20 September 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

İngiltere Krallığı

İçindekiler
  1. İngiltere Krallığı hakkında bilgi
  2. İngiltere Krallığı isminin kökeni
  3. İngiltere Krallığı tarihi
  4. İngiltere Krallığında bölgesel bölümler

İngiltere Krallığı hakkında bilgi

İngiltere Krallığı Büyük Britanya adası üzerinde bulunan çeşitli Anglo-Sakson Krallıklarının 10. yy'de birleşmesi ile kurulan ve 1707 yılında İskoçya ile birleşerek Büyük Britanya Krallığı ortaya çıkana kadar varlığını sürdüren krallıktı.

11. yüzyılın başlarında Britanya üzerinde bulunan Anglo-Sakson krallıkları Æthelstan (hükümdarlık dönemi: 927-939) döneminde birleştirilerek İngiltere Krallığı haline getirilmişti. İngiltere krallığı daha sonra Danimarka ve Norveç ile birleşerek, Büyük Knud tarafından kurulan Kuzey Denizi İmparatorluğunun bir parçası haline geldi. Normanların, 1066 yılında İngiltereyi ele geçirmelerinin ardından ülkenin başkenti, Anglo-Saksonlar tarafından idari merkez ve kraliyet ailesinin ikametgahı olarak kullanılan, Winchester'dan Westminster'a taşındı. Bu olayın ardından Londra şehri hızla gelişerek İngiltere'nin en büyük ve önemli ticaret merkezi haline geldi. 

1066 yılında İngiltere Krallığının Normanlar tarafından ele geçirilmesinin ardından ülke tarihi tahta geçen hanedanlara (sülalelere) göre dönemlere ayrılmıştır. Bunlar; Normandiya Hanedanı 1066-1154, Plantagenet Hanedanı 1154-1458, Tudor Hanedanı 1485-1603 ve Stuart Hanedanı 1603-1714 ( 1649-1660 yılları arasında yaşanan Fetret ''Interregnum'' Devrinde bu hanedanın yönetimi kesintiye uğramıştır) dır.  1066 yılından sonra İngiltere tahtına geçen bütün hükümdarlar soylarının Normanlara dayandığını iddia etmişlerdir. Fakat Plantagenet Hanedanı bu genellemenin dışındadır. Çünkü Hanedanın İngiltere üzerindeki hakimiyeti II. Henry (1154-1189) ile başlamıştır. Bu dönemde  Angevin kökenli krallar 'doğal olarak daha fazla İngilizleştiler. Lancaster ve York hanedanları ise Plantagenet hanedanından gelen yöneticiler tarafından kurulmuş diğer küçük hanedanlar idiler. Tudor hanedanı ise soylarının III. Edward'a dayandığını iddia etmiştir. John Beaufort ile, Stuart Hanedanından, I. James ise soylarının VII. Henry ve Margaret Tudor'a dayandığını iddia etmişlerdir. 

Galler bölgesinin fethinin tamamlanması I. Edward döneminde gerçekleşti. 1284 yılında Galler bölgesi tamamen İngiliz tacının kontrolü altına alındı. III. Edward (1327-1377), İngiltere Krallığı'nı Avrupa'daki en büyük askeri güçlerden birisi haline getirdi. Egemenliği döneminde ülkedeki yasalarda ve hükumet biçiminde çok önemli değişiklikler yaşandı (özellikle İngiliz parlamentosunun gelişimi konusunda). 1340'lı yıllardan itibaren İngiltere kralları Fransa Krallığı tacı üzerinde hak iddia etmeye başladılar. Ancak Yüz Yıl Savaşları ve sonrasında başlayan (1455 yılında), Güller Savaşı nedeni ile İngilizler artık Fransa Krallığı tacı üzerindeki hak iddialarından vazgeçtiler. Kıta Avrupa'sı üzerindeki, Calais hariç, bütün topraklarını kaybettiler. Güller Savaşı döneminde yaşanan kargaşanın ardından Tudor Hanedanı ülkede iktidarı ele geçirdi. Tudor Hanedanına mensup yöneticiler İngiliz Rönesansı boyunca ülkeyi yönettiler ve monarşinin ülke yönetimi üzerindeki gücünü görülmemiş bir biçimde genişlettiler. 1542 yılında İngiltere ve Galler Prensliği tamamen birleşti. VIII. Henry ülkesinde, İngiliz Reformunu gerçekleştirdi ve kızı I. Elizabeth döneminde (1558-1603) ilan edilen Elizabethçi Dini Tasfiye ile,  gelecekte kurulacak ve Yeni Dünya üzerinde büyük hak iddialarında bulunacak olan, Britanya İmparatorluğunun temelleri atılmıştır.

