19 July 2018, Thursday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Dört Polis

İçindekiler
  1. Dört Polis nedir?
  2. Dört Polis hakkında bilgi
  3. Dört Polis'in etkileri

Dört Polis nedir?

Dört Polis, ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in önerisiyle, dünya barışının garantörlüğünü yapan ve  dört büyük devletten oluşan savaş sonrası konseyi ima eder. Dört büyük devlet üyeleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında Dört Güç olarak adlandırılan ve Müttefik olan devletler: Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve Çin Cumhuriyeti'ydi. Roosevelt tarafından öngörülen Birleşmiş Milletler, üç yapıdan oluşuyordu: Dört büyükten oluşan yürütme şubesi, dört polis veya şerif olarak hareket eden, dört büyük güçten oluşan bir güvenlik gücü ve BM üyesi ulusları temsil eden bir uluslararası meclis.

Dört Polis, kendi etki alanlarındaki düzeni sağlamaktan sorumlu olacaktı: Britanya kendi imparatorluğunda ve Batı Avrupa'da; Sovyetler Birliği Doğu Avrupa ve Orta Avrasya'daki geniş topraklarda; Çin Doğu Asya ve Batı Pasifik'te; ve Amerika Birleşik Devletleri, Batı yarım kürede. Yeni savaşlara karşı önleyici tedbir olarak Dört Polis Dışı Ülkeler silahsızlandırılacaktı. Sadece dört polis'in bir tüfekten daha güçlü silahlara sahip olmasına izin verilecekti. Dört Polis Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olarak istediklerini elde ettiler, ancak yetkileri uluslar arasından gelen eleştirilerle, uzlaşılarak önemli ölçüde azaltıldı. Fransa daha sonra Churchill'in ısrarı nedeniyle 1945'te konseyin beşinci üyesi olarak eklendi.

Dört Polis hakkında bilgi

Dört Polis tarihi

İkinci Dünya Savaşı sırasında Başkan Roosevelt, eski Milletler Cemiyeti'nin yerini alacak yeni ve daha dayanıklı bir uluslararası örgüt oluşturulması için savaş sonrasına dönük planlar başlattı. Savaştan önce Roosevelt, başlangıçta Milletler Cemiyeti'ni desteklemekteydi, ancak İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasını engellemedeki etkisizliği nedeniyle Cemiyete olan güvenini kaybetti. Roosevelt, Milletler Cemiyeti'ne Wilson ilkeleri aracılığıyla şekil veren uluslararası konsensüs ve işbirliğinin yerine, dünyanın büyük güçlerinin birleşik çabaları yoluyla küresel barışı güvence altına alan, uluslararası bir organizasyon meydana getirmek istedi. 1935 yılına gelindiğinde dış politika danışmanı Sumner Welles'e şunları söyledi: "Milletler Cemiyeti artık bir tartışma kulübünden başka bir şey değildir ve bunda da başarısızdır!''

Roosevelt, Milletler Cemiyeti'ni aşırı sayıda ulusların çıkarlarını temsil etmekle eleştirdi. Başkan, Sovyet dışişleri bakanı Vyacheslav Molotov'a "100 farklı İmzacı ile başka bir Milletler Cemiyeti'ni hayal edemediğini, yatıştırılması gereken çok sayıda ulus olduğunu, dolayısıyla daha önce başarısızlık olanın, gelecekte yine başarısızlık olacağını" ifade etti. Roosevelt'in 1941'deki önerisi, küçük ülkelere vasi olan büyük güçlerin vesayetinin önderliğinde yeni bir uluslararası organ oluşturmaktı. Eylül 1941'de şunları yazdı:

Şu an dünyadaki karmaşada, boyutundan ötürü anlaşmazlık ve eylemsizlik oluşturan bir Milletler Cemiyeti'ni yeniden yapılandırmak uygun görünmüyor ... Uluslararası alana, özel ilişkilere sahip vesayet ilkesinin neden uzatılmamış olduğuna, bir sebep  görünmüyor. Vesayet, bencil olmayan hizmet ilkesine dayanır. En azından, iyi niyetli bir ruh haline getirilmesi gereken birçok yetişkin ulus veya halkın olduğu gibi, dünya halkları arasında, diğer uluslar ve insanlarla olan ilişkilerinde vasiye ihtiyacı olan birçok küçük çocuk (Ulus) vardır.

Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri hala resmi olarak tarafsız bir güç iken, Roosevelt'in himayesinde Birleşmiş Milletler Cemiyeti'ne savaş sonrası halef hazırlamaya başlamıştı. Roosevelt, savaş sonrası uluslararası bir organ kurma planlarını kamuya açıklamaktan çekinmekteydi. Amerikan kamuoyunun önerilerini reddetme riskinin farkındaydı ve Woodrow Wilson'ın Senato'yu Amerika'nın Milletler Cemiyeti üyeliğini onaylamaya ikna etmek için verdiği mücadeleyi tekrarlamak istemedi. Ağustos 1941'de Atlantik Bildirisi yayımlandığında Roosevelt, bu bildirinin, savaş sonrası yeni bir uluslararası organ kurulmasına yönelik herhangi bir Amerikan taahhüdünü belirtmesini ihmal etmesini garantiye almıştı. Aralık 1941'de Pearl Harbor'a yapılan saldırı, Roosevelt'in durumunda değişikliğe yol açtı. Vesayet teklifini dört polis merkezli bir örgüte dönüştürdü: Birleşik Devletler, Çin Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği ve İngiltere.

Dört Polis planları

Büyük güçlerin dünyaya "polislik" etmesi gerektiği fikri Başkan Roosevelt tarafından Winston Churchill ile ilk görüşmesinde Ağustos 1941'de olabildiğince erken tartışılmıştı. Roosevelt, 1942 başlarında Dört Polis önerisine dair ilk işaretleri vermişti. 29 Mayıs'ta, Avrupa'da ikinci bir cephe açma ihtimalini tartışmak üzere Washington'a gelen Molotov'a savaş sonrası planlarını anlattı. Roosevelt, Molotov'a, Dört Büyük Devletin savaş sonrası dünyaya polislik yapmak ve saldırgan devletleri silahsızlandırmak için bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Molotov diğer ülkelerin rolünü sorduğunda, Roosevelt, çok fazla "polis" in iç çatışmalara neden olabileceğini iddia ederek yanıt verdi; ancak diğer müttefik ülkelerin katılmasına izin vermek fikrine açıktı. Konferans sonrası bir duyuru, konuşmalarını özetler.

Başkan, Molotov'a savaştan sonra düşmanlarımızın ve bazı gerçek dostlarımızın, zorunlu silahsızlanmasını; Birleşik Devletler, İngiltere, Rusya ve belki de Çin'in dünyaya polislik ve denetimlerle zorunlu silahsızlanma yapmalarını hayal ettiğini söyledi. Başkan, ayrıca Almanya, İtalya, Japonya, Fransa, Çekoslovakya, Romanya ve diğer ulusların askeri güce sahip olmalarına izin verilmemesini hayal ettiğini de ifade etti. Deneyim güvenilirliğini kanıtladıktan sonra diğer ülkelerin bahsedilen ilk dört ülkeye katılabileceğini de belirtti.

Roosevelt ve Molotov, 1 Haziran'da yapılan ikinci bir toplantıda Dört Polis konusundaki tartışmalarına devam etti. Molotov, Başkan'a, Stalin'in Roosevelt'in savaş sonrası barış planlarını Dört Polis tarafından sürdürülmesine ve zorunlu silahsızlandırmaya destek verme arzusunu bildirdi. Roosevelt ayrıca savaş sonrası kolonilerin bağımsızlaştırma sorununu da gündeme getirdi. Eski kolonilerin bağımsızlıklarından önce uluslararası bir vesayet altında yönetime geçiş dönemi yaşaması gerektiğini belirtti.

Çin Cumhuriyeti, dört büyük devlet ve gelecekteki dört Polis yapısının üyeliğine getirildi. Roosevelt, Çin'in büyük bir güç olarak tanınmasından yanaydı, çünkü Çinlilerin Amerikalılarla Sovyetlere karşı taraf olacağından emindi. İngiltere Dışişleri Sekreteri Anthony Eden'e "Rusya ile ciddi bir siyasi çatışmada, [Çin] kuşkusuz bizim tarafımızda saf tutacaktır" dedi. Başkan, Amerikan, Sovyetler ve Çin'in, savaşın ardından Japonya ve Kore'yi ortaklaşa  işgal etmesi durumunda, Amerikan yanlısı bir Çin'in Birleşik Devletler için yararlı olacağına inanıyordu. Molotov Çin'in istikrarı konusunda endişeler dile getirdiğinde, Roosevelt "ulusal halklarımızın ve dostlarımızın toplam nüfusu bir milyardan fazla" diyerek yanıt verdi.

