23 September 2018, Sunday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Nazi Almanyası

BaşkentBerlin
DilAlmanca
Hükumet
  • Nazist tek partili totaliter diktatörlük
Başkan / Führer
1933-1934Paul von Hindenburg
1934-1945Adolf Hitler 
1945Karl Dönitz
Şansölye
1933-1945Adolf Hitler
1945Joseph Goebbels
1945 Lutz Graf Schwerin von Krosigk
YasamaReichstag
Eyalet konseyiReichsrat
Tarihsel dönemSavaş Sonrası Dönem / II. Dünya Savaşı
Machtergreifung30 Ocak 1933
Gleichschaltung27 Şubat 1933
Anschluss12 Mart 1938
II.Dünya Savaşı 1 Eylül 1939
Adolf Hitler'in Ölümü30 Nisan 1945
Almanya'nın Teslimi8 Mayıs 1945
Nihai çözülme23 Mayıs 1945
Nazi Almanyası yüzölçümü
1939 633.786 km² 
Nazi Almayası nüfusu
1939 tahmini 69.314.000
Nüfus yoğunluğu109.4 / km² 
İçindekiler
  1. Naziler hakkında bilgi
  2. Nazi devletinin resmi adı
  3. Nazi Almanyası'nın oluşumu
  4. Nazi Almanyası tarihi
  5. Nazi Almanyası coğrafyası
  6. Nazi Almanyası politikası
  7. Nazi Almanyası ekonomisi 
  8. Nazilerin işkenceleri
  9. Nazi Almanyası toplumu
  10. Nazi Almanyası'nda kültür
  11. Nazi Almanyası sonrası
  12. Nazi Almanyası Resimleri

Naziler hakkında bilgi

Nazi Almanyası, 1933-1945 yılları arasında Almanya'nın Adolf Hitler liderliğinde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) tarafından diktatörlük ile yönetildiği dönemin genel adıdır. Hitler'in egemenliği altındaki Almanya'da, Nazi Partisinin hayatın neredeyse tüm yönleri üzerinde totaliter bir kontrol sağladığı faşist bir devlettir. Devletin resmi adı 1933-1943 yılları arasında Deutsches Reich (Alman İmparatorluğu), 1943-1945 yılları arasında Großdeutsches Reich (Büyük Alman İmparatorluğu) olarak anıldı. Nazi hükumetinin bu dönemi ayrıca Üçüncü Reich ve Ulusal Sosyalist Dönem olarak da bilinmektedir. Müttefikler, Mayıs 1945'te Almanya'yı mağlup ettikten sonra Nazi rejimi sona ermiş ve II. Dünya Savaşı Avrupa'da son bulmuştur.

Hitler, 30 Ocak 1933'te Weimar Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından Almanya Başbakanı seçildi. Nazi Partisi daha sonra tüm siyasi muhalefeti ortadan kaldırmaya ve gücünü sağlamlaştırmaya başladı. Hindenburg 2 Ağustos 1934'de öldü ve Hitler Başbakanlık ve Başkanlık yetkilerini birleştirerek Almanya'nın diktatörü oldu. 19 Ağustos 1934'te yapılan ulusal referandumda Hitler, Almanya'nın tek lideri (Führer) olduğunu ilan etti. Tüm güç Hitler'in şahsında toplandı ve her sözü kanun sayıldı. Hükumet koordine edilmiş, işbirliği içinde çalışan bir birlik değil, iktidar için mücadele eden bir gruplar topluluğu ve Hitler'in dediklerinin dışına çıkmayan bir güç haline geldi.

Büyük Bunalım'ın (1929 Dünya Ekonomik Bunalımı veya Büyük Buhran, 1929'da başlayan etkilerini ancak 1930 yılının sonlarında tam anlamıyla hissettiren ve 1930'lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir.) ortasında, Naziler ekonomik istikrarı yeniden sağladı ve kitlesel işsizliği ağır askeri harcamalar ve karışık bir ekonomi ile sona erdirdi. Autobahnen'in (otoyollar) inşası da dahil olmak üzere geniş kapsamlı kamu işleri yapıldı. Ekonomik istikrarı sağlayarak, rejimin popülaritesini artırdı.

Naziler hakkında bilgi

Irkçılık, özellikle antisemitizm, rejiminin en önemli özelliğiydi. Cermenler Naziler tarafından asil ırkın en saf kolu olarak görülmekteydi. Yani bu ırk üstün ırktı. Holokost'ta, devlet tarafından istenmeyen milyonlarca Yahudi ve diğer ırktan insanlar öldürüldü. Hitler'in yönetimine muhalefet olanlar acımasızca bastırıldı. Liberal, sosyalist ve komünist muhalefet üyeleri öldürüldü, hapsedildi ya da sürüldü. Hristiyan kiliseleri de baskı altına alındı, pek çok lider hapsedildi. Eğitim milliyetçilik, nüfus politikası ve askerlik hizmeti gibi konulara odaklandı. Kadınlar için kariyer ve eğitim olanakları kısıtlandı. Eğlence ve turizm, Kraft durch Freude (Neşeden güç doğar) programı ile devlet tarafından kontrol edilmekteydi. 1936 Yaz Olimpiyatları, uluslararası arenada 3.Reich için bir propaganda aracı olmuştu. Propaganda bakanı Joseph Goebbels, filmlerle, toplu mitinglerle, Hitler'in, kamuoyunu kontrol altına almasını hipnotize edici bir şekilde kullandı. Hükumet sanatsal faaliyetleri kontrol altına aldı. Belirli sanat formlarını destekledi ve kendi düşüncesinden olmayanları öteledi ve baskıyla sindirdi.

Naziler nedir hakkında bilinmesi gerekenler

1930'ların sonlarından itibaren, Nazi Almanya'sı, savaş tehditleri yaparak, daha agresif hale geldi. Toprak taleplerinde bulundu. 1938 ve 1939'da Avusturya ve Çekoslovakya'yı ele geçirdi. Hitler, Joseph Stalin ile saldırmazlık anlaşması imzaladı, Eylül 1939'da Polonya'yı işgal etti ve Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nı başlattı. İtalya ve daha küçük Mihver güçleri ile ittifak halinde olan Almanya, Avrupa'nın çoğunu 1940'a kadar fethederek Büyük Britanya'yı tehdit etti. Reichskommissariats, fethedilen alanların kontrolünü ele geçirdi ve Polonya'da bir Alman yönetimi kurdu. İstenmeyen Yahudiler ve diğerleri hapsedildi, Nazi toplama kamplarında ve imha kamplarında ölüme terk edildi, ya da vurularak öldürüldü.

1941'de Sovyetler Birliği, Alman istilasına uğradı. Sonra yavaş yavaş savaşın seyri değişti. 1943'ten itibaren Naziler yenilgiye uğramaya başladı. Büyük çaplı hava bombardımanı başladı ve Mihver güçleri Doğu ve Güney Avrupa'ya doğru geri itildi. Müttefikler'in Fransa'ya yaptığı yardımı takiben, Almanya, doğudan Sovyetler Birliği tarafından, diğer müttefikler ise batıdan sıkıştırarak bir yıl içinde Almanları teslim aldı. Hitler'in yenilgiyi kabul etmemesi, savaşın bitiş aylarında Alman altyapısının  büyük kısmının tahrip edilmesine yol açtı. Zafer kazanan Müttefikler, bir denazifikasyon (İkinci dünya savaşı sonrası Almanya'nın Nazi figürlerinden arındırılması süreci) politikası başlattı. Hayatta kalan Nazi liderlerinin çoğu Nuremberg davalarında savaş suçlusu olarak yargılandı.

Nazi devletinin resmi adı

Nazi devletinin resmi adı

Devletin resmi adı 1933-1943 yılları arasında Deutsches Reich (Alman İmparatorluğu), 1943-1945 yılları arasında Großdeutsches Reich'tir (Büyük Alman İmparatorluğu).

Yaygın kullanılan isimleri ise "Nazi Almanyası" veya "Üçüncü Reich" dir. Nazi propagandası tarafından benimsenen ikincisi, Arthur Moeller van den Bruck (Nazi Almanyası için kullanılan Üçüncü Reich adı için Moeller'in yapıtı Das dritte Reich esinlenmiştir. Askerlik yapmamak için, 20. yüzyılın başında Almanya'yı terk etmiştir) tarafından 1923 yılında hazırlanmış bir kitapta ilk kez kullanılmıştır. Kitap, Kutsal Roma İmparatorluğu'nu (962-1806) ilk Reich ve Alman İmparatorluğu'nu (1871-1918) ikincisi Reich olarak belirtmiştir. Naziler, bunu rejimin halefi bir devlet olarak meşrulaştırmak için kullandılar. Nazi propagandası iktidara el koyduktan sonra geriye dönük olarak Weimar Cumhuriyeti'ne, Zwischenreich ("Ara Reich") adını verdi.

Nazi Almanyası'nın oluşumu

Nazi Almanyası'nın oluşumu

Alman ekonomisi, I. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra, kısmen Versailles 1919 Antlaşması uyarınca gereken tazminat ödemeleri yüzünden ciddi zararlara ve kayıplara uğradı. Hükumet, ödemeleri yapmak ve ülkenin savaş borcunu ödemek için para bastı. Ortaya çıkan hiperenflasyonla (Yıllık yüzde bini veya aylık yüzde ellileri aşan ve paranın bütün işlevlerini yitirmesine neden olan çok yüksek oranlı enflasyon) tüketim malları fiyatları arttı, ekonomik kaos başladı ve gıda eksikliği  baş gösterdi. Hükumet, Ocak 1923'te tazminat ödemesini gerçekleştiremeyince, Fransız birlikleri Ruhr boyunca Alman sanayi bölgelerini işgal etti. Bunun sonucunda toplumsal huzursuzluk çoğaldı.

Nasyonal Sosyalist Almanya İşçi Partisi (NSDAP; Nazi Partisi), 1919'da kurulan Alman İşçi Partisi'nin halefi oldu ve o sırada Almanya'da çok yönlü aktif siyasi partilerden biriydi. Parti tüzüğünde Weimar Cumhuriyeti'nin kaldırılması, Versailles Antlaşması'nın hükümlerinin reddi, radikal antisemitizm ve anti-Bolşevizm yer alıyordu. Güçlü bir merkezi hükumetle, Alman toplumları için Lebensraum'u (yaşam alanı) arttırma, ırka dayalı ulusal bir topluluk kurma ve  Yahudilerin, yurttaşlıklarının ve sivil haklarını ellerinden alınması kararlaştırıldı. Naziler, Völkisch hareketine dayanan ulusal ve kültürel yenilenmeyi önererek ırksal temizlik sözü verdiler.

24 Ekim 1929'da Birleşik Devletler'deki borsanın düşmesiyle, Almanya'daki borsanın zararı korkunç oldu. Milyonlarca insan işten atıldı ve birkaç büyük banka battı. Hitler ve NSDAP, partisine destek sağlamak için acilen hazırlık yapmaya başladı. Ekonomiyi güçlendirme ve istihdam sözü verdiler. Birçok seçmen, NSDAP'ın eski düzeni geri getireceğini, iç huzursuzluğu ortadan kaldırılacağını ve Almanya'nın uluslararası itibarını yeniden kazandıracağını düşünerek NSDAP'yi destekleme kararı aldı. 1932 federal seçimlerinden sonra Naziler Reichstag'ta (Almanya parlamentosu) 230 sandalyeye ve oyların yüzde 37,4'ünü sahip olarak ülkenin en büyük partisi oldular.

Nazi Almanyası tarihi

Nazilerin güç kazanması

Güçlü bir Almanya ve Nazi devleti

Her ne kadar 1932'deki iki Reichstag genel seçimlerinde Naziler popüler oyların en büyük payını kazansa da, çoğunluk olamadılar, bu nedenle Hitler, NSDAP ve Alman Ulusal Halk Partisi ile kısa ömürlü bir koalisyon hükumeti kurdu. Başkan Paul von Hindenburg, politikacılar, sanayiciler ve ticaret camiası baskısı altında Hitler'i 30 Ocak 1933'te Almanya Başbakanı olarak atadı. Bu olay, Machtergreifung (iktidarın ele geçirilmesi) olarak bilinir. Takip eden aylarda, NSDAP, hayatın tüm yönlerini partinin kontrolünde tutmak için Gleichschaltung (koordinasyon) adı verilen bir proje başlattılar. Tarım işçileri, gönüllü organizasyonlar ve spor kulüpleri de dahil olmak üzere tüm sivil örgütlerin liderliği Nazi sempatizanları veya parti üyeleri ile değiştirildi. Haziran 1933'e gelindiğinde, NSDAP'ın kontrolünde olmayan tek organizasyon ordu ve kiliselerdi.

Nazilerin güç kazanması ve dünyaya meydan okuması

27 Şubat 1933 gecesi Reichstag binası ateşlendi; Hollandalı bir komünist olan Marinus van der Lubbe, yangını başlatmaktan suçlu bulundu. Hitler, kundaklamanın komünist bir ayaklanma başlattığını halka duyurdu. Sturmabteilung (SA) tarafından komünistlerin ülkenin dört bir yanında  bastırılmasını ve yakalanmasını emretti. Almanya'daki Komünist Parti'den dört bin üye tutuklandı. 28 Şubat 1933'te dayatılan Reichstag Yangın Kararnamesi, toplanma özgürlüğü ve basın özgürlüğü de dahil olmak üzere, çoğu Alman vatandaşlarının özgürlüğünü kısıtlamış ve iptal etmiştir. Bu kararname ile polise, suçlama olmadan ya da mahkeme emri çıkarmadan insanları süresiz bir şekilde tutuklama yetkisi verdi. Yasanın uygulanmasını kolaylaştırmak için, halkın desteğini sağlayacak aşırı propagandalar yapıldı.

Mart 1933'te, Weimar Anayasasında bir değişiklik yapıldı ve bu değişiklik Reichstag'da 94 oya karşılık 444 oy ile kabul edildi. Bu değişiklikle, Hitler ve kabinesi, anayasayı ihlal eden bu kanunların başkan veya meclisin onayı olmadan geçebilmesine olanak sağladı. Yasa tasarılarını geçirmek için üçte iki çoğunluğun olması gerektiğinden, Naziler Reichstag Yangın Kararnamesini kullanarak bazı Sosyal Demokrat milletvekilinin katılmasını engellediler. Komünistlerin zaten katılımı yasaklanmıştı. 10 Mayıs'ta hükumet Sosyal Demokratların varlıklarını ele geçirdi. Haziran ayında, kalan siyasi partiler feshedildi ve 14 Temmuz 1933'te Almanya'da yeni partilerin kurulması yasa dışı ilan edildi. Böylece fiili tek bir parti kalmış oldu. Kasım 1933, 1936 ve 1938'deki diğer seçimler de tamamen Nazilerin kontrolü altında yapıldı. Sadece Naziler ve az sayıda bağımsız aday seçildi. Sonuç olarak bölgesel devlet parlamentoları ve Reichsrat (federal üst meclis) Ocak 1934'te kaldırıldı.

