19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Kavimler Göçü

İçindekiler
  1. Kavimler Göçü nedir?
  2. Kavimler Göçü tarihi
  3. İklimsel faktörler
  4. Kavimler Göçü hakkında tartışmalar
  5. Medyada Kavimler Göçü

Kavimler Göçü nedir?

Kavimler Göçü Dönemi, Milattan Sonra ilk milenyumun ortasında Avrupa'da ya da Avrupa'ya yayılmış yaygın bir göç sürecidir. Ayrıca, Völkerwanderung (Almanca-Kavimler Göçü) ve Roma ve Güney Avrupa perspektifine göre Barbarian Invasions (Barbar İstilası) da denir. Göçlerin çoğu Germen, Slav ve diğer halkların, istilalar veya savaşların kimi zaman yapıldığı kimi zaman yapılmadığı, Roma İmparatorluğu topraklarındaki hareketiydi.

Göçmenler 10.000 ile 20.000 kişilik savaş birliklerinden ya da kabilelerden oluşuyordu. Ancak 100 yıllık bir süreçte, Roma İmparatorluğu'nun dönemdeki 39,9 milyonluk nüfusuna kıyasla, toplamda yaklaşık 750.000 nüfusa sahiptiler. Göç, Roma İmparatorluğu zamanında yaygın olsa da, söz konusu dönem 19. yüzyılda, MS 5. ve 8. yüzyılları arasına tarihlendi. İlk göçler, Gotlar (Vizigotlar ve Ostrogotlar dahil), Vandallar, Anglo-Saksonlar, Lombardlar, Sueviler, Frisiiler, Jütler, Burgonyalılar, Alamanlar, Sciriiler ve Frankların, Hunlar, Avarlar, Slavlar ve Bulgarlar tarafından batı yönüne itilmesiyle yapıldı.

Daha sonraki istilaların (Viking, Norman, Macar, Mağrib, Türk ve Moğol gibi) da önemli etkileri oldu (özellikle Kuzey Afrika'da, İber Yarımadası'nda, Anadolu'da ve Doğu ve Orta Avrupa'da). Ancak bunlar, Göç Döneminin kapsamı dışındadırlar.

Kavimler Göçü tarihi

Germen kabilelerinin kökenleri

Germen halkı MÖ 1000 yılından sonra, güney İskandinavya ve Almanya'dan Elbe ile Oder arasındaki komşu topraklara göç etti. İlk göç dalgası, batıya ve güneye doğru ilerledi. MÖ 200 yılındaki ilerleyiş Keltler'i, batıya doğru Ren'e kadar itti. Dalga daha sonra, MÖ 100 yıllarında Galya ve Cisalpine Galya'sı Roma vilayetlerine kadar, güneydeki Almanya'ya hareket ettiler ve burada Gaius Marius ve Julius Caesar (Jül Sezar) tarafından durduruldular. Roma tarihçisi Tacitus (MS 56-117) ve Julius Caesar (MÖ 100-44) tarafından tanımlanan, halk bu batı grubudur. Germen kabilelerinin başka bir göç dalgası, MÖ 600 ve 300 yılları arasında, İskandinavya'dan doğuya ve güneye doğru, Baltık Denizi'nin karşı kıyılarındaki Karpatlar'ın yakınında olan Vistül'e doğru hareket etti. Tacitus döneminde Tencteriler, Cherusciler, Hermunduriler ve Chattiler gibi az bilinen kabileler vardı. Bununla birlikte, bir federasyon ve evlilik dönemi sonucunda Alamanlar, Franklar, Saksonlar, Frizler ve Thuringianlar olarak bilinen kabileleri oluştu.

