19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Müdahil Olmama

İçindekiler
  1. Müdahil olmamak ne demek?
  2. Müdahil olmama politikasının tarihçesi
  3. Müdahil olmayan ülkeler
  4. Müdahil olmamada azalma

Müdahil olmamak ne demek?

Müdahaleci olmayan ya da müdahale etmeyen bir dış politika, siyasi yöneticilerin doğrudan savunma ile ilgili olmadığı sürece, diğer uluslarla ittifaklara girmekten kaçınmaları gerektiğini, ancak  yine de diplomasiyi korumaları ve tüm savaşlardan kaçınmaları gerektiğini anlatan bir ifadedir. Orijinal ve daha resmi bir tanımlama, müdahaleci olmayan bir dış politikanın "bir devletin rızası olmaksızın başka bir devletin veya devletlerin o devletin dış işlerine veya rızası olsun veya olmasın o devletin iç işlerine müdahalesinin" bulunmamasıyla karakterize edilen bir politika olduğudur.

Bu, bir devletin bir başka devletin iç siyasetine, devlet egemenliğine ve kendi kaderini tayin etme ilkelerine müdahale etmemesi gerektiği gerekçesine dayanmaktadır. Benzer bir ifade "stratejik bağımsızlık" tır.

Müdahil olmamayı destekleyenlere ilişkin tarihsel örnekler, Avrupa savaşlarına müdahale etmemeyi tercih eden ABD Başkanı George Washington ve Thomas Jefferson'dur. Diğer savunucular arasında ABD Senatörü Robert A. Taft ve eski Birleşik Devletler Temsilcisi Ron Paul yer almaktadır.

Müdahil olmama, sık sık soyutlama politikasıyla karıştırılır, ancak ondan farklıdır. Soyutlama politikası yanlıları, ekonomik ulusçuluğun (yerli ekonomiyi koruma yöntemi olarak da adlandırılır) ve göçün azaltılmasının savunuculuğunu yapmaları ile müdahil olmama yanlılarından ayrılırlar. Müdahil olmama, yanlızca hükümet içindeki bir politikadır ve bu nedenle kuruluşlar tarafından yapılan sivil toplum müdahalesini dışında tutmaz.

Müdahil olmama politikasının tarihçesi

Müdahil olmama normu, uluslararası ilişkilerin çoğunluğuna egemen olmuştur ve bunun, ABD'nin I. ve II. Dünya Savaşları'na başlangıçta müdahale etmemesinin ve liberal güçlerin, Almanya ve İtalya'nın müdahalesine rağmen, İspanya İç Savaşı'na müdahale etmemesinin başlıca nedenlerinden biri olduğu görülebilir. Daha sonra bu norm, İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan barışı destekleyen temel ilkelerden biri olan müdahil olmama ilkesini belirleyen Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nün temel ilkelerinden biri olarak uluslararası hukukta kesin olarak kuruldu. 

Bununla birlikte bu durum kısa süre sonra Soğuk Savaş'ın ortaya çıkışından etkilenmiştir. Soğuk Savaş, "küresel bir sosyalist devrim"in kışkırtılmasının ya da böyle bir devrimin önlenmesinin teşvik edilmesi gibi birtakım bahanelerle gelişmekte olan ülkelerin iç siyasetine yapılan müdahalelerin sayı ve yoğunluğunu arttırmıştır. Bu tür bahanelerin kabulü ve bu müdahalelerin "uluslararası barış ve güvenlik" tehdidini önlemek için yapıldığı fikri, BM Sözleşmesinin VII. Bölümü uyarınca müdahaleye imkan verdi. Buna ek olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ABD ve SSCB'nin veto yetkisine sahip olması nedeniyle, Soğuk Savaş sırasında BM'nin bu tür müdahaleleri düzenleme yetkisi  engellendi.

