26 May 2018, Saturday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Devlet Başkanı

İçindekiler
  1. Anayasal modeller
  2. Devlet başkanlarının rolü
  3. Genel valiler
  4. Devlet başkanlarının seçimi ve çeşitleri 
  5. Meşruiyet
  6. Eski devlet başkanları

Bir devlet başkanı veya devletin en üst rütbelisi, egemen bir devletin ulusal birliğini ve meşruluğunu resmi olarak temsil eden kamu şahsiyetidir. 1958 yılında Fransa, mevcut anayasasını geliştirirken eski Fransa Devlet Başkanı Charles de Gaulle, devlet başkanının "ulusun ruhunu" somut bir şekilde temsil etmesi gerektiğini söylemiştir. Meclis ile idare edilen bazı ülkelerde devlet başkanı, devletin iç ve dış siyasetine karışmayarak yönlendirmeyen ve herhangi bir siyasi otoriteyi (örneğin, Kraliçe II. Elizabeth) temsil etmeyen törensel bir rütbeye sahiptir (Birleşik Krallık). Diğer ülkelerde ise devlet başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanıdır (ABD'de olduğu gibi ). Hem kamu şahsiyetini temsil eden hem de icra başkanını denetleyen en prestijli, en üst düzey siyasi lider konumundadır.

Anayasal modeller

Bazı akademik yazarlar, devletleri ve hükumetleri "modeller" açısından tartışıyorlar.

Bağımsız bir ulus devlette normalde bir devlet başkanı vardır. Başkanın yürütme yetkileri, hem hükumeti hem de resmi temsilcisi olmaktan kaynaklanan görevinin kapsamını belirler. Protokol açısından, egemen ve bağımsız bir devletin başkanı genellikle, o devletin anayasasına göre tanımlanır. Monarşik bir yönetim durumunda hükümdar, cumhuriyet ile yönetim durumunda cumhurbaşkanı unvanı ile tanımlanır.

Farklı siyasal sistemler oluşturan bazı devlet anayasaları (temel yasalar) arasında dört ana devlet başkanı seçimi yapılır:

İki farklı parlamenter sistem;

Standart model: Devlet başkanının yönetim gücüne sahip olduğu standart yönetim modellerinde, hükumet başkanının (örneğin; Birleşik Krallık, Hindistan, Pakistan) bağlayıcı önerileri ile hareket edilir.

İcra yetkisi olmayan sistem: Devlet başkanının yetkilerinin çok sınırlı olup yürütme yetkisi ile birlikte icraat görevi olmayan, genellikle törensel ve sembolik role sahip devlet modelleri vardır. (örnek; İsveç, Japonya).

Yarı başkanlık sistemi: Devlet başkanının icraatın başında kilit görev yapan, hükumetin yetkisini elinde tutan veya kabine başkanlığı da yaptığı (Rusya, Fransa, Sri Lanka gibi) sistem.

Başkanlık sistemi: Devlet başkanının aynı zamanda hükumetin başında olduğu ve tüm yürütme yetkilerinin bulunduğu (örneğin Birleşik Devletler, Brezilya) sistem.

Parlamenter sistem

Standart model

Parlamenter sistemlerde devlet başkanı, yasalarla belirlenmiş idari konularda sınırlı yürütme gücüne sahip olarak sorumluluk taşır. Bununla birlikte, anayasal kanunların etkin olduğu devletlerde yetkiler, genellikle yasama organına bağlı ve hükumet başkanının yönettiği kabinenin talimatıyla uygulanır. Parlamenter sistemde hesap verilebilir ve meşruluğu olan, yasama organında çoğunluğa sahip (ya da en azından az da olsa çoğunluğun muhalefette olmadığı) birinin başkan olarak seçilmesini gerektirir. Ayrıca, yasama makamı, hükumet başkanını ve kabineyi seçme, istifayı kabul etme ya da meclisin kapatılmasını zorlama hakkı verilmiştir. Bu nedenle yürütme organı, hükumet başkanının ve kabinenin, devletin başkanına anayasal tavsiyeler sunması, anayasal sorumlulukta idare etmesini kabul etmesi ile yasama organına karşı sorumluluğu kabul edilmiş olur. 

Parlamenter anayasal monarşilerde, seçilmemiş devlet başkanının meşruiyeti, seçilen vekiller/temsilciler aracılığıyla halkın zımnen (üstü örtülü olarak, kapalı bir biçimde, dolaylı olarak) onaylamasından kaynaklanır. Buna göre, görkemli bir şekilde yapılan devrim zamanında, İngiliz parlamentosu yeni bir kral ve kraliçeyi (ortak krallar II. Mary ve III. William ) görevlerini onaylamak için yetkilerini kullanmışlardır. Aynı şekilde, VIII. Edward 'ın tahttan çekilmesi için alınacak karar, kral olduğu dönemde kurulmuş altı bağımsız kurulun her birinin ayrı onayını alarak gerçekleşti. Yazılı anayasaya sahip monarşilerde, monarşinin varlığı demokratik bir anayasa değişikliği ile yine demokratik usullerle uygun bir şekilde yürürlükten kaldırılabilir. Ancak böyle bir prosedür üzerinde monarşinin kendini korumak için önceden alınmış kanunlar nedeniyle kaldırılması önemli usul engellerinden dolayı oldukça zordur (örnek, İspanya Anayasası).

Parlamenter bir sisteme sahip olan cumhuriyetlerde (Hindistan, Almanya, Avusturya, İtalya ve İsrail gibi) devlet başkanlığı ve başkanlık sistemi, cumhurbaşkanı veya başkanın görevlerini üstlense de cumhurbaşkanı veya başkan statüsü törensel ve sembolik olarak devam eder.

Gerçekte, parlamenter bir sistem içinde bir devlet başkanının konumuyla ilgili çok sayıda yöntem mevcuttur. Anayasa ne kadar köklü ve büyük olursa olsun devlet başkanının hükumet üzerinde daha büyük güç kurması için anayasal açıdan eğilim vardır. Zira birçok eski parlamenter sistem anayasası, başta başkanlık veya yarı başkanlık sistemlerine benzeyen devlet yetkilerine ve idari işlevlere başkanlık eder. Modern demokratik ilkeler, meclise veya devlet dairelerine atıfta bulunulmaksızın yetkilerini kullanabilir. Genelde kral, parlamentonun rızası olmadan savaş ilan etme gücüne de sahipti.

Örneğin, İtalya Krallığı'nın 1848 yılındaki anayasası uyarınca Statuto Albertino (Kral tarafından atanan hükumete meclis onayı) kararlar almaya alışılmıştı; fakat bunun yasayla belirlenmiş bir zorunluluğu yoktu. Yani, İtalya'da fiili bir parlamenter sistem vardı ancak bir de jure "başkanlık" sistemi vardı.

Parlamenter sistemde, Anayasal belirsizlikler anormal olduğu ya da benzeri görülmemiş ulusal acil durumlardan dolayı, her zamankinden daha büyük güç kullanan devlet başkanlarının örnekleri olmuştur. Belçika halkı 1940 yılında işgalci Alman ordusuna teslim olma kararını parlamentonun iradesinde, devlet adına Kral III. Léopold tarafından alınmasını istemiştir. Taç giyerek yaptığı yeminden dolayı millete karşı sorumluluğu olduğu belirtmiş ve bu kritik konuda harekete geçmesi gerektiğine inanmıştı. Hükumetinin teslim olmak yerine savaş kararının yanlış olduğuna ve Belçika'ya zarar vereceğine inanıp böyle bir karar almıştır. Kral Léopold'un bu kararı, Belçika'da son derece tartışmalara sebep olmuştur. II. Dünya Savaşı'ndan sonra tartışmalar yaşanmış ve Belçika referanduma giderek 1990 yılında alınan kararının reddedilmesiyle Kral Léopold'ın görevine son verilmiştir. 1990 yılındaki Belçika anayasa krizi sonrasında kürtaja izin veren bir yasa tasarısı meclise gelmiş ve kanunla tasarı reddedilmiştir. Kabineden yirmi dört saat boyunca "hüküm süremez" yetkisi almış ve yasa tasarısı kabine tarafından sonuca ulaştırılmıştır.

İcra yetkisi olmayan model

Bu kararı almaya çalışan yetkililer tamamen idareden dışlanmış ve hükumette teorik yürütme yetkileri ya da herhangi bir resmi veya gayri resmi bir role sahip olmadıkları kararına varılmıştır. Dolayısıyla Majestelerinin veya ekselanslarının hükümlerinin devlet modeli olarak geleneksel parlamenter modeline başkanlık edemeyeceği kararı alınmıştır. Her ne kadar kurallar belli olsa da güçler ve işlevler açısından değişkenler olabilmektedir.

Japonya (Japan nation 憲法, Nihonkoku-Kenpō) II. Dünya Savaşı'ndan sonra Müttefikler tarafından işgal edildi. Önceki Japon Anayasasında olan militarist ve neredeyse mutlak monarşi sistemini bir tür liberal demokrasi parlamenter sistemi ile değiştirdi. Anayasayı değiştirmek için başbakan tarafından başkanlık edilen (65. ve 66. maddeler) ve rejimden sorumlu olan (67. ve 69. maddeler) müttefik bakanlar, yürütme yetkisini ellerinde tutmuş ve değiştirmişlerdir. İmparator, anayasada "Devletin simgesi ve halkın birliği" olarak tanımlanmaktadır (madde 1). Genel olarak dünya, İmparatoru Japonya'nın devlet başkanı olarak tanımaktadır. Her ne kadar İmparator, Başbakanı göreve atama yetkisine sahip olsa da, anayasanın 6. maddesi "rejim tarafından belirlendiği gibi" atanmayı reddetme hakkı olmadığından adayın atamasını onaylaması gerekmektedir. İmparator, Japonya'nın yönetimi ile ilgili bağımsız takdir yetkisinin olmadığı törensel bir figür olarak görevine devam etmektedir.

1974 tarihli Hükumet Belgeleri İsveç'teki Anayasal geçişten bu yana İsveç hükümdarının görevlerini sınırlamıştır. 1809 yılında eski Hükumet belgelerinde olduğu gibi, daha önce kendisine ait olan başkanlık yetkilerinin birçoğuna artık sahip değildi. Bugün Riksdag'ın Başkanı, (Riksdag'daki oylamanın ardından) başbakan atamakta ve herhangi bir güven oylaması veya gönüllü istifa sonrasında komisyonunu feshedebilmektedir. Kabine üyeleri, başbakanın şahsi karar vermesi ile atanır veya görevden alınır. Yasalar ve yönetmelikler iki kabine üyesi tarafından "Hükumet Adına Uygun" imza ile ilan edilir. Hükumet uluslararası yapılmış olan sözleşmelere göre sözleşme tarafı olarak yetkili olur. Diğer resmi görevleri; anayasal yetkiyle veya yazılı olmayan sözleşme ile Riksdag'ın yıllık oturumunu açmak, yabancı elçileri ağırlamak, İsveç Büyükelçileri için onay mektuplarını imzalamak, dış danışma komitesine ve özel kabineye başkanlık etmek, yeni bir başbakanın göreve başlamasını sağlamak ve göreve gelen başbakana devleti ilgilendiren konular hakkında bilgi vermek.