Kavimler Göçü başlangıcı

Barbar İstilaları, iki aşamaya ayrılabilir. MS 300 ve 500 yılları arasında gerçekleşen ilk evre, Yunan ve Latin tarihçileri tarafından kısmen belgelenmiştir, ancak dönemini arkeolojik olarak doğrulamak güçtür. Bu evre Germen halklarının, daha sonra Batı Roma İmparatorluğu olarak bilenecek bölgelerin kontrolünü elinde bulundurduğu dönemdir. Tervingiler, 376 yılında (Hunlarla çarpıştıktan sonra) Roma topraklarına girdi. Bundan bir süre sonra Marcianopolis'te Lupicinus'la yapılan görüşmeler sırasında, Fritigern'e (Tervingiler'in lideri) refakat eden kişi öldürüldü. Tervingiler isyan etti ve Tervingi'den veya çoğunlukla Gotik gruplardan oluşan birliklerden türetilen bir grup olan Vizigotlar, Galya'ya ve bundan 50 yıl sonra İberya'ya yerleşmeden önce 410 yılında İtalya'yı işgal etti ve Roma'yı yağmaladı. Vizigotlar, yerleştikleri yerlerde 250 yıl sürecek bir krallık kurdu. Vizigotları önce, Romulus Augustulus'u MS 4 Eylül 476'da tahttan indiren Odoacer yönetimindeki Herulian, Rugii ve Scirii savaşçılarından oluşan birlikler ve daha sonra İtalya'ya yerleşen Büyük Theodoric liderliğindeki Ostrogotlar izledi. Galya'da ise Franklar (3. yüzyıldan beri liderleri Roma'ya hâkim olan batı Germen kabilelerin birleşimi), beşinci yüzyıl boyunca yavaş yavaş Roma topraklarına girdi ve 486 yılında Childeric ve oğlu Clovis'in yönetimindeki birleşik güçlerin Syagrius üzerindeki baskın zaferlerinden sonra, Kuzey Roma Galya'sının yönetimini ele geçirdi. Alamanlar, Burgundiler ve Vizigotlar'ın üstesinden gelen Frank krallığı, günümüz Fransa ve Almanya'nın çekirdeği haline geldi. İngiltere'nin ilk Anglosakson yerleşimi, İngiltere'nin Roma kontrolünün sona erdiği beşinci yüzyılda gerçekleşti. Burgundiler, 5. yüzyılda Kuzey Batı İtalya, İsviçre ve Doğu Fransa'ya yerleşti.

Kavimler Göçü devamı

İkinci aşama, 500 ile 700 yılları arasında gerçekleşti. Bu dönemde Slav kabileler, Orta ve Doğu Avrupa'da (özellikle doğu Cermanya'da) yerleşti ve burayı yavaş yavaş Slavlaştırdı. Ayrıca, Avarlar gibi Türk kabileleri de bu aşamada yer aldı. 567 yılında Avarlar ve Lombardlar, Gepid Krallığı'nın çoğunu yok etti. Bir Germen halkı olan Lombardlar, 6. yüzyılda Herulian, Suevi, Gepid, Thuringian, Bulgar, Sarmat ve Sakson müttefikleri ile İtalya'ya yerleşti. Daha sonra Lombardlar'ı, İtalya'nın çoğunu fetheden ve yöneten Bavyeralılar ve Franklar izledi. Başlangıçta Orta Asya'dan göçebe bir grup olan Bulgarlar, 2. yüzyıldan beri Kafkasya'nın kuzeyindeki Pontus bozkırında yaşıyorlardı ancak daha sonra Hazarlar tarafından itilen çoğunluk, 7. yüzyılda Tuna bölgesinden batıya geçip Bizans topraklarını egemenliği altına aldı.

Bizans-Arap Savaşları sırasında Arap orduları, 7. ve 8. yüzyıllarda Küçük Asya üzerinden Güneydoğu Avrupa'ya saldırdı, ancak Bizans ve Bulgarlar'ın ortak kuvvetlerince İstanbul kuşatmasında (717-718) yenildiler. Hazar–Arap Savaşları sırasında Hazarlar, Arapların Kafkasya'dan (7. ve 8. yüzyıllarda) Avrupa'ya yayılmasını engelledi. Aynı zamanda Morolar (Moritanya ülkesindeki Harratin Moroları gibi Afrikalı kabilelerden oluşan bir grup, Araplar ve Berberiler dahil) durdurulmadan önce, Avrupa'yı Cebelitarık üzerinden (711 yılında Vizigotik Krallığından İber Yarımadası'nı alarak) istila etti. Bu savaşlar bir sonraki milenyumdaki, Hristiyanlık ve İslam arasındaki sınırları geniş ölçüde belirledi. Sonraki yüzyıllarda Müslümanlar, 902 yılında Hristiyanlardan Sicilya'yı aldılar.

