20 May 2018, Sunday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Stalingrad Savaşı

İçindekiler
  1. Stalingrad savaşı nedir?
  2. Stalingrad savaşı hakkında özet bilgi
  3. Stalingrad savaşı başlangıcı
  4. Stalingrad kuşatması
  5. Sovyet karşı saldırıları
  6. Altıncı Ordunun çevrilmesi
  7. Stalingrad savaşının sonuçları
  8. Stalingrad savaşından sonra Almanya
  9. Stalingrad savaşının önemi
  10. Stalingrad savaşı hakkında diğer bilgiler
  11. Stalingrad savaşı filmleri
  12. Stalingrad Savaşı Resimleri

Stalingrad savaşı nedir?

Stalingrad Savaşı

Stalingrad Savaşı (23 Ağustos 1942 - 2 Şubat 1943) İkinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesinde Nazi Almanyası ve müttefiklerinin Güney Rusya'da yer alan Stalingrad şehrinin (şimdi ki ismi ile Volgograd) kontrolünü ele geçirmek için Sovyetler Birliği ile savaştığı önemli bir savaştır.

Stalingrad Savaşı boyunca yaşanan korkunç göğüs göğüse muharebeler ve doğrudan sivilleri hedef alan hava saldırıları bu savaşı Dünya Savaş Tarihi içerisinde en büyük (yaklaşık 2,2 milyon personel) ve en kanlı (1,7-2 milyon yaralı, öldürülen veya yakalanan) savaşlar arasına sokmuştur. Alman kuvvetleri Doğu Cephesindeki girişimlerinden asla vazgeçmediler. Doğu Cephesindeki kayıplarını telafi edebilmek için Batı bölgelerinden büyük miktarda asker çekmek zorunda kaldılar.

Stalingrad'ı ele geçirmek için düzenlenen Alman saldırısı, Alman 6. Ordusu ve 4. Panzer Ordusuna bağlı unsurlar kullanarak Ağustos 1942'de başladı. Saldırı, kentin büyük kısmını moloz yığını haline getiren yoğun Luftwaffe bombardımanları ile de desteklendi. Savaş tam anlamıyla bir evden-eve savaşa (house-to-house) dönüşmüştü. İki taraf da üstünlüğü ele geçirebilmek için şehre bir sürü destek kuvveti gönderdiler. Kasım 1942'nin ortalarına gelindiğinde, Almanlar şehri savunan Sovyet askerlerini Volga Nehri'nin kıyısındaki dar bir alana hapsetmeyi başardılar.

19 Kasım 1942'de Kızıl Ordu, Alman 6. Ordu'nun kanatlarını koruyan zayıf Romen ve Macar kuvvetlerini hedef alan ve iki ayrı noktadan başlayan Uranüs Operasyonunu başlattılar. Kanatlarda bulunan Mihver kuvvetleri bölgeden sürülmüş Stalingrad içerisinde bulunan 6. Ordu'nun ikmal hatları kesilmiş ve çevresi tamamen kuşatılmıştır. Adolf Hitler ordunun Stalingrad'da kalmasını ve kuşatmayı yarmaya çalışarak bölgeden geri çekilmemesini emretti. Bunun yerine orduya hava yolu ile malzeme ulaştırılmaya çalışılmış ve kuşatmayı dışarıdan kırmak için girişimler de bulunulmuştur. Yaşanan korkunç savaş iki ay daha devam etti. 1943 Şubat'ının başında şehirde bulunan Mihver kuvvetleri yiyeceklerini ve mühimmatlarını tamamen tükettiler. 6. Ordudan geri kalan birlikler teslim oldu. Savaş toplamda beş ay, bir hafta ve üç gün sürdü.

Stalingrad savaşı hakkında özet bilgi

Stalingrad savaşı başlangıcı 01

1942 ilkbaharında, Almanlar her ne kadar Sovyetler Birliği'ni tek bir harekatta ele geçirmek için düzenledikleri Barbarossa Operasyonu'nda başarısız olsalar da Sovyetler Birliği'ne ait devasa bir toprak parçasını ele geçirmişlerdi. Ukrayna, Belerus ve Baltık Devletleri de ele geçirilen bu alana dahildi. Buna rağmen savaş diğer cephelerde oldukça iyi gidiyordu. Atlantik'deki U-boat saldırıları başarılı olmuş ve Rommel Tobruk'u kısa bir süre önce ele geçirmişti. Alman Ordusu doğuda, cephe hattını kuzeyde Leningrad'dan güney de Rostov'a kadar uzanan bir çizgi üzerinde başarılı bir biçimde elinde tutuyordu. Çok sayıda kayıp vardı, ancak bunlar tehditkar bir seviyede değildi. Hitler, 1942 kışından sonra Kızıl Ordu'yu yenebileceğinden emindi. Çünkü her ne kadar Merkez Ordular Grubu (Heeresgruppe Mitte), bir önceki kış Moskova'nın batısında ağır kayıplar verse de,  piyadelerinin %65'i daha önce herhangi bir savaşta yıpranmamış, dinlenmiş ve en son teknoloji ekipmanlar ile yeniden donatılmış piyadeler idi. Ne Kuzey Ordular Grubu ne de Güney Ordular Grubu kış boyunca önemli bir saldırı ile karşılaşmadı. Stalin, Alman yaz saldırılarının ağırlıklı olarak Moskova yı hedef almalarını bekliyordu.

Stalingrad savaşında iki Alman ordusu

İlk operasyonlar çok başarılı geçince, Almanlar 1942'deki yaz seferlerinin Sovyetler Birliği'nin güney kesimlerine yönelik olacağına karar verdiler. Saldırının ana hedefleri Stalingrad şehri çevresindeki sanayi tesislerini yok etmek ve Volga Nehri üzerindeki taşımacılığı engelleyecek olan birliklerin nehrin kıyısına yerleştirilmesiydi. Nehir, Kafkasya'dan ve Hazar Denizi'nden Rusya'nın merkezine kadar uzanan çok önemli bir ikmal hattını oluşturuyordu. Nehir üzerindeki taşımacılığın engellenmesi Sovyetler Birliği'ni çok zor bir durumda bırakabilirdi. Almanlar 23 Temmuz'da Rostov'u ele geçirdiklerinde boru hatları ile petrol sahaları arasındaki bağlantıyı kestiler. Stalingrad'ın ele geçirilmesi Pers Koridoru üzerinden tedarik edilen yardımların ( Lend Lease) ülkeye ulaştırılmasını daha da zorlaştıracaktı.

Stalingradta savaş tahliyesi

23 Temmuz 1942'de Hitler şahsen 1942 harekatının operasyonel hedeflerini yeniden yazdı. Hedefleri Stalingrad şehrinin işgalini de kapsayacak şekilde genişletti. Her iki taraf da Sovyetler Birliği liderinin ismini taşıyan şehrin çok önemli bir propaganda malzemesi olduğunu biliyordu. Hitler, Stalingrad'ın ele geçirilmesinden sonra, nüfusunun "tamamen komünist" ve "özellikle tehlikeli" olduğu gerekçesi ile şehirdeki tüm erkeklerin öldürülmesini, kadın ve çocukların ise sınır dışı edilmesini emretti. Şehir hakimiyet altına alındığı zaman Alman Orduları petrol yataklarını ele geçirmek için Bakü'ye ilerlediği sırada ordunun kuzey ve batı kanatları da koruma altına alınmış olacaktı. Hedeflerin bu denli genişletilmesi, Almanya'nın Stalingrad'daki başarısızlığında çok önemli bir etkendi. Bunun nedeni, Almanların kendilerine aşırı güvenmeleri ve Sovyet rezervlerini küçümsemeleri idi.

Sovyetler ise zaman ve malzeme konusunda büyük bir kısıtlama altında olduklarını fark ettiler. Yayınladıkları bir emirle eli silah tutan herkesin savaşa gönderilmesine karar verdiler.

Stalingrad savaşı başlangıcı

Stalingrad savaşı başlangıcı 02

Hitler savaş öncesi ''Eğer Maikop ve Grozni petrolünü alamazsam, o zaman bu savaşı bitirmeliyim'' dedi.

Güney Ordular Grubu, hayati öneme sahip petrol alanlarını ele geçirmek için Sovyet bozkırları boyunca ilerlemeye başladı. Planlanan yaz saldırısının Kod adlı Mavi Durum (Fall Blau) idi. Saldırı Alman 6, 17 ve 4. Panzer grupları ile 1. Panzer Ordusunu da içeriyordu. Güney Ordular Grubu 1941 yılında Ukrayna Sovyetler Cumhuriyeti'ni ele geçirmişlerdi ve Ukrayna'nın doğusunda konuşlanmışlardı. Düzenlenen saldırının mızrak başı olarak görev yapacaklardı.

Hava bombardımanı

Ancak Hitler, Ordu Grubunu ikiye bölerek yapılan planlara müdahale etti. Wilhelm List komutasındaki Güney Ordular Grubu (A), 17. Ordu ve 1. Panzer Ordusu ile planlandığı gibi güneye Kafkasya'ya doğru ilerlemeye devam edecekti. Friedrich Paulus'un 6. Ordusu ve Hermann Hoth'un 4. Panzer Ordusu da dahil olmak üzere Güney Ordular Grubu (B) doğuya Volga Nehri ve Stalingrad'a doğru hareket edecekti. B Ordular Grubu'nun başında ilk olarak Mareşal Fedor von Bock bulunuyordu, daha sonra General Maximilian von Weichs, Bock'un yerine atandı.

Mavi Durum'un başlangıç tarihi olarak 1942 Mayısı'nın sonları düşünülmüştü. Bununla birlikte, harekata katılacak bazı Alman ve Rumen birlikler Kırım Yarımadası'nda bulunan Sivastopol şehri kuşatmasında yer alıyorlardı. Kuşatmanın sona ermesindeki gecikmeler Harekatın başlangıç ​​tarihinin birkaç kez geri itilmesine neden oldu. Sivastopol şehri Haziran ayının sonuna kadar düşmedi.

Alman subayların toplantısı

Almanlar tarafından "İsyum Çıkıntısına" karşı düzenlenen Fridericus Operasyonu, İkinci Kharkov Savaşı ile bölgede bulunan Sovyet Çıkıntısının imha edilmesini amaçlıyordu. Harekat 17 Mayıs ile 29 Mayıs tarihleri arasında büyük miktarda bir Sovyet kuvvetinin kuşatılmasıyla sona erdi. Benzer şekilde düzenlenen, Wilhelm Operasyonu ile Alman Ordusu 13 Haziran'da Voltshansk'a ve Fridericus Operasyonu ile de 22 Haziran'da Kupiansk'a saldırdı.

Mavi Durum harekatı nihayet Güney Ordular Grubu'nun 28 haziran 1942'de Güney Rusya'daki saldırısı ile başladı. Alman saldırısı iyi başlamıştı. Sovyet güçleri, geniş boş steplerde az bir direniş gösteriyordu ve Alman kuvvetleri doğuya doğru akmaya başlamıştı. Sovyet kuvvetleri birkaç defa yeni bir savunma hattı kurmaya çalıştılar, fakat yaptıkları her girişim Almaların kendilerini kanatlardan kuşatmaları sonucunda başarısızlık ile sonuçlandı. Yaşanan hızlı ilerleme sonucunda iki büyük cep (Sovyet Askerlerinin Sıkıştığı Alanlar) oluştu ve bunlar yok edildiler: Bunlardan birincisi, 2 Temmuz'da Kharkov'un kuzeydoğusunda yok edildi, ikincisi ise bir hafta sonra Millerovo'nun etrafında Rostov Oblastı'nda yok edildi. Bu arada Macar 2. Ordu ve Alman 4. Panzer Ordusu 5 Temmuz'da kenti ele geçirmek için Voronez üzerine bir saldırı başlatmışlardı.

Stalingrad savaşında piyade

6. Ordunun ilk ilerleyişleri o kadar başarılıydı ki, Hitler ilerlemeye müdahale ederek  4. Panzer Ordusunu Güney Ordular Grubu (A)'ya destek olmaları için güneye doğru hareket etmelerini emretti. 4. ve 1. Panzer Ordularının bölgedeki az sayıda bulunan yolu kullanmaları büyük bir trafik sıkışıklığına neden oldu. Binlerce aracın ortaya çıkardığı karışıklığı gidermeye çalışırken her iki ordu da oldukları yerde durmak zorunda kaldı. Gecikme uzun sürdü ve ilerlemenin en az bir hafta daha gecikeceği tahmin ediliyordu. İlerlemenin yavaşlamasıyla Hitler fikrini değiştirdi ve 4. Panzer Ordusuna yeniden Stalingrad saldırısına katılmasını emretti.

