19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Sivil Toplum Kuruluşu

İçindekiler
  1. Sivil toplum kuruluşu çeşitleri
  2. Sivil toplum kuruluşları etkinlikleri
  3. STK'ların kurumsal yapısı
  4. STK'ların tarihçesi
  5. Hukuki durum
  6. STK'ların dünya meselelerine etkisi
  7. Eleştiriler

Bir sivil toplum kuruluşu olan STK'lar, devletlerden ve uluslararası hükumet kuruluşlarından bağımsız, kar amacı gütmeyen kuruluşlardır. Genellikle bağışlarla finanse edilirler, ancak bazıları tamamen resmi fonlardan kaçınır ve öncelikle gönüllüler tarafından yürütülür. STK'lar, geniş bir faaliyet yelpazesine sahip çok çeşitli örgüt gruplarıdır ve dünyanın farklı yerlerinde farklı biçimlerde çalışırlar. Bazıları hayır kurumu statüsünde olabilirken, bazıları da sosyal amaçlı tanınmaya yönelik vergi muafiyeti için kayıtlı olabilirler. Diğerleri de siyasi, dini veya diğer çıkarları için gruplar oluşturabilirler.

Dünya çapındaki sivil toplum kuruluşlarının sayısı 3,7 milyon olarak tahmin edilmektedir. Rusya'nın 277.000 STK'sı var. 2009'da Hindistan'da  yaklaşık 2 milyon STK'lı bulunmakla beraber, 600 Hindistanlı için sadece bir STK'nın düştüğünü ve  bunlarında Hindistan'daki ilkokulların ve birincil sağlık merkezlerinin sayısının olduğu tahmin edilmektedir. Çin'in resmi olarak kayıtlı yaklaşık 440.000 STK'ya sahip olduğu tahmin edilmektedir.

STK'ları tanımlamak zordur ve 'STK' terimi daima tutarlı bir şekilde kullanılmaz. Bazı ülkelerde STK terimi, başka bir ülkede NPO (kar amacı gütmeyen kuruluş) adı verilen bir kuruluş adı altında işlem yapar ve bunun tersi de geçerlidir.  Bir çok farklı STK sınıflandırması vardır. En yaygın olanları "yönlendirme" ve "çalışma seviyesi"dir. Bir STK'nın yönlendirmesi, içinde bulunduğu faaliyetlerin türünü belirtir. Bu faaliyetler, insan haklarını, çevreyi, sağlıkta iyileştirmeyi veya kalkınma çalışmalarını içerebilir. Bir STK'nın faaliyet kalitesi, bir kuruluşun yerel, bölgesel, ulusal veya uluslararası ölçekte çalışıp çalışmadığını gösterir.

"Sivil toplum örgütü" terimi, 1945 yılında Birleşmiş Milletler (BM) kurulduğunda ilk kez kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler,  hükumetler arası bir örgüttür. Uluslararası devlet dışı kuruluşların yani sivil toplum örgütlerinin meclislerinde ve bazı toplantılarında gözlemci statüsü kazanmışlardır. Daha sonra bu  terim  yaygın şekilde kullanılmaya başlandı. Bugün, BM'ye göre, hükumet denetiminden bağımsız olan her türlü özel kuruluş, kar amacı gütmeyen, muhalefet olan veya olmayan, politik partisi olmayan kuruluşlar  "STK" olarak adlandırılabilirler.

Bu çeşitli organizasyonlar kar amacı gütmezler. Bunlar iklim değişikliği, sıtmayı önleme veya mayın tarlalarının küresel alanda yasaklaması gibi uzun sürede ortaya çıkan sorunlarla ilgilenebilirler. Kamu araştırmaları, STK'ların toplum ve menfaat sahiplerinin endişelerini gidermek için yararlı olduklarını (ancak daima yeterli olmayabilecekleri) yüksek bir kamu güvenine sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Sivil toplum kuruluşu çeşitleri

STK / GRO (hükümetle ilgili organizasyonlar) türleri, oryantasyon ve faaliyet düzeyleri ile anlaşılabilir.

Oryantasyona göre

Bağışta bulunma oryantasyonu, çoğunlukla, "yararlanıcılar" tarafından az katılımı olan yukarıdan-aşağıya doğru bir koruyucu-sosyal çabayı içerir. Fakir halkların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetleri kapsar.

Hizmet oryantasyonu programları STK'lar tarafından tasarlanır. Sağlık, aile planlaması ve eğitim hizmetleri gibi faaliyetleri kapsar. İnsanların uygulamaya katılmaları ve hizmet almaları sağlanır.

Katılımcıları  yönlendirme genellikle; yerel halkın nakit, araç, arazi, malzeme, işçilik vb. ihtiyaçlarına katkıda bulunarak bir projenin uygulanmasına yönelik  yardım kampanyaları planlama ve uygulamasıyla olur. Planlama ve uygulama aşamaları  klasik topluluklarda geliştirme projesinde katılım, ihtiyaç tanımı ile başlar ve devam eder. 

Yoksul kişilerin yaşamlarını etkileyen sosyal, politik ve ekonomik faktörlerin daha net anlaşılmasına yardım ederler. Kendi potansiyel güçlerini ve farkındalıklarını arttırma çabası içinde olurlar. Bu yararlanıcıların işlerini kolaylaştırır ve onların hareket etme yeteneğini hızlandırır ve STK'lara maksimum katılımı sağlar.

Çalışma seviyesine göre

Topluluk temelli örgütler (CBO), insanların kendi girişimlerinden kaynaklanmaktadır. Kentsel yoksulların bilincini arttırmak, ihtiyaç duyulan hizmetlere erişme haklarını kazanmalarına yardımcı olmak ve bu hizmetleri sunmaktan sorumlu olabilirler.

*Şehir çapında kuruluşlar: 

*Ticaret ve sanayi odalarını,

*firma ortaklıkları, 

*Etnik veya eğitim gruplarını, 

*Topluluk örgütleri dernekleri gibi organizasyonları içerir.

