19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Eyfel Kulesi

İçindekiler
  1. Eyfel Kulesi nerede?
  2. Eyfel Kulesi hakkında bilgi
  3. Eyfel Kulesi tarihi
  4. Eyfel Kulesi tasarımı
  5. Eyfel Kulesi ve turizm
  6. Eyfel Kulesi kopyaları
  7. Eyfel Kulesinden iletişim

Eyfel Kulesi nerede?

Eyfel Kulesi (Fransızca: Tour Eiffel, şeklinde telaffuz edilir) Paris'deki Champ de Mars parkında bulunan dökme demirden yapılmış kafes şeklindeki kuledir. Kule ismini, kuleyi tasarlayan ve inşa eden şirketin sahibi, mühendis Gustave Eiffel'den almaktadır.

Eyfel Kulesi hakkında bilgi

Kule 1887 - 1889 yılları arasında, 1889 Dünya Fuarı'nın girişi olarak inşa edildi. İlk başlarda önde gelen bazı Fransız sanatçıların ve entellektüellerin eleştirilerine hedef olsa da daha sonraki dönemlerde Fransa için, küresel anlamda, bir kültürel simge haline geldi. Kule günümüzde dünyadaki en çok tanınan yapılardan biridir. Eyfel Kulesi dünyada insanlar tarafından en çok ziyaret edilen ücretli yapıdır. 2015 yılında 6,91 milyon insan kuleyi ziyaret etmiştir.

Kule, 324 metrelik yüksekliği ile (neredeyse 81 katlı bir bina kadar) Paris'deki en uzun yapıdır. Kule kare şeklindedir ve her bir kenarın uzunluğu yaklaşık 125 metredir. Eyfel Kulesi inşaatı sırasında ABD' de bulunan Washington Anıtı'nı da geçerek dünyanın en uzun insan yapımı yapısı haline geldi. Kule bu unvanını 1930 da New York'taki Chrysler Binası inşa edilene dek 41 yıl boyunca elinde tuttu. 1957 yılında kulenin tepesine bir yayın anteni eklendi ve böylece kule Chrysler Binasından 5,2 metre kadar daha uzun bir hale geldi. Vericiler hariç, Eyfel Kulesi, Millau Viyadüğü'nden sonra Fransa'daki ikinci en yüksek yapıdadır.

Kule ziyaretçiler tarafından ziyaret edilebilecek üç tane seviye vardır. Birinci ve ikinci seviyelerde ziyaretçilerin kullanabilecekleri restoranlar yer almaktadır. Üçüncü seviyedeki üst platform yerden yaklaşık olarak, 276 metre yüksekliktedir. Bu özelliği ile platform Avrupa Birliği içerisinde halkın erişimine açık olan en yüksek gözlem güvertesidir. Kuledeki biletler, merdivenleri kullanmak veya asansör kullanarak birinci seviyeden ikinci seviyeye çıkmak için satın alınabilmektedir. Zeminden birinci seviyeye ulaşmak için ziyaretçilerin kullanmaları gereken merdiven sayısı 300 den fazladır, tıpkı birinci seviyeden ikinci seviyeye olduğu gibi. En üst seviyeye doğru çıkan bir merdiven olmasına rağmen bu kata genellikle asansör kullanılarak çıkılmaktadır. 

Eyfel Kulesi tarihi

Eyfel Kulesi'ni kim yaptı

Eyfel Kulesi'nin orijinal tasarımı  Fransız Devriminin Yüzüncü Yılını kutlamak için düzenlenmesi planlanan 1889 Dünya Fuarı tartışmalarının odak noktası haline gelmesinin ardından, ''Eyfel Şirketi'' (Compagnie des Établissements Eiffel) için çalışan iki üst düzey mühendis olan Maurice Koechlin ve Émile Nouguier tarafından hazırlanmıştır. Eiffel, açıkça kulenin tasarımının 1853 yılında New York'da inşa edilen ''Latting Gözlem Kulesinden'' (Latting Observatory) etkilendiğini söylemiştir. Mayıs 1884'te evinde çalışan Koechlin, fikirleri için bir çizim hazırladı. Buna göre inşa edilecek olan yapı zeminde birbirinden ayrı duran dört kirişin üzerinde yükselen ve düzenli metal kafesler ile bir araya getirilerek en tepede birleşen devasa bir sütun şeklinde olacaktı. Eiffel başlangıçta bu fikre pek az ilgi gösterdi, ancak daha gelişmiş çalışmaların yapılmasına da onay verdi. Bunun üzerine iki mühendis şirketin mimarlık departmanının başkanı olan Stephen Sauvestre'den tasarıma yardımcı olmasını istediler ve iki mühendis o zaman şirketin mimarlık departmanı müdürü Stephen Sauvestre'ye tasarıma katkıda bulunmalarını istedi. Sauvestre tasarıma, kulenin tabanına dekoratif kemerler, birinci seviyeye camdan bir pavyon ve bir kaç süsleme daha ekledi.

Bu yeni tasarım Eiffel'in de desteğini kazandı: Koechlin, Nougier ve Sauvestre'in tasarımının patent haklarını satın aldı ve tasarımı 1884 yılının sonbaharında gerçekleşen Dekoratif Sanatlar Sergisi'nde şirket adı altında sergilendi. 30 Mart 1885'te Eiffel kulenin planlarını ''İnşaat Mühendisleri Topluluğu'na'' (Société des Ingénieurs Civils) sundu. Teknik problemleri tartışıldıktan ve kulenin pratik kullanımları vurguladıktan sonra Eiffel, konuşmasını kulenin simgeleyeceklerini söyleyerek bitirdi.

Ona göre kule sadece modern mühendislik sanatını değil, aynı zamanda içinde bulundukları Sanayi ve Bilim çağını ve on sekizinci yüzyılda gerçekleşen büyük bilimsel gelişmelere zemin hazırlayan 1789 Devrimini'de simgeleyecekti. Bu anıt Fransa'nın göstermiş olduğu şükranın bir ifadesi olacaktı.

Jules Grévy'in yeni Fransa Cumhurbaşkanı olarak seçildiği ve Édouard Lockroy'un yeni ticaret bakanı olarak atandığı 1886 yılına kadar çok az bir ilerleme kaydedildi. Düzenlenecek olan fuar için bütçe ayrılması kabul edildi. 1 Mayıs'ta Lockroy fuarda inşa edilecek kule için geçerli olan şartlarda bir değişiklik yapıldığını ve açık rekabet usulüne (değerlendirmelere) gidileceğini açıkladı. Bununda anlamı Eiffel tasarladığı ve Champ de Mars'a inşa edilecek olan dört tarafı da metalden oluşan 300 metrelik kulenin de değerlendirmeye alınacağıydı. 12 Mayıs'ta Eiffel'in ve rakiplerinin planlarını incelemek üzere bir komisyon kuruldu. Bir ay sonra komisyon,  Eiffel'in tasarımı dışındaki bütün tasarımların pratik olmadığı veya tasarım eksiklikleri nedeni ile elendiğini açıkladı.

