17 July 2018, Tuesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Tarih

İçindekiler
  1. Tarih nedir?
  2. Tarih (history) kelimesinin kökeni
  3. Geçmişin açıklaması
  4. Tarih ve tarih öncesi
  5. Tarih yazımı
  6. Tarih felsefesi
  7. Tarihsel yöntemler
  8. Marksist tarih teorisi
  9. Tarih çalışma alanları
  10. Tarihçiler
  11. Tarihin yargısı
  12. Sahte tarih
  13. Eğitim tarihi

Tarih nedir?

Tarih, yazılı belgelerde anlatılan geçmişin incelenmesidir. Yazılı kayıt öncesinde meydana gelen olaylar, tarih öncesi olarak kabul edilir. Tarih terimi, geçmiş olaylar ve bu olaylarla ilgili bilgilerin hafızaya alınması, keşfedilmesi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgili şemsiye bir terimdir. Tarih hakkında yazan bilim adamlarına tarihçi denir.

Tarih, bir dizi geçmiş olayı incelemek ve analiz etmek ve bu olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini nesnel olarak belirlemek için bir anlatı kullanan akademik disiplin anlamına da gelebilir. Tarihçiler bazen, disiplinin kendi içinde bir son olarak ve günümüzdeki sorunlara perspektif sağlayan bir yöntem olarak incelenmesini tartışarak tarihin doğasını ve faydasını müzakere ederler.

Belirli bir kültüre ait, ancak dış kaynaklara (örneğin, Kral Arthur'un etrafında dönen masallar gibi) dayanmayan hikayeler, tarih disiplininin gerektirdiği tarafsız araştırmayı göstermediği için, genellikle kültürel miras veya efsaneler olarak sınıflandırılırlar. MÖ 5. yüzyıl Yunan tarihçisi Herodot, Batı geleneğinde "tarihin babası" olarak kabul edilir ve Heredot, çağdaşı Thucydides'iyle birlikte insanlık tarihinin modern olarak incelenmesinin temellerini oluşturmaya yardımcı olmuştur. Çalışmaları bugün okunmaya devam etmektedir ve kültür odaklı Herodot ve askeri odaklı Thucydides arasındaki boşluk, modern tarih yazımında bir tartışma konusu ya da yaklaşım olarak kalmaya devam etmektedir. Asya'da, bir devlet kroniği (kronolojik olarak yazılmış tarih) olan İlkbahar ve Sonbahar Annal'larının, MÖ 722'de derlendiği biliniyordu; ancak sadece MÖ 2. yüzyıl metinleri günümüze ulaşmıştır.

Antik dönem etkileri, yüzyıllar boyunca gelişen ve bugün de değişmeye devam eden tarihin doğasındaki farklı yorumlamalarının ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur. Modern tarih araştırması geniş kapsamlıdır ve belirli bölgelerin ve tarihsel araştırmanın belirli konusal veya tematik öğelerinin incelenmesini içerir. Çoğu zaman tarih, ilk ve orta öğrenimin bir parçası olarak öğretilir ve akademik tarih öğrenimi, üniversite eğitiminde önemli bir disiplindir.

Tarih (history) kelimesinin kökeni

Tarih kelimesi, "araştırma", "araştırmadan elde edilen bilgi" ya da "yargılamak" anlamına gelen Eski Yunanca ἱστορία (historía) kelimesinden gelir. Bu anlamda, Aristoteles kelimeyi Περὶ Τὰ Ζῷα σστορίαι (Perì Tà Zôa Ηistoríai "Hayvanlar hakkında Araştırmalar") adlı eserinde kullanmıştır. Kelimenin aslı olan ἵστωρ, Homeros İlahileriyle, Heraclitus ile, Atinalı askerlerin yeminiyle ve Boiotça yazıtlar (yasal anlamda, "yargılamak" veya "şahit" veya benzeri) ile doğrulanır.

Kelime, Yunanca'dan, "araştırma, soruşturma, inceleme, açıklama, tanımlama geçmiş olayların yazılı açıklaması, tarihin yazımı, tarihsel anlatı, geçmiş olayların kayıtlı bilgisi, öykü, anlatı" gibi anlamlara gelen "historia" olarak Klasik Latince'ye girdi. Tarih, Latince'den (muhtemelen Eski İrlandaca veya Eski Galce üzerinden) stær (tarih, anlatı, hikaye) olarak Eski İngilizce'ye geçti; ancak bu kelime geç Eski İngilizce döneminde kullanılmaz hale geldi.

Bu arada historia kelimesi Latince'den Eski Fransızca'ya (ve Anglo-Norman Fransızcası) geçtiğinde, istorie, estoire ve historie gibi formlara dönüştü ve anlamı; bir kişinin hayatındaki olaylarının anlatılması, kronik, bir grup insana ya da genel olarak insanlara ilişkin olayların anlatılması, tarihsel olayların dramatik ya da resimsel temsili, bilim ve insan evrimine ilişkin bilgi birikimi, gerçek ya da olgusal anlatı, hikaye şeklinde gelişti.

İngilizce history (tarih) kelimesi, Anglo-Norman Fransızca'sından Orta İngilizce'ye geçti ve bu defa değişmeden kaldı. On üçüncü yüzyılda Ancrene Wisse'de görünür, ancak John Gower'ın 1390'ların Confessio Amantis'inde (VI.1383) ortaya çıkan erken kanıtın yanı sıra 14. yüzyılın sonlarında yaygın bir sözcük haline gelmiş gibi görünmektedir. Orta İngilizce'de tarihin anlamı genel olarak "hikaye" idi. Kelimenin anlamının 'geçmişteki olaylarla ilgilenen bilgi dalı; geçmiş olayların ve özellikle insan ilişkilerinin resmi kaydı veya incelenmesi ile sınırlandırılması, on beşinci yüzyılın ortalarında ortaya çıktı.

Rönesans ile sözcüğün daha eski anlamları tekrar canlandırıldı ve Francis Bacon 16. yüzyılın sonlarında "Doğal Tarih" hakkında yazdığı zaman, kelimeyi Yunanca anlamında kullanmıştı. Bacon için tarih, "mekân ve zaman tarafından belirlenen nesnelerin bilgisi" idi. Bu bilgi bellekle sağlanıyordu (bilim akılla sağlanırken şiir fantaziyle sağlanıyordu).