1603 yılında I. James'in iktidara gelmesi ile birlikte, Stuart Hanedanı, ülkeyi İrlanda ve İskoçya ile birlikte yönetmeye başladı. Stuart Hanedanı döneminde ülkede büyük bir iç savaş başladı ve bu karışıklık sırasında 1649 yılında Kral I. Charles'ın idam edildi. 1660 yılında ülkede Monarşi yeniden kuruldu. Ancak yaşanan İç Savaş sonrasında hükümdarlar ülkeyi Parlamento'nun da onayı olmadan yönetemeyeceklerini anladılar. Bu durum 1688 yılında gerçekleşen ''Muhteşem Devrim'' (veya Şanlı Devrim) ile resmiyet kazandı. Bu tarihten sonra İngiltere Krallığı'nda ve onun halefi olan Birleşik Krallık'da anayasal monarşi devlet yönetiminin temeli haline geldi. 1 Mayıs 1707'de Parlamento tarafından kabul edilen 1707 Birlik Yasaları uyarınca İngiltere Krallığı ve İskoçya birleşerek, Büyük Britanya Krallığı'nı kurdular.

İngiltere Krallığı isminin kökeni

Başlangıçta Anglo-Saksonlar kendilerini (Angıl kökenli oldukları için), Engle ya da Angelcynn olarak adlandırıyorlardı. Ülkelerine iyi ''Engla Ülkesi'' adını vermişlerdi. Bu isim ''İngilizler'in Ülkesi'' anlamına geliyordu. Æthelweard bu ismi Latinceleştirerek ''Anglia'' şeklinde kullanmaya başladı. Bu ismin kökeni ise ''Angıllar'ın Ülkesi'' anlamına gelen ''Anglia vetus'' kelimesi idi (Bede, Angıllardan ''Angulus'' olarak bahsetmiştir). ''Engla land'' ismi orta İngilizce döneminde hece düşmesi sonucunda  (Engle-land, Engelond)  ''England'' (İngiltere) halini aldı. Latince karşılığı ise ''Anglia'' veya ''Anglorum terra'' idi. Eski Fransızca'da ve Anglo-Norman dilindeki karşılığı ise ''Angleterre'' idi. Ayrıca 14. yy'de  İngiltere ismi, Büyük Britanya Adasının tamamına atfen de kullanılmıştır.

Æthelstan'dan Kral John'a kadar tüm İngiliz hükümdarlarına verilen standart unvan ''Rex Anglorum'' idi. ("İgilizler'in Kralı"). Danimarkalı Büyük Knud (Canute the Great), kendisini "İngiltere Kralı" olarak nitelendiren ilk hükümdar oldu. Normanlar döneminde de ''Rex Anglorum'' unvanı standart bir biçimde kullanılmaya devam edildi. Bazı durumlarda ise nadiren de olsa Rex Anglie ("İngiltere Kralı") unvanı kullanıldı. İmparatoriçe Matilda ise kendisi için Domina Anglorum ("İngilizler'in Leydisi") unvanını kullandı. Kral John döneminden itibaren ise diğer tüm unvanların kullanımı Rex veya Regina Anglie unvanlarının lehine yasaklandı (terk edildi). 1604 yılında bir önce ki yıl tahta geçen Kral IV. ve I. James (IV. James Adıyla İskoçya I. James adı ile de İngiltere Kralı ilan edilmiştir) günümüzde hala İngiltere hükümdarları tarafından kullanılan ''Büyük Britanya Kralı'' unvanını kullanmaya başladı (Latince yerine İngilizce bir unvan kullanmaya başlamıştır). Bununla birlikte, İngiltere ve İskoçya parlamentoları, 1707 yılında kabul edilen Birlik Yasalarına kadar bu unvanını tanımadılar.

İngiltere Krallığı tarihi

Anglo-Sakson İngiltere

İngiltere Krallığı, erken Orta Çağ döneminde Britanya üzerinde yer alan ve ''Heptarchy'' olarak adlandırılan yedi Anglo-Sakson Krallığının kademeli olarak birleşmesi ile kurulmuştur. Bu yedi krallık: Wessex , Doğu Anglia, Mersiya,Northumbria, Kent ,Essex ve Sussex'dir. 9 yy'de başlayan ve İngiltere'yi hedef alan Viking saldırıları sonucunda İngiltere'deki günlük hayat ve Anglo-Sakson Krallıkları arasındaki güç dengesi ciddi biçimde bozuldu. İngiliz toprakları üzerinde yer alan bu krallıklar, 927 yılında Kral Æthelstan tarafından Wessex Krallığı çatısı altında birleştirildiler.

''Heptarchy'' (Heptarşi) döneminde bütün Anglo-Sakson krallıkları arasındaki en güçlü kral Bretwalda idi. Bretwalda diğer krallardan ''daha yüce (üstün) kral'' olarak anılırdı. Mersiya Krallığının gerilemeye başlaması sonucu Wessex Krallığı giderek daha fazla güçlendi. 825 yılında Kent ve Sussex krallıklarını ele geçirerek ilhak etti. 9. yy'de Wessex Kralları diğer Anglo-Sakson krallarına göre daha baskın bir hale gelmeye başladılar. 827 yılında Northumbria Kralı, Dore kasabasında, Wessex Kralı Egbert'e boyun eğdi. Bunun sonucunda Egbert, bir anlamda, birleşik bir İngiltere üzerinde egemenlik kuran ilk kral haline geldi.