İnşa edilecek olan kulenin tam yeri hakkında yapılan bazı tartışmalardan sonra 8 Ocak 1887'de bir sözleşme imzalandı. Eiffel bu sözleşmeyi imzalarken şirketini temsil etmek yerine daha çok kendisi adına imzalıyormuş gibi davranmıştı. Kulenin inşaat masrafları için 1,5 milyon frank kadarlık bir bütçe ayrılmıştı. Oysa bu bütçe inşaat masrafı olarak düşünülen 6,5 milyon franklık giderin dörtte birinden daha azdı. İmzalanan sözleşmeye göre Eiffel fuarın ve kulenin 20 yıllık gelirinin hepsini alacaktı. Daha sonra Eiffel kulenin yönetimi için ayrı bir şirket kurdu ve gerekli olan sermayenin yarısını kendisi ödedi.

Sanatçıların protesto gösterileri

Fuar için önerilen kuleler tam bir tartışma konusu oldu. Bazı çevreler bu tasarım sanatsal açıdan yetersiz oldukları iddiası ile tasarımları ciddi biçimde eleştiriyorlardı. Bu tartışmaların altında yatan gerçek neden ise Fransa'da uzun bir süredir devam eden ''mimarlık ve mühendislik arasındaki ilişki'' konusuydu. Champ de Mars'da çalışmalar başladığı sırada bu itirazların başını çeken bir oluşum ortaya çıktı. Kendilerine ''Üç Yüzler Komitesi'' (kule yüksekliğinin her bir metresi için bir üyeden oluşuyordu) adı veren oluşum ünlü mimar  Charles Garnier tarafından yönetiliyordu. Bu komitenin üyeleri arasında  "Eyfel Kulesi'ne Karşı Sanatçılar" olarak isimlendirilen bir dilekçe, Çalışma Bakanı ve Fuar Komiseri (Komisyon Başkanı) Charles Alphand'a gönderildi. Dilekçe daha sonra Le Temps tarafından 14 Şubat 1887'de yayınlandı:

"Bizler, yazarlar, ressamlar, heykeltraşlar, mimarlar ve Paris'in el değmemiş güzelliklerinin hayranları olarak bütün gücümüz ile küçümsenen Fransız zevki adına tüm öfkemiz ile bu yarasız ve ... canavarca olan Eyfel Kulesinin... inşa edilmesini protesto ediyoruz. Evimiz ile ilgili olan tartışmalarda haklılığımızı anlamanız için sadece bir anlığına bu baş döndürücü, komik ve Paris'e hakim olan (her yerinden görülebilen) devasa siyah soba bacası şeklindeki yapıtın inşa edildiğini düşünün. Bu barbarca yığının altında Notre Dame Katedrali, Tour Saint-Jacques (Saint-Jacques Kulesi), Louvre (Müzesi), Dome of les Invalides (Anıt),  Arc de Triomphe (Zafer Takı) gibi yapıların ezildiği ve aşağılanan tüm bu güzel anıtların bu korkunç rüya içerisinde kaybolduklarını düşünün. Ve yirmi yıl için... bir mürekkep lekesi gibi uzanan, bu nefret edilesi metal, civata ve sütun yığının, lanet gölgesini göreceğiz." 

Gustave Eiffel ise kuleyi Mısır piramitlerine kıyaslayarak bu eleştirilere tepki gösterdi: "Benim kulem şimdiye dek insan eliyle inşa edilmiş olan en yüksek yapıt olacak. Bu bakımdan görkemli olmayacak mı? Ayrıca neden Mısır Piramitleri için takdire şayan olan bir şey Paris için iğrenç ve saçma olsun." Aynı zamanda bu eleştirilere  Édouard Lockroy tarafından Alphand'a yazılan bir destek mektubunda da cevap verildi. Mektupta ironik bir şekildi "Ritimlerin (detayların) görkemli uyumuna ve metaforların güzelliğine bakıldığında, (kulenin) sahip olduğu narin, zarif ve hassas tasarımı hakkında yapılan değerlendirmelerin, günümüzün en ünlü yazarlarının ve şairlerinin işbirlikleri sonucunda ortaya çıktığını söyleyebilirim demiştir." Ayrıca Lockroy, protestoların anlamsız olduğunu, projeye daha karar verilmeden önce eleştirilerin başladığını ve projeye hali hazırda devam edildiğini belirtmiştir.

Nitekim Garnier, çeşitli önerileri inceleyen Kule Komisyonu'nun bir üyesiydi ve bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamıştı. Eiffel'de, benzer şekilde pek endişeli değildi, bir gazeteciye, kulenin sahip olduğu estetik değerlerin sadece çizimler üzerinden değerlendirilmesinin yapılan eleştiriler bağlamında henüz erken olduğunu ve Champ de Mars parkı ile yapı arasında belirli bir mesafe bıraktıklarını bu nedenle protestocular tarafından belirtildiği kadar riskli olmadığını belirtmiştir. Kule ile ilgili sahip olduğu estetik argüman hakkında ''Doğal güçlerin yasaları her zaman uyumun gizli yasalarını onaylamıyor mu?'' demiştir.  

Protestocuların bazıları kule inşa edildiğinde fikirlerini değiştirdiler. Diğerleri ikna edilmemiş olarak kaldılar. Guy de Maupassant öğle yemeğini her gün kulenin restoranında yediğini çünkü Paris'te kulenin görünmediği tek yerin orası olduğunu söylemiştir. 

1918 yılında kule Guillaume Apollinaire tarafından, Almanya ile olan savaş hakkındaki duygularını ifade etmek için kulenin şeklinde yazdığı milliyetçi şiirin ardından Paris'in ve Fransa'nın sembolü oldu. Kule günümüzde, olağanüstü bir yapısal sanat parçası olarak kabul edilmektedir ve sık sık filmler de ve edebiyatta kendisine yer bulmaktadır.

Eyfel Kulesi yapılışı

Kulenin inşası ile ilgili çalışmalar 28 Ocak 1887'de başladı. Kulenin doğu ve güney bacakları basit bir şekilde inşa ediliyordu. Kulenin her bir bacağındaki ana kirişler, ortalama yüksekliği 2 metreyi bulan dört adet beton levhalar üzerinde inşa ediliyordu. Kulenin, Seine nehrine yakın olan batı ve kuzey bacaklarının inşası ise daha karmaşıktı. Her bir levhanın iki adet, 15 m uzunluğunda ve 6 m çapında, basınçlı hava kesonu, kullanılarak 22 metre derinlikte bulunan, 6 metre kalınlığındaki beton levhaları desteklemek için kullanılmaları gerekti. Bu plakaların her biri, demir işleri için destekleyici bir ayakkabı taşıyacak şekilde eğimli bir tepe ile bir kalker blokunu destekledi. Bu levhaların her biri kulenin demir ayaklarını taşımak için kullanılan kireç taşı bloklarını destekleyeceklerdi. 