Buna karşılık, İrlanda Cumhurbaşkanının iktidarda olan İrlanda hükumeti ile tek teması, Taoiseach (hükumet başkanı) tarafından cumhurbaşkanına verilen resmi bir brifing oturumudur. Ancak, cumhurbaşkanının dokümantasyona erişimi yoktur ve bakanlara erişim de Taoiseach (hükumet başkanı) danışmanı aracılığıyla yapılır. Bununla birlikte cumhurbaşkanının takdir yetkisi altında olan anayasanın işlediğini test etmek için Yüksek Mahkemeye bir yasa tasarısı göndermek gibi sınırlı yetkileri vardır.

En pasif ve icra yetkisi olmayan cumhuriyetçi Devlet Başkanı, İsrail'in cumhurbaşkanıdır ve kaynak kullanma yetkisine sahip değildir. Cumhurbaşkanı tarafından yürütülen yetkiler; törenlerde bulunmak ve töreni yönetmek, Başbakanı atamak, Başbakan tarafından yapılan Knesset (İsrail devletinin yasama organı)'in dağılmasını onaylamak ve suçluları affetmek veya cezalarını onaylamaktır.

Yönetici modeli

Güney Afrika, Botsvana ve Surinam gibi bazı parlamenter cumhuriyetlerde, devlet başkanını hükumet başkanıyla (bir başkanlık sistemi gibi) kaynaştırırken, genelde cumhurbaşkanı olarak adlandırılan makam tek icra yetkilerine sahiptir. Parlamentonun egemen bir güce sahip olması parlamento sistemlerinde olduğu gibi ortaya konur. Aynı zamanda milleti temsil adına liderlik sembolik olarak kullanılır. Cumhurbaşkanı, yasama organına üye olmadan seçime giremez. Parlamentodaki güvenoyu oturumlarında sorulan sorulara cevap vererek güvenoyu alır. 

Yarı başkanlık sistemi

Yarı başkanlık sistemleri, başkanlık ve parlamento sistemlerinin özelliklerini taşımaktadır. Özellikle hükumet, hem cumhurbaşkanına hem de yasama organına karşı sorumlu olmalarını şart koşmaktadır. Beşinci Fransız Cumhuriyeti Anayasasında başbakan, cumhurbaşkanı tarafından seçilse de Ulusal Meclisten onay ve destek alması gerekmektedir. Bir cumhurbaşkanı siyasi yelpazenin bir tarafında olup muhalefet yasama organının kontrolünde olduğunda, cumhurbaşkanı genelde muhalefetten birini geçici başbakan olarak seçer ve kurulda dengesizlik yaşanmadan süreç idare edilir. Fransız sisteminde, bu durum "Birlikte Yaşama" olarak adlandırılır. Örneğin, Sosyalist bir Başkan olan François Mitterrand, 1986-1988 yılları arasında başbakan olan neo-Gaullist (sağ kanat) Jacques Chirac ile birlikte geçici görev almak zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı, politik gündemde güvenlik ve dış ilişkiler ile ilgili konuları karara bağlarken, başbakan da iç işleri ve ekonomik gündemi belirler.

Diğer ülkeler, yarı başkanlık sistemi ya da tam başkanlık sistemi benzeri yönetim biçimi kullanırlar. Örneğin, Weimar (1919 yılından 1933 yılına kadar yürürlükte olan anayasa) Almanya anayasasında cumhurbaşkanı, halk tarafından seçilmiş ve yalnızca acil durumlarda kullanılan yürütme yetkisine sahipti. Kabine de cumhurbaşkanı tarafından belirlendi ve normal şartlar altında Reichstag (Almanya Parlamentosu ve parlamento binasının adı)'a karşı sorumluğu bulunmaktadır. Başlangıçta, Başkan, Reichstag'ın egemen olduğu sembolik bir figürdü. Çoğu zaman birkaç ay süren hükumetlerin siyasi istikrarsızlıkları, cumhuriyetin iktidar yapısında değişikliğe yol açtı. Cumhurbaşkanının yetkisinde bulunan acil durum gücü, Reichstag'taki oylamalarda ortaya çıkan kritik veya hatta düşmanca meydan okumalara, iktidardaki hükumetleri desteklemek için yetkisini giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. 1932'ye kadar güç değişimde denemeler oldu, Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg'in bir şansölyeyi görevden alması sonrasında kendini onun yerine seçmesi ve böylece şansölye Reichstag'ın güvenini kazanmasına rağmen yine görevinden alındı. Daha sonra, Başkan von Hindenburg, Reichstag'a danışmadan Adolf Hitler'in Şansölye olarak atanmasında şahsi yetkisini kullandı.

Başkanlık sistemi

Not: "Başkanlık" sistemindeki devlet başkanı, aslında "başkan" unvanını elde tutmayabilir. Sistemin adı, aslında yöneten ve doğrudan yasama organına bağımlı kalmayan herhangi bir devlet başkanını ifade eder.

Bazı anayasalar ya da devletin temel yasaları, sadece teoride değil aynı zamanda yasama organından ayrı ve bağımsız çalışan pratikteki icracı bir devlet başkanını öngörür. Bu sistem "başkanlık sistemi" olarak bilinir ve bazen "emperyal (egemen) model" olarak adlandırılır. Çünkü hükumetin yürütme yetkilileri başkana karşı sorumlu olan bir başkan vekili tarafından yürütülür ve tüm konularda devlet başkanına karşı sorumludur. Başkan istediği zamanlarda da yasama meclisine göndermeden başkan vekilini görevden alır. Bazı başkanlık sistemlerinde, yasama organı ile birlikte yürütme organının sorumluluklarına başkan karışmaz. Bakanlar kurulunun onayından önce bireyler için yasama onayı çıkartabilir ve yasama organı aldığı karar ile başkanı görevden alabilir (örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde). Bu Parlamenter sistem uygulaması tartışma konusudur ve bireyin göreve seçilmesine ilişkin bir karar almadığı halde ve bireysel olarak önerilen kabine üyelerini reddetme veya onaylama yetkisini kapsamadığı için hesap verebilir özelliğe sahip değildir.

Cumhurbaşkanlığı sistemi, Arjantin, Brezilya, Kolombiya, El Salvador, Meksika ve Venezuela'nın da dahil olduğu Amerika Kıt'asındaki anayasaların dikkate değer bir özelliğidir. Bu özellik genellikle bölgedeki Birleşik Devletlerin güçlü etkisine atfedilir ve Birleşik Devletler Anayasası 19. yüzyılın başlarında Latin Amerika bağımsızlık savaşları için bir ilham ve model kaynağı olmuştur. Bu ülkelerdeki çoğu cumhurbaşkanı demokratik yollarla, doğrudan veya dolaylı olarak seçilir. Bununla birlikte, özellikle Latin Amerika, Orta Doğu ve diğer başkanlık rejimlerinde görüldüğü gibi askeri diktatörlük ya da darbe yaparak yönetimi ele geçiren ve devlet başkanı olan kişileri de kapsar. Yasama organı olmayan güçlü bir siyasi figür ile yönetilen başkanlık sisteminin özelliklerinden bazıları; mutlak monarşiler, parlamento monarşileri ve tek parti (örneğin; Komünist) rejimleri olarak sayılabilir. Çoğunlukla diktatörlük vakıalarında, belirtilen anayasal modeller sadece politik teori söylemi olarak kullanılır, pratikte diktatör başkanın sözü geçerlidir.

1870'li yıllardaki Amerika Birleşik Devletleri'nde, Başkan Andrew Johnson'ın görevden alınmasının ardından var olan başkanlık sisteminden yarı başkanlık sistemine ya da parlamenter sisteme geçileceği öngörülüyordu. Temsilciler Meclisi Başkanı, cumhuriyet başkanlığı altındaki bir bakan olarak hükumetin asıl merkezi haline gelecek olan bir cumhurbaşkanlığı sisteminden, yarı başkanlık ya da parlamento üyeliğine geçilecekti. Bu gerçekleşmedi ve başkanlık, 19. ve 20. yüzyılın sonlarında gerçekleşen suikastlar ile (Lincoln, Garfield ve McKinley) zarar gördü. Johnson tarafından yapılan reddetme ile Theodore Roosevelt ve Woodrow Wilson gibi figürlerle yirminci yüzyılın başında politik başkanlık sistemi modeli hakimiyetini yeniden sağladı.

Tek partili devletler

Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve onun kurucusu olan Sovyet cumhuriyetlerinden esinlenilen anayasal sosyalist devlet türü olan Marksist anayasaları ve bu anayasalar ile idare edilen bazı devletlerde gerçek siyasi iktidar, tek yasal partiye aitti. Bu sistemde Sovyet eyaletlerinde devlet başkanının resmi bir ofisi yoktu. Bunun yerine, yasama şubesinin lideri, bir devlet başkanının doğal bir şahsiyet olarak en yakın yetkilisi olarak kabul edildi. Sovyetler Birliği'nde bu görevi, SSCB Merkezi İcra Komitesi Başkanı, Yüksek Sovyet Presidyum Başkanı ve Bütün Sovyet Rusya Kongresi Başkanı (1922 yılı öncesi), Merkezi İcra Komitesi Başkanı ve Rusya SFSR Merkezi Komitesi Bürosu Başkanı (1956-1966) tarafından temsil ederdi. Bu pozisyon, fiili olarak yönetimin başında olan Sovyet lider tarafından belirlenir ya da belirlenemeye bilirdi. Örneğin, Nikita Kruşçev asla en kritik Sovyet lideri olmadı ancak Komünist Parti (Parti Lideri) Merkez Sekreterinin Birinci Sekreteri ve Bakanlar Konseyi Başkanı (hükumet başkanı) olarak görev yaptı.

