21 November 2018, Wednesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

İstanbul Boğazı

İçindekiler
  1. İstanbul boğazı hakkında bilgi
  2. İstanbul boğazı isminin kökeni
  3. İstanbul boğazı coğrafi özellikleri
  4. İstanbul boğazı tarihçesi
  5. İstanbul boğazı geçişleri
  6. İstanbul boğaz turu
  7. İstanbul Boğazı Resimleri

İstanbul boğazı hakkında bilgi

İstanbul Boğazı

Boğaz (İstanbul boğazı), Türkiye'nin kuzeybatısında bulunan dar ve uluslararası açıdan çok önemli doğal bir su yoludur. İstanbul Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki kıta sınırının bir parçasını oluşturur. Türkiye'de hem Asya hem Avrupa'dan kara parçaları bulunmaktadır ve İstanbul Boğazı bu iki kıtayı birbirinden ayırmaktadır. Uluslararası denizcilik için kullanılan en dar boğazdır ve Karadeniz'i Marmara denizine bağlar. Ayrıca, Çanakkale Boğazı ile Ege ve Akdeniz'e de bağlantı içerir.

İstanbul Boğazı kıyıları çoğunlukla yoğun yerleşim alanlarıdır. 17 milyon nüfusu ile İstanbul'un her iki kıyısından içeri doğru genişleyen büyük bir metropol haline gelmiştir.

Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı Türkiye'nin boğazlarını oluşturur.

İstanbul boğazı isminin kökeni

İstanbul Boğazının isminin kökeni

Kanalın orijinal adı, halk etimolojisinde βοὸς πόρος yani "sığır boğazı" (veya inek geçiti) olan Antik Yunanca Βόσπορος (Bosporos)'un İngilizceleşmesinden gelmektedir. Buna göre, bous, βοῦς "sığır, inek" + poros, πόρος "geçit, yol" sonucunda "sığır yolu" veya" inek yolu" anlamına gelir. Bu, ineğe dönüştürülüp Boğaz'ı geçene kadar dünyayı dolaşmaya mahkum edilen Lo'nun mitolojisine dayanır. Mitoloji'ye göre Lo, daha sonra Boğaz'da Titan Prometheus'la tanışıp ondan Zeus'un kendisini tekrar insan formuna dönüştüreceği ve en büyük kahraman olan Heracles'in (Hercules) Tanrıçası olacağı bilgisini alıp rahatlamıştır.

Bu halk etimolojisi, Prometheus'un Lo'yamboğaza adının verileceği kehanetinde bulunmuş, Zincire vurulmuş Prometheus'ta Aeschylus tarafından kutsandı. Lo'nun karaya çıktığı söylenen konum, Chrysopolis'in (bugünkü Üsküdar) yakınlarındadır ve Bous "inek" olarak adlandırılmıştır. Aynı mekân Damalis olarak da biliniyordu; zira Atina'lı general Chares'in eşi Damalis'e büyük bir inek biçiminde olan anıtı dikmiştir (Damalis "buzağı" anlamına gelmektedir).

İstanbul Boğazı ismi ve tarihi kökeni

-ph- ile yazım, Bosphorus (Boğaziçi)'ta olduğu gibi, eski Yunan adında gerekçe göstermez ancak Orta Çağ Latincesinde (Boğaziçi, bazen Bosforus, Bosferus) ve Orta Çağ Yunancasında bazen Βόσφορος'da bir başka biçim olarak ortaya çıkar. Fransız biçimi Bosphore, İspanyol biçimi Bósforo ve Rus biçimi Босфор. 12. yüzyıl Yunan bilim adamı John Tzetzes, Damaliten Bosporon (Damalis'den sonra) diyor, ancak John aynı zamanda popüler kullanımında boğazın, Konstantinopolis'in en eski kuzey limanının adı olan Prosphorion olarak bilinen günlerinin olduğunu da bildiriyor.

Tarihsel açıdan, Boğaziçi, Kırım'daki Kimmer Boğazı'ndan ayırmak için "Konstantinopol Boğazı" ya da "Trakya Boğazı" olarak da biliniyordu. Bunlar Herodot'un Hikayeleri'nde, 4.83; Boğaz Thracius, Boğaz Thraciae ve Βόσπορος Θρᾴκιος olarak ifade edilmiştir. Boğazın Herodot tarafından atıfta bulunduğu diğer isimler arasında Kalkoloni Boğazı (Boğaziçi Kalkolit Cumhuriyeti, Bosporos tes Khalkedonies, Herodotus 4.87) veya Misya Boğazı (Bosporus Mysius) da bulunmaktadır.