Her bir metal ayak, taşlar üzerine çapı 10 cm ve boyu da 7,5 metre olan bir çift civata kullanılarak sabitlenmişti. Kulenin temelleri 30 Haziran'da tamamlandı ve kulenin demir gövdesinin inşasına başlandı. İnsanların gözleri önünde ilerleyen çalışma gerçekte, arka planda yürütülen büyük bir hazırlığın sonunda ortaya çıkmıştı. Çizim ofisi kule ile ilgili 1,700 genel çizim ve 3,629 detaylı çizim ile 1830 farklı parçanın tasarımını üstlendi. Kulede kullanılacak olan bileşenlerin çizilmesi görevi, tasarımda yer alan karmaşık açılar ve hassas bir biçimde hesaplanan derecelere bağlı olarak oldukça karmaşıktı. Kule üzerinde yer alan perçin deliklerinin pozisyonu 0,1 mm (0,0039 inç) aralığındaki, bir açıya denk gelecek olan, yay şeklinde belirlenmişti. Bitmiş olan bileşenler, bazıları daha önceden üretim atlarında birbirlerine perçinlenmişti, at arabaları ile Paris'in, Levallois-Perret banliyösünden getirildiler. İnşaat ilerledikçe bu bileşenlerde kullanılan perçinler civatalar ile değiştirildiler. İnşaat sahasında, parçalar üzerinde, herhangi bir delme veya şekillendirme çalışması yapılmadı. Eğer herhangi bir parçada uyum konusunda sorun yaşanıyor idiyse, uymayan parça doğrudan fabrikaya geri gönderiliyordu. Toplamda 18.038 parça 2,5 milyon perçin kullanılarak bir araya getirildi.

İlk olarak kulenin bacakları konsol olarak inşa edildi. Ancak ilk seviyenin yarısına ulaşıldığında inşaat geçici bir süre için, ahşap bir iskelenin yapılması için durduruldu. Bu durum kulenin yapısal bütünlüğü ile ilgili eleştirilerin yeniden canlanmasına sebep oldu. Maganizin basınında '' Eiffel İntihar Etti! '' ve ''Gustave Eiffel Aklını Kaçırdı: (ve) Bir Akıl Hastanesine Kapatıldı'' gibi sansasyonel başlıklar atıldı. Bu aşamada, kulenin bileşenlerinin yukarı taşınması için, kulenin her bir bacağına küçük bir ''dağcı'' vinci monte edildi. Bu vinçler, kulenin dört bacağı üzerinde bulunan ve kulenin asansörleri için yapılan hatlar üzerinde çalışmaya başladılar. Kulenin bacakları ile ilgili olan kritik durum, ilk seviyenin Mart 1888'de tamamlanması ile aşılmış oldu. Her ne kadar metal işçiliği (metal bileşenler) üzerinde büyük bir dikkatle hazırlıklar yapılmış olsa da kulenin ayakları ile ilgili olan bileşenleri üzerinde, daha iyi hizalanmaları amacıyla, montaj sırasında bazı küçük değişiklikler yapıldı. Kulenin her bir ayağına 800 tonluk basınç uygulayabilen hidrolik krikolar yerleştirildi. Ayrıca kulenin bacakları kasıtlı olarak, planlarda yer alan oranlara göre, biraz daha dik bir açıyla inşa edildi. Bu sayede bacaklar iskele üzerinde bulunan kum havuzları tarafından da destekleniyordu. İnşaat sahasında 300 insan çalışıyordu. Eiffel'in almış olduğu sıkı güvenlik önlemleri (hareketli iskeleler, korkuluklar ve paravanlar sayesinde) sadece bir kişi hayatını kaybetti.  

Eyfel Kulesi asansörleri inşası

Eyfel Kule'sinde, ziyaretçileri taşıyabilecek kadar güvenli bir yolcu asansörü sisteminin bulunması Fuar'ın denetiminden sorumlu olan hükumet komisyonunun en büyük endişesiydi. Bazı ziyaretçilerin birinci hatta ikinci seviyeyeye kadar merdivenleri kullanarak tırmanacakları tahmin ediliyordu. Ancak kuleye tırmanmak için kullanılacak olan ana yöntemin gelişmiş bir asansör sistemi olması gerekliydi.

İlk seviyeye ulaşan asansörlerin inşası oldukça kolay bir biçimde gerçekleşmişti: Kulenin bacaklarında yeterince büyük bir genişlik vardı bu sayede asansör kabinleri düz bir hat üzerinde kolayca ilerleyebiliyorlardı. Kulenin doğu ve batı bacaklarına inşa edilecek olan asansörlerin sözleşmesi Fransız  Roux-Combaluzier'e & Lepape şirketine verildi. Şirket, asansör kabinlerinin hareket ettirilmesi için, kabinlere bağlı, bir çift sert (sağlam) zincir kullanmıştır. Bazı zincirlerin üst veya dönüş sektörlerinde sahip oldukları ağırlıklar asansör kabinlerini dengeleyeci bir görev üstlenmişlerdir. Kuledeki asansör kabinleri yukarıdan çekilmek yerine aşağıdan yukarı doğru itilmesi şeklinde çalışıyordu. Zincirlerin bükülme ve esneme ihtimalini ortadan kaldırmak için, zincirler, kapalı bir oyuk içerisinden geçirilmişti. Hattın alt kısmındaki, zincirler çapı yaklaşık olarak 3,9 metre olan dişlilerden geçiyordu. Üst kısımdaki küçük dişliler zincirleri yönlendiriyordu.

İkinci seviyedeki asansörlerin kurulması işlemi ise daha karmaşıktı. Çünkü asansör kabinlerinin izleyebileceği düz bir yol yoktu. Bu nedenle hiçbir Fransız şirketi bu işi üstlenmek istemedi. Otis Brothers & Company'nin Avrupa şubesi bir asansör önerisi sundu, ancak bu öneri reddedildi, çünkü fuar denetim komisyonu, kule yapımında herhangi bir yabancı malzemenin kullanılmasını yasaklamıştı. Teklifler için başvuru süresi daha da uzatıldı ancak yine de hiçbir Fransız şirketi bu konuda bir teklif vermedi. Bu nedenle 1887 yılının Temmuz ayında sözleşme Otis şirketine verildi. Otis şirketi işin en sonunda yine kendilerine verileceğinden oldukça emindi, bu nedenle daha önceden bazı tasarımlar hazırlamaya başlamışlardı. 

Asansör kabinleri üst üste iki bölüm olacak şekilde bölünmüştü ve her bölüm 25 yolcu taşıyabiliyordu. Asansör operatörü ise birinci seviye de bulunan bir dış platformda çalışıyordu. Asansörün ihtiyaç duyduğu hareket gücü ise 12,67 metre uzunluğunda ve 96,5 cm çapında eğimli bir hidrolik şahmerdan ile kulenin bacağında bulunan 10,83 metrelik piston ile sağlanıyordu. Bu asansör kabinini taşıyan altı adet makarayı hareket ettiriyordu. Beş adet sabit makara kulenin bacağının üst kısmına monte edilmişti. Aynı düzenek ters bir şekilde hareket edebilecek şekilde, blokların üzerine de yerleştirilmişti. Bu sayede pistonun oluşturmuş olduğu güç daha da artarak çok daha güçlü bir hale geliyordu. Hareket silindirindeki hidrolik basınç ise, ikinci seviyede bulunan büyük bir açık rezervuar tarafından üretilmekteydi. Silindirdeki güç bittikten sonra güney bacağında bulunan makine odasında bulunan iki pompa suyu geri pompalıyorlardı. Ayrıca bu rezervuar birinci seviyede faaliyet gösteren asansörlere de güç sağlıyordu. 

