26 May 2018, Saturday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Fotoğrafçılık

İçindekiler
  1. Fotoğrafçılık hakkında kısa bilgi
  2. Fotoğraf kelimesinin kökeni
  3. Fotoğrafçılığın tarihçesi
  4. Kameranın gelişimi
  5. Fotoğraf makinasının teknik özellikleri
  6. Diğer fotografik teknikler
  7. Üretim biçimleri
  8. Fotoğrafçılığın sosyal ve kültürel etkileri
  9. Fotoğrafçılık kanunları
  10. Fotoğrafçılık Resimleri
Fotoğrafçılık hakkında

Fotoğrafçılık hakkında kısa bilgi

Fotoğraf, bir görüntü algılayıcı aracılığıyla elektronik veya fotoğrafik film gibi ışığa duyarlı bir malzeme ile kimyasal olarak ışığı veya diğer elektromanyetik ışınımı kaydetmek suretiyle, saklanabilir görüntüyü bilim, sanat, uygulama olarak oluşturmanın pratiğidir. Genellikle, bir mercek, nesnelerden yansıtılan veya yayılan ışığı, zamanlı bir pozlama sırasında bir kamera içindeki ışığa duyarlı yüzey üzerinde gerçek bir görüntüye odaklamak için kullanılır. Elektronik bir görüntü algılayıcısı ile, elektronik olarak işlenen ve sonraki görüntüleme veya işleme için bir dijital resim dosyasında saklanan her pikselde (tüm dijital görüntülerin ekrandaki en küçük parçaları - gözek) bir elektrik yükü üretir. Fotoğrafik emülsiyon (birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının karışımı) ile elde edilen sonuç, görünmez bir gizli görüntü olup, daha sonra kimyasal olarak fotoğrafik materyalin amacına ve işleme yöntemine bağlı olarak negatif veya pozitif olarak görünür bir resme dönüşmesidir. Film üzerindeki negatif (ters) bir görüntü geleneksel olarak bir büyütücü (agrandizör) ile veya kontak baskı kullanarak, bilinen bir kağıt tabakaya reel bir görüntü oluşturma işlemidir.

Fotoğrafçılık, bilim, imalat (örneğin Fotolitografi) ve ticaretin yanı sıra sanat, film ve video üretimi, eğlence amaçlı, hobi ve kitle iletişimi için doğrudan göze hitap eden alanlarda kullanılmaktadır.

Fotoğraf kelimesinin kökeni

Fotoğraf kelimesinin kökeni

"Fotoğraf" kelimesi Yunan köklerinden φωτός (phōtos), φῶς (phōs), "ışık" ve γραφή (grafik) "çizgilerle gösterim" veya "çizim" ile birlikte "ışıkla çizim" anlamına gelmektedir.

Birçok kişi aynı yeni terimi bu köklerden bağımsız olarak kullanmış olabilir. Brezilya'nın Campinas şehrinde yaşayan Fransız ressam ve mucit Hercules Florence, Brezilya tarihçisinin 1834 yılında yazdığına inanılan özel notalarda, Fransız fotoğrafçılık formunu kullandı. Berlin astronomu olan Johann von Maedler 1932 yılında Alman fotoğrafçılık tarihini 25 Şubat 1839 yılında Alman gazetesi Vossische Zeitung'da yayınlanan bir makalede anlattığından bahsetti. Bu iddiaların her ikisi de bilinmekle birlikte görünüşe göre bazı makul şüphenin dışında doğruluğu kanıtlanmıştır. Bunun için ayrılan ödenek Sir John Herschel'e kelimeyi hazırlamak ve kamuoyuna tanıtmak için verildi. 25 Şubat 1839 tarihinden önceki özel yazışmalarda ve Royal Society'de 14 Mart 1839 yılında Londra'da yapılan konferansta yaptığı konuşmalar uzun süredir belge niteliği taşımasa da somut gerçekler olarak kabul edilmiştir.

Fotoğrafçılığın tarihçesi

Fotoğrafçılıkta öncü teknolojiler

Fotoğrafçılıkta öncü teknolojiler

Fotoğraf, çeşitli teknik keşiflerin bir araya getirilmesinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlk fotoğraf çekilmeden çok önce, Mohist Mantık Okulu'ndan gelen eski Han Çinli filozofu Mo Di, optik, kamera obscura ve iğne deliği kamerasının bilimsel ilkelerini keşfedip geliştiren ilk kişi oldu. Daha sonra Yunan matematikçileri Aristoteles ve Euclid, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda bir iğne deliği kamerasını bağımsız olarak tarif ettiler. 6. yüzyılda Tralles'in Bizans matematikçisi Anthemius, deneylerinde hem Çin dilinde Shen Kuo (1031-95) hem de Arap fizikçi İbn-i Heysem (965-1040) tarafından bağımsız olarak icat edilen bir kamera obscurası (karanlık kutu) kullandı. Karanlık kutu kamera (obscura) ve iğne deliği kamerası ile Albertus Magnus (1193-1280) gümüş nitrat keşfetti ve Georg Fabricius (1516-71) gümüş klorür keşfetti. İbn-i Haytham'ın Optik Kitap'ında anlatılan teknikler, ortaçağ malzemeleri kullanarak ilkel fotoğraflar üretebiliyor olsa da Shen Kuo, karanlık kamera (obscura) ve optik fizik bilimini Dream Pool Essays adlı bilimsel çalışmasında açıklamıştır.

Film fotoğrafçılığı için makina

Danieli Barbaro, 1566 yılında diyaframın ne olduğunu tarif etti. Wilhelm Homberg, 1694 yılında ışığın bazı kimyasalları (fotokimyasal etki) nasıl koyulaştırdığını açıkladı. 1760 yılında Fransız yazar Tiphaigne de la Roche tarafından yayınlanan Giphantie kurgu kitabı, nelerin fotoğraf olarak yorumlanabileceğini anlattı.

Sahne görüntüsü sağlayan karanlık kamera (obscura) keşfi, antik Çin'e kadar uzanmaktadır. Leonardo da Vinci, güneşli bir vadinin kenarında koyu mağaralar tarafından oluşturulmuş doğal karanlık kamera (obscura)'dan bahsetmiştir. Mağara duvarındaki bir delik, iğne deliği kamerası gibi davranır ve bir kağıt parçası üzerinde yanal olarak tersine çevrilen bir görüntüyü projelendirir. Dolayısıyla fotoğrafın doğuşu öncelikle karanlık kamera (obscura) tarafından üretilen görüntüyü yakalamak ve tutmak için araçlar ve malzemeler icat etmekle ilgiliydi.

Rönesans ressamları, aslında, Batı Sanatına hakim olan renkte optik işleme sağladığı karanlık kamera (obscura)'sını kullandılar. Kamera obscura kelimenin tam anlamıyla Latince "karanlık oda" anlamına gelir. İçinde ışığın geçmesine ve kağıda bir görüntü oluşturmasına izin veren ve delik bulunan bir kutudur.

Fotoğrafın icadı

Sahne görüntüsü sağlayan karanlık kamera keşfi

1800 yılı civarında, İngiliz mucidi Thomas Wedgwood, ışığa duyarlı bir madde ile görüntüyü bir karanlık odada yakalamak için ilk bilinen görüntü yakalama girişiminde bulundu. Bunun için gümüş nitratla yapılmış kağıt veya beyaz deri kullandı. Doğrudan güneş ışığında yüzeydeki nesnelerin gölgelerini yakalamayı başardı ve hatta tabloların cam üzerine gölge kopyaları çıkardı ancak 1802 yılında karanlık oda vasıtasıyla oluşturulan görüntüler çok soluk elde edildi. Ilıman bir zamanda ise gümüş nitrat üzerine bir etki görüldü. Gölge görüntüleri bu işlem sonunda her tarafı karardı.

İlk kalıcı fotoğraf fotokopisi, 1822 yılında Fransız mucidi Nicéphore Niépce tarafından üretilen bir görüntüden ibaretti ancak bundan sonra yapılmaya çalışılan baskı denemesi sonrasında görüntü yok edildi. Nieste 1825 yılında yaptığı denemelerde yine başarılı oldu. 1826 yılında veya 1827 yılında doğadan gelen en eski hayat fotoğrafı olan Le Gras'taki Pencereden Görünüm (diğer bir deyişle, bir objektif tarafından bir kamera karanlık odasında oluşturulmuş gerçek dünya sahnesinin görüntüsünü) sahnesini oluşturdu.

