17 July 2018, Tuesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Ölüm Oranı

İçindekiler
  1. Ölüm oranı nedir?
  2. Ölüm oranı ölçümü
  3. Ölüm oranı en yüksek olan ülkeler
  4. Ölüm oranlarını azaltma çalışması

Ölüm oranı nedir?

Ölüm oranı, bir toplumdaki belli bir nüfus ölçeğinde ve belli bir zaman diliminde genel olarak veya belirli bir sebepten dolayı meydana gelen ölümlerin toplam nüfusa kıyasla oranını belirten bir ölçektir. Ölüm oranı genelde bir yılda 1.000 kişi üzerinden yapılan ölüm birimi cinsinden ifade edilir; Bu nedenle 1.000 kişilik bir nüfusta 9,5'lik (1000 kişiden) oranında ölümü, o toplumdaki tüm nüfusta bir yıl içinde meydana gelen 9,5 ölüm oranı veya toplam nüfusun %0,95'i anlamına gelecektir. Bir hastalığın yaygınlığını veya rastlanma sıklığını belirtmek için kullanılan "morbidite" teriminden ve rastlanma oranından (bir hastalıkta belirli bir zaman aralığında yeni ortaya çıkan rahatsızlıkların sayısı) farklıdır.

Ölüm oranı ölçümü

Diğer başlıca ölüm oranı ölçekleri arasında şunlar yer alır:

  • Ham ölüm oranı: 1000 kişi başına, bir yılda meydana gelen toplam ölüm sayısı. Amerika Birleşik Devletleri,  Merkezi İstihbarat Teşkilatı tarafından yayınlanan kaynak kitap olan ''Dünyadaki Olaylar Kitabı'' (World Factbook) istatistiklerine göre 2014 itibariyle dünya genelinde ham ölüm oranı 1.000'de 7,89'dur (2009'daki 1.000'de 8.37 oranında düşüş gözlenmiştir). Ham ölüm oranının yanıltıcı olabileceğini unutmayın. Ham ölüm oranı, yaşa (ve cinsiyete) bağlı ölüm oranlarına ve nüfusun yaş (ve cinsiyet) dağılımına bağlıdır. Gelişmiş ülkelerde 1000 kişi içinde meydana gelen ölüm sayısı, gelişmiş sağlık standartları nedeniyle, daha yüksek bir ömür beklentisine rağmen az gelişmiş ülkelerde olduğundan daha yüksek olabilir. Bunun sebebi, düşük doğum oranları ve düşük ölüm oranları nedeniyle, gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfusun tipik olarak daha yüksek bir orana sahip olmasıdır. Ölüm oranının daha kapsamlı bir tablosu, her yaş için ölüm oranını ayrı ayrı gösteren bir yaşam tablosu ile verilmektedir. Ömür beklentisi hakkında iyi bir tahminde bulunmak için yaşam tablosu gereklidir.
  • Cenin ölüm oranı: 1000 doğumda meydana gelen, yeni doğan ölümlerinin ve cenin ölümlerin (ölü doğumların) toplamı.
  • Anne ölüm rasyosu: 100.000 canlı doğumda, doğum sırasında meydana gelen anne ölümlerinin sayısı.
  • Anne ölüm oranı: Doğurganlık çağındaki (genellikle 15-44 yaş olarak tanımlanmaktadır) her 1000 kadın içinde meydana gelen ölüm oranı.
  • Bebek ölüm oranı: 1.000 canlı doğumda 1 yaşın altındaki çocuk ölümlerinin sayısı.
  • Çocuk ölüm oranı: 1.000 canlı doğumda 5 yaşın altındaki çocuk ölümlerinin sayısı.
  • Standart ölüm rasyosu (SMR): Yaş, cinsiyet ve benzeri açılardan nüfusun standart bir yapıya sahip olması durumunda tahmin edilen ölüm sayılarıyla orantılı bir karşılaştırma.
  • Yaşa bağlı ölüm oranı (ASMR): Belirli bir yaştaki 1.000 kişiye göre yıldaki toplam ölüm sayısı (ör. 62 yaşında ölenler).
  • Olaylara bağlı ölüm oranı: Belirli bir sebepten ötürü meydana gelen ölümlerin oranı.
  • Toplam ölüm oranı: Bir toplumda, belirli bir zaman aralığında artarak meydana gelen ölümlerin oranı (Genelde, istatistiklere yansımayan veriler üzerine özel bir teknikle hesaplanır).
  • Olaylara bağlı ölüm oranı (CFR): Ölümle sonuçlanan belirli, tıbbi vakaların oranı.

Yaşamsal tehlike arz eden hastalıklarda, tıbbi tedavi süreçlerinde elde edilen kısmi iyileştirmeler ve başarısızlıkla sonuçlanan tedavilerde meydana gelen ölüm oranlarının diğer ölçekleri arasında:

  • Erken ölüm oranı: Devam eden bir tedavinin erken safhalarında veya akut tedaviden hemen sonraki dönemde meydana gelen toplam ölüm sayısı.
  • Geç ölüm oranı: Devam eden bir tedavinin geç safhalarındaki toplam ölüm sayısı veya akut tedaviden sonra geçen belirli bir süre.

