25 May 2018, Friday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Sinüzit

İçindekiler
  1. Sinüzit nedir?
  2. Sinüzit çeşitleri
  3. Sinüzitin belirtileri
  4. Sinüzitin nedenleri
  5. Sinüzit patofizyolojisi
  6. Sinüzit tanısı
  7. Sinüzit tedavisi
  8. Sinüzit epidemiyolojisi
  9. Sinüzit araştırmaları

Sinüzit nedir?

Sinüzit, sinüs enfeksiyonu veya rinosinüzit olarak da bilinen, semptomlarla sonuçlanan, sinüs iltihabıdır. Yaygın belirtiler ve bulgular arasında; koyu burun mukusu, tıkanmış burun ve yüzde ağrı vardır. Diğer belirtiler ve bulgular; ateş, baş ağrısı, kötü koku hissi, boğaz ağrısı ve öksürük olabilir. Öksürük, genellikle geceleri daha kötüdür. Ciddi komplikasyonlar nadirdir. 4 haftadan daha kısa sürerse; akut rinosinüzit (ARS), 12 haftadan uzun sürerse; kronik rinosinüzit (CRS) olarak tanımlanır.

Sinüzit; enfeksiyon, alerji, hava kirliliği veya burundaki yapısal sorunlardan kaynaklanabilir. Çoğu vakaya, viral bir enfeksiyon neden olur. Belirtiler on günden fazla sürerse veya iyileşmeye başlamış bir kişinin durumu kötüleşirse, bakteri enfeksiyonu görülebilir. Tekrarlayan ataklar; astımı, kistik fibrozisi ve zayıf bağışıklık sistemi olan kişilerde daha fazladır. Komplikasyonlardan şüphelenilmediği sürece, röntgen çekilmesine genellikle ihtiyaç duyulmaz. Kronik olgularda teyit için, doğrudan görüntüleme veya bilgisayarlı tomografi önerilir.

Bazı vakalarda, el yıkama, sigara içmekten kaçınma ve bağışıklama ile önlenebilir. Naproksen gibi ağrı kesiciler, nazal steroidler ve nazal irrigasyon semptomların giderilmesine yardımcı olmak için kullanılabilir. Akut rinosinüzit için önerilen başlangıç tedavisi, dikkatli bir şekilde beklemektir. Belirtiler 7-10 gün içinde düzelmezse veya kötüleşirse, antibiyotik kullanılabilir veya kullanılan antibiyotik değiştirilebilir. Antibiyotik kullanılanlarda, amoksisilin veya amoksisilin/klavulanat önerilir. Cerrahi işlem, bazen kronik hastalığı olan insanlarda kullanılabilir.

Sinüzit yaygın bir durumdur. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Avrupa'da her yıl görülme oranı yaklaşık, %10 ile %30 arasında değişir. Kadınlar, erkeklerden daha sık etkilenirler. Kronik sinüzit, insanların yaklaşık %12,5' ini etkiler. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sinüzit tedavisi, maliyetlerin 11 milyar doları bulmasıyla sonuçlanır. Viral sinüzitin antibiyotiklerle gereksiz ve etkisiz tedavisi yaygın bir yöntemdir.

Sinüzit çeşitleri

Sinüzit (veya rinosinüzit), paranazal sinüs hattındaki mukozasının zar iltihaplanması olarak tanımlanmış ve kronolojik olarak birkaç kategoriye ayrılmıştır:

  • Akut rinosinüzit – Yeni bir enfeksiyon olarak, dört haftaya kadar sürebilir ve semptomatik olarak şiddetli olan ve şiddetli olmayanlar olarak ayrılır. Bazı tanımlarda, enfeksiyon 12 haftaya kadar uzayabilir denmektedir.
  • Tekrarlayan akut rinosinüzit - Bir yıl içinde ortaya çıkan, dört veya daha fazla akut sinüzit ataklarıdır.
  • Subakut rinosinüzit - 4 ile 12 haftaya kadar süren, akut ve kronik enfeksiyon arasında geçiş gösteren enfeksiyondur.
  • Kronik rinosinüzit - Belirtiler ve bulgular 12 haftadan fazla sürer.
  • Kronik rinosinüzitin akut alevlenmesi - Kronik rinosinüzitin belirti ve bulguları şiddetlendiğinde oluşur. Ancak, tedaviden sonra normale döner.