Ulusal STK'lar:

 YMCA / YWCA'lar,

Meslek odaları ve benzeri gruplar gibi ulusal organizasyonları içerir. Bazılarının eyalet ve şehir şubeleri vardır ve yerel STK'lara yardımcı olmaktadırlar.

Uluslararası STKlar, Ducere Vakfı ve Save the Children kuruluşları, SOS Çocuk Köyleri, OXFAM, CARE, Ford Vakfı ve Rockefeller Vakfı gibi laik kuruluşlardan dini motivasyona sahip gruplara kadar uzanmaktadır. Yerel STK'ları, kurumları ve projeleri finanse eder ve projeleri uygulamaktan sorumlu olabilirler.

Üçüncü sektör kuruluşu (TSO), kar amacı gütmeyen kuruluş (NPO), gönüllü organizasyon (VO), sivil toplum örgütü (STK), tabandan örgütlenme (GO) ve örgütlenme (GDO) gibi alternatif veya örtüşen şartlar "STK" , Sosyal hareket organizasyonu (SMO), özel gönüllü organizasyon (PVO), kendi kendine yardım organizasyonu (SHO) ve devlet dışı aktörler (NSA).

İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve diğer Romance dillerinde "Yansıtılmış" kısaltılmış "ONG" kısaltması "Sivil Toplum Örgütü" ile aynı anlama gelmektedir (örneğin, Organización no gubernamental İspanyolca veya İtalyanca organizzazione non governativa).

Hükumete bağlı kuruluşlar / sivil toplum kuruluşları heterojen bir gruptur. Bunlar, aşağıda ek kısaltmalar içeren liste gösterilmektedir:

BINGO: İş dostu uluslararası STK veya 'Büyük uluslararası STK.

SBO: Sosyal Yardım Kuruluşu. Olumlu, hedef odaklı faaliyetlerde bulunur.

TANGO: Teknik yardım STK'sı.

TSO: Üçüncü sektör organizasyonu.

GONGO: Hükumet tarafından organize edilen sivil toplum kuruluşu veya "hükumet tarafından işletilen STK'lar. (Hükumetler tarafından dış yardıma hak kazanmak veya hükumetin çıkarlarını geliştirmek için STK'lara benzemek üzere kurulmuşlardır.)

DONGO: Bağış organizasyonu STK'lar.

Ulusal STK: Sadece bir ülkede bulunan sivil toplum kuruluşu. Bir STK'nın birden fazla ülkede var olmasına neden olan sivil toplum örgütlerinin küreselleşmesi nedeniyle bu terim kullanılır.

INGO: Uluslararası STK'lar.

QUANGO: Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) gibi yarı özerk STK'dır. ( ISO aslında bir STK değil, üyeliği millete göre ve her ulus ISO Konseyinin bir ulusun "en genel temsilci" standardizasyon kuruluşu olarak belirlediği şeyle temsil edilmektedir. Bu organ kendisi bir sivil toplum örgütü olabilir. Örneğin, Birleşik Devletler ISO'da federal hükumetten bağımsız olan Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından temsil edilmektedir. Bununla birlikte, diğer ülkeler ulusal devlet kurumları tarafından temsil edilebilir; Avrupa'daki eğilim böyledir.

STK: Sivil Toplum Örgütü.

ENGO: Greenpeace ve WWF gibi Çevre STK'sı.

NNGO: 'Kuzey Sivil Toplum Örgütü'

PANGO: Taraflar tarafından kurulan ve siyasal meselelerine hizmet etmek için sivil toplum örgütleri kılığında Parti STK'sı.

SNGO: Güney STK'sı.

SCO: Sosyal değişim organizasyonu.

TNGO: Ulusötesi STK. Bu terim, küresel toplumdaki çevresel ve ekonomik konuların artması nedeniyle 1970'lerde ortaya çıktı. TNGO yalnızca bir ülkeyle sınırlı değildir. İki veya daha fazla ülkede bulunan sivil toplum örgütlerini içerir.

GSO: Grassroots Destek Organizasyonu.

MANGO: Pazar savunuculuğu STK'sı.

NGDO: Sivil Toplum Geliştirme Örgütü.

PVDO: Özel gönüllü geliştirme organizasyonu.

USAID, STÖ'leri özel gönüllü kuruluşlar olarak belirtmektedir. Bununla birlikte, pek çok bilim adamı, çoğu STK'nın aslında devlet tarafından veya şirket tarafından finanse edilen ve yönetilen projeler olduğunu ve profesyonel kadroya sahip olmaları yapılanları meşru gösterdiğinden bu tanımın son derece sorunlu olduğunu belirtmiştir.

GRO / STK'lar çeşitli nedenlerden dolayı, üyelerinin veya kurucularının politik veya sosyal hedeflerini daha da ileri götürmek için var olurlar. Örnekler arasında, doğal çevrenin durumunun iyileştirilmesi, insan haklarının uygulanmasını teşvik edilmesi, dezavantajlı kişilerin refah düzeyinin artırılması veya bir kurumsal gündemi temsil etmesi sayılabilir. Bununla birlikte, çok sayıda bu tür örgüt bulunmakla beraber bunların politik ve felsefi hedefleri vardır. 

Track II diplomasisi

II. Derece diyalogu ya da II. Kademe Diplomasisi, epistemik (anlaşma, uzlaşma, birleşme veya bir düşünce çevresinde ittifak kurma) topluluklar ve eski politika yapıcılar ya da analistler de dahil olmak üzere hükumetin resmi olmayan üyelerini kapsayan uluslar üstü uyuma sahiptir. Track II diplomasisi, politika yapıcıları ve politika analistlerini, gayri resmi yöntemlerle tartışmalar yoluyla ortak bir çözüme kavuşturmayı amaçlar. II. Hükumet yetkililerinin, diplomatların ve seçilmiş liderlerin belirli konulardan konuşmak için toplanan Track I diplomasisinin aksine, Track II diplomasisi hükümet işlerine karışmayan uzmanlar, bilim adamları, profesörler ve diğer figürlerden oluşur. Track II diplomasisinin üyeleri genellikle fikir alışverişi yapma ve kendi başlarına uzlaşma sağlama konusunda daha fazla özgürlüğe sahiptir.

