19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Kanser

İçindekiler
  1. Kanser nedir?
  2. Kanser tanısı
  3. Kanser belirtileri
  4. Kanserin nedenleri
  5. Kanser Patofizyolojisi
  6. Kanser tanısı
  7. Kanserlerin sınıflandırılması
  8. Kanserden korunma 
  9. Kanser taraması
  10. Kanserin tedavisi
  11. Kanserde prognoz
  12. Kanserin epidemiyolojisi
  13. Kanserin tarihçesi
  14. Kanserin toplumsal önemi
  15. Kanser araştırmaları
  16. Kanser ve gebelik
  17. Hayvanlarda kanser
  18. Kanser Resimleri

Kanser nedir?

Metastatik adenokarsinoma

Kanser, vücudun diğer bölgelerine istila veya yayılma potansiyeline sahip anormal hücre büyümesini içeren bir grup hastalıktır. Tüm tümörler kanserli değildir; iyi huylu tümörler vücudun diğer bölgelerine yayılmaz. Olası bulgular ve semptomlar arasında topaklanma, anormal kanama, uzun öksürük, açıklanamayan kilo kaybı ve bağırsak hareketlerinde değişiklik vardır. Bu belirtiler kanseri gösterebilirken, başka nedenleri de olabilir. 100'den fazla kanser çeşidi insanı etkilemektedir.

Tütün kullanımı, kansere bağlı ölümlerin yaklaşık %22'sini oluşturmaktadır. Diğer %10 ise obezite, zayıf diyet, fiziksel aktivite eksikliği ve alkol tüketiminden kaynaklanmaktadır. Diğer faktörler ise, bazı enfeksiyonları, iyonize radyasyona maruz kalmayı ve çevre kirleticilerini içerir. Gelişmekte olan ülkelerde kanserlerin yaklaşık %20'si hepatit B, hepatit C ve insan papillomavirüsü (HPV) gibi enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu faktörler, en azından kısmen, bir hücrenin genlerini değiştirerek hareket eder. Genellikle kanser gelişmeden önce bir çok genetik değişiklik gerekmektedir. Kanserlerin yaklaşık %5-10'u bir kişinin ebeveynden miras alınan genetik kusurlardan kaynaklanmaktadır. Kanser bazı belirti ve bulgularla veya tarama testleriyle tespit edilebilir. Daha sonra tipik olarak tıbbi görüntüleme ile araştırılır ve biyopsi ile teyit edilir.

Sigara içmemek, sağlıklı kilo vermek, fazla alkol tüketmemek, bol sebze, meyve ve kepekli tahıl tüketimi, bazı bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanma, çok fazla işlenmiş kırmızı et tüketmeme ve aşırı güneş ışığından kaçınma gibi davranışlarla kanser önlenebilir. Tarama yoluyla erken teşhis, servikal ve kolorektal kanser için yararlıdır. Göğüs kanserinde ise taramanın faydaları tartışmalıdır. Kanser genellikle radyasyon terapisi, ameliyat, kemoterapi ve hedefli terapi kombinasyonu ile tedavi edilir. Ağrı ve semptom yönetimi, bakımın önemli bir parçasıdır. Palyatif bakım ileri hastalığı olan insanlarda özellikle önemlidir. Yaşam şansı, kanser türüne ve tedavinin başlangıcındaki hastalığın derecesine bağlıdır. Teşhis sırasında 15 yaşın altındaki çocuklarda gelişmiş ülkelerde beş yıllık yaşam oranı ortalama %80'dir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kanser için ortalama beş yıllık yaşam oranı %66'dır.

2012'de yaklaşık 14.1 milyon yeni kanser vakası ortaya çıktı (melanoma dışındaki cilt kanseri dahil değil). Yaklaşık 8,2 milyon ölüme neden oldu. Bu, insan ölümlerinin %14,6'sını oluşturmaktadır. Erkeklerde kanserin en yaygın türleri akciğer kanseri, prostat kanseri, kolorektal kanser ve mide kanseridir. Dişilerde en yaygın olanı meme kanseri, kolorektal kanser, akciğer kanseri ve servikal kanserdir. Melanom dışındaki cilt kanseri her yıl toplam yeni kansere dahil edilirse vakaların yaklaşık %40'ından sorumlu olur. Akut lenfoblastik lösemi ve beyin tümörleri çocuklarda non-Hodgkin lenfoma daha sık  Afrika dışında meydana gelen en yaygın kanser çeşitleridir. 2012'de 15 yaşın altındaki yaklaşık 165.000 çocuğa kanser teşhisi kondu. Kanser riski yaşla birlikte önemli ölçüde artar ve birçok kanser gelişmiş ülkelerde daha sık görülür. Yaşlılıkta yaşayan insanların sayısı arttıkça ve gelişmekte olan ülkelerde yaşam tarzı değişiklikleri gerçekleştiğinde oranlar artmaktadır. Kanserin mali masrafları, 2010 yılı itibarıyla yılda 1,16 trilyon dolar olarak tahmin edilmiştir.

Kanser tanısı

Şeffaf hücreli sarkom

Kanserler, vücudun diğer bölgelerine istila veya yayılma potansiyeline sahip anormal hücre büyümesini içeren büyük bir hastalık ailesidir. Neoplazmların bir alt kümesini oluştururlar. Bir neoplazma veya tümör, düzensiz büyüme geçiren ve genellikle bir kütle veya yumruluk oluşturabilen ve dağıtılması mümkün olan bir grup hücredir. 

Tüm tümör hücreleri, altı adet kanser özelliği gösterir. Bu özellikler kötü huylu bir tümör üretmek için gereklidir. Aşağıdaki özellikleri içerirler:

  • Hücrenin büyümesi ve bölünmesi uygun sinyalleri bulunmaması
  • Büyümeyi engelleyici sinyallere karşı sürekli büyüme ve bölünme
  • Programlanmış hücre ölümünden kaçınma
  • Sınırsız sayıda hücre bölünmesi
  • Kan damarı yapımını yükseltme
  • Dokunun invazyonu ve metastaz oluşumu

Normal hücrelerden, kanseri önlemek için tespit edilebilir bir kütle oluşturabilen hücrelere ilerleme, kötü huylu kanser ilerlemesi(Malign progresyon) olarak bilinen çoklu adımları içerir.

Kanser belirtileri

Kanser belirtileri

Kanser başlayınca semptomlar görülmez. Kitleler büyüdükçe veya ülserleştiğinde belirtiler ve semptomlar ortaya çıkar. Bulgular kanserin türüne ve yerine bağlıdır. Az sayıdaki belirtiler özeldir. Çoğu zaman başka koşullara sahip kişilerde görülür. Kanser harika bir taklitçidir. Bu nedenle, kanser teşhisi konan kişilerin kanserin sebep olduğu diğer hastalık semptomlarına bağlı olarak diğer hastalıklar için tedavi görmesi yaygın bir durumdur.

İnsanlar teşhis sonrası endişeli veya depresif hale gelebilir. Kanser hastalarında intihar riski yaklaşık iki kat fazladır.

Local kanser belirtileri

Local kanser belirtileri

Lokal semptomlar, tümörün kütlesine veya ülserasyonuna bağlı olarak ortaya çıkabilir. Örneğin, akciğer kanserinden kaynaklanan kütle etkileri bronşu tıkayarak öksürük veya pnömoni oluşturabilir; Özofagus kanseri özofagusun daralmasına neden olabilir, bu da yutkunmayı zorlaştırır veya yutkunurken ağrıya sebep olur; kolorektal kanser, bağırsakta daralma veya tıkanıklıklara yol açarak bağırsak alışkanlıklarını etkiler. Göğüslerdeki veya testislerdeki kitleler gözlemlenebilir topaklar oluşturabilir. Ülserasyon, akciğerde oluşursa kan öksürmeye, Bağırsaklarda anemiye veya rektal kanamaya, Mesanede idrar içinde kan ve uterusta vajinal kanamaya sebep olabilir. İlerlemiş kanserde lokalize ağrı oluşabilirse de, ilk şişme genellikle ağrısızdır. Bazı kanserler göğüs veya karın içinde sıvı birikmesine neden olabilir.

Vücutta kanser belirtileri

Anjiosarkom tümörü

Doğrudan kanser veya metastatik etkiler dolaylı yoldan semptom oluşturur. Bunlar arasında: İstemsiz kilo kaybı, ateş, aşırı yorgunluk ve cilt değişiklikleri vardır. Hodgkin hastalığı, lösemi ve karaciğer ya da böbrek kanseri, bir kalıcı ateşe neden olabilir.

Bazı kanser çeşitleri, paraneoplastik fenomeni olarak adlandırılan belirli gruplarda sistemik semptomlara neden olabilir. Örnek olarak  timoma içinde myastenia gravis görünümü ve akciğer kanserinde çomak yapısı içermektedir

Kanserin yayılması

Kanser orijinal yerinden lokal yayılımla, lenfatik olarak bölgesel lenf nodlarına veya metastaz olarak bilinen kan yolunu kullanarak uzak bölgelere hematojen yolla yayılır. Kanser hematojen yolla yayılırsa genellikle vücudun her tarafına yayılır. Bununla birlikte, kanser ''tohumları'' belirli topraklarda ancak kanser metastazının toprak ve tohum hipotezinde varsayımlarda olduğu gibi büyür. Metastatik kanserler semptomları tümör yerleşimine bağlıdır ve büyümüş lenf düğümleri (cilt altında hissedilebilir veya bazen cilt altında görülebilir ve genellikle serttir), karaciğer büyümesi veya dalağı genişletebilir, karında hissedilebilir, ağrı ya da etkilenen kemiklerin kırılması ve nörolojik semptomlar olabilir.