Hitler nasıl güçlendi kim yardım etti

Nazi rejimi, siyah, kırmızı ve altın üç renkli bayrak da dahil olmak üzere Weimar Cumhuriyeti'nin sembollerini kaldırdı ve yeniden oluşturulmuş emperyalizm sembolünü kullandı. Daha önce kullanılan siyah, beyaz ve kırmızı simgelerden olan bayrak, Almanya'nın ikinci resmi bayrağı olarak tasarlandı ve kabul edildi. Diğer bayrak ise 1935 yılında tek ulusal bayrak haline gelen NSDAP'ın haç işaretli bayrağıydı. İkinci bir milli marş ise (NSDAP marşı) "Horst-Wessel-Lied" (Horst Wessel Song) oldu.

Bu dönemde Almanya hala ağır bir ekonomik kriz içindeydi. Milyonlar işsizdi ve ticaret açığı korkutucuydu. Hitler ekonomiyi canlandırmanın hayati bir öneme sahip olduğunu bilmekteydi. 1934'te bütçe açığı olmasına rağmen harcamalar yaparak kamu işleri projelerini üstlendi. 1934 yılındaki bu  projelerde 1,7 milyon Alman görev yaptı. Saatlik ve haftalık ücretler yükseltilmeye başlandı.

SA'nın (Taarruz Bölüğü - Sturmabteilung - Storm Battalion) daha fazla politik ve askeri güç talep etmesi askerler, iş adamları ve siyasi liderler arasında endişe oluşturdu. Buna karşılık, Hitler, 30 Haziran'dan 2 Temmuz 1934'e kadar sürecek olan Uzun Bıçaklar Gecesi'nde (Night of the Long Knives) SA liderlerinin tamamını tasfiye etti. Hitler, Ernst Röhm ve diğer Hükumet liderlerini (Gregor Strasser ve eski Şansölye Kurt von Schleicher) muhalefetleri nedeniyle, tutuklattı ve vurdurdu.

Nazi Almanya'sı ordusu toplanıyor

2 Ağustos 1934'de Başkan von Hindenburg öldü. Kabine Hindenburg'un ölümüyle birlikte cumhurbaşkanının görevinin kaldırılacağını ve yetkilerinin Şansölye'ninkilerle birleştirileceğini ifade eden "Reich'in En Yüksek Devlet Dairesine İlişkin Kanunu" çıkardı. Böylece Hitler devlet başkanının yanı sıra hükumet başkanlığına geldi. Resmi olarak Führer und Reichskanzler (lider ve şansölye) olarak seçildi. Almanya bundan sonra Hitler'in başında olduğu totaliter bir devlet haline geldi. Devlet başkanı olarak Hitler, silahlı kuvvetlerin başına geçti en yüksek rütbeli komutan oldu. Yeni yasa yaparak askerlerin geleneksel sadakat yeminlerini değiştirdi, Hitler'i en üst rütbeli komutan olarak onayladı. 19 Ağustos'ta cumhurbaşkanlığının şansölye ile birleşmesi için halk oylaması yapıldı. Bu oylama seçmenlerin yüzde 90'ı tarafından kabul edildi. 

Nazilerin güç kazanması ve toparlanma

Çoğu Alman, Weimar döneminde çatışmaların ve sokak savaşlarının sona ermesiyle rahatladı. Versailles Antlaşması'nın kısıtlamaları olmadan yaşamayı amaçladılar. Joseph Goebbels  Marksistliği kabul etmeden ülke de barış ve bolluk içinde yaşayacaklarını anlattı. Propaganda yaparak halkın beyinlerini abluka altına alarak onları ikna etti. İlk olarak politik mahkumlar için ilk Nazi toplama kampı, 1933'te Dachau'da açıldı. Savaşın sonunda yüzlerce kampın işlevi değişti. Naziler iktidarı ele geçirdiğinde, siyasi muhalefetlerine karşı baskıcı önlemlerde bulundular ve sosyal olarak istenmeyen insanlara karşı kapsamlı olarak işkence yaptılar. Onların marjinelleşmesine zemin hazırladılar. Bütün bunları komünist tehditlerle mücadele etme bahanesiyle yaptılar. Böylece Ulusal Sosyalistler muazzam bir güç elde etti. Sonunda, Almanya'da yaşayan Yahudilere yönelik mücadele hız kazandı.

Nisan 1933'ten itibaren, bölgesel ve ulusal düzeyde Yahudilerin durumlarını ve haklarını belirleyen birtakım tedbirler alındı. Yahudilere yönelik girişimler ve yasal zorunluluklar 1935'te Nuremberg Yasaları'nın kurulmasıyla doruk noktasına ulaştı ve temel hakları ellerinden alındı. Naziler Yahudilerin servetlerini, Yahudi olmayanlarla evlilik yapma hakkını ve çeşitli diğer haklarını (yasaları uygulama, tıp eğitimi veya eğitimci olarak çalışma hakları) ellerinde alıyorlardı. Sonuç olarak Alman vatandaşları ve toplum içinde istenmediklerini açıkça ilan ettiler. Terk etmeyi reddeden ya da Nazi propagandasına direniş gösteren Yahudiler, Alman Gestapolar tarafından gözetim altına alındı. Tüm hakları ortadan kaldırıldı ya da toplama kamplarına gönderildi. Herkes Nazi Almanya'sında bu yaşananları sessizce izledi. Naziler bu olayları propaganda gücü sayesinde başardılar. Daha sonra, mevcut yasaların içeriğini manipüle ettiler. Nazi Partisi tarafından polis güçlerinin de kullanılması bu işi kolaylaştırdı. Nihayet tüm devlet ve federal kurumlar için otoritenin genişlemesi sağlandı.

Nazi Almanyası ordusu

Nazi Almanya'sı ordusu ve silahlanma

Hitler, Şubat 1933'ün başlarında, Versay Antlaşması'nı ihlal ederek gizlice, yeniden silahlanma işleminin başlatılması gerektiğini düşündü. Bir yıl sonra askeri liderlerle konuşarak, 1942 yılında doğuda savaşa hazır hale gelmelerini söyledi. Silahsızlanma koşullarının sadece  Almanya'ya uygulanmasının haksız olduğunu iddia ederek 1933'te Almanya'yı Milletler Cemiyeti'nden çıkardı. Birinci Dünya Savaşı'nın bitimiyle 15 yıl boyunca Uluslararası Liderlik denetimine tabi tutulan Saarland, Ocak 1935'te Almanya'nın bir parçası olmak için oy kullandı. Mart 1935'te Hitler, Reichswehr'in (İmparatorluk ordusu) 550 bin askere çıkarılacağını ve hava kuvvetleri inşa edeceğini söyledi. İngiltere, 18 Haziran 1935'te Anglo-Alman Deniz Anlaşması imzalayarak Almanların bir deniz donanması inşa etmesine izin verileceği konusunda anlaştılar.

Nazi Almanya'sında Hitler'in ordusu

İtalyan'nın Etiyopya'yı işgal etmesi, İngiliz ve Fransız hükümetleri tarafından hafif çapta protesto edildi. 7 Mart 1936'da Hitler, Versay Barış Antlaşmasını ihlal ederek, Alman ordusu kara kuvvetlerine arındırılmış bölge olan Rhineland'a 3000 asker gönderilmesi emrini verdi. Bu emri verirken Fransız-Sovyet Karşılıklı Yardım Antlaşması'nı bahane gösterdi. Bu topraklar Almanya'nın bir parçası olduğu için, İngiliz ve Fransız hükumetleri antlaşmayı uygulamaya teşebbüs ederek savaşa girmeye gerek olmadığını düşündüler. 29 Mart'ta yapılan tek partili seçimlerde NSDAP yüzde 98,9 oranında oy aldı. 1936'da Hitler, Japonya ile karşılıklı protokol imzaladı. Hitler,"Roma-Berlin Mihveri" ne değinerek Benito Mussolini'nin Faşist İtalya'sıyla saldırmazlık anlaşması imzaladı.

Hitler, Temmuz 1936'da patlak veren İspanya İç Savaşı'nda General Francisco Franco'nun  milliyetçi güçlerine yardım etmek için hava ve zırhlı birlikleri gönderdi. Sovyetler Birliği de Cumhuriyet hükümetine yardım etmek için daha küçük bir kuvvet gönderdi. Franco Milliyetçileri 1939'da zafer kazandı ve Nazi Almanyası'nın resmi olmayan müttefiki oldu.

Nazi Almanyası, Avusturya ve Çekoslovakya

Nazi Almanya'sı, Avusturya ve Çekoslovakya

Şubat 1938'de Hitler, Avusturya Şansölyesi Kurt Schuschnigg'e Almanya'nın sınırlarını korumasını istedi. Schuschnigg, Avusturya'nın bağımsızlığıyla ilgili olarak 13 Mart'ta bir halk oylaması planladı ancak Hitler bunun iptal edilmesini sağladı. 11 Mart'ta Hitler, Schuschnigg'e ültimatom gönderdi ve tüm güçleri Avusturya'nın NSDAP'ına teslim etmesini ya da ülkesinin işgalle karşı karşıya kalacağını belirtti. Alman ordusu ertesi gün Avusturya'ya girdi ve halk tarafından coşkuyla karşılandı.

Nazi Almanya'sı ve 2. Dünya Savaşı

Çekoslovakya Cumhuriyeti çoğunlukla Sudetenland'da yaşayan ufak bir Alman azınlığa ev sahipliği yapıyordu. Sudeten Alman Partisi içindeki ayrılıkçı grupların baskısı altında Çekoslovak hükumeti bölgeye ekonomik tavizler verdi. Hitler sadece Sudetenland'ı değil bütün Çekoslovakya'yı Reich'e dahil etme kararı içindeydi. Naziler, bu istila için destek toplamaya çalıştılar ve propaganda kampanyası başlattılar. Silahlı kuvvetlerin üst düzey liderleri planın lehlerine olmadığını, bu nedenle Almanya'nın henüz savaşa hazır olmadığı kanısındaydılar. Yaklaşan bu krizden dolayı, İngiltere, Fransa (Çekoslovakya'nın müttefiki) ve Çekoslovakya savaş hazırlıklarına başladılar. Savaştan kaçınma girişiminde bulunan İngiliz Başbakanı Neville Chamberlain, 29 Eylül 1938'de imzalanan Münih Anlaşmasının bir sonucu olarak bir dizi toplantı düzenledi. Çekoslovak hükumeti Sudetenland'ın Almanya'ya katılmasını kabul etti. Chamberlain, Londra'ya inişinde "zamanımız için barış" dediği için alkış aldı. Anlaşma, Hitler'in Mart 1939'da geri kalan Çek topraklarını ele geçirmesinden altı ay önceydi. Slovakya'da bir kukla devlet kuruldu.

Naziler tarafından Avusturya ve Çek döviz rezervleri ele geçirildi; metaller gibi ham madde stokları, silah ve uçak gibi tamamlanmış mallar Almanya'ya gönderildi. Reichswerke Hermann Göring endüstriyel holdingi, her iki ülkedeki çelik ve kömür üretim tesislerinin kontrolünü ele geçirdi.

Nazi Almanyası ve Polonya

Nazi Almanya'sı ve Polonya

Mart 1939'de Hitler, Danzig Serbest Kenti'nin ve Batı Prusya'yı Almanya'nın geri kalanından ayıran Danzig koridorunun kontrolünü talep etti. İngilizler Polonya'nın saldırıya uğradığında yardımda bulunacaklarını açıkladılar. Hitler, İngilizlerin gerçekten yardım edemeyeceğine inanıp, Eylül 1939'da bir işgal planının hazırlanmasını emretti. 23 Mayıs'ta generallerine Danzig Koridor'unu ele geçirmekle kalmayıp Alman topraklarını doğuya doğru genişleten genel planını da açıkladı. Bu kez Hitler kuvvetli bir karşılık geleceğini öngörmekteydi.

Almanlar İtalya'yla ittifaklarını güçlendirdiler ve Danimarka, Estonya ve Letonya ile saldırmazlık antlaşmaları imzaladılar. Ticaret bağlantıları Romanya, Norveç ve İsveç ile resmileştirildi. Hitler'in dışişleri bakanı Joachim von Ribbentrop, Ağustos 1939'da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktında, Sovyetler Birliği ile saldırmazlık anlaşması yapmıştı. Antlaşma, Polonya ve Baltık devletlerini Almanların ve Sovyetlerin nüfus bölgesi olarak bölen gizli protokolleri de içeriyordu.

Nazi Almanyası ve 2. Dünya Savaşı

Nazi Almanyası dış politikası

Almanya'nın savaş dönemindeki dış politikası, doğrudan veya dolaylı olarak Berlin'den kontrol ediliyor ve müttefik hükumetlerin kurulması için çalışıyordu. Ana amaç, İtalya ve Macaristan gibi üst düzey müttefiklerden askerler, milyonlarca işçi ve Vicy Fransası gibi itaatkar müttefiklerden bol gıda tedariği sağlamaktı. 1942 sonbaharında, Doğu Cephesinde Romanya'dan 24 birlik, İtalya'dan 10 ve Macaristan'dan 10 birlik mevcuttu. Bir ülke artık güvenilir olmadığı zaman Almanya, o ülkelerde tam kontrol sağlamak istiyordu. Bu amaçla da 1942'de Fransayı, 1943'te İtalyayı ve 1944'te Macaristan'ı işgal etti. Japonya resmi bir güçlü müttefik olmasına rağmen, ilişkiler uzaktı ve çok az koordinasyon vardı. Örneğin, Almanya, kömürden sentetik yağ yapma formülünü savaşın sonlarına kadar paylaşmayı reddetti.