Niépce'nin kamerasında oluşacak görüntü için uzun süre, en az sekiz saat ve hatta birkaç gün bekletilmesi gerekiyordu. Bütim (petrolün damıtılması sırasında arta kalan, yüksek kaynama noktalı hidrokarbonlardan oluşan, kâğıtların su geçirmez duruma getirilmesinde de kullanılan, doğal ısıda katı halde bulunan, koyu kestanerenginde bir karışım) sürecini büyük ölçüde azaltmak ya da daha pratik bir yöntemle değiştirmek için çalıştı. Louis Daguerre ile birlikte çalışarak, görsel açıdan üstün sonuçlar veren ve püskürtme sonrası işleme yöntemleri geliştirdi ve bitümün daha ışığa duyarlı bir reçineyle değiştirilmesini sağladı, ancak görüntünün oluşması için kamerada saatlerce işleme tabi tutulması gerekliydi. Ticaretin böyle bir icadı bulması sömürüye sebep olacağından, ortaklıklar buldukları yeniliği muhafaza edip gizli tutma kararı aldılar.

Fotoğrafta ilk çalışmalar Daguerre 1844

Niépce 1833 yılında öldü ve Daguerre daha sonra deneylere devam etti. Niépce'nin yakaladığı görüntüleri hafif-hızlı ve kalıcı hale getiremedi ve yıllar önce terk ettiği ışığa duyarlı gümüş halojenürlere yöneldi. Daguerre'nin çabaları, daha sonra daguerreotype işlemi olarak adlandırılacak olan verilerle sonuçlandı. 1837 yılında cıva buharı ile geliştirilen ve iyotlu tuzlu su ile sabitlenmiş olan iyodin buharına duyarlı gümüş kaplama yüzeyi olan unsurlar oluştu. Gerekli olan oluşuma sebep olacak bileşimin maruz kalma süresi saatler alırken artık dakika cinsinden ölçülür hale geldi. Daguerre, bu çalışmasında bir Paris sokağının manzarasını görüntüye aktardı. 1838 yılında en erken ortaya çıkan fotoğrafı çekti. Yoğun bulvardaki yaya ve at çekme trafiğinin aksine terk edilmiş görünen, çizmesi cilalanmış bir adam birkaç dakika boyunca yerinde sabit durdu. Bir kaç dakikalık uzun pozlama ile görüntü aktarımı sağlandı. Daguerre sürecinin nasıl olduğu, ayrıntı verilmeden 7 Ocak 1839 yılında kamuya duyuruldu. Haber, uluslararası bir sansasyon yarattı. 19 Ağustos 1839 yılında Fransa'da Daguerre'ye ait icatlar ortaya çıkıp yayınlandığında, Fransa hükumeti hediye olarak buluşunu dünyaya sunma hakkı karşılığında emeklilik maaşı ödemeyi kabul etti.

Brezilya'da, Hercules Floransa bilindiği kadarıyla 1832 yılında gümüş tuzu temelli bir kağıt prosesini bulmuştu ve daha sonra bu proses Photographie olarak adlandırıldı.

Talbot Atelier ile ilk fotoğraflar

Bu arada, bir İngiliz mucidi olan William Fox Talbot, ham petrol üzerinde yaptığı deneylerde makul derecede kaliteli ve orta hızda gümüş görüntüler elde etmeyi başardı ancak işini oldukça gizli tuttu. Ocak 1839 yılında Daguerre'nin icadı hakkında bilgi sahibi olunca, Talbot şimdiye kadarki gizli yöntemini açığa çıkarıp yayınladı ve iyileştirmeye başladı. İlk önce, daguerreotip öncesi diğer işlemler gibi, Talbot'un kağıt tabanlı fotoğraf makinesi tipik olarak kameranın saatlerce pozlama için açık kalmasını gerektirmekteydi. Ancak 1840 yılında kalıcı olan bir görüntünün kimyasal gelişimini kullanarak gerekli pozlamayı büyük ölçüde azaltmak için kullanılan kalotip prosesini ortaya koydu. Bu yöntem Dagereotip ile rekabet eder konumdaydı. Talbot'un hem özgün hem de kalotip formlarında Daguerreotypes'in yalnızca rephotograph tarafından kopyalanabilmesi nedeniyle Talbot'un yaptığı işlem, Daguerre'den farklı olarak, çoklu pozitif kopyaları basmak için kullanılabilecek yarı saydam bir negatif oluşturmuştur. Bu oluşum bugüne kadar yapılan en modern kimyasal fotoğrafçılığın temelini oluşturmaktadır. Bunları da bir kamera cihazı ile yaptı. Talbot'un 1835 yılının yazında yaptığı kamera fotoğraflarından Lacock Abbey'deki cumbalı penceresindeki ünlü minik kağıt negatifliği, var olan en eski kamera görüntülerindendir.

İngiliz kimyager John Herschel bu yeni alana birçok katkı yaptı ve sonradan "plan" olarak bilinen siyanotip prosesini icat etti. "Fotoğraf", "negatif" ve "pozitif" terimlerini ilk kullananlardan biri oldu. 1819 yılında sodyum tiyosülfatın gümüş halojenürlerin bir çözücüsü olduğunu keşfetti ve 1839 yılında Talbot'a (ve dolaylı olarak Daguerre'ye), gümüş-halojenüre dayalı fotoğrafları "düzeltmek" ve onları tamamen ışığa dayanıklı hale getirmek için kullanabileceğini bildirdi. 1839 yılının sonlarında ilk camı negatif yaptı.

Frederick Scott Archer ilk cam üzerine görüntü
Fotoğrafın icadı ve ilk fotoğrafçılık

The Chemist'in Mart 1851 sayısında Frederick Scott Archer ıslak plaka kolodion (negatif-pozitif baskı sağlayan teknik) tekniğini yayımladı. 1870 yılında piyasaya sürülen jelatinli kuru tabaka, nihayetinde eski kullanılan yerine yeniden geldi ve en çok kullanılan fotoğrafik teknik oldu. Kolodion (negatif-pozitif baskı) sürecinde üç alt küme vardır; Ambrotype (cam üzerinde oluşan görüntü), Ferrotype (ince demir levha üzerine oluşan görüntü), Tintype (metal üzerinde oluşan görüntü) ve alüminyum veya tuzlanmış kağıda pozitif baskılar yapmak için kullanılan cam negatifleridir.

19. yüzyıl sonuna kadar fotoğrafik cam plakalarda görüntü yakalama ve baskı yapma konusunda birçok ilerleme kaydedildi. 1891 yılında Gabriel Lippmann, ışık dalgalarının etkileşiminin optik fenomeni üzerine doğal renkli fotoğraflar hazırlama yöntemi buldu. Bilimsel açıdan zarif ve önemli fakat nihayetinde pratik olmayan bir icattı bu. 1908 yılında bu buluş ile Nobel Fizik Ödülünü kazandı.

1850'li yılların sonlarından 1890'lı yıllara kadar esnek plastik filmlerin genel tanıtımına kadar, cam plakalar orijinal kamera fotoğrafçılığı için en uygun ortamdı. Filmin kolaylığı, amatör fotoğrafçılığı büyük ölçüde popüler hale getirmiş olsa da, ilk filmler cam plakaları eşdeğerlerinden biraz daha pahalı ve gözle görülür şekilde daha düşük optik kaliteye sahipti ve 1910'lu yılların sonlarına kadar çoğu profesyonel fotoğrafçı tarafından tercih edilen büyük formatlarda mevcut değildi. Bunlar yeni orta, yakın zaman veya tamamen eskinin yerine geçmedi. Camın üstün boyutsal kararlılığı yüzünden, astrofotoğrafi gibi bazı bilimsel uygulamalar için plakaların kullanılması 1990'lı yıllara kadar devam etti ve lazer hologramının niş alanında da 2010'lu yıllara kadar devam etti.

8 mm Kodak film fotoğrafçılığı

Film fotoğrafçılığı

Hurter ve Driffield, 1876 yılında fotoğrafik emülsiyonların ışığa duyarlılığı üzerine öncü çalışmalara başladılar. Yaptıkları iş, film hızının ilk sayılabilir ölçüsünü ortaya çıkarttı.

İlk esnek fotoğrafik rulo film George Eastman tarafından 1885 yılında piyasaya sürüldü, ancak orijinal "film" aslında kağıt tabaka üzerine bir kaplamaydı. İşlemin bir parçası olarak, görüntü taşıyıcı katman kağıttan soyulmuş ve sertleştirilmiş bir jelatin desteğine aktarılmıştır. İlk şeffaf plastik rulo film 1889'da imal edildi. Genellikle "nitrat filmi" olarak adlandırılan fotoğraf filmi tabakası, oldukça yanıcı nitroselülozdan ("selüloit") yapılmıştır.

Film fotoğrafçılığı denemeleri

1908 yılında selüloz asetat veya "yanmaz film" Kodak firması tarafından piyasaya sürülse de, ilk önce tehlikeli nitrat filmine alternatif olarak sadece birkaç özel uygulama bulmuştu ki bu film oldukça sert, yarı şeffaf ve daha ucuzdu. Dönüşüm, 1933 yılına kadar X ışını filmleri için tamamlanmadı ve her ne kadar koruyucu filmi 16 mm ve 8 mm'lik ev filmleri için kullanılmış olsa da, nitrat filmi 1951 yılında sona erene kadar sinema için kullanılan 35 mm filmler için standart olarak kaldı.