Kanserin nedenleri

Kemik kanseri

Kanserlerin çoğunda olguların yaklaşık %90-95'inde çevresel faktörler etkili olmaktadır. Geriye kalan %5-10'luk kısım kalıtsal genetik kaynaklıdır. Kanser araştırmacıları tarafından kullanıldığı şekliyle çevre; genetik olarak kalıtsal olmayan, yaşam tarzı, ekonomik ve davranışsal faktörler gibi sadece kirliliği değil, herhangi bir nedeni ifade eder. Kanser ölümüne neden olan yaygın çevre faktörleri tütün (%25-30), diyet ve obezite (%30-35), enfeksiyonlar (%15-20), radyasyon (hem iyonize hem de iyonize olmayan, %10'a kadar) stres, fiziksel aktivite eksikliği ve çevre kirleticileridir.

Osteosarkom tümörü

Genellikle kansere hangi etmenin sebebiyet verdiğinin kanıtlanması mümkün değildir, çünkü çeşitli etmenlerin belirli parmak izleri yoktur. Örneğin, sigara içen bir kişi akciğer kanserine yakalanırsa muhtemelen bu durum tütün kullanımından kaynaklanır, ancak herkesin hava kirliliği veya radyasyon sonucu akciğer kanserine yakalanma şanssı azda olsa vardır, kanser bu etkenlerden dolayıda gelişebilir. Gebeliklerde ve organ bağışında nadiren kanserin iletilmesi haricinde kanser bulaşıcı bir hastalık değildir.

Kanser ve kimyasallar

Pankreas Kanseri

Belirli maddelere maruz kalma durumu belirli kanser türleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu tarz maddelere kanserojen maddeler denir.

Örneğin sigara dumanı %90 oranda akciğer kanserine neden olur. Ayrıca, gırtlakta, baş, boyun, karın, mesane, böbrek, özofagus ve pankreasta dakansere neden olur. Sigara dumanı nitrosaminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar da dahil olmak üzere elli üzerinde bilinen kanserojen maddeleri içerir.

ABD de akciğer kanserine bağlı ölümler yaklaşık 3 te 1 oranda bir grafik oluşturmaktadır. Sigara içimindeki artışlar, beraberinde dramatik bir şekilde artan akciğer kanseri ölüm oranını getirmiştir. Daha sonra, 1950'lerden beri sigara içimindeki düşüşler, beraberinde 1990'dan beri erkeklerde akciğer kanseri ölüm oranında düşüşlere yol açmıştır.

Batı Avrupa'da alkol kullanımına bağlı olarak özellikle karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri erkeklerdeki kanserlerin %10'u ve kadınlarda ki kanserlerin %3'ü oranına denk gelmektedir. İşle ilgili madde maruziyetinden kaynaklanan kanser olguların %2-20'si arasında, en az 200.000 ölüme neden olabilir. Akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi kanserler, tütün dumanı veya asbest lifleri sebebiyle olabilir. Benzene maruz kalma durumu ile lösemiye sebebiyet verebilir.

Kötü beslenme ve egzersiz

Kanserde kötü beslenme ve egzersiz etkisi

Kötü beslenme, fiziksel hareketsizlik ve obezite kanser ölümlerinin %30-35'ine kadar varan oranlarda sorumludur. Amerika Birleşik Devletleri'nde aşırı vücut ağırlığı birçok kanser türünün gelişimi ile ilişkilidir ve kanser ölümlerinin %14-20'sinde bir faktördür. İngiltere'de 5 milyondan fazla kişiyle yapılan bir araştırmada vücut kitle indeksindeki artışın en az 10 kanser türü ile ilişkili olduğu ve bu ülkede her yıl yaklaşık 12.000 vakadan sorumlu olduğu veriler dahilinde göstermiştir. Bedensel hareketsizliğin, yalnızca vücut ağırlığına etkisi değil, aynı zamanda bağışıklık sistemi ve endokrin sistemi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kanser riskine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Diyetten kaynaklanan etkinin yarısından fazlası, çok az sebze veya diğer sağlıklı gıdalar yemesinden çok aşırı beslenme (çok fazla yeme) kaynaklıdır.

Bazı spesifik gıdalar spesifik kanserlerle bağlantılıdır. Yüksek tuzlu bir diyet gastrik kansere bağlıdır. Aflatoksin B1, sıkça gıda kontaminantı olup karaciğer kanserine neden olur. Betel çerezleri oral kansere neden olabilir. Diyet uygulamalarında ulusal farklılıklar kısmen kanser insidansındaki farklılıkları açıklayabilir. Örneğin gastrik kanser, yüksek tuzlu diyet nedeniyle Japonya'da daha sık görülürken, kolon kanseri Birleşik Devletlerde daha sık görülür. Göçmen kanseri profilleri, yeni ülkelerinin çoğunu genellikle bir nesil içinde yansımaktadır.

Kanser ve enfeksiyon

Malign Melanoma

Dünya çapında kanser ölümlerinin yaklaşık %18'i bulaşıcı hastalıklarla ilgilidir. Bu oran, Afrika'da %25'ten, gelişmiş ülkelerde %10'dan az bir seviyeye kadar değişmektedir. Virüsler kansere neden olan olağan bulaşıcı ajanlardır, ancak kanser oluşumunda  bakteriler ve parazitler de rol oynayabilir.

Onkovirüslere (kansere neden olabilen virüsler), insan papillom virüsü (servikal kanser), Epstein-Barr virüsü (B-hücresi lenfoproliferatif hastalık ve nazofarengeal karsinom), Kaposi sarkomu, herpes virüsü (Kaposi sarkomu ve primer efüzyon lenfomalar), hepatit B ve hepatit C virüsleri (hepatoselüler karsinoma) ve insan T-hücresi lösemi virüsü-1 (T-hücresi lösemi) örnek gösterilebilir. Helicobacter pylori kaynaklı mide kanseri görüldüğü gibi bakteriyel enfeksiyon da, kanser riskini artırabilir. Kanser ile bağlantılı parazit enfeksiyonları, Schistosoma haematobium (mesanenin skuamoz hücre karsinoması) ve karaciğer kurtları, Opistorsis viverrini ve Clonorchis sinensis (kolanjiyokarsinom) içerir.

Kanser ve radyasyon

Böbrek kanseri

İnvaziv kanserlerin %10'unda, hem iyonize edici radyasyon hem de iyonize olmayan morötesi radyasyon da dahil olmak üzere radyasyona maruz kalma ile ilgilidir. Ek olarak, invazif olmayan kanserlerin çoğunluğu, çoğunlukla güneş ışığından iyonize olmayan morötesi ışınlardan kaynaklanan melanom dışı deri kanserleridir. İyonlaştırıcı radyasyon kaynakları, tıbbi görüntüleme ve radon gazı içerir.

Kanser ve radyasyon

İyonize radyasyon özellikle güçlü bir mutajen değildir. Radon gazına maruz kalma, örneğin pasif sigara içiciliği gibi benzer kanser riskleri taşır. Radyasyon, radon gazı ve tütün dumanı gibi kombine ajanlar ile kanser oluşumuna daha kuvvetli bir kaynak sağlar. Radyasyon bütün hayvanlarda ve her yaşta, vücudun birçok yerinde kansere neden olabilir. Çocuklar ve ergenler yetişkinlere nazaran radyasyona bağlı lösemi gelişmesi için iki kat daha fazla risk taşırlar; doğumdan önce radyasyona maruz kalma ise on kat daha fazla etkiye sahiptir.

İyonlaştırıcı radyasyonun tıbbi kullanımında radyasyon azdır fakat radyasyon kaynaklı kansere sebebiyet verebilir. İyonlaştırıcı radyasyon diğer kanserleri tedavi etmek için kullanılabilir, ancak bu bazı durumlarda, bir kanserin ikinci formunu uyarabilir. Ayrıca bazı türleri  tıbbi görüntüleme de kullanılır.

Kanser ve güneşten gelen radyasyon

Güneşten gelen ultraviyole radyasyona uzun süre maruz kalmak melanom ve diğer deri malignitelere yol açabilir. Güvenilir kanıtlar dünyadaki en sık görülen kanser formlarından olan  melanom dışı deri kanserlerinin nedeni olarak ultraviyole radyasyonu özellikle iyonize olmayan orta dalga boylu UVB 'yi göstermektedir.

Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı cep telefonları, elektrik iletim ve diğer benzeri kaynaklardan yayılan iyonize olmayan radyo frekanslı radyasyonu olası bir kanserojen olarak tarif edilmiştir. Ancak yapılan araştırmalar cep telefonundan yayılan radyasyon ve kanser riski arasında tutarlı bir bağlantı bulamamışlardır.

Yumurtalık kanseri

Kanser ve kalıtım

Kanserlerin büyük çoğunluğu kalıtsal (sporadik) değildir. Kalıtsal kanserler temel olarak kalıtsal genetik kusurdan kaynaklanır. Nüfusun en az %0.3'ü kanser riski taşıyan genetik kusura sahiptir ve bu durum %3-10 kansere sebebiyet vermektedir. Bu kanserlerin bazıları şunlardır: BRCA1 ve BRCA2 genlerinde olan mutasyon sonucu %75 ten fazla riskli meme ve yumurtalık kanseri, kalıtsal dışı kolorektal kanser (HNPCC veya Lynch sendromu) ve kolorektal kanseridir. Kolorektal kansere sahip olan insanların yaklaşık %3 genetik kusurludur.