Terim, sonunda, "boğaz" anlamına gelen βόσπορος adıyla kullanılmaya başlandı ve Aeschylus ve Sofokles tarafından Klasik Yunanca Hellespont'a uygulandı.

Şuanda, su geçidi resmi olarak "Boğaziçi" ya da "İstanbul Boğazı" olarak anılmaktadır.

İstanbul boğazı coğrafi özellikleri

İstanbul Boğazı coğrafi özellikleri

Bir deniz yolu olarak Boğaz, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Yakın Doğu ve Batı Avrasya boyunca çeşitli denizleri birbirine bağlar ve özellikle Karadeniz'i Marmara Denizi'ne bağlar. Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı vasıtasıyla Ege ve Akdeniz'e bağlanır. Böylece, Boğaz, Karadeniz ve Akdeniz arasında, Cebelitarık Boğazı'yla Atlantik Okyanusu arasında ve Süveyş Kanalı'yla da Hint Okyanusu arasında deniz bağlantılarına olanak verir. Böylece, özellikle Rusya'dan gelen malların geçişi için çok önemli bir uluslararası su yolu haline gelir.

Konuma yabancı olanlar tarafından sıklıkla yapılan bir hata ise, aslında Boğaz dar bir deniz kanalıyken onun bir nehir olduğunu varsaymaktır.

İstanbul boğazı coğrafi manzarası

İstanbul boğazının oluşumu

Boğaziçi'nin oluşumunun kesin bilimsel nedeni ve tarihi, jeologlar arasında tartışılmaya devam ediyor. 1997 yılında Columbia Üniversitesi'nden iki bilim adamı tarafından aynı adı taşıyan Karadeniz Tufanı teorisi olarak adlandırılan şu anki teoriye göre, Boğaz'ın yaklaşık MÖ 5600 yılında Akdeniz ve Marmara Deniz'inin yükselmekte olan suları deniz seviyesinin altında kalmış bir tatlı su olan Karadeniz'i ihlal etmiştir.

Bununla birlikte, birçok jeolog aslında boğazın jeolojik zaman ölçeğine göre nispeten genç olmasına rağmen daha yaşlı olduğunu iddia etmektedir.

Antik Yunan mitolojisinin perspektifinden, Symplegades ya da Çatışan Kayalar olarak bilinen devasa kayan kayaların bir zamanlar Boğaz'ın iki yanındaki tepeleri işgal ettiği ve boğazın aşağı doğru çekilerek kanaldan geçmeye teşebbüs eden her gemiyi ezerek yok ettiği söyleniyordu. Symplegades, lirik kahraman Jason başarılı geçit elde ettikten sonra yenildi, kayalar sabitlendi ve Karadeniz'e Yunan geçişi açılmış oldu.

İstanbul boğazı teknik özellikleri

İstanbul boğazı sınırları Rumeli Feneri
İstanbul Boğazın sınırları Kadıköy İnciburnu Feneri

Boğaz'ın sınırları, kuzeydeki Rumeli Feneri ve Anadolu Feneri ile güneydeki Ahırkapı Feneri ile Kadıköy İnciburnu Feneri arasındaki bağlantı hattı olarak tanımlanmaktadır. Bu sınırlar arasında Boğaz, kuzey girişinde 3.329 m genişliğinde, güney girişinde 2.826 m genişliğinde ve 31 km uzunluğundadır. Umuryeri ile Büyükdere Limanı arasında maksimum genişliği 3,49 m, Kandilli Noktası ile Aşiyan arasında en az 700 m genişliğindedir.

Boğaz'ın derinliği, 13 ila 110 m arasında değişmektedir ve ortalama 65 m'dir. En derin yer 110 m ile Kandilli ile Bebek arasındadır. En sığ bölgeler ise kuzey yönünde 8 m ile Kadıköy İnciburnu ve güney yönünde 13 m ile Aşiyan Noktası'dır.

Haliç, tarihsel olarak Eski İstanbul'u saldırılardan korumak için bir hendek gibi hareket eden ana boğazın ötesinde, 19. yüzyıla kadar çeşitli imparatorlukların gemileri için korunaklı bir demirleme yeri sağlıyordu. Daha sonra turistler ve yerli halk tarafından popüler olan şehrin kalbinde tarihi bir mahalle haline geldi.