Kuzey Kore'de Parti lideri Kim Il-Sung'un başkanlığından sonra liderlik bürosu yıllarca boş kaldı. Bu model kurumsal olarak farklı bir yönetim biçimini ortaya koymuştur. Boş kalan liderlik bürosuna ölen başkanın unvanı verilmiştir. Ebedi Başkanın ölümünden sonra isimlerini ve unvanlarını vererek devam ettirmek bazı eski Uzakdoğu geleneklerine benzemektedir. Parti lideri başkan ölmeden önce, liderlik yapmış ama dört yılda böylesine büyük bir güç sağlamamış ve başkan olmamıştı ama oğlu Kim Jong Il tarafından ona bu unvan verilmişti. 5 Eylül 1998 yılında Yüksek İnsan Hakları Meclisi Başkanlığı Ofisi tarafından törensel amaçlı olarak boş kalan liderlik statüsü değiştirildi. Parti genel başkanı olarak Milli Savunma Komisyonu Başkanlığı görevinini alan kişinin aynı anda "devletin en yüksek görev" alanı olarak ilan edildiğini belirtti. Bu sistem, Çin Halk Cumhuriyeti'nde daha önce Deng Xiaoping'in uyguladığı sistemden farklı olmayan bir sistemdir.

Sınıflandırmayla ilgili sorunlar

Şeffaf kategoriler var olsa da, bazen bazı devlet başkanlarının hangi kategoriye ait olduğunu seçmek zordur. Gerçekte, her devletin başkanının bulunduğu kategori, teori değil uygulamaya göre değerlendirilir.

2003 yılında Lihtenştayn'da yapılan anayasa değişikliği ile hükumet ve kabine başkanını görevden alma yasağı ve yetkisi konusunda veto hakkı bulunan ve Anayasal yetkileri olan Prens'ten bu yetkiler alınarak devlet başkanına verildi. Prens güçlerinin, Landtag (yasama organı) karşısında güçlenmesinin, Liechtenstein'ı yarı-başkanlık kategorisine soktuğu savunulabilir. Benzer şekilde, 1974 Helenik Cumhuriyeti anayasası altında Yunanistan Cumhurbaşkanı'na verilen orijinal yetkiler Yunanistan'ı Fransa'nın yarı başkanlık modeline daha da yakınlaştırdı.   

Güney Afrika'da devlet sistemi ile ilgili karışıklıklar vardır. Cumhurbaşkanı aslında Millet Meclisi (yasama organı) tarafından seçilir ve prensipte parlamento sisteminde hükumet başkanına benzemekle birlikte devletin başkanı olarak tanınır. Nauru Cumhurbaşkanının ve Botsvana Cumhurbaşkanının görevleri bu açıdan Güney Afrika Cumhurbaşkanlığına benzemektedir. 

Panama, Omar Torrijos ve Manuel Noriega'nın askeri diktatörlüklerinde sözde başkanlık cumhuriyeti olarak temsil ediliyordu. Bununla birlikte, seçilen sivil cumhurbaşkanları, Panama Savunma Gücü'nün uyguladığı gerçek siyasi güce sahip kişilerden oluşuyordu.

Tarihsel olarak, Birleşmiş Milletler Cemiyeti 1920-1946 yılına ait dönemlerde ve 1945 yılındaki Birleşmiş Milletlerin kuruluşunda, Hindistan devlet başkanı, doğrudan veya dolaylı olarak Genel Vali ve Hindistan Valisi aracılığıyla Hindistan İmparatoru olarak hüküm süren Birleşik Krallık hükümdarı olarak kabul edildi.

Devlet başkanlarının rolü

Devlet başkanı, egemen bir devlette en üst düzey anayasal konumdadır. Bir devlet başkanında aşağıda listelenen rollerin bir kısmı ya da tamamı vardır. Çoğunlukla anayasal kategoriye (daha fazla) bağlıdır. Yönetim gücünü ya da etkisini düzenli olarak kullanmak zorunda değildir. Bir kişi devlet başkanlığına gelir gelmez ya da bir süre sonra genellikle resmi bir tören düzenlenir. Bu tören, bir cumhuriyetin cumhurbaşkanının göreve başlarken ant içmesi veya bir hükümdarın taç giymesi şeklindedir.

Sembolik rol

Modern devlet başkanının en önemli rollerinden biri, devletin yaşayan ulusal simgesi olmaktır. Babadan oğla geçen hükumdarlıkta, hükümdar devletin devamının sembolüdür. Örneğin, Kanada hükümdarı hükumet tarafından Kanada devletinin örnek kişisi olarak tanımlanır ve Kanada Miras Dairesi tarafından "tüm Kanadalılar için bağlılık, birlik ve otoritenin kişisel sembolü" olarak kabul edilir.

Birçok ülkede devlet başkanının resmi portreleri, devlet dairelerinde, mahkemelerde, hatta hava alanları, kütüphaneler ve diğer kamu binalarında bulunabilir. Bazen kanunla düzenlenen özel proje fikirler vardır. Bu proje fikirlerde resmi portreler, halkla hükumet arasında simgesel bağlantı kurarak halkı bilinçlendirmek için kullanılır. Bu uygulama, orta çağdan kalma bir uygulamadır ve uygulamada ölçünün kaçırılıp, devlet başkanının ülkenin başlıca sembolü haline geldiği de olur. Devlet başkanının imajı ülke bayrağı gibi sembolik olarak kullanılır. Devlet başkanı görseli, tek figüratif temsilcisi olduğu durumlarda bir kişiye tapınma gibi ironik bir durumun ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

Devleti temsil eden diğer ortak gösterimler; sikkeler, posta ve diğer pullar, banknotlar üzerine yazılan söz ya da imzalar kullanılmaktadır. Devlet daireleri, sokaklar, anıtlar ve okullar gibi kurumlara mevcut ya da önceki devlet başkanlarının adını verilebilmektedir. Monarşik Hükümdarlıklarda (örneğin Belçika), "kraliyet" sıfatı, belirli bir yıla ait olacak ve varlık niteliği taşıyacak anısal nitelikte eserler olarak yapılıp satmaktadır. Bununla birlikte, bu tür tanıtıma yönelik siyasi teknikler, devlet başkanı, parti liderleri, kamusal düzeyinde idarede olmayan liderler ve resmi devlet yetkisine sahip olmayan devrimci liderler tarafından da kullanılabilir.

Devlet başkanları, özellikle de devlet düzeyinde başkanlık ziyaretinde bulunan önemli yabancı ziyaretçileri ağırlarlar. Bir devlet ziyareti sırasında devlet başkanı ev sahibi konumunu üstlenir. Karşılama töreninde askeri bir grup tarafından iki ülkenin ulusal marşları çalınır. Askeri birliklerin denetlenmesi, resmi hediye alışverişi ve ev sahibinin resmi konutunda bir devlet yemeği vermesi gibi uygulamalar olabilir.

Devlet başkanları, sanatsal performanslara ya da sportif yarışmalarına (genellikle tiyatral bir platformda, ön sırada, onur masasında) katılması ile etkinliklere değer ve önem kazandırması beklenir. Ulusal günlerin kutlanması, önemli günler, askeri geçit törenleri, savaş hatıraları, önemli cenaze törenleri, ülkenin farklı bölgelerini ziyaret etme ve farklı yaşam alanlarından insanları onurlandırma, çığır açma, geminin suya indirilmesi, proje bazlı çalışmaların ilk taşını koyma gibi etkinlikler yaparlar. Başkanların yaşamın bazı bölümleri, genellikle yıllık olarak yaşam trafikleri, hatta resmi hayat akışları düzenli olarak kayda alınıp kendi halkı ile paylaşılır.

Uluslararası Olimpiyat Komitesinin Olimpiyat Sözleşmesine (kural 55.3) göre, Olimpiyat yaz ve kış oyunları, ev sahibi ülkenin devlet başkanı tarafından kurumsal slogan olarak formüle edilmiş tek bir cümle söyleyerek açılışı gerçekleştirir.

Belirli zamanlarda çok sayıda davetler söz konusu olabilir. Bu davet ile ilgili görevler çoğunlukla eş, hükumet başkanı veya bakan gibi bir kişiye özel olabileceği gibi toplu olarak da olabilir. Davet mesajı geldiğinde, geri dönüş yapılmaması sakıncalı olacağından davet geri dönüşünden sorumlu askeri veya memur uzman görevlilere davetlere cevaplar verilir.

İcracı olmayan devlet başkanları için siyasi olarak sorumlu hükumet (hükumet başkanı gibi) tarafından belirlenmiş derecelendirme sansür kurulu vardır. Başlangıcından itibaren Belçika Krallığı'nda olduğu gibi özellikle anayasada belirtildiği üzere, tacı dokunulmaz kılmak için (aslında politik empoze etmekle yükümlü kılınarak) tüm siyasi sorumluluğu üstlenerek, gündemi ve konuşmaları dikkatle onaylar. Bu durum bir dereceye kadar hanedanın diğer üyelerine, özellikle de tahtın varislerine kadar uzatılabilir.

Aşağıda, devlet başkanlığı ya da genel amacı belirlenmiş bir makamın, değişik ülkelerdeki yasal düzenlemelerinden örnekler verilmektedir.

Örnek 1 (meclis hükümdarlığı): 1978 İspanya Anayasasının 56 (1). Maddesinde:

Kral, birlik ve kalıcılığın sembolü olan Devlet Başkanıdır. Kuruluşların düzenli işleyişine başkanlık eder ve devamını sağlar. İspanyol Devletinin uluslararası ilişkilerde en üst düzeyde temsilini üstlenir ve uluslararası ilişkisini organize eder. Anayasa ve yasalar tarafından kendisine açıkça verilen görevleri yerine getirir.

Örnek 2 (meclis üyeliğinden yoksun hükümdarlık): Yeni Zelanda Anayasasının 1986 tarihli 2. Maddesi:

(1) Yeni Zelanda'nın iktidardaki bağımsız hükumetinin başkanı Yeni Zelanda Hükumetinin başkanıdır. Zaman zaman kraliyet adına duyurular yapılır ve unvanlar belirlenir.

(2) İktidar tarafından atanan Vali, Yeni Zelanda'da bağımsızlığın temsilcisidir.

Örnek 3 (meclisin idari hükümdarı): Japonya Anayasasının 1. Maddesi:

İmparator, devletin egemenliği altındaki halkın iradesine göre konumunu teyit ederek Devletin ve Halkların birliğinin simgesi olur.

Örnek 4 (parlamenter cumhuriyet): İtalya Anayasası'nın II. Başlık 87. maddesinde:

Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanlığını ve ulusal birliği temsil eder.

Örnek 5 (parlamenter cumhuriyet): 2005 Irak Anayasası'nın 67. maddesinde:

Cumhurbaşkanı; Devlet Başkanlığını, ülkenin birliğini ve egemenliğini temsil etmektedir. Anayasa'nın yükümlülüğünü ve Irak'ın bağımsızlığını, egemenliğini, birliğini ve topraklarının güvenliğini Anayasa hükümlerine uygun olarak garanti altına alır.

Örnek 6 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Portekiz Anayasası'nın Başlık II, Bölüm I, 120. maddesinde:

Cumhurbaşkanı; Portekiz Cumhuriyeti'ni temsil eder, ulusal bağımsızlığı, devletin birliğini ve demokratik kurumların düzgün çalışmasını garanti eder ve resmi olarak Silahlı Kuvvetler Komutanı olur.