Dilsel olarak bir sentetik (çekimli) ve analitik (çekimsiz) ikilik ifadesiyle, Çince (史'e karşı 诌) gibi İngilizce de, insanlık tarihi ve hikaye anlatımı için genel olarak ayrı kelimeler belirlemektedir. Tamamen çekimli ve oldukça esnek olan modern Almanca, Fransızca ve çoğu Germen ve Romen dillerinde aynı kelime hem "tarih" hem de "hikaye" anlamında hala kullanılmaktadır.

Tarihsel (historical) sıfatı 1661'den ve tarihi (historic) sıfatı da 1669'dan beri kullanılmaktadır.

Tarih araştırmacısı anlamındaki tarihçi (historian) sözcüğünün, 1531'den beri kullanıldığı doğrulanmıştır. Tüm Avrupa dillerinde isim olarak kullanılan "tarih", hem insanların yaşadıkları olaylar hem de yaşananların akademik olarak incelenmesi anlamında kullanılmıştır. Buradaki ikinci anlam diğerinden, bazen büyük harfle "History" (Tarih) şeklinde yazılmasıyla veya ''historiography'' (tarih yazımı) kelimesi ile ayırt edilir.

Geçmişin açıklaması

Tarihçiler, geçmişin nasıl yorumlanacağı konusunda hakim olan geçerli fikirleri dikkate alarak kendi zamanları bağlamında yazarlar ve bazen de kendi toplumları için dersler çıkarmak için yazarlar. Benedetto Croce'nin ifadesiyle Tüm tarih çağdaş tarihtir. Tarih, insan ırkıyla ilgili geçmiş olayların anlatımı ve analizi yoluyla gerçek bir geçmiş araştırmasının oluşturulmasıyla kolaylaştırılır. Modern tarih disiplini, bu araştırmanın kurumsal anlatımına adanmıştır.

Bazı otantik (güvenilir) formlarda hatırlanan ve korunan tüm olaylar, tarihi kayıtları oluşturmaktadır. Tarihsel araştırmanın görevi, geçmişe dair doğru açıklamaların üretilmesine en faydalı şekilde katkıda bulunabilecek kaynakların belirlenmesidir. Bu nedenle, tarihçinin arşiv anayasası, bazı metinlerin ve belgelerin kullanımını geçersiz kılarak (gerçek geçmişi temsil etmek için, bu belgelerin iddialarının asılsız olduğunu ispatlayarak) daha genel bir arşivin sınırlarının çizilmesinin bir sonucudur.

Tarih çalışması, bazen beşeri bilimlerin bir parçası olarak ve bazen de sosyal bilimlerin bir parçası olarak sınıflandırılmıştır. Bu iki geniş alan arasında, tarih, her ikisinden de metodolojiler içeren bir köprü olarak da görülebilir. Bazı bireysel tarihçiler bu sınıflandırmalardan birini kuvvetle desteklemektedirler. 20. yüzyılda, Fransız tarihçi Fernand Braudel, küresel tarih çalışmasında ekonomi, antropoloji ve coğrafya gibi dış disiplinleri kullanarak tarih çalışması konusunda devrim yapmıştır.

Tarihçiler, geleneksel olarak, ya yazılı olarak ya da sözlü bir gelenekle geçen olayları kaydettiler ve yazılı belgeler ve sözlü açıklamalar aracılığıyla tarihsel soruları cevaplamaya çalıştılar. Tarihçiler, başlangıçtan beri anıtlar, yazıtlar ve resimler gibi kaynakları kullanmışlardır. Genel olarak, tarihsel bilgi kaynakları üç kategoriye ayrılabilir: Yazılı olan kaynaklar, sözel kaynaklar ve fiziksel olarak korunmuş kaynaklar. Tarihçiler bu üç kaynağa sık sık danışırlar. 

Arkeoloji, özellikle bir zamanlar toprak altında gömülü olan alanlar ve nesnelerle uğraşmada tarih araştırmasına katkıda bulunan yararlı bir disiplindir. Ancak arkeoloji nadiren yalnızdır; bulguları tamamlamak için anlatı kaynaklarını kullanır. Bununla birlikte, arkeoloji, tarihten bağımsız bir dizi metodoloji ve yaklaşımdan oluşur. Yani, arkeoloji metinsel kaynaklardaki boşlukları doldurmaz. Nitekim, tarihsel arkeoloji, arkeolojinin özel bir dalıdır ve sonuçları çoğunlukla çağdaş metinsel kaynaklarınkiyle çelişir. Örneğin, ABD'deki tarihi Maryland, Annapolis'in ekskavatörü (kazısını yapan) ve çevirmeni Mark Leone, o zamana ait yazılı belgelerde özgürlük ideolojisinden bahsedildiğini görmüş ve bütün tarihsel çevre incelendiğinde bariz bir şekilde görülen kölelerin bulunduğu ve servet eşitsizliklerinin var olduğu gerçeğini gösteren malzeme kaydı ile metinsel belgeler arasındaki çelişkiyi anlamaya çalışmıştır.

Kronolojik, kültürel, bölgesel ve tematik olmak üzere tarihin örgütlenebileceği çeşitli yollar vardır. Bu kümeler birbirini dışlamazlar ve genellikle 1830-1975 Geçiş Döneminde Uluslararası Kadın Hareketinde olduğu gibi önemli çakışmalar mevcuttur. Modern eğilim uzmanlaşma yönünde olmasına rağmen, tarihçiler için kendilerini hem çok özel (spesifik) hem de çok genel tarih ile ilişkilendirmeleri mümkündür. Büyük Tarih adı verilen alan, uzmanlığa direnir ve evrensel kalıpları veya eğilimleri araştırır. Tarih, çoğu zaman pratik ya da kuramsal amaçlarla incelenmiştir, ancak basit entelektüel merak yüzünden de incelenebilir.