Stalingrad kuşatması ve hasat

Temmuz ayının sonuna doğru, Almanlar Sovyetleri Don Nehri'nin gerisine ittiler. Bu noktada, Don ve Volga Nehirleri arasında sadece 65 km'lik bir mesafe vardı ve Almanlar ana tedarik merkezlerini Don'un batısında bıraktılar. Bu da savaşın ilerleyen evrelerinde önemli etkilere sahip oldu. Almanlar, sol (kuzey) kanatlarını korumak için İtalyan, Macar ve Rumen müttefiklerinin askeri birliklerini kullanmaya başladılar. İtalyanlar, resmi olarak Alman makamlarının takdirini kazandılar. Bazen ise Almanlar tarafından çok az destekleniyorlardı ve hatta morallerini kaybetmekle suçlanıyorlardı. Gerçekte ise İtalyan birlikleri, 3. Dağcı Piyade Tümeni Ravenna ve 5. Piyade Tümeni Cosseria Alman subaylara göre iyi bir moral ile ve büyük bir cesaretle savaşıyorlardı. Alman tarihçilere göre İtalyan birlikleri sadece üzerilerine gelen büyük bir zırhlı saldırısı sonucunda Almanların zamanında yardıma gelmemeleri yüzünden geri çekilmişlerdi. Nitekim İtalyanlar, Nikolayevka savaşında olduğu gibi kendilerini pek çok savaşta kanıtlamayı bildiler.

Stalingrad kuşatması

25 Temmuz'da Almanlar Kalaç'ın (Kalach) batısındaki bir Sovyet köprü başında sert bir direnişle karşılaştılar. "Kalaç'daki savaş meydanında bırakılan sayısız adam ve materyal... yanmış ve vurulmuş Alman tankları için yüksek bir bedel ödemek zorunda kalmıştık."

Almanlar, 20 Ağustos'ta Don Nehrinin karşısında "29'uncu ve 76'ncu Piyade Tümenleri" ile köprü başları kurmayı başardılar. Bu sayede 14. Panzer Kolordusu'nun "Volga Nehri'nden Kuzeye Doğru İlerleyerek Stalingrad'a ulaşması" sağlandı. Alman 6. Ordusu, Stalingrad'dan yalnızca birkaç kilometre uzaklıktaydı. 13 Temmuz'da 4. Panzer Ordusuna Sovyet geri çekilmesini engellemesi için güneye doğru yönelmesi emri verildi. Bölgedeki Sovyet kuvvetlerini zayıflatan 17. Ordu ve 1.Panzer Ordusu şehrin güneyden alınmasına yardımcı olmak için kuzeye doğru yöneldiler.

Stalingrad savaşı ve Maraşal Andrey Yeryomenko

Güneyde, Ordular Grubu A, Kafkasya'ya kadar ilerlemişti, ancak ikmal hatlarının geniş bir bölgeye yayılması nedeniyle ilerlemeleri giderek yavaşlamaktaydı. Her iki Alman ordusu da, aralarındaki mesafe nedeniyle birbirlerini destekleyecek durumda değillerdi.

Temmuz 1942'de Almanların niyeti netleştikten sonra Stalin, 1 Ağustos 1942'de Güneydoğu Cephesi komutanı olarak Mareşal Andrey Yeryomenko'yu atadı. Yeryomenko ve Komiser Nikita Kruşçev, Stalingrad'ın savunmasını planlamakla görevlendirildi. Stalingrad şehrinin doğu sınırı Volga Nehri'ydi. Nehrin üzerinde ek Sovyet Birlikleri görevlendirildi. Bu birlikler tekrar düzenlenerek yeni kurulan 62. Ordu haline getirildi. Yeryomenko 11 Eylül 1942'de bu birliklerin komutanı olarak Korgeneral Vasiliy Çuikov'u atadı. Durum son derece korkunçtu. Çuikov'a görevi hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, "Şehri savunacağız, yoksa ölürüz" dedi. 62. Ordu'nun görevi, Stalingrad'ı her ne pahasına olursa olsun savunmaktı. Chuikov'un savaş sırasındaki başarılı generalliği ona sahip olduğu iki Sovyetler Birliği Kahramanlık Madalyası'ndan birisini kazandırdı.

Stalingrad kuşatması

Stalingrad kuşatması ve David Glantz

Askeri tarihçi David Glantz, Sovyetlerin, Koltuban Operasyonu olarak adlandırdığı dört büyük savaş ile Almanların şehre girebilmesini büyük oranda geciktirdiklerini ve bununda savaşın gidişatını değiştirdiği iddia etmektedir. Ona göre kaybedilen bu önemli zaman dilimi Almaya'nın kaderini belirlemiştir. Ağustos ayının sonlarından itibaren, Eylül ve Ekim aylarında Sovyetler Birliği sayıları zaman içinde değişen orduları ile (ilk önce bölgede iki ordu vardı daha sonra bu sayı dörde çıktı) Almaların kuzey kanadına yönelik saldırılarda bulunuyorlardı. Fakat bu saldırılar genelde kötü koordine edildiği için sürekli başarısızlıklar ile sonuçlanmaktaydı. Bu saldırılar sonucunda 200.000 Kızıl Ordu mensubu hayatını kaybetmişti, fakat Almanların ilerleyişi de önemli ölçüde yavaşlatılmıştı.

23 Ağustos'ta 6. Ordu Stalingrad'a geri çekilen 62. ve 64. Ordu'yu takip ederek şehre ulaştı. Savaştan sonra Kleist şunları söylemiştir:

Stalingrad kuşatması ve savunma

Stalingrad'ın ele geçirilmesi ana hedefe bağlıydı. Don ve Volga arasındaki dar boğazda, doğudan gelen Rus kuvvetleri tarafından kanatlarımıza yönelik yapılabilecek bir saldırıyı engelleyebileceğinden dolayı büyük bir önem taşıyordu. Başlangıçta, Stalingrad bizim için haritadaki bir isimden başka bir şey değildi.

Sovyetler, Almanlar şehre ulaşmadan önce tahılları, sığırları ve tren vagonlarını Volga'nın karşı kıyısına taşıyabilecek şekilde hazır edilmesi için daha önce uyarılmışlardı. Fakat şehirde yaşayan insanların şehri terk etmelerine asla izin vermediler. Bu "hasat zaferi" sonrasında daha şehre yönelik Alman saldırısı başlamadan önce şehirde yiyecek sıkıntısı baş göstermeye başladı. Kara Kuvvetleri (Heer) şehrin kendisine ulaşmadan önce, Luftwaffe, şehre malzeme ulaştırmak için hayati önem taşıyan Volga üzerindeki Sovyet gemilerine saldırmaya başlamıştı bile. 25 ve 31 Temmuz tarihleri ​​arasında 32 Sovyet gemisi batırıldı ve dokuz gemide kullanılamaz hale getirildi.

Stalingrad savaşı ve bombardıman

Savaş, Kıdemli Orgeneral (Generaloberst) Wolfram von Richthofen'in komutasındaki hava kuvvetlerine bağlı Luftflotte 4 tarafından yapılan bombardıman ile başladı. Bu bombardıman 1942 yazında ve sonbaharında bütün dünyada gerçekleştirilmiş olan en şiddetli bombardımandı. Yıldırım (Blitz) harekatında Londra'ya atılanlardan daha fazla, yaklaşık 1.000 ton bomba, 48 saat içinde şehre düştü. Stalin, sivil nüfusun kentten tahliye edilmesini reddetti. Bu yüzden bombardıman başladığında şehir sınırları içinde yaklaşık 400.000 sivil hapsolmuştu. Savaş sırasında hayatını kaybeden sivillerin kesin sayısı bilinmemekle beraber rakamın çok yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Yaklaşık 40.000 kişi köle iş gücü olarak Almanya'ya taşındı, bazıları savaş sırasında kuşatma altındaki şehirden kaçmayı başardı. Küçük miktarda bir grup sivil ise Sovyet kuvvetleri tarafından şehirden tahliye edildi. 1943 Şubat'ında Stalingrad'da yalnızca 10.000 ila 60.000 kadar sivil hala hayattaydı. Kısa süre içerisinde şehir devasa bir moloz yığına haline geldi. Ancak bazı fabrikalar hala üretime devam ediyordu. Şehirdeki işçilerin bir kısmı ise gün içinde yaşanan çarpışmalara katılıyordu. Stalingrad Traktör Fabrikası Almanlar tarafından ele geçirilinceye dek Sovyet kuvvetleri için T-34 üretmeye devam etti. 369 (Hırvat) Takviye Piyade Alayı, saldırı operasyonları sırasında Wehrmacht tarafından Stalingrad şehrine girmek için seçilen tek Alman olmayan birlikti. 100. Jäger Tümeninin bir parçası olarak savaştılar.

Volgograd Kuzey Denizi Anıtı

Stalin mevcut tüm birlikleri Volga'nın doğu kıyısına göndermeye başladı. Sadece, bir kısım birlik Sibirya'da Japon tehlikesine karşı konuşlandırılmıştı. Tüm normal feribotlar, Luftwaffe tarafından çabucak yok edildi. Luftwaffe daha sonra nehir boyunca römorkörler vasıtasıyla yavaşça çekilen askeri mavnaları hedef almaya başladı. Stalin'in şehrin tahliye edilmesini engellemesine neden olarak ''şehirdeki sivillerin varlığının şehri savunan birlikleri daha da cesaretlendireceği'' konusundaki düşünceleri gösteriliyor. Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere tüm siviller, siper yapımı ve koruganların hazırlanması işlerinde çalışmaya başladılar. 23 Ağustos'ta gerçekleşen büyük bir Alman hava saldırısı, tam anlamıyla bir ateş fırtınasına neden oldu, saldırı yüzlerce kişiyi öldürdü ve Stalingrad'ı moloz ve yanmış kalıntıların ortalığı kapladığı bir yığın haline getirdi. Voroshilovskiy alanındaki yaşam alanının yüzde doksanı yok edildi. 23-26 Ağustos tarihleri ​​arasında hazırlanan Sovyet raporlarına göre bombardıman sonucunda 955 kişi öldü, 1.181 kişi de yaralandı. 40.000 kişinin yaralandığına yönelik iddialar büyük ölçüde abartılmış bir rakamdır. 25 Ağustos'tan sonra Sovyetler hava saldırıları sonucunda herhangi bir sivil veya askeri can kaybı kaydetmediler.

Stalingrad kuşatmasında hava saldırısı

Sovyet Hava Kuvvetleri, Voyenno-Vozdushnye Sily (VVS)] Luftwaffe tarafından bir kenara itildi. Yakın bölgelerdeki VVS üsleri, 23 ve 31 Ağustos tarihleri ​​arasında 201 uçak kaybetti.  Ağustos ayında yaklaşık 100 uçaklık takviye gelmesine rağmen bölgede sadece 192 uçak kullanılabilir durumdaydı. Bunların ise sadece 57 tanesi avcı uçağıydı. Sovyetler, Eylül ayı sonlarında Stalingrad alanına hava takviye birlikler göndermeye devam ettiler. Ancak hala kayıplar vermeye devam ediyorlardı. Luftwaffe gökyüzünü tamamen kontrol ediyordu.

Stalingrad kuşatması ve havan

Şehrin savunulmasının ilk yükü, gönüllü gençlerden oluşturulan 1077. Uçaksavar Alayı'nın üzerine düştü. Bu birlikteki askerler kara hedefleri ile nasıl savaşılacağı konusunda herhangi bir eğitim almamışlardı. Buna rağmen diğer birliklerden hiç bir destek almayan bu uçaksavar birlikleri ilerleyen Alman panzerleri tarafından saf dışı bırakılıncaya değin yerlerini terk etmediler. Alman 16. Panzer Tümeni 1077. uçaksavar birliğiyle 37 tane uçak savar silahını yok edinceye kadar kıyasıya bir ateş savaşına girişti. 16 Panzer Tümeni Sovyetler'de yaşanan adam sıkıntısı nedeniyle kadın askerlerle savaştıklarını görünce tam anlamıyla şok oldular. Savaşın ilk evrelerinde, NKVD, savaşta kullanılmak için silah üretimine katılmayan birliklerden yetersiz bir biçimde silahlandırılmış ''işçi milisleri'' organize etmişti. Siviller çoğu zaman tüfeksiz bir şekilde savaşa gönderilmekteydi. Yerel teknik üniversitenin personeli ve öğrencileri kendi başlarına bir "tank yok edicisi" birimi kurdular. Traktör fabrikasında kalan parçalardan tanklar ürettiler. Boyanmamış ve iyi bir topçu nişangahından yoksun bu tanklar doğrudan fabrikanın önüne getirildi. Bu tanklardan sadece silahın namlusundan bakılarak kör bir şekilde ateş edilebiliyordu.

Stalingrad kuşatması ve Volga Nehri

Ağustos ayı sonuna kadar, Güney Ordular Grubu (B) nihayet Stalingrad'ın kuzeyinde Volga Nehri'ne vardılar. Alman ordusu güneyde yer alan şehre ulaşmak için Volga nehri boyunca harekete geçerken Sovyet kuvvetleri de Rossoshka yakınlarındaki, Stalingrad'ın savunulması için kurulan, iç savunma hatlarını terk ettiler. 2 Eylül'de 6. Ordu'nun kanatlarını oluşturan unsurlar ve 4. Panzer ordusuna bağlı birlikler Zaritza yakınlarındaki Jablotchni'de bir araya geldiler. 1 Eylül'den itibaren Sovyetler, Stalingrad'daki güçlerine sadece Volga Nehri'nin karşısındaki ikmal merkezlerini kullanarak takviye gönderebiliyorlardı. Bunun içinde sürekli topçu bombardımanı ve düşman uçaklarının ateşi altındaki nehri geçmeleri gerekiyordu.