Bütün bu sinüzit türleri, benzer semptomlara sahiptir ve bu nedenle ayırt etmek genellikle zordur. Akut sinüzit çok yaygındır. Yetişkinlerin neredeyse %90'ında hayatlarının belirli bir noktasında sinüzit görülmüştür.

Sinüzitin belirtileri

Baş ağrısı/yüz ağrısı veya etkilenen sinüsler üzerindeki ağır, sabit veya bir tür ağrılı basınç, sinüzitin akut ve kronik evrelerinde sık görülür. Bu ağrı tipik olarak, ilgili sinüs için lokalizedir ve etkilenen kişi yere eğildiğinde veya yatarken daha da kötüleşebilir. Ağrı, genellikle başın bir tarafında başlar ve her iki tarafa doğru ilerler. Akut sinüzite genellikle yeşil renkli, koyu kıvamlı burun akıntısı eşlik edebilir ve bu akıntı, iltahap (pürülan) ve/veya kan içerebilir. Genellikle lokalize bir baş ağrısı veya diş ağrısı mevcut olduğunda, sinüsle ilişkili bir baş ağrısı ile gerginlik ve migren baş ağrıları gibi diğer baş ağrısı tiplerini şu belirtiler ayırır: Diş ağrısı ve sinüzit arasında ayrım yapılmasının bir başka yolu, sinüzitlerde ağrı genellikle baş öne doğru eğildiğinde ve Valsalva manevraları (Ağız ve burun kapalı iken dışa nefes vermeye çalışmak) ile kötüleşmesidir.

Ateş ve ağır hastalık eşlik ettiğinde, göz çukurunun enfeksiyonu gelişerek görme kaybına neden olabilir. Bir başka muhtemel komplikasyon da alın kemiklerinin ve diğer yüz kemiklerinin (osteomiyelit) enfeksiyondur (Pott's puffy tümörü).

Sinüs enfeksiyonları, burun kanallarının tıkanmasına bağlı olarak orta kulak problemlerine de neden olabilir. Bu durum kendini, baş dönmesi, "basınçlı veya ağır bir kafa" veya başın titreme hissi ile gösterebilir. Post nazal akıntı da kronik rinosinüzitin bir semptomudur.

Halitosis (kötü kokulu nefes), sıklıkla kronik rinosinüzit semptomu olarak belirtilir. Bununla birlikte, altın standart nefes analiz teknikleri uygulanmamıştır. Teorik olarak, objektif ve subjektif halitozsisin muhtemel birkaç mekanizması vardır.

2004 yılında yapılan bir araştırmada, "sinüs baş ağrısı" nın % 90 kadarının, aslında migren olduğu belirtilmiştir. Bu durum, kısmen kafa karışıklığına neden olmuştur. Çünkü migren, hem sinüs bölgesini hem de beyni çevreleyen meninksleri canlandıran trigeminal sinirlerin aktivasyonunu içerir. Sonuç olarak, ağrıdan kaynaklanan bölgeyi doğru şekilde tespit etmek zordur. Migren hastalarında, tipik olarak sinüs enfeksiyonunun yaygın semptomu olan koyu kıvamlı burun akıntısı yoktur.

Farklı bölgelerdeki sinüzit

Frontal, etmoidal, maksiller ve sfenoidal sinüsler de dahil olmak üzere birkaç eşleştirilmiş paranazal sinüs vardır. Etmoid sinüsler ayrıca, orta konka ve ana lamel olarak tanımlanan, anterior ve posterior etmoid sinüslere ayrılmıştır. Sinüzit, hastalığın şiddetinin yanı sıra, etkilenmiş sinüs boşluğuna göre, aşağıda belirtilmiş şekilde sınıflandırılabilir: 

  • Maksiller; maksiller (yanak) bölgesinde ağrı veya basınç oluşturabilir (örn. Diş ağrısı veya baş ağrısı) (J01.0 / J32.0).
  • Frontal; frontal sinüs boşluğunda (gözlerin üstünde bulunur) baş ağrısı, özellikle alında baş ağrısı veya basınç oluşturabilir (J01.1 / J32.1).
  • Etmoidal - gözler arasında, gözün arkasında, burnunun üst kısmının kenarlarında (medial canthi) ağrı ya da basınçlı ağrıya neden olabilir (J01.2 / J32.2).
  • Sfenoidal - gözlerin arkasında ağrının veya basıncın oluşmasına neden olabilir. Ancak, genellikle kafatası tepe noktasına (başın üstü), mastoid çıkıntının üstüne veya başın arka tarafına atıfta bulunur.