Boğaz hakkında son keşifler

İstanbul Boğaz ve sarı denizaltı keşifleri

20. yüzyıldan önce Karadeniz'in ve Marmara Denizi'nin yoğunluk akışının coğrafi bir örneği olarak birbirlerine doğru aktığı biliniyordu ve Ağustos 2010'da süspansiyon bileşiminin devamlı bir "su altı kanalı" şeklinde akışı keşfedildi ve bu akış eğer yeryüzünde olsaydı, Boğaz'ın tabanı boyunca uzanan yeryüzünün en büyük altıncı nehri olabilirdi. Boğazlardaki su ve rüzgar erozyonunun incelenmesi, boğazın oluşumunun su ve rüzgar erozyonu sonucu olduğunu gösterir. Kıyı bölümleri betonla veya moloz ile takviye edilmiş ve boğazın çökelme eğilimi gösteren kısımları periyodik olarak taranmıştır.

2010 yılında Leeds Üniversitesi liderliğindeki  bilim adamları ekibi, bilimsel olarak bir denizaltı kanalı olarak anılan "denizaltı nehri" içerisindeki ilk kez detaylı akışları gözlemlemek için robotik bir "sarı denizaltı" kullandı. Denizaltı kanalları kara nehirlerine benzer, ancak yoğunluk akıntıları ile oluşur - deniz altı akıntıları deniz suyundan daha yoğun olan kum, çamur, su karışımından oluşur, böylece batar ve dip boyunca akıntı oluşturur. Bu kanallar sedimentler için ana taşınma yollarıdır. Böylece sedimentlerin denizin dibine giderek oralarda tortul yataklar oluşturmasına sebep olur. Bu yataklar nihayetinde sadece kullanılmayan doğal gaz ve petrol rezervlerine değil, aynı zamanda bir çok önemli sırları da barındırıyorlar - geçmiş iklim değişikliği ipuçlarından dağların oluşum biçimine kadar.

Ekip bu kanallardaki ayrıntılı akış üzerinde çalışmış ve şu bulguları elde etmişlerdir:

İstanbul Boğazının oluşumunu bulan Robert Ballard

Kanal kompleksi ve yoğunluk akışı, kanal üzerinden akış alanının yapısını araştırmak ve detaylandırmak için ideal doğal laboratuarı sağlar. İlk bulgularımız, bu kanallardaki akışın karadaki nehir kanallarındaki akıştan oldukça farklı olduğunu göstermektedir. Özellikle, bir viraj etrafında hareket ettiği zaman, karadaki nehir kanallarında bulunan spirale kıyasla, derin denizde ters yönde spiralleşir. Bu, sedimantolojiyi ve bu sistemlerin biriktirdiği çökelti tabakalarını anlamak için önemlidir.

Karadeniz deluge hipotezinin ana ilkesi, son buzul çağının sonunda eriyen büyük buz tabakalarının sonunda 72,5 metre kadar yükselen okyanus, kapalı Boğaz'ın tepesinde olağanüstü bir sel baskını meydana getirdi ve o zaman taze Karadeniz Gölü %50 sinden fazlasını ve birçok ay boyunca kıyılardan insanları sürdü. Bu durum, eski kıyı şeridindeki yerleşim yerlerini keşfeden denizaltı kâşifi Robert Ballard tarafından kanıtlandı. Bilim adamlarına göre milattan önce 7500 ya da 5500 tarihli sel baskını taze tuzlu su mikroflorasından çıkmıştı. Korkunç ve esrarengiz bir şekilde yükselen sular tarafından insanların tahrip edildiği Büyük Tufan öyküsü Batı dünyasının her köşesine yayılmış ve pek çok dine girmiştir. Suların yükselmesiyle sıvıda askıda kalan daha yoğun katılara dayanıksız olan deniz tabanı kanalları ağı bol suyla yıkanmış oldu ve bugün çok aktif bir katman halini aldı.