Örnek 7 (cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Bölüm IV, Bölüm 1, Kore Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesi:

(1) Başkan, Devlet Başkanıdır ve devleti dış devletler karşısında temsil eder.

(2) Başkan, Devletin ve Anayasanın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve sürekliliğini korumakla yükümlüdür.

Örnek 8 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Litvanya Anayasası'nın 77. Bölümü,

Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı'dır.

Litvanya Devletini temsil eder, Anayasa ve yasalar tarafından görevlendirildiği her şeyi yapar.

Örnek 9 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Rusya Anayasasının Bölüm 4, Madde 80, Bölüm 1-2:

1. Rusya Federasyonu Başkanı, Devlet Başkanı'dır.

2. Rusya Federasyonu Başkanı, Rusya Federasyonu Anayasasının ve insan hak ve özgürlüklerinin garantörü olacaktır. Rusya Federasyonu Anayasası tarafından belirlenen prosedüre uygun olarak, Rusya Federasyonunun egemenliğini, bağımsızlığını ve Devlet bütünlüğünü korumak için alınacak tedbirleri kabul eder ve hükumet organlarının koordineli işleyişini ve etkileşimini sağlar.

Örnek 10 (cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Arjantin Anayasasının 87. Bölümü (İkinci Bölüm, Bölüm 1) şunu öngörmektedir:

Milletin İcra Gücü "Arjantin Milletvekili" unvanlı seçilmiş bir vatandaşa tahsis edilecektir.

Yönetici rolü

Cumhuriyet veya monarşiyle yönetilen devletlerin çoğunda, yürütme otoritesi genelde devlet başkanına aittir. Devlet başkanlığı, başkanlık sistemlerinde asıl ve fiili bir üst düzey icra memurudur. Parlamenter sistemler altında yürütme otoritesi devlet başkanı tarafından uygulanmaktadır ancak uygulama bakanlar kurulunun tavsiyesi ile yapılır. Bu, "Majesteleri Hükumeti" ve "Ekselansları Hükumeti" gibi terimlerle temsil edilir. Devlet başkanının manevi başkan olduğu parlamento sistemlerine örnek; Avustralya, Avusturya, Kanada, Danimarka, Almanya, Hindistan, İtalya, Norveç, İspanya ve Birleşik Krallık'tır.

Örnek 1 (meclis hükümdarlığı): 1953 Danimarka Anayasasının 12. Bölümüne göre: 

Bu Yasada öngörülen sınırlamalara tabi olarak Kral, Bölge'nin tüm işlerinde en üst otoriteye sahip olacak ve bu yüksek yetkiyi Bakanlar aracılığıyla kullanacaktır.

Örnek 2 (meclis üyeliğinden yoksun hükümdarlık): Avustralya Milletvekili Anayasa Yasası 1900 Bölüm II, Bölüm 61 uyarınca:

Federal Halkın yürütme yetkisi Kraliçe'ye aittir. Kraliçe'nin temsilciliğini Vali icra edebilir ve bu Anayasanın ve Federal Yasaların uygulanmasına ve sürdürülmesine kadar uzanır.

Örnek 3 (parlamenter cumhuriyet): 1975 Yunanistan Anayasası'nın 26 (2) maddesine göre:

Yürütme yetkisi, Cumhurbaşkanı ve Hükumet tarafından uygulanır.

Örnek 4 (parlamenter cumhuriyet): Hindistan Anayasasının 53 (1) Maddesi uyarınca:

Birliğin yürütme yetkisi Başkan'a ait olacaktır ve Anayasa uyarınca kendisine bağlı subaylar aracılığıyla doğrudan veya dolaylı olarak kendisi tarafından icra edilecektir.

Örnek 5 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Rusya Anayasasının Bölüm 4, Madde 80, Bölüm 3'e göre:

Rusya Federasyonu Başkanı, Rusya Federasyonu Anayasası ve federal yasalara uygun olarak, Devletin iç ve dış politikasının temel hedeflerini belirler.

Örnek 6 (başkanlık cumhuriyeti): Brezilya Anayasasının 76. Maddesi Başlık IV, Bölüm II, Bölüm I:

Yürütme Gücü, Devlet Bakanları'nın yardımıyla Cumhurbaşkanı tarafından icra edilir.

Örnek 7 (başkanlık cumhuriyeti): Birleşik Devletler Anayasası'nın 2. Maddesi 1. Bölümü:

Yürütme Gücü, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na ait olacaktır.

Devlet başkanının birkaç istisna dışında bilinen/tanınan yönetici olmasa bile görevini yapabilir - En üst düzey yürütme yetkisi, anayasaya göre bir kabinede bulunan kişilerden seçilir - Çek Cumhuriyeti, İrlanda, İsrail, Japonya ve İsveç gibi.

Üst düzey yetkililerin atanması

Devlet başkanı, hükumetin başkanını, kabine bakanlarını, önemli yargı mensuplarını ve tüm önemli yetkilileri atama yetkisine sahiptir. Tüm üst düzey makam sahibi bürokratları, ordudaki tüm atamaları ve gizli servise ait istihbarat elemanlarının yurt içi ve yurt dışı atamalarını da yapar. Birçok parlamenter sistemde hükumet başkanı, yasama organının rızası (genellikle tavsiye kararı alınarak) gözetilerek atamalar yapar. Diğer atamalar ise hükumetin ve bakanlar kurulunun kararı alınarak yapılır.

Uygulamada, bu kararlar çoğunlukla bir formalitedir. 1963 yılında Birleşik Krallık başbakanını hükümet tarafından tek taraflı olarak seçmiş, Kraliçe 2. Elizabeth, görevinden ayrılan Başbakan Harold Macmillan'ın tavsiyesi üzerine Alec Douglas-Home atamıştır.

Birleşik Devletlerde olduğu gibi başkanlık sistemlerinde, adaylar cumhurbaşkanının takdirine bağlı olarak aday gösterilir. Ancak bu adaylık çoğunlukla yasama organının onayına tabidir. Özellikle ABD'de Senato, salt çoğunluk oylamasıyla üst düzey yönetici şube ve yargı atamalarını onaylamak zorundadır. 

Devlet başkanı, makam sahiplerini de görevden alabilir. Bunun nasıl yapılacağına dair birçok varyasyon vardır. Örneğin, İrlandalı Bakanlar Kurulu üyeleri, İrlanda Hükumetinin Başbakanı Taoiseach'ın tavsiyesiyle cumhurbaşkanı tarafından görevden alınır. Diğer durumlarda, devlet başkanı bir makam sahibini tek taraflı olarak görevden alabilir. Başka devlet başkanları veya temsilcileri, istisnai olarak bu yetkilerini nadiren kullanılırken herhangi bir bürokratını görevden alacak teorik güce sahiptir. Fransa'da cumhurbaşkanı, başbakan ve hükumeti istifa etmeye zorlayamazken, Başbakan kendi çoğunluğundan karar alarak bunu isteyebilir. Başkanlık sistemlerinde, cumhurbaşkanı çoğunlukla bakanlarını kendi takdirine bağlı olarak görevden alma yetkisine sahiptir. Birleşik Devletler'de, yazılı olmayan sözleşme, yürütme departmanının başkanlarının çağrıldığında kendi girişimleriyle istifa etmesini ister.

Örnek 1 (meclis hükümdarlığı): Belçika Anayasası'nın 96. Maddesi:

Kral, bakanlarını atar ve görevden alır.

Kral makamının Kültürel manada temsiliyetin olduğu Federal Hükumetlerde, Temsilciler Meclisi üyelerinin salt çoğunluğu ile krala yeni bir başbakan atanması için isim teklif edildiğinde veya bu teklif cumhurbaşkanına da iletildiğinde, görevdeki başbakan öncelikle Kral'a istifasını sunar ve yeni başbakan ataması kral tarafından üç gün içinde atılan imza ile gerçekleşir. Yeni başbakan, yeni kurulan bakanlar kurulu ve Federal Hükumet yemin edince göreve başlamış olurlar.

Örnek 2 (parlamenter icrası olmayan cumhuriyet): İrlanda Anayasasının 13.1.1 Maddesi:

Başkan, Dáil Éireann'ın adaylığını, Taoiseach tayin eder.

Örnek 3 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Kore Cumhuriyeti Anayasası Bölüm 4, Bölüm 2:

Başbakan, Ulusal Meclis'in onayı ile Başkan tarafından atanır.

Örnek 4 (başkanlık cumhuriyeti): Brezilya Anayasası'nın 84. Maddesi:

Cumhurbaşkanı, aşağıdakileri yapmak için özel yetkiye sahiptir:

I - Devlet Bakanlarının atanması ve görevden alınması.

XIII - ... genel subayların terfi ve atamaları için Deniz Kuvvetleri, Ordu ve Hava Kuvvetleri komutanlarını atamak.

XIV - Senato'nun onayından sonra, Yüksek Federal Mahkeme ve Yüksek Mahkemelerin, Bölge Valilerinin, Cumhuriyet Başsavcısının, Başkan ve Merkez Bankası Müdürleri ve diğer kamu görevlilerini atamak.

XV - 73 üncü madde hükümlerini dikkate alarak, Federal Mahkemenin Adalet Divanlarını atamak.

XVI - Bu Anayasa ve Birlik Avukatının kurduğu olaylarda hâkim seçimi.

XVII - 89'uncu Maddesi uyarınca Cumhuriyet Konseyi üyelerini atama.

XXV - Yasayla öngörülen federal hükumet konumlarına atama yapmak ve atamaları iptal etmek.

Bazı ülkelerin üst düzey bürokrat görevlendirmelerinde alternatif hükümleri vardır. İsveç meclisinde bir oylamadan sonra başbakanı resmen görevlendiren Meclis Başkanı, 1974 yılındaki Hükumet Meclisinin çalışmasını düzenler, başbakan atamasının yapar ve Bakanlar kurulunu kendi takdirine bağlı seçerek atar ya da görevden alır.

Diplomatik rol

Diplomatik İlişkiler konusunda Viyana Sözleşmesinde uzun süredir devam eden geleneksel sınıflandırma sistemine göre ataması yapılan diplomatik misyon başkanı olan büyükelçi ya da nuncio (papalık tarafından devlet başkanı katına atanan elçilere verilen ad), devlet adına başkan olarak akredite (yetkilendirilmiş) olduğu kabul edilir. Devlet başkanı, resmî nitelikte yazılan mektubu (Geri Çağırma Mektubu) göndererek kendi ülkesinin büyükelçilerini veya yüksek papalık atamalarını yetkilendirir (akredite) ve resmi olarak onaylar. Bu yetkilendirme ile görevlendirmeyi yaparken yabancı meslektaşlarının mektuplarını yetkilendirdiği makama değil bizzat kendine ister. Bu akreditasyon olmadan, diplomatik misyonu üstlenmiş olan büyükelçi başbakan rolünü kullanamaz ve diplomatik statü başbakana geçer. Bu konuda bir devlet başkanının rolü, (2012 yılı itibarıyla) 187 egemen devletlerin onayladığı 1961 yılından itibaren Diplomatik İlişkiler Üzerine Viyana Sözleşmesinde karara bağlanmıştır.