Sinüzitin etkileri

Beynin sinüse olan yakınlığı, sinüzitin en tehlikeli komplikasyonudur. Özellikle, frontal ve sfenoid sinüsleri, anaerobik bakterilerin kemikler veya kan damarları yoluyla istila etmesiyle, beyin enfeksiyonu gelişebilir. Ayrıca, apse, menenjit ve hayatı tehdit eden diğer durumlar ortaya çıkabilir. Aşırı durumlarda hastada hafif kişilik değişiklikleri, baş ağrısı, bilinç değişikliği, görme sorunları, nöbetler, koma ve muhtemelen ölüm olabilir.

Sinüs enfeksiyonu, anastomoz damarları yoluyla veya yakın yapılara doğrudan uzantıları yoluyla yayılabilir. Chandler ve arkadaşları, akut bakteriyel sinüzit ile ilişkili enflamatuar veya enfeksiyöz komplikasyonların 5 grubunu tanımlamışlardır. Göz çukuruna bitişik olarak yayılma olduğunda, periorbital sellülit, subperiosteal apse, orbital sellülit ve apse ile sonuçlanabilir. Orbital sellülit, anterior ve posterior etmoidal ven tromboflebiti, enfeksiyonun etmoid labirentin yanal veya göz çukuru tarafına yayılmasını sağlarsa, akut etmoiditi komplike edebilir. Sinüzit, kavernöz sinüs trombozu, retrograd menenjit ve epidural, subdural ve beyin apselerine neden olabilen merkezi sinir sistemine kadar uzanabilir. Göz çukuruna ait semptomlar, enfeksiyonun intrakranyal yayılımından önce sıklıkla görülür. Diğer komplikasyonlar arasında sinobronşit, maksiller osteomiyelit, ve frontal kemik osteomyeliti vardır. Frontal kemiğin osteomyeliti, sıklıkla yayılım gösteren trombo-flebitten kaynaklanır. Frontal sinüsün periostiti, osteit ve dış zarın periostitine neden olur. Bu da alında yumuşak kabarık şişme meydana getirir.

Bu komplikasyonların teşhisi, lokal hassasiyet ve ağır bir ağrı belirtisi ile desteklenebilir. CT ve nükleer izotop taraması ile doğrulanabilir. En yaygın mikrobiyal nedenler, anaerobik bakteri ve Staphylococcus aureus'dur. Tedavi, cerrahi drenajın yapılması ve antimikrobik tedavinin uygulanmasını içerir. Parenteral antimikrobik tedavinin uzun seyrinden sonra, cerrahi debridmana nadiren ihtiyaç duyulur. Antibiyotikler en az 6 hafta süreyle uygulanmalıdır. Olası intrakranial komplikasyon için hastaların sürekli izlenmesi önerilir.

Sinüzitin nedenleri

Maksiller sinüzit aynı zamanda diş hekimliğinde olabilir ("odontojenik sinüzit"). Dişlerin ve sinüs zemininin yakınlığı göz önüne alındığında, tüm maksiller sinüzit vakalarının önemli bir yüzdesini (yaklaşık %20'si) oluşturmaktadır. Bu durumun nedeni genellikle, maksiller posterior dişin periapikal veya periodontal enfeksiyonudur. Burada enflamatuar eksüdat maksiller sinüse boşaldığı için kemik aşınmıştır. Bir diş eti enfeksiyonundan sonra, maksiller sinüs tutularak göz çukuruna veya etmoid sinüsün içine yayılabilir. Klinik bağlamda, geleneksel radyoloji teknikleri ve modern teknolojiye dayalı tamamlayıcı testler kullanılabilir.