Stalingrad kuşatması ve Stalin

5 Eylül'de Sovyet 24. Ordusu ve 66. Ordusu, 14. Panzer Kolordusuna karşı büyük bir saldırı düzenlediler. Luftwaffe, Sovyet topçu mevzilerine ve savunma hatlarına ağır bir şekilde saldırarak saldırının püskürtülmesine yardımcı oldu. Sovyetler, birkaç saat sonra gün ortasında geri çekilmek zorunda kaldılar. Sovyetler'in saldırıya gönderdiği 120 tankın 30'u hava saldırısında kaybedildi.

Stalingrad ve Stalin

Sovyet operasyonları Luftwaffe tarafından sürekli engellendi. 18 Eylül'de Sovyet Birinci Muhafız Ordusu ve 24. Ordusu, Kotluban'daki 8. Kolordu Komutanlığı'na yönelik bir saldırı başlattı. VIII. Fliegerkorps, kuşatmanın kırılmasını önlemek için Stuka pike-bombardıman uçaklarını dalga dalga Sovyet kuvvetlerinin üzerine gönderdi. Saldırı bu sayede geri püskürtüldü. Stukalar, o sabah saldırıya katılan 106 Sovyet tankının 41'inin yok edildiğini iddia ederken, Stukalara refakat eden Bf 109'lar 77 Sovyet uçağını yok etti. Şehrin yıkıntıları arasında, Sovyet 62. ve 64. Ordusu 13. Tüfekli Muhafız Tümeni'de kullanılarak şehirdeki evler ve fabrikalar içerisinde savunma noktaları oluşturmaları için birbirine bağlandı.

Harap olmuş şehir içindeki savaş acımasız ve çaresizdi. Korgeneral Alexander Rodimtsev, 13. Tüfekli Muhafız Tümeni'nden sorumluydu ve Stalingrad'daki eylemleri kendisine savaş sırasında verilen iki Sovyetler Birliği Kahramanı Madalyası'ndan birisini kazandırmıştı. Stalin'in 27 Temmuz 1942 tarihinde yayınlanan 227 sayılı Kararı ile izin verilmeden geri çekilen komutanların askeri mahkemede yargılanacağı ilan edildi. Bununla birlikte, NKVD birimleri verdikleri emirler ile cesaret gösterilmesi gereken durumlarda kaçanlar konusunda oldukça katı cezalar veriyorlardı. Askerler kendilerini feda etmeleri için acımasız şekilde zorlanıyordu ve verilen emirlere uymayanlar ise birliklerin disipline edilmesi için infaz ediliyordu. Stalingrad'da, Kızıl Ordu'ya bağlı 14.000 askerin düzeni korumak için infaz edildiği tahmin ediliyor. "Bir adım geri çekilmek yok!" ve "Volga'nın arkasında başka bir toprak yok!" sloganlarıydı. Stalingrad'da gerçekleşen Alman ilerlemesi Kızıl Ordu için ağır kayıplara neden oluyordu.

Stalingrad şehir savaşı

Kurgan tepesinden Stalingrad

12 Eylül'de, şehre çekildikleri sırada Sovyet 62. Ordusunun mevcudu 90 tanka, 700 havan topuna ve sadece 20.000 personele inmişti. Kalan tanklar şehir içinde hareketsiz savunma noktaları olarak kullanılıyordu. Şehre yönelik gerçekleşen ilk Alman saldırısı şehri hızla ele geçirmeyi amaçlıyordu. Bir piyade tümeni Mamayev Kurgan tepesine, bir diğer piyade tümeni merkez tren istasyonuna, bir diğeri ise Volga'daki merkez iskeleye saldırmıştı.

Başlangıçta başarılı olmasına rağmen, Alman saldırıları Volga'nın dört bir yanından bölgeye getirilen Sovyet takviyeleri karşısında durdu. Mamayev Kurgan'da ve 1 No.lu Tren İstasyonunda Almanlara karşı saldırı düzenlemekle görevlendirilen 13. Tüfekli Muhafız Tümeni büyük kayıplara uğradı. Askerlerinin yüzde 30'undan fazlası ilk 24 saat içinde öldürüldü ve savaşın sonunu 10.000 kişilik mevcudundan sadece 320 kişi görebildi. Her iki nokta da tekrar geri alındı, lakin bu durum çok kısa sürdü. Tren yolu altı saat içinde 14 kez el değiştirdi. Ertesi akşam, 13. Tüfekli Muhafız Tümeni neredeyse tamamen yok oldu.

Şehir savaşı ve Mamayev Kurgan tepesi

Savaş, şehrin güneyindeki dev tahıl ambarında üç gün boyunca şiddetli bir şekilde devam etti. Elli kadar Kızıl Ordu askeri her taraftan kuşatılmış olmalarına rağmen 5 gün boyunca direnmeyi başardılar. Mermileri ve suları bitinceye kadar 10 farklı Alman saldırısını geri püskürtmeyi başardılar. Savaş alanında sadece 40 kadar Sovyet askerinin cesedi bulundu. Oysa ki Almanlar şiddetli direniş nedeniyle çok daha fazla askerin bölgede olduğunu düşünüyordu. Sovyet birlikleri geri çekilirken tahılın düşman eline geçmesini önlemek için büyük kısmını yaktılar. Paulus, Alman zaferini takiben tahıl ambarı ve silolarını Stalingrad Savaşı'nın anılması için seçilmesini planlamıştı.

Stalingrat savaşı ve Kurgan tepesi

Alman askeri doktrini temel olarak savaş alanında bütün silahların ve araçların ortaklaşa kullanılması ilkesine dayanıyordu. Piyade ve tank birlikleri savaş alanında ilerlerken hava kuvvetleri, topçu birlikleri ve ordu mühendisleri de onları destekleyecekti. Bazı Sovyet komutanlar ön saflarda bulunan birliklerini fiziksel olarak mümkün olduğunca Alman birliklerine yakın tutmayı seçmişlerdi. Chuikov bu taktiği Almanlara "sarılmak" olarak adlandırmıştı. Bu Alman ilerlemesini yavaşlattığı gibi ilerlemeyi desteklemek için açılan destek ateşinin etkinliğini de ciddi oranda azaltmıştı.

Kızıl Ordu kentin tamamen, olabildiğince uzun süre kontrol altında tutulabilmesi için yeni bir strateji benimsemişti. Bu stratejiye göre, çok katlı apartman blokları, fabrikalar, depolar, sokak köşesindeki konutlar ve ofis binaları küçük 5-10 kişilik birimlerle iyi savunulan güçlü savunma noktalarına dönüştürülecekti. Şehirdeki insan gücü, Volga'dan gelen destek birlikler ile sürekli desteklenmişti. Bir savunma noktası kaybedildiğinde hemen geri alınması için taze kuvvetlerle karşı saldırılar düzenlenmekteydi.

Stalingrad şehir içi savunma

Her yıkıntı sokak, fabrika, ev, bodrum ve merdivenlerde dahi korkunç çarpışmalar yaşandı. Hatta kanalizasyon bile şiddetli çarpışmaların yaşandığı bir yerdi. Almanlar, görünmeyen şehir savaşını Rattenkrieg ("Sıçan Savaşı") olarak nitelendirmişti. Hatta kendi aralarında ''mutfağı ele geçirdik fakat hala salon ve yatak odası için savaş devam ediyor'' diye şakalaşıyorlardı. Binalar, yerleşim yerleri, ofis blokları, bodrum katları ve bombalanmış yüksek binaların yıkıntıları bile oda oda düşmandan temizlenmeliydi. Daha önceki Alman hava bombardımanı ile çatısız kalmış veya hasar görmüş bazı yüksek binalar arasında, farklı katlardaki Sovyet ve Alman askerler birbirlerine duvarlarda ve zeminde bulunan deliklerden ateş açıyor, şiddetli göğüs göğüse çarpışmalara girmek zorunda kalıyorlardı.

Şehirde savunma ve direniş

Şehrin yukarısında ünlü  ve stratejik bir tepe olan Mamayev Kurgan çevresinde acımasız çarpışmalar yaşanıyordu. Gerçekten de bu pozisyon birçok kez el değiştirdi.

Şehrin başka bir yerinde, Çavuş Yakov Pavlov'un komutasındaki bir Sovyet müfrezesi, daha sonra Pavlov'un Evi olarak adlandırılan nehir kıyısından 300 metre uzaklıkta bir alanı denetleyen dört katlı bir binayı ele geçirerek tahkim ettiler. Askerler neredeyse tamamen mayın tarlalarıyla çevrelenmişti, pencerelerde makineli tüfek yuvaları kurdular ve daha iyi iletişim kurup, hareket edebilmek için bodrumdaki duvarları yıktılar. Askerler bodrumda saklanan yaklaşık on kadar Sovyet sivili de buldular. İki ay boyunca Alman kuşatmasından kurtulamadılar ve önemli ölçüde takviye alamadılar. Bina, Alman haritalarında Festung ("Fortress") olarak etiketlenmişti. Çavuş Pavlov, eylemleri için Sovyetler Birliği Kahramanı Madalyasına layık görüldü.

Almanlar şehir boyunca yavaş ama istikrarlı bir ilerleme kaydettiler. Sovyet pozisyonlarını ayrı ayrı ele geçirdiler, ancak Almanlar nehir kıyısındaki önemli geçiş noktalarını asla ele geçiremediler. 27 Eylül'e kadar Almanlar şehrin güneyini işgal ettiler, ancak Sovyetler şehrin merkezini ve kuzey kesimini ellerinde tutmaya devam ettiler. En önemlisi ise Sovyet feribotları Volga'nın doğu kıyısındaki ikmal merkezlerinden şehre sürekli yeni birlikler ve ikmal malzemeleri taşıyorlardı.

Keskin nişancı Vasili Záitsev

Almanlar, hava kuvvetini, tankları ve ağır topçuları kullanarak şehirdeki Sovyet kuvvetlerini bir dereceye kadar başarı ile temizlediler. Savaşın sonuna doğru, Dora adındaki devasa demir yolu topunu bölgeye getirdiler. Sovyetler, Volga'nın doğu kıyısında çok sayıda topçu bataryası kurdular. Bu topçu birlikleri, Alman mevzilerini bombalamakta kullanıldılar ya da en azından karşı topçu ateşi açılmasını engellemek için kullanıldılar.

Her iki taraftaki keskin nişancılarda yıkıntıların arasında saklanarak karşı tarafa olabildiğince çok zarar vermeye çalıştılar. Stalingrad'daki en ünlü Sovyet keskin nişancı Vasily Zaytsev'di, savaş sırasında 225 Alman askerini öldürmüştü. Hedefler genellikle ileri hatlara yiyecek ve içecek taşıyan askerlerdi. Topçu gözcüleri, keskin nişancılar için özellikle değerli hedeflerdi.

Stalingrad şehir savaşında gönüllü kadınlar

Önemli bir tarihi tartışma konusu ise Kızıl Ordu'daki birlikler arasında yaşanan terörün derecesi ile ilgilidir. İngiliz tarihçi Antony Beevor, 8 Ekim 1942'de Stalingrad Cephesi Siyasi Departmanı'ndan gönderilen gizli bir mesajda "Askeri birlikler arasında yenilmiş gibi bir ruh halinde olanlar derhal temizlenmeli ve disiplini bozan durumlar en aza indirilmeli" yazdığını söylemiştir. Bu mesajın ordu içerisinde yaşanan baskı ve zorlamalara büyük bir delil olduğunu ifade etmektedir. Bu düzeni sağlamakla görevli birlikler ise ''Özel Müfrezeler'' olarak adlandırılmıştır (Daha sonra bu birlikler SMERSH olarak yeniden adlandırılacaktır). Öte yandan, Beevor, Sovyet askerlerinin savaşta gösterdikleri olağanüstü cesaretin yalnızca Verdun'la karşılaştırılabilecek bir durum olduğunu belirtmiştir ve tek başına terörün bu fedakârlığı açıklamaya yetmeyeceğini savunmaktadır. Richard Overy ise Kızıl Ordu'da görülen zorlayıcı yöntemlerin Sovyet Birliklerinin savaş gayreti için ne kadar önemli olduğunu, düşmana karşı duyulan nefret gibi diğer motivasyon faktörlerini kıyaslayarak cevap verir. "1942 yazında Sovyet ordusunun savaşmak zorunda kaldığı için savaştığını" savunmak kolay olsa da, yalnızca zorlamalar üzerine yoğunlaşmak "Sovyetlerin savaş çabaları hakkındaki görüşlerimizi çarpıtmaktan başka bir işe yaramaz" demektedir. Sovyet gazileri ile birçok görüşme gerçekleştiren Catherine Merridale, Doğu Cephesi'nde yaşanan terör olayları ile ilgili - özellikle Stalingrad'da geçerli olan 227 no.lu emir (Bir adım dahi geri çekilmek yok) - sorularına gazilerin genellikle rahat ve sakin cevaplar verdiğini not etmiştir. Örneğin piyade olarak görev yapmış Lev Lvovich'in bu sorular için yaptığı açıklama; "Gerekli ve önemli bir adımdı, hepimiz bu emri duyduktan sonra nerede olduğumuzu biliyorduk ve hepimiz - bu doğru - daha iyi hissettik. Evet, daha iyi hissettik" demiştir.