Boğaz hakkında son keşifler

Bu denizaltı kanallarının ilk görüntüleri, 1999'da NATO RV İttifakı ve Türk Deniz Kuvvetleri araştırma gemisi Çubuklu'nun ortaklaşa kullandığı bir NATO SACLANT Denizaltı Araştırması projesi sırasında elde edildi ve büyük boyutlarda olduklarını gösterdi. 2002 yılında, BlaSON projesi için Ifremer RV Le Suroit (Lericolais ve diğerleri, 2003) bu su altında kanal fan deltasının çok demetli haritasını tamamlayan bir çalışma gerçekleştirildi. 2009 yılında, bu çalışmada proje ortakları olan Memorial Üniversitesi, Newfoundland, Kanada'daki araştırmacılar tarafından 2006'da elde edilen yüksek kaliteli haritalama ile önceki sonuçları kullanarak eksiksiz bir harita yayımlandı.

Ekip, elde edilen verileri, sedimentin bu kanallardan nasıl aktığını modellemek için kullanılabilecek yenilikçi bilgisayar simülasyonları oluşturmak için kullandı. Ekibin ürettiği modeller, petrol ve gaz şirketleri tarafından deniz tabanı mühendisliği tasarımına girilmesi de dahil olmak üzere geniş uygulamalara sahip oldu.

Proje Leeds Üniversitesi'nden Dr. Jeff Peakall ve Dr. Daniel Parsons tarafından, Southampton Üniversitesi, Memorial Üniversitesi (Newfoundland, Kanada) ve Deniz Bilimleri Enstitüsü (İzmir, Türkiye) ile birlikte yürütülmüştür. Araştırma, Deniz Bilimleri Enstitüsü araştırma gemisi R / V Koca Piri Reis tarafından yürütülmüş ve koordine edilmiştir.

Araştırmacılar, bir denizaltı kanalı olarak bilinen nehrin, içinden akan su miktarına bağlı olarak eğer karada olsaydı, dünyadaki altıncı en büyük nehir olacağını düşünüyor.

İstanbul boğazı tarihçesi

Boğazın stratejik önemi eskilere dayanır

Karadeniz ve Akdeniz arasındaki tek geçişin bir parçası olarak, Boğaziçi ticari ve askeri açıdan daima büyük önem taşıyor ve bugün stratejik olarak önemli bir yer tutuyor. Rusya ve Ukrayna'da dahil olmak üzere çok sayıda ülke için önemli bir deniz ulaşım rotasıdır. Boğaz üzerindeki kontrol, modern tarihte, özellikle Rus-Türk Savaşı'nda (1877-78) ve Birinci Dünya Savaşı esnasında Çanakkale Boğazı'ndaki Müttefik Kuvvetler'in 1915 Gelibolu Savaşı sırasındaki saldırıları sırasında bir takım çatışmaların hedefi olmuştur.

Antik Yunan, Pers, Roma ve Bizans dönemleri (1453 öncesi)

Boğaz'ın stratejik önemi bin yıllara dayanıyor. İskit'in tahıl ithalatına bağımlı olan MÖ 5. yüzyılda Atina'nın Yunan şehir-devleti, Megara Kolonisi Bizans gibi boğazı kontrol eden şehirlerle önemli ittifaklar sürdürdü.

Antik Yunan Pers Roma ve Bizans dönemleri

Pers Kralı I. Büyük Darius, Karadeniz'in kuzeyinden dolaşan İskit askerlerini etkisiz hale getirmek için Boğaz'dan geçip Tuna Nehrine doğru yürüdü. Ordusu Boğaz'ı, Pers teknelerinin birbirine bağlanmasıyla oluşan muazzam bir köprü üzerinden geçti. Bu köprü esas olarak Asya'nın en uzak coğrafi ucunu Avrupa'ya bağladı ve en az 1000 metre açık suyu kapsıyordu. Yıllar sonra, I. Xerxes (I. Büyük Darius'un oğlu) tarafından Yunanistan'ı işgali sırasında Çanakkale Boğazı üzerinde benzer bir tekne köprüsü inşa edilecekti.

Bizanslılar, Boğaz'ı "Stenon" olarak adlandırdılar ve boğazın o dönemde en önemli yerlerinin isimleri ise; Avrupa yakasında: Bosporios Akra, Argyropolis, St. Mamas, St. Phokas, Hestiai veya Michaelion, Phoneus, Anaplous veya Sosthenion ve Asya yakasında: Hieron Kulesi, Eirenaion, Anthemiou, Sophianai, Bithynian  Chryspolis.