Filmler, dijital fotoğrafçılığın gelişmelerinin tüketicileri dijital formatlara çektiği 21. yüzyılın başına kadar yoğun kullanılan bir fotoğraf biçimi olarak kaldı. Modern fotoğrafçılıkta dijital kullanıcılar piyasaya hakim olsa da, film meraklıları ve profesyonel fotoğrafçılar tarafından film temelli klasik sistem kullanılmaya devam etmektedir. Film temelli fotoğrafların dijital görüntülerle karşılaştırıldığında aralarında ayırt edici "görünüşü", muhtemelen aşağıdakileri içeren bir faktör kombinasyonundan kaynaklanmaktadır: 1- Spektral (görüntüsel) ve ton hassasiyetindeki farklar [filmle S-şeklinde yoğunluk-pozlama (H & D eğrisi) Dijital CCD sensörleri için doğrusal tepki eğrisi], 2- Çözünürlük, 3- Tonun sürekliliği.

Siyah ve beyaz fotoğrafçılık

Siyah ve beyaz fotoğrafçılık

Başlangıçta, tüm fotoğraflar tek renkli ya da siyah-beyazdı. Renkli film hazır olduktan sonra bile, daha düşük maliyet ve "klasik" fotoğraf görünümünden dolayı, siyah-beyaz fotoğraf çekimleri on yıllar boyunca hakim olmaya devam etti. Açık ve koyu alanlar arasındaki geçiş tonları ve kontrast, siyah beyaz fotoğrafın niteliğini tanımlar. Monokromatik (tek renkli) resimlerin mutlaka saf siyahlar, beyazlar ve gri tonların ara tonlarından oluşmadığını ancak özel işlem uygulayarak farklı bir renk tonu da uygulanabileceği unutulmamalıdır. Örneğin, siyanotip (demir tabanlı baskı tekniği) işlemi, mavi tonlardan oluşan bir görüntü üretir. Albümin (yapışkan bir madde) baskı işlemi ilk olarak 170 yıl önce kullanılmış ve kahverengimsi tonlarda bir renk ortaya çıkarmıştır.

Birçok fotoğrafçı, bazen de iyi işlenmiş gümüş halojenür esaslı malzemelerin kalıcı ve uzun dayanmasından kaynaklı arşivsel özelliği nedeniyle siyah-beyaz görüntüde fotoğraf üretmeye devam etmektedirler. Bazı renkli dijital görüntüler, siyah-beyaz sonuçlar elde etmek için çeşitli teknikler kullanılarak işlenir ve bazı fotoğraf makinesi üreticileri de sadece tek renkli fotoğrafları üreten dijital kameralar üretmişlerdir. Tek renkli baskı veya elektronik görüntü, orijinal formunda tatmin edici olmayan, renkli çekilen bazı fotoğrafların kurtarılması için kullanılmıştır. Bazen siyah-beyaz veya tek renkli tonlu görüntüler etkili ve estetik değerler olarak da kabul edilmektedir. Renkli fotoğrafçılığın uzun sürmesine rağmen, çoğunlukla sanatsal nedenlerle tek renk tonlu imgeler üretilmektedir. Hemen hemen tüm dijital kameralar tek renkli olarak çekim yapma seçeneğine sahiptir. Neredeyse tüm görüntü düzenleme yazılımı, RGB (kırmızı, yeşil,mavi) renk tonlarından tek renkli görüntü elde etmek için RGB renk kanallarını bir araya getirebilir veya istenilen renkler seçilip kaldırılarak elde edilebilir.

Renkli fotoğrafçılık

İlk renkli fotoğraf Tartan Ribbon

Renkli fotoğrafçılık 1840'lı yıllardan başlayarak araştırılmaya başlandı. İlk renkli fotoğraf deneyleri çok uzun pozlama (kamera görüntüleri elde etmek için saatler veya günler) yapmayı gerektiriyordu ve beyaz ışığa maruz kaldığında renkler hızlı bir şekilde soluyor ve fotoğraf düzelmiyordu.

İlk kalıcı renkli fotoğraf, 1861 yılında İskoç fizikçisi James Clerk Maxwell tarafından 1855 yılında yayınlanan üç renk ayırma ilkesini kullanarak çekildi. Maxwell'in neredeyse tüm pratik renk süreçlerinin temelini üç ayrı siyah-beyaz fotoğraf çekimi oluşturdu. Bunu kırmızı, yeşil ve mavi filtreler aracılığıyla gerçekleştirdi. Bu sistem fotoğrafçıya, renkli görüntüyü oluşturmak için gereken üç temel kanalı sağlar. Görüntülerin şeffaf baskısı, benzer renk filtreleri ile yansıtılıp renk sunumu için ek bir yöntem olan projeksiyon ekranı üzerine yerleştirilir. Kağıda basılan renkli bir baskı, tamamlayıcı renkleri olan üç görüntünün karbon baskılarını üst üste bindirerek üretilir. Bu renkler, 1860'lı yılların sonlarında Louis Ducos du Hauron tarafından renk üretimine öncelik etmiştir.

Rus fotoğrafçı Sergei Mikhailovich Prokudin-Gorskii, üç renkli filtrelenmiş görüntüleri dikdörtgen plakanın farklı bölümlerine ardı ardına gönderen özel bir kamera ile renk ayırma tekniğini kapsamlı bir şekilde kullandı. Pozlama eşzamanlı yapılamadığı için, hareketli nesneler renk saçaklarına sebep oldu. Pozlama esnasında görüntü kadrajına giren ve hızlı bir şekilde hareket eden kişi veya nesneler, projeksiyonlu veya basılı görüntülerde parlak renkli hayaletler gibi görüntüler ortaya çıkarttı.

Renkli fotoğrafçılık tekniğine güzel bir örnek

Renkli fotoğrafçılığın uygulanmasında genellikle maviye duyarlı, ancak yeşil renge karşı biraz hassas ve hemen hemen kırmızıya duyarsız olan, erken fotoğrafik malzemelerin sınırlı hassasiyetiyle bu sorun engellendi. Fotokimyacı Hermann Vogel'in 1873 yılında yaptığı boya duyarlılığının keşfi aniden yeşil, sarı ve hatta kırmızıya duyarlılık kazandırdı. Geliştirilmiş renk sensitizörleri ve emülsiyonların genel duyarlılığında devam eden iyileştirmeler, renk için gereken ve bir zamanlar oldukça sıkıntı çıkartan uzun pozlama sürelerini düzenli olarak azalttı ve ticari yaşama uygun pazarlanabilir bir ürün haline getirdi.

Ticari olarak başarılı olan ilk AutoChrome (ilk renkli fotoğraf tekniklerinden biri), Lumière kardeşler tarafından 1907 yılında kamuoyuna tanıtıldı. Autochrom plakaları, üç renkli bileşenlerin bitişik mikroskobik görüntü parçaları olarak kaydedilmesine izin veren boyalı patates nişastasından yapılmış bir mozaik renk filtresi katmanı içeriyordu. Autochrom plakası, pozitif bir şeffaflık üretmek için ters işlendikten sonra, nişasta taneleri, her bir parçayı doğru renkle aydınlatmaya ve minik renk noktalarını göze karıştırılarak, katmanın katkı maddesi yöntemiyle sentezlendiği şekilde renklendirildi. Autochrome plakaları, 1890 ve 1950 yılları arasında pazarlanan çeşitli renk katmanları ve filmlerden birkaçıydı.

İlk modern "entegre tripack (üç renkli bileşen)" veya "monopack (tek kuşak)" renkli film olan Kodachrome, 1935 yılında Kodak tarafından tanıtıldı. Üç renkli bileşenleri çok katmanlı bir emülsiyonda yakaladı. Bir tabaka, spektrumun kırmızı hakim olan kısmını kaydetmek için duyarlı hale getirildi, başka bir katman yalnızca yeşil kısmı ve bir üçüncü katman da sadece mavi kaydedildi. Özel bir film işleme olmadan yapıldığında ortaya çıkan sonuç, sadece üç tane üst üste bindirilmiş siyah-beyaz görüntü olurdu. Ancak karmaşık bir işleme prosedürü sırasında renk birleştiriciler eklenerek bu katmanlardaki tamamlayıcı renkler cam göbeği, macenta ve sarı renk görüntüleri ortaya çıkartmıştır.