886 yılında Büyük Alfred, Londra şehrini tekrar ele geçirdi. Bu olay Alfred tarafından ''hükümdarlığının dönüm noktası'' olarak adlandırılmıştır. Anglo-Sakson Kroniği'nde, "Bütün İngiliz halkı (bütün Angelcyn'ler) Danimarkalılara boyun eğmedi, (bazıları) kendilerini Kral Alfred'in hakimiyetine teslim ettiler" denilmiştir. Asser ise: "Alfred, Anglo-Saksonlar'ın Kralı, Londra şehrini görkemli bir şekilde restore etti ... ve şehri bir kez daha yaşanabilir hale getirdi" demiştir. Alfred şehri restore, etmeden önce Londra: Roma surları ile çevrili ve neredeyse terk edilmiş harabe bir şehirdi. Alfred şehri restore ederken, Romalılardan kalma surları tamir ettirdi, Thames Nehri boyunca yeni iskeleler inşa edildi ve şehir için yeni bir yerleşim (sokak) planı hazırlandı. Muhtemelen tam da bu noktada Alfred, yeni Anglo-Sakson Kralı tarzına vurgu yapıyordu.

Sonraki yıllar boyunca Northumbria, İngiltere Kralları  ve Norveçli işgalciler arasında sürekli el değiştirdi. Ancak sonunda 954 yılında Eadred tarafından kalıcı olarak İngiliz hakimiyeti altına alındı ve böylece İngiltere'nin birleşmesi tamamlanmış oluyordu. Bu süre zarfında, Northumbria'nın (Roma Bernicia) kuzey bölgesi olan Lothian, İskoçya Krallığı'na devredildi. 12 Temmuz 927'de Britanya da bulunan hükümdarlar Cumbria'daki Eamont'ta toplanarak Æthelstan'ın, İngilizler'in Kralı olduğunu tanıdılar. Bu tarih İngiltere'nin kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir, fakat gerçekte birleşme süreci yüzyıl daha devam etmiştir.

İngiltere o günden sonra, daha önce görülmemiş bir şekilde, siyasi bir birlik içerisinde kaldı. Tedariksiz Æthelred 'ın (veya Hazırlıksız Æthelred) hükümdarlık döneminde (978-1016) Danimarka Kralı I. Sweyn tarafından İngiltere'ye yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatıldı. Çeyrek asır boyunca devam eden mücadelelerin sonunda 1013'de İngiltere, Danimarkalılar tarafından ele geçirildi. Fakat 2 Şubat 1014'de Sweyn aniden öldü ve Æthelred İngiltere tahtına geri döndü. 1015 yılında Sweyn'in oğlu Büyük Knud (genel olarak Canute olarak bilinir) tarafından İngiltere'ye yönelik yeni bir istila başlattı. Yaşanılan mücadeleler sonrasında, 1016 yılında Knud ve Æthelred'in varisi II. Edmund (Edmund Ironside veya Cesur Edmund) arasında İngiltere için aralarında bir antlaşma yapıldı. Ancak Edmund'un 30 Kasım'daki ani ölümünün ardından İngiltere tamamen Danimarkalıların kontrolü altına girdi. Bu durum, tam 26 yıl boyunca devam etti, taki Harthacnut'un Haziran 1042'de ölümüne kadar. Harthacnut, Knud ve Normandiya'lı Emma oğluydu (Æthelred'in Dul eşi) ve kendinin bir varisi yoktu. Bu nedenle üvey kardeşi Æthelred'in oğlu ''Günah Çıkartıcı Aziz Edward'' İngiltere tahtına geçti. İngiltere Krallığı bir kez daha bağımsız bir hale geldi.

Normandiya fethi

Ülkede hakim olan barış havası, 1066 yılının Ocak ayında çocuğu olmayan Edward'ın ölümü ile bozuldu. Kayın biraderi Harold yeni İngiltere Kralı ilan edildi, fakat Edward'ın kuzeni ve aynı zamanda Normandiya Dükü olan 1.William, hemen taht üzerinde hak iddiasında bulundu. William, İngiltere'yi işgal etmek için derhal hazırlıklara başladı. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından denizi geçerek 28 Eylül 1066 yılında Sussex'de karaya çıktı. Harold, William'ın karaya çıktığı haberini aldığı sırada ordusu ile beraber, kuzeyde bulunuyordu. Norveçlilere karşı giriştiği Stamford Köprüsü Savaşı'nı (25 Eylül 1066) kazanmış ve York kentine gelmişti. Harold haberi alır almaz ordusu ile beraber yola çıkarak Sussex'de bulunan William'ı karşılamak için güneye ilerlemeye başladı. Oysa ki ordusu Norveçlilere karşı giriştiği savaştan yeni çıkmıştı ve askerleri doğru düzgün dinlenememişti bile. Harold ve William orduları, Hastings Savaşı'nda (14 Ekim 1066) karşı karşıya geldiler. İngiliz Ordusu veya Frydler, yenildiler. Harold ve iki kardeşi (Gyrth ve Leofwine) savaş sırasında öldürüldüler. William ise bu karşılaşmadan galip olarak ayrıldı. William daha sonra karşılaştığı direnişe rağmen İngiltereyi fethetmeyi başardı. Bununla birlikte William, İngiltere Krallığını Normandiya Düklüğü'nün sınırlarına katmayı planlamıyordu. Yalnızca sıradan bir dük olarak, William, Fransa Kralı I. Philip'e bağlılık yemini etmişken, İngiltere Kralı olarak hiçbir müdahale olmadan kendi krallığını yönetebilirdi. 25 Aralık 1066 yılında Londra'daki Westminster Abbey İngiltere Kralı olarak taç giydi.