Savaşın başlaması

Savaşın başlaması

Almanya 1 Eylül 1939'da Polonya'yı işgal etti. İngiltere ve Fransa iki gün sonra Almanya'ya savaş açtılar. 2. Dünya Savaşı sürerken Polonya, 17 Eylül'de doğudan saldırıya uğradı ve çabucak düştü. Gestapo başkanı olan Reinhard Heydrich, 21 Eylül'de Yahudilerin demir yolu bağlantılı şehirlere yönlendirilmesini ve buralarda tutulmasını emretti. Başlangıçta Yahudileri daha doğuya veya muhtemelen Madagaskar'a yönlendirme niyetleri vardı. Önceden hazırlanmış listeleri kullandılar. Polonya'nın ulus olarak kimliğini yok etmeyi amaçladılar. 1939 yılı sonunda 65.000 Polonyalı aydını, soyluları, din adamları ve öğretmenleri öldürüldüler. Bu arada Sovyet kuvvetleri Kış Savaşı sırasında Finlandiya'ya ilerlemeye devam ederken, Alman kuvvetleri de denizden harekete geçti. Ancak, Mayıs'a kadar düşük çapta çatışmalar gerçekleşti. Bu nedenle dönemin adı "Sahte Savaş" olarak nitelendirildi.

Savaşın başlangıcından itibaren Almanya'ya yapılan yardımlar, İngiliz ablukası yüzünden ulaşmadı ve Reich ekonomisi etkilendi. Almanlar, özellikle dışardan petrol, kömür ve tahıl ihtiyacına bağımlıydı. İsveç'in demir cevheri sevkıyatını Almanya'ya götürmek için Hitler, 9 Nisan 1940'da Norveç'e saldırı emrini verdi. Ülkenin çoğu nisan ayı sonuna kadar Alman birlikleri tarafından işgal edildi. Yine 9 Nisan'da Almanlar Danimarka'yı istila ve işgal etti.

Avrupa'nın fethi

Hitler, üst düzey askeri subaylarının kararına karşı gelerek, Fransa ve Çukur Ülkeler'e (Felemenkler) Mayıs 1940'da bir saldırı emri verdi. Çok geçmeden Lüksemburg, Hollanda ve Belçika'yı fethetti. Fransa 22 Haziran'da teslim oldu. Fransa'nın beklenmedik hızlı bir şekilde yenilgiye uğraması, Hitler'in popülaritesinde yükselmesine neden olurken; savaşın şiddetini de artırmış oldu.

Lahey Sözleşmesinin hükümlerine rağmen, Hollanda, Fransa ve Belçika'daki sanayi firmaları, işgal altındaki Alman ordusu için savaş malzemeleri üreten iş yerleri haline getirildi. Yetkililer, bu seçenekle kendi vatandaşlarının Reich'e zorla çalıştırılmak üzere köle işçi olarak götürülmeleri yerine ülkelerinde çalışmalarının daha iyi olduğunu düşünüyorlardı.

Avrupa'nın fethi giden yol

Naziler Fransızların lokomotif ve vagonlarında stoklanmış, binlerce silah buldular. Bakır, kalay, yağ ve nikel gibi ham maddeleri ele geçirdiler. İşgal altındaki Fransa, Belçika ve Norveç gibi ülkelerin hükumetlerinden finansal destek alındı. İşgal maliyetleri için ödemeler istendi. Ticarette engeller bulunmaktaydı, bu engeller stokçuluk, karaborsa ve gelecekle ilgili belirsizlikleri doğuruyordu. Gıda maddesi ihtiyacı çoktu. Üretim, Avrupa'nın birçok yerinde düştü, ancak I. Dünya Savaşı kadar değildi. Yunanistan işgalinin ilk yılında ve Hollanda savaşın son yılında kıtlığa maruz kaldı.

Hitler, İngilizlerin yeni lideri Winston Churchill ile barış görüşmeleri yaptı. İngilizler Hitler'in isteklerini reddetti. Bunun üzerine Kraliyet Hava Kuvvetleri hava üslerine ve radar istasyonlarına hava saldırısı yapılmasını emretti. Alman Luftwaffe hava kuvvetleri Britanya Savaşı olarak bilinen bu savaşta Kraliyet Hava Kuvvetlerini yenemediler ve başarısız oldular. Hitler, İngiliz istilasını iyi planlanmasına rağmen gerekli başarıyı elde edemediğini fark etti ve Londra, Plymouth ve Coventry'yi de içeren İngiliz şehirlerine her gece hava saldırısı düzenledi.

Şubat 1941'de, Alman Afrika Kolordusu, (Almanya'nın ikinci dünya savaşında Afrika'da çarpışan birliklerine verilen isim. Başında Erwin Rommel bulunuyordu. Teslim oldukları 1942 yılına kadar zor şartlar altında büyük başarılar elde etmişler ve İngilizlere büyük kayıplar verdirmişlerdi) Kuzey Afrika cephesinde İtalyanlara yardım etmek için Libya'ya geldi ve Mısır'da konuşlanan İngiliz güçlerini zaptetmeyi planladı. 6 Nisan'da Almanya Yugoslavya istilasını ve Yunanistan savaşını başlattı. Almanya'nın tüm çabası Petrol güvenliğini sağlamaktı. Kasım 1940'da yeni müttefiklerinden Romanya'yla Üçlü Paktı imzalayan bir görüşme yaptı.

Nazi Almanyasının çöküşü ve intiharlar

Hitler, 22 Haziran 1941'de Molotov-Ribbentrop Paktına aykırı olarak, 5,5 milyona yakın bir askeri güç ile Sovyetler Birliği'ne saldırdı. Hitler'in yaşama alanı açmak amaçlı saldırı olarak nitelendirdiği bu büyük çaplı saldırı (kod adı Barbarossa Operasyonu: 22 Haziran 1941’de Nazi askeri birliklerinin Sovyet Rusya topraklarında başlattığı insan avı operasyonuna Nazi kaynaklarında verilen addır), Sovyetler Birliği'ni yok etme, doğal kaynaklarını ele geçirme ve batılı güçlere yönelik yürüttüğü savaşta güç kazanma amacıyla yapılmıştı. Almanlar hiç ummadıkları bir Sovyet direniş ile karşı karşıya kaldılar. Birçoğu savaşın ne kadar süreceğini ve Almanya'nın iki cephede savaşı kazanamayacağını düşünmeye başladı.

İstila, Baltık Cumhuriyetleri, Beyaz Rusya ve Batı Ukrayna da dahil olmak üzere geniş bir alanı kapsıyordu. Smolensk çatışmasında başarı elde edildikten sonra Hitler, Ordu yönetim Merkezi'ne Moskova'ya ilerlemesini, Panzer gruplarını Leningrad ve Kiev'in kuşatılmasına yardımcı olmak için yönlendirmesini emretti. Bu durumdan faydalanan Kızıl Ordu, taze kuvvetlerini harekete geçirme fırsatı buldu. Ekim 1941'de yeniden başlayan Moskova hücumu, Aralık ayında başarısızlıkla sona erdi. 7 Aralık 1941'de Japonya, Hawaii'deki Pearl Harbor'a saldırdı. Dört gün sonra Almanya, Birleşik Devletler'e savaş ilan etti.

Avrupanın fethi ve Rusya

Ordunun beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan Almanlar  Sovyetler Birliği ve Polonya'nın da fethedilen bölgelerinde barınamadılar. Ordular geri çekilirken mahsülleri yaktılar ve geriye kalanları da Reich'e gönderdiler. Almanya'ya gönderilen gıda maddeleri, 1942'de kesildi. Hermann Göring, Dört Yıllık Planın tam yetkilisi olarak Fransa'dan tahıl ve Norveç'ten balık gönderimlerinin artmasını talep etti. 1942 hasatları iyiydi ve besin maddeleri Batı Avrupa'da yeterli düzeydeydi.

Reichsleiter Rosenberg Taskforce, Avrupa'daki Yahudi kütüphanelerinden, müzelerinden, resim ve kültür materyali yağmalamak için kurulan bir organizasyondu. Sanat hazineleri, mobilyalar ve diğer yağmalanmış eşyaları yaklaşık 26.000 demir yolu aracı ile Fransa'dan Almanya'ya gönderdiler. Buna ek olarak askerler, Almanya'da bulamadıkları giyim eşyası veya diğer malzemeleri yağmaladı ya da satın aldılar ve Almanya'daki evlerine yolladılar.

Nazi Almanyası'nın çöküşü

Nazi Almanyası'nın çöküşü

Almanya ve Avrupa'nın tamamı yabancı petrol ithalatına bağımlıydı. Sıkıntıyı çözmek için Almanya, Haziran 1942'de Kafkas petrol bölgelerine karşı bir saldırı olan Fall Blau'yu (Mavi Durum) başlattı. Kızıl Ordu da 19 Kasım tarihinde bir karşı saldırı başlattı ve Stalingrad'ta 23 Kasım tarihinde hapsolmuş olan Mihver güçlerinin etrafını çevirdi. Göring, Hitler'e, 6. Ordu'nun havadan destek sağlanabileceğine dair güvence verdi, ancak bunun, uygulanabilir olmadığı anlaşıldı. Hitler'in geri çekilmesine izin vermemesi, 200 bin Alman ve Rumen askerinin ölümüne yol açtı. 31 Ocak 1943'te kentte teslim olan 91 bin askerden sadece 6 bini Almanya'ya dönebildi. Kursk Savaşı'ndaki başarısız Alman saldırısından sonra Sovyet kuvvetleri işgalcileri batıya doğru püskürtmeye devam etti. 1943'ün sonuna doğru, Almanlar doğuda kazandıkları toprakların çoğunu kaybettiler.

Mısır'da Mareşal Erwin Rommel'in Afrika Kolordusu, (Rommel'in emrinde kuzey Afrika'da olağan büyük başarılar kazanan, savaş ilerledikçe malzeme ve asker sıkıntısı ve dolayısıyla ikmal problemleri sebebiyle 1943 de teslim olmak zorunda kalan alman kolordusu) 1942 Ekim'inde İngiliz kuvvetlerinin başındaki Mareşal Bernard Montgomery tarafından yenildi. Müttefikler Temmuz 1943'te Sicilya'ya, Eylül ayında İtalya'ya indi. Bu arada, İngiltere merkezli Amerikan ve İngiliz hava filosu, Almanya'ya karşı operasyonlara başladı. Almanya'nın moralini yok etme çabasıyla, sivil hedeflere kasıtlı olarak pek çok sorti yapıldı. Almanlar kayıplara karşılık, uçak üretimini tam olarak yapamıyorlardı. Hava savunması olmadan Müttefikler'in bombalamalarına karşılık verilemedi ve saldırılar daha yıkıcı hale geldi. Petrol rafinerileri ve fabrikalar hedef alınarak Almanya'nın savaşma kabiliyetini ortadan kaldırmaya başladılar. 1944 yılının sonlarında Almanya iyice bozguna uğramıştı.

Nazi Almanyasının çöküşü ve geride kalanlar

6 Haziran 1944'te Amerikan, İngiliz ve Kanada kuvvetleri, Normandiya'daki D-Günü çıkartmalarıyla birlikte bir batı cephesi kurdular. Hitler, 20 Temmuz 1944'te bombalı saldırıdan kıl payı kurtuldu. Çılgına dönen Hitler vahşi bir karşılık vererek 7 bin kişiyi tutukladı ve 4.900'den fazla insanı infaz ettirdi. Son çırpınışı olan Ardennes Saldırısı emrini verdi. Başarısız olan bu saldırı (16 Aralık 1944 - 25 Ocak 1945)  Almanların son büyük saldırısıydı. Sovyet kuvvetleri 27 Ocak'ta Almanya'ya girdi. Hitler'in yenilgiyi kabul etmeyi reddetmesi ve ısrarı, savaşın kapanış aylarında gereksiz ölümlere ve tahriplere yol açtı. Adalet Bakanı Otto Georg Thierack aracılığıyla, savaşa hazır olmayan herkesin askeri mahkemeye çağırılmasını emretti. Binlerce kişi ölüm cezasına çarptırıldı. Birçok bölgede, yerel liderlerin mücadeleye devam etmeleri gerektiği yönünde tavsiyeler de bulunmasına rağmen, insanlar yaklaşmakta olan Müttefikler'e teslim olma yollarını seçti. Hitler, ulaştırmayı, köprüleri, endüstri alanlarını ve diğer altyapı alanlarını kasıtlı olarak imha ettirdi. Ancak, Silahlanma Bakanı Albert Speer bu olayları engelleyebilmek için çaba sarf etti.  

Nazi Almanya'sının çöküşü ve Führerbunker sığınağı

Kızıl Ordu iyice yaklaşmıştı. Berlin savaşı sırasında (16 Nisan 1945 – 2 Mayıs 1945), Hitler ve onun ekibi yeraltında Führerbunker adı verilen sığınakta saklanarak yaşıyordu. Sovyet birlikleri bir veya iki blok ötede iken, 30 Nisan günü, Hitler ve Eva Braun Führerbunker'nda intihar ettiler. 2 Mayıs'ta General Helmuth Weidling koşulsuz olarak Berlin'i Sovyet Generali Vasily Chuikov'a teslim etti. Hitler'in yerine Büyük Amiral Karl Dönitz Reich Başkanı olarak geçti. Goebbels ise Reich Şansölyesi oldu. Goebbels ve karısı Magda ertesi gün altı çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti. 4-8 Mayıs 1945'te geride kalan Alman silahlı kuvvetlerinden birçoğu şartsız teslim oldu. 7 Mayıs'ta Almanlar her şeyi ile teslim olarak, Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı sonunu getiren belge imzalandı.

Almanya'daki intihar oranları, özellikle Kızıl Ordu'nun ilerlediği bölgelerdeki savaşın sona ermesiyle birlikte arttı. Demmin'de 1 Mayıs 1945'te yaklaşık bin kişi (16.000 kişilik nüfustan) intihar etti. 2. Beyaz Rusya Cephesinin 65. ordusu, önce bir içki fabrikasını yağmaladı. Daha sonra öfkeden ve alkolden kudurmuş bir şekilde kasabaya girdiler. Kitlesel tecavüzler gerçekleştirdiler, keyfi olarak sivil halkı idam ettiler ve evleri ateşe verdiler. Bir çoğu da bu yüzden intihar etti. İntiharlar diğer bir çok şehirde de devam etti. Neubrandenburg'da (600 ölü), Stolp'da (1.000 ölü) ve Berlin'de en az 7.057 kişi intihar etti.