İkinci ve üçüncü seviye arasındaki yolculuk için kullanılan orijinal asansörler Léon Edoux tarafından tedarik edilmiştir. 81 metrelik bir çift hidrolik şahmerdanın ikinci seviyeye yerleştirilmesi ile neredeyse üçüncü seviyeye ulaşmak için alınması gereken yolun yarısına ulaşılmış olunuyordu. Bu şahmerdanların üzerine bir adet asansör kabini monte edildi. Asansör kabloları bu kabinin tepesinden üçüncü seviyedeki makaralara kadar geliyordu ve buradan ikinci kabine geri dönüyordu. Her asansör kabini yalnızca ikinci ve üçüncü seviyeler arasındaki mesafenin yarısı kadar yol kat ediyordu ve yolcuların asansörler arasında bulunan kısa bir geçiş yolunu kullanarak diğer asansörlere geçmeleri gerekiyordu. 10 tonluk asansör kabinlerinin her biri 65 yolcu taşıyordu.

Eyfel Kulesi açılışı

Ana yapısal inşaat 1889 yılının, Mart ayında tamamlandı. 31 Mart'ta Eiffel, basın temsilcileri eşliğinde, kulenin tepesine çıkan bir grup hükumet yetkilisi tarafından kutlandı. Asansörler henüz kullanılabilir durumunda olmadığından, tırmanış yaya olarak yapıldı. Tırmanış sırasında Eiffel'in, kulenin çeşitli özellikleri açıklamak için sık sık durması nedeni ile tırmanış yaklaşık bir saat sürdü. Kuleye tırmanmak için yola çıkan grubun çoğu alt katlarda durmayı tercih etti. Ancak içerisinde bir kaç inşaat mühendisi, Émile Nouguier (inşaat sorumlusu) Jean Compagnon (Kent Konseyi Başkanı), Le Figaro ve Le Monde Illustrédahil muhabirlerinin de bulunduğu bir grup tırmanışı tamamlamayı başardı. Saat 14.35'de 25'lik topların selamlama ateşleri ile devasa bir Fransız bayrağı Eyfel Kulesi'nin ilk seviyesine asıldı.

Özellikle asansör ve kulenin tesislerinde hala yapılması gereken işler vardı. Bu nedenle kule fuarın 6 Mayıs'daki açılışından dokuz gün sonrasına kadar halkın ziyaretine açılmadı. O tarihte bile asansörler henüz tamamlanmamıştı. Kule ziyaretçi konusunda büyük bir başarı yakaladı. Asansörlerin 26 Mayıs'da faaliyete girmesine kadar 30.000 ziyaretçi 1.710 basamağı tırmanarak kulenin tepesine çıktılar. Bilet fiyatları ilk seviye için 2 frank, ikinci seviye için 3 frank ve tepe kısmı için ise 5 frank olarak belirlenmişti. Pazar günleri için ise bilet fiyatları yarı fiyatından satılmaktaydı. Fuar'ın bittiği tarihte, Eyfel kulesini toplamda 1.896.987 kişi ziyaret etmişti.

Karanlık çöktükten sonra, kule yüzlerce gaz lambası ile aydınlatıldı ve bir işaret kulesinden, Eyfel'e kırmızı, beyaz ve mavi olmak üzere üş renkli bir ışık yansıtıldı. Fuarda bulunan sergilere ait çeşitli binaların aydınlatılması için dairesel bir demiryolu üzerine iki arama ışığı monte edildi. Fuarın günlük açılış ve kapanış duyuruları kulenin tepesinde bulunan bir top ile ilan edilmekteydi. 

İkinci seviye de Fransız Le Figaro gazetesinin bir ofisi ve matbaası vardı. Bu matbaada gazetenin yayımladığı özel bir hatıra baskısı olan ''Le Figaro de la Tour'' sayısı basılmıştı. Ayrıca bu seviyede bir de pastane vardı.

En üstte ise, ziyaretçilerin hatırası olarak, mektuplarını ve kartpostallarını gönderebilecekleri bir postane vardı. Ayrıca grafiticiler de unutulmamıştı; her gün duvarlara ziyaretçilerin kule hakkındaki düşüncelerini yazabilecekleri kağıtlar asılıyordu. Gustave Eiffel ziyaretçilerin bazı düşüncelerini ''vraiment curieuse'' (gerçekten ilginç) olarak nitelendirmiştir.

Kulenin ünlü ziyaretçileri arasında Galler Prensi, Sarah Bernhardt, "Buffalo Bill" Cody ( Wild West gösterisi fuarın cazibe merkezi olmuştur) ve Thomas Edison'da bulunuyordu. Eiffel, Edison'u, kulenin tepesindeki özel evine davet etti. Burada Edison, fonagraflarından birisini,yeni icadı ve fuarın öne çıkan öğelerinden birisini,  Eiffel'e hediye etti. Edison, ziyaretçi defterini şu mesaj ile imzaladı:

''Tüm mühendisler için büyük bir saygı ve hayranlık kaynağı olan, Bon Dieu da dahil olmak üzere, Modern mühendisliğin devasa ve orijinal bir örneğini (yapısını) inşa eden cesur Mühendis  Eiffel'e''  Thomas Edison.  

Eyfel Kulesi başlangıçta sadece 20 yıl için inşa edilmişti. Buna göre kule 1909 yılında sökülecek ve mülkiyet hakkı Paris Kentine ait olacaktı. Kent konseyi kuleyi sökmeyi planlıyordu (kule projesi için düzenlenen yarışmanın şartlarından biriside kulenin sökümünün kolay olması idi). Ancak kule, iletişim alanında oldukça önemli olduğunu kanıtlayınca kulenin, olduğu yerde kalmasına izin verildi.

Eiffel, aynı zamanda kulenin tepesinde bulunan dairesini, meteorolojik gözlemler yapmak ve yüksekten düşen insan bedenleri üzerindeki hava direncini ölçmek için kullandı. 