Sivil toplum kuruluşları etkinlikleri

STK'ların sayısız sınıflaması vardır. Dünya Bankası'nın kullandığı katagori onları Operasyonel ve Savunma olarak ikiye ayırır.

Genellikl, STK'lar; uygulayıcılar, katalizörler ve ortaklıklar olarak hareket eder. Öncelikle STK, insan kaynaklı felaket veya doğal bir felaket nedeniyle sıkıntı çeken insanlara mal ve hizmet sunmak için kaynakları seferber ettikleri için uygulayıcı olarak hareket etmektedir. İkincisi, STK'lar değişime götürdükleri için katalizör görevi görürler. Onların, değişimi teşvik etmek için geliştirilmiş düşünce ve eylemlere ilham vermeleri, kolaylaştırmaları veya katkıda bulunma yeteneği vardır. Son olarak, sorunlarla başa çıkmak ve insan ihtiyaçlarını daha etkin bir şekilde ele almak için STK'lar genellikle diğer kuruluşların yanında ortak rol oynamaktadır.

STK'lar yöntemlerine göre  de değişir. Bazıları öncelikli olarak programı ve faaliyetleri yürütürken bazıları lobicidir. Örneğin, yoksulluğun azaltılması ile ilgilenen Oxfam gibi bir STK, muhtaç insanlara gıda ve temiz içme suyu bulma konusunda donanım ve beceriler sağlayabilirken, FFDA gibi bir STK, insan hakları ihlallerinin soruşturulması ve belgelendirilmesine yardımcı olur ve yasal yardımları insan hakları ihlalleri mağdurlarına iletirler. Afganistan Bilgi Yönetim Hizmetlerinde olduğu gibi, diğer kuruluşlar tarafından uygulanan geliştirme faaliyetlerini desteklemek için özel teknik ürünler ve hizmetler sağlamaktadır.

Operasyonel

Operasyonel STK'lar, doğrudan projelerle küçük ölçekli bir değişim gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Yerelleştirilmiş programlar oluşturmak için mali kaynakları, materyalleri ve gönüllüleri harekete geçirirler. Büyük ölçekli bağış toplama etkinlikleri düzenlerler ve projeler için para toplama, hibe veya sözleşmeleri için hükumetlere ve kuruluşlara başvurabilirler. Genellikle hiyerarşik bir yapıda faaliyet gösterirler. Bir ana karargahta projeler planlayan, bütçeler oluşturan, hesaplar tutan ve projelerde doğrudan çalışan saha çalışanlarıyla birlikte rapor veren ve iletişim kuran profesyoneller bulunur. Operasyonel STK'lar geniş bir yelpazede sorunlarla ilgilenirken, çoğu zaman hizmetlerin verilmesi ya da çevre sorunları, acil yardım ve kamu refahı sunarlar. Operasyonel STK'lar, yardıma dayalı ve kalkınma odaklı kuruluşlara bölünerek daha da kategorize edilebilir. Hizmet sunumuna ya da katılımına göre; dinsel veya laik olup olmadıklarına göre ve daha kamusal ya da özel odaklı olup olmadıklarına göre ilişkilendirilebilirler. Operasyonel STK'lar topluluk temelli olsa da, çoğu ulusal ya da uluslararasıdır. Bu STK'ların belirleyici etkinliği projelerinin uygulanabilir olmasıdır.  

Kampanya yapma

Kampanya yapan STK'lar "siyasi sistemin etkisiyle dolaylı olarak teşvik edilen büyük ölçekli değişim" gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Kampanya yapan STK'lar, taraftarları bilgilendirmek ve motive etmek için etkili bir profesyonel üye grubuna ihtiyaç duyarlar. Davalarını medyada tutacak gösteriler planlamalı ve uygulamalıdır. Medyanın dikkatini çekmek ve politika değişikliklerini etkilemek amacıyla harekete geçirilebilecek geniş bir destekçi ağı oluşturmalıdırlar. Sivil toplum örgütlerinin kampanya yürütmesinin belirleyi faaliyeti gösterilerdir. Kampanya yapan STK'lar, çoğunlukla insan hakları, kadın hakları ve çocuk haklarına ilişkin konuları ele alıyor. Savunma Sivil Toplum Örgütünün birincil amacı, belirli bir nedeni savunmak veya teşvik etmektir. Operasyonel proje yönetiminin tersine, bu örgütler genellikle lobi, basın çalışması ve aktivist olayla bilinç, kabul ve bilgi toplamaya çalışmaktadırlar.

Operasyonel ve kampanya amaçlı

STK'ların her iki faaliyetten de faydalandıkları görülmektedir. Çoğu zaman, operasyonel STK'lar, politika değişiklikleri ile giderilebilecek aynı konularla  yüzleştikleri takdirde değişik kampanya teknikleri kullanırlar. Aynı zamanda, insan hakları örgütleri gibi STK'lara kampanya yürütmek, savunuculuk yaparak çalışmalar yoluyla yardım etmek ve çalıştıkları mağdurlara yardımcı olan programlar geliştirirler.

Halkla ilişkiler

Sivil toplum örgütleri, hedeflerini gerçekleştirmek için halkla sağlıklı ilişkilere ihtiyaç duyar. 2002 yılında Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından etik kurallar oluşturuldu. Vakıflar ve yardım kuruluşları, fonları artırmak ve hükumetlerle standart lobicilik teknikleri kullanmak için sofistike halkla ilişkiler kampanyaları kullanmışlardır. İlgi grupları, toplumsal ve siyasi sonuçları etkileme yeteneklerinden dolayı siyasi önem taşıyabilir. 