Renkli fotoğraf için stüdyoda bir çalışma

Agfa'nın benzer şekilde yapılandırılmış Agfacolor Neu 1936 yılında piyasaya sürüldü. Kodachrome'un aksine, Agfacolor Neu'daki renk birleştiriciler üretim sırasında emülsiyon katmanlarına dahil edildi ve işlemler büyük ölçüde basitleştirildi. Günümüzde, mevcut renkli filmler yine de çok katmanlı bir emülsiyon ve aynı prensipleri en çok Agfa'nın ürününe benzer şekilde kullanmaktadır.

Polaroid tarafından 1963 yılında tanıtılan, anlık renkli film, pozlamadan sonra yalnızca bir veya iki dakika içinde bitmiş renkli baskı üreten özel bir fotoğraf makinesi piyasaya sürdü.

Renkli fotoğraf, pozitif asetat gibi görüntüleri oluşturabilir. Bunlar, bir slayt projektöründe veya özel olarak kaplanmış kağıda pozitif renk büyütme oluşturmak için renk negatifleri olarak kullanılabilir. İkincisi, artık otomatik fotoğraf baskı ekipmanlarının piyasaya sürülmesi ile dijital olmayan filmin renkli fotoğrafçılığın en yaygın biçimini ortaya koydu. 1995-2005 yıllarını kapsayan bir geçiş döneminden sonra, renkli film, ucuz ve çok megapikselli dijital kameralarla pazara sürüldü. Pozlama film çalışması, kendine özgü "görünüşü" nedeniyle bazı fotoğraf sanatçılarının tercihi olmaya devam etmektedir.

Dijital Fotoğrafçılık

Dijital Fotoğrafçılık

1981'de Sony, film ihtiyacını ortadan kaldıran, görüntüleme için makinede şarj kullanan ilk tüketici fotoğraf makinesi olan Sony Mavica'yı piyasaya sürdü. Mavica, görüntüleri diske kaydederken aynı zamanda televizyona da görüntü aktarabiliyordu ve kamera tamamen dijital değildi. Kodak, 1991 yılında ilk ticari olarak satılan dijital tek lens reflex fotoğraf makinesi olan DCS 100'ü tanıttı. Bu pahalı cihaz yüksek maliyeti ile foto muhabirliği ve profesyonel fotoğrafçılık dışında kullanmamakla birlikte, ticari dijital fotoğraf olarak doğdu.

Dijital görüntüleme, görüntüyü film üzerindeki kimyasal değişimler yapmak yerine bir dizi elektronik veri olarak kaydedip görüntüyü elektronik sensörde kullanmaktır. Dijital fotoğrafçılık ile kimyasal fotoğrafçılık arasındaki önemli fark, kimyasal fotoğrafçılığın fotoğraf manipülasyonuna direnmesi yani film ve fotoğraf kağıdı ile gerçekleştirilmesidir. Dijital görüntüleme ise gözle görüşür farklılıkları olan bir araçtır. Bu fark, film tabanlı fotoğrafçılıkta yapılması oldukça zor olanları kolayca yapılmasını sağlamasıdır. Farklı iletişimsel potansiyellerin kullanılmasına ve rötuş yapılmasına izin veren, görüntüyü işleme imkanı sağlayan kolaylıklar sunmaktadır.

Sentez fotografçılık

21. yüzyılda dijital fotoğrafçılık hâkim olmuştur. Dünyada çekilen fotoğrafların %99'undan fazlası dijital kameralarla ve giderek artan oranlarda akıllı telefonlarla gerçekleşmektedir.

Sentez fotografçılık

Sentez (yapay olarak bileşik cisimler oluşturma) fotoğrafçılığı, çekim sürecinin gerçek fotoğraf üzerinde modellendiği bilgisayarda üretilen görüntülerin (CGI) bir parçasıdır. Gerçek evren, dijital kopyaların oluştuğu CGI (görsel oluşturmayı sağlayan bir bilgisayar grafikleri uygulaması), bir görsel temsili süreç bu evrende var olanlar ile gerçekleşir. Sentez fotoğrafçılığı, analog ve dijital fotoğrafçılığın dijital uzayda uygulanmasıdır. Gerçek fotoğrafın özellikleri sadece gerçek dünyanın fiziksel sınırları ile kısıtlanmaz, sentez fotoğrafçılığı, gerçek fotoğrafçılıktan uzaklaşmayı mümkün kılmaktadır.

Kameranın gelişimi

Fotoğraf makinasının teknik özellikleri

Fotoğraf makinasının teknik özellikleri

Fotoğraf makinesi görüntü oluşturan alettir ve çekim ortamı bir fotoğrafik plaka, fotoğraf filmi veya silikon elektronik görüntü algılayıcıdan oluşur. İlgili kayıt ortamı; bir plaka, filmin kendisi, bir dijital manyetik alan veya elektronik bellek ile sağlanabilir.

Baader Hyperion 21mm eyepiece

Fotoğrafçılar kamera ve objektifin ışığı yakalama ve kaydetme özelliklerini kullanarak ortamın ışık seviyesini "ortaya çıkarmak" için yapılan çekimi gerçekleştirip kontrol ederek "latent image" (plakada veya filmde) veya RAW dosyasını (dijital kameralarda) oluştururlar. Bu uygulama elektronik ortamda uygun işleme tabi tutulduktan sonra kullanılabilir bir görüntü haline getirilir. Dijital kameralar, şarj kuplaj cihazı (CCD) veya tamamlayıcı metal oksit yarı iletken (CMOS) teknolojisi gibi ışığa duyarlı hassas elektronik temelli elektronik görüntü sensörü kullanır. Ortaya çıkan dijital görüntü elektronik ortamda saklanır, ancak baskı işlemine tabi tutmadan bir kağıt üzerinde çoğaltılamaz.

Kamera obscurası (karanlık oda), görüntüyü oluşturan ve ışığın içinde hiç olmaması gereken karanlık bir odadır. Bununla birlikte, fotoğraflanacak olan nesne aydınlatılmalıdır. Fotoğraf makineleri küçükten çok büyüğe kadar fotoğraflanacak nesne için düzgünce aydınlatılmış başka bir odadayken karanlıkta kalan bütün oda kullanılır. Bu, büyük film negatifleri kullanıldığında düz kopyalamanın çoğaltılması fotoğrafçılıkta yaygındır.

Fotoğraf malzemeleri, hızlı ve hassas hale geldiğinde, isteğe bağlı ya da gizli fotoğraf çekmek için, "küçük dedektif" adı verilen fotoğraf makinesi üretildi. Bu minik kameralar kitap, el çantası ya da cep saatine konulabildiği gibi gerçekte objektif olan kravat iğnesi ile Ascot kravatta kullanıldı.

Film kamerası, kayıt ortamında hızlı fotoğraf dizleri çeken bir fotoğraf kamerası türüdür. Bir kerede tek bir anlık görüntü yakalayan fotoğraf makinesinin aksine film kamerası, her biri "çerçeve" olarak adlandırılan bir dizi seri görüntü çeker. Bu, belli aralıklarla yapılmış bir mekanizma ile gerçekleştirilir. Çerçeveler daha sonra bir film projektöründe "kare hızı" (saniye başına kare sayısı) olarak adlandırılan belirli bir hızda oynatılır. Görüntü oluşturulurken gözlerin ve beynin algısı senkronize hareket etmesi gerekir ki böylece görüntüyü ayrıştırmadan tam bir uyum içinde ayrı resimler bir araya gelmiş olsun ve görüntü reel oynuyor görünsün.

Kamera kontrolleri

Kamera kontrolleri

Bazı özel kameralar hariç, kullanılabilir bir poz elde etmek için fotoğrafın net, keskin ve iyi aydınlatılmış olmasını gerekmektedir. Bunu sağlamak için de elle veya otomatik olarak birkaç farklı işlev tuşları ve kumandanın kullanılması gerekmektedir. Çekim için gereken denetimler ve ayarlamalar genellikle aşağıdakileri içerir ancak bunlarla sınırlı değildir:

Görüntüleme aygıtına ait birçok kulanım öğesi, bir fotoğrafın kalitesini ve / veya estetik etkisini belirgin bir şekilde etkileyebilir. Kullanım ögelerinin aralarında da şunlar vardır:

Karanlık odaktaki normal, uzun, geniş açı, telefoto, makro, balık gözü veya yakınlaştırma odak uzaklığı ve türü 

Lensin önündeki veya arkasındaki hafif kayıt malzemesi ile nesne arasına yerleştirilen filtreler

Ortamın ışık yoğunluğuna ve renk / dalga boylarına duyarlılığı

Işık kayıt malzemesinin yapısı, örneğin çözünürlük piksel cinsinden veya gümüş halojenür taneleriyle ölçülür.