Eyfel Kulesinde faliyetler

1900 yılında gerçekleşen'' Exposition Universelle'' (Paris Uluslararası Sergisi) kulenin doğu ve batı bacaklarında bulunan asansörler kaldırılarak, yerlerine Fransız, Fives-Lille şirketi tarafından ikinci seviyeye kadar çalışan asansörler inşa edildi. Her ne kadar birinci seviyede bu asansörlerin yükselme açısı değişmeye başlıyor olsa da gereken dengenin (ve basıncın) sağlanabilmesi için kulenin tabanında, Otis şirketinin kullanmış olduğu hidrolik mekanizmanın bir benzeri yer alıyordu. Gerekli olan hidrolik basınç, bu mekanizmanın yakınında bulunan basınçlı akümülatörler ile sağlanıyordu. Aynı zamanda kuzey ayağında bulunan asansörde kaldırılmıştı ve yerine birinci seviyeye kadar uzanan bir merdiven yerleştirilmişti. Hem birinci hem de ikinci seviyenin kat düzeni değiştirildi. Böylelikle ikinci seviyedeki ziyaretçilerin kullanabilecekleri bir alan oluşturuldu. Güney ayağındaki orijinal asansör ise 13 yıl sonra kaldırıldı.

19 Ekim 1901'de, Alberto Santos-Dumont, No. 6 isimli zeplini ile uçarak 100.000 Franklık bir ödül kazandı. Henri Deutsch de la Meurthe bu ödülü St. Cloud'dan Eyfel Kulesine uçan ilk insana vereceğini duyurmuştu. Dumont'un uçuşu yaklaşık olarak yarım saat kadar sürmüştü.

20. yüzyılın başlarında Eyfel Kulesi'nde birçok icat gerçekleştirildi. 1910 yılında Peder Theodor Wulf, kulenin zirvesinde ve zemininde Işınım erkesi ile ilgili ölçümler yaptı. Zirvede yaptığı ölçümlerde beklediğinden çok daha fazlasını buldu ve bu durum günümüzde ''Kozmik Işın'' olarak adlandırılan atom parçacıklarının bulunmasını sağladı. Sadece iki yıl sonra, 4 Şubat 1912'de Avusturyalı terzi Franz Reichelt, paraşüt tasarımı sergilemek için kulenin birinci seviyesinden aşağı atladı (57 metreden). Lakin tasarımı çalışmadı ve hayatını kaybetti. Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında kulede bulunan bir radyo vericisi, Almanların radyo iletişimlerini engelledi ve Paris'e yönelik ilerlemelerini ciddi bir biçimde engelledi. Ayrıca Müttefiklerin, I. Marne Muharebesi'nde büyük bir zafer kazanmasına da katkıda bulundu. 1925-1934 yılları arasında, kulenin üç tarafında, Citroën için aydınlatılmış reklam tabelaları kullanıldı. Bu nedenle kule o dönem için dünyanın en yüksek reklam alanı haline geldi. Nisan 1935'te kule, 200 watt'lık bir kısa dalga vericisi kullanarak, deneysel nitelikli düşük çözünürlüklü televizyon yayınları yapmak için kullanıldı. 17 Kasım'da, kuleye 180 hatlı gelişmiş bir verici kuruldu.

1925 yılında meydana gelen iki ayrı, fakat buna benzer olayda dolandırıcı, Victor Lustig, kuleyi "hurda metal" olarak insanlara "sattı". Bir yıl sonra, Şubat 1926'da, pilot Leon Collet kulenin altından uçmaya çalışırken öldü. Uçağı kulede bulunan radyo istasyonunun, antenlerinin kablolarına dolaşmıştı. 2 Mayıs 1929'da, Antoine Bourdelle'in yapmış olduğu Gustave Eiffel'in bir büstü kulenin kuzey bacağında halkın ziyaretine açıldı. 1930 yılında, New York'taki Chrysler Binası tamamlandığında, kule dünyanın en uzun yapısı unvanını kaybetti. 1938 yılında kulenin, birinci seviyesinin çevresinde bulunan dekoratif çarşı kaldırıldı.

1940 yılında Paris'in Almanlar tarafından işgal edilmesi üzerine, asansör kabloları Fransızlar tarafından kesildi. İşgal sırasında kule halkın ziyaretine kapatıldı ve asansör kabloları 1946 yılına kadar tamir edilmedi. 1940 yılında Alman askerleri ''gamalı haç'' bayrağını asmak için kuleye tırmandılar. Ancak astıkları bayrak o kadar büyüktü ki bir kaç saat sonra rüzgarın etkisi koparak havada uçmaya başladı. Bunun yerine daha küçük bir bayrak astılar. Paris'i ziyaret ettiğinde, Hitler kuleye tırmanmak yerine, yerde kalmayı tercih etti. Ağustos 1944'te Müttefikler Paris'e yaklaştıkları sırada Hitler, Paris'in askeri valisi olan General Dietrich von Choltitz'e kent ile beraber kuleyi de yıkması emrini verdi. Fakat Von Choltitz bu emre itaatsizlik etti. 25 Haziran'da, Almanlar Paris'ten sürülmeden önce, Nazi bayrağı, Fransız Denizcilik Müzesi'nde görevli iki adam tarafından Fransız bayrağı (Tricolour) ile değiştirildi.

3 Ocak 1956'da, kulenin tepesinde bulunan televizyon vericisinde bir yangın çıktı ve bu yangın kulenin tepesine zarar verdi. Kuledeki tamiratlar bir yıl sürdü ve 1957 yılında mevcut radyo anteni kulenin tepesine eklendi. 1964 yılında Eyfel Kulesi, Kültür İşleri Bakanı André Malraux tarafından resmi olarak, tarihi bir anıt ilan edildi. Bir yıl sonra, kuzey ayağında ek bir asansör sistemi kuruldu.

Ortaya çıkan kayıtlara göre Montreal Belediye Başkanı Jean Drapeau, Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gizli bir anlaşma yapmak için görüşmeler yapmıştı. Buna göre 1967 yılında gerçekleşecek olan Expo '67 Fuarı için kule sökülüp Montreale götürülecek ve fuar sırasında hem ziyaretçi çekecek hem de önemli bir simge olarak kullanılacaktı. Ancak bu plan, kulenin işletilmesinden sorumlu olan şirket tarafından reddedildi. Onlara göre Fransız hükumeti kulenin orijinal yerinde yeniden inşa edilmesine izin vermeye bilirdi. 

1982 yılında, kulenin hizmete girişinden 97 yıl sonra, kulenin ikinci ve üçüncü seviyeleri arasında bulunan asansörler yenileri ile değiştirildi. Bu asansörler Kasım ve Mart ayları arasındaki dönemde halkın kullanımına kapatılıyordu. Çünkü hidrolik sürücüler içerisinde bulunan su donabiliyordu. Yeni kabinler çiftler halinde çalışıyorlardı. Böylelikle birbirlerini dengeliyor ve yolculuğu tek bir seferde gerçekleştiriyorlardı. Bu sayede seviyeler arasındaki yolculuk süresi 8 dakikadan, 2 dakikanın da altına inmişti. Aynı zamanda orijinal döner merdivenlerin yerine yeni, iki adet acil çıkış merdiveni yerleştirilmişti. 1983 yılında kulenin güney ayağına, Otis şirketi tarafından, Jules Verne restoranın kullanması için elektrikle çalışan bir asansör kuruldu. Ayrıca 1899 yılında Fives-Lille şirketi tarafından doğu ve batı ayaklarına monte edilen asansörler de kapsamlı bir şekilde yenilendi. Asansör kabinleri yenilendi ve asansör sistemlerinin tamamen otomatikleştirilmesi için bir bilgisayar sistemi kuruldu. Asansörler için itiş gücü olarak kullanılan sulu hidrolik sistemi yerine, elektrikle çalışan yağlı hidrolik sistemine geçildi. Orijinal sulu hidrolik sistemi ise sadece dengeleme sistemi olarak kalmaya devam etti. Üç yıl sonra ise kulenin güney ayağına, küçük miktardaki yüklerin boşaltılması ve personelin kullanabilmesi için, küçük bir servis asansörü kuruldu. 