Churchill, Roosevelt'in Çin'i Dört Büyük'ten biri olarak kabul etmesine itiraz etti, çünkü Amerikalıların Britanya'nın Asya'daki sömürge varlıklarını zayıflatmaya çalışmasından korkuyordu. Ekim 1942'de Churchill, Eden'e, Cumhuriyetçi Çin'in, "Denizaşırı İngiliz İmparatorluğunu tasfiye etme girişiminde bulunmak üzere Birleşik Devletler tarafındaki sahte oy" olduğunu söyledi. Eden, o dönemde iç savaşın ortasında olan Çin'in tekrar istikrarlı bir ulusa dönebileceğine dair şüphelerini dile getirdi ve görüşlerini Churchill ile paylaştı. Roosevelt, Churchill'in eleştirilerine Eden'e "Çin'in Uzakdoğu'da  Japonya'yı gözetimde tutulmasına yardım etmek için çok yararlı bir güç olabileceğini" ve Çin'e daha fazla yardım sunma konusunu desteklediğini söyleyerek yanıt verdi.

Roosevelt'in Dört Polis önerisi, gücün BM'nin üye ülkeleri arasında daha eşit bir şekilde dağıtılmasını isteyen liberal enternasyonalistlerin eleştirilerini aldı. Enternasyonalistler, Dört Polis'in yeni bir Dörtlü İttifak oluşturabileceğinden endişe ediyorlardı.

Birleşmiş Milletler

1942 Yılbaşı Gününde, Müttefikler "Dört Büyük", Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği ve Çin'in temsilcileri daha sonra Birleşmiş Milletler bildirgesi olarak bilinecek olan kısa bir belge imzaladılar ve ertesi gün Yirmi iki ulusun temsilcisi daha imzalarını ekledi. Birleşmiş Milletler için yeni bir plan, Nisan 1944'te Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlandı. Bu plan Roosevelt'in, Birleşmiş Milletler için düşündüğü Dört Polis önerisinin merkezi olan büyük güç dayanışmasına vurgu yapıyordu. Dört Büyük üyeleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olarak hizmet verecekti. Dört daimi üyenin her birine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde veto yetkisi verilecek ve bu da Dört Büyüğün birinin çıkarlarına aykırı BM kararlarını geçersiz kılacaktı. Ancak Dışişleri Bakanlığı liberal enternasyonalistlerle uzlaşmıştı. Üyeliğe elverişlilik, bir kaç seçkin üyenin yerine, mihver devletlere karşı savaşmış tüm ulus devletleri kapsayacak şekilde genişletildi. Birleşik Devletler, Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği ve Çin'den gelen heyetler savaş sonrası Birleşmiş Milletler'in planlarını görüşmek üzere Ağustos 1944'te Dumbarton Oaks konferansında bir araya geldi. Dört Büyük, 1945 San Fransisco Konferansı'nın sadece dört destekçi ülkesiydi ve delege başkanları genel kurul toplantılarının başkanlığını devraldı. Bu konferans sırasında Dört Büyük ve müttefikleri Birleşmiş Milletler Bildirisini imzaladılar.

Dört Polis'in etkileri

BM eski  Müsteşarı Sir Brian Urquhart'ın sözleriyle:

Güçlünün önceliğine dayanan pragmatik bir sistem, adına "gücün vesayeti" veya "Dört Polis" demekteydi. [Senatör Arthur H.] Vandenberg Nisan 1944'te yazdığı günlüğünde ''vahşi gözlü enternasyonalistlerin bir dünya devleti rüyası dışındaki herhangi bir şey..... Bu hakikatte dört güç ittifakına dayanıyordu.'' Netice itibariyle, bu potansiyel güç, geleceğin BM'sinin gerçek zayıflığını ispat etmekteydi. Kurum, teorik olarak kendi karşılıklı düşmanlığı ortaya çıktıkça, dünya barışı için en büyük potansiyel tehdidin, büyük güçlerin birbiriyle olan uyumu olduğu ortaya çıktı.