Bununla birlikte, Viyana Sözleşmesinde, bir Hükumet görevlisi gibi daha düşük rütbeli bir diplomatik temsilcinin Dışişleri Bakanlığına (veya eşdeğeri bir Bakanlık) akredite olduğu hükümleri bulunmaktadır.

Devlet başkanı, çoğunlukla, devlet adına uluslararası sözleşmelerde en yüksek sözleşme tarafı olarak belirlenmiştir. Devlet Başkanının sözleşmeyi şahsen imzalaması ya da konu ile ilgili yetkilendirilmiş bakanların (hükumet üyeleri veya diplomatlar) kendi adına imzalaması sağlanır. Gerektiğinde onaylama, yasama organı ile birlikte yapılabilmektedir. Avrupa Birliği ve Avrupa Topluluklarına yeni katılmış üye devletlerin üyelik anlaşmaları, bu geleneksel format ile belirlenmekte ve bu dikkate değer çağdaş anlaşma formülü çok taraflı antlaşmalara örnek olmaktadır. Bununla birlikte, iki devlet başkanı arasında karara bağlamak yerine, ikili antlaşmalar günümüzde hükumetler arası müzakereler ile yapılmaktadır. Buna örnek olarak, Majesteleri Kral arasında değil, X Hükumeti ile Y Hükumeti arasında olacağı gibi yaygınlaşmış veya X hükumeti ve Ekselansları adına Y Başkanı olarak yapılmaktadır.

Örnek 1 (parlamento monarşisi): Lihtenştayn Eyalet Anayasası'nın 8. Maddesi:

1) Hükümdar Prens, sorumlu Devletin zorunlu olması gereken katılımına zarar getirmeksizin yabancı ülkelerle olan tüm ilişkilerinde Devlet'i temsil eder.

2) Devlet malları devredilecek olan antlaşmalarda, Devlet mülkiyeti yabancılara geçtikten sonra, devletin ayrıcalıkları ortadan kalkmış, vatandaşlarına yeni bir yük getirilmiş veya vatandaşların haklarını sınırlayacak yükümlülük kabul etmiş olmaktadır. Liechtenstein, böyle bir duruma düşmüş ve Parlamentonun onayını alarak yasal güç elde etme yönüne gitmiştir.

Örnek 2 (parlamento cumhuriyeti): Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası'nın 59 (1). Maddesinde:

Federal Başkan, Federasyonu uluslararası ilişkilerinde temsil eder. Federasyon adına yabancı devletlerle yapılan anlaşmalara son verebilir. Anlaşmaları onaylar ve elçilerin atamalarını yapar.

Örnek 3 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Başlık II, 1958 yılı Fransız Anayasasının 14. Maddesi:

Cumhuriyet Başkanı, yabancı güçler ile mücadele etmek için olağanüstü onay gücünü kullanarak elçilerin yetkilerini verir. Yabancı elçileri ve elçilikleri olağanüstü onay gücü ile akredite edebilir.

Örnek 4 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Rusya Anayasası Bölüm 4, Madde 86, Bölüm 4:

Rusya Federasyonu Başkanı:

A) Rusya Federasyonu'nun dış politikasını yönlendirir;

B) Rusya Federasyonu'nun uluslararası anlaşmalarını müzakere eder ve müzakereleri imzalar;

C) Onay belgelerini imzalamak zorundadır;

D) Görev alanına yetkilendirmeleri yapılmış diplomatik temsilcilerin itiraz mektuplarını ve itimatnamelerini kabul eder.

Örnek 5 (tek partili cumhuriyet): Çin Halk Cumhuriyeti Anayasasının 81. Bölümü olan 2. Kısım:

Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı, Çin Halk Cumhuriyeti adına yabancı diplomatik temsilciler ile görüşür ve Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesinin kararlarını takip ederek yurtdışındaki yetkili temsilcileri atar veya geri çağırır ve yabancı devletlerle yapılan uluslararası anlaşmaları imzalar, önemli konulara onay verir veya iptal eder.

Kanada'da devlet başkanları, Kraliyet önceliği olan her konu hükümdara ait olduğu kabul edilir. Ancak General Vali'nin 1947 yılında Kraliyet yetkilerini kullanmasına izin verilmiş ve aynı yetkiyi 1970'li yıllardan beri de yetkilendirme yapılmadan kullanmıştır.

Askeri rol

Bir devlet başkanı, çoğu zaman, en üst yönetici güçleri elinde bulundurması nedeniyle, o ülkenin silahlı kuvvetlerinin başkomutanı olarak da kabul edilip en üst kademeyi elinde bulundurur.

Bir anayasal monarşide ya da icracı olmayan başkanlıkta devlet başkanı silahlı kuvvetler üzerinde otoriteyi elinde bulundurabilir. Ancak sadece sorumlu bakanlarından tavsiye niteliğinde yazılı ya da sözlü olarak otoritesini kullanır. Askeri manevralar üzerinde nihai kararı askeri görevliler ile alır ve uygulatır. Devlet başkanı, gerçek otoriteye bakılmaksızın, ülkenin silahlı kuvvetleri ile ilgili törensel görevlerde bulunur ve bazen bu törenler için askeri üniforma giyer. Özellikle monarşilerde hükümdarın eşi ve kraliyet ailesinin diğer üyeleri de askeri kıyafet giyebilirler. Demokratik ülkelerde sivil ve seçilmiş devlet adamlarının silahlı kuvvetler üzerinde yetkisini göstermek ve siyasetin önceliğini savunmak için askeri kıyafetler giyebilirler.

Askeri diktatörlüklerde ya da darbeler sonrası ortaya çıkan hükumetlerde, başkomutanlığa darbe lideri komutan olarak atanır. Böyle bir hükumet içindeki tüm yetkiler, darbenin ortaya çıkarttığı askeri kuvvet uygulamasından kaynaklanmaktadır. Bazen savaşın ortaya çıkarttığı yönetimsel boşluğu, I. Dünya Savaşı sırasında Belçika'nın Kralı I. Albert'in yaptığı gibi, normal anayasal rolünün ötesine geçen bir devlet başkanı rolü üstlenerek doldurulur. Bu gibi devrimci rejimlerde devlet başkanı ve yürütme organı olan bakanlar, yasal olarak sivil statüde olsalar da sıkça askeri üniforma içinde oldukları görünür.

Örnek 1 (parlamento monarşisi): Kanada Anayasası'nın bir parçası olan Anayasası'nın 18. Maddesi Madde III, 15. Kısmında:

Kara ve Deniz Milis Komutanlığı ve Kanada'daki tüm Deniz ve Askeri Güçler, Kraliçe'nin emrinde görevlerini yapmaya devam edileceklerini ilan etti.

Örnek 2 (parlamento monarşisi): Norveç Anayasasının 25. Maddesi:

Kral, Kara ve Deniz Kuvvetlerinin Başkomutanıdır. Bu kuvvetlerin var olan gücü, Storting (Norveç Parlamentoru)'in rızası olmadan artırılamaz veya azaltılamaz, yabancı güçlerin hizmetine devredilemez, düşman saldırılarına karşı koyan yardımcı kuvvetler dışında herhangi yabancı askeri bir güç, Hükumetin onayını almadan bölge'ye getirilemez.

Kara ordusu ve diğer birlikler, Norveç Parlamentosunun rızası olmadan ülkenin sınırları dışında çalıştırılamaz.

Örnek 3 (parlamento cumhuriyeti): İtalya Anayasası'nın II. Bölümü, 87. Maddesi,

Başkan, silahlı kuvvetlerin komutanı ve başkanıdır, kanunla kurulan Yüksek Savunma Konseyine başkanlık eder ve İtalya Parlamentosu tarafından kabul edildiği şekilde savaş ile ilgili kararlar alabilir.

Örnek 4 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Başlık II, 1958 Fransız Anayasasının 15. Maddesi:

Cumhurbaşkanı Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığına getirilir. Yüksek Ulusal Savunma Konseyleri ve komitelerine başkanlık eder.

Örnek 5 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Rusya Anayasasının Bölüm 4, Madde 87, Bölüm 1'e göre:

Rusya Federasyonu Başkanı, Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanıdır.

Örnek 6 (cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Birleşik Devletler Anayasasının II. Maddesi, 2. Kısmı:

Başkan, Birleşik Devletlerde görevine başladığında, Ordu ve Deniz Kuvvetleri Komutanı ile Birleşmiş Milletler Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak da kabul edilir.

Örnek 7 (yönetici monarşi): Katar Anayasası'nın 65. maddesi şunu öngörmektedir:

Emir, silahlı kuvvetlerin Başkomutanıdır ve Savunma Konseyi de yetkisi altında görev yapar. Söz konusu Konseyin görevleri de Emir'in kararıyla oluşturulur.

Parlamenter bir sistemi olan bazı ülkelerde, devlet başkanından başka parlamentonun kararı ile farklı devlet görevlilerini de başkomutan olarak yetkilendirilebilir.

Almanya'da Federal Cumhuriyetin Temel Yasasında barış zamanında bu yetki Savunma Bakanı kontrolündedir (madde 65a) ve olağanüstü durumlarda bu komutanlık Federal Başbakana devredilir (madde 115b). Bu devir henüz gerçekleşmemiştir.

İsrail'de halen yürürlükte olan temel yasada, İsrail Savunma Gücü'ndeki nihai otorite, İsrail Hükumeti ile birlikte kollektif olarak oluşturulmuş bir yapı tarafından temsil edilir. Hükumetin savunma gücü yetkisi, Hükumet adına Savunma Bakanı tarafından yerine getirilir ve Savunma Bakanına bağlı olarak, orduda en üst düzeyde komuta yetkisini Genelkurmay Başkanı yapar.

Yasal roller

Devlet Başkanının sembolik olan parlamenter sistemlerde, yasama organının yıllık oturumlarını açar. Örneğin Birleşik Krallıktaki Tahtın varisinin yaptığı konuşma ile Parlamentonun yıllık açılışını yapan kişi önemli biri olarak kabul edilir. Başkanlık sistemlerinde bile devlet başkanı, genellikle Birleşik Devletler'deki ulusal birlik ve statü hakkında resmi olarak yasama organına rapor verir.