Pozlama ve işleme

Fotoğrafta Pozlama ve işleme

Kamera kontrolleri birbirleri ile iç içe ve ilişkilidir. Filmin düzlemine (pozlama) ulaşan toplam ışık miktarı, pozlama süresi, mercek açıklığı ve merceğin efektif odak uzaklığı ile değişir (objektif yakınlaştırılmış olarak hangi değişken odak uzaklığı objektifler kullanılmışsa, diyafram değişikliği ona göre ayarlanır). Bu kontrollerden herhangi birini değiştirmek ortaya çıkacak fotoğrafın özelliğini de değiştirebilir. Birçok kamera bu kontrollerin çoğunu veya tamamını otomatik olarak ayarlamaktadır. Bu otomatik işlevsellik, birçok durumda fotoğrafçılar için yararlıdır.

Bir pozlama süresi, genellikle obtüratörlü olmayan kameralarda bile enstantane hızı olarak adlandırılır ve çoğunlukla bir saniyelik kesirlerle ölçülür. Genellikle hareketsiz nesneler için bir ile birkaç saniyeye kadar pozlamalar yapmak netice almak için yeterliyken gece veya ışığın az olduğu sahneler için pozlama süreleri uzun süreli zaman aralığına tabi tutulabilir. Bununla birlikte, daha uzun obtüratör (enstantane hızı, shutter süresi) hızları bulanıklık ortaya çıkarırken daha kısa obtüratör hızları donmuş kareleri verir. Bu nedenle hareketli nesnelerin çekiminde obtüratör hızı yüksek olması gerekmektedir.

Pozlama ve işleme

Geçerli diyafram (bir ışık huzmesinin geçişini belli alanda sıralamak için yapılmış, üzerinde daralıp genişletebilen bir delik bulunan ışık geçirmeyen levha) açıklık çapına odak uzaklığının orantısıyla belirlenen f-sayısı (f-number) veya f-durağı (f-stop - odak oranından türetilerek) ile ifade edilir. Daha uzun odak uzaklığı lensleri, ışığın daha fazla mesafeye taşınması nedeniyle aynı açıklık çapı boyunca daha az ışık geçirir. Daha kısa odak uzaklığı lensler aynı diyafram çapı boyunca daha fazla ışık iletir.

F/sayı değeri ne kadar küçükse, diyaframın etkisi o kadar büyük olur. Bir merceğin etkili diyafram değerini vermek için kullanılan f/sayı değeri sistemi 1963 yılında uluslararası sözleşme ile standardize edildi ve İngiliz Standartı (BS-1013) kabul görüp belirlendi. Diğer açıklık ölçüm sistemleri, 20. yüzyılın başında Avrupa Ölçeği, Orta seviye ayarları ve Royal Photographic Society (Kraliyet Fotoğraf Kurumu) tarafından önerilen 1881 "Uniform System"  kullanılmıştır. Günümüzde bu sistem kullanılmamaktadır. Renkli hareketli görüntü mercekleri için t-stoplar kullanılmış olup, bileşik mercekler aracılığıyla ışık iletimindeki farklılıkları hesaba katmak için T-sayısı = f/sayı x√ transmitans olarak hesaplanmıştır.

F sayısı √2 oranında azalırsa, diyafram açıklık alanı da 2 kat artar. Tipik bir lens üzerinde bulunabilecek f-stoplar arasında 2.8, 4, 5.6, 8, 11, 16, 22, 32 "tek duraklı" (daha düşük f-stop sayıları kullanılarak) filme ulaşan ışık miktarını iki katına çıkarır ve bir durak durdurmak ışık miktarını yarıya indirir.

Renkli Pozlama ve dijital işleme.jpg

Görüntü yakalama, deklanşör hızı, diyafram ve film ile birlikte sensör hızının çeşitli kombinasyonlarıyla gerçekleştirilebilir. Diyafram ve deklanşör hızının farklı (ancak ilgili) ayarları, fotoğrafların çeşitli film veya algılayıcı hızı, ışıklandırılması ve nesnelerin ve / veya kameranın hareketinin ve istenilen alan derinliğinin değerleri altında alınmasını sağlar. Daha yavaş hızdaki bir film daha az "tanecik (film ya da baskılar üzerinde görüntüyü oluşturan noktalar)" gösterecek ve elektronik bir sensörde daha yavaş bir hız ayarı daha az "parazit (piksel)" gösterecektir. Daha yüksek film ve sensör hızları daha hızlı bir kapanma (shutter-deklanşör) hızı sağlarken, hareket bulanıklığını azaltır veya alan derinliğini artırmak için daha küçük bir diyafram kullanımına izin verir.

Örneğin, daha düşük ışık için daha geniş bir diyafram, daha fazla ışık için daha düşük bir diyafram kullanılır. Bir nesne haraketliyse, daha yüksek bir deklanşör hızı gerekebilir. Ayrıca, daha yavaş bir deklanşör hızı kullanılması gerektiği durumlarda üçayak (tripod) sarsıntıyı önlemek için yardımcı olacaktır.

Örneğin 8 ms (mili saniye)'de (1/125 saniyede) f / 8 ve 4 ms'de (1/250 saniyede) f / 5.6 ayarları aynı miktarda ışık yakalamasına neden olur. Seçilen kombinasyon nihai sonucu etkiler. Objektifin diyafram açıklığı ve odak uzaklığı, odaklanan nesne ile objektifin mesafe aralığına işaret eder. Daha büyük bir lens veya daha geniş bir diyafram, "sığ-yüzeysel" derinliğe neden olur (yani, görüntünün yalnızca küçük bir kesiti net olarak odaklanır). Bu, bireysel portreler veya makro (büyük, çapı geniş) fotoğrafçılıkta olduğu gibi, arka planlardan (background) nesnelerin ayrılmasını için kullanılan ayar formatıdır.

Tersine, daha kısa bir mercek veya daha küçük bir diyafram (objeden yansıyan ışınların ne kadar yoğunlukta ve şiddette düşeceğini belirleyen sistem), görüntünün daha fazla odaklanmasına neden olur. Bu, manzara veya insan gruplarını fotoğraflamak için genellikle daha elverişli bir tercihtir. İğne delikleri gibi çok küçük aralıklarla çok geniş bir mesafe aralığı odak haline getirilebilir, ancak netlik bu tür küçük aralıklarla ışınların kırılarak yayılmasından dolayı ciddi ölçüde bozulur. Genellikle, en yüksek "netlik derecesi", bir mercek aralığının ortasına yakın bir diyaframda (örneğin, f/2.8 ile f/16 mevcut açıklıkları olan orta değer bir lens için f/8) elde edilir. Bununla birlikte, mercek teknolojisi geliştikçe, mercekler daha geniş diyaframlarda üretilerek daha keskin görüntüler yapma kabiliyeti kazanmaktadır.

Renkli Pozlamada dikkat edilecekler

Görüntü yakalama, yalnızca görüntü oluşturma sürecinin bir parçasıdır. Malzeme ne olursa olsun, kamera tarafından çekilen gizli görüntüyü görünebilir bir görüntü haline getirmek için bazı işlemler yapılmalıdır. Kayan (slayt) filmle, gelişmiş film sadece projeksiyon için monte edilir. Baskı filmi, geliştirilen film negatifinin fotoğraf kağıdına veya asetat üzerine basılmasını gerektirir. Lazer jetli ve mürekkep püskürtmeli yazıcıların piyasaya girmesinden önce, selüloit fotoğrafik negatif görüntüler, görüntüyü belli bir süre boyunca ışığa duyarlı bir kağıda yansıtacak bir büyütücü içine monte edilmek zorundaydı (genellikle saniye veya saniyelik kesirler olarak ölçülür). Bu tabaka daha sonra geliştirici bir kimyasal banyoya batırılıp (görüntüyü ortaya çıkarmak için) ve hemen ardından durdurma banyosuna batırılır (ışık gelişmenin ilerlemesini etkisiz hale getirmek ve görüntünün normal ışığa maruz kalıp görüntünün daha da değişmesini önlemek için). Bundan sonra, kağıt güvenle asılarak kalacağı bir yerde kurumaya bırakılır. Post-prodüksiyon (yapım süreci ile yapıtın kullanıma sunulması arasında yer alan dönem) süreci, fotoğrafçının nihai görüntüyü negatifte yakalamasının ötesinde daha fazla manipüle (istenen görüntüyü oluşturmak için fotoğraf üzerinde değişiklikler yapma süreci) etmesine imkân vererek görüntünün büyütücü (agrandisör) tarafından projelendirilme süresini ve her iki kimyasal banyoların süresi boyunca görüntünün yoğunluğunu ve karanlığını değiştirmesini sağlar. Bu yapım süreci hem amatör hem de profesyonel fotoğrafçılar tarafından halen kullanılmaktadır, ancak sayısal görüntülerin ortaya çıkışı, modern fotoğraf çalışmalarının büyük çoğunluğunun dijital olarak artık ele geçirildiğini ve kimyasal tepkime ışığına bağımlı olmayan baskı yöntemleriyle fotoğrafların üretildiği sürece girilmiştir. Elde edilen bu tür dijital görüntüler bir televizyonda izlenen veya bir bilgisayara veya dijital fotoğraf çerçevesine aktarılmış bir resim sunucusuna (örneğin bir fotoğraf paylaşım sitesi) yüklenerek izlenebilir. Daha sonra her tür yazıcı modeliyle normal kağıda veya fotoğraf kağıdına basılı kopya olarak üretilebilir.