Kronik sinüzit, sinüs boşluklarına ve sinüs geçidine bağlı, işitme veya östaki tüpü içinde yaygın fakat hafif bir anormallik yoluyla dolaylı olarak da meydana gelebilir. Östaki tüpü genellikle göz yuvaları ile neredeyse aynı seviyededir. Ancak, bazen kalıtsal bu anormallik varsa, bu seviyenin altındadır ve bazen de vestibül veya burun girişi ile aynı seviyededir.

Akut sinüzit

Akut sinüzit genellikle viral kökenlidir ve çoğunlukla rinovirüsler, koronavirüsler ve influenza virüslerinin neden olduğu daha erken bir üst solunum yolu enfeksiyonu ile ortaya çıkmaktadır. Diğerleri adenovirüslerin neden olduğu, insan parainfluenza virüsleri, insan solunum sinsityal virüsü, rinovirüsler dışındaki enterovirüsler ve metapnömovirüslerdir. Enfeksiyon bakteri kökenli ise, en sık rastlanan üç nedeni; Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis'tir. Yakın zamana kadar, Haemophilus influenzae, sinüs enfeksiyonlarına neden olan en yaygın bakteriydi. Bununla birlikte, H. influenza tipi B (Hib) aşısının, H. influenza tip B enfeksiyonlarını önemli ölçüde azalttığı görülmektedir. Şu anda tip olmayan H. influenza (NTHI) ağırlıklı olarak kliniklerde görülmektedir. Diğer sinüzit nedenli bakteriyel patojenler arasında; Staphylococcus aureus, diğer streptokok türleri, anaerobik bakteri ve daha az yaygın olan gram negatif bakteriler bulunur. Viral sinüzit enfeksiyonu, tipik olarak 7-10 gün kadar sürer, buna karşın bakteriyel sinüzit daha kalıcıdır. Viral sinüzit vakaları yaklaşık olarak, %0,5 ile %2 oranında, daha sonra bakteri sinüzitiyle sonuçlanır. Sümkürerek oluşan burun tahrişinin, sekonder bakteriyel enfeksiyona neden olduğu düşünülmektedir.

Sinüzitin akut atakları, mantar tutulumundan da kaynaklanabilir. Bu enfeksiyonlar tipik olarak şeker hastalığı veya diğer bağışıklık yetersizliği olan hastalarda (AIDS veya immünosüpresif anti-rejeksiyon ilaçları kullanan nakil hastaları gibi) görülür ve hayati tehlike oluşturabilir. Tip I diyabet hastalarında, ketoasidoz, mukormikoz nedeniyle sinüzit ile ilişkili olabilir.

Yaygın sigara dumanı ve klor dumanının yol açtığı kimyasal tahriş , aynı zamanda sinüziti tetikleyebilir. Sinüzit, nadiren bir diş enfeksiyonundan kaynaklanabilir.

Kronik sinüzit

Tanım olarak, kronik sinüzit üç aydan uzun sürer ve sinüslerin kronik enflamasyonunu ortak bir belirti olarak paylaşan birçok farklı hastalıktan kaynaklanabilir. Kronik sinüzit belirtileri aşağıdakilerin herhangi bir kombinasyonunu içerebilir: Burun tıkanıklığı, yüz ağrısı, baş ağrısı, gece boyunca öksürme, baş dönmesi, ağrıyan dişler ve/veya ağız kokusu, kontrollü astım semptomlarında artış, genel halsizlik, koyu yeşil veya sarı burun akıntısı, yüzde 'dolgunluk' veya 'sızlama' hissi. Bu semptomların her biri, göz önüne alınmalı ve araştırılmalıdır. Genellikle kronik sinüzit anosmiye, nesnelerin kokusunu alamamaya yol açabilir. Az sayıda vakada, akut veya kronik maksiller sinüzit bir diş enfeksiyonuyla ilişkilidir. Vertigo, baş dönmesi ve bulanık görme, kronik sinüzitte tipik değildir ve diğer nedenler araştırılmalıdır.

Kronik sinüzit vakaları, polip olan vakalara ve polipsiz vakalara ayrılmıştır. Polipler var olduğunda, kronik hiperplastik sinüzit denir. Bununla birlikte, nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak, alerji, toz veya kirlilik gibi çevresel faktörler, bakteri enfeksiyonu veya mantar (alerjik, enfektif veya reaktif) neden olabilir.