Çoğu ülkelerde, yasama organının denetiminde olan mülkleri ile alakalı tüm senetlerin devlet başkanından kanunen imzalanmasını isterler. Birleşik Krallık, Belçika ve İrlanda gibi bazı eyaletlerde devlet başkanı, resmi olarak yasama organının bir katmanı olarak görülür. Bununla birlikte, parlamento sistemlerinin çoğunda devlet başkanı bir tasarıyı imzalamayı reddedemez. Başkanın imzalaması durumunda onaylanan prosedürlerin kanuna uygun ve doğru olduğu kabul edilir. Yasa taslağının imzalanmasından sonra bu prosedür kamuoyu ile paylaşılır. Bazı monarşik devletler bu prosedürü kraliyet onayı olarak kabul eder.

Örnek 1 (icracı olmayan parlamento monarşisi): İsveç Riksdag Yasasının 1. Bölümü, 4. Maddesi şunları sağlar:

Bir Riksdag oturumunun resmi açılışı, oturumun üçüncü gününden daha önce yapılan Özel Oda Toplantısında gerçekleşir. Bu toplantıda, Devlet Başkanı Oturum Başkanının davetlisi olarak açık oturuma başkanlık eder. Bu toplantıya Devlet Başkanı katılamazsa, Meclis Başkanı oturumu açar.

Örnek 2 (parlamento monarşisi): Lihtenştayn Eyalet Anayasası'nın 9. Maddesi şöyledir:

Her kanun, Hükümdar olan Prens'in yasal güce erişmesi için yaptırımını kullanır.

Örnek 3 (parlamento cumhuriyeti): Bölüm 11.a.1. İsrail Temel Kanunlarına göre:

Devlet Başkanı, yetkileri dahilinde bulunan her yasayı imzalar.

Örnek 4 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Rusya Federasyonu Anayasası'nın 84. maddesinin 4. fıkrasına göre:

Rusya Federasyonu Başkanı:

A) Seçimleri, Rusya Federasyonu ve federal yasanın anayasasına uygun olarak Devlet Duma (Çarlık Rusyası'nda 1905-1917 yılları arasında etkin olan yasama meclisi)'sını ilan eder.

C) Federal anayasa ile belirlenen prosedüre uygun olarak referandum ilan eder;

D) Taslak Kanunları Devlet Duma'sına sunulması gerekmektedir.

E) Federal yasaları imzalamak ve ilan etmek;

F) Federal Mecliste konuşma yaparak ülkedeki genel durumu ve devletin iç ve dış politikaları hakkında bilgi vermek.

Örnek 5 (cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Birleşik Devletler Anayasası'nın 1. Maddesi 7. Bölümü:

Temsilciler Meclisi ve Senato'dan geçecek her tasarı bir kanun haline gelmeden önce Başkan'a sunulacaktır. Eğer Başkan tasarıyı imzalamazsa  aynen Meclise iade edecektir.

Örnek 6 (cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): Brezilya Anayasası'nın 84. maddesinde şunlar bulunmaktadır:

Cumhurbaşkanı, aşağıdakileri yapmak için sınırlı yetkiye sahiptir:

III - Anayasada belirtilen durum veya durumlarda yasama usulünü başlatma,

IV - Yasaların yayınlanmasını onaylama, yayınlama ve uygulama emirlerinin verilmesinin yanı sıra kararların uygulanması için kararname ve düzenlemeler çıkarma,

V - Tamamen veya kısmen veto etme hakkını kullanma,

XI - Yasama oturumunun açılması üzerine, ulus devleti tanımlayan ve gerekli gördüğü eylemleri isteyen bir hükumet mesajı yollamak ve Ulusal Kongreyi toplama,

XXIII - Ulusal Anayasa Kongresine, bu Anayasada belirtilen yıllık planlar yapmak, bütçe direktifleri vermek ve bütçe önerileri sunmak,

XXIV - Her yıl, mevzuat oturumunun açılmasıyla birlikte 60 gün içinde bir önceki mali yılla ilgili bilgilendirme için Ulusal Kongreyi toplamak.

Örnek 7 (egemen monarşi): Katar Anayasasının 106. Maddesi:

1. Konsey tarafından kabul edilen herhangi bir yasa tasarısı Emir'den onay alınarak uygulanır.

2. Emir, kanun tasarısını onaylamayı reddetmesi halinde, reddin onaylandığı sevk tarihinden itibaren üç ay içinde reddinin sebeplerini konseye verir.

3. Önceki paragrafta belirtilen süre olan 3 ay içerisinde bir kanun taslağının Konsey'e iadesi ve Konsey Üyelerinin üçte iki çoğunluğuyla bir kez daha geçerse, Emir bunları onaylar ve onayını kamuoyuna ilan eder. Emir, zor koşullar ortaya çıkarsa ülkenin yüksek menfaatlerine hizmet etmek için gerekli gördüğü süre boyunca bu yasanın askıya alınmasını emredebilir. Bununla birlikte, yasa tasarısı üçte ikilik bir çoğunlukla kabul edilmezse, aynı oturum döneminde yeniden değerlendirilemez.

Bazı parlamenter sistemlerde devlet başkanı, kendi takdirine bağlı olarak uygulanacak icraatlarla ilgili belirli yetkileri elinde bulundurmaktadır. Yasama meclisi tarafından yeniden gözden geçirilinceye kadar bir tasarıyı veto etme yetkisi olabilir ve ikinci kez onaylanabilir. Daha sonra imzalanacak bir harcama faturası ayrılır veya süresiz olarak askıya alınır (genelde kraliyet ayrıcalığı olan devletlerde bu güç nadiren kullanılır). Anayasanın işlerliğini test etmek için kanun tasarısını mahkemelere gönderir. İstendiğinde bir referanduma gidilerek kanun tasarılarının kabulü halka sunulur. 

Başkanın yürütme sorumlusu, kendine verilen yetki sayesinde, ilan edilen bir yasanın onaylanmasını geciktirebilir vaya hiç onaylamayarak ölü mektub konumuna getirir ve kabul edilen kanun tasarısını kaldırabilir, gerekli yürütme önlemlerini alarak siyasi açıdan kontrol edebilir.

Mevzuatın çağırılması ve çözülmesi

Bir devlet başkanına genellikle ülkenin yasama organını bir araya getirmek ve feshetmek yetkisi verilir. Pek çok parlamento sisteminde bu yetkiler çoğunlukla hükumet başkanının tavsiyesi üzerine kullanılır. Bununla birlikte, bazı parlamento ve başkanlık sistemlerinde devlet başkanı kendi inisiyatifleriyle bunu yapabilir. Bazı eyaletlerin sabit mevzuat düzenlemeleri vardır, seçim yapma imkanı yoktur (örneğin, ABD Anayasasının II. Maddesi, Bölüm 3). Diğer sistemlerde genellikle sabit koşullar vardır, ancak devlet başkanı, yasama organını belirli koşullarda kapatma yetkisini elinde tutar. Hükumet başkanının yasama organında desteğini kaybettiği durumda, bazı devlet başkanları dağılmayı reddedebilir ve böylece hükumetin istifasını zorla isteyebilir.

Örnek 1 (parlamento idari olmayan cumhuriyeti): Madde 13.2.2. İrlanda Anayasası'nda şu şekildedir.

Cumhurbaşkanı mutlak takdir yetkisi dahilinde, Dáil Eireann'ın (İrlanda Başkanını ve Seanad Éireann'ı da içeren İrlanda meclisi'nin alt meclisidir.) çoğunluğunun desteğini almaktan vazgeçmiş Taoiseach'ın tavsiyesi üzerine Dáil Éireann'ı dağıtmayı reddedebilir.

Örnek 2 (yarı cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti): 1958 Fransız Anayasası'nın ilk cümlesinin 12. Maddesi başlıklı 12. Maddesi:

Cumhurbaşkanı, Başbakana ve Parlementer Meclisi Başkanı'na danıştıktan sonra, Ulusal Meclisin feshini ilan edebilir.

Örnek 3 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Rusya Federasyonu Anayasasının 4. Bölümü, 84. maddesi şunları sağlar.

Rusya Federasyonu Başkanı:

B) Rusya Federasyonu Anayasası tarafından sağlanan usullere uygun olarak, davalarda devletin yasama organını fesheder.

Diğer ayrıcalıklar

Asalet, şövalyelik ve çeşitli unvanlar

Örnek 1 (meclis hükümdarlığı): Belçika Anayasası'nın 113. maddesinde:

Kral onlara imtiyaz hakkı tanımayan asalet unvanlarını verebilir.

Örnek 2 (meclis hükümdarlığı): Norveç Anayasasının 23. maddesinde:

Uygulanacak seçkin hizmetler için Kralın emirleri bir ödül niteliği kazanıp istediği kişilere verebilir ve bu tür emirler kamuoyuna da açıklanması gerekir. Ancak herhangi bir görevi olanların dışında hiçbir rütbe veya unvan verilmez. Bu emir, vatandaşların hiç birini ortak görev ve yüklerinden muaf tutmaz ve devlette üst düzey resmi görevlere geçmek için referans sebebi olamaz. Görevdeyken tanzim edilen üst düzey yetkililer var olan görevlerinde bir değişikliğe sebep olamaz ve unvanını korurlar. Ancak bu kurallar Danıştay üyelerine veya Devlet Sekreterlerine uygulanmaz.

Bundan böyle kişisel veya ekip olarak herhangi bir kalıtım imtiyazı kimseye verilemez.

Örnek 3 (parlamento cumhuriyeti): İtalya Anayasasının II. Bölümü 87. maddenin 8. bölümünde:

Başkan, Cumhuriyet'in onursal üstünlüğünü ortaya koyar.

Devlet başkanlarının dokunulmazlığı

Örnek 1 (parlamentosu olan ama icracı olmayan monarşi): İsveç Medeni Enstrümanında 1974 Bölüm 5, Madde 8:

Devlet Başkanı olan Kral veya Kraliçe, eylemleri nedeniyle yargılanamaz. Ayrıca bir Regent (Kral vekili) Devlet Başkanı olarak görev yaptığı için yargılanma için kovuşturmaya tabi tutulmaz.

Örnek 2 (parlamento monarşisi): Norveç Anayasasının 5. Maddesi:

Kralın kutsallığı vardır ve bu yüzden kınanamaz veya suçlanamaz. Sorumluluk, Konseyine aittir.

Örnek 3 (parlamento cumhuriyeti): Çek Cumhuriyeti Anayasasının 3. Bölümü, 65. maddesi:

(1) Cumhurbaşkanı gözaltına alınamaz, ceza kovuşturmasına tabi tutulamaz veya suç veya diğer yönetimsel suçlar nedeniyle yargılanamaz.