Kanser ve fiziksel etkenler

Kanser ve fiziksel etkenler

Bazı maddeler esasen kimyasal değil, fiziksel etkileri nedeniyle kansere neden olur. Bunun en belirgin örneği, mezotelyoma (seröz membranın kanseri), genellikle akciğerleri çevreleyen seröz membranın ana nedeni olan doğal olarak oluşan mineral liflere, asbeste uzun süre maruz kalma olayıdır. Volastonit, atapulgit, cam yünü ve taşyünü gibi doğal olarak oluşan ve sentetik asbest benzeri elyafların da bulunduğu bu kategorideki diğer maddelerin benzer etkilere sahip olduğuna inanılmaktadır. Kansere neden olmayan lifsiz parçacıklı malzemeler toz metalik kobalt ve nikel ve kristal silika (kuvars, kristobalit ve tridimit) içerir. Genellikle, fiziksel kanserojenler vücuda girdikten sonra (örneğin teneffüs yoluyla) kanser üretmek için yıllarca zaman gerekir.

Kansere neden olan fiziksel travmalar nispeten daha nadirdir. Örneğin, kemiklerin kırılmasıyla kemik kanserinin ortaya çıktığı iddiası hiç ispatlanmadı. Benzer şekilde, fiziksel travma serviks kanseri (rahim ağzı kanseri), göğüs kanseri veya beyin kanseri için bir neden olarak kabul edilmemektedir. Kabul edilen bir kaynak vücuda sıcak nesnelerin sık sık, uzun süreli uygulanmasıdır. Vücudun aynı bölümünde tekrarlanan yanıkların, örneğin kanger ve kairo ısıtıcıları (mangal yakıtı ısıtıcıları) tarafından üretilenler gibi deri kanseri üretebileceği, özellikle de kanserojen kimyasallar bulunması halinde ortaya çıkması mümkündür. Sıcak içeceklerin sıkça tüketilmesi, özofageal kanserini ortaya çıkabilir. Genel olarak, travma nedeniyle değil, iyileşme sürecinde kanser ortaya çıktığı veya önceden var olan bir kanser teşvik edildiği düşünülür. Bununla birlikte, aynı dokulara tekrarlanan yaralanmalar aşırı hücre proliferasyonunu teşvik edebilir ve bu da kanserli bir mutasyon olasılığını artırabilir.

Kronik enflamasyon doğrudan mutasyona neden olduğu hipotezine tabi tutulmuştur. İnflamasyon, tümörün mikro ortamını etkileyerek çoğalma, hayatta kalma, anjiojenez ve kanser hücrelerinin migrasyonuna katkıda bulunabilir. Onkogenler inflamatuar pro-tümöre özgü mikro ortam oluştururlar.

Kanser ve hormonlar

Bazı hormonlar hücre çoğalmasını teşvik ederek kanser gelişiminde rol oynar. İnsülin benzeri büyüme faktörleri ve bunların bağlayıcı proteinleri karsinogenezdeki kanserli hücre çoğalması, farklılaşması ve apoptozda anahtar rol oynamaktadır.

Prostat kanseri

Hormonlar cinsiyete bağlı kanserlerde meme, endometrium, prostat, yumurtalık ve testis kanseri, ayrıca tiroid kanseri ve kemik kanseri gibi çeşitlerde önemli ajanlardır. Örneğin, meme kanseri olan kadınların kızları, meme kanseri olmayan kadınların kızlarına göre, östrojen ve progesteron düzeyleri önemli ölçüde daha yüksek seviyede bulunmaktadır. Bu yüksek hormon seviyeleri meme kanseri geninin yokluğunda bile meme kanseri riskini açıklayabilir. Benzer şekilde, Afrikalı ataların erkekleri, Avrupa kökenli erkeklerdekinden çok daha yüksek testosteron düzeylerine sahiptirler ve buna karşılık daha yüksek seviyede prostat kanseri taşımaktadırlar. En düşük seviyedeki testosteron ile aktive olan androstanediol glukuronid olan Asyalı erkeklerin prostat kanseri seviyeleri en düşüktür.

Diğer faktörler de önemlidir: Obez insanlarda kanser ile ilişkili hormon seviyeleri yüksektir ve böylelikle kanser oranı yüksektir. Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda, bu hormonlarla ilişkili kanserler gelişme riski yüksektir. Öte yandan, ortalamadan daha fazla egzersiz yapanlar insanlarda bu hormonların  seviyeleri daha düşüktür ve kanser riski daha düşüktür. Osteosarkom büyüme hormonları tarafından teşvik edilebilir. Bazı tedaviler ve önleme yaklaşımları, hormon düzeylerini yapay olarak azaltarak hormona duyarlı kanserleri caydırabilir.

Kanser ve bağışıklık sistemi hastalıkları

Kolon kanseri

Çölyak hastalığı ile tüm kanser riskleri arasında bir ilişki vardır. Tedavi edilmemiş çölyak hastalığı olan insanlar diğerlerine göre daha yüksek bir risk taşır ancak bu risk muhtemelen çölyak hastalığı olanlarda malignite gelişimine karşı koruyucu bir rol oynayan glutensiz bir diyetin uygulanmasıyla birlikte tanı ve sıkı tedavi sonrası zamanla azalmaktadır. Bununla birlikte, glutensiz bir diyetin teşhisinde gecikme ve başlatmanın gecikmesi riski artırdığı görülmektedir. Gastrointestinal kanserler, Crohn hastalığı olanlarda ve ülseratif kolitte kronik inflamasyon nedeniyle artar. Ayrıca, bu hastalıkların tedavisinde kullanılan immünomodülatörler ve biyolojik ajanlar ekstra bağırsak malignitelerinin gelişmesine yardımcı olabilir.

Kanser Patofizyolojisi

Genetik kanser

Genetik kanser

Kanser temel olarak doku büyüme düzenlemesinin bir hastalığıdır. Normal bir hücrenin bir kanser hücresine dönüşmesi için hücre büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen genler değiştirilmelidir.

Kanser Patofizyolojisi

Etkilenen genler iki geniş kategoriye ayrılır. Onkogenler, hücre çoğalmasını ve gelişmesini destekleyen genlerdir. Tümör süpresör genleri ise hücre bölünmesini ve hayatta kalmayı inhibe eden genlerdir. Habis transformasyon, yeni onkogenler oluşumu, normal onkojenlerin uygunsuz aşırı ekspresyonu veya tümör süpresör genlerin yetersiz ekspresyonu veya etkisizleştirilmesi yoluyla ortaya çıkabilir. Genellikle, normal bir hücrenin bir kanser hücresine dönüşmesi için birden çok gen değişikliği gereklidir.

Genetik değişiklikler farklı düzeylerde ve farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir. Tüm bir kromozomun kazanımı veya kaybı, mitoz hatalarıyla ortaya çıkabilir. Genomik DNA'nın nükleotid dizilimindeki değişiklikler olan mutasyonlar daha sık görülür.

Büyük ölçekli mutasyonlar bir kromozomun bir kısmının silinmesini veya yeni bölge kazanılmasını içerir. Genomik çoğalma, bir hücrenin genellikle bir veya daha fazla onkogeni ve komşu genetik materyali içeren küçük bir kromozomal lokusun kopyalarını (çoğunlukla 20 veya daha fazla) kazanması durumunda oluşur. Translokasyon, iki ayrı kromozomal bölge genellikle karakteristik bir yerde anormal şekilde kaynaştığında ortaya çıkar. Bunun iyi bilinen bir örneği, Philadelphia kromozomu ya da kromikomik lösemide ortaya çıkan ve bir onkojenik tirozin kinaz olan BCR-abl füzyon proteininin üretimiyle sonuçlanan 9 ve 22 kromozomlarının translokasyonudur.

Küçük ölçekli mutasyonlar, bir genin hızlandırıcı bölgesinde oluşabileceği ve ekspresyonunu etkileyebilen ya da genin kodlama dizisinde meydana gelebilecek ve protein ürününün işlevini ya da stabilitesini değiştirebilen nokta mutasyonları, delesyonları ve eklemeleri içermektedir. Tek bir genin parçalanması, aynı zamanda, DNA virüsü veya retrovirüsünden genomik materyalin entegrasyonu ile sonuçlanabilir ve bu da  etkilenen hücre ve altındaki viral onkojenlerin ekspresyonuna yol açmaktadır.

DNA'da çoğalma

Canlı hücrelerin DNA'sında bulunan verilerin çoğaltılması sırasında bazı hatalar (mutasyonlar) olması muhtemeldir. Karmaşık hata düzeltme ve önleme süreci kansere karşı hücreleri korur. Önemli bir hata oluşursa, hasar gören hücre, apoptoz olarak adlandırılan programlı hücre ölümüyle kendini yok edebilir. Hata kontrol işlemleri başarısız olursa, mutasyonlar hayatta kalacak ve yavru hücrelere iletilecektir.