Stalingrad savaşı ve kadınlar

Birçok kadın Kızıl Ordu Saflarında savaşıyordu ya da düşman ateşi altında kalıyorlardı. General Chuikov önemli bir gerçeği kabul ederek "Stalingrad'ın savunmasını hatırladığımda çok önemli bir soruya cevap vermeden geçemiyorum... kadının savaşta ki rolü hakkında olan, hem cephe gerisindeki hemde doğrudan cephe hattındaki. Eşit şekilde savaşın hayatlarına getirdiği yükleri biz erkeklerle beraber yükleniyorlardı. Bütün yol boyunca bizimle beraber Berlin'e kadar geldiler.'' Savaşın başında Stalingrad bölgesinde yaklaşık 75.000 kadın ve kız çocuğu askeri veya tıbbi eğitim görmüştü. Hepsi savaşta doğrudan görev yapacaktı. Kadınlar, sadece Luftwaffe ile değil aynı zamanda Alman tanklarıyla da savaşan uçaksavar bataryalarının bir çoğunda görev aldılar. Sovyet hemşireleri yaralı personeli yalnızca düşman ateşi altında tedavi etmekle kalmamış aynı zamanda çok tehlikeli bir iş olan yaralı askerlerin düşman ateşi altında hastanelere geri getirilmesi çabalarına da katılmışlardı. Sovyet telsiz ve telefon operatörlerinin birçoğu, komuta merkezleri ateş altında olduğunda ağır kayıplar veren kadınlardan oluşmaktaydı. Kadınlar genellikle piyade olarak eğitilmemiş olsalar da, birçok Sovyet kadını makineli tüfekçi, havan topu operatörü ve keşif eri olarak savaşıyordu. Kadınlar ayrıca Stalingrad'da keskin nişancı olarak görev almışlardı. Stalingrad'daki bulunan üç hava alayı tamamen kadınlardan oluşuyordu. Stalingrad'daki tankları kullanırken en az üç kadın Sovyetler Birliği Kahramanı unvanını kazandı.

Sovyet karşı saldırıları

Hem Stalin hem Hitler için Stalingrad stratejik öneminin çok ötesinde adeta bir prestij meselesi haline geldi. Sovyet komutası, Moskova bölgesindeki Kızıl Ordu stratejik rezervlerinden bir çoğunu bu bölgeden çekerek aşağı Volga bölgesine gönderdiler. Ayrıca tüm ülkeden birçok uçak Stalingrad bölgesine gönderildi.

Her iki askeri komutanın da yaşadığı gerginlik oldukça büyüktü: Paulus gözlerinde kontrol edilemeyen bir tik geliştirdi ve bu tik yüzünün sol tarafını büyük oranda etkiledi. Chuikov ise iki elinin de tamamen bandajlanmasına neden olan bir ekzemaya yakalandı. Her iki tarafın da askeri birlikleri sürekli olarak göğüs göğüse çarpışmak zorunda kaldı.

Stalingrad'a hava saldırıları

Stalingrada hava saldırıları

Sovyet direnişini ezmek için belirlenen Luftflotte 4'ün Stukawaffe, birliği 5 Ekim'de Dzerzhinskiy Traktör Fabrikası'nda Sovyet pozisyonlarına karşı 900 ayrı sorti gerçekleştirdi. Birkaç Sovyet alayı tamamen bölgeden silindi; Sovyet 339. Piyade Alayı'nın tüm personeli sabah saatlerindeki hava saldırısı sırasında öldürüldü.

Ekim ortasında, Luftwaffe, Batı yakasında bulunan Kızıl Ordu pozisyonlarına yönelik saldırılarını giderek arttırdı. 14 Ekim'de Luftflotte 4, 2.000 sorti gerçekleştirdi ve Alman piyadeleri tarafından kuşatılan üç fabrikaya 550 t (610 kısa ton) bomba attı. Stukageschwader 1, 2 ve 77, Volga'nın doğu kıyısındaki Sovyet topçularını büyük oranda susturmuşlar ve dikkatlerini bir kez daha küçük Sovyet ceplerinin direnişlerini  güçlendirmeye çalışan gemilere yöneltmişlerdi. 62. Ordu Alman saldırıları sonucunda ikiye bölündü ve tedarik feribotlarının yoğun hava saldırısına uğraması nedeniyle giderek çok daha az malzeme desteği almaya başladılar. Sovyetler, Volga'nın batı kıyısında 1 kilometrelik bir alana girdikleri zaman 1.208'den fazla Stuka uçağı onları yok etmek için havalandı.

Hava saldırıları üstünlüğünü

Luftwaffe sahip olduğu hava üstünlüğünü Kasım ayında da korudu. Sovyetlerin gündüz vakti herhangi bir hava direnci mevcut değildi. Bununla birlikte, Alman tarafında gerçekleştirilen sürekli hava desteği operasyonları ve Gündüz gökyüzündeki Sovyetlerin teslim olmaları havadaki stratejik dengeyi etkilemeye başladı. Münferit 20.000 sorti gerçekleştirdikten sonra, Luftwaffe'nin orijinal 1.600 servisli uçak gücü 950'ye düştü. Kampfwaffe'nin (bombardıman kuvvetleri),  480 birimlik savaş gücü giderek 232 birime düştü. Bu birlik hava kuvvetleri arasında savaş sırasında en çok zayiat veren birlik oldu. Sovyet hava kuvvetleri (VVS) kalitesel olarak sürekli Almanlardan geri kaldı. Ancak Sovyet karşı saldırısı zamanı geldiğinde VVS Almanlar karşısında sayısal olarak üstünlüğe ulaştı.

Geçen 18 ay boyunca ağır kayıplar veren Sovyet bombardıman grubu Aviatsiya Dalülgo Deystviya'nın (Uzun Menzilli Uçuş Birliği, ADD), sadece gece vakitleri ile sınırlandırıldı. Sovyetler, 17 Temmuz - 19 Kasım tarihleri ​​arasında Stalingrad ve Don-bend sektöründe 11.317 gece seferi yaptılar. Bu baskınlar düşmana çok az zarar verdi ve sadece rahatsız edici bir etki oluşturdular.

Stalingrada hava saldırıları bedeli

8 Kasım'da, Kuzey Afrika'daki Müttefikler çıkarması ile savaşması için Luftflotte 4'ten önemli miktarda birim geri çekildi. Alman hava kuvvetleri biranda kendilerini Avrupa boyunca yayılmış zayıf bir hava kuvveti olarak buldu. Ayrıca Sovyet-Alman cephesinin diğer güney bölgelerinde sahip oldukları gücünü korumak için mücadele etmek zorunda kaldılar. Sovyetler Lend-Lease programı çerçevesinde Amerikan hükümetinden maddi yardım almaya başladı. 1942 yılının son çeyreğinde ABD, Sovyetler Birliği'ne 45.000 t (50.000 kısa tonlu) patlayıcı madde ve 230.000 t (250.000 kısa tonlu) havacılık yakıtı gönderdi.

Tarihçi Chris Bellamy'nin belirttiği gibi, Almanlar Stalingrad'a gönderilen uçaklar için yüksek bir stratejik bedel ödediler: Luftwaffe hava kuvvetlerinin bir çoğu, Hitler'in orijinal büyük stratejik hedefi olan petrol zengini Kafkaslar'dan uzaklaştırılmaya zorlandı.

Almanlar Volga'ya varıyor

Üç ay boyunca yavaş yavaş gerçekleşen ilerlemeler sonucunda  Almanlar nihayet nehir kıyılarına ulaştılar. Devasa bir yıkıntı haline gelen şehrin %90'ını ele geçirdiler. Şehirde kalan Sovyet kuvvetleri iki küçük cepheye sıkışmışlardı. Volga üzerindeki buz kütleleri şehirde sıkışıp kalan Sovyet askerlerinin tekneler ve römorkorlar ile ikmal malzemeleri alabilmesini güçleştiriyordu. Yine de, özellikle, Mamayev Kurgan tepesinin eteklerinde ve şehrin kuzey kesimindeki fabrika bölgesinde çarpışmalar yaşanmaya devam ediyordu.

Sovyet karşı saldırıları

Sovyet birliklerinin karşı saldırıları

1942 kışında Alman birliklerinin saldırı operasyonları için kötü hazırlandığını ve birliklerin bir çoğunun Doğu Cephesi'nin güney kesiminde yeniden farklı yerlere konuşlandırıldığını keşfeden Stavka, 19 Kasım 1942 ile 2 Şubat 1943 tarihleri ​​arasında bir dizi saldırı operasyonu düzenlemeye karar verdi. Bu operasyonlar, çeşitli cephelerde faaliyet gösteren yaklaşık 15 Ordunun katılımıyla gerçekleşecek olan  1942-1943 (19 Kasım 1942 - 3 Mart 1943) Kış Seferini başlattı.

Zhukov'a göre, "Alman operasyon kuvvetleri zayıf istihbarat nedeni ile büyük bir gaflet içerisindeydi: "Stalingrad yakınlarında 10 farklı noktada 1 tank ve 4 hava ordusunun büyük bir karşı saldırı için hazırlık yapmaya başladıklarını fark edemediler."

Alman saflarında zayıflık

Alman saflarında zayıflık

Kuşatma sırasında, Almanlar ve müttefikleri olan İtalyan, Macar ve Romen orduları, B Grubu'nun kanatlarını korumak ve Paulus'un karargahına gerektiği zaman destek olmak için bölgede konuşlanmışlardı. Macar 2. Ordusuna, İtalyan Ordusu ve Voronez arasında Stalingrad'ın kuzey cephesinde yer alan 200 km'lik bir cephe hattını savunma görevi verilmişti. Bu kadar büyük bir alanın sadece Macarların sorumluluğuna bırakılmasının sonucunda savunma hattı çok ince bir çizgi hattını almıştır. Bazı yerlerde 1-2 km'lik (0.62-1.24 mil) koca bir hat tek bir müfreze tarafından savunulmak zorunda kalmıştır. Aynı zamanda bu birliklerin, etkili bir tanksavar silahı da yoktu.

Zhukov, "Almanlarla karşılaştırıldığında, müttefik ordularının askerleri kötü silahlandırılmış, çok az savaş deneyimine sahip ve savunmada dahi büyük eksiklikleri olan" birlikler olduğunu söylemiştir.

Alman saflarında zayıflık ve müdafa

Bütün dikkatlerini şehir üzerine odakladıkları için Mihver kuvvetleri, doğal bir savunma hattı olan, Don nehri boyunca oluşturdukları savunma pozisyonlarını güçlendirmeyi ihmal ettiler. Bunun sonucunda Kızıl Ordu saldırıya başladığında büyük bir hızla nehrin sağ yakasında sağlam köprü başları oluşturabildi. Geri hatlarda Sovyetlerin oluşturduğu bu köprü başları Ordu Grubu B için büyük bir tehdit oluşturuyordu.

Benzer şekilde, Stalingrad bölgesinin güney kanadı da, Kotelnikovo'nun güneybatısında yer alan savunma pozisyonlarının ön hatları yalnızca Romanya 4. Ordusu tarafından savunulmaktaydı. Bu ordunun ilerisinde, tek bir Alman tümeni, 16. Motorize Piyade Tümeni, 400 km'lik bir alanı savunmaya çalışıyordu. Paulus 6. Orduyu Don Nehri'nin arkasına çekmek için izin istedi, ancak bu isteği reddedildi. Paulus'un Adam'a aktardığı düşüncelerine göre, "Hitler'in rızası olmaksızın, hiçbir ordu komutanı veya bir askeri birlik, tek bir köyü, hatta tek bir siperi bile terk edemezdi."

Uranüs Operasyonu: Sovyet hücumu

Uranüs Operasyonu Sovyet hücumu

Sonbaharda, Stalingrad bölgesindeki stratejik planlamadan sorumlu Sovyet generalleri Georgy Zhukov ve Aleksandr Vasilevsky, kentin kuzeyi ve güneyindeki bozkırlarda askeri kuvvetleri toplamaya başladılar. Alman Ordusunun Kuzey kanadı Macar ve Rumen birlikleri tarafından, büyük oranda bozkırlardaki  açık pozisyonlarında savunulmaktaydı. Doğal savunma hattı olan Don Nehri civarında savunma hatlarının kurulması Alman tarafından hiçbir zaman önemsenmedi. Bölgedeki Macar ve Rumen birlikleri tanklara karşı koymak için yetersiz donanıma sahiptiler. Sovyetlerin planı, geniş bir bölgeye yayılmış ve bu nedenle incelmiş olan Alman Ordusunun kanatları üzerine şiddetli bir saldırı başlatarak Alman ordusunu kuşatma altına almaktı.