Proje Yönetimi

Sivil toplum örgütlerinde başarılı projeler için yönetim teknikleri hayati öneme sahiptir. Genellikle, özel sivil toplum örgütleri ya topluluk ya da çevresel odaklıdır. Din, acil yardım ya da insani yardım konuları gibi konuları ele alırlar. Yardım için kamu desteğini ve gönüllü katkıları harekete geçirirler. Gelişmekte olan ülkelerdeki topluluk gruplarıyla bağlantıları vardır ve devlet desteğinin mümkün olmadığı alanlarda sıklıkla çalışırlar. STK'lar uluslararası ilişkiler alanının bir parçası olarak kabul edilir. Ulusal ve çok taraflı politika oluşturma sürecini etkilemekle birlikte giderek daha fazla yerel eylemde bulunurlar.

STK'ların kurumsal yapısı

Personel

Bazı STK'lar oldukça profesyoneldir ve çoğunlukla ücretli personele güvenirler. Diğerleri gönüllü emek temellidir ve daha az resmileştirilirler. Sivil toplum örgütleri için çalışan herkes gönüllü değildir.

Çoğu STK'nın, gelişmekte olan ülkelerde çalışan uluslararası personelleri vardır. Bununla beraber hem Kuzey hem de Güney'de yerel çalışanlara veya gönüllülere güvenen birçok STK'da bulunmaktadır. Çalışacak personelin kendi ülkesinin dışında farklı bir ülkeye gönderilip gönderilmemesi konusunda bir tartışma vardır. Sıklıkla bu tip personel, endüstrileşmiş bir ülkede biri tarafından yönetilen desteklenen projeyi görmek ve bir bağışçı sağlamak için istihdam edilmektedir. Bununla birlikte, bu çalışanların veya gönüllülerin uzmanlığı birçok faktörle dengelenebilir. Yabancıların maliyeti genellikle yüksektir, gönderildikleri ülkede uyum zorlukları bulunmaktadır ve yerel uzmanlık genellikle düşüktür.

STK sektörü, sayılar açısından önemli bir işverendir. Örneğin, yoksulluğa karşı çalışan uluslararası bir Kuzey Sivil Toplum Örgütü olan CONCERN, 1995 yılı sonuna kadar Afrika ve Asya'daki on gelişmekte olan ülkede ve Haiti'de çalışan 174 gurbetçi ve 5000'den fazla ulusal personeli istihdam etmiştir.

Finansman

STK'ların faaliyet göstermesi için bütçelere ihtiyaçları vardır. İhtiyaç duydukları bütçe miktarı, STK'lardan STK'lara farklılık gösterebilir. Küçük STK'ların aksine, büyük STK'lar yüz milyonlarca veya milyarlarca dolarlık yıllık bütçelere sahip olabilirler. Örneğin, 1999'da ABD Emekli İnsanları Birliği'nin (AARP) bütçesi 540 milyon ABD Doları'nın üzerindedir. Bu kadar büyük bütçelere para yatırmak, çoğu sivil toplum örgütü için önemli miktarda bağış toplama çabası gerektirir. STK kaynaklarının başlıca kaynakları, üyelik aidatları, malların ve hizmetlerin satışı, uluslararası kuruluşların veya ulusal hükumetlerin hibeleri ve özel bağışlardır. Birkaç AB yardımı STK'lara fon sağlayabilir.

"Sivil toplum kuruluşu" terimi hükumetlerden bağımsızlık anlamına gelse de, birçok STK, hükumetlere fonları için büyük ölçüde bağlıdır. Kıtlıkla mücadele organizasyonu Oxfam'ın 1998'deki 162 milyon dolarlık gelirinin dörtte biri İngiliz hükumeti ve AB tarafından bağışlandı. Hristiyan yardım ve geliştirme organizasyonu World Vision Amerika Birleşik Devletleri 1998'de Amerikan hükumetinden 55 milyon dolar değerinde mal toplamıştır.

STK'ların hükumet tarafından finanse edilmesi tartışmalıdır. Yeni Cumhuriyet'de yazan David Rieff'e göre; "İnsani müdahalenin tam bu noktada, STK'ların sivil topluma hem yardım hem de dayanışma eylemleriyle cevap verme hakkı vardır. Ayrıca STK'lar, ihtiyaç duyan veya baskıya maruz bırakılanlara yardım konusunda hükumetlerden yardım isteyebilir. Bu yüzden insanlar ve hükumetler ne olursa olsun konuyu böyle düşünebilirler. " Greenpeace gibi bazı STKlar, hükumetlerin veya hükumetler arası kuruluşların finansmanını kabul etmiyor.

Ana giderler

Ana gider, projeler yerine bir STK'yı işletmek için harcanan para miktarıdır. Buna ofis giderleri, maaşlar, bankacılık ve muhasebe masrafları dahildir. Genel bütçenin harcama yüzdesi için harcadığı oran çoğunlukla % 4'ten az olan bir STK' iyi olarak değerlendirilir. Dünya Sivil Toplum Örgütleri, ideal olarak programlarda % 86'dan fazlasının harcanması gerektiğini belirtmektedir (yükü % 20'den az). AIDS, Tüberküloz ve Sıtma ile Mücadeleye Yönelik Küresel Fonu, masrafın çoğunlukla % 5-7'den daha az olması gerekmektedir. Para harcamanın temelinde yüksek tavan ücretin nasıl alınabileceği konusu belirli kurallara bağlanmıştır. Dünya Bankası genelde % 37'ye izin verir. Toplam harcamaların yüksek yüzdesi, para üretmenin daha zor olmasına neden olabilir. Yüksek genel giderler, yüksek maliyetli bazı STK'ların yalnızca kendileri için çalışan kişilere fayda sağlamak için çalıştırıldığını iddia ederek eleştiri oluşturabilir.