Boğaz'ın stratejik öneminin faktörlerinden birisi de Roma İmparatoru Büyük Konstantin'nin MS 330 yılında yeni başkent, Konstantinopolis'in, Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti olarak bilinen yerde bulunmasına karar vermesidir. "Boğazda yüzmek" veya "Boğazı geçmek" ifadesi, hala Doğu Ortodoks Kilisesine dini dönüşümü belirtmek için kullanılmıştır.

Osmanlı dönemi (1453-1922)

İstanbul Boğazı Osmanlı dönemi

29 Mayıs 1453'te, gelişmekte olan Osmanlı İmparatorluğu, Konstantiopolis şehrini kuşattı ve uzun bir mücadelenin ardından boğazın her iki yanında Anadoluhisarı (1393) ve Rumelihisarı'nı (1451) sadece savaş için değil daha sonra da boğaz ve çevresindeki su yolları üzerinde uzun vadeli kontrol sağlamak için güçlendirdi. Osmanlı'nın zaferiyle sonuçlanan 53 günlük mücadele, dünya tarihinde önemli bir milat oluşturdu. 1492'de Kristof Kolomb'un Amerika'ya yaptığı ilk yolculukla birlikte, 1453'te Konstantinopolis'in fethi, Orta Çağ'a son veren olaylar arasında görülüyor; Rönesans ve Keşif Çağına geçişi işaret ediyordu.

Bu olay, Roma İmparatorluğu'nun son kalıntıları olan Bizans'ın sonunu getirerek Boğaz'ın kontrolünün Osmanlı'nın eline geçmesine sebep olmuştur. Ek olarak, İstanbul'un, Osmanlı'nın yeni başkenti haline gelmesiyle takip eden yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu'nun genişlemesine vesile oldu.

16.-18. Yüzyılın zirvesinde Osmanlı İmparatorluğu, Boğaz'ın stratejik önemini bölgesel tutkularını genişletmek ve "Osmanlı gölü" olarak gördüğü Karadeniz bölgesinin tamamını kontrol altına almak için kullandı; Rus savaş gemileri yasaklandı.

İstanbulda Osmanlı dönemi

Ardından, çeşitli uluslararası antlaşmalar ile suları kullanan gemileri yönetti. 8 Temmuz 1833 tarihli Hünkâr İskelesi Antlaşması uyarınca Boğaziçi ve Çanakkale Boğazı, Rusya'nın talebi üzerine diğer güç gemilerine kapatılacaktı. 13 Temmuz 1841'de Avrupa'nın Büyük Güçleri arasında - Rusya, Birleşik Krallık, Fransa, Avusturya ve Prusya - imzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi hükümleri uyarınca, Türk Boğazları'nın savaş zamanı boyunca Sultan'ın müttefiklerini de yasaklayarak tüm savaş gemilerine kapatılmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun "eski kuralı" yeniden kurulmuştur. Böylece, Akdeniz'den donanması için doğrudan erişime sahip olamayan Rusya aleyhine İngiliz donanma gücü yararlanmış oldu.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, 1920 tarihli Sevr Antlaşması, boğazı askersizleştirdi ve Milletler Cemiyeti'nin kontrolü altında uluslararası bir bölge haline getirdi.

Türk Cumhuriyet Dönemi (1923-mevcut)

İstanbul Boğazı ve Türkler

Bu, 1923 Lozan Antlaşması uyarınca değiştirildi ve boğazlar Türk topraklarına kavuştu, ancak bütün yabancı savaş gemileri ve ticaret gemilerinin boğazı serbestçe dolaşmasına izin verildi. Türkiye sonunda bu antlaşmanın şartlarını reddetti ve daha sonra Türkiye boğaz bölgelerini yeniden askerlendirdi. Geri dönüş, 20 Temmuz 1936 tarihli Boğazlar Rejimi Montrö Sözleşmesi uyarınca resmileştirildi. Sözleşme, halen yürürlükte olup, boğazları uluslararası nakliye şeridi olarak kabul etmekte ve Türkiye'nin, Karadeniz devleti olmayan devletlere deniz trafiğini kısıtlama hakkını saklı tutmaktadır. 