895 yılı civarında Macarların, Karpat Havzası'nı fethetmesi ve 8. yüzyılın sonlarından itibaren Vikingler'in yayılması, genel olarak dönemin son büyük hareketleridir. Hristiyanlık kademeli olarak, Müslüman olmayan yeni gelenleri değiştirdi ve onları, Orta Çağ Hristiyan düzenine entegre etti.

İklimsel faktörler

Dünya çapında dönemin bir dizi tarihsel kaynakları, 535-536 yılları boyunca uzun süreli aşırı zor hava şartlarının olduğunu belirtir. Bu soğuk dönemin kanıtı, dendrokronolojide ve buz çekirdeklerinde de bulunur. Bu soğuk dönemin sonuçları tartışılmaktadır.

Kavimler Göçü hakkında tartışmalar

Barbar kimlik

Barbar kimliğinin analizi ve Barbar İstilaları sırasında nasıl oluşturulduğu ve ifade edildiği, araştırmacılar arasında tartışılmaktadır. Got tarihçisi Herwig Wolfram, Völkerwanderung ile migratio gentium eşitliği tartışmasında, Michael Schmidt'in 1778 yılı Alman tarihi kitabında eşitliği sunduğunu belirtir. Wolfram, biyolojik bir topluluk olarak genlerin öneminin, Orta Çağ'ın erken dönemlerinde bile değiştiğini ve karmaşık haldeki konular için Fransız Devrimi sırasında oluşturulan ulus kavramından türetilmeyen bir terminolojinin bulunmasının imkânsız olduğunu belirtir.

19. yüzyılda "primordialistic (ilkelci)" paradigma egemendi. Alman dil bilimci Johann Gottfried Herder gibi akademisyenler, kabileleri birbirinden bağımsız biyolojik (ırksal) varlıklar olarak gördüler ve biyolojik (ırksal) varlıklar terimini, farklı etnik grupları belirtmek için kullandılar. Herder ayrıca Volk'un (ulus), sanat, edebiyat ve dildeki çekirdek kimlikle ve ruhun kanıtıyla organik bir bütün olduğuna inanıyordu. Bu içsel özellikler, dış etkilerden, hatta fetihlerden bile etkilenmemiş olarak görüldü. Özellikle dil, etnik yapının en önemli ifadesi olarak görüldü. Aynı (veya benzer) dili paylaşan grupların ortak bir kimlik ve soya sahip oldukları savunuluyordu. Bu bir zamanlar, Pan-Germanizm ve Pan-Slavizm gibi 18. ve 19. yüzyılın siyasi hareketleri için kavramsal bir çerçeve sağlamaya yardımcı olan, ortak bir vatandan gelen ve ortak bir dil konuşan tek bir Alman, Kelt veya Slav ırkını belirten Romantik akımın idealiydi.

1960'lardan itibaren, arkeolojik ve tarihi buluntuların yeniden yorumlanması, Goffart ve Todd gibi akademisyenlerin, barbar kimliğinin yapısını açıklayan yeni modeller önermelerini sağladı. Akademisyenler, hiçbir Germenik ortak kimlik olgusunun olmadığını iddia ettiler; Kelt ve Slav grupları için de benzer bir teori önerildi.

Bir teori, ilkelci düşünce tarzının, birçok kabilenin Germani (Germenik), Keltoi (Keltik) veya Sclavenoi (Slavik) gibi etiketler altında gruplandırılarak ayrı insanlar olarak algılanmasını sağlayan Graeco-Roman kaynaklarının üstün körü yorumlanmasıyla oluştuğunu belirtmektedir. Modernistler, belirli gruplar tarafından algılanan benzersizliğin, biyolojik veya ırksal ayrımlar yerine ortak politik ve ekonomik çıkarlara dayandığını iddia ediyor.