Tarih ve tarih öncesi

Dünya tarihi, Homo sapiens'in geçmiş tecrübesinin belleğidir. Çünkü bu tecrübe büyük ölçüde yazılı kayıtlarla korunmuştur. Tarihçiler, tarih öncesi terimi ile, yazılı kayıtların bulunmadığı bir alanın ya da bir kültürün yazısının anlaşılmadığı yerlerin geçmişi hakkındaki bilginin iyileştirilmesini kastetmektedirler. Resimler, çizimler, oyma eserler ve diğer eserler üzerinde çalışılarak, yazılı bir kaydın yokluğunda bile bazı bilgiler toplanabilir. 20. yüzyıldan bu yana, tarih öncesi araştırması, Sahra Altı Afrika'sındaki ve Kolomb öncesi Amerika'daki uygarlıklar gibi bazı uygarlıkların üstü kapalı olarak tarihin dışında bırakılmasını önlemek için gerekli kabul edilir. Batıdaki tarihçiler, Batı dünyasına orantısız olarak odaklandıkları için eleştirilmişlerdir. 1961'de İngiliz tarihçi E.H. Carr şunları yazdı:

Tarih öncesi ve tarihsel zamanlar arasındaki sınır çizgisi, insanlar yalnızca şu anda yaşamayı bıraktıklarında ve geçmişleri ve gelecekleriyle bilinçli olarak ilgilenir hale geldiklerinde aşılır. Tarih, geleneğin aktarılmasıyla başlar. Gelenek, geçmişin alışkanlıklarını ve derslerini geleceğe taşımak demektir. Geçmişin kayıtları gelecek nesillerin yararlanması için tutulmaya başlanır.

Tarih kapsamı içinde bu tanım, geçmişte Yerli Avustralyalılar ve Yeni Zelanda Māori halkı gibi halkların güçlü çıkarlarını ve Avrupa medeniyeti ile temasa geçmeden önce de korunan ve sonradan gelen nesillere aktarılan sözlü kayıtları içermektedir.

Tarih yazımı

Tarih yazımının birçok anlamı vardır. İlk olarak, tarihin nasıl anlatıldığına işaret edebilir: Metodolojinin ve uygulamaların gelişiminin hikayesi (örneğin, kısa süreli biyografik anlatıdan uzun süreli tematik analize doğru hareket). İkincisi, anlatılan şeylere atıfta bulunabilir: Belirli bir tarihsel yazı yapısı (örneğin, "1960'lı yıllarda Orta Çağ tarihi yazımı", "1960'lı yıllarda yazılmış olan Orta Çağ tarihiyle ilgili eserler" anlamına gelir). Üçüncüsü, tarihin neden anlatıldığına işaret edebilir: Tarih Felsefesi. Geçmişin açıklamalarını meta düzeyinde inceleyen bu üçüncü konsept, analizin genellikle anlatıya, yoruma, dünya görüşüne, kanıt kullanımına veya diğer tarihçilerin sunum yöntemlerine odaklanması sebebiyle ilk iki konseptle bağlantılı olabilir. Profesyonel tarihçiler, tarihin tek bir tutarlı anlatım olarak mı yoksa bir dizi rakip anlatılar olarak mı öğretilebileceği sorusunu tartışmaktadırlar.

Tarih felsefesi

Tarih felsefesi, insanlık tarihinin nihai önemi ile ilgili bir felsefe dalıdır. Dahası, gelişiminin olası bir teleolojik (erekbilimsel) sonu üzerine düşünür. Yani, insanlık tarihinin süreçlerinde bir tasarım, amaç, yönerge ilkesi veya nihai son olup olmadığını sorar. Tarih Felsefesi, tarihin akademik bir disiplin olarak incelenmesi olan tarih yazımı ile karıştırılmamalıdır. Tarih Felsefesi, tarih yazımının yöntem ve uygulamaları ile zaman içinde bir disiplin olarak  geliştirilmesi ile ilgilidir. Tarih felsefesi, zaman içinde felsefi fikirlerin gelişiminin incelenmesi olan felsefe tarihiyle karıştırılmamalıdır.

Tarihsel yöntemler

Tarihsel yöntem, tarihçilerin, araştırma yapmak ve sonra tarih yazmak için birincil kaynakları ve diğer kanıtları kullandıkları teknikler ve kılavuz ilkelerden oluşur.

Halikarnaslı Herodot (MÖ 484 - MÖ 425) genel olarak "tarihin babası" olarak ilan edilmiştir. Bununla birlikte, çağdaşı Thucydides (MÖ 460 - MÖ 400), Peloponnezyen Savaşı Tarihi adlı çalışmasındaki çok iyi geliştirilmiş bir tarihsel yöntemle tarihi ilk ele alan kişi olarak görülmektedir. Thocydides, Herodot'un aksine, tarihin insanların seçimlerinin ve eylemlerinin ürünü olduğu görüşündeydi ve tarihi, ilahi müdahalenin sonucu olmaktan ziyade neden ve sonuç olarak gördü. Tarihsel yönteminde Thucydides, kronolojiyi, tarafsız bir bakış açısı olarak vurguladı ve ona göre, insan dünyası insanların eylemlerinin sonucuydu. Yunan tarihçileri, tarihe döngüsel olarak bakıyorlardı. Onlara göre, olaylar düzenli olarak tekrar ediyordu.

Eski Çin'de ve Orta Çağ Çin'inde tarihsel gelenekler ve sofistike tarihsel yöntem kullanımı vardı. Doğu Asya'daki profesyonel tarih yazımının temelleri, Büyük Tarihçi Kayıtları (Shiji)'nın yazarı olan ve Sima Qian (MÖ 145-90) olarak bilinen Han hanedanı mahkeme tarihçisi tarafından atıldı. Yazılı çalışmasının kalitesi sebebiyle Sima Qian ölümünden sonra Çin tarih yazımının babası olarak tanınmıştır. Çin'de daha sonraki hanedan dönemlerinin Çinli tarihçileri, Shiji'yi tarihsel metinlerin resmi biçimi olarak ve biyografik literatür için kullandılar.