Kronik rinosinüzit, basit bir bakteriyel enfeksiyon değil, çok faktörlü bir enflamatuar bozukluğu temsil eder. Kronik rinosinüzitin tıbbi tedavisi; hastaları obstrüksiyona yatkın hale getiren enflamasyonun kontrol altına alınması ve enfeksiyonların görülme sıklığının azaltılması üzerinde odaklanmıştır. Bununla birlikte, kronik rinosinüzitin tüm formları, sinüs drenajı bozukluğu ve sekonder bakteriyel enfeksiyonlarla ilişkilidir. Çoğu birey, herhangi bir enfeksiyonu temizlemek için, başlangıç antibiyotikleri kullanır ve daha sonra kronik rinosinüzitin akut alevlenmelerini tedavi etmek için aralıklarla antibiyotik kullanımının tekrarı gerekir.

Anaerobik ve aerobik bakterilerin kombinasyonu kronik sinüzit ile birlikte tespit edilir. Ayrıca, Staphylococcus aureus (metisiline dirençli S.aureus dahil), koagülaz negatif Staphylococci ve Gram negatif enterik organizmalar izole edilebilir.

Kronik sinüzitin alt türleri için, daha tutarlı isimler vermek adına girişimler yapılmıştır. Nazal ve paranazal sinüslerin mukoza astarında, birçok hasta için eozinofil varlığı göstermiştir ve buna eozinofilik müsin rinosinüzit (EMRS) denir. EMRS vakaları alerjik bir yanıtla ilişkili olabilir. Ancak, alerji çoğu kez belgelenmez ve bu da alerjik ve alerjik olmayan EMRS'yi daha alt kategorilere ayırabilir.

Kronik sinüzitte daha yeni olan ve hala tartışılan bir gelişme, mantarların bu hastalıkta oynadığı roldür. Küf mantarlarının kronik sinüzit gelişiminde kesin bir faktör olup olmadığı belirsizliğini korumaktadır. Eğer öyleyse, hastalığa yakalananlar ile semptomları gerilemiş olanlar arasında ne fark olabilir. Antifungal tedavilerin denemeleri karışık sonuçlar vermiştir.

Sinüzit ile ilgili yeni teoriler, sıklıkla solunum yollarını etkileyen (örneğin, "Bir hava yolu" teorisi) ve genellikle astıma bağlı hastalık spektrumunun bir parçası olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Her türlü sinüzit, havayolunun genel inflamasyonuyla sonuçlanabilir ya da bunun bir parçası olabilir, öksürük gibi diğer hava yolu semptomları bununla ilişkili olabilir.

Hem sigara içmek hem de pasif içici olmak, kronik rinosinüzit ile ilişkilidir.

Sinüzit patofizyolojisi

Biyofilm bakteriyel enfeksiyonlarının, birçok antibiyotiğe dirençli kronik sinüzitten sorumlu olabileceği hipotezi ileri sürülmüştür. Biyofilmler, birçoğu standart klinik laboratuvar teknikleri kullanılarak izole edilmesi zor veya imkansız olabilen, hücre dışı matrisin kompleks agregaları ve birden fazla türe ait bağımlı mikroorganizmalardır. Biyofilmlerde bulunan bakterilerin antibiyotik direnci, aynı türün serbest yaşayan bakterileriyle karşılaştırıldığında, 1000 kat daha fazladır. Yakın tarihte yapılan bir araştırmada, biyofilmlerin, kronik sinüzit için ameliyat geçiren insanların %75'inde mukoza üzerinde bulunduğu keşfedilmiştir.

Sinüzit tanısı

Akut sinüzit tanısı

Sağlık uzmanları bakteriyel ve viral sinüzitleri dikkatli bir şekilde bekleterek ayırt eder. Bir kişi semptomlar kötüleşmeden 10 günden az bir süre sinüzit geçirmişse, enfeksiyonun viral olduğu varsayılır. Semptomlar 10 günden fazla sürerse veya 10. gün kötüleşirse, enfeksiyon bakteriyel sinüzit olarak kabul edilir. Komplikasyonlar gelişmediği süreçte, röntgen, BT ya da MR ile görüntüleme genellikle tavsiye edilmez. Sinüzitten kaynaklanan ağrı, bazen maksiller dişlerin pulpitisinin (diş ağrısı) neden olduğu ağrı ile karışır ve bunun tersi de geçerlidir. Klasik olarak, baş öne doğru eğildiğinde artan ağrı, sinüziti pulpitisten ayırır.