Alman ölü sayısı

Alman ölü sayısı ve savaş kayıpları

Almanların bu savaşta ölü sayısı 5,5 ile 6,9 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Alman tarihçi Rüdiger Overmans tarafından yapılan bir araştırmaya göre Almanya'nın 1937'deki sınırları dışında, Avusturya'da ile Doğu ve Orta Avrupa'da toplanan 900.000 erkek dahil olmak üzere 5,3 milyon Alman askerinin ölü ya da kayıp olduğunu ortaya koymuştur. 2014 yılında yaklaşık 353.000 sivilin İngiliz ve Amerikalının Alman şehirlerinde bombalanarak öldürüldüğü tahmin ediliyor. Kara çıkarmasında 20.000, Berlin Savaşı sırasında yaklaşık 22.000 Alman öldü. Diğer sivil ölümler arasında Nazilerin siyasi, ırksal ve dini zulümlerin kurbanı olan 300.000 Alman (Yahudiler dahil) öldü. Nazi ötenazi programında ise 200.000 kişi öldürüldü. Sondergerichte adlı siyasi mahkemeler, emirlere karşı gelen yaklaşık 12.000 kişiye ölüm cezası verdi ve sivil mahkemeler ilave 40.000 Alman'ı idam etti. Alman kadınlarına kitlesel tecavüzler yapıldı.

Alman ölü sayısı ve insan kayıpları

Savaşın sonunda Avrupa'da 40 milyondan fazla mülteci oluştu, ekonomisi çöktü ve sanayi altyapısının yüzde 70'i yıkıldı. 12 ila 14 milyon etnik Alman Doğu Avrupa'dan Almanya'ya sürüldü ya da kaçtı. Soğuk Savaş sırasında Batı Almanya hükumeti, 2,2 milyon sivilin kaçırılıp Sovyetler Birliği'nde zorla çalıştırıldığını ve öldürüldüğünü tahmin etmektedir. Bu rakam, bazı tarihçiler tarafından 500.000-600.000 kişi olarak tahmin edilmesine rağmen, 2006 yılında Alman hükumeti, 2-2,5 milyon ölüm gerçekleştiği görüşünü tekrarlamıştır.

Nazi Almanyası coğrafyası

Bölgesel değişiklikler

Bölgesel değişiklikler

I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisi ve ortaya çıkan Versay Antlaşması sonucunda Almanya, Alsace-Lorraine, Northern Schleswig ve Memel'i kaybetti. Saarland ise geçici olarak referandumla hangi ülkeye katılmaya karar vermeleri koşuluyla, Fransa'nın himayesine girdi. Polonya ayrı bir ulus haline geldi ve Prusya'yı Almanya'nın geri kalanından ayıran Danzig Koridorunun oluşturulmasıyla denize erişim sağlandı. Danzig özgür bir şehir oldu.

Almanya, Saarland'ın denetimini 1935'te yapılan referandumla yeniden kazandı ve 1938'de Avusturya'yı ilhak etti. 1938 Münih Anlaşması ile Almanya'ya Sudetenland'ı kontrol etti ve altı ay sonra Çekoslovakya'nın geri kalanını ele geçirdi. Deniz tarafından işgal tehdidi altında Litvanya Memel bölgesi Mart 1939 yılında teslim oldu.

1939-1941 yılları arasında Alman kuvvetleri Polonya, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, Belçika ve Sovyetler Birliği'ni istila etti. Trieste, South Tyrol ve Istria, 1943'te Mussolini tarafından Almanya'ya devredildi. Adriyatik kıyısındaki Operasyonel Bölge ve Alp Dağlarının Operasyonel Bölgesi'nde iki kukla bölge kuruldu.

İşgal altındaki bölgeler

Nazi Almanya'sında yıkılmış evler ve aileler

Ele geçirilen topraklardan bazıları, Hitler'in daha büyük bir Alman İmparatorluğu oluşturma konusundaki uzun vadeli hedefinin bir parçası olarak derhal Almanya'ya dahil edildi. Alsace-Lorraine gibi çeşitli alanlar bitişik bir Gau (bölgesel alan) yetkisine alındı. Almanya'ya dahil edilen topraklarının haricinde, işgal altındaki ülkelerde yarı sömürge rejimi olarak kurulan Reichskommissariate (Reich Komiserliği) vardı. Alman yönetimi altındaki alanlar, Bohemya ve Moravya Korunması, Reichskommissariat Ostland (Baltık Devletleri ve Beyaz Rusya'yı kapsar) ve Reichskommissariat Ukrayna'yı kapsıyordu. Belçika ve Fransa'da ele geçirilen alanlar Belçika ve Kuzey Fransa'daki Askeri İdarenin kontrolünde kaldı. 1919 yılına kadar Almanya'nın parçası olan Belçika Eupen-Malmedy bölgesi doğrudan ilhak edildi. Polonya'nın bir kısmı hemen Reich'e dahil edildi ve Genel Hükumet işgal altındaki Polonya'nın merkezinde kurdu. Hitler'in amacı bu alanların çoğunu Reich'e dahil etmekti.

Danimarka, Norveç (Reichskommissariat Norwegen) ve Hollanda hükümetleri (Reichskommissariat Niederlande) yerliler tarafından  görevlendirilen sivil idarenin yönetimine verildi.

Savaş Sonrası Değişiklikler

Savaş Sonrası Değişiklikler

5 Haziran 1945'te Berlin Deklarasyonu'nun yayımlanmasından sonra Müttefikler Kontrol Konseyi'nin kurulması ile birlikte, dört Müttefik güç geçici olarak Almanya'nın yönetimini üstlendi. Ağustos 1945'teki Potsdam Konferansı'nda, Müttefikler ülkeyi hızlı bir şekilde Nazilerden arındırma politikası uygulama konusunda anlaştılar. Müttefikler Almanya'yı dört bölgeye ayırdılar. Her bir Müttefik ülke bu bölgeden tazminat alacaktı. Sanayi bölgelerinin çoğu batıda olduğu için Sovyetler Birliği'ne ekstra tazminatlar ödeniyordu. Müttefik Kontrol Konseyi, 20 Mayıs 1947'de Prusya'nın yönetimini devraldı. 1948'de Marshall Planı uyarınca Almanya'ya Amerika'dan yardım gelmeye başlandı. İşgal, 1949'a kadar sürdü ve Doğu Almanya ve Batı Almanya ülkeleri olarak ikiye ayrıldı. Almanya Varşova Antlaşması'nı (1970)  imzalayarak Polonya ile sınırını belirledi. Almanya, 1990 yılına kadar Doğu ve Batı Almanya olarak ikiye bölünmüş olarak kaldı. Ta ki 1990 yılında "iki artı dört antlaşması" olarak bilinen anlaşma sonucunda hem Müttefikler (Fransa, İngiltere, Sovyetler Birliği ve ABD) hem de Almaya İkinci Dünya Savaşı sonrası talep ettiği haklardan feragat ettiler. Sonunda Doğu Almanya ve Batı Almanya birleşti.

Nazi Almanyası politikası

Nazi Almanya'sı politikası

İdeoloji

NSDAP, 1929'da Büyük Bunalım'ın başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve finansal karışıklıklar sırasında kendine özgü bir sağ partiydi. 1923'te Birahane Darbesi Girişimi'nden sonra ceza evinde iken Hitler, Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabını yazdı. Alman toplumunu ırkçılığa dayalı bir halk haline getirme planını hazırladı. Nazizmin ideolojisi antisemitizm, ırksal temizlik ve öjenic (sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan, bilimselliği tartışmalı bir toplumsal akım veya toplumsal felsefedir.) den oluşuyordu. Germen halkı için daha fazla Lebensraum (Yaşam Alanı) elde etmek amacıyla pan-Germanizm (Alman hayranlığı) ve bölgesel yayılmacılık ile bu fikirleri birleştirdi. Rejim, Polonya ve Sovyetler Birliği'ne saldırarak, Aryan (üstün ırk) halkın altında görülen Yahudileri ve Slavları sınır dışı etme ya da öldürme niyetiyle yeni topraklar elde etmeye çalıştı. Nazi rejimi, sadece Almanya'nın, Bolşevizm'in güçlerini yok edebileceğini ve insanlığı dünyayı hakimiyetleri altına almaya çalışan Yahudilerden kurtarabileceğine inandı. Diğerleri ise, yaşama hakları olmayan zihinsel ve bedensel engelliler, Roman halkı, eş cinseller, Yehova Şahitleri ve sosyal uyumsuz tipleri içeriyordu.

Völkisch hareketi tarafından etkilenmiş rejim kültürel yeniliklere karşıydı ve askeri genişlemeyi eğitime tercih ediyordu. Rejim propaganda medya hizmeti dışında yaratıcılık ve sanatsal faaliyetleri desteklemediler. Nazi partisi birlik beraberliği teşvik etmek ve rejimin populeritesini artırmak için mitingler yaptı. Parti kan ve  bayrak gibi rituelleri simge olarak kullandı.

Nazi devleti

Nazi devleti

1933-1935 yılları arasındaki bir dizi Reichsstatthalter kararnameleri, Almanya'nın mevcut eyaletlerini (Länder) kaldırdı. Onları, Gau adı verilen ve valisi NSDAP liderleri (Gauleiters) olan yeni yönetim birimleri ile değiştirdi. Länder'ler bazı devlet daireleri için idari bölümler olarak kullanıldığından, değişim tam olarak uygulanmadı. Bu durum bürokratik  Nazi rejiminde idare ve yargıdaki işleyişin üst üste binmesine yol açtı

Yahudi devlet memurları I. Dünya Savaşı'nda askerlik görevi yapanlar hariç, 1933'te işlerini kaybettiler. NSDAP üyeleri veya parti üyeleri yerlerine atandı. Gleichschaltung sürecinin bir parçası olarak,1935 Reich Yerel Yönetim Yasası ile yerel seçimler kaldırıldı. Bundan sonra belediye başkanları İçişleri Bakanlığı tarafından atandı.

Hitler, tüm astlarının mutlak itaat etmesi gerektiği çağrısında bulundu. Führerprinzip (liderin ilkeleri) ile Almanya'yı otokratik olarak yönetti. Hükumet yapısı bir piramite benzetmekte ve kendisini  yanılmaz tek lider olarak görmekteydi. Partideki sıralamalar seçimle belirlenmedi.Teşkilat üst rütbeli kişiler tarafından atanarak dolduruldu. Hitler, partiyi kendi propagandası için kullandı. Kershaw gibi tarihçiler, Hitler'in  konuşmacı olarak yeteneğinin bunda önemli olduğunu vurgularlar. Kressel, "Ezici bir çoğunlukla Almanlar, Hitler'in  hipnotize edici etkisi altında bunduğunu söyler. Roger Gill, "Hararetli konuşmaları, çok sayıda Alman halkının zihnini ve kalbini çaldı. Kitlelerin çoğunu bu şekilde hipnotize etti" der.                              .

SA ve SS

Üst düzey yetkililer Hitler'in politikalarını izliyor ona rapor veriyorlardı. Bu kişiler önemli ölçüde özerkliğe ve geniş yetkilere sahiptiler. Yetkililer, Hitler'in ülkenin günlük hayatına karışmak zorunda kalmadan,  NSDAP'in hedefleri doğrultusunda politikalar ve eylemler yapmasını teşvik ediyor; inisiyatifin Führer'de olduğunun bilinmesini istiyorlardı. Hükumet koordine edilmiş, işbirliği içinde çalışan bir birlik değildi. Parti elit üyelerinin liderliğindeki dağınık örgütlü bir gruplar topluluğu şeklinde çalışmaktaydı. Bu şekilde sadece Hitler'in gözüne girmeye çalışıyorladı. Hitler, bir lider olarak astlarına çelişkili emirler veriyor ve görev ve sorumlulukları durmadan değiştiriyordu. Bu yolla gücünü, rekabetini ve astları arasında çatışmayı teşvik ediyor; kendi gücünü pekiştirerek gücüne güç katıyordu.

Nazi kanunları

Nazi kanunları ve yasaklar

20 Ağustos 1934'te memurların, Hitler'e şartsız itaat yemini etmesi istendi. Birkaç hafta önce ordu üyelerine de benzer bir yemin ettirildi. Bu yasa, Führer presiplerinin temelini oluşturmaktaydı ve tüm yasaların üstünde geliyordu. Hitler tarafından yaptırılan herhangi bir eylem, hatta cinayet te bu nedenle yasal oldu. Bakanlar kurulu tarafından önerilen tüm mevzuat, üst düzey kamu görevleri için veto hakkına da sahip olan Führer Vekili Rudolf Hess tarafından onaylanmak zorundaydı.

Weimar Cumhuriyeti'nin yargı sistemi ve yasaların çoğu politik olmayan suçlarla mücadele için Nazi döneminde ve sonrasında kullanılmaya devam etti. Mahkemeler, Nazilerin iktidara gelmesinden önce çok daha fazla ölüm cezası verdiler ve uyguladılar. Üç ya da daha fazla suçtan ötürü suçlanan kişilerin, hatta küçük çocukların da sürekli suçlu olarak görülmesi gerektiğine inanılıyor ve süresiz hapse mahkum edilebiliyorlardı. Fahişeler ve yankesicilik yapanlara doğuştan suçlu olarak bakılmasına, bunların üstün Alman ırkı topluluğuna yönelik bir tehdit olduğuna inanılıyordu. Binlerce kişi tutuklandı ve duruşma olmadan müebbet hapse çarptırıldı.

Nazi kanunları ve baskı

Mahkemeler siyasi davaları ele almış ve hatta bu davalar için ölüm cezası vermiş olsalar da 1934'te siyasi açıdan önemli konularda anlaşmaya varmak için yeni bir mahkeme türü olan Volksgerichtshof (Halk Mahkemesi) kurulmuştur. Bu mahkeme, 1945'te dağılıncaya kadar 5 binin üzerinde idam cezası verdi. Ölüm cezası, komünist olmak, saldırgan broşürler basmak hatta Hitler'le veya diğer üst düzey yetkililerle ilgili şakalar yapmak gibi suçlar için de verilebilmekteydi. Nazi Almanya'sında üç tür ölüm cezası uygulanmıştır; Asarak, başını keserek ve silahla vurarak öldürmek. Gestapo, Ulusal Sosyalist ideolojiyi uygulamak için politikaları soruşturmaktan sorumluydu. Politik suçluları, Yahudileri ve diğerlerini istenmeyen kişiler olarak ilan ediyorlardı. Ceza evinden çıkarılan siyasi suçlular, çoğunlukla Gestapo tarafından yeniden yakalanıyor ve toplama kamplarına gönderiliyordu. 