II. Dünya Savaşı sırasında Şubat 1945'e kadar Türkiye nötr durumdaydı ve boğazlar, bu zaman zarfında savaşan ulusların savaş gemilerine kapatıldı, ancak bazı Alman yardımcı gemi geçişlerine izin verildi. Diplomatik konferanslarda, Sovyet temsilcileri Boğazlar üzerindeki Türk Sovyet deniz üslerinin imtiyazına olan ilgisini bildirdiler. Stalin'in, Kars, Artvin ve Ardahan'daki Türk illerinin Sovyetler Birliği'ne iadesi için talepleri (1877-1878 Rus-Türk Savaşı sırasında Türkiye tarafından kaybedildi, ancak 1921 Kars Antlaşması ile geri alındı), Türkiye'yi dış ilişkilerde tarafsızlıktan vazgeçirme yönünde hareketlerdi. Türkiye, Şubat 1945'te Almanya'ya karşı savaş ilan etti fakat saldırı eylemlerine girişmedi.

İstanbul Boğazı gece manzarası

Türkiye, 1952'de NATO'ya katılmış ve böylelikle boğaz, ticari ve askeri bir suyolu olarak daha da stratejik önem kazanmıştır.

21. yüzyılın başlarında Türk Boğazları, petrol endüstrisi için özellikle önem kazanmıştır. Novorossisk gibi limanlardan gelen Rusya petrolü, tankerlerle öncelikle Batı Avrupa ve ABD'ye, Boğaziçi ve Çanakkale Boğazı yoluyla ihraç edilmektedir. 2011 yılında Türkiye, Silivri üzerinden ikinci bir suyolu olarak 50 km'lik bir kanal planladı ve Boğaz'daki riski azaltmayı hedefledi.

İstanbul boğazı geçişleri

İstanbul boğazı deniz kıyısı

Türkler ve İstanbul Boğazı

Boğazın suları üzerindeki, her gün sayısız yolcu ve araç feribotlarının yanı sıra, hem halka hem de özel kişilere ait yatlara, eğlence amaçlı teknelere ve balıkçı teknelerine rastlamak mümkündür.

Boğaz'da ayrıca, yük gemileri ve tankerler tarafından önemli miktarlarda uluslararası ticari nakliyat trafiği yaşanıyor. Boğaz'ın Kuzey sınırları arasında Rumeli Feneri ile Anadolu Feneri ve Güney sınırları arasında Ahırkapı Feneri ile Kadıköy İnciburnu Feneri'ndeki keskin dönüş ve görsel engellerin yönetimini gerektiren büyük ölçekli deniz trafiği için birçok tehlikeli nokta bulunmaktadır. En bilineni olarak, Kandilli Noktası ile Aşiyan arasındaki açıklarda, akımların 7 ila 8 knot (hız birimi)'a (3.6 ila 4.1 m / s) ulaşabileceği bir yerde 45 derecelik rota değişikliği gerektirir. Güneyde, Yeniköy'de gerekli rota değişikliği 80 derecedir. Yörüngedeki bu zorlu değişiklikleri bir araya getiren Kandilli ve Yeniköy'ün arkasında ve ilerisindeki turistik yerler, rotasyon öncesi ve esnasında tamamen engel teşkil ettiğinden ters yönden yaklaşan gemilerin bu virajların etrafında görünmesi olanaksız hale geliyor. Coğrafi konum nedeniyle ortaya çıkan riskler, boğazdaki ağır feribot trafiğiyle de birleşerek, şehrin Avrupa ve Asya yakalarını birbirine bağlar. Bu nedenle, dar su yollarının karakteristik tüm tehlikeleri ve engelleri bu kritik deniz şeridinde şiddetli bir şekilde mevcuttur.

2011 yılında Türk Hükümeti, İstanbul'un batı kenarları boyunca kuzey-güney yönünde yaklaşık 80 kilometre uzunluğunda ve Karadeniz ile Marmara arasındaki ikinci bir suyolu olarak Boğaz'daki riski azaltmayı amaçlayan geniş çaplı bir kanal projesi hazırlamayı planladılar. 

İstanbul boğazı geçişleri Sultan Mehmet Köprüsü

İstanbul boğazı köprüleri

İki asma köprü ve bir askı köprü Boğaz'ı geçmektedir. Bunlardan ilki olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, 1.074 m uzunluğundadır ve 1973 yılında tamamlanmıştır. İkincisi olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 1.090 m uzunluğundadır ve 1988'de ilkinin 5 km kuzeyinde tamamlanmıştır. İlk Boğaz Köprüsü O1 Otoyolunun bir parçasını oluştururken, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Trans-Avrupa Otoyolunun bir parçasını oluşturur. Üçüncü olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2.164 metre uzunluğunda ve 2016 yılında tamamlanmıştır. Boğaz'ın kuzey ucunda, Avrupa yakasındaki Garipçe ile Asya yakasındaki Poyrazköy arasında bulunan mevcut Karadeniz Sahil Yolu ile entegre olan ve şehir trafiğini azaltmak için transit trafik sağlayan "Kuzey Marmara Otoyolunun" bir parçası haline gelmiştir.