Bazı ortamlarda, hataların ortaya çıkma ve yayılma olasılığı daha yüksektir. Bu tür ortamlar, kanserojen maddeler, tekrarlanan fiziksel yaralanma, ısı, iyonlaştırıcı radyasyon veya hipoksi gibi yıkıcı maddelerin varlığını içerebilir.

Kansere neden olan hatalar kendiliğinden çoğaltılmakta ve bir araya getirmektedir. Örneğin:

Kanserde zincirleme reakiyon

Bir hücrenin hata düzeltme makinelerinde meydana gelen mutasyon hücrenin kendisinde ve yeni yavrularda birikmeye neden olabilir.

Bir onkogendeki ileri bir mutasyon hücrenin normal muadillerinden daha hızlı ve daha sık çoğaltmaya neden olabilir.

İleri bir mutasyon tümör baskılayıcı gen kaybına neden olabilir, apoptoz sinyal yolunu bozarak hücreyi ölümsüzleştirebilir.

Sinyal mekanizmalarındaki bir mutasyon komşu hücrelere hatalı sinyaller gönderilmesine sebep olabilir.

Kansere sebep olan hatalı sinyaller

Normal bir hücrenin kansere dönüşümü, hücrelerin normal doku büyümesini sınırlayan daha fazla kontrolden kaçmasına izin veren daha ciddi hatalara neden olan başlangıç hatalarından kaynaklanan bir zincirleme reaksiyona benzer. Bu isyan benzeri senaryo, evrimin itici güçlerinin vücudun dizaynına ve düzeninin uygulanmasına karşı etkili olduğu en uygunun istenmeyen bir hayatta kalmasıdır. Kanser gelişmeye başladıktan sonra, klonal evrim olarak adlandırılan bu devam eden süreç, ilerlemeyi daha invaziv aşamalara yönlendirir. Klonel evrim, etkili tedavi stratejilerinin tasarlanmasını zorlaştıran intra-tümör heterojenite (heterojen mutasyonlara sahip kanser hücreleri) sağlar.

Kanser tarafından geliştirilen karakteristik özellikler bazı kategorilere ayrılır. Bunlar apoptoz engelleme, kendi kendine büyüme sinyalleri, anti-büyüme sinyallerine duyarsızlık, sürekli anjiyojenez, sınırsız replikatif potansiyeli, metastaz, enerji metabolizmasının yeniden programlanması ve bağışıklık sisteminden kaçınılmasıdır.

Epigenetik kanser

Epigenetik kanser DNA metilasyon değişiklikleri

Klasik görüşe göre, tümör süpresör genlerde ve onkogenlerde ve kromozom anomalilerinde mutasyon içeren ilerleyici genetik anormallikler tarafından tahrik edilen bir dizi hastalıktır. Daha sonra epigenetik değişikliklerin rolü tespit edilmiştir.

Epigenetik değişiklikler nükleotid dizisini değiştirmeden genomda meydana gelen işlevsel değişikliklerle ilgilidir. Bu gibi değişikliklerin örnekleri, (örneğin, HMGA2 veya HMGA1 proteinlerin ifadesi), DNA metilasyon değişiklikleri (hipermetilasyon ve hipometilasyonu), histon modifikasyonu ve kromozomal mimarisinde değişiklikler vardır. Bu değişikliklerin her biri altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonunu düzenler. Bu değişiklikler son birden nesillere  hücre bölünmesi yoluyla kalabilir ve (mutasyonlar eşdeğeri) epimutations olarak kabul edilebilir.

Epigenetik değişiklikler kanserlerde sık sık görülür. Örnek olarak, bir çalışma kolon kanseri ile ilişkili olarak metilasyonunda sıklıkla değişen protein kodlayıcı genleri listeledi. Bunlara 147 hipermetilatlı ve 27 hipometillenmiş gen dahildir. Hipermetilasyona uğramış genlerin 10'u kolon kanserinin %100'ünde hipermetilasyona tabi tutuldu ve diğerleri %50'den fazla kolon kanserinde hipermetilasyona tabi tutuldu.

Epigenetik değişiklikler esnasında oluşan kanserde, DNA tamir genlerindeki epigenetik değişiklikler, DNA tamir proteinlerin ifadesini önemli ölçüde düşürebilir. Bu tür değişiklikler kanserin erken oluşması ve kanserlerin karakteristiğinde genetik iktidarsızlığın olası bir nedeni olduğu düşünülmektedir.

Epigenetik kanser

DNA tamir genlerinin azaltılmış ekspresyonu DNA onarımını bozar. DNA onarımı yetersiz olduğunda, hücrelerde normal seviyeden daha yüksek DNA hasarı kalır ve mutasyon ve / veya epimutasyon frekanslarının artmasına neden olur. Mutasyon oranları DNA uyuşmazlığı tamirinde veya homolog rekombinasyonel tamirde (HRR) bozuk hücrelerde önemli ölçüde artmaktadır. HRR defektif hücrelerinde kromozomal yeniden düzenlenmeler ve anöploidi de artmaktadır.

Yüksek DNA hasarı seviyesi mutasyon (şeklin sağ tarafı) ve epimutationu arttırmıştır. DNA hasarı tamiri sırasında,  çift iplikli yapı kırılır veya diğer hasarlar onarılır. Tamamen temizlenmiş tamir siteleri epigenetik gen susmasına neden olabilir.

DNA onarım proteinlerinin kalıtsal bir mutasyona bağlı yetersiz ekspresyonu kanser riskini artırabilir. 34 DNA tamir geninden herhangi birinde kalıtsal bir bozukluk olan kişiler bazı kanser riskini arttırır, bazı kusurlar %100 yaşam boyu kanser olasılığı sağlar (örneğin p53 mutasyonları). Germ soy DNA tamir mutasyonları rakamın sol tarafında belirtilmiştir. Bununla birlikte, böylesi germline mutasyonlar (ki bu oldukça penetrant kanser sendromlarına neden olur) kanserlerin yalnızca yüzde 1'inin nedenidir.

Epigenetik kanser DNA metilasyon

Düzensiz kanserlerde, DNA onarımındaki eksiklikler bazen bir DNA onarım geninde bir mutasyona neden olur, ancak DNA onarım genlerinin ekspresyonunu azaltan veya sessizleştiren epigenetik değişikliklerden çok daha sık ortaya çıkar. Bu, 3. seviyedeki şekilde gösterilir. Ağır metal kaynaklı karsinogenezis üzerine yapılan birçok çalışma, bu tür ağır metallerin, DNA onarım enzimlerinin ekspresyonunda bir azalmaya neden olduğunu, bazılarının da epigenetik mekanizmalarla gösterildiğini göstermektedir. DNA onarım inhibisyonunun ağır metal kaynaklı karsinojenisitede baskın bir mekanizma olduğu öne sürülmüştür. Buna ek olarak, DNA sekanslarının sıklıkla epigenetik olarak değiştirilmesi, mikro RNA (veya miRNA) adı verilen küçük RNA'ları kodlar. MiRNA'lar proteinleri kodlamaz, ancak protein kodlayan genleri hedefleyebilir ve ifadelerini azaltabilir.

Kanserler genelde klonal genişlemeye yol açan seçici bir avantaj sağlayan mutasyonların ve epimutasyonların birleşmesinden ortaya çıkar (bkz. Kanser gelişimindeki alan kusurları). Bununla birlikte, mutasyonlar, kanserlerde epigenetik değişiklikler kadar sık olmayabilir. Göğüs veya kolonun ortalama bir kanseri yaklaşık olarak 60 ila 70 proteini değiştiren mutasyona sahip olabilir; bunların yaklaşık üç veya dörtü "sürücü" mutasyon olabilir ve geri kalanları "yolcu" mutasyonları olabilir.

Metastaz

Metastaz

Metastaz kanserin vücuttaki başka yerlere yayılmasıdır. Diğer adı birincil tümördür. Dağıtılmış tümörler, metastatik tümörler olarak adlandırılır. Hemen hemen tüm kanserler metastaz olabilir. Çoğu kanser ölümlerinin sebebi metastas yapmış kanser hücreleridir.

Metastaz kanserinin geç evrelerinde sık görülür ve kan ya da lenf sistemi veya her ikisi ile de meydana gelebilir. Metastaz tipik adımları yeni doku, çoğalma ve anjiojenesisi lokal ilerlemesi, kan veya lenf içine intravasation, vücuda dolaşım ve ekstravazasyondur. Kanserlerin değişik tipleri belirli organlara metastaz eğilimi gösterir. Ama kanserin metastas  gerçekleştirmesi için en yaygın yerler akciğerler, karaciğer, beyin ve kemiklerdir.

Kanser tanısı

Kanser tanısı

Birçok kanser başlangıçta belirtiler veya tarama yoluyla tanınır. Kesin bir tanı için doku örneğinin bir patalog tarafından incelenmesi gerekmektedir. Kanser şüphesi olan kişiler tıbbi testlerle incelenir. Bu testler genel olarak, kan testleri, X-ışınları, CT taramaları ve endoskopidir.

Biyopside elde edilen doku tanısı çoğalan hücre tipini, histolojik derecesini, genetik anormalliklerini ve diğer özelliklerini belirtir. Bununla birlikte, bu bilgi prognozu değerlendirmek ve en iyi tedaviyi seçmek için yararlıdır.

Sitogenetik ve immünohistokimya diğer doku testleri tipidir. Bu testler, moleküler değişiklikler (mutasyonlar, füzyon genleri ve sayısal kromozom değişiklikleri gibi) hakkında bilgi sağlar ve bu nedenle de prognozu ve en iyi tedaviyi gösterebilir.