(2) Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa Mahkemesinde, Senatonun davasına göre vatana ihanet etmekten dolayı yargılanabilir. Ceza, cumhurbaşkanlığı makamının kaybedilmesi ve yeniden kazanılma hakkında da olabilir.

(3) Cumhurbaşkanı görevini icra ederken şahsi olarak işlenen cezai suçlarla ilgili kovuşturması görmezden gelinip sonsuza kadar suçun onanması yapılmaz.

Örnek 4 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Portekiz Anayasası'nın 130. Maddesinin I. Kısmı Başlıklı Kısım:

1. Cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlenen suçlarından dolayı Yargıtaya hesap verir.

2. Bildiriler yalnızca Cumhuriyet Meclisi tarafından başlatılır ve beşinci toplantıya kadar karar verilir. Cumhuriyet Meclisinin tüm üyelerinin üçte iki çoğunluğuyla görevini tam olarak yerine getirdiğini belirten bir karar alınır.

3. Mahkumiyet durumundan dolayı görevden alınan bir başkanın yeniden seçilebilmesi için hak mahrumiyetinin kaldırılması gerekir.

4. Görevini yerine getirirken karara bağlanmamış suçtan dolayı sorgulanan Cumhurbaşkanına, görev süresinin bitmesinin ardından ortak kurulan mahkemelerin önünde sorguya çekilir.

Örnek 5 (yönetici monarşi): Katar Anayasası'nın 64. Maddesi:

Emir, Devletin başıdır. Kişisel dokunulmazlığı vardır ve herkes tarafından saygı görmelidir.

Devlet başkanının özel yetkileri

Örnek 1 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Başlık II, 1958 Fransız Anayasası'nın 16'ncı Maddesi:

Cumhuriyet kurumları, ulusun bağımsızlığı, topraklarının bütünlüğü veya uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesi ciddi bir sorun olarak ortaya çıktığında ve anayasal kamu otoritelerinin düzgün çalışmadığı zamanlar olabilir. Cumhurbaşkanı Başbakana, Parlamento ve Anayasa Konseyi Başkanlarına ve Anayasa Konseyine resmi olarak danıştıktan sonra, şartların düzelmesi veya gereken tedbirleri almak için karar alabilir.

Millet'e seslenerek alınan önlemleri bildirir.

Alınacak önlemler, anayasal kamu yetkililerine görevlerini yerine getirme olanağı sağlayacak şekilde ve mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tasarlanmalıdır. Bu tür tedbirler konusunda Anayasa Konseyine danışılır.

Parlamento haklı olarak görevini yapmış olacaktır.

Böylesine bir acil durumda yetki kullanılırken Ulusal Meclis fesih edilemez.

Bu gibi acil durum güçlerinin kullanılmasından otuz gün sonra Anayasa Konseyine; Millet Meclisi Başkanı, Senato Başkanı, Millet Meclisi altmış üyesi ya da altmış Senatör tarafından atıf yapıp yapamayacağına karar verebilir. Birinci fıkrada öngörülen koşullar halen geçerlidir. Konsey, kararını mümkün olan en kısa sürede kamuoyuna açıklayacaktır. Doğruyu ve haklıyı bulmak için bir inceleme yapar ve acil durum gücünün altmış gün sonrasında veya daha sonraki bir zamanda karar verir.

Örnek 2 (yönetici monarşi): Katar Anayasasının 69 ve 70. Maddeleri:

Madde 69:

Emir, kanunla belirtilen istisnai durumlarda sıkıyönetim ilan edebilir. Devletin güvenliğini, topraklarının bütünlüğünü, halkının çıkarlarını zayıflatacak herhangi bir tehdide karşı koymak veya devletin organlarının görevlerini yerine getirmesini sağlamak için tüm acil önlemleri alabilir. Bununla birlikte, çıkartılacak kararname, sıkıyönetim yasalarının ilan edildiği istisnai durumların niteliğini belirtmeli ve bu durumu gidermek için alınan önlemleri açıklığa kavuşturmalıdır. Al-Shoura (Danışma) Konseyi, kararname ihlalini on beş gün içinde bildirir ve Konseyin herhangi bir sebeple oturumu yapmaması durumunda Konseyin ilk toplantısında kararnameden haberdar edilir. Sıkıyönetim yasaları sınırlı bir süre için ilan edilir ve aynı durum Danışma Konseyi tarafından onaylanmadıkça uzatılmaz.

Madde 70

Emir, acil önlemler alınıp özel yasaların çıkarılması gereken istisnai durumlarda Danışma Meclisinin oturumda bulunmaması durumunda, kanun hükmünde kararlara sahip ilgili hükümler çıkarabilir. Bu kararnameler, ilk toplantısında Danışma (Al-Shoura) Konseyine sunulacaktır. Konsey, gönderim tarihinden itibaren kırk gün içinde ve üyelerinin üçte iki çoğunluğuyla bu kararname yasalarından herhangi birini reddedebilir veya değişiklik talep etmesini belirli bir süre içinde yapabilir. Bu kararname, Konsey tarafından reddedildiği tarihten itibaren veya değişiklikleri yürüten sürenin dolduğu tarihten itibaren hukukun üstünlüğünü kaldırır.

Devlet başkanlarının af yetkisi

Örnek 1 (parlamenter monarşi): Danimarka Anayasası'nın 24. Bölümü şöyle diyor:

Kral affedebilir veya af talebinde bulunabilir. Bakanlar, yalnızca Yüksek Temsil Mahkemesi tarafından Parlamentonun onayı ile hüküm giyenleri affedebilir.

Örnek 2 (parlamento cumhuriyeti): Federal Almanya Temel Hukukunun V. Bölümü, 60 (2). Maddesi uyarınca:

Başkan, Federasyon adına mağdur kişileri affetme yetkisini kullanabilir.

Örnek 3 (yarı başkanlık cumhuriyeti): Başlık II, 1958 yılı Fransız Anayasası'nın 17'nci Maddesi:

Cumhurbaşkanı, bireysel bağışlama yetkisine sahiptir.

Örnek 4 (başkanlık cumhuriyeti): Birleşik Devletler Anayasası'nın II. Maddesi 2. Bölümü şunu öngörmektedir:

.. .ve o [Başkan] Amerika Birleşik Devletleri'ne yöneltilen suçlar için af dışında görevden alma gibi bir yetkiye sahip olacaktır.

Örnek 5 (cumhurbaşkanlığı parlamento cumhuriyeti): XI. Bölüm, Nauru Anayasasının 80. Maddesi:

Başkan,

(A) Bedensel veya yasal koşullara tabi olmak üzere, bir suçtan dolayı hüküm giymiş bir kişiyi affederek bağışlar.

(B) Bir suçtan dolayı kişiye uygulanan ceza infaz edilir veya belirli bir süre için bir mühlet verilir.

(C) Bir kişiye suç olarak verilen cezalar için daha şiddetli bir ceza yerine geçer.

(D) Bir suç için bir kişiye uygulanan cezanın tamamı veya bir kısmı hafifletilebilir.

Genel valiler

İngiltere dışındaki İngiltere'ye halen bağlı Milletler Topluluğu (Commonwealth) bölgelerinde, bir vali genel müdürü (Kanada'da vali general), ilgili başbakanın tavsiyesi üzerine temsilci olarak atar ve kurulan yere göre hemen hemen tüm Anayasal otorite olan Royal Prerogative (Kraliyet Önceliği)'ni uygular. Avustralya'da mevcut Kraliçe, devlet başkanıdır, çünkü vali, genel yönetici ve devlet yöneticisi "milletvekili" olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte genel vali, neredeyse tüm ulusal bazda krala ait işlevlerini yerine getirdiğinden, genel valiye bazen siyasi ve medya tartışmalarında devlet başkanı olarak atıfta bulunulmaktadır. Az da olsa Kanada'da görevli olan genel vali ve general'den hangisinin devlet başkanı olacağı konusunda belirsizlik vardır. Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine ve Tuvalu, hükümdarın devlet başkanını seçtiğini açıkça belirtmekle birlikte Tuvalu anayasası Devlet Başkanı'na herhangi bir yasa ile yapılan referansların Genel Sekretere yapılan atıfları da içerecek şekilde okunmasını açıklamaktadır. Devlet başkanları ve resmi ziyaretlerde valiler, genel başkanlık görevini sürdürür. Birleşmiş Milletlerde egemenliklerinin yanı sıra devlet başkanlığı statüsüne de sahipler.

Anayasal sözleşmelerde bakanların, parlamentonun veya hükümdarın talimatı olmadan hareket eden bir vali generaline 1926 yılında Kanada genel valisi genel sekreteri, parlamentonun dağılması talebinini iletmiş ve hükumetin resmi önerisini reddedip genel seçim talebinde bulunmuştur. Olaydan sonra hükümdarı bilgilendiren bir mektupta Vali, "Yanlış bir rotayı takip etmediğimi ispatlamak için hakkımdaki kararınızı beklemek zorundayım. Yaptığım doğru da olabilir yanlış da ama Kanada'nın çıkarları doğrultusunda vicdanım ile hareket ettiğimi ve aldığım bu kararda hiç kimseyi suçlamadığımı söyleyebilirim."

Başka bir örnek, 1975 yılında Avustralya anayasal krizinde, Genel Sekreter, Temsilciler Meclisi ve Senato arasında para cezaları ile ilgili bir anlaşmazlık söz konusu oldu ve Başbakan beklenmedik bir şekilde görevden alındı. Genel Sekreter, kamuya açık bir bildiri yayınlayarak bunun anayasaya uygun ve gerçekçi bir çözüm olduğunu ve başbakanın sadece yemin törenlerinde sorumluluk taşıdığını, kendi yetkisinin ise genel vali olduğunu söyledi. Avustralya hükümdarı Özel Sekreteri Martin Charteris'den gelen bir mektupta, Avustralya başbakanını görevlendiren tek kişinin Vali Genel Başkan olduğunu ve hükumetin anayasal yetkilerle kişisel olarak müdahale etmesinin uygun olmayacağını doğruladı. Bu nedenle ortaya konulan yetkilendirme, valinin genel sorumluluklarına girmektedir.

İngiliz Kraliçesi Elizabeth'in temsilcisi olarak bir vali yardımcısı tarafından temsil edilen diğer İngiliz Milletleri (Commonwealth): Antigua ve Barbuda, Bahamalar, Belize, Grenada, Jamaika, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia ve Saint Vincent ve Grenadinler.