Orta Çağ

1092 yılında II. William (William Rufus), günümüzde güneybatı İskoçya ve Cumbria bölgesinde hüküm süren ve bir Kelt devleti olan Strathclyde Krallığını işgal etmek için bir askeri sefer düzenledi. Keltleri yenilgiye uğrattı ve Cumbria bölgesini ilhak etti. 1124 yılında ise I. Henry, İskoçya Kralının sadakat yemini etmesi üzerine Güneydoğu İskoçya'yı (Lothian olarak da bilinir) İskoçya Krallığına devretti. Bu olaydan sonra İngiltere'nin değişmeyen ve günümüze kadar gelen (ara ara küçük değişiklikler yaşanmıştır) geleneksel sınırları ortaya çıktı. Güneydoğu İskoçya (Lothian) bölgesi daha önce Northumbria Krallığının kontrolü altındaydı.  Ayrıca daha sonra İskoçya'nın başkenti olacak olan Edinburgh şehride bu bölgenin sınırları içerisinde yer alıyordu. 1237 yılında imzalanan York Antlaşması ile iki ülke arasındaki sınırlar kesinlik kazandı.

İngiltere Kralı II.Henry ile Akitanya Düşesi Eleanor'un evlenmesinin ardından İngiltere Krallığı ve Akitanya Dükalığı kişisel bir birliktelik içerisine girdi. Normandiya Dükalığı, Yurtsuz John (veya John Lackland, II. Henry'nin oğlu ve I.William'nı 5. kuşak torunu) dönemine kadar İngiltere Krallığının kontrolü altında kaldı. 1204 yılında İngilizler Normandiya Dükalığı üzerindeki hakimiyetlerini kaybettiler ve Dükalık Fransa Kralı II. Philip tarafından ele geçirildi. Dükalık üzerindeki bir kaç küçük bölge, Manş Adaları da dahil olmak üzere, Akitanya Dükalığı ile beraber John'un kontrolü altında kaldı.

İngiltere, Normanlar tarafından fethedilinceye kadar Galler bölgesi diğer Anglo-Sakson krallıklarından bağımsız bir bölge olarak kalmaya devam etti. Galler kralları bazen ''Bretwalda'' olarak anılıyordu. Ancak İngiltere'nin Normanlar tarafından ele geçirilmesinin ardından bazı Norman Lordlar, Galler bölgesine saldırmaya başladılar. Bazı bölgeleri ele geçirerek İngiltere kralı adına yönetmeye başladılar, ancak gerçekte büyük ölçüde bağımsızdılar. Yıllar geçtikçe ''Marcher Lords'' (Yürüyen Lordlar veya Seferi Lordlar) olarak anılan bu lordlar, Gallerli prenslerin bütün direnişlerine rağmen İngiltere Kralı adına daha fazla bölgeyi fethettiler.  

Kral I. Edward, Galler Prensi Llywelyn ap Gruffudd'u yenilgiye uğrattı ve 1282 yılında Galler'in büyük bir bölümünü ele geçirdi. 1301 yılında kendisinden sonra yerine geçecek olan büyük oğlu II. Edward'ın için, ''Galler Prensi'' unvanını oluşturdu. Edward Gallere düzenlediği sefer sırasında oldukça acımasız davranmıştı. Galler'de yer alan büyük ve ihtişamlı şatolar (Conwy, Harlech ve Caernarfon) dahi bu acımasızlıktan paylarına düşenleri almışlardı. Ancak bu olay oldukça önemli idi: Yaklaşık 700 yıl önce 5. yüzyılda Kent'teki Jüt Krallığı'nın kurulmasından bu yana ilk kez Roma Britanyası'nın toprakları yeniden tek bir liderin yönetimi altında birleştirilmişti. Bu dönem Orta Çağ İngiltere'si için tarihi bir andı. Çünkü Sakson Dönemi'nden önceki geçmişle yeniden bir bağ kurulmuştu. Bu tarihi bağlar (Galler Efsaneleri) kullanılarak Anglo-Saksonlar da dahil olmak üzere krallıkdaki bütün insanlar birleştirilmeye çalışıldı.

Galler dili - Briton Dili kökenlidir ve Latinceden oldukça etkilenmiştir - Galler'de bulunan halkın büyük bir bölümü tarafından 500 yıl boyunca daha konuşulmaya devam etti ve halen günümüzde toplumun büyük bir kesimi tarafından konuşulmaktadır. 