Dilin topluluk kimliğinin yapısı ve korunmasındaki rolü geçici olabilir, çünkü büyük ölçekli dil değişiklikleri, tarihte sıkça görülür. Modernistler, "Hayali topluluklar; Geç antik dönemdeki barbar devletler, değişmeyen kan bağı akrabalığından çok sosyal yapılardır" fikrini önermektedir. Kabile birimlerinin şekillenme süreci, Sovyet uzmanı Yulian Bromley tarafından türetilen "etnogenez" terimiyle adlandırıldı. Herrwig Wolfram, Walter Pohl ve Patrick Geary gibi Orta Çağ uzmanlarını etkileyen bu fikir, Reinhard Wenskus liderliğindeki the Austrian school'la yaygınlaştı. Kabile devletlerini oluşturan teşvikin, askeri veya aristokratik bir elit grup olan Traditionskern ("geleneğin çekirdeği") olarak bilinen küçük bir halk topluluğu tarafından sağlandığı iddia edilir. Bu çekirdek grup, daha büyük birlikler oluşturmak amacıyla taraftar toplamak için akrabalık ve aborijinal ortaklık gibi birleştirici metaforlar kullanarak ve ilahi olarak onaylanmış soyları sürdürdüklerini iddia ederek bir standart oluşturdu.

"Völkerwanderung'un ortak haritası, bu gibi olayların durumunu gösterebilir, ancak kesin bilgileri vermez. Tarihin uzun dönemlerine bakıldığında, gerçekleşen konum değişiklikleri düzensizdi ... dönemdeki süreksizlikle birlikte. On yıllar ve muhtemelen yüzyıllar boyunca gelenek taşıyıcıları, başarısız oldu ve geleneğin kendisi kayboldu. Çalışmaların unutulması için yeterli zaman vardı."

Kavimler Göçüne farklı bakış açıları

Tarihçiler "barbarların", Roma sınırında ortaya çıkması hakkında çeşitli açıklamalar öne sürdüler. Bu açıklamalar hava ve bitkiler, nüfus baskısı, Akdeniz'e inme "ilkel dürtüsü" veya Gotları iten Hunların domino etkisi ki bunun sonucunda diğer Germen kabileleri de hareket etmeye zorlandı. Bütün barbar kabileler (veya uluslar), Roma vilayetlerine sızarak klasik şehirciliğe son verdiler ve yeni kırsal yerleşimi başlattılar. Genel olarak Fransız ve İtalyan akademisyenler bunu bir felaket olayı, uygarlığın yıkımı ve Avrupa'da bin yıllık bir "Karanlık Çağ'ın" başlangıcı olarak görme eğilimdeler. Buna karşın Alman ve İngiliz tarihçileri bu olayı, "yorgun, çabalayan ve çökmüş bir Akdeniz uygarlığının", "daha saldırgan, dövüşen, İskandinav uygarlığının" yerini alma çabası olan Roma/Barbar etkileşimi olarak görme eğilimindeler.

Alman ve Slav bilim adamları bu konudan bahsederken "istiladan" çok, dinamik ve "dolambaçlı Hint-Germen halkı" fikrini belirten "göç" (Almanca: Völkerwanderung, Çekçe: Stveçonca národů, İsveççe: folkvandring ve Macarca: népvándorlás) terimini kullanıyorlar.

Bilim adamı Guy Halsall barbar hareketini, Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasının bir nedeni olarak değil bir sonucu olarak görmektedir. Arkeolojik buluntular, Germen ve Slav kabilelerinin muhtemelen sadece "başka sebeplerle parçalanan bir imparatorluğun politikasına çekilmiş" çiftçiler olduğunu doğrulamıştır. Üçüncü Yüzyıl Krizi, hem Batı hem de Doğu Roma İmparatorluğu'nda önemli değişiklikler oluşturdu. Özellikle de ekonomik parçalanma, imparatorluğu bir bütün olarak tutan politik, kültürel ve ekonomik güçlerin çoğunu kaldırdı.

Roma illerindeki kırsal nüfus, başkentten uzaklaştı ve onları, Roma sınırı boyunca diğer köylülerden ayıran pek az şey kaldı. Buna ek olarak Roma, kendini savunmak için giderek daha fazla paralı asker kullandı. Bu "vahşileşme", barbarlıkla aynı değişim süreçlerini gerçekleştirdi.