Görüntülenebilir bir resmin oluşturulmasından önce, çeşitli kontroller kullanılarak değişiklikler yapılabilir. Bu kontrollerin birçoğu resim yakalama sırasındaki kontrollere benzer, bazıları ise görüntünün işleme sürecine özeldir. Çoğu baskı denetiminin eşdeğer dijital kavramları vardır, ancak bazıları farklı efektler oluşturur. Örneğin, yana kaçma (dodging) ve yanma (burning) işlemeleri/kontrolleri dijital ve film süreçleri arasında farklılık gösterir. Diğer baskı modifikasyonları şunları içerir:

Deklanşör hızı ve pozlama

Film geliştirirken kullanılan kimyasallar ve işleme tabi tutma (proses)

Baskıya maruz kalma süresi - deklanşör hızına eşdeğer

Diyafram (objeden yansıyan ışınların ne kadar yoğunlukta ve şiddette düşeceğini belirleyen sistem) açıklığı - diyafram değerine eşittir, ancak alan derinliği üzerinde hiçbir etkisi yoktur

Kontrast (görüntüdeki en koyu ile en açık arasındaki fark)- görüntüdeki nesnelerin görsel özelliklerini diğer nesnelerden ve arka plandan ayırt edebilmek için değiştirme

Zaman aralığı

Atlama (dodging) - belirli baskı bölgelerinin pozlamasını azaltır ve daha açık alanlara neden olur

Yanma (Burning)- bazı bölgelerdeki pozlamayı arttırır ve daha koyu alanlara neden olur

Kağıt dokusu - parlak, mat gibi kağıt dokusu etkisi verir

Kağıt türü - reçine kaplı (RC) veya fiber esaslı (FB) kağıtlar

Kağıt boyutu

Pozlama şekli - dairesel, oval, büyüteç gibi biçimlerde baskılar üretir

Tonerler - siyah-beyaz baskılara sıcak veya soğuk tonlar eklemek için kullanılır.

Diğer fotografik teknikler

3d foto çekimi

Stereoskopik

Tek renkli ve renkli fotoğraflar, insan stereoskopik görüntüsünü (2 boyutlu resmin derinlik illüzyonudur, üç boyutlu gibi gösterme tekniği) taklit ederek iki yan yana görüntü ile yakalanabilir ve görüntülenebilir. Harekete geçirilen figürleri yakalayan ilk trknik, stereoskopik fotoğrafçılıktı. Teknik terimi stereoskopi iken halk dilinde "3-D" fotoğraf olarak bilinen tekniktir. Bu tür teknikleri kullanan kameralar yakın bir tarihte sayısal elektronik yöntemlerle, cep telefonu kameraları dahil kullanılmaya başlanmıştır.

Tam spektrumlu, ultraviyole ve kızıl ötesi

Tam spektrumlu ultraviyole ve kızıl ötesi

Ultraviyole (morötesi) ve kızılötesi filmler, 1960'lı yıllardan önceki yıllarda çeşitli şekilde denemeler ile kullanılmaya başlanmış sonra da fotoğrafik çalışmalarda kullanılmıştır. Dijital fotoğrafçılığın yeni teknolojik eğilimleri ultraviyole (morötesi), görünür ve kızılötesi filtreleme seçeneklerinin yeni sanatsal görüntülere yol açmasıyla tam spektrumlu (beyaz renkten çıkan bütün renk ve dalga boylarını içeren çizgiler) fotoğrafçılığa yeni bir yön vermiştir.

Modifiye (yenileştirilmiş) dijital kameraların bir çoğunda görüntüleme sensörü yaklaşık 350 nm (nanometre - bir metrenin milyarda biri olup atom gibi gözle göremediğimiz maddeleri ölçmek için kullanılır) ile 1000 nm (nanometre) arasındaki ışınlara duyarlı olduğundan, ultraviyole, görünür ışınların hepsini ve yakın kızılötesi spektrumun çoğunu algılayabilir. Hazır bir dijital fotoğraf makinesi, sensör tarafından algılanabilecek kızılötesi ve mor ötesi ışınların birçoğunu bloke eden kızılötesi sıcak ayna filtresi kullanmaktadır ve yaklaşık 400 nm ila 700 nm arasında en iyi sonuç elde edilmektedir.

Bir sıcak ayna (özel bir dielektrik (yalıtkan, elektriği geçirmeyen) ayna, bir dikroik (ışığı yansıtan, belli bir aralıktaki dalga boyunun geçişine izin veren) filtre olup görünür ışığın geçmesine izin verirken kızılötesi ışığı kaynağına geri döndürerek genellikle optik sistemleri korumak için kullanılır) yı veya kızılötesi engelleme filtresini kızılötesi geçiş veya geniş spektral ileten bir filtre ile değiştirme, fotoğraf makinesinin daha geniş spektrumlu ışığı daha yüksek hassasiyetle tespit etmesini sağlar. Sensör elemanlarının üzerine kırmızı, yeşil ve mavi (veya cam göbeği, sarı ve macenta - RGB) renkli mikro-filtreler, sıcak aynasız olarak, ultraviyole (mavi pencere) ve kızılötesi (öncelikle kırmızı ve az yeşil ve mavi) mikro filtreler yerleştirilmiştir.

Tam spektrumlu fotoğraflar genelde sanatlarda, jeoloji, adli tıp ve kolluk kuvvetlerinde kullanılmaktadır.

Açık alan fotoğrafçılığı

Açık alan fotoğrafçılığı

Dijital görüntü yakalama ve görüntü işleme yöntemleri, "açık alan fotoğrafçılığı" (sentetik diyafram fotoğrafı olarak da bilinir) yeni teknoloji ile etkinleştirmiştir. Bu işlem, fotoğraf çekildikten sonra seçilecek alanın çeşitli derinliklerde odaklanılmasını sağlar. Michael Faraday tarafından 1846 yılında açıklandığı gibi, "ışık alanı" 5-boyutlu olarak anlaşılır; 3-B alanındaki her nokta, bu noktadan geçen her bir ışının yönünü tanımlayan iki açı özelliğine sahiptir.

Bu ek vektör (yönü ve büyüklüğü olan doğru parçası) nitelikleri, 2 boyutlu görüntü algılayıcısı içindeki her piksel (dijital görüntülerin ekrandaki en küçük parçaları) noktasında mikronizyonların (katı madde parçacıklarının ortalama çapını mikrometre düzeyine düşürme işlemi) kullanılması yoluyla optik olarak yakalanabilir. Her son görüntünün microlens altında bulunan alt dizinlerin her biri piksel olarak bilinir. Bir görüntüyü yakalamak için odak algoritması (amaca ulaşmak için tasarlanan yöntem) yöntemi ile tanımlanan netlik alanıdır.

Diğer görüntüleme teknikleri

Kameranın yanı sıra, ışıkla görüntü oluşturmanın farklı yöntemleri de mevcuttur. Örneğin, fotokopi veya kserografi (elektrikle yüklenmiş selenyumlu levhalarda görüntüsünün elde edilmesi) makinesi kalıcı görüntüler oluşturur, ancak fotoğraf ortamından ziyade statik elektrik yüklerinin transferini, dolayısıyla elektrofotografi terimini kullanır. Fotoğraf grafikleri, bir fotoğraf makinesini kullanmadan fotoğraf kağıdına yansıtılan objelerin gölgeleri tarafından üretilen görüntülerdir. Nesneler, dijital resim üretmek için doğrudan bir görüntü tarayıcı camına yerleştirilebilir.

Üretim biçimleri

Amatör fotoğrafçılık

Amatör fotoğrafçılık

Bir amatör fotoğrafçı, fotoğrafını kar amaçlı değil hobi / tutku olarak kurgulayan kişidir. Konu seçimi ve kadraj konusunda son derece uzmanlaşmış bazı amatör işlerin kalitesi pek çok profesyonelin kalitesine ulaşmaktadır. Amatör fotoğrafçılık, ticari kullanım veya ödül alma ihtimali az olan fotoğrafik çalışmalarda ön plana çıkmaktadır. El kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte amatör fotoğrafçılık 19. yüzyılın sonlarında büyümüştür. Farklı platformlarda ve cihazlarda kullanılan kameralar, günümüzde sosyal medyada oldukça sıkça kullanılmaktadır. Cep telefonunun daha erişilebilir cihaz olmasından dolayı fotoğraf kameralarının en sık kullanıldığı alet olmuştur.