Müdahil olmayan ülkeler

Yeni Zelanda

Son yıllarda, Yeni Zelanda büyük ölçüde müdahaleci olmayan bir pozisyon aldı. Birinci Körfez Savaşı'nda tıbbi destekten başka hiçbir askeri destek verilmezken, Afganistan'daki savaş için SAS (Special Air Service) birlikleri sağlanmıştı. Savaştaki geleneksel düşmanlıklar sona erdikten sonra mühendisler Irak'ta hizmet verdiler. Yeni Zelanda Pasifik Adaları'nda, Solomon Adaları'nda ve Doğu Timor'da insani müdahalelerde bulundu. Bununla birlikte bu müdahaleler, ulusun müdahale edilmeyi talep etmesi üzerine yapılan, baskıcı olmayan müdahalelerdi. Bu faaliyetler "barışı muhafaza etme" olarak bilinmektedir.

İsveç

İsveç, Napolyon Savaşları'nda İsveç'in kayıplarını takiben krala karşı oluşan tepkiden beri müdahaleci olmayan bir politika izlemiştir. Napolyon Savaşlarını takip eden 1812 darbesi, Jean Baptist Bernadotte'in 1815'de Napolyon Savaşları'nın bitiminden beri kalan müdahaleci olmayan bir politika oluşturmasına yol açmıştır.

İsviçre

İsviçre uzun süredir savunma amaçlı silahlı tarafsızlık politikasıyla tanınmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri

Aralık 2013'de Pew Araştırma Merkezi, "Amerikalıların Dünya'daki Yeri 2013" adlı en yeni anketlerinde, ulusal ankete katılanların yüzde 52'si ABD'nin kendi işini uluslararası düzeyde düşünmesi gerektiğini ve diğer ülkeleri ellerinden geldiğince kendi kendilerine yetebilmeleri için bırakması gerektiğini" söyledi. Bu, anketörlerin 1964'de sormaya başladığı bu sorunun tarihinde soruya bu şekilde cevap veren en çok sayıda kişinin olduğu anketti. Ankete katılanların sadece üçte biri on yıl önce böyle hissediyordu.

Müdahil olmamada azalma

Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana, yeni ortaya çıkan insani müdahale normları, müdahale etme normuna meydan okuyor. Bu, egemenlik devletlere haklar verirken, toplumsal sözleşme teorisine dayanan bir argüman olan devletin vatandaşlarını koruma sorumluluğunun olduğu argümanı üzerine kuruludur. Bu ideal altında devletler, vatandaşlarını korumakta başarısız olan (veya zarar verme konusunda aktif olarak yer alan) diğer devletlere müdahale ederek haklı gösterilebilirler.

Bu düşünce, 1991'de Kuzey Irak'ta Huzur Sağlama Operasyonu'nun BM tarafından onaylanmış müdahalesini haklı kılmak için Kürtleri korumak ve Somali'de 1992'den 1995'e kadar UNOSOM I (I. Birleşmiş Milletler Somali Harekatı) ve UNOSOM II (II. Birleşmiş Milletler Somali Harekatı) devlet iktidarı yokluğunda korumak için kullanılmıştır. Bununla birlikte, Mogadişu'da 1993'deki "Kara Şahin Düştü" olayından sonra ABD, Ruanda veya Haiti'ye müdahale etmeyi reddetti. Bununla birlikte, Rusya ve Çin'in güçlü muhalefetine rağmen, koruma sorumluluğu fikri tekrar NATO'nun 1999'da Kosova'ya müdahalesini ve 2011'de Libya'ya yapılacak askeri müdahaleyi haklı kılmak için kullanıldı.

İnsani müdahalenin bu yeni normu, evrensel olarak kabul görmemektedir ve çoğunlukla halen gelişmekte olan gibi görülmektedir. BM tarafından onaylanan tüm davalarda, argümanlar VII. Bölüm olan uluslararası barış ve güvenlik tehditlerinde de yer aldı. Yeni ortaya çıkan bu normun, devletlerin bir müdahale etme görevi yaratmaları yerine, yalnızca hareket etmek isterlerse eylemlerini haklı kılmak için kullanıldığı ileri sürülmüştür.