Kanserlerin sınıflandırılması

Kanserlerin sınıflandırılması

Kanserler, tümör hücrelerinin  türüne göre sınıflandırılır ve bu nedenle tümörün kaynağı tahmin edilir. Bu türler şunları içerir:

  • Karsinom: Epitelyal hücrelerden türetilen kanserlerdir. Bu grup en yaygın kanserlerden birçoğunu içerir ve neredeyse göğüs, prostat, akciğer, pankreas ve kolondaki tüm kanseri içerir.
  • Sarkom: Bağ dokusundan (örn., Kemik, kıkırdak, yağ, sinir) ortaya çıkan kanserlerdir. Bunların her biri kemik iliği dışındaki mezenkimal hücrelerden kaynaklanan hücrelerden oluşur.
  • Lenfoma ve lösemi: Bu iki sınıf, kemik iliğini bırakan ve lenf düğümlerinde ve kanda olgunlaşmaya meyilli hematopoietik (kan yapıcı) hücrelerden ortaya çıkar.
  • Germ hücreli tümör: Genellikle testis veya yumurtalıkta ortaya çıkan pluripotent hücrelerden türetilmiş kanserlerdir (sırasıyla seminom ve disgerminom).
  • Blastoma: Olgunlaşmamış "prekürsör" hücrelerden veya embriyonik dokudan kaynaklanan kanserlerdir.

Alzheimer- kanseri

Kanserler genellikle Latince veya Yunanca organ isimlerinin sonuna - karsinom, -sarkoma veya -blastoma sonekleri koyularak veya  dokunun kökeni kullanılarak adlandırılır. Örneğin karaciğer parankiminin malign epitel hücrelerinden kaynaklanan kanserlere hepatokarsinom denirken, ilkel karaciğer öncül hücrelerinden kaynaklanan maligniteye hepatoblastoma, yağ hücrelerinden kaynaklanan kansere ise liposarkom denir. Bazı ortak kanserler için İngilizce organ adı kullanılır. Örneğin, meme kanserinin en yaygın türü memenin duktal karsinoması olarak adlandırılır. Burada sıfat duktallığı mikroskop altında kanser görünümüne işaret eder ve bu da süt kanallarından kaynaklandığını gösterir.

İyi huylu tümörler (kanser değildirler), organ adının sonuna -oma sonekini alarak adlandırılır. Örneğin düz kas hücrelerinin zararsız bir tümörüne leiomyoma denir (uterusta sık rastlanan benign tümörün yaygın adı fibroiddir). Kafa karıştırıcı bir şekilde, bazı kanser türleri -noma sonekini alır. Örneğin melanoma ve seminoma.

Bazı kanser türleri, dev hücreli karsinoma, iğ hücresi karsinoması ve küçük hücreli karsinom gibi mikroskop altında hücrelerin boyut ve şekli olarak adlandırılır.

Kanserden korunma

Kanserden korunma 

Kanser önleme, kanser riskini azaltmak için aktif tedbirler olarak tanımlanır. Kanser vakalarının büyük çoğunluğu çevresel risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Bu çevresel faktörlerin birçoğu kontrol edilebilir yaşam biçimi seçimleridir. Böylece, kanser genellikle önlenebilir. Genel kanserlerin %70 ila %90'ı çevresel faktörlere bağlı olduğundan potansiyel olarak önlenebilir.

Tütün, fazla kilo / obezite, yetersiz diyet, fiziksel hareketsizlik, alkol, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve hava kirliliği gibi risk faktörlerinden kaçınılarak kanser ölümlerinin %30'undan daha fazlası önlenebilir. Doğal olarak oluşan arka plan radyasyonu ve kalıtsal genetik bozukluklardan kaynaklanan kanserler gibi çeşitlerde tüm çevresel nedenler kontrol edilemez. Bu nedenle kişisel davranışlar aracılığıyla önlenemez.

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeli

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeli

Kanser riskini azaltmak için birçok diyet önerisi önerilmiş olsa da, bunları destekleyen kanıtlar kesin değildir. Riskleri artıran başlıca diyet faktörleri obezite ve alkol tüketimidir. Meyve ve sebzelerin az ve kırmızı etin yüksek olduğu diyetler dahil edilmiştir ancak incelemeler ve meta-analizler tutarlı bir sonuca varmamaktadır. 2014'te yapılan bir meta-analiz, meyve ve sebze ve kanser arasında bir ilişki bulamamıştır. Kahve, karaciğer kanseri riskini azaltma ile ilişkilidir. Araştırmalar, kırmızı veya işlenmiş et tüketimini meme kanseri, kolon kanseri ve pankreas kanseri riskiyle ilişkilendirmiştir. Yüksek sıcaklıklarda pişirilen etlerde kanserojenlerin varlığını savunan bir fenomen mevcuttur. 2015 yılında IARC işlenmiş etin (örneğin; pastırma, jambon, sosis ) ve daha az bir derecede kırmızı etin bazı kanserlerle bağlantılı olduğunu bildirmiştir.

Kanser önleyici beslenme diyetleri genellikle meyve, sebze, tüm tahıllar ve balık tüketimini tavsiye ederken  işlenmiş ve kırmızı et (sığır eti, domuz eti, kuzu), hayvansal yağlar ve rafine karbonhidrat tüketimlerinden kaçınılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Kansere karşı ilaçlar

Kansere karşı ilaçlar

İlaçlar bazı koşullarda kanseri önlemek için  kullanılabilir. Genel popülasyonda, NSAID kolorektal kanser riskini azaltmaktadır. Ancak kullanıldığında ise kardiyovasküler ve gastrointestinal yan etkileri nedeniyle genelde zarar vermektedir. Aspirin yaklaşık %7 oranında kanserden ölüm riskini azaltmak için bulunmuştur. COX-2 inhibitörleri, ailesel adenomatöz polipozis olan kişilerde polip oluşumunun azaltabilir. Bununla birlikte, bu NSAID'lerin aynı yan etkileri ile ilişkilidir. Tamoksifen veya raloksifen günlük kullanımda yüksek riskli kadınlarda meme kanseri riskini azaltır. Fnasterid gibi 5-a-redüktaz inhibitörünün zararlara karşın yarar sağladığı kesin değildir.

Vitaminler kanseri önlemede etkili değildir. Ancak kandaki D vitamini seviyesinin düşük olması kanser riski ile ilişkilendirilmektedir. D vitamini eksikliği olan hastalarda kanser riski yüksektir. Bu ilişkinin nedensel olup olmadığı ve vitamin D takviyesi koruyucu olup olmadığı belirlenmemiştir. Beta-karoten takviyesi, yüksek risk taşıyanlarda akciğer kanseri oranlarını arttırır. Folik asit takviyesi, kolon kanserini önlemede etkili değildir ve kolon poliplerini artırabilir. Selenyum takviyesinin bir etkisi olup olmadığı belli değildir.

Kanserden korunmak için aşı 

Bazı kanserojen virüslerin bulaşmasını önleyen aşılar geliştirilmiştir. İnsan papillomavirus aşısı (Gardasil ve Cervarix), serviks kanseri geliştirme riskini azaltır. Hepatit B aşısı, hepatit B virüsü ile enfeksiyonu önler ve böylece karaciğer kanseri riskini azaltır. İmkan olduğu zaman insan papilloma virüsü ve hepatit B aşısı uygulanmalıdır.

Kanser taraması

Kanser taraması

Semptomlar ve tıbbi bulguların neden olduğu tanı çabalarının aksine, kanser taramaları, kanser oluştuktan sonra, ancak farkedilen herhangi bir belirti görülmeden önce, kanseri saptama çabalarını içerir. Bu fiziksel muayene, kan veya idrar testleri veya tıbbi görüntüleme içerebilir.

Kanser taramaları birçok kanser türü için uygun değildir. Testleruygun olsa bile, herkes için önerilmeyebilir. Herkes için evrensel tarama veya kitle taraması  taranmasını gerektirir. Seçici tarama, aile öyküsü olan kişiler gibi daha yüksek risk altında olan kişileri tanımlar. Taramanın avantajlarının tarama risklerini ve taramanın maliyetinden daha fazla olup olmadığını belirlemek için çeşitli faktörler düşünülmektedir. Bu etkenler şunları içerir:

Kansere karşı tavsiyeler
  • Tarama testinden muhtemel zararlar: Örneğin, X-ışını görüntülenmesi potansiyel olarak zararlı iyonize radyasyona maruz bırakmayı içerir.
  • Testin kanseri doğru tespit etme ihtimali
  • Mevcut kanser olasılığı: Tarama nadir kanserler için yararlı değildir.
  • Takip prosedürlerinden dolay kaynaklanabilecek zararlar
  • Uygun tedavi olup olmadığı
  • Erken taramanın tedavi sonuçlarını iyileştirip iyileştirmeyeceği
  • Kanserin tedaviye ihtiyacı olup olmayacağı
  • Testin insanlar tarafından kabul edilebilir olup olmadığı: Bir tarama testi çok külfetli ise (örneğin son derece acı verici), o zaman insanlar katılmayı reddedecektir.
  • Maliyet

Kansere karşı tavsiyeler

ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü

ABD Koruyucu Hizmetler Görev Gücü (USPSTF),  kanserler için çeşitli tavsiyeler yayınlamıştır :

Cinsel yönden aktif olan ve en az 65 yaşında olan ve servikse (rahim ağzı) sahip olan kadınlarda serviks kanseri taramasını şiddetle tavsiye eder.