Geç Ortaçağ

III. Edward, Fransa tahtı üzerinde hak iddia eden ilk İngiliz kralıydı. Bu iddiası iki krallık arasında yaşanacak olan Yüzyıl Savaşları'nın (1337-1453) başlamasına neden oldu. Plantagenet Hanedanı'na mensup beş İngiliz kralı, Capet Hanedanı'nın bir alt dalı olan, Valois Hanedanı'na mensup beş Fransız Kralı ile uzun bir dönem boyunca savaştılar. İngilizler sayısız zafer kazanmalarına rağmen, Fransızların sayısal üstünlüğü ve Fransız Ordusunda ateşli silahların kullanılması nedeni ile Fransızları yenemediler. İngiltere, önce 1450 yılında Formigny Muharebesi'nde ve 1453 yılında ise Castillon Savaşı'nda büyük bir yenilgi aldı ve ellerinde sadece Calais kasabası kaldı.

Yüz Yıl Savaşı sırasında Norman efendileri ile Anglo-Sakson tebaları arasında önceki bölünmelere rağmen yeni bir ''İngiliz'' kimliği gelişmeye başladı. Bu durum özellikle, iki taraf arasındaki düşmanlık nedeni ile Fransız kimliğini kullanarak halkı kendi yanlarına çekmeye çalışan Fransız Kralları ve diğer liderlerin (özellikle de Joan d'Arc) faaliyetleri sonucu ortaya çıkmıştı. Anglo-Normanlar, büyük oranda, Fransa topraklarını ellerinde bulunduran kuzenlerinden daha fazla ayrıldılar ve bir zamanlar kullandıkları Fransızca'yı yavaş yavaş kullanmayı bıraktılar. Bu dönemde İngilizce Saray Dili haline gelmeye başladı.

İngiltere Krallığı Yüzyıl Savaşları'nın ardından, Güller Savaşı (1455-1487) başlamadan önce birazcık toparlanabilmek için gerekli olan zamanı bulabilmişti. Tahtı ele geçirebilmek için York Hanedanı (Simgeleri Beyaz Gül) ve Lanchester Hanedanı (Simgeleri Kırmızı Gül) arasında bir dizi İç Savaş yaşanmıştı. Her iki Hanedan da İngiltere Kralı III. Edward'ın soyundan geliyordu. İki Hanedan arasındaki savaş en sonunda Lanchester Hanedanı üyesi VII. Henry ile York Hanedanı üyesi Elizabeth'in (Yorklu Elizabeth) evlenmesi ile son buldu. Bu evlilik ile ülkeyi 1485-1603 yılları arasında yönetecek olan Tudor Hanedanı da kurulmuş oluyordu.

Tudor dönemi

Galler bölgesi, 13. yüzyılın sonlarında I. Edward tarafından kurulmuş olan kendi (bağımsız, ayrı) idari ve hukuki sistemini korumaya devam etti. Ülke toprakları, krala feodal bir şekilde bağlı olan, Marcher Lordları ile Galler Prensliği arasında ikiye bölünmüştü. Tudor Hanedanının yönetimi sırasında VIII. Henry Galler yasalarını İngiltere yasalarıyla değiştirdi. (Galler Akti Yasaları 1535-1542). Galler bölgesi, İngiltere Krallığı'na dahil edildi ve bundan sonra İngiltere Parlamentosu'nda temsil edilmeye başlandı.

1530'larda VIII. Henry, Katolik Kilisesinin ülkede ki gücünü ortadan kaldırdı. Papa'yı kendi kurduğu İngiliz Kilisesi'nin başı olarak değiştirdi ve Katolik Kilisesinin ülkede ki topraklarına el koydu. Katolik Kilisesine yönelik olarak girişmiş olduğu ''Reform Hareketi'' zaman içinde evrilerek ülkede Protestanlığın yerleşmesine neden oldu. Bu durum sonucunda, İngiltere ile İskoçya Protestanlığı kabul ettiler ve neredeyse aynı hale geldiler. En büyük rakipleri olan Fransa ve İspanya ise Roma Katolikliğine bağlı kalmaya devam ettiler.

 VIII. Henry'nin hükümdarlığı döneminde, 1541 yılında İrlanda Parlamentosu tarafından Henry İrlanda Kralı ilan edildi. Böylece İrlanda Krallığı, İngiltere Krallığı ile kişisel bir birliktelik içerisine girdi.

İngiltere Krallığı'nın Kıta Avrupa'sı üzerindeki son toprak parçası olan Calais'de, 1558 yılında Philip ve I. Mary döneminde kaybedildi. Onların yerine geçen I. Elizabeth ise, İngiltere'de yeni yeni yayılmaya başlayan ve giderek etkisini arttıran, Protestan Kilisesine büyük destek verdi. Elizabeth ayrıca VIII. Henry döneminde temelleri atılan ve oluşturulmaya başlayan tesisleri (tersane vb.) kullanarak Krallığın deniz gücünü arttırmaya başladı. Kurduğu yeni donanma 1588 yılında, İngiltere'yi istila ederek tahta Katolik bir kral getirmeyi amaçlayan, İspanyol Armadasını büyük bir yenilgiye uğrattı.