Örneğin Roma İmparatorluğu, kendi sınırı boyunca barbar grupları oluşturmada hayati bir rol oynadı. İmparatorluk destekleri ve hediyelerine dayalı olan ittifakın bulunduğu barbar orduları, diğer düşmancıl barbar gruplarına karşı tampon görevi gördü. Roma iktidarının parçalanması, kendi güçlerini korumak için Roma armağanlarına bağımlı hale gelen grupları zayıflattı. Hunların gelişi, birçok grubun ekonomik sebeplerden ötürü illeri istila etmelerine yol açtı.

Eski Roma eyaletlerinin barbarca ele geçirilmesinin doğası, bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Örneğin, Akitanya'da eyalet yönetimi büyük ölçüde bağımsızdı. Halsall, yerel yöneticilerin, sadece askeri yönetimi Ostrogotlar'a "devrettiklerini" savunmaktadır. Galya'da, imparatorluk yönetiminin çöküşü anarşi ile sonuçlandı: Franklar ve Alamanlar, devam eden "güç boşluğuna" çekildi ve bu da çatışmalara neden oldu. İspanya'da, yerel aristokratlar bir süre bağımsız yönetimlerini sürdürdü ve Vandallar'a karşı kendi ordularını hazırladı. Bu arada, Roma'nın Lowland England'tan (İngiltere'nin aşağı toprakları) çekilmesi, Saksonlar ve Britonlar arasında bir liderlik çatışmasıyla sonuçlandı. Bunun sonucunda, Britonlar'ın merkezi batıya doğru geriledi. Doğu Roma İmparatorluğu, çoğunlukla yerel milislerden oluşan ve Tuna sınırlarının yeniden biçimlendirilmesine dayanan küçük bir imparatorluk ordusuna rağmen Balkan vilayetlerinin kontrolünü elinde tutmaya çalıştı. Yerel nüfusun zor koşullarını daha da kötüleştiren ve Slav savaşçıları ve aileleri tarafından kolonileşme ile sonuçlanan bu hırslı takviye çabaları başarısız oldu.

Halsall ve Noble, yerel Roma yönetiminin zayıflığını ortaya çıkaran bu tür değişikliklerin, Roma siyasi kontrolünün çöküşünden kaynaklandığını savunmaktadır. Büyük ölçekli göçler yerine yalnızca, on binlerce kişiden oluşan küçük savaşçı gruplarının askeri açıdan görevlendirilmesi vardı. Süreç, Roma tarafından yapılan aktif ve bilinçli kararları içeriyordu.

Merkezi kontrolün çökmesi, eyaletlerde Roma kimliği hissiyatını zayıflattı ve bu durum, içlerinde az sayıda barbar bulunmasına rağmen, eyaletlerin yaptıkları kültürel değişiklikleri açıklayabilir.

Sonuçta, Batı Roma İmparatorluğu'ndaki Germen gruplarının, "yerli topluluğu ele geçirmeden veya onlara saldırmadan" orada kalınmasına izin verildi. Bununla birlikte, Roma yönetiminin yapılandırılmış ve hiyerarşik (ancak zayıflatılmış versiyonu) bir formu korundu.

İronik olarak Romalılar, bu tür bir birleşim sonucunda eşsiz kimliklerini kaybettiler ve Latin kültürüne karıştılar. Buna karşın doğuda, Slav kabileleri, Roma vilayetlerini yağmaladıkları zamanlarda bile, ağırlıklı olarak bölgeye bağlı olan sade ve eşitlikçi kültürlerini devam ettirdiler. Örgütsel modelleri, Roma benzeri değildi ve liderleri, başarı açısından Roma'ya bağımlı değillerdi. Dolayısıyla bölgeleri üzerinde muhtemelen, Franklar, Saksonlar veya Gotlar'ın yaptıklarından daha büyük etkileri vardı.

Medyada Kavimler Göçü

İlk olarak 2006'da BBC 2'de yayınlanan 4 bölümlü TV belgesel serisi olan Terry Jones' Barbarians.

The Creative Assembly tarafından hazırlanan strateji oyunları olan Rome: Total War: Barbarian Invasion and Total War: Attila.