Aziz Augustine, Orta Çağ döneminin başında Hristiyan ve Batı düşüncesinde etkili olmuştur. Orta Çağ ve Rönesans dönemleri boyunca, tarih genellikle kutsal veya dini bir perspektifle incelendi. 1800'ler civarında, Alman filozof ve tarihçi Georg Wilhelm Friedrich Hegel, felsefeyi ve tarihsel çalışmada daha laik bir yaklaşımı getirdi.

Kitabı Mukaddime'nin (1377) önsözünde, Arap tarihçi ve erken sosyolog İbn Haldun, tarihçilerin düzenli olarak yaptığını düşündüğü yedi hata hakkında uyarıda bulundu. Bu eleştiride geçmişe garip ve yorumlanması gereken bir biçimde yaklaştı. İbn Haldun'ın orijinalliği şunları iddia etmesinden geliyordu: ''Geçmişin bir kültürünü değerlendirmek için akılcı ilkelere ek olarak tecrübeye duyulan ihtiyacı hissetmek ve değerlendirmeye teşebbüs etmeyi mümkün kılacak ilkeleri ayırt etmek için, başka bir çağın kültürel farklılığı, uygun tarihsel materyalin değerlendirilmesini yönetmelidir.'' İbn Haldun sıklıkla "boş hurafelerin ve tarihsel verilerin eleştirilmeden kabulünü" eleştirdi. Sonuç olarak, tarih çalışmasına bilimsel bir yöntem getirdi ve onu çoğunlukla yeni bilim olarak adlandırdı. Onun tarihsel metodu aynı zamanda devletin rolünün, iletişimin, propagandanın ve tarihteki sistematik ön yargının gözlemlenmesinin temelini atmıştır ve bu nedenle "tarih yazımının babası" veya "tarih felsefesinin babası" olarak düşünülmüştür.

Batıda, tarihçiler 17. ve 18. yüzyıllarda, özellikle de Fransa ve Almanya'da modern tarih yazım yöntemleri geliştirdiler. Yöntemler üzerinde en fazla etkisi olan, Almanya'daki 19. yüzyıl tarihçisi Leopold von Ranke'ydı.

20. yüzyılda akademik tarihçiler, genellikle milleti veya büyük insanları yüceltmek eğiliminde olan epik milliyetçi anlatılara, toplumsal ve entellektüel güçlerin daha nesnel ve karmaşık analizlerine kıyasla daha az odaklandılar. 20. yüzyılda tarihsel metodolojinin önemli bir eğilimi, tarihin geleneksel olarak daha önce olduğu gibi bir sanat olarak değil, bir sosyal bilim olarak ele alınması eğilimi idi. Sosyal bilim olarak tarihin önde gelen savunucularından bazıları; Fernand Braudel, EH Carr, Fritz Fischer, Emmanuel Le Roy Ladurie, Hans-Ulrich Wehler, Bruce Trigger, Marc Bloch, Karl Dietrich Bracher, Peter Gay , Robert Fogel, Lucien Febvre ve Lawrence Stone'dur. Tarihi bir sosyal bilim olarak savunanların birçoğu, çok disiplinli yaklaşımlarından dolayı şöhretliydiler ya da şöhretlidirler. Braudel, tarihi coğrafya ile; Bracher, tarihi siyaset bilimiyle;  Fogel, tarihi ekonomi ile; Gay, tarihi psikoloji ile; Trigger, tarihi arkeoloji ile birleştirirken, Wehler, Bloch, Fischer, Stone, Febvre ve Le Roy Ladurie, tarihi, değişen ve farklı yöntemlerle sosyoloji, coğrafya, antropoloji ve ekonomi ile birleştirdiler. Yakın geçmişte, dijital tarih alanı, tarihsel verilere yeni sorular sunmak ve dijital bilimi oluşturmak için bilgisayar teknolojisini kullanmanın yollarını aramaya başlamıştır.

Hugh Trevor-Roper, John Lukacs, Donald Creighton, Gertrude Himmelfarb ve Gerhard Ritter gibi tarihin sosyal bir bilim olduğu iddiasının karşısındaki tarihçiler, tarihçilerin çalışma anahtarının hayal gücü olduğunu ileri sürdüler ve bu yüzden tarihin bir sanat olarak anlaşılması gerektiğini iddia ettiler. Annales Okulu'yla ilişkili Fransız tarihçiler, tipik bireylerin hayatlarını izlemek için ham verileri kullanarak nicel tarih anlayışını getirdiler ve bu tarihçiler kültürel tarihin kurulmasında başı çekiyorlardı. Sivil haklar çağı ile motive edilen Amerikalı tarihçiler,  daha önce gözden kaçırılan etnik, ırksal ve sosyo-ekonomik gruplara odaklandılar. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ortaya çıkan bir diğer sosyal tarih türü Alltagsgeschichte (Gündelik Hayatın Tarihi) idi. Martin Broszat, Ian Kershaw ve Detlev Peukert gibi bilim adamları, özellikle de 20. yüzyıl Nazi Almanyası'ndaki sıradan insanlar için gündelik yaşamın nasıl bir şey olduğunu araştırmaya çalıştılar.

Eric Hobsbawm, EP Thompson, Rodney Hilton, Georges Lefebvre, Eugene Genovese, Isaac Deutscher, CLR James, Timothy Mason, Herbert Aptheker, Arno J. Mayer ve Christopher Hill gibi Marksist tarihçiler, tarihi Marksist bir perspektiften inceleyerek Karl Marx'ın teorilerini geçerli kılmaya çalıştılar. François Furet, Richard Pipes, JCD Clark, Roland Mousnier, Henry Ashby Turner ve Robert Conquest gibi tarihçiler Marksist yoruma tepki olarak, tarihin anti-Marksist yorumlarını sundular. Joan Wallach Scott, Claudia Koonz, Natalie Zemon Davis, Sheila Rowbotham, Gisela Bock, Gerda Lerner, Elizabeth Fox-Genovese ve Lynn Hunt gibi feminist tarihçiler geçmişte kadınların deneyimlerini incelemenin önemini savunmuşlardır. Son yıllarda postmodernistler, bütün tarihin, kaynakların kişisel yorumuna dayandığı gerekçesiyle tarih araştırmasının geçerliliğine ve tarih araştırması ihtiyacına itiraz ettiler. Cambridge Üniversitesi'nden modern tarih profesörü Richard J. Evans, 1997 tarihli "Tarih Savunmasında" adlı kitabında, tarihin değerini savundu. Post-modernist eleştiri nedeniyle tarihin bir başka savunması, Avustralyalı tarihçi Keith Windschuttle'un 1994 tarihli "Tarihin Öldürülmesi" adlı kitabı idi.