Erken Modern tarih

Tudor Hanedanı 24 Mart 1603'te I. Elizabeth'in ölümüyle sona erdi. I. James yeni İngiltere Kralı olarak Tahta çıktı. Kendisi aynı zamanda VI. James adı ile İskoçya Kralıydı (Bu nedenle James için VI. ve I. James ismi kullanılır). Bu nedenle İngiltere Krallığı ve İskoçya Krallığı kişisel bir birlik içerisine girdiler. Kurulan bu birliğe rağmen her iki krallık da, yüz yıldan uzun bir süre boyunca bağımsız ve ayrı bir şekilde yaşamaya devam ettiler.

İç Savaş ve Interregnum

Stuart Hanedanından gelen krallar monarşinin gücünü kendi lehlerine olacak şekilde arttırmaya başladılar. Bu nedenle 1645 ve 1688 yıllarında Parlemento ile karşı karşıya geldiler. İlk etap da I. Charles'ın yeni bir vergi sistemi getirmesi (artan harcamalarının karşılanması için) ve bununda Parlamento tarafından kabul edilmemesi nedeni ile İngiliz İç Savaşı başladı (1641-1645). Krala bağlı güçler, Parlamento'ya bağlı güçler karşısında büyük yenilgiler aldılar. 30 Ocak 1649'da Kral I. Charles idam edildi. Oliver Cromwell liderliğinde birleşen Parlemento ülkede Monarşinin kaldırıldığını ilan etti. 1649-1660 yılları arasındaki dönem İngiltere'de ''Interregnum'' (Fetret Devri) olarak adlandırılmaktadır. Bundan böyle hükümdar sadece Parlamentonun iradesi dahilinde hareket edebilirdi.

Ocak 1949'da I. Charles'ın yargılanmasının ve infaz edilmesinin ardından, Rump Parlamentosu (Charles'in idamına ve Cromwell'in liderliğine karşıt temsilcilerin tasfiye edilmesi ile oluşturulan Parlamento) 19 Mayıs 1649'da kabul ettiği bir yasa ile İngiltere'nin bir Commonwealth (İngiltere Topluluğu veya Milletler Topluluğu) haline geldiğini ilan etti. Ülkede Monarşi ve Lordlar Kamarası kaldırıldı, böylece Avam Kamarası yeni bir organ ile (Danıştay da daha etkin bir hale gelerek yürütme içerisinde görev almaya başladı) ülkedeki tek yasama organı haline geldi. Bununla birlikte, ordu yeni kurulan cumhuriyetteki en baskın güç olmaya devam ediyordu. Ülkedeki en ünlü general ise Oliver Cromwell'di. Commonwealth birlikleri İrlanda ve İskoçya'da savaştılar. Yaşanan bu savaşlar sonucunda İskoçya ve İrlanda, Commonwealth birliklerinin işgaline uğradılar.

Nisan 1653 yılında Cromwell ve yeni ordusuna bağlı diğer ''Grandees'ler'' Rump Parlementosu üyelerinin yeni seçimlerin yapılmasına izin vermemeleri nedeni ile öfkelendiler. Bu nedenle Parlamento içerisinde seçilmişlerin temsil edilme oranlarının daha da arttırılması (önceden Parlamento da atanmış temsilciler ağırlıktaydı) için Rump Parlamentosunu silahlı güç kullanmak ile tehdit ederek dağıttılar.

Deneme amacı ile oluşturulan bir ''Aday Kurulu'nun'' (Nominated Assembly) ardından ordudaki Granndees'ler, Danıştay aracılığı ile yeni bir anayasal değişiklik hazırladılar ve bu değişikliği Hükumet Aygıtı (Instrument of Government) olarak adlandırdılar. Yapılan bu değişiklik ile Koruyucu Lord (Lord Protector) ismi verilen yeni bir makam oluşturuluyordu. Bu makama seçilen kişi ömür boyunca bu makamda kalmakta idi. Yine bu değişiklik yasama organı olan parlamento üç yıllık için oluşturuluyordu ve en az 5 ay toplanıyordu. Bu anayasa değişikliğinin 23. Maddesi ile Oliver Cromwell ilk ''Koruyucu Lord'' olarak seçilmişti. Hükumet Aygıtı olarak adlandırılan anayasa değişikliğinin ardından ikinci bir anayasa değişikliği hazırlanmıştı (Humble Petition and Advice yada Nazik Dilekçe ve Tavsiye). Bu değişiklik ile Koruyucu Lord artık kendi halefini seçebiliyordu. 3 Eylül 1658'de Oliver'ın ölümünün ardından oğlu Richard daha önce aday gösterildiği (babası Oliver Cromwell tarafından) için yeni Koruyucu Lord olarak seçildi.