Genel giderler meşru bir mesele olabilir, ancak bunlara tek yönden  odaklanma verimsiz olabilir. Stanford Üniversitesinde Urban Enstitüsü ve Sosyal İnovasyon Merkezi tarafından yayınlanan araştırma, derecelendirme kuruluşlarının, genel olarak hizmet sunmak için ihtiyaç duydukları altyapının açlık çeken organizasyonları tarafından örgütsel etkinliği azaltabilecek havai olmayan maliyetleri düşürmek veya gizlemek için kar amacı gütmeyen kuruluşlara nasıl teşvik edildiklerini göstermiştir. Daha anlamlı bir derecelendirme sistemi, finansal verilere ek olarak bir kuruluşun şeffaflığının ve yönetime ilişkin nitel bir değerlendirmeyi sağlayacaktır: Program etkinliğinin değerlendirilmesi; Bağışçılar ve faydalanıcılar için tasarlanmış geri bildirim mekanizmalarının değerlendirilmesi gibi sistemler, derecelendirme kuruluşları tarafından yapılan bir değerlendirmeye derecelendirilmiş kuruluşların yanıt vermesine de izin verecektir. Daha genel olarak, kâr amacı gütmeyen değerlendirmenin popüler söylemi, örgütsel etkinliğin mali kavramlarından ve programatik etkinin daha önemli olduğunu belirtmektedir.

İzleme ve kontrol

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Birleşmiş Milletler Reformunun öncelikleriyle ilgili Mart 2000 tarihli raporunda, uluslararası insani müdahale lehinde yazmış ve uluslararası topluluğun "vatandaşlarını korumak için" etnik temizliğe, soykırıma ve suçlara karşı "korunma hakkı" olduğunu savunmuştur. Raporun sonuna gelindiğinde, Kanada hükumeti insani müdahale sorununu özetleyen Koruma Sorumluluğunu ( R2P'yi ) başlattı. R2P doktrininin geniş uygulamaları var, ancak Kanada hükumetinin Haiti'deki darbeye müdahale ve desteğini haklı çıkarmak için R2P'yi kullanması daha tartışmalı hale geldi. R2P'den yıllar sonra, "dünya vatandaşlarına karşı sorumlu demokratik küresel yapıların oluşturulmasını" destekleyen ve uluslararası otoritenin ayrı ajanslar arasında bölünmesini talep eden bir örgüt olan Dünya Federalist Hareketi, Sivil Toplumun Korunması için Sorumludur R2PCS). WFM ve Kanada Hükumeti arasında bir işbirliği yapan bu proje, orijinal R2P projesinde özetlenen ilkelerle STK'ları kilitlemeyi amaçlıyor.

Çalışmakta ya da kayıtlı bir STK, ülkesinin hükumetlerini raporlama, izleme ve gözetlemesini yapar. Fon sağlayanlar genellikle raporlama ve değerlendirme isterler; bu tür bilgilerin halka açık olması zorunlu değildir. Ayrıca belirli coğrafi veya program alanlarında çalışan STK'ların eylemleri hakkında araştırma yapan ve yayınlayan dernekler ve gözlem örgütleri de olabilir.

Son yıllarda, birçok büyük şirket STK kampanyalarını bazı kurumsal uygulamalara karşı önlem almak amacıyla kurumsal sosyal sorumluluklarını artırdı. Mantık devam ederse, şirketler STK'lar ile çalışırsa, STK'lar şirketler aleyhinde çalışmazlar. Şirketler ve STK'lar arasındaki daha fazla işbirliği, zayıf olan ortağı (genellikle kar amacı gütmeyen kuruluş) için eş-gözetim risklerini doğurmaktadır.

Aralık 2007'de Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı Savunma Sekreteri (Sağlık İşleri) S. Ward Casscells, Güç Sağlığın Korunması ve Hazırlanması altında bir Uluslararası Sağlık Bölümü kurdu. Uluslararası Sağlık'ın misyonu, karşılıklı çıkar alanlarında STK'lar ile iletişim kurmaya başladı. 2005 tarihli 3000.05 Savunma Bakanlığı Yönergesi'nin (DoD) kararlılığı arttırıcı faaliyetleri, savaş kadar önemli bir misyonu olduğunu görmektedir. Uluslararası hukuka uygun olarak DoD, mutlaka geleneksel lider kuruluşların (Dışişleri Bakanlığı ve USAID) faaliyet göstermesinin zor olduğunu Irak gibi çatışma alanlarında gerekli hizmetleri geliştirmek için bir yer inşa etmiştir. Kurumlar için açıklanan "birlikte-seçenek" stratejisinin aksine, OASD (HA) sağlığın tarafsızlığını önemli bir hizmet olarak görüyor. Uluslararası Sağlık, bağımsız, uzman ve dürüst  özelliğini tanıyan sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine dayalı ilişkiler geliştirmektedir. DoD ve STK'ların hedefleri uyuşmuyor görünse de, DoD'un çatışmayı azaltmak ve önlemek için, istikrar ve güvenliği vurgulayarak dikkatli bir analizle  karşılıklı çıkarları ortaya koyuyor.