Kronik sinüzit tanısı

12 haftadan uzun süren sinüzit için, BT taraması yapılması önerilir. Bir BT taramasında, akut sinüs sekresyonlarının radyodansite 10 ile 25 Hounsfield birimi (HU) olur. Ancak daha kronik halde, 30 ile 60 HU’luk bir radyodansite ile koyulaşmış hale gelir.

Nazal endoskopi ve klinik semptomlar da olumlu tanı koymak için kullanılır. Histoloji ve kültürler için doku örneği de toplanabilir ve test edilebilir. Allerjik fungal sinüzit (AFS), sıklıkla astımlı ve burun polipleri olan insanlarda görülür. Nadir vakalarda sinüsoskopi yapılabilir.

Nazal endoskopi, burun geçitlerini ve sinüsleri incelemek için, ucuna bir ışık ve kamera ile esnek fiber optik tüpün burun içine yerleştirilmesidir. Bu genellikle tamamen ağrısızdır (rahatsız olmasına rağmen), tamamlanması beş ile on dakika sürer.

Sinüzit tedavisi

Çoğu durumda sinüzit için önerilen tedavi, dinlenmeyi ve mukusu inceltmek için yeterli su içmeyi kapsar. Çoğu durumda antibiyotikler önerilmemektedir.

Sıcak duş almak veya gargara yapmak gibi düşük sıcaklıkta buhar solumak belirtileri rahatlatabilir. Burun irrigasyonu konusunda, geçici kanıtlar vardır. Oksimetazolin içeren dekonjestan burun spreyleri rahatlama sağlayabilir, ancak bu ilaçlar tavsiye edilen süreden fazla kullanılmamalıdır. Daha uzun süre kullanılması rebound sinüzitine neden olabilir. Akut sinüzitli çocuklarda; burun irrigasyonunun, antihistaminiklerin veya dekonjestanların işe yarayıp yaramadığı açık değildir.

Antibiyotik ile sinüzit tedavisi

Çoğu sinüzit vakası virüslerden kaynaklanır ve antibiyotikler olmadan iyileşir. Ancak, semptomlar 10 gün içinde gerilemezse amoksisilin, amoksisilin/klavulanat tedavisi için önce kullanılması gereken makul bir antibiyotiktir ve hastanın semptomları 7 gün sonra tek başına amoksisilin kullanıldığı halde düzelmediğinde endikedir. Bununla birlikte, 2012 yılında yapılan Cochrane incelemesinde (Cochrane Kütüphanesi, sağlık hizmetleri alanında tanı, tedavi ve müdahalelerin etkinliği konusunda dünyanın dört bir yanından araştırmaları toplar) antibiyotiklerin, 7-14 gün arasında sadece küçük bir yararının bulunduğunu, potansiyel komplikasyonlara ve direnç gelişme riskine kıyasla uygulanmasını önermedi. Antibiyotikler; ters etkileri, antibiyotik direnci ve maliyet riski nedeniyle, enfeksiyonun ilk haftasında hafif/orta şiddette hastalığı olanlarda önerilmemektedir.

Penisilinlere şiddetli alerjisi olanlarda florokinolonlar ve klaritromisin gibi yeni bir makrolid antibiyotiği veya doksisiklin gibi bir tetrasiklin kullanılır. Amoksisiline karşı artan direnç nedeniyle, Amerika Enfeksiyöz Hastalıklar Derneği'nin 2012 kılavuzu, bakteriyel sinüzit için ilk tercih edilen tedavi olarak amoksisilin-klavulanat önermektedir. Kılavuzlar, artan ilaç direnci nedeniyle azitromisin, klaritromisin ve trimetoprim / sulfametoksazol gibi yaygın olarak kullanılan diğer antibiyotiklere karşı da önermektedir. FDA, ciddi yan etkilerin yüksek riskleri nedeniyle diğer seçenekler mevcut olduğunda fluorokinolonların kullanılmasına karşı önerir.