Restorasyon ve Görkemli Devrim

Richard, getirildi görevde etkisiz biri olduğunu kanıtladı ve babası tarafından kurulan düzeni koruyamadı. Getirildiği görevden istifa etti ve gizlilik içinde emekliye ayrıldı. Rump Parlamentosu yeniden göreve çağrıldı bunun ardından yürütme görevinin Danıştay'a bırakıldığı ikinci etap başladı. Fakat Commonwealth devletinde yaşanan bu restorasyon ile devlet, ''Himaye'' (Protectorate) dönemine benzer bir şekilde, dengesizce yönetilmeye başlandı. Bu nedenle sürgünde bulunan II.Charles ülkeye geri çağrıldı ve 1660 yılında tahta geçerek ülke de Monarşiyi yeniden canlandırdı.

1660 yılında monarşinin Restorasyonunun ardından II. James, Romalı Katolikliğinin ülke içinde yeniden yayılması için girişimlerde bulunmaya başladı (Roma Katolikliğinin Tudorlar tarafından yaklaşık bir asır boyunca baskı altına alınmasının ardından). Bu girişimlerinin ardından İngiltere'de 1688 yılında ''Muhteşem Devrim'' olarak adlandırılan olay meydana geldi ve II.Charles parlamento tarafından görevden alındı. Daha sonra Kraliyet Tacı Parlamento tarafından II. James'in Protestan kızı, II. Marry ve yeğeni (aynı zaman da damadı olan) III. William'a teklif edildi. 

İskoçya ile birlik

İskoçya konusu aslında, kısmen finansal kısmen de 1705 yılında İngiliz Parlamentosu tarafından kabul edilen ve İngiltere ile İskoçya Krallıklarının birbirlerine yabancı iki ülke olduklarını belirten, ''Yabancı Sözleşmesi'' (Alien Act) ile ilgiliydi. Bu sözleşme ile İngilizler ticari konularda yeni yaptırımlar getirmişlerdi. İngilizler ise, daha çok kraliyet tahtına kimin geçeceği konusunda endişeli idiler. III. William'ın 1702 yılındaki ölümünün ardından, İskoçya ve İngiltere tahtına geçecek isim William'ın yengesi Anne idi. Fakat Anne'nin hayattaki tek çocuğu 1700 yılında ölmüştü. Ancak 1701 yılında kabul edilen İngiliz Evlilik Sözleşmesine göre, İngiltere tahtına Protestan Hanover Hanesinden bir ismin geçeceği kabul edilmişti. Bu antlaşmanın İskoçya içinde uygulanabilmesi düşüncesi, İngilizlerin İskoçya Krallığı ile ilgili düşüncelerinin temelini oluşturuyordu. 1704 yılına gelindiğinde ise, iki Krallık arasındaki ''Kraliyet Birliği'' tehlikeli bir krizin içerisine girmişti. 1704 yılında İskoç Parlamentosu tarafından kabul edilen ''İskoç Güvenlik Sözleşmesi'' (Scottish Act of Security ) ile, İskoçya Parlamentosunun kendi belirleyeceği farklı bir ismin İskoçya Kralı olarak seçilebilmesi mümkün hale geliyordu. Bu durumda İskoçlar Avrupa'da yaşanabilecek büyük bir savaş da kendi bağımsız politikalarını belirleyebileceklerdi. İngilizler İskoçya Tahtına bir başka Stuart'ı getirmek istemediler ve İngilizler İskoçya'nın bir başka Avrupalı devlet ile müttefik haline gelmesine göz yumamazlardı.

İki ülke arasındaki ''Birlik Antlaşması'' (Treaty of Union) 22 Temmuz 1706'da kabul edildi. Bu antlaşmayı, Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturan ve 1707 yılında imzalanan ''Birlik Yasaları'' (Acts of Union) takip etti. İngiltere ve İskoçya krallıklarının bağımsızlıkları 1 Mayıs 1707'de sona erdi. Kabul edilen Birlik Yasları ile ortak bir gümrük birliği ve ortak bir mali birlik (parasal birlik) oluşturuldu. Ayrıca kabul edilen bu sözleşme ile yeni kanunlar ve tüzüklerin oluşturulması kabul edildi. Oluşturulacak olan bu yeni kanunlar ve tüzükler içinde bulunulan şartlara aykırı olamayacaklardı ve yasaların durdurulup yürürlükten kaldırılmaları zorlaştırılacaktı.

İngiliz ve İskoç Parlamentoları birleşerek, Londra'da bulunan Westminster'da ''Büyük Britanya Parlamentosunu'' oluşturdular. Bu noktadan sonra İngilizler ayrı bir siyasi varlık göstermediler ve o tarihten bu yana hiçbir zaman bir ulusal hükumet kurmadılar (Sadece İngilizler için). Fakat İngiltere'de yürürlükte kanunlar bu durumdan etkilenmediler. İngiltere ve Galler'de geçerli olan yasal yetkiler aynen devam ederken İskoçya'da ise yeni yasalar ve yasa mahkemeleri kurulmuştur. Bu durum, Büyük Britanya ile İrlanda Krallıklarının 1801 yılındaki birleşmelerinin ardından da devam etmiştir. Bu birleşme sonucunda Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı kurulmuştur. 1922 yılında Özgür İrlanda Devleti Birleşik Krallık'tan ayrıldı. Bu ayrılma sonucunda ülkenin adı ''Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı'' olarak değiştirildi.