STK'ların tarihçesi

Uluslararası sivil toplum örgütlerinin kuruluşu  on sekizinci yüzyılın sonlarına kadar gitmektedir. 1914 yılına kadar 1083 STK'nın olduğu tahmin edilmektedir. Uluslararası sivil toplum örgütleri, kölelik karşıtı olup, kadınların oy kullanmasını istiyordu. Dünya Silahsızlanma Konferansı'nın yapıldığı dönemde hareket zirveye ulaştı. Bununla birlikte, "sivil toplum örgütü" ifadesi, 1945 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurulmasıyla birlikte, hükumetler ve uye olmayan devletler için bir danışma kurulu oldu. Birleşmiş Milletler Tüzüğünün 10. Bölümünün 71. maddesindeki hükümlerle  kullanıma girdi.  "Uluslararası STK" (INGO) tanımı 27 Şubat 1950'de ECOSOC'un 288 (X) sayılı kararında verilmiştir: "uluslararası bir antlaşma ile kurulmayan herhangi bir uluslararası organizasyon" olarak tanımlanmaktadır. STK'ların ve diğer "büyük grupların" sürdürülebilir kalkınmadaki hayati rolü Birleşmiş Milletler ve sivil toplum örgütleri arasında istişari bir ilişki için yoğun düzenlemelere götüren Gündem 21'in 27. Bölümü'nde kabul edildi. Kurulan veya çözülen INGO sayısının genel "dünya devleti" ile eşleştiği ve büyüme dönemlerinde yükseldiği ve kriz dönemlerinde azaldığı gözlemlendi.

Sivil toplum sektörünün hızla gelişmesi, refah devletinin yeniden yapılandırılması sürecinin bir sonucu olarak batılı ülkelerde meydana gelmiştir. Bu sürecin daha da küreselleşmesi, komünist sistemin çöküşünden sonra gerçekleşti ve Washington konsensüsünün önemli bir parçası oldu.

20. yüzyılda küreselleşme STK'ların önemini ortaya çıkarmıştır. Bir ulus içerisinde birçok sorun çözülemedi. Uluslararası anlaşmalar ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası örgütler esas olarak kapitalist işletmelerin menfaatleri üzerine odaklanmıştı. Bu eğilimi dengelemek, insani sorunlara yardım etmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için STK'lar geliştirdiler. Bunun önemli bir örneği, Ocak ayında Davos, İsviçre'de her yıl düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na rakip bir kongre olan Dünya Sosyal Forum'udur. Ocak 2005'te Brezilya'nın Porto Alegre kentinde düzenlenen beşinci Dünya Sosyal Forumu'nda 1000'den fazla STK temsilcisi katıldı. Çevre sorunları ve sürdürülebilir kalkınma açısından, 1992 yılında Rio'da düzenlenen Dünya Zirvesi, 2.400 uluslararası STK temsilcisinin müzakerelerde merkezi bir rol oynamaya başlamasıyla uluslararası STK'ların gücünü ilk kez gösterdi. Bazıları, böyle forumlarda, yoksulların popüler hareketlerine ait olması gereken yeri STK'ların aldığını savundu. Durum ne olursa olsun, STK ulus ötesi iletişim ağı artık çok geniş ve gereklidir.

STK'ları daha da geliştirmeye iten bir diğer konu da, aşırı ağır ve küresel yapıların verimsizliğidir. Örneğin, BM'nin Somali eski büyük elçisi Muhammed Sahnoun, BM tarafından "Somali: Kaçırılmış Fırsatlar" başlıklı bir kitabı yayımladı. 1994'te Birleşmiş Milletler insani yardım sağlamaya çalışırken aşırı dikkatli ve bürokratik verimsizlikleri söz konusuydu.Buna rağmen STK'lar tarafından daha iyi performans gösterildiğini açıkladı. Somali elçileri, Nairobi'deki masalarının güvenliğine göre hareket ediyorlardı. Bundan sonra BM Genel Sekreteri Boutros-Ghali'nin bu eleştiriyi kabul etmemesi, Mohamed Sahnoun'un Somali'deki görevinin sonuna yol açtı.

Hukuki durum

STK'ların yasal biçimleri çeşitlidir ve her ülkenin kanunları ve uygulamalarında yerleşik çeşitliliklere bağlıdır. Bununla birlikte, STK'ların dört ana aile grubu dünya genelinde bulunabilir:

Kuruluşsuz ve gönüllü birliktelik

Yardım kuruluşları ve vakıflar

Kar amacı gütmeyen şirketler

Özel STK veya kâr amacı gütmeyen yasalar çerçevesinde kurulan veya kayıtlı kuruluşlar

Strazburg'daki Avrupa Konseyi, Avrupa'daki STK'ların varlığı ve çalışması için ortak bir yasal dayanak oluşturan 1986'da Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşlarının Tüzel Kişiliğinin Tanınması Hakkında Avrupa Sözleşmesini hazırladı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesi de STK'lar için temel bir norm olan örgütlenme özgürlüğü hakkını korur.

STK'ların dünya meselelerine etkisi

Bazıları, STK'ların küresel meselelerde büyük etkiye sahip olduğunu iddia ediyor. Hizmet sunumundaki STK'lar, kaynak yetersizliği nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin hükumetlerinin topluma sunamadıkları, hizmetlerini sunarlar. Hizmet sunumundaki STK'lar, kamu mallarıyla ilişkili maliyetleri azaltmak için müteahhitler olarak hizmet edebilir veya demokratik devlet kurumlarıyla işbirliği yapabilir. Kapasite oluşturma STK'ları farklı şekilde etkiler. Güney STK'lardaki hesap verebilirlik önlemlerinin "kültür, yapı, projeler ve günlük operasyonları" etkilediği düşünülüyor. Savunma ve halk eğitimi STK'lar, fikirleri kullanarak davranışı değiştirme kabiliyetinde küresel meseleleri etkiliyor. İletişim, insanların eylemlerini ve davranışlarını değiştirmek için savunuculuk ve halk eğitimi STK'ları tarafından kullanılan seçim silahıdır. Stratejik olarak davranışları şekillendirmekle kalmayıp toplumsal, politik veya çevresel değişiklikleri teşvik etmek için grupları ,toplumsal olarak harekete geçiren mesajlar da hazırlarlar.