Saldırı hazırlıkları sırasında, Mareşal Zhukov cepheyi bizzat ziyaret etti. Birliklerin kötü bir şekilde hazırlandığını görünce saldırı tarihini bir hafta kadar ertelemek zorunda kaldı. Stalingrad bölgesindeki operasyona ''Uranüs'' adı verildi. Bu saldırı kuzeyde Merkez Ordular Grubunu hedef alan ''Mars Operasyonu'' ile aynı anda başladı. Plan, Zhukov'un üç yıl önce Halhin Gol Muharebesi'nde zafer kazanmak için uyguladığı plana benziyordu. Bu savaşta da Japon birliklerini iki taraftan kuşatarak Japon Ordusunun 23. Tümenini imha etmişti.

Uranüs Operasyonu

19 Kasım 1942'de Kızıl Ordu, Uranüs Operasyonunu başlattı. General Nikolay Vatutin'in komutasına yönelik saldırı amaçlı tahsis edilen Sovyet Birlikleri tam olarak şöyleydi: Bütün birimleri ile 3 ordu grubu (1. Muhafız Ordusu, 5. Tank Ordusu, 21. Ordu grubu), 18 piyade tümeni 8 tank tugayı, 2 motorize piyade tugayı, altı süvari tümeni ve bir tanksavar tugayı. Saldırıya ilişkin hazırlıklar, büyük ihtimalle Rumen birlikleri tarafından fark edilmişti. Bu nedenle sürekli destek birlikler talep ettiler fakat istekleri her seferinde reddedildi. Açık alanlarda ince bir hat halinde, ekipman bakımından yetersiz olan ve Alman ordusunun kuzey kanadını koruyan 3. Rumen ordusu kısa süre içerisinde dağıldı.

Uranüs Operasyonu ve Sovyet hücumu

Ön cephe hattının arkasındaki, Kalaç gibi kilit noktaları savunmak için Almanlar herhangi bir hazırlık yapmamışlardı. Wehrmacht'ın Sovyet saldırısına cevabı hem kaotik hem de şüphe doluydu. Hakim olan kötü hava koşulları Sovyet saldırısına karşı etkili bir hava harekatının yapılmasını ciddi biçimde engellemişti.

20 Kasım'da, Stalingrad'ın güneyindeki, 4. Rumen Ordusuna bağlı Kolordular tarafından savunulan noktalara yönelik olarak 2'inci Sovyet saldırısı (iki ordu katılmıştır) başladı. Büyük oranda piyadelerden oluşan Rumen kuvvetleri bir anda çok sayıda tank ile karşı karşıya kaldılar. Sovyet güçleri batıya doğru ilerleyerek 23 Kasım'da Kalaç kentinde bir araya geldiler. Böylece Stalingrad çevresindeki kuşatma tamamlanmış oldu. Her ne kadar Sovyet birliklerinin Kalaç'ta buluşması filme alınmış olmasa da daha sonra tekrardan canlandırılarak dünya çapında gösterilen bir propaganda filmi haline geldi.

Altıncı Ordunun çevrilmesi

Stalingrad'da yaklaşık 265.000 Alman, İtalyan, Rumen, 396. (Hırvat) Piyade Takviye Bieliği ve 40.000 kadar asker alınmış veya orduya gönüllü katılmış Sovyet vatandaşı tamamen kuşatılmıştı. (Beevor, altıncı ordunun cephe gücünün dörtte birinin HIWI'lerden oluştuğunu yani Sovyet vatandaşları veya Alman ordusuna katılan Sovyet savaş esirlerinden oluştuğunu söylemektedir) çevrelendi. Bu Sovyet HIWI'leri, her zaman Almanlara sadık kaldılar. Çünkü eğer Sovyetler tarafından yakalanırlarsa Almanlarla işbirliği yaptıkları için idam edileceklerini biliyorlardı. 19 Kasım 1942'de Sovyetler şehirdeki Alman gücü yaklaşık 20 tümene bölünmüş (her biri yaklaşık 9.000 kişi) 210.00 kişi olarak tahmin ediliyordu. Bu da  Alman savaş gücünün yaklaşık 100 taburluk bir kuvvet olduğu anlamına geliyordu. Kuşatma sırasında Alman bölgelerinde  (Almanca: Kessel, tam anlamıyla "Kazan"), 10.000 civarında Sovyet sivil ve birkaç bin Sovyet esiri de kısılıp kalmıştı. 6. Ordu'nun tamamı tuzağa düşmemişti. 50.000 kadar Alman askeri kuşatma çemberinin dışında kalabilmeyi başarmıştı. Bunlar daha çok İtalyan ve Rumen Orduları arasındaki 6. Ordu'nun diğer 2 tümenine bağlı (62 ve 298. Piyade Tümenleri) birliklerdi.  210.000 Alman'dan yaklaşık 10.000 kişi savaşmaya devam etti, 105.000'i teslim oldu, 35.000'i hava yoluyla tahliye edilirken geri kalan 60.000 kişi öldü.

Stalingrad altıncı Ordunun çevrilmesi

Don Ordu Grubu, Mareşal von Manstein'ın komutası altında kuruldu. Manstein'in komutası altında 20 Alman ve 2 Romanya bölüğü Stalingrad'da, kuşatılmış Alman birliklerini kurtarmak için ilerlemeye başladılar. Adam'ın Chir Irmağı boyunca ve Don civarındaki köprü başlarında bulunan birlikleri ile 3. Rumen ordusunun kalıntıları da  Manstein'in birliklerine katıldı.

Stalingrad 6 ncı Ordunun çevrilmesi

Kızıl Ordu birlikleri derhal iki kademeden oluşan bir savunma hattı oluşturdular: Bu hatlardan biri şehrin içerisinden yapılacak bir yarma harekatını engellemeyi amaçlarken diğeri ise dışarıdan şehirde sıkışmış bulunan Alman birliklerini kurtarmak için yapılacak girişimleri engellemeyi amaçlıyordu. Mareşal Erich von Manstein, Hitler'e Sovyet savunma hatlarını aşabileceğini ve kuşatılmış 6. Ordu'yu kurtarabileceğini bildirdi. Hitler'den 6. Ordu'ya herhangi bir yarma harekatı emri vermemesini istedi. Amerikalı tarihçiler Williamson Murray ve Alan Millet, 24 Kasım'da Manstein Hitler'e gönderdiği mesajda, 6. Ordu'yu kurtarabileceğini, sadece yerlerinde kalmalarını gerektiğini ve Göring'in Luftwaffe ile Stalingrad'a bulunan birliklere havayolu ile destek ulaştırabileceğini belirttiğini yazmıştır. Bu mesaj 6. Ordunun kaderini belirlemiştir.  1945'ten sonra Manstein, Hitler'e 6. Ordu'nun derhal bir yarma harekatı düzenlemesi yolunda tavsiye verdiğini iddia etti. Amerikalı tarihçi Gerhard Weinberg, Manstein'ın konuyla ilgili kayıtları çarpıttığını yazmıştır. Manstein, 6. Orduya geçici olarak havadan destek sağlanırsa, Stalingrad'a yönelik düzenleyeceği Kış Fırtınası Operasyonu (Unternehmen Wintergewitter) adlı bir kurtarma operasyonu ile şehirde sıkışan birlikleri kurtarabileceğini düşünüyordu.

Altıncı Ordunun çevrilmesi 02

Adolf Hitler 30 Eylül 1942'de Berlin Sportpalast'ta yaptığı bir konuşmasında Alman ordusunun şehri asla terk etmeyeceğini açıkladı. Sovyet kuşatmasından kısa bir süre sonra, Alman ordusunun ileri gelen generalleri Hitler'e 6. Ordunun kuşatmayı yararak Don Nehri'nin batısında yeni bir savunma hattı kurması gerektiğini belirttiler. Fakat Hitler, Luftwaffe başkanı Hermann Göring ile birlikte Bavyera'daki Berchtesgaden'de bulunan Obersalzberg'e çekildi. Göring Hitler ile yaptığı görüşmede ona, daha önce Hans Jeschonnek tarafından teklif edilen, 6. Ordunun kurulacak bir hava köprüsü ile desteklenebileceğini söyledi. Bu, durum kentteki Alman kuvvetlerini kurtarmak için yeni bir ordu birliği hazırlandığı sırada şehirde bulunan 6. Ordunun savaşa devam edebilmesini sağlayacaktı. Benzer bir plan, Demyansk Bölgesinde daha küçük bir ölçekte uygulanmıştı. Ancak Demyansk'da büyük bir ordu yerine küçük bir Kolordu Birliği bulunmaktaydı.

Altıncı Ordunun çevrilmesi 01

Luftflotte 4'ün komutanı Wolfram von Richthofen bu karara şiddetle karşı çıkarak engellemeye çalıştı. 6. Ordu'nun mevcudu düzenli sıradan bir Alman Ordusundan neredeyse iki kat daha büyüktü. Ayrıca 4. Panzer Ordusu da şehirde sıkışıp kalmıştı. Komutası altında ki bütün uçakları kullansa dahi günlük 107 ton'dan (118 kısa ton) daha fazla malzeme takviyesi yapması imkansızdı. Üstelik Stalingrad bölgesinde kullanıma uygun tek hava üssü Pitomnik hava alanıydı. 6. Ordunun günlük malzeme ihtiyacı ise neredeyse günlük 750 ton (830 kısa ton) idi. Gerekli teslimatı gerçekleştirmek için Richthofen'in elinde çok az sayıda Junkers 52 kargo uçağı vardı. Bu yüzden Heinkel He 177 gibi bombardıman uçaklarını da kullanmak zorunda kaldılar (bazı bombardıman uçakları yeterince iyi görev yaptı -Heinkel He 111'in taşıma kapasitesi oldukça yüksekti ve Ju 52'den çok daha hızlıydı ). General Richthofen, Manstein'a 27 Kasım'da Luftwaffe'nin taşıma kapasitesinin çok az olduğunu ve günlük 300 malzeme desteğinin havadan sağlanmasının imkansız olduğunu bildirdi. Manstein, artık bu boyutlardaki havadan ikmal girişimlerinin zorluğunu anlamaya başlamıştı. Ertesi gün genelkurmaya altı sayfalık bir durum raporu sundu. Mareşal Richthofen'ın verdiğe bilgilere dayanarak, Demyansk örneğinin aksine hava yoluyla malzeme takviyesinin imkansız olduğunu ilan etti. 6. Ordunun eğer başarabilirse bulacakları ilk fırsatta kuşatmayı yarması gerektiğini ve hava kuvvetlerinin de bu harekat sırasında 6. Orduyu destekleyerek yakıt ve gıda takviyesi yapmalarını önerdi. Stalingrad'dan geri çekilmenin Alman halkının morali üzerinde büyük bir olumsuz durum oluşturacağı biliyordu. Fakat bölgeden şehirden geri çekinilmesi 6. Ordunun savaş gücünün büyük ölçüde korunmasına yardımcı olacaktı. Böylece Alman ordusu inisiyatifi tekrar ele alabilirdi. O (Hitler), 6. Ordunun Sovyet baskısı altındaki sınırlı hareket kabiliyetini ve yaşadıkları zorlukları gözardı etti. Hitler 6. Ordunun Stalingrad'dan ayrılmayacağını ve kuşatma altındaki birlikler kurtarılıncaya kadar hava kuvvetlerinin şehirdeki birliklere hava yolu ile malzeme takviyesi yapacağını ilan etti.''

Altıncı Ordunun çevrilmesi 03

"Kazan" da sıkışan 270 bin adamın savaşmaya devam edebilmesi için günde 700 ton malzemenin onlara ulaştırılması gerekiyordu. Bu, bir gün içerisinde Pitomnik'e 350 Junkers 52'nin uçması gerektiği anlamına geliyordu. En azından 500 ton malzemenin bölgeye ulaştırılmasına ihtiyaç vardı. Bununla birlikte, Adam'a göre, "Tek bir gün bile gerekli olan minimum miktarda malzeme bölgeye ulaştırılamamıştır" Luftwaffe günde  106 tonluk (117 kısa ton) ikmal yapabilme kapasitesine sahipti. Fakat günde ortalama 85 tonluk (94 kısa ton) malzeme teslim edebiliyordu. En başarılı gün olan 19 Aralık da bile sadece 154 seferde 262 tonluk (289 kısa ton) malzeme teslim edebimişti. Daha da kötüsü, Luftwaffe, ordu ikmal birliklerinin gerekli olan malzemeleri temin etme konusundaki yardımcı olma isteklerini reddetmişti. Sonuç olarak tonlarca biber ve Mercanköşk (yabani keklik) ile binlerce sağlam ayakkabı ve milyonlarca gebeliği önleyici materyal de - orduda ki hemşireler ve kadın subaylar için - dahil olmak birçok ikmal malzemesi tamamen kullanışsız bir durama gelmişti. Havaalanlarında uçakların yüklenmesi, boşaltılması ve ikmal malzemelerinin havaalanlarına ulaştırılması konusunda hava kuvvetlerinin ikmal birimlerinin büyük eksiklikleri vardı. Ayrıca bu işler için yeni personellerin istihdam edilmei ve nakliye uçaklarının korunması için savaş pilotlarının görevlendirilmesi hava kuvvetlerinde adam sıkıntısı yaşanmasına neden olmaya başladı. Bu faktörler bir araya gelince Luftwaffe gerekli ikmal malzemelerinin bölgeye ulaştırılması konusunda büyük eksiklikler yaşadı. Bunun sonucunda 6. Ordunun şehirde direnme olasılığı ciddi biçimde azalmıştı.