31 Mart 1984'te Robert Moriarty ''Beechcraft Bonanza'' model bir uçak ile kulenin altından uçtu. 1987'de A.J. Hackett, geliştirdiği özel kordonu kullanarak, Eyfel Kulesi'nin tepesinden ilk bungee jumping atlamasını yaptı. Hackett daha sonra polis tarafından tutuklandı. 27 Ekim 1991'de, dağ rehberi Hervé Calvayrac ile birlikte Thierry Devaux, kulenin ikinci katından atlarken (bungee jumping yaparken) bir dizi akrobatik figür sergilediler. Devaux kulenin, Champ de Mars bakan yüzünde, figürlerini sergilerken her atlayışı sonrasında kulenin ikinci katına dönmek için bir adet elektrikli vinç kullanıyordu. İtfaiyeciler bölgeye ulaştığında altıncı atlamadan sonra durduruldu.

31 Aralık 1999'da gerçekleştirilen "2000 Yılına Doğru Geri Sayım" kutlamaları nedeniyle, yanıp sönen ışıklar ve yüksek güce sahip arama ışıkları kuleye kuruldu. Kulenin her tarafından havai fişekler ateşlendi. Birinci katta bulunan bir kafeteryanın üzerindeki sergide bu etkinlik anlatılmaktadır. Kulenin üzerindeki arama ışıkları gece Paris'in gökyüzünde adeta bir işaret feneri görevi gördüler ve 20.000 adet yanıp sönen ampülden oluşan bir ışık şöleni, her saat için, beş dakikada bir yanarak kuleye parlak bir görünüm verdiler.

31 Aralık 2000'e kadar kulenin ışıkları, yeni milenyumun habercisi olarak bir kaç gece boyunca mavi renkte yakıldı. Kulede kullanılan parlak ışıklandırma  2001 yılının Temmuz ayına kadar tam 18 ay boyunca devam etti. Kulede kullanılan parlak ışıklandırma 21 Haziran 2003'te yeniden başladı ve ışıkların değiştirilmesi gereken süreye kadar 10 yıl boyunca devam etmesi planlanmıştır. 

Kulesi, 28 Kasım 2002 tarihi itibari ile ziyarete açıldığı günden itibaren toplamda 200.000.000 kişi tarafından ziyaret edilmiştir. 2003 yılından beri kuleye gelen ziyaretçi sayısı, yıllık olarak, maksimum yedi milyon olmuştur. 2004 yılında Eyfel Kulesi ilk seviyesine mevsimlik buz pateni pisti inşa edildi. 2014 yılındaki yenileme çalışmaları sırasında ise birinci seviyeye bir adet cam zemin kuruldu.

Eyfel Kulesi tasarımı

Eyfel Kulesi malzemesi

Eyfel Kulesi'nin inşasında kullanılan tavlanmış demirlerin ağırlığı yaklaşık 7.300 tondur. Kule dahil edilen asansörlerin, mağazaların ve antenlerin de eklenmesi ile kulenin toplam ağırlığı yaklaşık olarak 10.100 tona ulaşmıştır. Tasarım ekonomisinin bir göstergesi olarak, eğer kulenin yapımında kullanılan 7.300 ton demir eritilirse, kare şeklindeki bir tabanı tamamen dolduracaktır. Bu karenin her kenarı arasındaki uzaklık 125 metre ve derinliği de yalnızca 6,25 cm olacaktır (Metre küp başına düşen metal yoğunluğunun ise 7,8 ton olduğu varsayılmıştır). Ayrıca kuleyi kuşattığı varsayılan küp şeklindeki bir kutunun (324 mx 125 mx 125 m) içerisinde 6.200 ton kadar hava olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam neredeyse kulenin inşasında kullanılan demirin ağırlığı kadardır. Ortam sıcaklığına bağlı olarak, kulenin tepesi, metalin güneşe bakan tarafının  genleşmesi nedeni ile, güneşe, 18 cm kadar yakınlaşıp, uzaklaşabilir.

Eyfel Kulesi yapısı

Kule inşa edildiğinde bir çok kişi kulenin cüretkar formu (şekli) nedeniyle büyük bir şoka uğradı. Eiffel, mühendislik ilkelerini göz ardı ederek tamamen sanatsal bir şey oluşturmakla suçlanıyordu. Bununla birlikte, Eiffel ve ekibi - deneyimli köprü inşaatçıları - rüzgar kuvvetinin önemini anlamışlardı ve dünyanın en yüksek yapısını inşa edecekleri takdirde, yapının rüzgarlara dayanabileceğinden emin olmaları gerektiğini biliyorlardı. Eiffel, Le Temps gazetesine verdiği ve 14 Şubat 1887'de yayınlanan röportajında:

Güçlük içeren koşulların da gizli ahenk kurallarına uyduğu doğru değil mi? ... Kulenin tasarımında öncelikle hangi fenomen (sorun) ile yüzleşmek zorunda kaldım? Bu (fenomen) rüzgar direnciydi. Peki, tamam o zaman ! (Bu nedenle) Matematiksel hesaplarında söylediği gibi, anıtın dört dış köşesini (inşa ederken) kavisli bir yapı kullanacağım ... bu (kuleye) bakan gözlemci gözler üzerinde, kulenin tasarımının tamamında büyük bir cesaret uyandıracak ve (bu) güzellik ve güç konusunda büyük bir izlenim oluşturacaktır.

Eiffel, kulenin gücünü ve deneysel kanıtlar üzerinde, rüzgarın etkisini hesaplarken, matematiksel bir formül kullanmak yerine, grafiksel bir yöntem kullanmıştır. Kule yakından incelendiğinde, temelde üstel bir şekil ortaya çıkmaktadır. Kulenin tüm parçaları, rüzgar kuvvetine maksimum direnç sağlamak için daha önce görülmemiş bir biçimde tasarlanmıştır. Üst yarının içerisinde bile kafes şeklinde bir boşluk olmayacağı hesaplanmıştı. Kulenin tamamlanmasından yıllar sonra mühendisler, kulenin tasarımının başarısını açıklamak için çeşitli matematiksel hipotezler öne sürdüler. Bu konuda 2004 yılında ortaya çıkan ve Eiffel tarafından Fransız İnşaat Mühendisleri Topluluğuna gönderilen bir mektuba göre (mektubun İngilizce'ye çevrilmesinin ardından), kulenin herhangi bir noktasına etki edebilecek olan rüzgar kuvvetinin etkisiz hale getirilebilmesi için, yapı unsurları arasındaki gerilim konusunda linear olamayan bir integral kullanılması gerektiğini belirtmiştir (kavisli bir yapının kullanılması gerektiğini).