Dünya STK Günü

Dünya sivil toplum örgütü günü her yıl 27 Şubat'ta kutlanmaktadır. Litvanya Vilnius'taki 8. Baltık Denizi Devletleri Zirvesine IX Baltık Denizi STK Forumunun 12 ülkesi tarafından resmi olarak tanınmış ve 17 Nisan 2010'da ilan edilmiştir. Dünya STK Günü 27 Şubat 2014 tarihinde Finlandiya'nın Helsinki kentinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) Yöneticisi Yeni Zelanda'nın Başbakanı Helen Clark tarafından tanınmıştır.

Eleştiriler

Issa G. Shivji, bir yazar ve akademisyen olarak, hukuk ve gelişme konularında Afrika'nın önde gelen uzmanlarından biridir. STK'lar konusundaki eleştirileri "STK söylemindeki sessizlikler: Afrika'daki STK'ların rolü ve geleceği" ve "Tanzanya'daki STK'lar Üzerindeki Düşünceler: Neyim, Neyiz değiliz ve Olmamız Gereken Hikâyeler" başlıklı iki makalede bulunmaktadır. Shivji, STK liderlerinin ve eylemcilerinin iyi niyetlerine rağmen, "eylemlerinin amaçlarına bakılmaksızın nesnel etkilerini" eleştirdiğini savunuyor. Shivji, STK'ların ani yükselişinin salt fedakar motivasyonlardan çok, neoliberal (küreselleşme ve özelleştirme ekseninde serbest piyasa ekonomisini esas olan politikalardır. Bir paradigmanın parçası olduğunu iddia ediyor. Dünyayı anlamadan dünyayı değiştirmek isteyen STK'ların bugünkü tezahürlerini eleştiriyor ve emperyal ilişkinin bugün STK'ların yükselişi ile devam ettiğini söylüyor.

James Pfeiffer, Mozambik'teki STK katılımına ilişkin çalışmasında, STK'ların ülke çapında sağlık alanlarına yaptığı olumsuz etkilere değindi. Son on yılda Mozambik'teki STK'lar "yerel sağlık sistemini parçaladı, sağlık programlarının yerel kontrolünü baltaladı ve yerel sosyal eşitsizliğin büyümesine katkıda bulundu" dedi.

Ayrıca, STK'ların çıkarları doğrultusunda sağlık hizmeti görevlilerini rutin görevlerinden uzaklaştıran, farklı örgütler arasında paralel projeler üreten STK'ların koordinasyonsuz olabileceğini belirtti. Bu sonuçta, yerel birincil sağlık bakım çabalarını zayıflatmakta ve hükumetlerin kendi sağlık alanlarında acenteliklerini sürdürme kabiliyetlerini ortadan kaldırmaktadır. J. Pfeiffer, STK ve DPS (Mozambik İl Sağlık Müdürlüğü) arasında yeni bir işbirliği modeli önerdi. Sivil Toplum Kuruluşunun ev sahibi ülkedeki resmi standartlara uyması gerektiğini söyledi. Örneğin 'vitrin' projelerini ve sürdürülemez olduğunu ispatlayan paralel programları azaltmaktan bahsetti.

Jessica Mathews 1997'de Dışişleri'nde şunları yazdı: "Bütün güçlü yönleriyle, STK'ların özel çıkarları vardır, en iyileri ... çoğu zaman vitrin vizyonundan muzdarip olurlar, her kamusal hareketi onların özel ilgi alanlarını nasıl etkilediğine göre değerlendirirler ". STK'lar, politika dengelemeleri hakkında endişelenmedikleri için, bunların neden olabileceği olumsuzluklar topluma daha fazla zarar verebilir.

Vijay Prashad, 1970'lerden bu yana Robert McNamara yönetimindeki Dünya Bankası'nın, STK'yı devletin alternatifi olarak küresel ve bölgesel düzeyde güç ve üretim ilişkilerini bırakarak savunduğunu söyledi. 

Diğerleri, STK'ların çoğu zaman emperyalist nitelikte olduklarını, üçüncü dünya ülkelerinde bazen ırkçı bir biçimde faaliyet gösterdiklerini ve yüksek sömürge döneminde din adamı ile benzer bir işleve sahip olduklarını savunuyorlar. Filozof Peter Hallward, aristokrat bir siyaset biçimi olduğunu savunuyor. Ayrıca, Hareket Desteği ve Hristiyan Yardım gibi STK'ların "Haiti'deki seçilmiş bir hükumete karşı" [2004 ABD destekli] darbeyi etkili bir şekilde kınadığını ve bunların "emperyalizmin insancıl yüzü" olduğunu iddia ettiğini de belirtti. Güney Afrika'daki Batı Cape Ani Kalkınma Kampanyası gibi küresel Güney'deki popüler hareketler, bazen STK'lar ile kendi özerkliklerini tehlikeye atacaklarını savunarak çalışmayı reddetti. Ayrıca STK'ların, fon sağlayıcıların sosyal adalete karşı istikrar için baskı yapmalarına izin vererek insanları daha da güçsüzleştirdiğini savundu.

STK'ların bir diğer eleştirisi, bazı Batılı ülkelerin ve ülkeler grubunun normal dış politika araçlarının genişletilmesi olarak tasarlanmaları ve kullanılmalarıdır. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, bu suçlamayı, 2007'deki 43. Münih Güvenlik Politikası Konferansı'nda yapmış ve bu STK'ların "resmi olarak bağımsız olduklarını, ancak kasıtlı olarak finanse edildiğini ve bu nedenle kontrol altında olduklarını" belirtmiştir. Ayrıca Michael Bond, "Oxfam, Kızıl Haç, Cafod ve Aksiyon Yardımcısı gibi en büyük STK'lar, yardım sunumlarını daha sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyor ancak bazıları çoğunlukla ABD'de hala destekçilerinin ideolojilerini ihraç ediyor. " Çin kısa bir süre önce Çin'de faaliyet gösteren yabancı STK'ların etkilerini düzenleme ve azaltma amaçlı yasal tedbirler uygulamaya koymuştur.