Eylül 1935'te Nürnberg Yasaları çıkarıldı. Bu kanunlar, başlangıçta "üstün ırk" ve Yahudiler arasındaki cinsel ilişkileri ve evlilikleri yasakladı ve daha sonra "Çingeneler, Zenciler veya onların çocuklarını" içine alacak şekilde genişletildi. Yasa aynı zamanda 45 yaşın altındaki Alman kadınların Yahudi evlerinde hizmetçi olarak istihdam edilmesini yasakladı. Reich Vatandaşlık Yasası, yalnızca "Alman veya ilgili kan bağı olan" ların vatandaşlığa uygun olduğunu belirtti. Naziler, kısıtlayıcı olan bu yasanın gerekliliğini haklı çıkarmak için Rassenschande kavramını ilan ettiler (ırk kirlenmesi) ve propaganda olarak kullandılar. Alman ırkının bozulmaması için bu yasalar uygulanmalıydı. Dolayısıyla Yahudiler ve diğer Aryan olmayanlar Alman vatandaşlıklarının haklarından yoksun bırakıldı. Çıkardıkları yasa ile, Nazi rejimini yeterince desteklemeyen kimselerin de vatandaşlıktan çıkarılması mümkün oldu. Kasım ayında çıkarılan ek bir kararname ile, üç kuşak dedesi Yahudi olan ya da iki kuşak dedesi Yahudi olup hala Yahudi dinine tabi olanlar, Yahudi olarak tanımlandı.

Askeri ve yarı askeri

Wehrmacht - Nazi Almanyası silahlı kuvvetleri

Nazi Almanya'sı ekonomisi

1935-1945 yılları arasındaki Almanya silahlı kuvvetlerine Wehrmacht deniyordu. Buna Heer (kara kuvvetleri), Kriegsmarine (donanma) ve Luftwaffe (hava kuvvetleri) dahildir. 2 Ağustos 1934 tarihinden itibaren, silahlı kuvvetler mensupları kişisel olarak Hitler'e koşulsuz itaat için yemin ettiler. Ülkenin anayasasını ve yasal kurumlarına bağlılık gerektiren bu yeni yemin, ordu üyelerinin Hitler'e yasa dışı bir şey yapmalarını emretmiş olsa bile itaat etmesini şartını koştu. Hitler,orduya, mümkün olduğu durumlarda, Doğu Avrupa'daki milyonlarca ölüme neden olan mobil ölüm mangalarına (Einsatzgruppen) lojistik destek sağlamasını emretti. Wehrmacht üyeleri, anti-partizan operasyonlar kisvesi altında sivilleri vurarak doğrudan soykırım'a katıldılar. Parti düşüncesi, Yahudilerin partizan mücadelesinin kışkırtıcıları olduğuna ve bu nedenle de yok edilmesine ihtiyaç duyduğu yönündeydi. Heydrich, 8 Temmuz 1941'de bütün Yahudilerin partizan olarak gördü ve 15-45 yaşları arasındaki tüm erkek Yahudilerin vurulması emrini verdi.

Ülkeyi askeri açıdan hazırlama çabalarına rağmen, ekonomi I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi uzun süren bu savaşı sürdürmek zordu. Bunun için, hızlı eş güdümlü saldırıları içeren Blitzkrieg (yıldırım savaşı) taktiğine dayanılarak bir stratej geliştirildi. Düşmanın kuvvetli noktalarından kaçınılması istendi. Saldırılar topçu bombardımanı ile başlayacak,  sonra tanklar saldırıya geçecek ve nihayet piyade, alınan herhangi bir zemini korumak için içeri girmiş olacaktı. Zaferler 1940'ların ortalarına kadar devam etti. Amaç İngiltere'yi yenmekti. Başarısızlıkla sonuçlanan bu savaş önemli dönüm noktası oldu. Sovyetler Birliği'ne yapılan Stalingrad saldırısında  yenilgiye uğradılar. Bu yenilgi Alman ordularının geri çekilmesine ve savaşın kaybedilmesine yol açtı. 1935'ten 1945'e kadar Wehrmacht'ta görev yapan toplam asker sayısı 18,2 milyon civarındaydı ve bunların yaklaşık 5,3 milyonu öldü.

SA ve SS

SA ve SS subaylar

1921'de kurulan Sturmabteilung (SA; Fırtına Çıkarma; Brownshirts), Nazi Partisinin ilk paramiliter kanadıydı. Görevleri Nazi liderlerini mitinglerde ve meclislerde korumaktı. Bunlar Ayrıca, rakip siyasi partilerin güçlerine karşı sokak savaşlarında ve Yahudilere ve diğerlerine karşı şiddet eylemlerine katıldılar. 1934'e gelindiğinde, Ernst Röhm liderliğinde SA, düzenli ordunun hala Versay Antlaşması ile 100.000 kişiyle sınırlı olduğu bir dönemde, yarım milyondan fazla üye alarak yedeklerde dahil 4.5 milyona yükseldi.

Röhm, ordu komutasını üstlenip SA'dan faydalanmak istiyordu. Hindenburg ve Savunma Bakanı Werner von Blomberg, SA'nın endişe verici faaliyetleri engellemediği takdirde sıkı bir kanun çıkarmakla  tehdit etti. Hitler ayrıca Röhm'in kendisini dışlamak için plan yaptığından şüphelenerek Röhm ve diğer siyasi düşmanların ölümlerini emretti. 30 Haziran'dan 2 Temmuz 1934'e kadar Uzun Bıçaklar Gecesi olarak bilinen bir olayda 200 kişiye yakın insan öldü. Bu olaylardan sonra SA artık önemli bir güç olamadı.

Başlangıçta SA'nın himayesinde olan, bir düzine civarında kişiden oluşan Schutzstaffel (SS), Nazi Almanyasındaki en büyük ve en güçlü gruplardan biri haline geldi. 1929'dan bu yana Reichsführer-SS Heinrich Himmler tarafından yönetilen SS, 1938'e kadar çeyrek milyondan fazla üyeye sahip oldu ve büyümeye de devam etti. Himmler, SS'i Hitler'in son savunma hattı olan seçkin bir muhafız grubu olarak görüyordu. SS'nin askeri şubesi olan Waffen-SS, Wehrmacht'ın fiilen dördüncü şubesi oldu.

1931'de Himmler, yardımcısı SS-Obergruppenführer Reinhard Heydrich'in altında, Sicherheitsdienst (SD; Güvenlik Servisi) olarak bilinen bir SS istihbarat servisini kurdu. Bu örgüt, komünistleri ve diğer siyasi muhalifleri tespit etmek ve tutuklamakla görevlendirildi. Himmler, sonunda mevcut polis sisteminin yerini alacağını umarak bunu yaptı. Himmler, SS İktisadi ve İdari İşler Bürosunun himayesinde paralel bir ekonominin başlangıcını da kurdu. Bu holdingte, konut şirketleri, fabrikalar ve yayın  evleri bulunuyordu.

1935'de SS'ler,  gettolarda ve toplama kamplarında Yahudilere yoğun bir şekilde zulüm yaptılar. II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Einsatzgruppen adlı SS birlikleri, 1941-1945 yılları arasında 1.3 milyon Yahudi de dahil olmak üzere, iki milyondan fazla kişiyi öldürdüler. Polonya ve Sovyetler Birliği'ne kadar orduyu takip eden,SS-Totenkopfverbände (ölümün baş birimleri) milyonlarca kişinin ölümünden ve imha kamplarından sorumluydu.

Nazi Almanyası ekonomisi 

Reich ekonomisi

Nazi Almanyası ekonomisi ve ulusal bankalar

Nazilerin karşılaştığı en önemli mesele, yüzde 30'luk  işsizlik oranıydı. Reichsbank başkanı ve Ekonomi Bakanı Dr. Hjalmar Schacht, Mayıs 1933'te bütçe açığı için bir plan hazırladı. Mefo banknotları adı verilen kâğıt ihracı ile sermaye projelerinin hakları ödendi. Kağıtlar ödeme için sunulduğunda Reichsbank bunun için para bastı. Ulusal borç artarken, Hitler ve ekibi yaklaşmakta olan bölgesel genişleme nedeniyle borcun geri ödeneceğini düşünüyordu. Schacht'ın yönetimi, Büyük Buhran döneminde ülkenin en büyük sorunu olan işsizlikte hızlı bir düşüş sağladı.

17 Ekim 1933'te, Junkers Aircraft Works'in sahibi havacılık sektörünün öncüsü Hugo Junkers tutuklandı. Birkaç gün içinde şirket rejim tarafından kamulaştırıldı. Diğer uçak üreticileriyle birlikte ve Havacılık Bakanı Göring başkanlığında yapılan üretim, ülke genelinde hızlandırıldı. 1932'de yılında 100 ünite uçak üreten bu sektör 3.200 kişilik bir iş gücü ile, yılda 10.000'in üzerinde teknolojik açıdan gelişmiş uçağı on yıldan kısa bir sürede üreterek çeyrek milyon işçiye istihdam sağladı.

Alman pazarındaki yabancı rekabeti ortadan kaldırmak ve ülkenin ödemeler dengesi iyileştirmek için Alman ham madde ve mamul ithalatını düzenleyen bir birim kuruldu. Naziler, petrol ve tekstil gibi malzemeler için sentetik ürünlerin üretilip depolamasını teşvik etti. Pazarda petrol fiyatları bir miktar artış yaşarken genelde petrol fiyatları düşüktü. Petrol fiyatlarının düşük olması nedeniyle 1933 yılında Nazi hükumeti, IG Farben ile bir kar paylaşım sözleşmesi yaparak Leuna'daki sentetik petrol fabrikasına yatırım yaparak yüzde 5'lik sermaye getirisi sağladı. Bu miktarı aşan herhangi bir kar, Reich'e devredilecekti. 1936 yılına gelindiğinde, Farben bu anlaşmayı yapmaktan pişman oldu, çünkü o zamana kadar elde edilen kazançlar hükumete verilmek zorundaydı.

Wehrmacht - Nazi Almanya'sı silahlı kuvvetleri

Otoban ağı inşa etmek gibi toplumsal projeler bütçe açığı oluşturuyordu ama finanse edilmeye devam edildi. Önceki hükumet tarafından başlatılan konut yapımı ve tarımsal ilerleme projeleri için de kaynak sağlanması gerekiyordu. İnşaat sektörünü canlandırmak için özel işletmelere kredi teklif edildi ve ev satın almaları ve onarımı için sübvansiyonlar sağlandı. Eğer kadın iş gücünden ayrılacağı garantisi verirse, evlenmeyi amaçlayan Aryan kökenli genç çiftlere 1,000 Reichsmark'a kadar kredi teklif edildi. Geri ödenmesi gereken tutar, doğan her çocuk için yüzde 25 oranında azaltıldı. Kadınların işsiz kalması ile, vasıflı işçi sayısı yetersiz hale geldi. Bu nedenle bu yasa 1937'de kaldırıldı.

Hitler, yeni Almanya'nın  geniş bir otomobil üretimine sahip olmasını istiyordu. Tasarımcı Ferdinand Porsche'dan, her Alman vatandaşının bir otomobili olması için KdF-wagen planını hazırlamasını istedi. 17 Şubat 1939'da Berlin'de düzenlenen Uluslararası Motor Show'da bir prototip gösterildi. İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi ile fabrika askeri araçlar üretmeye dönüştürüldü. Ta ki firma ismini Volkswagen (halkın arabası) olarak değiştirene dek, savaş sonrasına kadar hiç bir üretilen model satılamadı. 

Reich ekonomisinde Reichsbank Berlin

Naziler 1933'te iktidara gelmeden önce 6 milyon işsiz vardı. Bu sayı 1937 yılına gelindiğinde bir milyonun altına inmişti. Bu, kısmen kadınların iş gücünden uzaklaştırılmasından kaynaklanıyordu. Ücretler 1933-1938 yılları arasında yüzde 25 oranında düştü. Sendikalar, Mayıs 1933'te kapatıldı, fonlar ele geçirdi ve Sosyal Demokrat sendikaların liderleri tutuklandı. NSDAP görevlisi Robert Ley'in önderliğinde  yeni bir örgüt olan Alman İşçi Cephesi oluşturuldu. 1933'te Almanlar ortalama  haftada 43 saat çalışırken, 1939'a gelindiğinde haftada 47 saat çalışmaya başladılar.

1934 yılının başlarında iş alanları silahlanmaya doğru kaymıştır. 1935'e gelindiğinde ise, askeri harcamalar hükumetin mal ve hizmet alımlarının yüzde 73'ünü oluşturmaya başladı. 18 Ekim 1936'da Hitler, Hermann Göring'i Dört Yıllık Planının tam yetkilisi ilan etti. Bu planın amacı silahlanmayı hızlandırmaktı. Çelik fabrikalarının, sentetik kauçuk tesislerinin ve diğer fabrikaların hızlıca inşaa edilmesini istedi. Göring, ücret ve fiyat kontrollerini başlattı ve hisse senedi temettü dağıtımını kısıtladı. Büyümekte olan bütçe açıklarına rağmen yeniden silahlanma  harcamaları yapıldı. 1935 yılında zorunlu askerlik hizmetinin sunuldu Versay Antlaşması ile 100.000 ile sınırlı olan imparatorluk ordusu, 2. Dünya Savaşı'nın başında 750.000'e yükseldi ve bir milyon yedek asker vardı. İşsizlik Ocak 1939'da 301.800'e  ve Eylül 1939'da 77.500'e düştü.

Savaş dönemi ekonomisi ve zorunlu işçilik

Savaş dönemi ekonomisi ve zorunlu işçilik ve sıkıntılar

Nazi savaş ekonomisi, serbest piyasa ile birleştirilmiş karışık merkezi bir ekonomiydi. Tarihçi Richard Overy, bu ekonomiyi Sovyetler Birliği komuta ekonomisi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kapitalist sistemi arasında bir ekonomi olarak nitelendirdi.

Silahlanma Bakanı Fritz Todt'un 1942'de, ölümünün ardından, Hitler onun yerine Albert Speer atadı. Speer üretimi hızlandırdı. Vasıfsız işçiler tarafından işletilen tek amaçlı makinelerin kullanımını artırdı. Üretim yöntemlerini yenileyerek on binlerce parçayı yapan çok sayıda firmayı daha iyi koordine etti. Fabrikalar, bombalanan demir yolu hedeflerinden uzağa kuruluyordu. 1944 yılına gelindiğinde, savaş Almanya'nın gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 75'ini tüketiyordu. Bu oran Sovyetler Birliği'nde yüzde 60, Britanya'da yüzde 55 idi.

Savaş döneminde mecburi işçilik

Savaş sanayii, büyük oranda zorunlu işçi istihdamına dayanıyordu. Almanya, 20 Avrupa ülkesinden yaklaşık 12 milyon insanı fabrikalarda ve çiftliklerde çalıştırdı ve köleleştirdi.  Bunların yaklaşık yüzde 75'i Doğu Avrupa kökenliydi.Bu zavallı kölelerin bazıları hava saldırısından korundu birçoğu ise Müttefik bombardımanlarından kurtulamadı.  Kötü yaşam koşulları, sabotaj ve suç eyleminin yanı sıra yüksek oranlarda hastalık, yaralanma ve ölümlere yol açtı.