Altıncı Ordunun çevrilmesi 04

Operasyonun başlarında araçlar için gerekli yakıtın temin edilmesi, kuşatmaya karşı bir yarma harekatının gerçekleştirileceği düşüncesi nedeni ile, mühimmat ve gıda maddelerinden çok daha önemliydi . Malzeme taşımak için kullanılan uçaklar ayrıca şehirden ''özel teknik elemanların'' ve yaralıların tahliye edilmeleri içinde kullanıldı. Şehirden kaç kişinin çıkarıldığı konusunda kaynaklarda farklı rakamlar vardı: en az 25.000 en çok da 35.000 kişinin şehirden tahliye edildiği düşünülmektedir. Carell ise bu sayının 42.000 olduğunu ve bunların 5000'inin hayatta kalamadığını iddia etmektedir.

Başlangıçta ikmal seferleri, Alman pilotlar tarafından "Tazi" olarak adlandırılan Tatsinskaya'daki hava üssünden yapılmaya başlandı. 23 Aralık'ta, Tümgeneral Vasily Mikhaylovich Badanov'un komutasındaki Sovyet 24. Tank Kolordusu, Skassirskaya'ya ulaştı. 24 Aralık sabahı erken saatlerde Sovyet tankları Tatsinskaya'ya ulaştı. Havaalanını savunacak asker olmadığı için Almanlar ağır düşman ateşi altında bölgeyi terk etti. Bir saatten kısa sürede, 108 Ju 52, 16 Ju 86, 72 Ju 52 Novocherkassk hava üssüne doğru hareket etti. 72 Ju 52 ve birkaç diğer uçak havaalanında yanmaya terk edildi. Salsk'ta Stalingrad'dan 300 km (190 mil) uzakta yeni bir üs kuruldu. Bu fazladan mesafe, havadan ikmal çabalarının önünde yeni bir engel teşkil etmeye başladı. Salsk hava üssü de, Ocak ayı ortalarında Shakhty yakınlarındaki Zverevo havaüssüne taşınmak için terk edildi.  Zverevo'daki havaalanı 18 Ocak'ta saldırıya uğradı ve 50 Ju 52 tahrip edildi. Kış koşulları, teknik arızalar, ağır Sovyet uçaksavar ateşi ve savaş uçaklarının saldırıları Almanların 488 uçak kaybetmesine neden oldu.

Altıncı Ordunun çevrilmesi 05

6. Ordunun kuşatmadan kurtarılması için düzenlenen kara harekatı başarısızlıkla sonuçlandı. Havadan ikmal denemeleri ise her gün daha zor şartlar altında yapılmaya başlandı 6. Ordu yavaş yavaş açlık çekmeye başlamıştı. Pilotlar açlık yüzünden güçsüz düşen ve bu nedenle de getirilen malzemeleri boşaltamayan askerleri görünce tam bir şok yaşadılar. General Zeitzler, sıkıntılar nedeniyle, bizzat kendi yemek miktarını da sınırlandırmaya başladı. Böyle bir diyetle geçen birkaç hafta sonra 12 kg (26 lb) kadar zayıfladı. Hitler'in bizzat kendisine tekrar düzenli yemek yemesini emretmesine kadar sürekli zayıfladı.

Transportgruppen'de ödenen bedel çok ağırdı. 160 uçak imha edilmişti ve 328 uçak ağır hasar almıştı. 266 Junkers Ju 52s yok edilmişdi. Bu filonun Doğu Cephesindeki gücünün üçte birini oluşturuyordu. He 111 gruppen, nakliye operasyonlarında 165 uçağı kaybetmişti. Diğer kayıpları arasında 42 Ju 86, 9 Fw 200 Condors, 5 He 177 bombardıman uçağı ve 1 Ju 290 bulunmaktaydı. Luftwaffe, binlerce tecrübeli bombardıman mürettebatını da kaybetmişti. Luftwaffe'nin Luftflotte 4 birimine bağlı dört nakliye filosunun (KGrzbV 700, KGrzbV 900, I./KGrzbV 1 ve II./KGzbV 1) verdiği kayıplar o kadar ağırdı ki bu filolar "resmi olarak tasfiye" edildi.

Stalingrad savaşının sonuçları

Kış Fırtınası Operasyonu

Küçük Satürn Operasyonu

Sovyet güçleri Stalingrad'ın etrafındaki çemberi daha da güçlendirdiler ve Almanların sıkıştığı alanı daha da küçültmek için şiddetli bir saldırıya başladılar. Almanların hazırladığı Kış Fırtınası Operasyonu (Wintergewitter Operasyonu), Erich von Manstein'ın liderliğindeki Don Ordu Grubu'nun şehirde kuşatılmış orduyu kurtarmak için güney yönünden Sovyet savunmasını yarmayı öngörüyordu. 18 Aralık itibariyle, Manstein'ın kuvvetleri Altıncı Ordu'ya pozisyonlarına 48 km (30 mil) kadar yaklaştılar. Stalingrad'da açlığın pençesinde kıvranan birlikler Sovyet kuşatmasını yararak Manstein'ın birlikleri ile bağlantı kurmak konusunda hiçbir girişimde bulunmadılar. Bazı Alman subaylar, Paulus'a Hitler'in emrini reddetmesini ve hızla kuşatmayı yararak Stalingrad çemberinden çıkmalarını teklif etmişlerdir. Paulus, ise 6. Ordunun Stalingrad'dan ''erken bir şekilde'' çekilmesi nedeniyle Kızıl Ordunun Don Ordusu Grubunun kanatlarına yönelik olarak gerçekleştirdiği saldırılar ve Rostov-on-Don bölgesi ile Kafkaslar'da bulunan Ordu Grubu (A)'yı felakete sürükleyebileceğinden endişe ediyordu. Ayrıca Hoth'un komutası altındaki panzerlerin böyle bir yarma harekatında bulunsalar bile sadece 30 km yetecek yakıtları olduğunu ve havadan yakıt ikmalinin de imkansız olduğunu söylemiştir. Ona göre böyle bir yarma harekatı tamamen boş ve gereksizdi. Ordu Grubu Don'a sorduğu sorular sonucunda Paulus'un aldığı cevap "sadece verilen emirlere uyun, Gök gürültüsü Operasyonu (Thunderclap) emrini bekleyin'' oldu. Gök gürültüsü Operasyonu şehirden tahliyenin başlatılması için gerekli olan emirdi.

Kış Fırtınası Operasyonu

23 Aralık'ta Stalingrad'da sıkışıp kalan orduyu kurtarmak için düzenlenen Kış Fırtınası Operasyonu'ndan vazgeçildi. Manstein'ın birlikleri yeni Sovyet saldırılarını karşılayabilmek için savunma pozisyonuna geçti. Zhukov'un belirttiği gibi, "Nazi Almanyası'nın askeri ve siyasi önderleri asla onları kurtarmak istemedi, hedefleri mümkün olduğu kadar çok Sovyet askerini bölgede oyalayabilmekti. Çünkü asıl amaçları, mümkün olduğunca çok zaman kazanarak Kafkasya'daki güçlerini geri çekebilmekti. Diğer cephelerden de askeri birlikleri Doğu cephesine göndererek yeni bir karşı saldırı yapabilme hayalini kuruyorlardı.

Küçük Satürn Operasyonu

Sovyetlerin zaferi ve askerler

16 Aralık'ta Sovyetler, Küçük Satürn Operasyonu'nu başlattılar. Bu operasyonun hedefi Don bölgesindeki Mihver kuvvetlerini (ağırlıklı olarak İtalyanlar) dağıtarak Rostov'u ele geçirmekti. Almanlar, zırhlı birlikler takviyeye gelene kadar kasabaları savunmak için küçük ''mobil savunma'' birimleri kurdular. Mamon'daki Sovyet köprü başında - en az 100 tankla desteklenen - 15 tümen, İtalyan Cosseria ve Ravenna tümenlerine saldırdı. Sayısal olarak 9'a karşı 1 gibi bir dezavantaja sahip olmalarına rağmen İtalyanlar başlarda çok iyi savaşıyorlardı. Almanlar İtalyanların bu başarılı savunmalarını övmeden geçemiyorlardı. Ancak 19 Aralık'ta İtalyan hatları parçalanmaya başlarken, komuta merkezi ARMIR birliklere geri çekilmelerini ve yeni savunma hatları oluşturmalarını emretti.

Savaş, Almanların mevcut durumlarını yeniden değerlendirmelerine neden oldu. Stalingrad'a kuşatılmış olan orduyu kurtarma girişimlerinden vazgeçildi. Kafkasya'daki Ordu Grubu (A)'na da geri çekilmeleri emredildi. 6. Ordu şimdi Almanların kurtulabilme umutlarından çok uzak bir durumdaydı. İlk haftalarda 6. Ordunun motorize birlikleri kullanarak kuşatmadan kurtulabilme ihtimali olsa da şimdi bu imkansız bir olaydı. Ordunun yakıt stokları neredeyse tükenmişti ve piyadeler zorlu kış koşullarında kalın Sovyet savunmasını aşmaları gerekiyordu. Fakat Volga üzerindeki savunma pozisyonları sayesinde 6. Ordu hala Sovyetlere önemli miktarda kayıp verdirmeye devam ediyordu.

Sovyetlerin zaferi

Stalingradda Sovyetlerin zaferi

Kızıl Ordu Yüksek Komutanlığı 7 Ocak 1943'te hoparlörlerden ve aynı anda uçaklardan teslim olma şartlarını ilan ederken Almanlara da üç kişilik bir elçilik heyeti gönderdi. Teslim olma şartlarını içeren mektup, Topçu Orgeneral Nikolay Voronov ve Don Cephesi Genel Sekreteri Korgeneral Rokossovski tarafından imzalandı. Alman Yüksek Komutanlığı, Paulus'a "ordunun yardım ulaştırma çabalarına devam ettiği fakat Rus tümenlerinin bu ihtimali her geçen gün daha da imkansız hale getirildiği'' bildirildi.

Sovyetlerin zaferi ve birlikler

Kuşatma altındaki Almanlar Stalingrad'ın banliyölerinden şehrin içerisine geri çekildiler. Bölgedeki iki hava alanının, 14 Ocak 1943'te Pitomnik'in ve 21/22 Ocak gecesi de Gumrak'ın kaybedilmesi, havayolu ile yapılan ikmal miktarını ciddi oranda azalttı. Yaralıların bölgeden tahliye edilmesi artık imkansız bir hale büründü. Bölgedeki tek kullanıma uygun pist Stalingradskaya uçuş okulunun pistiydi ve 23 Ocak'ta bu pistten de son uçak havalandı. Bu tarihten sonra herhangi bir kargo uçağının bölgeye iniş yaptığına dair bir veri yoktur. Bundan sonra mühimmat ve gıda maddeleri uçaklardan atılmaya başlandı.

Almanlar artık açlıktan ölmekle karşı karşıya idiler ve mühimmatları da tükeniyordu. Yine de, direnmeye devam ettiler, buna kısmen de olsa Sovyetlerin teslim olanları infaz edeceğine olan inançları sebep oluyordu. Özellikle, HiWi'ler, Almanlar için Sovyet vatandaşları, yakalandıklarında başlarına gelecekleri çok iyi biliyorlardı. Sovyetler başlangıçta şehirde sıkıştırdıkları Almanların sayısı karşısında şaşkına döndüler. Şehri çevreleyen birliklerini herhangi bir yama harekatına karşı güçlendirmek zorunda kaldılar. Yorucu şehir savaşı Stalingrad'da tekrar başladı, ancak bu kez Volga kıyılarında itilen Almanlardı. Almanlar, el bombalarından korunmak için basit bir savunma taktiği geliştirdiler. Bulabildikleri tüm balıkçı ağlarını onararak pencerelere gerdiler. Sovyetler ise bu taktiğe el bombalarına küçük kancalar takarak karşılık verdiler. Böylece atılan bombalar balık ağlarına takılı kalıyordu.

Sovyetlerin zaferi ve Almanlar

Almanlar şehirde kullanılabilecekleri herhangi bir tanka sahip değillerdi. Halen kullanılabilecek olan tankları en iyi ihtimalle geçici sığınaklar ve koruganlar olarak kullanıyorlardı. Sovyetler, tankların harekat alanını kısıtlayan şehir yıkıntılarının arasına tankları sokmak için hiç çaba harcamadılar. Düşük rütbeli bir grup subaydan oluşan bir Sovyet elçilik heyeti (Binbaşı Aleksandr Smyslov, Yüzbaşı Nikolay Dyatlenko ve bir trompetçi) Paulus'a bir teklif sundu: Eğer 24 saat içinde teslim olursa, tüm tutuklular için güvenlik garantisi verilecekti, hastalar ve yararlılar için tıbbi bakım sağlanacaktı, esirler kişisel eşyalarını yanlarına alabileceklerdi, "normal" gıda maddeleri verilecekti ve savaştan sonra dilediği herhangi bir ülkeye geri gönderilebileceklerdi. Ancak Paulus-Hitler'in teslim olma konusunda bir emir vermediğini söyleyerek - teklifi reddetti.