Hayatta kalma oranları

Ölüm oranı, sağ kalanların oranı açısından da değerlendirilebilir. Toplam ölüm oranından 1 puan çıkarılırsa, hayatta kalma oranı elde edilir (örneğin,"tüm nedenlerden kaynaklanan ölümler",  genel hayatta kalma bağlamında ifade edilir). Sansürlenen hayatta kalma eğrisi, Kaplan-Meier ölçeği kullanarak, kaydedilmemiş veriler üzerine bir uzlaşı sağlar. Kaplan–Meier  ölçeği bazı durumlarda algoritma ve diğer önde gelen risk ölçeklendirme testleriyle karşılaştırılır.

Ölüm oranı en yüksek olan ülkeler

2014 Merkezi İstihbarat Teşkilatı, Dünyadaki Olaylar Kitabı (World Factbook) tahminlerine göre en yüksek ham ölüm oranına sahip on ülke şunlar:

SırasıÜlkeÖlüm oranı
(yıllık ölüm / 1,000 kişi)
1 Lesotho14,9
2 Bulgaristan14,5
3 Litvanya14,5
4 Ukrayna14,4
5 Letonya14,4
6 Gine-Bissau14,1
7 Çad14,0
8 Afganistan13,7
9 Sırbistan13,6
10 Rusya13,6


Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 2015 yılındaki başlıca on ölüm sebepleri şunlardı:

  • Koroner kalp hastalığı (100 bin kişide 119 kişi)
  • Beyin damarlarında meydana gelen hastalıklar (100 bin kişide 85 kişi)
  • Alt solunum yolu enfeksiyonları (100 bin kişide 43 kişi)
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı KOAH (100 bin kişide 43 kişi)
  • Nefes borusu / bronş / akciğer kanseri (100 bin kişide 23 kişi)
  • Diyabet (100 bin kişide 22 kişi)
  • Alzheimer (100 bin kişide 21 kişi)
  • İshal (100 bin kişide 19 kişi)
  • Verem (100 bin kişide 19 kişi)
  • Kara yolu trafik kazaları (100 bin kişide 10 kişi)

Ölüm sebepleri, gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Ölüm nedenlerinin listesi için dünya çapındaki istatistiklere bakınız.

Jean Ziegler'e göre (Birleşmiş Milletler 2000 - Mart 2008 Beslenme Hakkı Özel Raportörü) yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler, toplam ölüm oranının %58'ini oluşturuyordu: "Her sene dünyada yaklaşık 62 milyon insan, farklı nedenlerden dolayı ölmektedir. 2006'da 36 milyondan fazla insan açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı ölmüştür.'' 

Her gün dünya genelinde ölen yaklaşık 150.000 kişinin yaklaşık üçte ikisi (günde 100.000 kişi) yaşla ilgili nedenlerden ölüyor. Sanayileşmiş ülkelerde bu oran çok daha yüksektir ve %90'a ulaşmaktadır.

Ölüm oranlarını azaltma çalışması

Avrupa kentlerinde ölüm verilerinin erken dönemlerde kaydedilmesi, veba ve diğer büyük salgın hastalıkların kontrolünde son derece fayda sağladı. Endüstrileşmiş ülkelerdeki halk sağlığı, 19. ve 20. yüzyılın sonlarında yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik statünün bir fonksiyonu olarak ölüm oranları verilerinin kayıt altına alınmasıyla değişime uğramıştır. Geçmişte tutulan bu kayıtlar, gelişmekte olan ülkelerdeki hayati istatistiklerin fazla masraf gerektirmeden tutulabilen kayıtlarının, küresel sağlığın iyileştirilmesinde en etkili araç haline gelebileceği argümanına yol açtı. 

Gelişmekte olan ülkelerde, ölüm istatistiklerinin yapılması çok zor olabilir; çünkü bu ülkelerde yaşayan bireylerin çoğu, meydana gelen ölüm olaylarını, Ulusal Yaşam İstatistikleri Veri Kayıtlarına nasıl bildireceği konusunda bilgi sahibi değildir. Bu durum ölüm istatistiklerinin çarpıtılmasına ve genel sağlık durumunun hatalı bir şekilde değerlendirilmesine yol açabilir. Bebek ölümlerinin yeterince bildirilmediği Brezilya'nın kuzey doğusundaki araştırmalar, "Popüler Ölüm Raportörleri" gibi alternatif veri toplama yöntemlerinin (çocuğun ölüm merasimlerinde ve ailenin yas döneminde aktif olarak yer alan toplum üyeleri) gerçek ölüm istatistiklerinin etkili bir şekilde tutulmasında çok başarılı olmuş ve bu sayede rapor edilmeyen ölümlerin önüne geçilmiştir.