Almanya'ya getirilen yabancı işçiler dört farklı sınıflandırmaya tabi tutuldu. Misafir işçiler, askeri mağdurlar, sivil işçiler ve Doğu işçileri. Bu sınıflandırmalara bağlı olarak işçilere farklı muameleler yapılmıştır. Almanları ve yabancı işçileri ayırmak için Naziler ve yabancı işçiler arasında cinsel ilişkiler yasakladı. 

Almanyada Savaş dönemi ekonomisi

Kadınların rolü giderek arttı. 1944 yılına gelindiğinde, Alman silahlı kuvvetlerinde ki Luftwaffe'in uçaksavar birimlerinde yardımcı olarak yarım milyon üzerinde kadın görev yaptı.  Yine yarım milyon kadın hava savunma sanayisinde çalıştı. 400.000 gönüllü hemşire vardı. Savaş sanayinde, özellikle çiftliklerde ve küçük ailelere ait dükkanlarda erkeklerin yerini kadınlar aldı.

Müttefikler tarafından yapılan çok ağır bombalamalar, sentetik yağ ve benzin üreten rafinerilerin yanı sıra özellikle demir yolları ve kanalları olan Alman ulaştırma sistemini hedef aldı. Kasım 1944 e gelindiğinde, kömür artık gideceği yerlere ulaşamıyordu ve yeni silahların üretimi artık mümkün değildi. Overy, bombalamanın Alman savaş ekonomisini zorladığını,  endüstrinin insan gücünün dörtte biri kadarının uçaksavar üreten hava savunma sistemi bölümüne aktarıldığını; bunun da büyük olasılıkla savaşı kısalttığını belirtmiştir.

Nazilerin işkenceleri

Irkçılık ve antisemitizm, NSDAP ve Nazi rejiminin temel ilkelerindendir. Nazi Almanyası'nın ırk politikası, üstün bir ırkın varlığına olan inançlarına dayanıyordu. Naziler, Aryan ırkı ile alt ırklar arasında, özellikle de topluma sızmış karışık bir ırk olarak görülen ve Aryan ırkının sömürülmesinden ve bastırılmasından sorumlu Yahudiler ile, büyük bir ayrım politikası izliyordu. Irk çatışması onlara göre elzemdi ve bir temizlik yapılması gerekiyordu.

Yahudilere zulüm

Nazilerin Yahudilere yaptığı işkenceler

Yahudilere karşı ayrımcılık, iktidarın ele geçirilmesinden hemen sonra başladı.1 Nisan 1933'te Yahudi iş dünyası, sinagoglar ve hukuk derneği üyeleri üzerine SA'lar tarafından bir ay boyunca süren saldırılar düzenlendi. Hitler, Yahudi işletmelere karşı ulusal bir boykot ilan etti. 7 Nisan'da kabul edilen Profesyonel Sivil Hizmetlerin Restorasyonu Kanunu, Aryan olmayan devlet memurlarının hepsini hukuk mesleğinden ve sivil hizmetlerinden el çektirdi. Mevzuatlarla Yahudi halkını diğer meslekleri yapmalarından mahrum bıraktı. 11 Nisan'da  büyük anne veya büyük babası Yahudi olan herkesi Aryan olmayan kişi olarak ilan etti. Yahudi etkisi altındaki kültürel yaşantıyı kaldırmak için harekete geçti. Ulusal Sosyalist Öğrenci Birliği üyeleri, kütüphanelerden Almanca olmayan tüm kitapları kaldırdı ve 10 Mayıs'ta ülke çapında bir kitap yakma kampanyası yapıldı.

Rejim Yahudileri gönüllü olarak ülkeden ayrılmaya ikna etmek için şiddet uyguladı ve ekonomik baskı yaptı. Yahudi işletmelerin pazarlara girmeleri engellendi, gazetelerde reklam vermeleri yasaklandı ve hükumet sözleşmelerinden mahrum bırakıldı. Vatandaşlar taciz edildi ve şiddetli saldırılara maruz kaldı. Birçok kasaba, Yahudilere girişi yasaklayan işaretler yayınladı.

Nazilerin işkenceleri ve yahudiler

Kasım 1938'de, genç bir Yahudi adam Paris'teki Alman büyükelçisi ile bir röportaj yapmak istedi ancak elçilik sekreteri ile bir araya geldi. Bu kişi, ailesinin Almanya'da gördüğü zulmü protesto etmek için elçilik sekreterini öldürdü.  NSDAP bu olayı Yahudilerin kışkırttığını bahane etti. SA üyeleri, sinagoglara ve Yahudi mülklerine Almanya çapında hasar verdi veya yok etti. Bu olaylar sırasında en az 91 Alman Yahudi öldürüldü.Daha sonra bu katliam Kristallnacht, Broken Glass Gecesi olarak anıldı. Takip eden aylarda Yahudilere daha fazla kısıtlamalar getirildi. Perakende dükkanları açmaları, araba kullanmaları, sinemaya gitmeleri, kütüphaneyi ziyaret etmeleri ve silah sahibi olmaları yasaklandı. Yahudi öğrenciler okullardan çıkarıldı. Yahudi cemaatine, Kristallnacht'ın neden olduğu hasar için bir milyar mark ceza yazıldı. Sigorta talepleri yoluyla alınan paralara el koyulacağını söylendi. 1939'a gelindiğinde, Almanya'nın 437.000 Yahudi'sinden yaklaşık 250.000'i Birleşik Devletler, Arjantin, İngiltere, Filistin ve diğer ülkelere göç ettiler. Birçoğu Avrupa kıtasında kalmayı seçti. Filistin'e göç edenler Haavara Anlaşması hükümlerine göre mal transferi yapabiliyorlardı, ancak diğer ülkelere taşınanlar neredeyse tüm mülklerini geride bırakmak zorunda kaldı ve hükumet tarafından el konuldu.

Romanlara zulüm

Romanlar, Yahudiler gibi rejimin ilk günlerinden itibaren zulüm görüyorlardı. Aryan olmayan bir ırk olarak adlandırılıyorlardı ve Almanlar ile evlenmeleri yasaklanmıştı. Romanlar, 1935 yılından itibaren toplama kamplarına gönderildi ve öldürüldü.

Nazi Almanya'sında engellilere zulüm

Engellilere zulüm

T4 Operasyonu ile, özellikle 1939-1941 yılları arasında ve savaşın sonuna kadar psikiyatri hastanelerinde; fiziksel ve zihinsel engelli hastalar sistematik olarak öldürüldü.  Einsatzgruppen ve diğerleri tarafından vuruluyorlardı veya gaz odaları ve gaz kamyonlarında zehirli karbonmonoksit gazı ile öldürülüyorlardı. 14 Temmuz 1933'te yayımlanan bir yasa hükmü uyarınca, Nazi rejimi kalıtsal kusurlu olan 400.000'den fazla kişinin zorunlu kısırlaştırılmasını gerçekleştirdi. Kısırlaştırılan insanların yarıdan fazlası zeka gelişimi olarak yetersiz görülen insanlardı. Bunlar sadece zeka testlerinde düşük puan alanlar değil, aynı zamanda hijyen, cinsel davranış ve temizlik konularında normalden farklı hareket edenleri de kapsıyordu. Zihinsel ve fiziksel olarak hasta insanlar da hedef alındı. Mağdurların çoğunluğu hayat kadınları, fakirler, evsizler ve suçlular gibi zayıf gruplardan oluşuyordu. Zulüm gören ve öldürülen diğer gruplar Yehova Şahitleri, eş cinseller, sosyal uyuşmazlık içinde olan, siyasi ve dini muhalefet üyelerinden oluşuyordu.

Holocaust zulmü

Holocaust zulmü

Almanya'nın Doğu'daki savaşının temelinde,  Yahudilerin Alman halkının büyük düşmanı olduğu ve Almanya'nın genişlemesi için Lebensraum'a ihtiyaç duyulduğu görüşü vardı. Hitler, tüm dikkatini Doğu Avrupaya odaklamıştır. Polonya ve Sovyetler Birliği'ni yenmeyi, Yahudileri ve Slavları ortadan kaldırmayı amaçlıyordu. Polonya'yı işgal ettikten sonra, tüm Yahudileri gettolara (Yahudi mahalleleri)  kapattı. Fiziksel gücü iyi olanları zorunlu işçi olarak çalıştırdı. 1941'de Hitler Polonya ulusunu tamamen yok etmeyi planladı. Polonya'nın Alman işgali altındaki kesiminde etnik Polonyalılardan 10 ila 20 yıl içinde  temizleneceğini ve Alman sömürgecilerin buralara yerleşeceğini açıkladı. Yaklaşık 3,8 ila 4 milyon Polonyalı, köle olacaktı. Nazilerin Doğu'da fethedilen ülkelerin vatandaşlarını kullanarak yaratmayı düşündüğü 14 milyon köle iş gücünün bir parçası haline gelecekti.

Holocaust zulmü ve katliamlar

The Generalplan Ost (Doğu için Genel Plan) işgal altındaki Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği nüfusunu köle işçi olarak ya da katletmek için Sibirya'ya sürgün etmeye çağırdı. Himmler kimlerin öldürüleceğini belirlemek için Volksliste adında bir sistem yarattı. Bu listeye göre Alman kanından sayılabilecek insanlar öldürülmüyordu. Alman kökenlilerden de sınıflandırılmayı reddedenlerin toplama kamplarına gönderilmesini ve çalıştırmaya zorlanmaları emrini verdi. Plan ayrıca Alman kökenli olduğu tahmin edilen Aryan-Nordik özelliklere sahip çocukların kaçırılmasını da içeriyordu. Hedef, Generalplan Ost'u Sovyetler Birliği'nin fethinden sonra uygulamaktı, ancak işgal başarısız olduğunda Hitler, diğer seçenekleri düşünmek zorunda kaldı. Yahudilerin Polonya, Filistin ya da Madagaskar'a zorla sınır dışı edilmesini önerdi.

Hitler, Aralık 1941'de Moskova'ya karşı başarısız bir saldırı gerçekleştirdi. Avrupa Yahudilerinin derhal ortadan kaldırılmasına karar verdi. Avrupa Yahudi nüfusunun yok edilmesi için planlar (on bir milyon insan) 20 Ocak 1942'deki Wannsee Konferansı'nda resmileştirildi. Die Endlösung der Judenfrage'nin (Yahudi sorunu için son çözüm) uyarınca zbzıları ölene kadar çalıştırıldı ve geri kalanları öldürüldü. Başlangıçta mağdurlar gaz kamyonlarında yada Einsatzgruppen birlikleri tarafından öldürüldü. Ancak bu yöntemlerin bu ölçekle uygulanması pratik değildi. 1941 yılına gelindiğinde Auschwitz toplama kampında öldürme merkezleri Sobibor, Treblinka ve diğer Nazi imha kampları Einsatzgruppen'in yerine toplu katliam yöntemi olarak getirildi. Savaş sırasında öldürülen Yahudi sayısı 5,5 ila 6 milyon arasındadır. Öldürülen Yahudilerin en az bir milyonu çocuktu. On iki milyon insan ise zorla çalıştırılmıştır.

Nazi Almanya'sı toplumu ve işten atmalar

Almanlar daha sonra inkar etse de ; işgal altındaki topraklardan dönen askerler, gördükleri ve yaptıkları hakkında raporlar verdi. Halk oralarda olanlarla ilgili bilgilere ulaştı. Richard J.Evans' a göre, çoğu Alman vatandaşı soykırımı onaylamıyordu ve bir çoğunun bundan haberi yoktu. Bazı Polonya vatandaşları geri kalan Yahudileri kurtarmaya ya da gizlemeye çalıştı ve neler olup bittiğini Londra'da sürgünde olan devrik hükumete anlattı.

Yahudileri ortadan kaldırmaya ek olarak, Naziler, Fethedilen bölgelerin nüfusunu 30 milyon kadar azaltmak için açlık planı adı verilen bir plan uyguladı. Besin maddeleri Alman ordusuna ve Alman sivillere yönlendirilecekti. Şehirler yıkılacak arazi ormanlık alana dönüştürülecek, ya da Alman sömürgeciler tarafından yeniden yerleşime açılacaktı. Açlık Planı ve Generalplan Ost ile birlikte, Sovyetler Birliği'nde 80 milyon insanın aç kalmasına neden oldu. Kısmen yerine getirilen bu planlar, yaklaşık 19,3 milyon sivilin ve savaş esirinin ölümüyle sonuçlandı.

Etnik Polonyalılara zulüm

Naziler Polonya'nın işgali sırasında 2,7 milyon etnik Polonyalı'yı öldürdü. Polonyalılar, Almanlar tarafından toplu infazlara uğradılar, hapsedildiler, toptan sürgüne tabi tutuldular ve Alman endüstrisinde zorla çalıştırıldılar. Alman makamları, Polonya kültürünü ve ulusal kimliğini yok etmek için sistematik bir çaba harcadılar. AB-Aktion operasyonu sırasında birçok üniversitede Polonyalı aydınlar ve profesörler tutuklandı ya da toplama kamplarına gönderildi. Savaş sırasında Polonya, fizikçilerinin ve dişçilerinin yüzde 39-45'ini, avukatlarının yüzde 26- 57'sini, öğretmenlerinin yüzde 15-30'unu, bilim insanlarının ve üniversite öğretim üyelerinin yüzde 30-40'ını ve din adamlarının yüzde 18-28'ini kaybetti. Ayrıca, Polonya'nın eğitim ve araştırma kurumlarının yüzde 43'ü ve müzelerinin yüzde 14'ü imha edildi.

Sovyet savaş esirlerine zulüm

Sovyet savaş esirlerine zulüm

Haziran 1941 ile Ocak 1942 arasındaki savaş sırasında Naziler tahmini 2,8 milyon Sovyet savaş esirini öldürdü. Birçoğu Auschwitz ve başka yerlerde açık hava kamplarında tutulurken açlıktan öldüler. Savaş sırasında Sovyetler Birliği 27 milyon kişiyi kaybetti; bunların dokuz milyonundan azı savaş ölümleri idi. Nüfusun dörtte biri yaralandı ya da öldürüldü .