Ticari fotoğrafçılık

Ticari fotoğraf, muhtemelen en iyi fotoğrafçı eserleri yerine, çekilen görüntüler için bedel ödenen fotoğraflar olarak tanımlanır. Bu bakımdan, fotoğrafın konusu veya elde edilen fotoğraf için para ödenir. Fotoğrafın toptan, perakende ve profesyonel kullanımları bu tanımın kapsamına girmektedir. Ticari fotoğraf dünyası aşağıdakileri içerebilir:

Konser Fotoğrafçılığı

Reklamcılık fotoğrafçılığı: Fotoğrafçılık ile ilgili hizmet sunmak, ürünü göstermek ve satmak için çekilen fotoğraflardır. Çekimleri yapılan ürün fotoğraflarının işlenmesi genellikle bir reklam ajansı, tasarım şirketi veya şirket içi tasarım ekiplerince yapılır.

Moda ve göz kamaştırıcı fotoğraf çekimleri genellikle modeller ile gerçekleştirilir ve bu da reklam fotoğrafçılığının farklı bir tarzıdır. Moda fotoğrafçılığı, Harper's Bazaar (ABD merkezli uluslararası moda dergisi)'da yer alan eserler genelde giysileri ve diğer ürünleri vurgularken cazibedar modeller ve bedensel formlarda vurgulanır. Çekici (Glamour) fotoğrafçılık, genellikle reklamcılık ve erkek dergilerinde popülerken modeller için çıplaklık, vücut şekli ve boyutu doğrudan başarı ile ilgilidir.

Konser Fotoğrafçılığı hem sanatçının hem grubun ve hem de atmosferin (kalabalık dahil) samimi görüntülerini yakalama üzerine kurgulanırlar. Bu fotoğrafçıların çoğu serbest iş yapmakta ve belirli bir şovu kapsayacak şekilde bir sanatçı ya da işletmeciler aracılığıyla sözleşmeli olarak çalışmaktadırlar. Konser fotoğrafları genellikle mekana ek olarak sanatçı veya grupları tanıtmak için kullanılır.

Olay yeri fotoğrafçılığı, soygun ve cinayet gibi suç sahnelerini fotoğraflamak için kullanılır. Belirli ayrıntıları yakalamak için siyah beyaz veya kızılötesi kamera kullanılır.

Natürmort görüntü genellikle tabii veya insan yapımı cansız nesneyi tasvir eder. Natürmort fotoğrafçılığı, yiyecek, içecek ve bazı doğal fotoğrafçılık ile oldukça geniş bir kategoride ve genelde reklamcılık amacıyla kullanılır.

En iyi yemek fotoğrafları çekimi
Gıda fotoğrafçılığı çekim stüdyosu özellik gerektirir

Gıda Fotoğrafçılığı ambalajlama veya kullanım içerikli reklamlar için kullanılabilir. Gıda fotoğrafçılığı natürmort fotoğraf tarzına benzemektedir ancak bazı özel yetenekler ve ustalık gerektirir.

Editoryal fotoğrafçılık bir hikaye ya da fikir kapsamında ve dergi bağlamında kullanılır. Bu fotoğrafçılar genellikle dergisi bünyesinde çalışarak moda ve glamour fotoğraf tarzı çekimler yaparlar.

Fotoğraf muhabirliği editoryal fotoğrafın bir alt kümesi olarak düşünülebilir. Bu bağlamda yapılan fotoğraflar bir haber hikayesi olarak kabul edilir.

Portre ve düğün fotoğraflarının çekimleri sonrası, işlenmiş ve bitirilmiş olarak doğrudan son kullanıcıya satılır.

Peyzaj fotoğrafçılığı mevki ve yerleşim yerlerini tasvir etmektedir.

Vahşi yaşam fotoğrafçılığı hayvanların hayatını gösterir.

Evcil hayvan ve canlı fotoğrafçılığı

Paparazzi fotoğrafçılığı; sporcular, ünlüler, politikacılar ve diğer tanınmış kişilerin samimi imajlarını çektiği bir foto muhabirliği biçimidir.

Evcil hayvan fotoğrafçılığı, geleneksel stüdyo portre çekimlerine benzer yönleri vardır. Ayrıca, bir müşterinin evinde çekimler yapılabildiği gibi stüdyo dışındaki doğal ortamda da çekimler yapılabilir.

Fotoğraf hizmetleri pazarı, fotoğraf tarihinin ilginç bir söylemini "Bir resim bin kelimeye bedeldir" ile konunun önemine vurgu yapmaktadır. Dergi ve gazeteler, web siteleri hazırlayan şirketler, reklam ajansları ve diğer gruplar, fotoğraf hizmetleri pazarından alınan her fotoğraf için bedel ödemektedir.

Birçok kişi ticari amaçlarla fotoğraf çekmektedir. Bütçeli olan bu fotoğraflara ihtiyaç duyan kurumlar çözüm için birkaç seçeneğe sahiptir: Doğrudan bir fotoğrafçı istihdam edebilir, bir kamusal rekabet yaparak dış hizmet alımını organize edebilir veya stok fotoğraflar ile temin edebilir. Fotoğraf stoku, Getty Images veya Corbis gibi geleneksel stok devleri aracılığıyla tedarik edilebilirken Fotolia gibi daha küçük stok ajansları veya Cutcaster gibi web pazarından da satın alımlar yapılmaktadır.

Sanatsal fotoğrafçılık

Sanatsal fotoğrafçılık

20. yüzyılda güzel sanatlar ve belgesel fotoğrafçılığı İngilizce konuşan sanat dünyası ve galeri sistemi tarafından kabul gördü. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Alfred Stieglitz, Edward Steichen, John Szarkowski, F. Holland Day ve Edward Weston'da dahil olmak üzere bir avuç fotoğrafçı, fotoğrafçılığın güzel sanatlar olabilmesi için hayatlarını harcadı. İlk başta, güzel sanat fotoğrafçıları resim stillerini taklit etmeye çalıştılar. Bu harekete Pictorializm denmekte ve genellikle rüya gibi, romantik bir görünüm vermek için yumuşak odaklama kullanılmaktadır. Buna tepki olarak, Weston, Ansel Adams ve diğerleri, fotoğraf (keskin odaklı) düz fotoğraftır başka bir şey değildir felsefesini savunmak için Grup f/64'ü kurdular.

Fotoğraf estetiği, özellikle sanatsal çevrelerde düzenli olarak tartışılmaya devam eden bir konudur. Bir çok sanatçı, fotoğrafın görüntüsünün mekanik olarak yeniden üretilmiş olduğunu savundu. Fotoğraf otantik (belge değerinde olan, gerçeğe dayanan) bir sanat ise, sanatın bağlamındaki fotoğrafın yeniden tanımlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, bir fotoğrafın hangi bileşeninin izleyiciyi güzel kıldığı belirlenir. Tartışmalar, "aydınlatarak yazılmış" en eski görüntülerle başladı. Nicéphore Niépce, Louis Daguerre ve diğer ilk fotoğrafçılar arasında beğeni toplayan sanatçılar, çalışmalarının sanatın tanımlarına ve amaçlarına uygun olup olmadığını tartıştılar.

Clive Bell'in klasik makale metninde yalnızca şunu belirtiyor: "Önemli biçim/form", sanat olmayanı sanattan ayırt eder.

LASO Helikopterinin gece çekilmiş fotoğrafı

İçinde belli bir kalitesi olmayan eser sanat eseri olmamalıdır. Az da olsa bir çalışma yapılmışsa bu tamamen değersiz kabul edilemez. Peki bu kalite nedir? Estetik duygularımızı ortaya çıkartan tüm nesneler hangi kalitede paylaşılıyor? Kaliteli sanat da herkes tarafından ortak sanatsal eser olarak değer ifade etmektedir. Bunlar; Sofya İstasyonu ve Katedral pencereleri, Meksika heykeli, bir Pers çanağı, Çin halıları, Padua'daki Giotto freskoları ve Poussin, Piero della Francesca ve Cezanne'nin başyapıtları gibi örnekler gösterilebilir. Bunun için tek bir cevap verilebilir - anlamlı bir şekil. Her birinde, hatlar/çizgiler ve renkler belirli bir şekilde birleştirildiğinde, belirli formlar ve formların ilişkileri estetik duygularımızı harekete geçirir.

14 Şubat 2004 yılında Londra'daki Sotheby (1774 yılından beri sanatseverlere dünya çapında müzayedeler ve sıra dışı etkinlikler düzenleyerek hizmet veren, yenilikçi bir sanat firması)'de, 2001 yılında "99 Cent II Diptychon" adıyla satışa çıkarılmış, iki bölümlü fotoğraf 3,346,456 $ gibi eşi görülmemiş bir fiyat ile isimsiz biri tarafından satın alınmıştır.