Amerikalıların 50 yaşından başlayarak 75 yaşına kadar fekal (dışkıya ait)  gizli kan testi, sigmoidoskopi veya kolonoskopi yoluyla kolorektal kanser taramasına tabi tutulmalarını önerir.

75 yaşın altındaki erkeklerde cilt kanseri, ağız kanseri, akciğer kanseri veya prostat kanseri taraması için veya bunlara karşı öneri için yeterli delil yoktur.

Mesane kanseri, testis kanseri, yumurtalık kanseri, pankreas kanseri veya prostat kanseri için rutin tarama yapılması önerilmez.

50-74 yaşları arasında her iki yılda bir meme kanseri taraması için mamografi önerilir. Göğüs kendi kendine muayene veya klinik meme muayenesi yapmayınız. (2011 Cochrane incelemesinde, rutin mamografinin iyi olmaktan çok zarar verebileceğini belirten meme kanseri taramaları ile ilgili olarak biraz farklı bir sonuca varılmıştır.)

Japonya

Yüksek insidansa bağlı olarak fotoflorografi kullanarak gastrik kanser taramaları önerir.

Kanser kemoterapisi

Kanser genetik testi

Bazı kanser türlerinde yüksek risk taşıyan bireyler için genetik test gayri resmi gruplar tarafından önerilir. Bu mutasyon taşıyıcıları daha sonra artmış sürveyans, kimyasal önlem ya da önleyici cerrahiden geçerek  sonraki riskler azaltılabilir.

Kanserin tedavisi

Kanser için birçok tedavi seçeneği mevcuttur. Primer olanlar ameliyat, kemoterapi, radyasyon terapisi, hormonal terapi, hedefli terapi ve palyatif bakım içerir. Hangi tedavilerin uygulanacağı, kanserin türüne, konumuna ve derecesine, hastanın sağlığı ve tercihlerine bağlıdır. Tedavi amacı iyileştirici olabilir veya olmayabilir.

Kanser kemoterapisi

Kemoterapi, standartlaştırılmış bir grubun parçası olarak bir veya daha fazla sitotoksik anti-neoplastik ilaç (kemoterapötik ajan) ile kanser tedavisidir. Bu terim alkile edici maddeler ve antimetabolitler gibi geniş kategorilere ayrılmış çeşitli ilaçları kapsar. Geleneksel kemoterapötik ajanlar, çoğu kanser hücresinin kritik bir özelliği olan hızla bölünen hücreleri öldürerek hareket eder.

Kanserin tedavisi

Hedeflenen tedavi, kanser ve normal hücreler arasındaki spesifik moleküler farklılıkları hedef alan bir kemoterapi şeklidir. İlk hedefli tedaviler östrojen reseptör molekülünü bloke ederek meme kanseri gelişimini engellemektedir. Diğer bir yaygın örnek ise kronik miyelojenik lösemi (KML) tedavisinde kullanılan Bcr-Abl inhibitörlerinin sınıfıdır. Şu anda meme kanseri multipl miyelom, lenfoma, prostat kanseri, melanom ve diğer kanserler için hedefli tedaviler bulunmaktadır.

Kemoterapinin etkinliği kanser ve sahne türüne bağlıdır. Ameliyat ile birlikte kemoterapinin meme kanseri, kolorektal kanser, pankreas kanseri, osteojenik sarkom, testis kanseri, yumurtalık kanseri ve bazı akciğer kanserleri dahil kanser türünde yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Kemoterapi örneğin  melanom dışı deri kanserleri, bazı lösemiler, bazı etkisiz beyin tümörleri  ve diğerleri gibi bazı kanser türlerine iyi gelmektedir. Kemoterapinin etkinliği sıklıkla vücudun diğer dokulara toksisitesi ile sınırlıdır. Kemoterapi kalıcı bir tedavi sağlamasa bile ağrı gibi semptomları azaltmak için veya ameliyat için fazla büyük bir tümorün boyutunu azaltıp gelecekte ameliyata uygun boyuta getirilmesi için yararlı olabilir.

Kanser radyoterapisi

Kanser radyoterapisi

Radyoterapi, semptomları iyileştirmek için iyonize radyasyon kullanımını içerir. Kanserli dokunun DNA'sına zarar vererek öldürür. Normal dokuların (cilt veya organlar gibi tümör tedavisinde hangi radyasyonun geçmesi gerektiği) ayırmak için, şekillendirilmiş radyasyon kirişleri, tümörde kesişmek için birden çok maruz kalma açısına göre çevreleyen sağlıklı dokudan çok daha büyük bir doz sağlarlar. Kemoterapide olduğu gibi, kanserler radyasyon tedavisine verdikleri yanıtta değişiklik gösterirler.

Radyasyon tedavisi vakaların yaklaşık yarısında kullanılır. Radyasyon ya iç kaynaklardan (brakiterapi) ya da dış kaynaklardan olabilir. Radyasyon genellikle deri kanserlerinin tedavisinde düşük enerjili x-ışınları iken yüksek enerjili x-ışınları vücuttaki kanserler için kullanılır. Radyasyon genellikle ameliyat ve / veya kemoterapiye ek olarak kullanılır. Baş-boyun kanseri gibi belirli kanser türleri için tek başına kullanılabilir. Ağrılı kemik metastazı için, hastaların yaklaşık %70'inde etkili olduğu saptanmıştır.

Kanser ameliyatı

Cerrahi, çoğu izole edilmiş katı kanserler için başlıca tedavi yöntemidir. Palyasyon ve hayatta kalmada rol oynayabilir. Biyopsiler genellikle gerekli olduğu için tipik olarak kesin teşhis ve evrelemenin önemli bir parçasıdır. Lokalize kanserde cerrahi, tipik olarak, bölgedeki lenf nodları ile birlikte tüm kitlenin çıkarılması hedeflenmektedir. Bazı kanser türleri için kanserli bölgeyi ortadan kaldırmak yeterlidir.

Kanserde palyatif bakım

Kanserde palyatif bakım

Palyatif bakım, hastanın kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olan ve kanseri tedavi etme girişimiyle birleştirilebilecek tedaviyi ifade eder. Palyatif bakım fiziksel, duygusal, ruhsal ve psiko-sosyal sıkıntının azaltılmasına yönelik eylemi içerir. Doğrudan kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlayan tedavinin aksine, palyatif bakımın birincil amacı, yaşam kalitesini iyileştirmektir.

Kanser tedavisinin tüm aşamalarındaki insanlar genellikle bir çeşit palyatif bakım alır. Bazı durumlarda tıbbi özel uzmanlık örgütleri hekimlerin kanser hastalarına yalnızca palyatif bakım uygulamalarını önermektedir. Bu durum aşağıdakileri hastalar için geçerlidir:

Düşük performans statüsünü sergilemek, kendilerine bakım potansiyeli düşüktür.

Önceden kanıta dayalı tedavilerden hiçbir fayda elde etmemiştir.

Uygun herhangi bir klinik araştırmaya katılmaya uygun değildir.

Tedavinin etkili olacağına dair güçlü bir kanıt yoktur.

Kanser ve alternatif tıp

Palyatif bakım düşkünler evi gibi bir durumla karıştırılabilir ve bu nedenle yalnızca insanların hayatının sonuna yaklaştığı durumlarda belirtilir. Hastane bakımı gibi, hafifletici bakım, hastanın acil gereksinimleriyle baş etmesine ve rahatlığı arttırmaya yardımcı olmaya çalışır. Hastane bakımından farklı olarak, palyatif bakım kişilere uygulanan kansere yönelik tedaviyi durdurmasını gerektirmez.

Çoklu ulusal tıbbi yönetmeliği acılı kanser vakaları için ya da hastalıkla başa çıkmada yardıma ihtiyaç duyan hastalar için erken palyatif bakım önerir. İlk metastatik hastalık tanısı olan hastalarda, palyatif bakım derhal belirtilebilir. Palyatif bakım bile agresif tedavi verilen yaşamı 12 aydan az bir prognozu olan hastalar için endikedir.

Kanserde immünoterapi

1997 yılından beri çeşitli immünoterapiler kullanılarak immün sistemin uyarılmakta ve kanserle olan savaşta yardımcı olunmaktadır. Bu terapiler antikorlar, kontrol noktası tedavisi ve evlatlık hücre naklini içermektedir.

Kanser ve alternatif tıp

Tamamlayıcı ve alternatif kanser tedavileri, konvansiyonel tıbbın bir parçası olmayan çeşitli terapiler, uygulamalar ve ürünler grubudur. ''Tamamlayıcı tıp" geleneksel tıp ile birlikte kullanılan yöntem ve maddeleri, "alternatif tıp" ise konvansiyonel tıbbın yerine kullanılan bileşikleri belirtir. Kanser için en tamamlayıcı ve alternatif ilaçlar, klinik araştırmalar gibi klasik teknikler kullanılarak incelenmemiştir veya test edilmemiştir. Bazı alternatif tedaviler araştırılmış ve etkisiz olduğu gösterilmiş, ancak halen pazarlanmaya ve terfi edilmeye devam edilmektedir. Kanser araştırmacısı Andrew J. Vickers "Kanıtlanmamış" etiketin bu tür terapiler için uygun olmadığını; birçok alternatif kanser terapisinin "Çürütülmüş" olduğunu iddia etmenin zamanı geldi.