Marksist tarih teorisi

Marksist tarihsel materyalizm teorisi, toplumun herhangi bir zamanda maddi koşullar tarafından temelden belirlendiğini kuramsallaştırır. Başka bir deyişle, insanların beslenme, giyinme ve kendileri ve aileleri için barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için birbirleriyle olan ilişkileri. Genel olarak Marx ve Engels, Batı Avrupa'da bu maddi koşulların gelişmesinin birbirini takip eden beş aşaması olduğunu iddia ettiler. Marksist tarih yazımı bir zamanlar Sovyetler Birliği'nde ortodoks olmuştu. Ancak Mikhail Krom, 1991'de Sovyetler Birliği'nde komünizmin çökmesinden bu yana, bu tarih yazımının bilim sınırlarına indirildiğini söylüyor.

Tarih çalışma alanları

Tarihsel dönemler

Tarihsel çalışma, belirli zaman dilimlerinde yaşanan gelişmelere ve olaylara odaklanmaktadır. Tarihçiler, kendileri tarafından kullanılmak üzere fikirleri organize etmeyi ve sınıflandırıcı genellemeleri mümkün kılmak için bu zaman dilimlerine isimler verirler. Bir döneme verilen isimler, coğrafi konuma göre değişebilir; belirli bir döneme ait başlangıç ​​ve bitiş tarihleri ​​de değişiklik gösterebilir. Yüzyıllar ve on yıllar yaygın olarak kullanılan periyotlardır ve temsil ettikleri zaman, kullanılan tarihleme sistemine bağlıdır. Çoğu dönem geriye dönük olarak oluşturulmuştur ve geçmişle ilgili değer yargılarını yansıtmaktadır. Periyotların oluşturulma şekli ve onlara verilen adlar, bakılma ve incelenme biçimlerini etkileyebilir.

Tarihöncesi dönemleme

Tarih alanı, genellikle, tarih öncesi dönemi tamamen farklı araç ve teorilere sahip arkeologlara bırakır. Arkeolojide uzak tarih öncesi geçmişin dönemlenmesi için her zamanki yöntem, Taş Devri, Bronz Çağı ve Demir Çağı gibi materyal kültürü ve teknolojisindeki değişikliklere dayanmaktır ve alt dönemler de farklı materyal kalıntılarına dayalıdır. Son yıllarda radyokarbon tarihleme yeteneği ve diğer bilimsel yöntemlerle pek çok ören yerinin veya eserin gerçek tarihlerini belirleme imkanı olmasına rağmen, bu köklü planların kullanımda kalması muhtemel görünüyor. Birçok durumda, yazılı kültürlerle komşu kültürler, bazı yazısız kültür tarihleri ​​bırakmışlardır.

Coğrafi yer

Kıtalar, ülkeler ve şehirler gibi belirli coğrafi yerler, tarihsel araştırmanın temelini oluşturabilir. Tarihi olayların neden gerçekleştiğini anlamak önemlidir. Bunu yapmak için, tarihçiler sık ​​sık coğrafyaya dönerler. Hava durumu, su temini ve bir yerin manzarası, orada yaşayan insanların hayatını etkiler. Örneğin, eski Mısırlıların neden başarılı bir uygarlık geliştirdiklerini açıklamak için, Mısır coğrafyasını incelemek esastır. Mısır uygarlığı, her sene taşarak kıyılarına toprak bırakan Nil Nehri kıyılarında inşa edildi. Zengin toprak, çiftçilerin şehirdeki insanları beslemek için yeteri kadar ürün yetiştirmesine yardımcı oldu. Bu, herkesin çiftçilik yapması gerekmediği anlamına geliyordu. Bu nedenle bazı insanlar uygarlığın gelişmesine yardımcı olan diğer işleri yapabildiler.

Bölgeler tarihi

  • Afrika tarihi, kıta üzerinde modern insanların ilk ortaya çıkışı ile başlar; çeşitli ve politik olarak gelişen ulus devletlerin bir parçası olarak devam eder.
  • Amerika'nın tarihi Orta Amerika ve Karayipler de dahil olmak üzere Kuzey ve Güney Amerika'nın ortak tarihidir. 
  •  Kuzey Amerika tarihi, dünyanın kuzey ve batı yarı küresindeki kıta üzerinde nesiller boyu yaşanmış geçmişin incelenmesidir. 
  • Orta Amerika tarihi, dünyanın batı yarı küresindeki kıta üzerinde nesiller boyu yaşanmış geçmişin incelenmesidir. 
  • Karayip tarihi, bulunan en eski kanıt olan 7000 yıllık kalıntılarla başlar. 
  • Güney Amerika tarihi, dünyanın güney ve batı yarı küresindeki kıta üzerinde nesiller boyu yaşanmış geçmişin incelenmesidir. 
  • Antartika'nın tarihi, dünyanın çok güneyinde var olduğu düşünülen, Terra Australis olarak bilinen geniş bir kıtanın erken batılı kuramlarından ortaya çıkar. 
  • Avustralya'nın tarihi, Avustralya'nın kuzey sahillerindeki yerli Avustralyalılarla yapılan Makassar ticaretinin belgelenmesi ile başlar. 
  • Yeni Zelanda'nın tarihi, akrabalık bağlantıları ve topraklar üzerinde yoğunlaşmış ayrı bir Māori kültürü geliştiren Polinezyalıların bölgeyi keşfedilip yerleştikleri 700 yıl önceki bir tarihe kadar uzanmaktadır. 
  • Pasifik Adaları tarihi, Pasifik Okyanusu'ndaki adaların tarihini kapsar. 
  • Avrasya tarihi, Orta Asya ve Doğu Avrupa'daki Avrasya stepinin iç bölgesi ile bağlantılı olarak Orta Doğu, Güney Asya, Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Avrupa olmak üzere çevredeki birkaç farklı kıyı bölgesinin ortak tarihidir. 
  • Avrupa tarihi, zamanın, Avrupa kıtasında yaşayan insanlardan günümüze geçişini anlatmaktadır. 
  • Asya tarihi, Avrasya bozkırının iç bölgesi ile bağlantılı olarak çevredeki birkaç farklı kıyı bölgesinin, Doğu Asya'nın, Güney Asya'nın ve Orta Doğu'nun ortak geçmişi olarak görülebilir. 
  • Doğu Asya tarihi, Doğu Asya'da nesiller boyu yaşanmış geçmişin incelenmesidir. 
  • Orta Doğu tarihi, MÖ 3000 yıllarında Mezopotamya'da (Irak) kurulan, şimdi Orta Doğu olarak bilinen bölgedeki ilk uygarlıklarla başlar. 
  • Hindistan tarihi, Alt Himalaya bölgesinde nesiller boyu yaşanmış geçmişin incelenmesidir. 
  • Güneydoğu Asya tarihi, bölgedeki uygarlıklar ile yabancı güçler arasındaki etkileşim olarak nitelendirilmiştir. 