Kısa bir süre (3-7 gün) kullanılan antibiyotik, diğer ciddi hastalık veya komplikasyon faktörleri olmaksızın klinik olarak teşhis edilen akut bakteriyel sinüzit olanlara yönelik, daha uzun süreli (10-14 gün) antibiyotik kullanımı kadar etkili gibi gözükmektedir. IDSA kılavuzunda, direnci teşvik etmeden bir bakteriyel enfeksiyonu tedavi etmek için yeterince uzun süren, beş ile yedi gün arasında kullanılan antibiyotik bulunduğu öne sürülmektedir. Kılavuzlar, yine de çocukların on gün ile iki hafta boyunca antibiyotik tedavisi almalarını tavsiye etmektedir.

Kortikosteroidler ile sinüzit tedavisi

Doğrulanmamış akut sinüzit tedavisi için, intranazal kortikosteroidlerin tek başına veya antibiyotiklerle birlikte kullanılmasının, plaseboya göre daha iyi olduğu tespit edilmemiştir. Radyoloji ile veya nazal endoskopi ile teyit edilen vakalarda, tek başına veya antibiyotiklerle birlikte kortikosteroidlerle tedavi desteklenmektedir. Bununla birlikte, yararı azdır.

Burun polipleri ile kronik rinosinüzit tedavisi için, oral kortikosteroidler ile birlikte kısa süreli tedaviyi destekleyen sınırlı kanıt bulunmaktadır.

Sinüzit ameliyatı

Kronik veya tekrarlayan sinüzit için, kulak burun boğaz uzmanına sevk edilebilir ve tedavi seçenekleri burun ameliyatını kapsayabilir. Ameliyat sadece ilaç kullanmayanlar için düşünülmelidir. Burun polipleri bulunan hastalarda, cerrahinin yararlarının tıbbi tedavilere kıyasla ne kadar az olduğu incelenmediği için belli değildir.

Mukusu temizlemek için, maksiller antrumdaki yıkama, sinüsün delinerek tuzlu suyla yıkanmasını içerir. 1996 yılında kronik sinüzit ile ilgili yapılan bir çalışmada, yıkamanın tek başına antibiyotikler üzerinde hiçbir ilave fayda sağlamadığını göstermiştir.

Sinüslere erişmek için bazı cerrahi yaklaşımlar kullanılabilir ve bunlar genellikle dış/ekstranazal yaklaşımlardan, intranazal endoskopik yaklaşımlara kaydırılmıştır. Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESS); etkilenen sinüslere daha hedefli bir yaklaşım getirme, doku bozulmasını azaltma ve post-operatif komplikasyonları en aza indirme gibi yararlar sağlar. Propel mometazon furoat implant gibi ilaç salınımlı stentlerin kullanımı, cerrahiden sonra düzelmeye yardımcı olabilir.

Yakın zamanda geliştirilen bir başka tedavi de balon sinuplastıdır. Bu yöntem, kalbin atar damarlarını tıkamak için kullanılan balon anjiyoplastiye benzer şekilde, balonları kullanarak daha az invaziv bir şekilde sinüslerin açıklıklarını genişletme girişiminde bulunur.

Kalıcı semptomları ve hastalığı olan hastaların, hastalıkları için fonksiyonel endoskopik yaklaşımlarında, Caldwell-luc antrostomi gibi maksiller sinüs iltihabına yönelik daha eski teknikler kullanılabilir. Bu ameliyat, antrumun ön duvarında açılan, üst diş etinde yapılan bir kesiyle, tüm hastalıklı maksiller sinüs mukozasının çıkarılması ve drenajın, lateral burun duvarında büyük bir pencere oluşturarak alt veya orta meatusa bırakılmasını içerir.

Sinüzit epidemiyolojisi

Sinüzit, yaygın bir durumdur. ABD'de yılda bir kez, 24 ile 31 milyon insan arasında görülür. Kronik sinüzit, insanların yaklaşık %12,5'ini etkiler.

Sinüzit araştırmaları

Kronik sinüzit gelişiminde mantar enfeksiyonunun oynayabileceği role ilişkin yeni teorilere dayanarak, antifungal tedaviler deneme amaçlı olarak kullanılmıştır. Bu denemelerin karışık sonuçları vardır.