  yapılacaksa, "Okula Hakan gitti" denmelidir.

Türkçe kelime sayısı

Türk Dili Derneği tarafından yayımlanan resmi Türkçe Dili Büyük Türkçe Sözlüğün son 2010 baskısında 616.767 kelime, ifade, terim ve isimler yer almıştır.

Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Türkçe'nin resmi dili olan Güncel Türkçe Sözlüğün 2005 baskısı 104.481 kelimeyi içermekte olup bunlardan %86'sı Türk, %14'ü yabancı kökenlidir. Türkçe kelime dağarcığına en fazla katkıda bulunan Arap, Fransız, Fars, İtalyan, İngiliz ve Yunan dilleri olmuştur.

Sözcük yapımı

Türkçede isimlerden ve fiil köklerinden yeni kelimeler oluşturmak için yaygın olarak ekleme yöntemini kullanılır. Türkçe kelimelerin çoğunluğu, nispeten daha az sayıdaki bir çekirdek sözcük grubuna, türetilmiş son eklerin uygulanmasından oluşmaktadır.

Bağımsız bir kökten türetilen örnek sözcükler kümesi:

TürkçeEkİngilizceKelime sınıfı
gözgözeyeİsim
gözlükgöz + -lükeyeglassesİsim
gözlükçügöz + -lük + -çüopticianİsim
gözlükçülükgöz + -lük + -çü + -lükoptician's tradeİsim
gözlemgöz + -lemobservationİsim
gözlemcigöz + -lem + -ciobserverİsim
gözle-göz + -leobserveFiil (emir)
gözlemekgöz + -le + -mekto observeFiil(mastar)
gözetlemekgöz + -et + -le + -mekto peepFiil(mastar)


Bir başka örnek, fiil kökten başlar:

TürkçeEkİngilizceKelime sınıfı
yat-yat-lie downFiil (order)
yatmakyat-makto lie downFiil (infinitive)
yatıkyat- + -(ı)kleaningSıfat
yatakyat- + -akbed, place to sleepİsim
yatayyat- + -ayhorizontalSıfat
yatkınyat- + -gıninclined to; stale (from lying too long)Sıfat
yatır-yat- + -(ı)r-lay downFiil (emir)
yatırmakyat- + -(ı)r-makto lay down something/someoneFiil (mastar)
yatırımyat- + -(ı)r- + -(ı)mlaying down; deposit, investmentİsim
yatırımcıyat- + -(ı)r- + -(ı)m + -cıdepositor, investorİsim


Yeni kelimeler sık sık, varolan iki sözcüğü, Almanca'daki gibi, birleştirerek oluşturulur. Bileşik kelimelerin birkaç örneği aşağıda verilmiştir:

TürkçeİngilizceBileşik kelimeAnlamı
pazartesiMondaypazar ("Sunday") and ertesi ("after")after Sunday
bilgisayarcomputerbilgi ("information") and say- ("to count")information counter
gökdelenskyscrapergök ("sky") and del- ("to pierce")sky piercer
başparmakthumbbaş ("prime") and parmak ("finger")primary finger
önyargıprejudiceön ("before") and yargı ("splitting; judgement")fore-judging


Türkçe yazı sistemi

Türkçe, 1928'de, Atatürk tarafından tanıtılan Latince alfabe, Pers-Arap alfabesinin bir versiyonu olan Osmanlı Türk alfabesinin yerini alacak şekilde oluşturulmuştur. Osmanlı alfabesi, yalnızca uzun, ā, ū  ve î olmak üzere üç farklı sesli harf ve bir kaç gereğinden fazla sessiz harfe ve z'nin (Arapça'da belirgin olan fakat Türkçe'de gerekli olmayan) bir kaç farklı varyasyonuna sahipti. Arapça yazımda kısa ünlü eksikliği, sekiz ünlüye sahip olan Türkçe için özellikle uygun olmadığı iddia edilmiştir.

Alfabe reformu, dönemin kültürel reformlarında önemli bir adım oldu. Yeni alfabe hazırlama ve Türkçe'ye özgü sesler için gerekli değişiklikleri yapılması görevi, önde gelen dilbilimciler, akademisyenler ve yazarlardan oluşan bir Dil Komisyonuna verildi. Yeni Türk alfabesinin tanıtılması, ülke genelinde açılan halk eğitim merkezleri, yayın şirketleri ile işbirliği ve Atatürk'ün kendisinin harfleri tanıtarak, yeni harfleri halkın öğrenmesinde ülkeyi teşvik ederek destekledi. Sonuç olarak, Üçüncü Dünya Ülkeleri seviyelerinde olan okur yazarlık oranında çarpıcı bir artış gerçekleşmiştir.

20. yüzyıl reformundan önce, Latin Alfabesi eğitim amaçlı olarak Türkçeye uygulandı. Frang Bardhi tarafından 1635 yılında hazırlanan Latince-Arnavutça sözlük eserine bir ek olarak, Türkçe'deki deyişleri eklemiştir (örn. Alma ağatsdan irak duschamas- "Bir elma, ağacından uzağa düşmez").

Türkçe'nin artık dilin seslerine uygun bir alfabesi vardı. Yazım  büyük oranda ses birimseldi ve her bir sese karşılık gelen bir harfe sahip olmuştu. Harflerin büyük bir kısmı İngilizce'deki haliyle kullanılıyordu, ana istisnalar ⟨c⟩, (dʒ] (⟨j⟩, Farsça ve Avrupa yabancı kelimelerde bulunan [ʒ] için kullanılmaktaydı); ve [ɯ] 'yı temsil eden noktasız (ı) mevcuttu.  Almanca'da olduğu gibi ⟨ö⟩ ve ⟨ü⟩  [ø] ve [y] ile temsil ediliyordu. İlke olarak  ğ harfi, [ɣ] 'ı ifade etmekteydi, ancak kendinden önceki sesli harfleri uzatma ve  kendi ardından gelen herhangi bir sesli harfi asimile etme özelliğine sahipti. Sırasıyla ş  ve ç  harfleri [ʃ] ve [tʃ] ,le temsil ediliyordu. Nerdeyse sadece Arapça ve Farsça'dan geçen kelimelerdeki (k,g ve l)  sessiz harflerinden sonra [c], [ɟ] ve [l] harflerine atıf yapıldığında kalın ünlülerin üzerine bir inceltme işareti konulurdu. Özel adları çekim eklerinden ayırmak için bir kesme işareti kullanılmaktaydı; örneğin İstanbul'da (ancak türetici eklere eklenmez, örneğin İstanbullu).

Türk alfabesi 29 harften oluşmaktadır (q, x, w yoktur ve ç, ş, ğ, ı, ö, ü eklenmiştir); Tam liste şöyledir:

a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, ı, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y,ve z (i'nin büyük hali İ ve I'nın küçük hali ı'dır.)

Yukarıda anlatılan Türkçe harfler ve heceler bu tabloda gösterilmiştir:

Türkçe TelafuzAnlamı
Cağaloğluˈdʒaːɫoːɫu[İstanbul district]
çalıştığıtʃaɫɯʃtɯˈɣɯwhere/that (s) he works/worked
müjdemyʒˈdegood news
lazımlaˈzɯmnecessary
mahkûmmahˈcumcondemned