Askeri tarih

Askeri tarih savaş hali, stratejiler, muharebeler, silahlar ve savaş psikolojisi ile ilgilidir. 1970'lerden bu yana yeni askeri tarih, generallerden çok askerler ile, taktikten ziyade psikoloji ile ve savaşın toplum ve kültür üzerindeki daha geniş kapsamlı etkisi ile ilgili olmuştur.

Dinler tarihi

Din tarihi hem laik hem de dini tarihçilerin yüzyıllardır ana teması olmuştur ve seminerlerde ve akademide öğretilmeye devam etmektedir. Önemli yayınlar arasında Kilise Tarihi (Church History), Katolik Tarihsel İnceleme (The Catholic Historical Review) ve Dinler Tarihi (History of Religions) yer almaktadır. Konular siyasi, kültürel ve sanatsal boyutlardan, teoloji ve tapınmaya kadar geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Bu branşın amacı, insanoğlunun yaşadığı dünyanın tüm bölge ve yörelerindeki dinleri incelemektir.

Sosyal Tarih

Bazen yeni sosyal tarih olarak adlandırılan toplumsal tarih, sıradan insanların tarihini, yaşamla başa çıkma stratejilerini ve yerleşik geleneklerini içeren tarih alanıdır. Toplumsal tarih, Altın Çağı olan 1960'larda ve 1970'lerde akademisyenler arasında önemli bir büyüme alanıydı ve halen tarih bölümlerinde iyi bir şekilde temsil edilmektedir. 1975'ten 1995'e yirmi yıl içinde, Amerikan üniversitelerindeki toplumsal tarihle ilgilenen tarih profesörlerinin oranı %31'den %41'e yükselirken, siyasi tarihçilerin oranı %40'dan %30'a düştü. 2007'de İngiliz üniversitelerinin tarih bölümlerinde, 5723 öğretim üyesinin 1644'ü (%29) toplumsal tarihle ilgilenirken, siyasi tarih 1425 (%25) ile ikinci sırada geldi. 1960'lı yıllardan önce "eski" toplumsal tarih, merkezi bir teması olmamasından ötürü karmaşık konulardan oluşuyordu ve çoğunlukla Halkçılık gibi elit sistem dışında olma anlamında toplumsal olan politik hareketleri içeriyordu. Toplumsal tarih; siyasi tarih, entelektüel tarih ve büyük insanların tarihi ile karşılaştırılmıştır. İngiliz tarihçi GM Trevelyan, bunu, toplumsal tarih olmadan ekonomik tarihin kısır ve siyasi tarihin anlaşılmaz olduğunu yansıtan ekonomik ve siyasi tarih arasındaki köprü noktası olarak gördü. Bu alana, siyaseti içeren tarihi dışarıda bıraktığı için genelde olumsuz yönde bakıldı, ancak insanları içeren tarih olarak da savunuldu.

Alt Alanlar

Toplumsal tarihin ana alt alanları şunlardır:

  • Demografik tarih
  • Eğitim tarihi 
  • Etnik tarih 
  • Aile tarihçesi 
  • Çalışma tarihi 
  • Kırsal tarih 
  • Kentsel tarih 
  • Amerikan kentsel tarihi 
  • Kadın tarihçesi 

Kültürel tarih

Kültürel tarih, 1980'lerde ve 1990'larda toplumsal tarihin yerini alarak egemen hale geldi. Kültürel tarih genellikle dile, popüler kültürel geleneklere ve tarihsel deneyimle ilgili kültürel yorumlara bakmak için antropoloji ve tarih yaklaşımlarını birleştirir. Bir grup insanın geçmişteki bilgi, gelenek ve sanatlarının kayıtlarını ve anlatı çeşitlerini inceler. Halkların geçmiş anılarını nasıl inşa ettikleri önemli bir konudur. Kültürel tarih, resimlerin ve insan görsel üretiminin (ikonografi) incelenmesini ve toplumdaki sanat çalışmalarını içerir.

Diplomatik tarih

Diplomatik tarih, başta diplomasi ve savaşların nedenleri olmak üzere, ülkeler arasındaki ilişkilere odaklanmaktadır. Daha yakın zamanlarda barışı ve insan haklarının nedenlerini incelemeye başlamıştır. Genellikle, dışişleri bakanlığının bakış açısını ve uzun vadeli stratejik değerleri, sürekliliğin ve tarihteki değişimin itici gücü olarak sunar. Siyasi tarihin bu türü, devletler arasındaki veya devlet sınırları içindeki uluslararası ilişkilerin zaman içindeki gidişatının incelenmesidir. Tarihçi Muriel Chamberlain, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra diplomatik tarihin anayasal tarihin yerini alarak tarih araştırmasının amiral gemisi haline geldiğini, aynı anda en önemli, en kesin ve en sofistike tarih çalışmaları olduğunu kaydetti. Chamberlain, 1945'ten sonra eğilimin tersine döndüğünü ve toplumsal tarihin kendi yerini almasına izin verdiğini de ekledi.