İngiltere Krallığında bölgesel bölümler

İngiltere'deki kontluklar Normanlar tarafından ülkenin daha kolay yönetilebilmesi için, Anglo-Saksonların uyguladıkları ''shire'' sistemi örnek alınarak oluşturuldu. Bu sisteminin kullanılmasından 1889 yılında ''idari ilçelerin'' (idari kontlukların) kurulması ile vazgeçildi.

Kısmi olarak kendilerini özerk bir biçimde yöneten kentsel alanlardan farklı olarak Orta Çağ İngiltere'sindeki kontluklar merkezi hükumet tarafından kullanılan önemli birer aygıt idiler. Hükümdar tarafından seçilen yöneticiler aracılığı - başlangıçta ''Şerifler'' daha sonra ise '' Kraliyet Temsilcileri'' - ile hükumet, halk üzerinde,  Adalet ve Huzur konuları ile ilgili politikaları uygulayabiliyordu. Ülkedeki kontluklar öncelikli olarak adalet işlerinin düzenlenmesi, vergilerin toplanması ve askeri birliklerin organize edilmesi gibi konular için kurulmuşlardır. Zaman içinde kontluklar iki önemli fonksiyonu daha yerine getirmeye başlamışlardır: Mahalli idare ve parlamento için temsilci seçme.

İngiltere'nin tamamı Normandiyalılar tarafından fethedilmeden önce ''shire'' adı verilen yönetim birimlerine bölünmüş olsa da bazı kontlukların oluşturulması daha sonraki bir zamanda 16. yy'de gerçekleşmiştir. Farklı kaynaklarına sahip olduklarından dolayı, kontluklar da büyüklük bakımından farklılıklar göstermekteydi. Kontlukların sınırları, 16. yüzyılda kabul edilen ''Galler Yasaları Sözleşmesi'' ve 1888 yılında kabul edilen ''Yerel Yönetimler Sözleşmesi'' arasındaki dönem de oldukça sabitti. Her ''shire'' merkezi hükumet için vergi toplamak ile yükümlüydü. Ayrıca yerel savunmayı gerçekleştirmek ve mahkemeler aracılığı ile de adaleti sağlamak zorundalardı.

Feodal Baronların topraklar üzerindeki hakimiyetleri 1290 yılında kabul edilen ''Quia Emptores'' ile ciddi biçimde zayıfladı. Her ne kadar feodal baronlukların modası geçmiş olsa da (tam olarak değil), İç Savaş sırasında feodal imtiyazların kaldırılmasının ardından, 1660 yılında, Restorasyon döneminde, kabul edilen ''İmtiyazların Kaldırılması Sözleşmesi'' baronların Şövalyelik hizmetleri ile diğer yasal haklarının bir çoğu ellerinden alındı. Şövalyelik kurumunun kaldırılması ile bu unvana sahip olarak ellerinde topraklar bulunan feodal baronların toprakları ellerinden alındı ve bu topraklar için ''socage'' (para karşılığı kiralama) uygulamasına gidildi. 1670 yılındaki İngiliz Fitzwalter Davası'nda, imtiyazları ellerinden alınan baronların Lordlar Kamarasında oturamayacakları ve miras ile ilgili hiç bir hak talebinde bulunamayacakları kararlaştırıldı.

Rhuddlan Statüsü (veya Galler Statüsü) 1284 yılında Galler'in İngiltere Kralı I. Edward tarından ele geçirilmesinin ardından kabul edildi. Buna göre Gwynedd Prensleri ellerinde bulundukları toprakları ''Galler Prensi'' unvanı ile yönetmeye devam ettiler ve toprakları üzerinde İngilizlerin ''shire'' sistemlerini model alarak yeni kontluklar oluşturdular. Marcher Lordları, İngiliz krallarına kendilerine verilen topraklar ve lordluklar nedeni ile oldukça bağlıydılar. Galler Konseyi ve Marcher Lordları, Ludlow Kalesi kalesinden idare ediliyorlardı. Kale 1472 yılında İngiltere Kralı IV. Edward döneminde Galler Prensliğinin kontrolü altındaki toprakların daha iyi idare edilebilmesi amacı ile inşa edilmişti. VIII. Henry döneminde kabul edilen ''Galler Yasaları Sözleşmesi'' (1535-1542) uyarınca 1536 yılında Marcher Lordlarının yargı yetkileri ellerinden alındı. Kabul edilen bu sözleşme ile Galler, İngiltere tarafından ilhak edildi. Tek bir devlet ile ortak bir adli yargı sistemi kuruldu. Bu durum genellikle İngiltere ve Galler olarak adlandırılmaktadır.