Nazi Almanyası toplumu

Eğitim

Nazi Almanya'sında toplumu eğitmek ve yönlendirmek

1933'te geçen antisemitik mevzuatla, Yahudi öğretmenler, profesörler ve diğer memurlar eğitim sisteminden çıkarıldı. Öğretmenlerin Nationalsozialistischer Lehrerbund (Ulusal Sosyalist Öğretmenler Birliği; NSLB) üyesi olması gerekiyordu. Üniversite profesörlerinin Ulusal Sosyalist Alman Öğretim Elemanları'na katılmaları gerekiyordu. Öğretmenler Hitler'e bağlılık ve itaat için yemin etmişlerdi ve parti ideallerine uymada başarısız olanlar öğrenciler ve diğer öğretmenler tarafından ispiyonlandı ve görevden alındı. Maaşların yetersiz olması öğretmenlerin çoğunun meslekten ayrılmasına yol açtı. Öğretmen yetersizliği nedeniyle ortalama sınıfların mevcudu 1927'de 37 iken, 1938'de 43'e yükseldi.

Reich İçişleri Bakanı Wilhelm Frick, Reichserziehungsministerium (Eğitim Bakanlığı) başı Bernhard Rust ve diğer ilgili makamlar tarafından sıklıkla ve çelişkili olarak yönetmelikler yayınlandı. Bu çelişkiler ilkokul veya ortaokul düzeyindeki okullarda kabul edilebilir okul kitaplarını veya müfredatını içerebiliyordu. Rejim tarafından kabul edilemez sayılan kitaplar okul kütüphanelerinden çıkarıldı. Ocak 1934'te Ulusal Sosyalist  ve Adof Hitler düşüncesi hakim oldu. Bu düşünce Ulusal Siyasi Eğitim Enstitülerinde 12 yaşından itibaren partiye üye olan ve gelecekte yönetici olarak seçilecek öğrencilere aktarıldı. Beyin yıkama propagandaları yapıldı. Seçkin rütbelilere Ulusal Sosyalist fikirler aşılandı .

Nazi Almanya'sında toplumu eğitim

İlk ve orta öğretimde müfredat, ırk biyolojisi, nüfus politikası, kültür, coğrafya ve özellikle fiziksel üstünlük üzerine odaklanmıştır. Müfredatın çoğu biyoloji, coğrafya, aritmetik konular ve ırk odaklı olarak değiştirildi. Askeri eğitim beden eğitiminin merkezi haline geldi. Eğitim, balistik ve aerodinamik gibi askeri uygulamalara yönlendirildi. Öğrenciler, Kamu Aydınlanma ve Propaganda Bakanlığı'nın onayladığı  tüm filmleri izlemek zorundaydı.

Üniversitelerde üst düzeyde görevlere atamalar, eğitim bakanlığı, üniversite kurulları ve Ulusal Sosyalist Alman Öğrenci Birliği arasında güç mücadeleleri içinde geçiyordu. Çeşitli hükumet bakanlarının ve Birliğin baskısına rağmen, çoğu üniversite profesörü, Nazi döneminde ders kitaplarını veya ders programlarını değiştirmedi. Bu ağırlıklı olarak Katolik bölgelerde bulunan üniversiteler için geçerliydi. Alman üniversitelerine kayıtlar 1931'de 104.000 öğrenciden 1939'da 41.000'e düştü. Ancak tıp okullarına kayıtlar hızlı bir şekilde yükseldi. Bunun nedeni Yahudi doktorların mesleğini terk etmek zorunda bırakılmasıydı. 1934'ten itibaren, üniversite öğrencileri SA tarafından yürütülen askeri eğitim oturumlarına katılmakla yükümlüydüler. Birinci sınıf öğrencileri ayrıca Reichsarbeitsdienst (Ulusal Çalışma Hizmeti) için altı aylık bir çalışma kampında hizmet etmek zorundaydı. İkinci sınıf öğrencileri on haftalık ek bir hizmet yapması gerekliydi.

Kiliselere zulüm ve yıkımlar yapıldı

Kiliselere zulüm

1933'te Naziler iktidara geldiğinde, Almanya nüfusunun yüzde 67'si Protestan, yüzde 33'ü Roman Katolik, Yahudiler ise yüzde 1'in altında idi. 1939 nüfus sayımı sonuçlarına göre nüfusun yüzde 54'ü Protestan, yüzde 40'ı Roman Katolik, yüzde 3,5'i Gottgläubig (Tanrıya inanan) ve yüzde 1,5'i dinsiz idi.

Hitler Almanya'sında Kiliselere zulüm

Gleichschaltung süreci altında Hitler, Almanya'daki kiliselerin yok edilmesini amaçladı. Almanya'da bulunan 28 Protestan devlet kilisesinden birleşik Protestan Reich Kilisesi oluşturmaya çalıştı. Nazi yanlısı Ludwig Müller, Reich Bishop olarak kuruldu. Nazi yanlısı Alman Hıristiyanlar, yeni kilisenin kontrolünü ele geçirdi. Eski Antlaşma'yı Yahudi kökenlilerin yapması  nedeniyle itiraz ettiler. Dönüştürülen Yahudileri kiliselerinin men edilmesini istediler. Papaz Martin Niemöller, din adamlarından bazılarının  Nazi rejimine karşı çıkmasından dolayı  İtiraf Kilisesinin kuruldu. 1935 yılında İtiraf Kilisesi dini bilgiler ışığında Nazi politikasını protesto edince, papazlarının 700'ü tutuklandı. Müller istifa etti. Hitler, Protestanlığı kontrol etme çabalarını sürdürmek için Hanns Kerrl'i Kilise İşleri Bakanı olarak atadı. 1936'da bir İtiraz Kilisesi elçisi, Hitler'i dini zulüm ve insan hakları ihlallerine karşı protesto etti. Yüzlerce papaz tutuklandı. Kilise dirence devam etti ve 1937 başlarında Hitler Protestan kiliseleri birleştirme düşüncesini terk etti. İtiraf Kilisesi 1 Temmuz 1937'de yasaklandı. Niemöller önce Sachsenhausen toplama kampında ve sonra Dachau'da tutuklandı ve hapsedildi. Teolojik üniversiteler kapatıldı ve daha fazla papaz ve teolog tutuklandı.

Kiliselere zulüm ve kiliseler

NazilerAlmanya'daki Katolik Kilisesi'ne karşı zulmü artırdılar. Hitler, siyasi Katolikliği ortadan kaldırmak için hareket etti ve Katolik hükümdarlığı olan Bavyera Halk Partisi ve Katolik Merkezi Partisi'ni bir araya getirdi. Katolik Merkezi Partisi, diğer Nazi dışı partilerle birlikte Temmuz ayına kadar varlığını yitirdi. Vatikan ile Reichskonkordat (Reich Concordat) antlaşması, Almanya'daki kilisenin  tacizine rağmen 1933'te imzalandı. Antlaşma, rejimin Katolik kurumlarının bağımsızlığını onurlandırmasını ve din adamlarının siyasete karışmasını engelledi. Hitler düzenli olarak Concordat'ı göz ardı ederek tamamen dindar olmayan tüm Katolik kurumları kapattı. Rahibeler, liderler,  tutuklandı. Kaçak para toplama, ahlaka aykırı olarak görüldü. 1934'te Uzun Bıçak Gecesi suikastlarında  yüksek profilli Katolik liderler hedef alındı. Çoğu katolik gençlik grupları kendilerini dağıtmayı reddetti. Hitler Gençlik lideri Baldur von Schirach üyelerini sokaklarda Katolik çocuklara saldırmaya teşvik etti. Propaganda kampanyaları, kilisenin yozlaşmış olduğunu ve halk toplantılarına kısıtlamalar getirildiğini ve Katolik yayınların sansürle karşı karşıya kaldıklarını iddia etti. Katolik okullarında dini talimatları azaltıldı ve devlet binalarından haçlar kaldırıldı.

Papa Pius XI'in ,1937 Pazarında "Mit brennender Sorge"okuması için Almanya'ya kaçak sokuldu ve bu bildiri  kürsülerden okundu. Rejimin kiliseye karşı sistematik düşmanlığını kınadı. Buna karşılık, Goebbels rejimin Katoliklere karşı uyguladığı baskı ve propagandayı sürdürdü. Dini okullara kayıtlar hızla düşüş gösterdi ve 1939'da bu okullar dağıldı ya da kamusal tesislere dönüştürüldü. 22 Mart 1942 tarihinde Katolik piskoposlar tarafından  "Hiristiyanlığa Karşı Mücadele ve Kilise" adlı  kilise bildirgesi yazıldı. Katolik papazların yaklaşık yüzde 30'u Nazi döneminde polis tarafından göz altına alındı. Din adamlarının faaliyetleri hakkında geniş bir güvenlik ağı kuruldu , rahipler sık ​​sık kınandı, tutuklandı ve toplama kamplarına gönderildi. Bunların çoğu Dachau'daki özel din adamları kamplarına gönderildi. 1939'da  Polonya bölgelerinde Naziler, Katolik Kilisesi için acımasız bastırma ve sistematik işkenceler başlattılar.

Nazi döneminde sağlık

Nazi döneminde sağlık ve sorunları

1939'da Franz H. Müller'in öncü araştırması, tütün kullanımı ile akciğer kanseri arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Reich Sağlık Bürosu, sigarayı sınırlamaya çalışmak için dersler ve broşürler de dahil olmak üzere tedbirler aldı. Nazi Almanyası güçlü şekilde tütünün zararlarını yönelik reklamlar yaptı. Sigara birçok iş yerinde, trenlerde ve ordu da  yasaklanmıştı. Devlet kurumları ayrıca asbest ve böcek ilacı gibi diğer kanserojen maddelerini de kontrol etmeye  çalıştı. Genel halk sağlığı kampanyasının bir parçası olarak su kanalları temizlendi. Tüketici ürünlerinde bulunan kurşun ve cıva çıkarıldı. Kadınlar meme kanseri tehlikesi için düzenli taramalardan geçirildi .

Nazi döneminde sağlık

Devlet tarafından işletilen sağlık sigortası  mevcuttu, ancak Yahudilerin sigortası 1933'den itibaren reddedildi. Aynı yıl, Yahudi doktorların devletten sigortalanmış hastaları tedavi etmeleri yasaklandı. 1937'de Yahudi doktorların Yahudi olmayan hastaları tedavi etmeleri yasaklandı ve 1938'de doktorluk hakları tamamen kaldırıldı.

Toplama kampların da 1941'den başlayarak mahkûmlar üzerinde sahte tıbbi deneyler gerçekleştirildi. Tıbbi deneyler yapan en meşhur doktor Auschwitz'deki kamp doktoru SS-Hauptsturmführer Dr Josef Mengele idi. Kurbanlarından birçoğu öldü ya da kasıtlı olarak öldürüldü. Kamp mahkumları uyuşturucu testi ve diğer deneyler için ilaç firmaları tarafından denek olarak kullanıldı.

Nazi Almanyası'nda kadınların rolü ve aile

Nazi Almanyası'nda kadınların rolü ve aile

Kadınlar, Nazilerin politikasının temel taşıydı. Naziler, feminist hareketin Yahudi entelektüeller tarafından oluşturulduğunu iddia ettiler. Almanlar kadının yerinin  kocası, ailesi, çocukları ve evi olduğunu belirterek bir ataerkil toplum önerdiler. Bu güç yakalandıktan kısa bir süre sonra, feminist gruplar kapatıldı ya da Ulusal Sosyalist Kadınlar birliğine dahil edildi. Bu örgüt, annelik ve ev faaliyetlerini teşvik etmek için ülke çapındaki kadınları  koordine etti. Çocuk yetiştirme, dikiş dikme ve pişirme konularında dersler verildi. Nazi Almanyası'nda NSDAP onaylı tek kadın dergisi olan NS-Frauen-Warte'yi yayınladı. Bazı propaganda yönlerine rağmen, ağırlıklı olarak sıradan bir kadın dergisi idi.

Nazi Almanyasında kadınlar ve aile ile perişanlık

Kadınlar iş kesiminden ayrılmaya teşvik edildi ve ırk açısından uygun kadınlar tarafından büyük ailelerin oluşturulması kampanya yoluyla anlatıldı. Dört çocuk doğuran kadınlar için Ehrenkreuz der Deutschen Mutter (Alman Anasının Şeref Haçı) olarak bilinen bronz bir ödül verildi. Altın ve gümüş ödül ise sekiz ya da daha fazla çocuk doğuranlara verildi. Büyük ailelerin, su, elektrik ve ısınma gibi temel ihtiyaçları, okul ücretlerin ve mutfak masrafları için yardımlar yapıldı. Alınan tedbirler doğum oranında artışa neden olsa da, dört ya da daha fazla çocuğu olan ailelerin sayısı yüzde 19,5 kaldı .1935 yılına gelindiğinde bu oran daha da azaldı. Kadınların iş gücünden çıkarılması sonucu erkekler beklenen bir etkiye sahip olamadılar. Kadınlar çoğunlukla hizmetçilik, dokumacılık, ve yiyecek içecek endüstrilerinde (erkekler için ilgi çekmeyen işler) çalışıyordu. Nazi felsefesi, savaşa başlamasıyla birlikte çok sayıda kadının  cephane fabrikalarında çalışmak üzere işe alınmalarına karşıydı. Bu nedenle yabancı işçiler getirildi. Savaşın başlamasından sonra köle işçiler yaygın bir şekilde kullanıldı. Ocak 1943'te Hitler elli yaşın altındaki tüm kadınların savaşa yardımcı olmasını istedi. Görevli olduklarını belirten rapor vermelerini isteyen bir kararname imzaladı. Bundan sonra kadınlar tarım ve sanayi işlerine yönlendirildi. Eylül 1944'e gelindiğinde, 14.9 milyon kadın cephane üretiminde çalışıyordu.

Nazi Almanyasında kadınların rolü, aile ve çekilen sıkıntılı anlar

Nazi rejimi, kadınları yüksek eğitim yapmalarından caydırıyordu. Nazi liderleri kadınlar hakkında muhafazakar görüşler önermiş ve rasyonel ve kuramsal çalışmaların, bir kadının doğasına ve içgüdüsüne  yabancı olduğu fikrini yayımlamışlardı. Akademisyenlerin ve kariyer yapanların annelikten başka alanlara yönlendiği suçlaması yapılıyordu. Nisan 1933'te  üniversiteye kabul edilen kadınların sayısı erkek katılımcıların sayısının  yüzde on'u ile sınırlandırıldı.Bu nedenle, üniversitelere kaydolan kadın sayısında önemli ölçüde azalma oldu. Ortaöğretim çağındaki kadınların okula kaydı 1926'da 437.000'kişi iken, 1937'de bu oran 205.000'e düştü. Ortaokul sonrası okullara kayıtlı kadın sayısı 1933'de 128.000'den 1938'de 51.000'e düştü. Ancak, erkeklerin savaşa alınmasından sonra, kadınlar 1944'e kadar ikinci öğretim sistemindeki kayıtların yarısını oluşturdular.