Ekonomi tarihi

19. yüzyılın sonlarından itibaren ekonomi tarihi iyi kurulmuş olsa da, son yıllarda akademik çalışmalar gittikçe artan bir şekilde geleneksel tarih bölümlerinden uzaklaşarak ekonomi bölümlerine doğru kaymıştır. İşletme tarihi, bireysel ticari kuruluşların geçmişi, iş yöntemleri, hükümet yönetmeliği, iş ilişkileri ve toplum üzerindeki etkisi ile ilgilenir. Bireysel şirketlerin, yöneticilerin ve girişimcilerin biyografilerini de içerir. Ekonomik tarihle ilgilidir. İşletme tarihi, en çok ticaret okullarında okutulmaktadır.

Çevre tarihi

Çevresel tarih, 1980'lerde özellikle uzun vadede çevrenin tarihine ve insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisine bakmak için ortaya çıkan yeni bir alandır.

Dünya Tarihi

Dünya tarihi, son 3000 yıldan fazla bir süre içindeki büyük medeniyetlerin incelenmesidir. Dünya tarihi öncelikle bir araştırma alanı değil, bir öğretim alanıdır. 1980'lerden sonra Birleşik Devletler, Japonya ve diğer ülkelerde, öğrencilerin küreselleşme ilerledikçe dünya ile daha fazla karşı karşıya kalma ihtiyacı olduğunun fark edilmesiyle popülarite kazanmıştır.

Dünya tarihi, diğerleri arasında Oswald Spengler ve Arnold J. Toynbee tarafından oldukça tartışmalı yorumlara yol açmıştır.

Dünya Tarih Kurumu, Dünya Tarihi Dergisini 1990'dan bu yana her üç ayda bir yayınlıyor. H-Dünya tartışma listesi, bilim adamları arasında duyuruların, ders listelerinin, bibliyografyaların ve kitap incelemelerinin tartışılması ile dünya tarihçileri arasında bir iletişim ağı olarak görev yapıyor. 

İnsanlık tarihi

Bir halkın tarihi, tarihsel olayları genel halk açısından açıklamaya çalışan bir tür tarihsel çalışmadır. Bir halkın tarihi, kitle hareketlerinin ve yabancıların hikayesi olan dünya tarihidir. Geçmişteki diğer yazı türlerinde var olmayan bireyler veya gruplar, haklarından mahrum edilenler, ezilenler, yoksullar, uyumsuzlar ve başka türlü unutulmuş kişiler de dahil olmak üzere, birincil odak noktasıdır. Yazarlar genellikle sol kesimdendir ve 1960'lı yıllarda İngiltere'deki Tarih Atölyesi hareketi yaklaşımında olduğu gibi sosyalist bir modeli izlerler.

Entelektüel tarih

Bir yandan entelektüellere ve kitaplarına odaklanılması, diğer yandan bu entelektüellerin kendi kariyerleri ile bedensiz nesneler olarak fikirlerinin çalışılmasıyla, 20. yüzyılın ortalarında entelektüel tarih ve düşünce tarihi ortaya çıktı.

Cinsiyet tarihi

Cinsiyet tarihi, geçmişe, cinsiyet perspektifinden bakan Tarih ve Cinsiyet araştırmalarının bir alt alanıdır. Birçok yönden, kadın tarihçesinden gelişmiştir. Cinsiyet Tarihi (ve öncüsü Kadın Tarihçesi) nispeten kısa ömürlü olmasına rağmen, genel tarih araştırması üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Başlangıçta bu küçük alan, ilk olarak bir kabul ölçütü elde ettiği 1960'lardan bu yana, her biri kendi zorlukları ve sonuçları olan bir takım farklı safhalardan geçti. Tarih çalışmasındaki bazı değişiklikler, ünlü kadınlarla ilgili kitapların sayısının artması ya da daha çok sayıda kadının tarih mesleğine kabul edilmesiyle oldukça farklılaşmış olsa da, diğer etkiler daha güç fark edilirler.

Kamu tarihi

Genel tarih, tarih disiplininde eğitim almış, genellikle uzman akademik ortamın dışında çalışan bazı kişiler tarafından üstlenilen geniş faaliyet yelpazesini tanımlar. Genel tarih çalışması, tarihi koruma, arşivcilik ilmi, sözlü tarih, müze müdürlüğü ve diğer ilgili alanlarda oldukça derin köklere sahiptir. Terim, 1970'lerin sonunda ABD ve Kanada'da kullanılmaya başladı ve o zamandan beri, alan giderek profesyonelleşti. Genel tarih için en bilinen sahnelerinden bazıları; müzeler, tarihi evler ve tarihi yerler, parklar, savaş alanları, arşivler, film ve televizyon şirketleri ve hükümetin her düzeyidir.

Tarihçiler

Profesyonel ve amatör tarihçiler, geçmiş olaylarla ilgili bilgileri keşfederler, toplarlar, organize ederler ve sunarlar. Tarihçilerin listelerinde tarihçiler, yazdıkları tarihsel dönem sırasına göre gruplandırılabilirler. Bu, uzman oldukları dönem ile mutlaka aynı olmayabilir. Gerçek anlamda tarihçi olmamalarına rağmen, kronikleri derleyenler ve kronik yazarları sıklıkla bu gruplandırmalara dahil edilirler.

Tarihin yargısı

20. yüzyıldan beri, Batılı tarihçiler tarihin yargılanmasını sağlamak için istek duymamışlardır. Tarihsel yargılamaların veya yorumlamaların hedefleri, olaylardan sonra hızlı bir şekilde formüle edilmesi ve kesin olması gereken yasal yargılamalardan ayrıdır. Tarihin yargılanması ile ilgili bir mesele de ortak hafıza sorunudur.