Kanserde prognoz

Kanserde prognoz

Hayatta kalma oranları, kanser türüne ve tanı konduğundaki aşamaya göre değişir ve tanıdan beş yıl sonra çoğunluk sağ kalımından tam ölüm oranına kadar değişir. Bir kanser metastazı yapıldıktan sonra, prognoz normalde daha da kötüleşir. İnvaziv kanser tedavisi gören hastaların yaklaşık yarısı (karsinom in situ ve melanom dışı deri kanserleri hariç) bu kanserden veya tedavisinden ölür.

Hayatta kalma gelişmekte olan ülkelerde daha zordur. Kısmen bu ülkelerde en sık rastlanan kanser türleri gelişmiş ülkelerleki kanserlerden daha zorludur.

Kanserden kurtulanlar, teşhis konulamayanların oranının yaklaşık iki katı oranında ikinci bir primer kanser geliştirirler. Artan riskin öncelikli olarak, ilk kanseri tedavi eden ve taramaya daha iyi uyum göstermesi nedeniyle birinci kanseri üreten aynı risk faktörlerine bağlı olduğuna inanılmaktadır.

Kısa veya uzun vadeli sağ kalımı öngörmek birçok faktöre bağlıdır. En önemlisi kanser türü ve hastanın yaşı ve genel sağlıktır. Diğer sağlık problemleriyle birlikte zayıf olanlar, sağlıklı insanlara göre daha düşük hayatta kalma oranlarına sahiptir. Yüz yıldır, tedavi başarılı olsa dahi beş yıl hayatta kalma ihtimalleri düşüktür. Daha yüksek bir yaşam kalitesi bildiren kişiler daha uzun süre hayatta kalma eğilimindedir. Düşük yaşam kalitesine sahip insanlar depresyon ve diğer komplikasyonlar ve / veya hastalık ilerlemesinden yaşam kalitesini düşürürler. Buna ek olarak, kötü prognozu olan hastalar, durumlarının ölümcül olduğu düşüncesinden dolayı depresyona maruz kalabilir veya daha düşük yaşam kalitesi bildirebilir.

Kanser hastalarında damarlarda kan pıhtılaşması riski yüksektir. Heparin kullanımı hayatta kalma ihtimalini arttırmakta ve kan pıhtılaşma riskini azaltmaktadır.

Kanserin epidemiyolojisi

Kanserin epidemiyolojisi

2008'de yaklaşık 12.7 milyon kanser teşhis edildi (melanom dışı deri kanseri ve diğer non-invaziv kanserler hariç) ve 2010'da yaklaşık 7.98 milyon kişi öldü. Ölümlerin yaklaşık %13'ü kanserlerden oluşmaktadır. En sık akciğer kanseri (1.4 milyon ölüm), mide kanseri (740.000), karaciğer kanseri (700.000), kolorektal kanser (610.000) ve meme kanseridir (460.000). Bu, invaziv kanser gelişmiş dünyadaki önde gelen ölüm nedenleri ve gelişmekte olan ülkelerde ikinci sıradadır. Olguların yarısından fazlası gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.

1990 yılında kanserden dolayı 5.8 milyon ölüm gerçekleşti. Gelişmekte olan ülkelerde daha uzun yaşam süresi ve yaşam tarzı değişiklikleri nedeniyle ölümler artmaktadır. Kanser gelişimi için en önemli risk faktörü yaştır. Kanser araştırmacısı Robert A. Weinberg'e göre, kansere herhangi bir yaşta yakalanabilse de, invaziv kanserli hastaların çoğu 65 yaşın üstünde. "Eğer yeterince uzun yaşarsak, er yada geç hepimiz kansere yakalanırdık." Yaşlanma ve kanser arasındaki ilişkinin bazıları immünosenesans, bir ömür boyu DNA'da biriken hatalar ve yaşla ilişkili endokrin sistem değişiklikleri ile ilişkilendirilir. Yaşlanma'nın kanser üzerindeki etkisi DNA hasarını ve onu teşvik eden iltihaplanma ve vasküler yaşlanma ve bunu inhibe eden endokrin değişiklikler gibi faktörlerle karmaşıktır.

Bazı yavaş büyüyen kanserler daha yaygındır, ancak ölümcül değildir. Avrupa ve Asya'da yapılan otopsi çalışmaları, ölüm vakalarında tanı alan ve görünüşte zararsız tiroid kanserlerinin %36'sına ve 80 yaşına kadar erkeklerin %80'inde prostat kanseri geliştiğini gösterdi. Bu kanserler hastanın ölümüne neden olmadığından, onları tanımlamak ve daha fazlı tanı koymak, tıbbi bakımdan daha yararlı olacaktır.

En yaygın üç çocukluk kanseri lösemi (%34), beyin tümörleri (%23) ve lenfomadır (%12). Amerika Birleşik Devletleri'nde her 285 çocuğun yaklaşık 1'i kanser. Çocukluk kanseri oranı, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1975 ile 2002 yılları arasında yılda %0.6, Avrupa'da 1978-1997 yılları arasında yılda %1.1 arttı. Çocukluk kanserinden ölüm, Amerika Birleşik Devletleri'nden 1975'ten beri yarı yarıya azalmıştır.

Kanserin tarihçesi

Kanserin tarihçesi

Kanser tüm insanlık tarihinde var olmuştur. Kansere ilişkin en eski yazılı kayıt, Mısır Edwin Smith Papyrus'da yaklaşık MÖ 1600'dan beri olup göğüs kanserini anlatmaktadır. Hipokratlar (MÖ 460 - MÖ 370), karkinos (καρκίνος) (yengeç veya kerevit) kelimesi ile onlara atıfta bulunan birkaç çeşit kanseri tarif ettiler. Bu isim, kötü huylu tümörün kesilmiş yüzeyinin görünümünden gelir; damarlar, yengecin ayaklarının olduğu  gibi her tarafa doğru uzanır, adı buradan türemiştir. Galen, Göğüs kanserinin, tümörün yanal uzantıları ve komşu şişmiş damarların verdiği şeklin yengeçle çok fazla benzerlik gösterdiğini belirtmiştir. Celsus (MÖ 25 - MS 50), Karkinos'u Latince'ye yengeç olarak çevirdi ve tedavi yöntemi olarak ameliyatı önerdi. Galen (MS 2. yüzyıl), ameliyat ile tedaviye karşı çıkıp müshili önermiştir. Bu önermeler 1000 yıldan fazla devam etti.

15. , 16. ve 17. yüzyıllarda, doktorların ölüm sebebini keşfetmek için cesetleri incelemesi kabul edilebilir hale geldi. Alman profesör Wilhelm Fabry, göğüs kanserinin meme kanalındaki süt pütrasından kaynaklandığına inanıyordu. Descartes'ın takipçisi Hollandalı profesör Francois de la Boe Sylvius, tüm hastalığın kimyasal süreçlerin sonucu olduğuna ve asidik lenf sıvısının kansere neden olduğuna inanıyordu. Çağdaş Nicolaes Tulp, kanserin yavaş yavaş yayılması ve bulaşıcı olduğu sonucuna varılmış bir zehir olduğuna inanmaktadır.

Doktor John Hill, 1761'de burun kanserinin nedeni olarak burun tıkanıklığını tanımladı. Bunu 1775 yılında İngiliz cerrahı Percivall Pott, baca temizleme kanseri, skrotum kanseri, baca temizleyicileri arasında yaygın bir hastalık olarak rapor etti. 18. yüzyılda mikroskopun yaygın kullanımı ile "kanser zehiri" nin primer tümörden lenf düğümleri yoluyla diğer bölgelere yayılması ("metastaz") olduğu keşfedilmiştir. Hastalığın bu görüşü ilk önce İngiliz cerrah Campbell De Morgan tarafından 1871-1874 yılları arasında formüle edildi.

Kanserin toplumsal önemi

Kanserin toplumsal önemi ve cilt kanseri

Kalp yetmezliği gibi pek çok hastalık kanser vakalarının çoğundan daha kötü bir prognoza sahip olsa da, kanser yaygın korku ve tabulara maruz kalmaktadır. Bir edebikelam olan ''uzun bir hastalıktan sonra'' ( after a long sickness), belirgin olayı ifade etmek için kullanılır. Kanserin mutlaka zor ve genellikle ölümcül bir hastalık olduğuna olan bu derin inancı kanser istatistiklerini derlemek için toplum tarafından seçilen sistemlere yansımıştır. Kanserin en yaygın şekli, -on melanoma cilt kanseri, dünya çapında kanser vakalarının yaklaşık üçte birini oluşturur, ancak çok az ölüm oranına sahiptir- kanser istatistiklerinden çıkarılmıştır çünkü bunlar genellikle kolay, tek bir, kısa, ayakta tedavi prosedürüyle tedavi edilir ve hemen hemen her zaman iyileştirilir.

Kanser, "sivil ayaklanmayı" sona erdirmek için "savaş" gereken bir hastalık olarak görülüyor; ABD'de kansere karşı etkin bir savaş ilan edildi. Askeri metaforlar, kanserin insan üzerine etkilerinin tanımlanmasında özellikle yaygındır ve hastanın sağlığının durumunu ve başkalarına tamamen göz yummaktan, gecikmekten veya görmezlikten gelmek yerine kendiliğinden karar verme eylemlerine ihtiyaç duyulduğunu vurgularlar. Askeri metaforlar ayrıca radikal, yıkıcı tedavileri rasyonalize etmeye yardımcı olur.