Kavramsal fotoğraf, bir kavramı ya da bir fikri fotoğraf ile anlatmaya çalışır. Fotoğraflarda tasvir edilenler gerçek nesneler olmasına rağmen, konu kavramsal fotoğrafta soyut anlam içerebilmektedir.

Bilim ve adli tıp fotoğrafçılığı

Bilim ve adli tıp fotoğrafçılığı

Kamera, Daguerre ve Henry Fox Talbot'un ilk kullanmaya başlamalarından mikroskopların göz merceğine bağlanmasına, makro fotoğrafçılık ile astronomik olaylardan (örneğin güneş ve ay tutulmaları), fotomikroskopi ile küçük yaratıklar ve bitkiler gibi bilimsel olguları kaydetmeye kadar uzun ve seçkin bir tarihe sahiptir. Fotoğraf makinesi, 1861 yılında çöken Wootton köprüsünün olay yerleri ve olay sahnelerinin kaydedilmesinde kullanılmış ve ne kadar yararlı olduğunu kanıtlamıştır. Hukuki durumlarda analiz yapmak için kullanılan fotoğrafçılık yöntemlerin hepsi, toplu olarak adli fotoğrafçılık olarak bilinir. Olay yeri fotoğrafları üç farklı görüş açısından kayda alınır ve bu bakış açıları; genel bakış, orta menzilli plan ve yakın planlardır.

1845 yılında Kew Gözlemevi'nin Onursal Direktörü Francis Ronalds, meteorolojik ve jeomanyetik parametrelerin sürekli kayıtlarını yapmak için ilk kamerayı yapmayı başardı. Farklı fotoğrafik makineler, atmosfer basıncının, sıcaklığın, nemin, atmosferik elektriğin ve jeomanyetik kuvvetlerin üç bileşeninin dakikalık değişikliklerini 12 veya 24 saatlik fotoğrafik izlerini üretti. Kameralar, dünya çapındaki bir çok gözlemevine tedarik edildi ve bunlardan bazıları 20. yüzyıla kadar kullanılmaya devam etti. Charles Brooke, Greenwich Gözlemevi için benzer yeni fotoğraf makineleri geliştirdi.

Bilim ve teknoloji fotoğrafçılığı

Bilim ve teknoloji, İğne Deliği (Pin Hole) kamerasının tasarımından türetilen görüntü teknolojisini bilimsel çalışmalarda kullanmaktadır. X-Ray makineleri, yüksek dereceli filtreler ve lazer ışınlarına sahip İğne Deliği (Pin Hole) kameralarına benzer fotoğraf makineleri kullanmaktadır. Fotoğraf, çeşitli olaylarda ve bilim ve mühendislik verilerini elde etme alanlarında, suç mahallerinde veya meydana gelen kaza sahneleri gibi her yerde kullanılmıştır. Fotoğrafçılıkta yeni yöntemler geliştirildi ve spektroskopi gibi kızılötesi ve ultraviyole fotoğrafçılık gibi diğer dalga boylarını kullanarak da alanını genişletti. Bu farklı yöntemler ilk kez Viktorya döneminde kullanıldı ve o zamandan bu yana daha da geliştirildi.

2012 yılında Griffith Üniversitesi'ndeki fizikçiler tarafından ilk atom fotoğraflanarak keşfedildi. Ytterbium (elektron dizilişlerinde f orbitalinde elektron barındıran kimyasal bir element) elementinin "İyonu"nu yakalamak için bir elektrik alanı kullandılar. Görüntü CCD, elektronik bir fotoğraf filmi üzerine kaydedildi. Görüntü bir CCD (dijital fotoğraf makineleri ve video kameralarda ışığa duyarlı yüzey)'ye, elektronik bir fotoğraf filmi üzerinde kaydedildi.

Fotoğrafçılığın sosyal ve kültürel etkileri

Susan Sontag Fotoğrafçılık Üzerine

Fotoğrafın farklı yönleri hakkında devam eden birçok soru bulunmaktadır. Susan Sontag'un 1977 yılında kaleme aldığı "Fotoğrafçılık Üzerine" adlı eserinde, fotoğrafın nesnelliği konusundaki endişelerini tartışmaya açmış ve bu konu fotoğraf dünyasında oldukça farklı eleştirilere konu olmuştur. Sontag, "Fotoğraf çekmek, fotoğraflanan şeyi uygun hale getirmektir" demiştir ve "Bu, kişinin benliğini belirli bir ilişkiye koymak anlamına gelir ve kendini dünyada güçlü gibi, bilgili gibi hissetmesine sebep olur." diye savunmuştur. Fotoğrafçılar hangi fotoğrafın çekilip hangi ögelerin çekilmeyeceğini, fotoğrafın çerçevesinin (kadrajının) belirlenmesinde hangi açı kullanılacağını ve bu faktörlerin belirli bir sosyo-tarihi bağlamı yansıtabileceğine karar verirler. Bu doğrultuda, fotoğrafın öznel bir temsil biçimi olduğu savunulabilir.

Modern fotoğrafçılık, görüntü oluşturmanın topluma olan etkisi üzerine bir takım endişeler doğurmuştur. Alfred Hitchcock'un 1954 yılında çektiği 'Arka Pencere' filminde, kamera röntgenciliği teşvik edilmektedir. Kamera bir gözlem istasyonu olup, çekim yasası pasif gözlemden öte bir şeydir.

Kamera, tecavüz etmediği veya sahip olmadığı halde, metaforun (benzetmeye, kıyaslamaya, anlatmaya yarayan mecaz) kadraja düşen bakış açısıyla kurgu yapar ve suikast düzenlemeyi, suiistimaller etmeyi, tecavüze uğratmayı, çarpıtmayı, sömürmeyi ve ihtimali en uzak olan hayaller ile saldırı varmış gibi gösterir.

popüler kültür fotoğrafçılığı

Dijital görüntüleme, rötüşleme yaparak dijital fotoğrafları manipüle etme kolaylığı nedeniyle etik endişeleri artırmıştır. Çoğu fotoğraf muhabiri, fotoğraflarını manupile (kurgulama) etmeyeceklerini veya "fotomontaj" yaparak gerçek gibi gösterecek birden çok fotoğraf ögesinin birleştirilmesinin yasaklandığını açıkladı. Günümüz teknolojisi, acemi fotoğrafçılar için bile görüntü düzenlemeyi dijital fotoğraf işleme programları ile nispeten basit hale getirmiştir. Bununla birlikte, kamera içi işleme konusundaki yakın tarihli değişiklikler, adli fotoğrafçılığın tahrifatını tespit etmek için dijital parmak izi fotoğraflarına izin vermiştir.

Fotoğrafçılığın sosyal ve kültürel etkileri

Fotoğraf, algılamayı değiştiren ve toplumun yapısını farklılaştıran yeni medya biçimlerinden biridir. Toplumu duyarsızlaştırma açısından bakıldığında kameraların etrafında huzursuzluk oluştu. Rahatsız edici kurgular veya açık imajların çocuklara ve topluma yaygın olarak sunulması endişe ve korkuyu ortaya çıkardı. Özellikle, savaş ve pornografi fotoğraflar toplum içinde huzursuzluğa neden olmaktadır. Sontag, "fotoğraf çekmek, insanları sembolik olarak sahip olabilecek nesneler haline getirmektir" demiştir. Duyarsızlaştırma tartışması, sansürlü görüntüler hakkındaki tartışmalarla birlikte ele alınmıştır. Sontag, fotoğrafta sansür yapma yeteneğinin, fotoğrafçının gerçeklik inşa etme becerisine sahip olduğu konusundaki endişesini yazmıştır.

Fotoğrafçılığın topluma yön veren uygulamalardan biri de turizmdir. Turizm ve fotoğrafçılık, yerel sakinlerin kamera merceği tarafından yeniden konumlandırılıp tanımlandığı "turizm ve turist bakışları" ile sunulduğu ticari kurgu olmuştur. Bununla birlikte, yerel fotoğrafçılar turist fotoğrafçısının çektiği görüntülerin yüzeysel ve sığ bir tüketici fotoğrafları olduğunu iddia etmişlerdir.

Ayrıca, fotoğraf, popüler kültürde birçok şarkının konusunu oluşturmuştur.

Fotoğrafçılık kanunları

Fotoğraf, birçok ülkede kanunla hem korunmuş hem de eser hakkı için yasaklanmıştır. Fotoğrafların korunması, genellikle fotoğrafçıya telif hakkı veya manevi hakların verilmesi yoluyla sağlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde herkes, kamusal alanlarda görülen her şeyi, manupile etmeden olduğu gibi ve görüldüğü şekli ile çekme hakkına sahiptir. İngiltere'de yakın tarihli bir kanun (Counter-Terrorism Act 2008) halkın, hatta basın fotoğrafçısının kamuya açık yerlerde resim çekmesini önlemek için polisin gücünü artırmıştır.

Fotoğrafçılık Resimleri