Sovyet zaferi ve askerler

22 Ocak'ta Paulus teslim olmasına izin verilmesini istedi. Hitler bunu bir şeref meselesi olarak görüyordu ve bu izin isteğini reddetti. İlerleyen günlerde gönderdiği bir telgrafta 6. Ordunun bütün Alman tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kahramanlık ve fedakarlık örneği gösterdiklerini bu nedenle ''son adamlarına ve son mermilerine kadar'' direnmelerini emretti. Hitler, Goebbels'e, 6. Ordunun durumunun  "Alman tarihi içinde yaşanan kahramanca bir drama" olduğunu söyledi.

24 Ocak'ta Hitler'e radyo aracılığı ile verdiği bir raporda Paulus, "18 bin yaralının en ufak bir bandaj parçası veya ilaç olmadan" bölgede sıkıştığını bildirdi.

26 Ocak 1943'te Stalingrad'daki Alman kuvvetleri biri Mamai-Kurgan'ın kuzeyinde ve diğeri de şehrin güneyinde olmak üzere iki parçaya bölündü. Kuzeyde sıkışan Alman kuvvetleri büyük oranda 8. Kolordu'ya bağlı birliklerden ve General Heitz'in komutası altındaki 11. Kolordu'dan oluşuyordu. Aynı zamanda bu birlikleri güneydeki Paulus ile olan telefon bağlantıları da kesilmişti. Şimdi "kazanın her bir kısmında bulunan birliklerin kontrolü şahsen Hitler'e geçmişti."

Sovyetlerin zaferi ve komutanlar

28 Ocak'ta kazanlar üç bölüme ayrıldı. Kuzeyde, XI. Kolordu, merkezde VIII. ve LI. Kolordu ve güney de ise XIV. Panzer Kolordusu (herhangi bir birime sahip olmadan) ve IV. Kolordu'dan oluşturuyordu. Hasta ve yaralıların sayısı 40.000 ila 50.000 kişiye ulaşmıştı.

Goebbels, Hitler'in iktidara gelmesinin 10'uncu yıl dönümünde 30 Ocak 1943'te Stalingrad'daki ordunun durumunu da içeren bir bildiri okudu: "Volga üzerinde savaşan askerlerimizin kahramanca mücadelesi, geniş anlamda herkesin Almanya'nın geleceği ve özgürlüğü için mücadele etmesi konusunda büyük bir uyarı olmalıdır." Hitler Paulus'u Generalfeldmareşal (Generalfeldmarschall) rütbesine terfi etti. Aynı zamanda Hitler Paulus'a ''daha önce hiçbir Alman Feldmareşali teslim olmamıştır'' dedi. Paulus teslim oldu, bu durum kendisine büyük bir utanç getirecekti ve bir savaşta ele geçirilen en yüksek rütbeli Alman subayı olacaktı. Hitler, Paulus'un son adama kadar savaşacağını ya da intihar edeceğini düşünüyordu.

Sovyetlerin zaferi ve 1943

Ertesi gün Stalingrad'daki güney cephesi çöktü. Sovyet güçleri yıkılmış GUM mağazasında bulunan Alman karargahına girdi. General Schmidt karargahda Sovyetler ile teslim şartlarını müzakere ederken Paulus başka bir odada olanlardan habersizdi. Paulus, Sovyetler tarafından sorguya çekildiğinde hala teslim olmamış olduğunu iddia etti. Sadece sürpriz bir şekilde yakalandığını söyledi. Stalingrad'da kuzeyde sıkışıp kalan birliklerin komutanı olduğunu reddetti ve kendi adına bu birliklerin teslim olmalarını emreden bir emir çıkarmayı reddetti. Heitz'in komutasındaki merkez cephane aynı gün teslim olurken, Strecker'in komutasındaki kuzey cephesi iki gün daha direndi.

Sovyetlerin zaferi ve Mamayev Kurgan

Teslim olmadan kalan kuzeydeki Alman birliklerine karşı bölgeye 4 Sovyet ordusu konuşlandırıldı. 2 Şubat günü sabah saat 4'te General Strecker, subaylarından birini teslim şartlarını görüşmek üzere Sovyet makamlarına gönderdi. Savaşa devam etmenin hiçbir anlamının olmadığını görünce, kendisine verilen görevi yerine getirdiğini ve son kişi kalana kadar savaştığını söyleyen bir radyo mesajı gönderdi. Sonra da teslim oldu. 3.000 Rumen (20. Piyade Tümeni'nden kalanlar, 1. Süvari Tümeni ve Col. Voicu kıtası'da dahil olmak üzere yaklaşık 91.000 yorgun, hasta, yaralı ve aç asker esir alındı. Esirler arasında 22 general de vardı. Hitler büyük bir öfke krizine girdi. Hitler, Paulus'un "kendini tüm dertlerden kurtarmak ve sonsuza dek ulusal bir ölümsüzlüğe yükselmek yerine Moskova'ya gitmeyi tercih ettiğini" söylemiştir.

Stalingrad savaşından sonra Almanya

Stalingrad savaşından sonra Almanya

1943 yılının Ocak ayının sonuna kadar Stalingrad'da yaşanan felaket ile ilgili Alman halkına hiçbir duyuru yapılmadı. Sadece duyuru yapılmadan birkaç hafta önce basında yer alan pozitif içerikli haberlerin yayımlanması durdurulmuştu. Stalingrad Savaşı, Nazi hükümetinin savaş sırasındaki başarısızlığının halk nezdinde kabul edildiği ilk olaydır. Alman ordusunun verdiği kayıplar neredeyse Sovyetlerin verdiği kayıplar ile aynı düzeydeydi. Böylesi daha önce hiç yaşanmamıştı. Genellikle Sovyet kayıpları Almanların kayıplarından 3 kat daha fazla olurdu. 31 Ocak'ta, Alman devlet radyosundaki yayın akışında bir değişiklik yapıldı (Anton Bruckner'in Yedinci Senfoninde yer alan Adagio hareketi) ve ardından Stalingrad'daki yenilginin duyurusu gerçekleştirildi. 18 Şubat'ta Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, Berlin'de ünlü Sportpalast konuşmasını gerçekleştirdi. Alman halkından bütün kaynakların doğrudan savaş için kullanılacağı topyekün savaş halini kabul etmelerini istedi.

Stalingrad savaşı bitince Almanlar

Sovyet kayıtlarına göre, 10.000'den fazla asker küçük izole gruplar halinde sonraki ayda şehirde savaşmaya devam etti. Bazıları, savaşarak ölmenin Sovyetlere esir düşmekten daha iyi olduğuna inanarak gerekli motivasyonu buluyordu. İsrailli tarihçi Ömer Bartov, Nasyonal Sosyalizm bu askerleri motive ettiğini iddia etmiştir. 20 Aralık 1942 ile 16 Ocak 1943 tarihleri ​​arasında Stalingrad'daki askerler tarafından Almanya'daki ailelerine gönderilen 11.237 mektup üzerinde çalışmalar yapmıştır. Hemen hemen bütün mektuplarda askerler Almanya'nın zaferi için gerekirse Stalingrad'da ölmeye hazır olduklarından bahsediyorlardı. Bartov askerlerin bir çoğunun Stalingrad'dan kaçamayacaklarını bildiklerini bu yüzden mektuplarında kendilerini ''Führer için feda ettiklerini'' yazdıklarını belirtmiştir.

Almanlar Stalingrad savaşında yenilince

Direnişe devam eden gruplar kanalizasyonlarda ve bodrumlarda saklanarak savaşmaya devam ettiler, fakat 1943 yılının Mart ayının başlarında direnişe devam eden son küçük Alman Birliği de teslim oldu. Belgeselde gösterilen Sovyet istihbarat belgelerine göre, Mart 1943'te NKVD tarafından hazırlanan ve bu grupların savaşma konusunda istekli olduklarını belirten dikkat çekici bir belge de yer almaktadır.

Stalingrad savaşından sonra perişan Almanlar

Stalingrad şehrindeki karşı-devrimci unsurların temizlenmesi devam ediyor. Alman askerleri kendilerini - kulübelere ve siperlere gizlemişlerdi - savaş durumu sona erdikten sonra silahlı direnişe devam ettiler. Bu silahlı direniş 15 Şubat'a kadar sürdü, birkaç alanda ise 20 Şubat'a kadar bu durum devam etti. Silahlı grupların birçoğu Mart ayına kadar tasfiye edildi ... Almanlarla olan bu silahlı çatışma döneminde, tugay birlikleri 2.418 asker ve subayı öldürdü ve 8646 kadar asker ve subayı esir aldılar. Onları ilgilenilmek üzere esir kamplarına teslim ettiler.

Don Cephesi personelinin operasyon raporu 5 Şubat 1943'te saat 22:00 de yayınlandı. Raporda denilene göre, 64. Ordu önceden işgal altında bulunan bölgelerde düzeni sağlama görevini yürütüyordu. Ordu birliklerinin yeri daha önce olduğu gibi aynı yerdeydi. 38 Motorize Piyade Tugayı'na bağlı birlikler bulundukları bölgede bir bodrumda, teslim olmayı reddeden 18 silahlı hasta SS askeri buldular. Teslim çağrılarına olumsuz cevap verilmesi üzerine Almanlar yok edildiler.

Kısa süreli savaş molası

Teslim olan birliklerin durumu acınacak haldeydi. İngiliz savaş muhabiri Alexander Werth, 3-5 Şubat 1943 tarihlerinde Stalingrad'a yaptığı ziyarette edindiği izlenimleri bizzat kendi kitabı olan ''Savaştaki Rusya'' da şöyle anlatıyordu:

Bizler [...] Kızıl Ordu tarafından ele geçirilmiş, büyük ve yanmış bir binanın bahçesine giriyorduk; burada Stalingrad Savaşı'nın son günlerinde bir çok Almanın bulunduğu açık bir şekilde fark ediliyordu. Sundurmada bir atın iskeleti yatıyordu, sadece birkaç tane et parçası hala kaburgaları üzerinde duruyordu. Sonra bahçeye girdik. Burada çok daha fazla atın iskeleti vardı ve sağ tarafta korkunç bir lağım çukuru vardı -çok şanslıydık ki, çukur donmuştu. Birden, avlunun en ucunda bir insan figürünü gördüm. Başka bir lağım çukurunun başında çömelmişti ve şimdi bizi fark ederek, aceleyle pantolonunu çekiyordu. Daha sonra bodrumun kapısına doğru ilerledi. Ama ilerlerken, yüzünde ufak bir ıstırap ifadesi yakaladım. Daha çok ıstırap ve aptallık karışımı anlaşılmaz bir ifade var gibiydi. Bir an için, bu anı görmeleri için bütün Almanya'nın burada olmasını diledim. Adam büyük ihtimalle zaten ölüyordu. O bodrumda [...] hâlâ iki yüz Alman vardı, açlıktan ve soğuktan ölüyorlardı. Ruslardan birisi "Henüz onlarla ilgilenecek vaktimiz olmadı" dedi. "Sanırım, hepsini yarın götürecekler." Avlunun en ucunda, alçak taş duvarın arkasındaki diğer lağım çukurunun yanında, sararmış sıska Almanların cesetleri yığılmıştı -bu bodrum katında ölen adamlar olmalıydılar- daha çok yaklaşık bir düzine kadar cansız mankene benziyorlardı. Bodrum katına girmedik, zaten ne için girecektik ki? Onlar için yapabileceğimiz bir şey yoktu.

Stalingratta Almanlar yenildi

Stalingrad'da esir alınan yaklaşık 91.000 Alman tutsaktan yalnızca 5.000 kadarı geri döndü. Hastalık, açlık ve kuşatma sırasında tıbbi bakım eksikliği yüzünden zayıf düşen onlarca adam esir kamplarına yürüyerek gönderildi. Daha büyük çoğunluğu sonra Sovyetler Birliği'nin dört bir yanındaki çalışma kamplarına gönderildiler. Yaklaşık 35.000 kişi, ulaşım alanında hizmet vermeleri için gönderildi; bunlardan 17.000'i hayatta kalamadı. Çoğu yaralar, hastalık (özellikle tifüs), soğuk, ağır iş, kötü muamele ve kötü beslenme yüzünden öldü. Bazıları şehrin yeniden imarına yardımcı olmaları için şehirde tutuldu.