İstanbul boğazı denizaltı

İstanbul Boğazı Marmaray tüneli
Marmaray İstanbul Projesi

13,7 km uzunluğunda deniz altı demir yolu tüneli bulunan Marmaray projesi, 29 Ekim 2013'te açıldı. Tünelin yaklaşık 1.400 m 'si boğazın altından ve yaklaşık 55 m derinlikten geçiyor.

Boğaziçi Su Tüneli olarak adlandırılan 5.551 m uzunluğundaki denizaltı su kaynağı tüneli, Düzce İli'ndeki Melen Çayı'ndan (Boğaziçi Boğazının doğusunda, Kuzeybatı Anadolu'da) İstanbul'un Avrupa Yakası'na kadar 185 km'lik bir mesafededir.

Avrasya Tüneli, Şubat 2011'de inşaatına başlanmış olan ve 20 Aralık 2016'da açılan Kazlıçeşme - Göztepe arasında, Boğaz'ın araç trafiğine açılan bir deniz altı otoyol tünelidir.

İstanbul boğaz turu

İstanbul Boğazında gezilecek yerler
Boğazda en güzel gezi yerlerinden biri Üsküdar

Boğazda, boğazın Avrupa ve Asya kıyılarında Osmanlı döneminde inşa edilen 620 adet rıhtım evi (yalı) vardır. Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Çırağan Sarayı, Feriye Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Ihlamur Kasrı, Hatice Sultan Yalısı, Adile Sultan Sarayı ve Hidiv Kasrı gibi Osmanlı sarayları Boğaz'ın manzaraları arasındadır. Ayasofya, Aya İrini, Sultan Ahmed Camii, Yeni Cami, Kılıç Ali Paşa Camii, Nusretiye Camii, Dolmabahçe Camii, Ortaköy Camii, Üsküdar Mihrimah Sultan Camisi, Yeni Valide Camisi, Kız Kulesi, Galata Kulesi, Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı, Sakıp Sabancı Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Borusan Çağdaş Sanatlar Müzesi, Tophane-i Amire Müzesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Robert Koleji, Kabataş Lisesi, Kuleli Askeri Lisesi manzaraya sahip olan diğer yapılardır.

Anadolu Hisarı ve İstanbul Boğazı

İstanbul'da boğazı geçen halk feribotlarının en çok deniz trafiğine sebep olduğu iki nokta vardır, bunlar: İstanbul'un tarihi yarımadasındaki Eminönü ve Karadeniz kıyılarına yakın olan Anadolu Kavağı'dır. Bu noktalar arasında feribotlar şehrin Rumeli ve Anadolu yakaları arasında birkaç kez git-gel yapmaktadırlar. Merkezi iskelelerde daha kısa süreli ve düzenli olarak halk feribotları karşıdan karşıya geçmektedirler.

Kentte Üsküdar'dan Beşiktaş'a veya Kabataş'a özel feribotlar işletiliyor. Az bilinen birkaç coğrafi tehlike, şehrin Avrupa ve Asya yakalarını birleştiren boğazdaki feribot trafiği ile birlikte büyük gemiler için tehlike arz etmektedir. 

Katamaran deniz otobüsleri, Boğaz'ın Avrupa ve Asya kıyılarında hızlı ulaşım hizmetleri sunmaktadır, ancak halk feribotlarıyla karşılaştırıldığında daha az liman ve iskelede durmaktadır. Hem halk feribotları hem de deniz otobüsleri, Marmara Denizi'nde bulunan Prens Adaları ile Boğaziçi arasında düzenli taşımacılık hizmeti vermektedir.

Ayrıca Boğaz kıyılarının çeşitli yerlerinde turistlik gezintiler düzenlenmektedir. Fiyatlar, yolculuğun türüne göre değişir. Bazı teknelerde, gezi süresince yüksek sesle popüler müzikler çalarak yolcular eğlendirilir.

İstanbul Boğazı Resimleri