Sahte tarih

Sözde tarih (pseudohistory), yapısal olarak içerdiği anlam tarihle ilgili olmakla birlikte, standart tarih yazımı geleneklerinin çıkarımlarına zarar veren metinler için kullanılan bir terimdir. Sözde tarih, aldatıcı tarihsel saptırımcılık ile yakından ilişkilidir. Özellikle de ulusal, siyasi, askeri ve dini işlerde yeni, spekülatif veya tartışmalı tarihsel kanıtlardan tartışmalı sonuçlar çıkaran çalışmalar, sözde tarih kapsamında reddedilir.

Eğitim tarihi

Burs ve öğretim

Britanya'da yirminci yüzyılın başında üniversitelerde tarih öğretiminin yeri ile ilgili büyük bir entelektüel savaş gerçekleştirildi. Oxford ve Cambridge'de bu bilim önemsenmedi. Oxford Kraliyet Tarih Profesörü olan Charles Harding Firth 1904'de, üstünkörü yayınlar üretmek için en uygun sistem diyerek bu durumla alay etti. Profesörlerden daha fazla oy alan Oxford öğretmenleri, sistemlerinin İngiltere'nin olağanüstü devlet adamlarını, yöneticilerini, piskoposlarını ve diplomatlarını çıkardığını söyleyerek, sistemlerini savunmak için savaştılar ve bu misyonun, bilimadamları yetiştirmek kadar değerli olduğunu söylediler. Öğretmenler, İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar tartışmanın hakimi oldular. Bu durum, hevesli genç bilim insanlarını, Thomas Frederick Tout'un orijinal kaynak incelemeleri getirerek bir tez yazmayı gerektiren tarih lisans programında profesyonelleştiği Manchester Üniversitesi gibi ücra okullarda ders vermeye zorladı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde tarih bilimi, önemli doktora üreten üniversitelerde yoğunlaşırken, diğer çok sayıda kolej ve üniversite, lisans öğretimine odaklanmıştır. 21. yüzyıldaki bir eğilim, kolej ve üniversitelerin artan bir şekilde kendi daha genç fakültelerinin bilimsel olarak üretken olmasını talep etmeleri yönündeydi. Ayrıca üniversiteler, sınıfta öğretimin çoğu için gittikçe daha fazla ucuz part-time (yarım günlük) yardımcılara bel bağlıyorlardı.

Milliyetçilik

19. yüzyılda ulusal okul sistemlerinin ortaya çıkışından bu yana, ulusal duyarlılığı geliştirmek için tarih öğretimi yüksek bir öncelik taşımıştır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde öğrencilere Avrupa ile ortak bir miras kazandırmak için Batı Uygarlığı derslerini vermek üzere üniversite düzeyinde güçlü bir hareket ortaya çıktı. 1980'den sonra ABD'de dikkat, dünya tarihinin öğretilmesine veya küreselleşmiş bir ekonomide öğrencilerin yaşama hazırlanmaları için Batı dışı kültürlerde ders almalarını zorunlu hale getirmeye yöneldi.

Üniversite düzeyindeki tarihçiler, tarihin toplumsal bilime mi yoksa beşeri bilimlere mi ait olduğu konusunu tartışmaktadırlar. Birçoğu, tarih alanına her iki perspektiften de bakmaktadır.

Fransız okullarında tarih öğretimi, 1960'lardan sonra Cahiers pédagogiques ve Enseignement tarafından yayımlanan Nouvelle histoire'den ve öğretmenler için olan diğer yayınlardan etkilenmiştir. Ayrıca, Institut national de recherche et de documentation pédagogique (INRDP) (Ulusal Araştırma ve Eğitim Belgeleme Enstitüsü) de etkili oldu. Öğretmen yetiştirme genel müfettişi Joseph Leif, öğrencilerin, tarihçilerin yaklaşımları ile olaylar ve tarihler hakkında bilgi almaları gerektiğini söyledi. Milli Eğitim Müfettişliğindeki Tarih/Coğrafya grubunun dekanı Louis François, öğretmenlerin öğrencilere tarihi belgeler sağlamaları ve keşfin muazzam mutluluğunu sağlayacak etkin yöntemler geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Bu görüşün destekçileri, bunun, öğretmeyi karakterize eden ve öğrencileri sıkan isimlerin ve tarihlerin ezberlenmesine karşı bir tepki olduğunu söylediler. Gelenekçiler ise, yüksek sesle protesto ettiler ve bunun, Fransız vatanseverliği ve ulusal kimlik bilgisi konularında gençleri cahil bırakmakla tehdit eden postmodern bir yenilik olduğunu söylediler.

Okul öğretiminde ön yargılar

Çoğu ülkede tarih dersi kitapları, milliyetçilik ve vatanseverliği beslemek için kullanılan araçlardır ve öğrencilere ulusal düşmanlar hakkındaki resmi bilgiyi sunarlar.

Birçok ülkede tarih dersi kitapları ulusal hükümet tarafından sağlanır ve bu kitaplar ulusal mirasın en uygun ışığa yerleştirilmesi için yazılırlar. Örneğin, Japonya'da, Nanking Katliamı sözü ders kitaplarından kaldırılmıştır ve bu kitaplarda İkinci Dünya Savaşı'nın tamamına üstünkörü bir muamele yapılmaktadır. Diğer ülkeler bundan şikayet etmişlerdir. Komünist ülkelerde katı bir Marksist tarih yazımı sunmak standart bir politika idi.

Akademik tarihçiler, çoğu zaman ders kitaplarının siyasallaştırılmasına karşı mücadele etmişlerdir.

21. yüzyıl Almanya'sında, tarih müfredatı 16 devlet tarafından kontrol edilir. Bu müfredat, aşırı milliyetçilik ile değil, daha ziyade neredeyse pasif ve kasıtlı olarak vatanperver olmayan bir ifade tarzı ile karakterize edilir ve UNESCO ya da Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlar tarafından formüle edilen prensipleri yansıtır. Dolayısıyla insan haklarına, demokrasiye ve barışa yönelmiştir. Sonuç olarak, Alman ders kitapları genellikle ulusal gurur ve hırsları önemli göstermiyorlar ve demokrasi, ilerleme, insan hakları, barış, hoşgörü ve Avrupalılık üzerine kurulu vatandaşlık anlayışı geliştirmeyi hedefliyorlar.