Nazi Almanya'sında kültür ve askeri yaşam

Kadınların güçlü, sağlıklı ve canlı olması bekleniyordu. Arazide çalışan, güçlü olan ve çocuk sahibi olanlar sağlam köylü kadınlar ideal tip kabul edildi. Atletik kadınlar dışarıda çalışmaktan dolayı övüldü. Nazi değerlerinin telaffuz edilmesi için örgütler kuruldu. 25 Mart 1939 tarihinden itibaren on yaşın üzerindeki tüm çocukların, Hitler Gençliğine üye olunması zorunlu hale geldi. Hitler Gençliğinin Jungmädelbund (Genç Kız Ligi) bölümü, 10-14 yaşlarındaki kızlar için ve Bund Deutscher Mädel (BDM; Alman Kız Ligi), 14-18 yaşlarındaki genç kadınlar için idi. BDM'nin faaliyetleri, beden eğitimi, koşu, uzun atlama, takla atma, kısa yürüyüş,  ve yüzme gibi etkinliklerdi.

Nazi Almanya'sında kadınlar aile ve yaşam mekanı evler

Nazi rejimi, cinsel konularda liberal davranış kuralları geliştirdi ve evlilik dışı çocuk sahibi kadınlara sempati duyuyordu. Savaş ilerledikçe, evli olmayan askerler birkaç kadınla sıklıkla birlikte olmaya başladı. Askerler, siviller ya da köle işçilerle birliktelik kuran evli kadınlar için de durum aynıydı. Cinsiyet bazen, yabancı bir işçiden daha iyi çalışması ve iş bulması için bir emtia olarak kullanıldı. Ayrıca broşür dağıtılarak, Alman kadınlarının yabancı işçilerle cinsel ilişkilerden kaçınmalarını ,bunun ari ırk için önemli olduğunu vurguladılar.

Hitler'in onayı ile Himmler, Nazi rejiminin yeni topluluğunun, özellikle ırksal saflık için SS üyesi ülkelerindeki çocukların gayri meşru doğumlarını damgalaması gerektiğini belirtti. Her SS ailenin dört ila altı çocuğu olmasını istiyordu. Himmler tarafından 1935 yılında kurulan Lebensborn (Yaşam Çeşmesi) dernekleri, gebelikleri sırasında annelerin konaklayabileceği bir dizi analık evi oluşturdu. Her iki ebeveyn de kabul edilmeden önce ırk uyumu açısından incelendi. Ortaya çıkan çocuklar sıklıkla SS ailelerine kabul edildi. Evler ayrıca SS ve NSDAP üyelerinin eşleri tarafından kullanılabilir hale getirildi ve üyeler mevcut noktaların yarısını hızla doldurdu.

Tıbbi nedenlerden ötürü kürtajı yasaklayan mevcut yasalar Nazi rejimi tarafından sıkı sıkıya uygulanmıştır. Kürtaj sayısı, 1930'ların başında yılda 35.000'den on yılın sonunda yılda 2.000'e düştü. 1935'te öjenik nedenlerden dolayı kürtaja izin veren bir kanun kabul edildi.

Nazi Almanya'sında hayvan hakları

Nazi Almanyası'nda hayvan hakları

Nazi toplumu hayvan haklarını destekliyor, insanlar hayvanat bahçelerine gidiyor ve yaban hayatını koruyordu. Hükümet, hayvanların ve çevrenin korunmasını sağlamak için çeşitli önlemler aldı. 1933'te Naziler, tıbbi araştırmalar dışında izin verilen hayvanları korumak için sıkı bir hayvan koruma yasası çıkardı. Ancak yasalar gevşek takip edildi. Vivisection yasağına rağmen, İçişleri Bakanlığı hayvan deneyleri için izinler verdi.

Göring bünyesindeki Reich Ormancılık Ofisi, ormancılar için uygun yaşam alanını sağlamak ve çok çeşitli ağaç dikerek bu konuda düzenlemeler yürürlüğe koydu. Yeni bir Reich Hayvan Koruma Yasası 1933 yılında kanun haline geldi. Rejim, doğal manzarayı aşırı ekonomik kalkınmadan korumak için 1935 yılında Reich Doğa Koruma Yasasını yürürlüğe koydu. Özel mülk arazilerinin kamulaştırarak, kamulaştırılmasına izin verilen alanları uzun döneme yayarak ve planlama yaparak korunmuş ve desteklemiştir. Hava kirliliğini azaltmak için çabalar gösterildi, ancak savaş başladığında mevcut mevzuatın az uygulanması buna engel oldu.

Nazi Almanyası'nda kültür

Nazi Almanya'sında kültürve yaşam

Rejim, bir Alman etnik topluluğu Volksgemeinschaft düşüncesini destekledi. Hedef, ari olmayan ırka savaş, ülkeleri kuşatmaya hazırlama ihtiyacı ve Marksizm'e karşı mücadele temelinde sınıfsız bir toplum kurmaktı. Alman İşçi Cephesi, 1933 yılında Kraft durch Freude (KdF; Güç ile Zevk) organizasyonunu kurdu. Daha önce özel olarak işletilen on binlerce eğlence kulübünün kontrolünü ele geçirmenin yanı sıra,  bayramlar ve geziler, tatil yerleri gibi eğlence yerleri sundu ve konserler düzenledi.

Reichskulturkammer (Reich Kültür Odası), Eylül 1933'te Propaganda Bakanlığı'nın kontrolü altında yapıldı. Alt odalar, filmler, radyo, gazeteler, güzel sanatlar, müzik, tiyatro gibi kültürel hayatın çeşitli yönlerini kontrol etmek üzere kuruldu. Bu mesleklerin tüm üyeleri kendi organizasyonlarına katılmakla yükümlü oldular. Sanayide siyasi olarak güvenilmez kabul edilen Yahudilerin ve insanların sanatsal  çalışmaları engellendi ve birçoğu göç etti. Kitaplar ve senaryolar yayınlanmadan önce Propaganda Bakanlığı tarafından onaylanmak zorundaydı. Rejim, kültürel satışları yalnızca propaganda medyası olarak kullanmaya çalışırken, standartları ve düzeni bozdu.

1930'lu yıllarda Radyo Almanya'da çok popüler hale geldi ve hane halkının yüzde 70'inden fazlası 1939'da bir alıcıya sahipti. Bu oran diğer ülkelerden daha fazlaydı. Radyo istasyonu personelinden solcular ve diğer muhalif guruplar Temmuz 1933'te istenmeyerek tasfiye edildi. Radyo propaganda ve konuşmalar için iktidarın en önemli gücü oldu. Zaman geçtikçe Goebbels, daha fazla müziğin çalınması için ısrar etti, böylece insanlar eğlence için  yabancı yayıncılara yönelmeyecekti.

Nazi döneminde aile ve yaşam

Diğer medyada olduğu gibi, gazeteler de Devlet tarafından kontrol edildi, Reich Basın Odası kapatıldı, gazete ve yayın evleri satın alındı. 1939'da gazetelerin ve dergilerin üçte ikisi doğrudan Propaganda Bakanlığı'na aitti. NSDAP günlük gazetesi, Völkischer Beobachter (Etnik Gözlemci), Nordic(iskandinav) üstünlüğünü savunan ırkçı teorileri içeren Yirminci Yüzyılın Efsanesi kitabının yazarı Alfred Rosenberg tarafından yönetildi. Goebbels bu servisleri kontrol etti ve Almanya'daki tüm gazetelerin içeriğinin yalnızca rejime uygun olması konusunda ısrar etti. Propaganda bakanlığı her hafta, hangi haberlerin ne şekilde yayınlanması ve hangi açıdan kullanılması gerektiğine dair iki düzine yönetmelik yayınladı. Gazeteye verdiği direktifleri çok yakından takip etti. Gazetenin kalitesinin düşmesi, kısmen de radyo haberlerinin artması nedeniyle gazete satışları düştü.

Kitap yazarları ülkeyi kitleler halinde terk etti. Sürgünde olanlar rejimi son derece eleştiren makaleler yazdı. Goebbels, geriye kalan yazarların, Alman efsaneleri, kan bağı, üstün ırk, ve toprak kavramı gibi kitaplara yönelmelerini önerdi. 1933 yılı sonunda, Yahudi yazarlar ile onların çıkardığı Yahudi karakterler Nazi rejimi tarafından yasaklandı.

Kiliselere zulüm

Hitler, mimariye kişisel bir ilgi gösterdi ve devlet mimarları Paul Troost ve Albert Speer ile roman mimarisine dayanan neoklasik bir tarzda kamu binaları yapmak için onunla  çalıştı. Speer, Nuremberg'deki Nazi partisi miting alanı ve Berlin'de yeni bir Reich Şansölyesi binası gibi heybetli yapılar inşa etti. Hitler'in Berlin'i yeniden inşa etme planları, Roma'daki Panteon'u temel alan dev bir kubbe ve Paris'te Arc de Triomphe'un iki katından fazla bir zafer kemeri içermekteydi. Bu yapıların hiçbiri inşa edilmedi.

Hitler soyut, Dadaist, ekspresyonist ve çağdaş sanatın çökmüş olduğunu düşünüyordu. Birçok sanat müzesi yöneticisi görevlerini 1933'te kaybetti ve yerini parti üyeleri aldı. Müzelerde yaklaşık 6.500 modern eser çıkarıldı ve yerine Nazi jüri tarafından seçilen eserler yer aldı. Reddedilen parçaların sergileri 1935'te on altı farklı şehirde gösterildi. Goebbels tarafından organize edilen Degenerate Art Sergisi, Temmuz'dan Kasım 1937'ye kadar Münih'te devam etti. Serginin çılgınca popüler olduğu iki milyondan fazla ziyaretçinin izlemesiyle kanıtlandı.

Besteci Richard Strauss, Kasım 1933'te kurulan Reichsmusikkammer (Reich Müzik Odası) başkanlığına atandı. Naziler, diğer sanat biçimlerinde olduğu gibi, ırk açısından kabul edilebilir sayılmayan çok modern veya atonal müziği ve müzisyenleri dışlamıştı.Caz müziği özellikle uygunsuz olarak nitelendirildi ve bu türe ait yabancı müzisyenler ülkeden ayrıldı ya da kovuldu. Hitler, Richard Wagner'in müziğini, özellikle de Alman mitlerine ve kahraman hikayelerine dayanan parçaları tercih etti ve her yıl 1933'den itibaren Bayreuth Festivali'ne  katıldı.

Nazi Almanya'sı sonrası hesap verme

1930'larda ve 1940'larda bu filmler Almanya'da popüler oldu. 1942, 1943 ve 1944'de bir milyardan fazla insan filmleri izledi. 1934'de, döviz ihracını kısıtlayan Alman yönetmelikleri, Amerikalı film yapımcılarının kazançlarını Amerika'ya geri götürmesini imkansız hale getirdi. Büyük film stüdyoları Alman şubelerini kapattı. Antisemitik içeriklerinin ağırlıklı olarak diğer ülkelerde gösterilmesini imkansız kılarak, Alman filmlerinin ihracatı hızla düştü. En büyük iki film şirketi olan Universum Film AG ve Tobis, 1939'da Alman filmlerinin çoğunu üreten Propaganda Bakanlığı tarafından satın alındı. Yapımlar her zaman  propagandacı, siyasi bir alt metin vardı ve temalar ve içerikle ilgili parti çizgileri izleniyordu. Komut veren dizileri önceden sansürlenerek yayınlandı.

1934 Nürnberg Rallisini belgeleyen Leni Riefenstahl'ın Will Zaferi 1935 ve 1936 Yaz Olimpiyatlarını kapsayan Olympia ,1938 ve  daha sonraki filmler kamera hareketi ve düzenleme tekniklerine öncülük etti. Telefoto lensler ve izler üzerine monte edilmiş kameralar gibi yeni teknikler kullanıldı. Her iki film de ilgi çekmeye devam ediyordu. Onların estetik üstünlüğü Ulusal Sosyalist ideallerin propagandasının ayrılamaz bir parçasıydı.

Adolf Hitler ve Novinaj

Nazi Almanyası sonrası

Müttefikler, Kasım 1945 - Ekim 1946 yılları arasında Nazi'lerin önde gelen 23 üst yetkilisinin katıldığı Nuremberg davaları ile başlayan savaş suçları mahkemelerini organize etti. Savaşa ilişkin suçları dört ana başlıkta topladılar.Bunlar:  

1-Uluslararası kanunlara aykırı olarak suç işleme, 

2-Barışa karşı suçlar, 

3-Savaş suçları  

Nazi Almanya'sı sonrası zafer kazanan müttefik askerler

4-İnsanlığa karşı suçlar olmak üzere ;

Davalıların üçü hariç hepsi suçlu bulundu; On iki kişi cezaya çarptırıldı. Galip Müttefikler, NSDAP ve onun yan kuruluşlarını yasakladı. Nazi simgelerinin (bayraklar, gamalı haç ve nazi selamı) sergilenmesi veya kullanılması Almanya ve Avusturya'da yasa dışı sayıldı. Bu kısıtlamaların çeşitli ülkelerde de uygulanması kararlaştırıldı. 

Nazi Almanya'sı sonrası olanlar

Nazi ideolojisi ve rejimin yaptığı eylemler  evrensel olarak ahlaksız olarak kabul edilmiştir. Hitler, Nazizm ve Soykırım modern dünyada kötülüğün sembolü haline geldi. Medyada ve akademik dünyada Nazi Almanyası'na olan ilgi, araştırma hala devam ediyor. Tarihçi Sir Richard J. Evans,  "dönem neredeyse tüm dünya tarafından kınanmakta, çünkü bu katil ırkçı rejim insanlığın tamamına bir uyarı olarak gözükmektedir" demiştir.

Nazi dönemi, Almanların kendilerini ve ülkelerini nasıl gördüklerini bize anlatmaya devam ediyor. Neredeyse her aile savaş sırasında kayıplara uğradı ve anlatacak bir hikayesi oldu. Almanlar uzun yıllar boyunca, savaş suçlarıyla yaşamaya devam etti ve yaşadıklarını sessizce yutarak toplumsal bir suçluluk hissetti. Nazi Almanyası ,1970'li yıllardan başlayarak  ailelerin yaşadıklarını araştırmaya başladı. Bu yaşananlar okul müfredatına sokuldu. Çağın incelenmesi ve hataların araştırılması bugünün Almanya'sında antisemitizm ve Neo-Nazi düşüncesini yargılayan güçlü bir demokrasinin gelişimine yol açtı

Nazi Almanyası Resimleri