STK'lar ayrıca beyaz yalanlar kullanmakla suçlanıyor veya kampanyalarını yürürlüğe koymaları konusunda yanlış bilgilendiriliyorlar. Örneğin Greenpeace'in önde gelen bilim adamlarından Doug Parr, bu örgütlerin bilimsel olma konusunda gösterdikleri çabaları yitirdiği anlaşıldığı için STK'ları kritik konularda cahil olmakla suçlamıştır. Sivil toplum örgütleri, mantıklı ve etkin bir şekilde pratik olacak şekilde bilimle çalışma yerine, kendi avantajlarını kazanmak için bilimi kötüye kullanmakla suçlanıyorlar. Parr'ın belirttiği gibi, başlangıçta "eleştirmenlerimiz arasında, bilimin tek karar verme aracı olduğunu söyleyen bir eğilim vardı ... Ancak siyasi ve ticari çıkarlar, bilimi, kılıf olarak kullanıyor". Aynı zamanda, Friends of the Earth, Jens Katjek'in Alman şubesi için önceki politika yapımcısına göre, STK'lar diğer gruplarla işbirliği yapamaz gibi görünebilir. "STK'lar çevre için en iyisini istiyorsa uzlaşmayı öğrenmek zorundalar" diyor.

STK'ların yasallığı

STK'ların meşruiyeti konusu bir dizi önemli soru oluşturmaktadır. "Bağımsız ses" olmaları, bir STK tarafından sahip olunan en önemli varlıklardan biridir. Bu "bağımsız ses"  algı yoluyla kazanılır. STK'lara veya INGO'lara sorumlulukları kimin kazandırdığı ve vatandaşların ve sivil toplumun temsilciliğini nasıl kazanmış oldukları hala ayrıntılı olarak irdelenmiyor. Örneğin, bir makalede: "Bu noktayı belirgin bir biçimde ortaya koymak gerekirse: Güney ülkeleri vatandaşları ve ihtiyaçları küresel sivil toplumda temsil edilmekte, gerçek ihtiyaçlarının bu mu olduğu sorulmaktadır. INGO'ların çıkarlarını ve sorunlarını temsil ettikleri insanlarla yüz yüze gelmediğini ya da temsil ettikleri insanlara hesap vermediklerini anladığımızda daha zahmetli hale geldi " deniliyor.

Finansmanın kaynağı, STK'ların meşrulaşması için ciddi sonuçlar doğurabilir. Son yıllarda STK'lar sayı ve faaliyet alanlarını sınırlı sayıda bağışçıya bağımlı hale gelen bir düzeye yükselttiler. Dolayısıyla, bağışçıların kendilerinin beklentileri gibi rekabet finansman için artmıştır. Bu, donörlerin STK'ların bağımsızlığını tehdit eden koşullar ekleme riski taşımaktadır. Örneğin, resmi yardıma aşırı bağımlılık "hükumetlerle popüler olmayan konularda konuşmak için STK'ların istekliliğini" hafifletme potansiyeline sahiptir. Bu gibi durumlarda STK'lara, bağışlarında bulunanların, meşrulaştırmalarını sağlamaktan ziyade aşınacak zorlu bir mücadeleden sorumlu tutulabilirler. Bazı yorumcular, STK kaynaklı kaynaklardaki değişikliklerin sonuçta işlevlerini değiştirdiklerini de iddia ettiler.

STK'lar, "Güney Sesi" olarak adlandırılanları azaltarak, gelişmekte olan dünyanın gereksinimlerini mutlaka temsil etmediği gerekçesiyle meydan okudular. Bazıları, Kuzey-Güney bölünmesinin STK alanlarında olduğunu ileri sürüyor. Aynı STK'ların Kuzey ve Güney bölümleri arasındaki ilişkilerin eşitliği yanı sıra ortaklıklar halinde çalışan Güney ve Kuzey STK'lar arasındaki ilişkileri sorguluyorlar. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde Güney'in hizmet sunumu yürütürken, Kuzey'in savunuculuk ve kaynak seferberliğinde öncülük etmesiyle bir emek bölümünün gelişebileceğini ortaya koyuyor. Bunun potansiyel sonuçları, gelişmekte olan dünyanın ihtiyaçlarının uygun bir şekilde ele alınmadığı anlamına gelebilir, çünkü Kuzey Sivil Toplum Örgütleri ortaklıklara düzgün bir şekilde danışmaz veya ortaklıklara katılmazlar. Bu durumda yaşanacak gerçek tehlike batı görüşlerinin öne çıkartılıp temsili olmayan öncelikleri ataması olabilir.

STK'ların, birden fazla gelişmekte olan ülkede kamu sektörüne zarar verdiği iddia ediliyor.Örneğin STK'ların yanlış yönetiminin halk sağlığı sistemlerinin çökmesine neden olduğuna dair suçlamalar vardır. Eşitlik ve yoksulluğu azaltmak yerine STK'lar, üçüncü dünya ülkeleri kamu sektöründe sosyo-ekonomik eşitsizliğe ve hizmetin güçsüzleştirilmesine katkıda bulunmak için incelemelerde bulunuyorlar.

STK'ların katıldığı faaliyetlerin ölçeği ve çeşitliliği, 1990'lı yılların başından itibaren hızla büyüdü. Bu, STK'lara merkezileşme ve ademi merkeziyet baskılarını dengelemek için bir ihtiyaç sundu. STK'ları, özellikle uluslararası düzeyde faaliyet gösteren STK'ları merkezileştirerek, ortak bir tema veya hedef seti atayabilirler. Bunun tersine, merkezden uzaklaştırmak da avantajlıdır. Bir STK, ölçek bakımından mütevazi olan, kolayca izlenen, acil çıkarlar üreten ve yolsuzluğun cezalandırılacağını herkesin bildiği projeleri uygulayarak belirlenen konularda daha esnek ve etkili bir şekilde yanıt verme şansını artırabilir.