Eyfel Kulesi rüzgarlı havalarda 9 santimetre kadar sallanabilmektedir.

Eyfel Kulesi restoranları

İlk inşa edildiğinde, kulenin birinci seviyesinde üç adet restoran - bir Fransız, Bir Rus ve bir Flaman restoranı - ile bir adet Anglo-Amerikan Bar'ı bulunmaktaydı. Fuar sona erdikten sonra Flaman restoranı 250 koltuklu bir tiyatroya dönüştürüldü.  2,6 metre genişliğinde olan bir gezinti güvertesi birinci seviyenin dışına konuldu. En üst seviyede, çeşitli deneylerin gerçekleştirilmesi için hazırlanmış laboratuarlar ve misafirlerini ağırlamak için Gustave Eiffel'e ayrılmış küçük bir daire vardı. Bu daire günümüzde halka açıktır. Dairenin içerisi dönemin özelliklerini yansıtacak şekilde düzenlenmiştir ve dairenin içerisinde Eiffel ve bazı önemli konuklarını tasvir eden cansız mankenler yerleştirilmiştir. 

Mayıs 2016'da, Haziran ayında Paris'te gerçekleşen UEFA Euro 2016 futbol turnuvasında düzenlenen yarışmayı kazanan dört yarışmacının konaklaması için birinci seviye de bir adet daire inşa edildi.  Daire de, bir mutfak, iki yatak odası, bir salon bulunmaktaydı. Ayrıca daire, içerisinde Seine Nehri, Sacré-Cœur Bazilikası ve Arc de Triomphe (Zafer Takı) gibi önemli eserlerinde dahil olduğu, Paris'in görülmeye değer manzarasına sahipti.

Yolcu asansörleri

Kule tarihi boyunca asansörlerle ilgili birkaç düzenleme yapılmıştır. Kabloların esnekliği ile inişler ve binişler sırasında kabinlerin durma süreleri de göz önüne alındığında, her asansörün, normal bir servis sırasında, gidiş dönüş yapma süresi ortalama olarak 8 dakika ve 50 saniyedir. Ortalama olarak her seviyede asansörler 1 dakika ve 15 saniye harcamaktadırlar. Seviyeler arasındaki ortalama yolculuk süresi ise 1 dakikadır. Asansörlerin orijinal hidrolik mekanizması, doğu ve batı bacaklarında bulunan küçük bir müze içerisinde halkın ziyaretine sunulmuştur. Asansör mekanizması sık sık yağlama ve bakım gerektirdiğinden, halkın kullanımı sıklıkla sınırlandırılmaktadır. Kuzey kulesinde bulunan halat mekanizması ziyaretçiler tarafından asansörden çıktıklarında görülebilmektedir.

Eyfel Kulesi'ne kazılmış isimler

Gustave Eiffel, kulenin yapımına bulundukları katkılardan ötürü 72 Fransız bilim adamı, mühendis ve matematikçinin adını kuleye yazdırmış. Eiffel, sanatçıların göstermiş oldukları protestalardan duyduğu endişe nedeni ile ''bilimin çağrısını'' seçmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında bu isimler üstleri boyanarak kapatılmıştır. Ancak kuleyi işleten ''Société Nouvelle d'exploitation de la Tour Eiffel'' şirketi tarafından 1986-1987 yılında bu imler yeniden restore edilerek ziyaretçilerin yeniden görebileceği bir hale getirilmiştir. 

Eyfel Kulesi rengi

Kule üç farklı tonda boyanmaktadır. En üst daha açık bir renge boyanırken zemine doğru kullanılan renk, Paris'in gökyüzü ile mükemmel bir şekilde uyum içerisinde olması için, giderek daha koyu bir tona bürünmektedir. Eyfel Kulesi ilk inşa edildiğinde orijinal rengi ''kırmızımsı kahverengi'' idi.  Ancak bu renk 1968'de değiştirilmiş ve kulenin sahip olduğu yeni (bronz) renk ''Eyfel Kulesi Kahverengisi'' olarak adlandırılmaya başlamıştır.

Kulede bulunan ve yapısal olmayan ögeler, sadece fuarın girişinin daha büyük ve daha etkileyici olması için Sauvestre'in tasarıma eklenen, dört adet dekoratif, ızgara görünümlü kemerlerdir.

Hollywood'un kullandığı büyük film klişelerinden biri ise, Parisli birisinin penceresinden görülen manzarada her zaman Eyfel Kulesi'nin yer almasıdır. Gerçekte, imar kısıtlamaları Paris'teki pek çok binanın yüksekliğini yalnızca yedi kat ile sınırlandırdığı için, kulenin net bir manzarasına sahip olan az sayıda yüksek bina vardır.

Eyfel Kulesi bakımı

Kulenin bakımı, paslanmasının önlenmesi için her yedi yılda bir bakım yapılmakta ve bu bakımlar sırasında yaklaşık 60 tona yakın boya kullanılmaktadır. Kule inşa edildiğinden beri en az 19 defa tamamen boyanmıştır. Kulenin bakımı sırasında kullanılan kurşun içerikli boyaların kullanımına, çevresel konularda bir endişe uyandırana dek, 2001 yılına kadar devam edilmiştir.

Eyfel Kulesi ve turizm

Eyfel Kulesi'ne ulaşım

Kuleye en yakın Paris Métro istasyonu Bir-Hakeim metro istasyonudur ve yine kuleye en yakın RER istasyonu ise Champ de Mars-Tour Eiffel istasyonudur. Kulenin kendisi quai Branly ve Pont d'Iéna'nın kesiştiği noktada bulunmaktadır.

Eyfel Kulesi ziyaretçi sayısı

Kuleyi 1889'da tamamlanmasından bu yana yaklaşık 250 milyondan fazla kişi ziyaret etmiştir. Sadece 2015 yılında 6.91 milyon kişi kuleyi ziyaret etmiştir. Kulenin dünyadaki en çok ziyaret edilen ücretli anıt olduğu söylenebilir. Her gün ortalama 25.000 kişi kuleye tırmanmaya çalışmaktadır. Bu nedenle kule önünde uzun kuyruklar oluşabilmektedir. Uzun kuyruklardan kaçınmak için, biletler çevrim içi olarak da satın alınabilmektedir. 

Restoranlar

Kule iki adet restoran bulunmaktadır. Bunlardan ilki birinci seviyede yer alan ''Le 58 Tour Eiffel'' ve ikincisi ise, kendi asansör sistemine sahip olan, gurme restoranı ''Le Jules Verne'' dir.  Bu restoran Michelin Rehberinde (Michelin Red Guide) bir yıldızlı bir restoran olarak gösterilmiştir. Restoran adını ünlü bilim kurgu yazarı Jules Verne'den almaktadır ve restoran çok sayıda Michelin yıldızına sahip şef Alain Ducasse tarafından işletilmektedir.