Kanserin toplumsal önemi

1970'lerde, ABD'de nispeten popüler bir alternatif kanser tedavisi, kanserin kötü bir tavırdan kaynaklandığı fikrine dayanan özel bir konuşma terapisiydi. "Kanser kişiliği" -kendinden nefret eden ve duygularını ifade etmekten korkan- olan insanlara bilinçaltı arzuyla kanser tezahür ettikleri düşünülüyordu. Bazı psikoterapistler, hastanın hayat hakkındaki görüşünü değiştirmek için yapılan tedavinin kanseri tedavi edeceğini belirtmiştir. Bu inanç bazı toplumlarda hastaya kansere ("istemek" suretiyle) neden olduğu için suçlamasına ya da (yeterince mutlu, korkusuz ve sevecen bir kişi olmamak suretiyle) tedavisini engellediğine izin vermiştir. Bu, aynı zamanda, hastaların kaygılarını artırdı, çünkü yanlışlıkla üzüntü, öfke veya korku duygularının yaşamlarını kısalttığına inanmaktadırlar. Bu düşünce Susan Sontag tarafından gülünç görüldü. Susan Sontag, Hastalığı Metafor olarak yayınlarken 1978'de meme kanseri tedavisinde iyileşme sağladı. Orijinal fikir şu anda genelde anlamsız olarak kabul edilmekle birlikte, fikir kasıtlı olarak olumlu düşünme alışkanlığını geliştirmenin hayatta kalmayı artıracağına dair yaygın ama yanlış bir inançla kısmen azaltılmış bir biçimde devam etmektedir. Bu düşünce meme kanseri kültüründe özellikle güçlüdür.

Kanser hastalarının sorumlu tutuldukları veya damgalanmış oldukları, ''adil dünya hipotezi'' adı verilmiş ve hastanın davranışları ve tutumlarında kanseri suçlamak, suçlayıcıları kontrol hissine tekrar kavuşturur. Bu, dünyada temelde adil olan ve dolayısıyla kanser gibi tehlikeli hastalıkların kötü seçimler için bir ceza türü olması gerektiği üzerine kurulu olan kişilerin inancına dayanıyor; çünkü adil dünyada iyi insanlara kötü şeyler olmaz. 

Kanserin ekonomik etkileri

2007'de, tedavi ve dolaylı ölüm harcamaları da dahil olmak üzere (iş yerinde üretkenlik kaybı gibi) ABD'deki kanser genel maliyetleri 226.8 milyar dolar olarak tahmin edildi. 2009'da Güney Amerika kökenlilerin %32'si, 17 yaş ve altındaki çocukların %10'u sağlık sigortasından yoksundur. Sigortasız ve etnik azınlıklardan olan hastalar, tedavinin daha kapsamlı ve daha pahalı olacağından, daha sonraki bir aşamada kanser teşhisi konulması, büyük olasılıkla daha fazladır.

Kanser araştırmaları

Kanser araştırmaları

Kanser bir hastalık sınıfı olduğundan, tüm bulaşıcı hastalıklar için tek bir tedaviden çok, tek bir "kanser tedavisi" bulunması pek olası değildir. Anjiyogenez inhibitörlerinin bir zamanlar birçok kanser türü için uygulanabilir bir "gümüş kurşun" tedavisi olma potansiyelinin yanlış olduğu düşünülmektedir. Angiogenesis inhibitörleri ve diğer kanser terapötikler, kanser morbiditesini ve mortaliteyi azaltmak için birlikte kullanılır.

Önerilen tedaviyi en iyi mevcut tedavi ile karşılaştırmak için deneysel kanser tedavileri klinik araştırmalarda incelenmiştir. Bir kanser türü için başarılı olan tedaviler diğer türlere karşı test edilebilir. Bireysel biyolojiye dayanan, doğru tedavileri doğru hastalara daha iyi hedeflemek için tanı testleri geliştirilmektedir.

Kanser araştırması şu konular üzerinde yoğunlaşmaktadır:

Nixonun 1971de Kansere Karşı Savaşı

Kansere dönüşecek hücrelerde genetik değişikliklere neden olan veya dönüşümü kolaylaştıran ajanlar (örn. Virüsler) ve olaylar (ör. Mutasyonlar).

Genetik hasarın kesin doğası ve hasar tarafından etkilenen genler.

Hem bir kanser hücresinin tanımlayıcı özelliklerinin üretilmesinde hem de kanserin daha da ilerlemesine yol açan ilave genetik olayların kolaylaştırılmasında hücrenin biyolojisindeki genetik değişiklik sonucu yardımcı olur.

Richard Nixon kanserle mücadele etti

ABD Başkanı Richard Nixon 1971'de "Kansere Karşı Savaş" ilan etmesinden beri, Kanser araştırmaları nedeniyle moleküler biyoloji ve hücresel biyolojinin daha iyi anlaşılması, kanser için yeni tedavilere yol açtı. O zamandan beri ülke, kamu ve özel sektör kaynaklarını da içeren kanser araştırmaları konusunda 200 milyar doları aştı. Kanser ölüm oranı (nüfusun büyüklüğü ve yaşına göre ayarlanma) 1950 ile 2005 yılları arasında yüzde beş oranında azaldı.

Mali kaynaklar için rekabet, daha temelde keşfedilmeleri için gerekli olan yaratıcılık, işbirliği, risk alma ve özgün düşünceyi bastırmış ve daha riskli, daha yenilikçi araştırmalara yönelik küçük artan ilerlemelere yönelik düşük riskli araştırma lehine sonuçsuz kalmıştı. Rekabetin diğer sonuçları dramatik iddialara sahip pek çok çalışmanın sonuçları kopyalanamaz ve saptırma teşvikleri verdiği kurumları kendi fakülte ve tesislerinde yeterli yatırım yapmadan büyütmeye teşvik eder.

Kanser ve gebelik

Kanser yaklaşık 1.000 de 1 oranda hamile kadınları etkiler. Meme kanseri, rahim ağzı kanseri, lösemi, lenfoma, melanom, yumurtalık kanseri ve kolorektal kanser gibi yaygın çeşitler kadınlarda hamilelik esnasında, doğum olmadığı zamanlarda ve çocuk doğurma çağlarında aynı sıklıkla bulunur.

Kanser ve gebelik

Hamile bir kadında yeni kanser teşhisi yapmak zordur, çünkü kısmen bu semptomların hamilelikle ilişkili olarak normal bir rahatsızlık olduğu varsayılmaktadır. Sonuç olarak, kanser tipik olarak ortalamadan biraz ilerleyen bir aşamada keşfedilir. MRI'lar (manyetik rezonans görüntüleme), BT taramaları, ultrasonografi ve fetal ekranlı mamografi gibi bazı görüntüleme prosedürleri gebelik sırasında güvenli bir yol olarak kabul edilir. PET taramaları ise diğerlerinin aksine hamileler için zararlıdır.

Tedavi genellikle gebe olmayan kadınlarla aynıdır. Bununla birlikte, radyasyon ve radyoaktif ilaçlar, özellikle fetal doz 100 cGy'yi aşarsa, gebelik sırasında genellikle engellenir. Bazı durumlarda, kanserin hamilelikte geç teşhis edilmesi durumunda doğumdan sonra tedavilerin bir kısmı veya tamamı ertelenir. Erken doğumlar genellikle tedavinin başlamasını hızlandırmak için kullanılır. Ameliyat genellikle güvenlidir, ancak ilk üç aylık dönemde pelvik ameliyatlar düşük yapmakta fayda vardır. Bazı tedaviler, özellikle ilk trimestırda verilen belirli kemoterapi ilaçları, doğum kusurları ve gebelik kaybı riskini artırır (spontan düşükler ve ölü doğumlar).

Seçmeli kürtaja gerek yoktur ve kanserin en yaygın formları ve evreleri için annenin hayatta kalmasını artırmaz. Gelişmiş rahim kanseri gibi birkaç durumda gebelik devam edilemez, diğerlerinde ise hastanın gebeliği kesmesi agresif kemoterapiye başlayabilir.

Bazı tedaviler, annenin vajinal doğum yapmasını veya emzirmeyi engelleyebilir. Serviks kanseri sezaryen ile doğum yapmayı gerektirebilir. Göğse uygulanan radyasyon memenin süt üretme kabiliyetini azaltır ve mastitis riskini arttırır. Ayrıca, doğumdan sonra kemoterapi verildiğinde, uyuşturucuların çoğunun anne sütünde de bulunması bebeğe zarar verebilir.

Hayvanlarda kanser

Hayvanlarda kanser 2

Veteriner onkoloji, ağırlıklı olarak kedilere ve köpeklere yoğunlaşarak, zengin ülkelerde gelişmekte olan  bir alandır. Ameliyat ve radyoterapi gibi temel insan tedavil biçimlerine imkan sağlayabilir. En yaygın kanser türleri farklılık gösterir, fakat kanser yükü en azından insanlarda olduğu kadar hayvanlarda da yüksek görünmektedir. Hayvanlar, genellikle kemirgenler, kanser araştırmalarında sıklıkla kullanılır ve daha büyük hayvanlarda doğal kanserler üzerinde yapılan araştırmalar insan kanserine yönelik araştırmalara fayda sağlayabilir.

Kanser Resimleri