Stalingradda yenilen Almanlar

Bir avuç yüksek rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçlı kullanıldılar. Bazıları Özgür Almanya Ulusal Komitesi'ne katıldı. Paulus'da dahil olmak üzere bazıları, Alman birliklerine yönelik olarak yayınlanan Hitler karşıtı ifadeleri imzaladılar. Paulus, Nürnberg Mahkemeleri sırasında yapılan kovuşturmalarda tanıklık etti. Almanya'daki ailelere, Stalingrad'da tutuklu esir alınan askerlerin güvende olduklarına dair güvence verdi. 1952 yılına kadar Sovyetler Birliği'nde kaldı. Daha sonra Doğu Almanya'daki Dresden'e yerleşti ve geri kalan günlerinde Stalingrad'daki eylemlerini savundu. Ayrıca komünizmin savaş sonrası Avrupa için en iyi umut olduğunu söylediği. General Walther von Seydlitz-Kurzbach Stalingrad esirlerinden bir Hitler karşıtı ordusu kurulmasını teklif etti ancak Sovyet yetkililer bu teklifi kabul etmediler. Konrad Adenauer'in Politbüro'ya yaptığı bir rica sonrasında, 1955 yılında 5-6.000 kadar savaş esiri geri gönderildi (Batı Almanya'ya).

Stalingrad savaşının önemi

Stalingrad mağlubu olan Almanlar

Stalingrad, Alman Ordusu tarihinde yaşanmış en büyük yenilgi olarak tanımlanmıştır. Savaş genellikle Almanya için hem Doğu Cephesi hem de İkinci Dünya Savaşı için önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Stalingrad'dan önce, Alman kuvvetleri 1941-42 kışında sınırlı bir geri çekilmeye karşın Doğu Cephesi'nde zaferden zafer koşmuştu. Stalingrad'dan sonra yaz aylarında bile kesin bir zafer kazanamadılar. Kızıl Ordu inisiyatifi eline aldı ve Wehrmacht geri çekilmeye başladı. Mavi Durum sırasında Almanların bir yıl içerisinde elde ettikleri bütün kazanımlar tamamen silindi. Almanya Altıncı Ordusu resmen tasfiye edildi. Finlandiya dışında Almanya'nın Avrupalı ​​müttefiklerinin tamamen güçleri paramparça oldu. 9 Kasım 1944'te yaptığı bir konuşmada Hitler, Almanya'nın yaklaşmakta olan kötü kaderi için Stalingrad'ı suçladı.

Stalingrad Savaşının önemi, Moskova Savaşı ya da Kursk Savaşı'nın daha stratejik kazanımlar sağladığını belirten bazı tarihçiler tarafından küçümsenmektedir. Diğer tarihçiler ise bütün bir ordunun yokedilmesinin (savaş sırasında 1 milyona yakın Mihver kuvveti öldü, yaralandı veya esir düştü) Almanya'nın büyük stratejisinde ve sonraki hamlelerinde büyük bir tökezlemeye sebep olduğunu savunmaktadırlar. Ancak o tarihte, savaşın küresel açıdan önemi şüphe götürmez bir gerçekti. 1 Ocak 1943'te günlüğüne şunları yazan Kraliyet Genel Sekreteri General  Alan Brooke, bir yıl içerisinde yaşanan değişiklikleri şöyle anlatmıştır:

Almanların yenilgisi sonrası Sovyet askerler

Rusya'nın asla direnemeyeceğini düşünüyordum. Kafkasya'nın ve Abadan'ın kaybedilmesi sonucu yaşanacak büyük çöküş ile Hindistan ve Orta Doğu'nun da kaybedileceğini hissediyordum. Rusya'nın yenilgisinden sonra Almanya'nın kara ve hava kuvvetleri ile nasıl başa çıkacaktık. İngiltere yeniden bombardımana tutulacaktı. Ülkenin Almanlarca işgal edilebilmesi tehdidi tekrar canlanacaktı ... Ve şimdi! Asla umut etmeye cesaret gösteremeyeceğim koşullar altında 1943 yılına başlıyoruz. Rusya, bugüne kadar Mısır'ın güvende kalmasına yardımcı oldu. Yakın gelecekte Kuzey Afrika'dan Almanları temizlemek için bir umut var ... Rusya, Güney Rusya'da harika başarılar kaydediyor.

Bu noktada, İngilizler Kasım 1942'de El Alamein Savaşı'nı kazandılar. Ancak, El Alamein'de yalnızca  50.000 Alman askeri vardı; Stalingrad'daki Alman askeri kaybı ise yaklaşık 200.000 kişi idi.

Stratejik etkileri ne olursa olsun, Stalingrad'ın sembol ettikleri hakkında hiçbir kuşku yoktur. Almanya'nın yenilgisi, Almanların yenilmez olduğu konusundaki inancı kırdı ve Alman halkının moraline yıkıcı bir darbe indirdi. Hitler, iktidara gelmesinin onuncu yıl dönümü olan 30 Ocak 1943'te konuşmamayı tercih etti. Joseph Goebbels radyoda yaptığı konuşmanın metnini okudu. Konuşmada, Almanya'nın şimdi bir savunma savaşı gerçekleştirdiğini belirten göndermeler yer alıyordu. Alman halkı duygusal olarak somurtkan, depresif, korku içinde ve savaş yorgunu bir millet halini almıştı. Almanya ilk defa yenilginin acı yüzüne bakıyordu.

Bu durumun tam tersi ise Sovyet tarafında yaşanıyordu. Kazanılabilecek olan kesin zafere yönelik büyük bir güven ve umut artışı yaşanmaya başlandı. Ortak bir deyişle: "Stalingrad'ı halleden bir orduyu durduramazsın." Stalin, en karanlık saatlerde ülkenin kaderini değiştiren adam olarak anılmaya başlandı ve Sovyetler Birliği Mareşal'i ilan edildi. Stalingrad şehri, 1945 yılında Kahraman Şehir (Hero City) unvanını aldı. 1967 yılında Mamayev Kurgan tepesinde "Ana vatan Çağırıyor" isimli devasa bir anıt inşa edildi. Yapılan anıt kente tepeden bakmaktadır. Şehirde hala metal parçaları ve kemikler bulunabilmektedir. Heykel, Tahıl Siloları ve Pavlov'un Evi'nin kalıntılarını da içeren bir savaş anıtı kompleksinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Savaş sonrası tankların durumu

Savaş sonucunun haberi bütün dünya boyunca yayıldı. İnsanlarda Hitler'in de yenilebileceğine dair olan inancı arttırdı. Moskova'daki Türk Konsolosu, "Almanların kendilerine yaşam alanı olarak belirlediği topraklar şimdi kendileri için birer ölüm alanına dönüşmektedir" şeklinde bir açıklama yaptı. İngiltere'nin muhafazakar Daily Telegraph zaferin Avrupa medeniyetini kurtardığını ilan etti. Ülke, 23 Şubat 1943'de "Kızıl Ordu Günü" nü kutladı. Kral VI.George tarafından Stalingrad'ın törensel bir kılıç olan ''Stalingrad Kılıcı'' hazırlatılmıştır. Kılıç Britanya'da halka gösterildikten sonra, 1943'te Tahran konferansında Winston Churchill tarafından Stalin'e sunulmuştur. Sovyet propagandası ise hiç bir çaba sarf etmeden dünya çapında büyük bir izleyici kitlesini etkiledi. Stalin'in, Sovyetler Birliği'nin ve dünya çapındaki komünist hareketlerin sahip oldukları prestij muazzam bir seviyeye ulaştı. Sahip oldukları politik pozisyonlar inanılmaz bir şekilde güçlendi.

Stalingrad savaşı hakkında diğer bilgiler

Stalingrad savaşında kaç kişi öldü

Stalingrad savaşındaki birlikler

Kızıl Ordu

Stalingrad'ın savunması sırasında Kızıl Ordu, şehrin içerisine ve çevresinde beş ordu (28, 51, 57, 62 ve 64'üncü Ordu) konuşlandırdı. Kuşatmaya karşı bir karşı saldırının gerçekleştirilme ihtimaline karşı şehrin çevresinde de dokuz ordu grubu konuşlandırılmıştı. Karşı saldırı için toplanan dokuz ordu grubu ise 24. Ordu, 65. Ordu, 66. Ordu ve 16. Hava Ordusu (Kuzeydeki Don Cephesi saldırısının bir parçası olarak) ile 1. Muhafız Ordusu, 5. Tank Ordusu, 21. Ordu, 2. Hava Ordusundan (Güney cephesinin bir parçası olarak) ve 17. Hava Ordusundan oluşuyordu.

Stalingrad savaşında kaç kişi öldü?

Stalingrad şehrinin savaş sonrası

Kayıpların hesaplanması, Stalingrad Savaşı'na dair hangi kapsamda verilerin verildiğine bağlıdır. Verilerin kapsamı, şehirdeki ve banliyölerdeki savaşlardan, 1942 ilkbaharından 1943 kışındaki kentteki savaşın sonuna kadar Sovyet-Almanya cephesinin güney kanadındaki neredeyse tüm savaşların dahil edilmesi ile değişebilir. Akademisyenler Savaşın tanımına bağlı olarak kayıplar hakkında farklı tahminler üretmektedirler. Şehir ve bölge arasındaki farklar birbirinden farklıdır. Mihver Devletleri Almanya ve müttefikleri de dahil olmak üzere toplamda 850.000 kayıp verdi. (yaralılar, ölenler ve esir alınanlar dahil); 400.000 Alman, 200.000 Rumen, 130.000 İtalyan ve 120.000 Macar öldürüldü, yaralandı veya esir alındı.

Stalingrad savaşındaki birlikler

Almanlar 900 uçak (274 nakliye uçağı ve nakliye amacı ile kullanılan 165 bombardıman uçağı dahil), 500 tank ve 6000 topçu parçasını kaybettiler. Çağdaş bir Sovyet raporuna göre ise 5.762 top, 1.312 havan topu, 12,701 ağır makineli tüfek, 156.987 tüfek, 80.438 Hafif makineli tüfek, 10.722 kamyon, 744 uçak; 1.666 tank, 261 zırhlı araç, 571 paletli araç ve 10.679 motosiklet Sovyetler tarafından ele geçirildi. Bilinmeyen miktarda Macar, İtalyan ve Romenlere ait materyal ortadan kayboldu. Arşivdeki raporlarda yer alan rakamlara göre SSCB, toplamda 1.129.619 kayıp verdi. 478.741 personel öldürüldü veya kayboldu, 650.878 kişi yaralandı veya savaş sırasında hastalandı. SSCB ise  4.341 tank, 15.728 top ve 2.769 savaş uçağı kaybetti. 955 Sovyet sivili ise Stalingrad ve banliyölerinde Alman 4. Panzer Ordusu ve 6. Ordu şehre yaklaşırken Luftflotte 4 tarafından yapılan hava bombardımanında hayatlarını kaybettiler.

Stalingrad savaşında kaybedilen uçaklar

Stalingrad savaşında kaybedilen uçaklar

Nakliye uçaklarının kaybedilmesi özellikle de kuşatılmış 6. Ordu'nun ikmal kapasitesini yok ettiği için ciddi bir sorun haline gelmişti. Tatsinskaya'daki havaalanın kaybedilmesi sırasında 72 uçağın imha edilmesi, Luftwaffe nakliye filosunun yüzde 10'unun kaybedilmesi anlamına geliyordu.

Bu kayıplar giderek kullanılabilir durumdaki uçakların %50'sine ulaştı. Luftwaffe'nin uçuş programları durduruldu ve diğer bölgelerdeki uçuşların sıklığı da benzinden tasarruf edilmesi için azaltılmıştı. Bu benzinler Stalingrad bölgesine gönderiliyordu.

Stalingrad savaşı filmleri

Stalingrad Savaş Filmleri Frank Wisbar

Stalingrad Savaşı sırasında yaşanan olaylar, birçok Rus, İngiliz, Alman ve Amerikan kökenli yapımda yer aldı. Savaş, İkinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktası olarak kabul edilmesi ve yaşanan kayıplar nedeniyle medya için önemli bir kaynaktır.

Stalingrad Belgeselleri

  • Stalingrad 1943
  • The Great Battle on the Volga
  • "Stalingrad". The World at War. (Haziran 1942–Şubat 1943)
  • Deadliest Battle

Stalingrad Savaş Filmleri

  • The Battle of Stalingrad (Сталинградская битва), (1949) iki bölümlük Sovyet filmi.
  • Askerler (Солдаты-1958 ), Rus yazar ve Stalingrad savaşı katılımcısı Viktor Nekrasov'un romanından uyarlanan Sovyet filmi.
  • Stalingrad: Köpekler, Sonsuza kadar Yaşamak İster misiniz? (1958) (Hunde, wollt ihr ewig leben?), Frank Wisbar'ın yönettiği Batı Alman filmi.
  • Stalingrad (1989) Yuri Ozerov'un yönettiği iki bölümlük bir film.
  • Stalingrad (1993) Joseph Vilsmaier'in yönettiği bir Alman filmi.
  • Kapıdaki Düşman (2001), keskin nişancı Vasily Zaytsev'in gerçek hayatını dramatikleştiren ve bazı durumlarda kurgu haline getiren, Jean-Jacques Annaud'un yönettiği ve Jude Law, Joseph Fiennes, Ed Harris ve Rachel Weisz'in oynadığı Fransız-İngiliz filmi.
  • Stalingrad (2013), Stalingrad ve Volga Nehri'ni Alman saldırılarından korumak için çeşitli birimlerle birlikte bir binayı savunmakla görevli olan altı Sovyet keşif birliğinin hikayesini anlatan bir Rus filmi. 


Stalingrad Savaşı Resimleri