Eyfel Kulesi kopyaları

Eyfel Kulesi, dünyadaki en ikonik simgelerden birisidir ve benzer bir çok kule için ilham kaynağı olmuştur. Bu konudaki ilk örnek İngiltere'de yer alan ''Blackpool Kulesi'' dir. Blackpool belediye başkanı Sör John Bickerstaffe, ziyaret ettiği 1889 Dünya Fuarında gördüğü Eyfel Kulesinden  oldukça etkilenmiştir ve bu nedenle kasabasında da benzer bir kule inşa ettirmiştir. 1894 yılında açılışı yapılan Blackpool Kulesi 158,1 metre uzunluğundadır. 1958 yılında bir iletişim kulesi olarak inşa edilen Japonya'daki Tokyo Kulesi de, Eyfel Kulesi'nden esinlenerek inşa edilmiştir. 

Kulenin çeşitli ölçeklerdeki versiyonları Amerika Birleşik Devletleri'nde görülebilmektedir. Bunlar arasında Nevada eyaletinde bulunan ve yarım ölçekli bir versiyonu olan Paris Las Vegas ile Teksas eyaletindeki Paris şehrinde bulunan ve 1993 yılında inşa edilen yarım ölçekli bir kule bulunmaktadır Ayrıca kulenin 1:3 ölçekli olarak inşa edilmiş iki adet versiyonu da bulunmaktadır Bu versiyonlardan biri Ohio eyaletinde 1972 yılında açılan ''Kings Island'' tema parkında, diğeri ise Virginia eyaletinde bulunan ve 1975 yılında açılan Kings Dominion tema parkında yer almaktadır. Yine kulenin 1:3 ölçekli olarak inşa edilmiş iki adet versiyonu Çin'de bulunmaktadır. Meksika'nın Durango eyaletinde de yerel Fransız topluluğu tarafından bağışlanmış bir versiyonu ve Avrupa'nın geri kalanında da bir kaç versiyonu bulunabilmektedir.

2011 yılında National Geographic Channel'da yayımlanan ''Priceless Pricing'' adlı TV şovunda, kulenin tam boyutlu kopyasının inşa edilmesi için yaklaşık 480 milyon ABD dolarının harcanması gerektiği hesaplanmıştır.

Eyfel Kulesinden iletişim

Eyfel Kulesi, 20. yüzyılın başlarından beri radyo yayınlarının yapılması için kullanılmıştır. 1950'li yıllara antenlere ait kablolar kubbeden Avenue de Suffren ile Champ de Mars'daki arklara kadar uzanıyordu. Bu kablolar, küçük sığınaklarda bulunan uzun dalga vericilerine bağlanıyorlardı. 1909 yılında günümüzde hala var olan ve güney sütununun yakınında bulunan kalıcı bir yeraltı radyo merkezi inşa edilmiştir. Eyfel Kulesi'ni bir anten olarak kullanan Paris Gözlemevi, 20 Kasım 1913'te, Virginia'daki Arlington'da bulunan bir anteni kullanan Birleşik Devletler Donanma Gözlemevi ile kablosuz sinyal alış verişinde bulunmuştur. Bu iletişimin amacı Paris ve Washington D.C .Today arasındaki boylam farklılığını ölçmek idi. Günümüzde radyo ve dijital televizyon sinyalleri Eyfel Kulesi'nden yayımlanmaktadır.

FM radyo

Dijital televizyon

1957 yılında kuleye ilk defa bir televizyon anteni kuruldu. Bu anten ile birlikte kulenin yüksekliği 18,7 metre yükselmiştir. 2000 yılında yapılan çalışmaların ardından kuleye 5,3 metrelik bir ekleme daha yapılmıştır. Bunun ardından kulenin toplam yüksekliği 324 metreye yükselmiştir. Eyfel Kulesinden yapılan analog televizyon yayınları 8 Mart 2011 tarihinde kesilmiştir.

Aydınlatma telif hakkı

Kule ve sahip olduğu imaj uzun zamandır kamu malı statüsündedir. Bununla birlikte, Haziran 1990'da bir Fransız mahkemesi, aldığı bir karar ile 1989 yılında kulenin 100. yıl dönümünün kutlanması için kule üzerinde gerçekleştirilen özel aydınlatmanın telif hakkı ile korunan ''orijinal bir görsellik yarattığına'' hükmetmiştir. Fransız Yargıtayı, 1992 yılının Mart ayında bu kararı onaylamıştır. Kulenin işletilmesinden sorumlu olan ''Société d'Exploitation de la Tour Eiffel (SETE)'' şirketi günümüzde kule üzerinde yapılacak olan herhangi bir aydınlatmanın telif haklarının içerisinde olan ayrı bir sanatsal eser olduğunu kabul etmektedir. Sonuç olarak ''SETE'' kulenin gece aydınlatılması sırasında çekilmiş fotoğraflarının, Fransa'da ve diğer ülkelerde, izin alınmadan ticari amaçla kullanılmasının yasak olduğunu ilan etmiştir.

Telif hakkı konusundaki dayatma tartışmalara neden olmuştur. Dokümantasyon (Belgeler) Müdürü, daha sonra Société Nouvelle d'exploitation de la Tour Eiffel (SNTE) şeklinde adlandırılacak olan, Stéphane Dieu, 2005 yılında şunları söylemiştir: "Görüntünün ticari amaçla kullanılmasının yönetilmesinin (kontrol edilmesinin) bir tek yolu var, öyle ki (bazı görüntüler) onaylamadığımız şekillerde kullanılmıştır.'' SNTE, 2002'de telif hakkı gelirlerinden 1 milyon avrodan fazla gelir elde etmiştir. Bununla birlikte, bu teklif hakkı geceleyin kuleyi fotoğraflayan turistlerin fotoğrafları yayınlamalarını kısıtlamak ve bu görüntülerin kar amacı gütmeyen ve yarı ticari amaçlı kuruluşların kullanımlarının engellenmesi içinde kullanılabilir.

Fransız doktrini ve içtihatları, telif hakkıyla korunan bir eserin bulunduğu eserlerin, temsil edildiği tesadüfi veya aksesuarların varlığı durumunda, minimis kuralına benzer bir mantıkla, kullanılmasına izin verir. Bu nedenle, SETE kulenin aydınlatılmış bir şekilde içerisinde yer aldığı Paris fotoğraflarından telif ücreti talep etmiyor olabilir. 

Popüler kültürde Eyfel

Küresel bir simge haline gelen Eyfel Kulesi, filmlerde, video oyunlarında ve TV şovlarında yer almaktadır.

''Erika Eiffel'' isimli Amerikalı bir kadın 2007 yılında düzenlenen bir nikah töreni ile, Eyfel Kulesi ile evlenmiştir. Kule ile olan ilişkisi küresel bir reklam kampanyasının öznesi olmuştur.