Devlet başkanlarının seçimi ve çeşitleri 

Özellikle 19. yüzyıl ve öncesinden gelen birçok anayasa, günümüz uluslararası antlaşmalarındaki tanıtım yazılarında bir devlet başkanından açıkça bahsetmese de, bu pozisyona karşılık gelen görevliler diğer ülkeler tarafından devlet başkanı olarak tanınmaktadır. Bir monarşide, hükümdar genellikle devlet başkanı olarak anlaşılır. Bir cumhuriyette ise Devlet Başkanı, bugünlerde ise Genelde Başkan unvanını taşımaktadır. Ancak bazı milletlerde unvanlar farklılıklar gösterebilmektedir.

Ortaçağ Avrupa'sında Papa'nın, tüm yöneticiler arasında birinci ruhani lider olduğu ve Kutsal Roma İmparatoru tarafından takip edildiği kabul edildi. Papa, diğer liderlerin önceliğini belirleme hakkına da sahiptir. Bu ilke, önce İsveçli Protestan bir hükümdar olan Gustavus Adolphus tarafından sorgulanmış ve daha sonra ülkesi tarafından Westfalia Kongresinde (Avrupa Birliği'nin temellerini atan anlaşma “Vestfalya Anlaşması”) ortaya konulmuştur. İngiltere, daha sonra 1718 yılında kopuşa sebep olan Dörtlü İttifaktaki eski ilkelerini talep etmiştir. Ancak, 1815 yılındaki Viyana Kongresinde alınan karara kadar (1806 yılında Kutsal Roma İmparatorluğunun kaldırılması ve Fransa ile diğer Katolik devletlerin kendilerini savunmaları için) ve bugüne kadar tüm egemen devletlere, monarşi veya cumhuriyet olmasına bakılmaksızın eşit muamele yapılmıştır. Birden fazla devlet başkanının veya temsilcilerinin bir araya geldiği durumlarda, önceliğin genellikle alfabetik sırayla (ev sahibi tarafından belirlenen her dilde Fransızca 19. ve 20. yüzyılların çoğunlukla kullanılan diplomatik dil lingua franca'sı olduğu bilinir) veya üyelik tarihi ile belirlenir. 1815 yılından bu yana evrensel olarak kabul edilen prensipler üzerine kurulan, öncelik hakkına ilişkin çağdaş uluslararası hukuk, diplomatik ilişkiler konusunda Viyana Sözleşmesinden (özellikle, madde 13, 16.1 ve Ek iii) kaynaklanmaktadır.

Avrupalı ​​yazarlar ve devrimler, 16.-20. Yüzyıllar

Niccolò Machiavelli, prens tabirini 1532 yılında yayınlanan Prens adlı klasik tezinde kullandı. Hükumet başkanının çağdaş kullanımına benzer şekilde olması için genel bir terim olarak Prensi (İtalyanca: Principe) kullandı. Aslında eski devirlerden beri bilinen edebi kullanım biçimi ile yeni kullanılan Prens tabiri aynı anlamdadır. Thomas Hobbes Leviathanında 1651 yılında Egemenlik terimini kullandı. Avrupa'da anayasal monarşiye örnek hükümdar rolü olan, Jean Bodin, Absolutizm ve "L'etat c'est moi"nin ifade ettiği gibi Kralların İlahi Hakkı anlamında egemen bir yöneticinin kaderine kademeli olarak geçiş yapmanın adı olarak kullandı. Tek şahsın hakimiyetinden egemenliğin adeta evrimi niteliğinde olan Vesfalyen (Çağdaş uluslararası ilişkilerin temeli olan anlaşma) egemenliğine (Otuz Yıl Savaşı ve Seksen Yıl Savaşı sonunda Vestfalya Barışı) ve yönetilen halkın izniyle ortaya çıkan demokratik egemenliğe geçilmiştir. Bunlara paralel olarak halkın egemenliği kavramı, 1688 yılında İngiltere ve İskoçya'da Şerefli Devrim, 1789 yılında Fransız Devrimi ve 1918-1919 yılında Alman Devriminde olduğu gibi devam etmiştir. Bu çağa kadar ayakta kalan monarşiler, kendilerini anayasal sınırlamalara itaat etmek zorunda kalanlardı. Krallar tarafından yaygın olarak kullanılan kültürel başlıklar, Kral / Kraliçe veya İmparator / İmparatoriçe'dir. Diğerleri de Büyük Dük, Prens, Emir ve Sultan gibi adlarla anılır.

Ortak ve yedek devlet başkanları

Geçici devlet başkanı

Devlet başkanına herhangi bir nedenle devre dışı kaldığında, anayasal hükümler gereği devlet başkanlığı rolü geçici olarak atanmış bir kişiye devredilir veya geçici bir başbakan seçmesi için toplanan kurula yetki izni verilebilir. Bir cumhuriyette, anayasada belirtilen veya sonradan uyarlanmış hükümlere göre bir başkan yardımcısı, hükumet başkanı, yasama organı ya da başkan yardımcısı görevi devralabilir. Bir monarşide, bu genellikle kralın vekili ya da konseyden en iyi eğitimi almış kişi seçilebilir. Örneğin Birleşik Devletler'de Başkan Yardımcısı, Başkan'ın görevinden alındığı zaman hemen harekete geçer ve Kraliçe İngiltere dışındayken veya görevde bulunmadığı zamanlarda Devlet Danışmanlarına geçici görevi devredilebilir.

Eş başkanlar

Andorra gibi ülkelerde ikamet eden bir devlet başkanının bulunmadığı bazı ülkelerde, göreve yerel temsilci atanır. Andorra örneğinde olduğu gibi, iki prens başkan, eşbaşkan olarak görev yapar. Bu başkanlardan biri Fransa'daki Fransa Cumhurbaşkanı ve diğeri de İspanya'da ikamet eden Urgell Piskoposu'dur. Her eş prens başkan, Andorra'ya atanan yardımcıları tarafından temsil edilir. Ancak yardımcı başkanların belirlenmiş resmi bir unvanı yoktur.

Olağanüstü düzenlemeler

Savaş, işgal, devrim ya da darbe gibi istisnai durumlarda anayasal kurumlar, devlet başkanı da dahil olmak üzere sembolik olarak önemli bir kişinin temsiline bırakılabilir ya da acil bir durum için kurulan komiteye yetkiler teslim edilir. Örnek olarak Roman Cunta tipi bir kolektif yapılanma ortaya konulur, yani "geçici" bir rejimle askeri bir vali (eski bir örnek, Spartalı Harmost) atanır ve işgalci gücü ortadan kaldırmak için gereken hamleler yapılır.

Dini devlet başkanları

Antik çağlardan beri, çeşitli hanedanlar ya da ülkeyi bireysel yönetenler, Cennetin Vekili ve Kralların Kutsal Hakkı gibi ilahi otorite tarafından yönetme hakkını talep ederler. Bazı hükümdarlar, hatta kendi güneş tanrılarının dünyaya inmesini talep eden Mısır firavunları ve Sapa (yarı tanrı) İnkalar gibi ilahi soyları iddia edenler genellikle yakın akraba evlilikleri yaparak soy bağını korumaya çalıştılar. Antik Roma'da, imparatorun yönetiminde, tapılacak kadar çok sevilen liderliği (bir hanedanın hakimiyetinde sembolik, meşru bir unsur olan imparatoru temsilen ve özellikle de imparatorun ölümünden sonra) korumaya çalıştılar.

Hıristiyanlık'ta dini devlet başkanları

Roma Katolik döneminde Papa, bir zamanlar egemen bir papa ve devlet başkanıydı. İlk olarak Papaya ait yetkiler, siyasi açıdan önemliydi. İtalya Vatikan ile birleşmesinden sonra Papa, Vatican Şehri başkanlığını sürdürmüştür. Ayrıca Urgell Piskoposu, resmi olarak Andorra'nın iki Eş-Prensi'nden biri olmuştur. Birleşik Krallıkta hakim olan hükümdar, İngiltere'de Kilisenin Yüce Lideri olarak görev yapmakta ve bu konum ise sadece sembolik bir rol oynamaktadır.

İslam'da dini devlet başkanları

Halife, İslam'ın ilk dönemlerinde Hz. Muhammed (sav)'in  maddi ve manevi mutlak halefleri idi. O zamandan bu yana çeşitli siyasi Müslüman liderler Halifeliğe geldi veya getirildi. Halifelik, bazen de Osmanlı Sultanı gibi bir unvana ek olarak hanedan devlet başkanları görevlerinde bulunanlara verildi. Bazı İslam devletleri olan Umman, Yemen ve Suudi Arabistan'da devlet başkanı olarak imamlık vasfını almış olanlar tarafından yönetilmektedir.

İran'ın modern İslam Cumhuriyeti'nde, Yüce Lider vasfı ile halihazırda Ali Hamenei devlet başkanı olarak görev yapmaktadır. Orta ve Güney Asya'da bir zamanlar İngiliz olup Hindistan'ın soylu liderleri arasında sayılan, Şii İslam'ın önde gelen isimlerinden biri olan eşsiz hanedan Aga Khans günümüze kadar konumu devam etmiştir.

Hinduizm'de dini devlet başkanları

Hinduizmde bazı hanedanlar "hizmetkâr" unvanı ile kendilerini devletin koruyucusu olarak olarak kabul ederler. Tanrı kralının altında iş yapamayan vali anlamında "patron tanrısı" adına, Travancore Maharajası (tanrı kralın ) unvanı ile Patmanabha Dasa (Vishnu'nun hizmetkarı) gibidirler.

Budizm'de dini devlet başkanları

5. Dalay Lama döneminden 2011 yılına kadarki son kral 14. Dalai Lama'nın politik emekliliğine kadar Dalai Lamas unvanı Tibet'in siyasi ve manevi liderleri (tanrı kralı) olarak devam ettiler.

Cengiz Han'ın imparatorluk hanedanının eski anavatanı olan Moğolistan, 1585 yılından itibaren tulku dene ölen bilge bir kişinin ruhunun girdiğine inanılan çocuklara verilen ad olarak adlandırılmakta ve Cengiz Han'ın da bunlardan bir olduğuna inanılmaktadır. Bu hali ile Moğollar başka bir lamaist teokrasi (devlet işlerinin dini temellere dayandırıldığı yönetim biçimi) devleti konumundadırlar. 1924 yılında tulku kökenli teolojik rejimin yerine Komünist Moğol Halk Cumhuriyeti kuruldu.

Şehir devletleri ve kraliyet cumhuriyetleri

Eski Yunan çağındaki polis (şehir devleti) ve feodal çağ sonrasında eski Yunan sistemine benzer şehir devletleri (İtalya'da birçok şehir, Kutsal Roma İmparatorluğu şehirleri, Iberia'daki Mağribi taifesi kentleri, Marea medeniyetinin aşiret tipi kentleşmiş bölgeleri) örnek verilir. Monarşinin olduğu (Saltanatın bir başka adıdır) büyük eyaletlerde, anlam ve kökleri ayrı olan sistemden cumhuriyetçi sisteme kadar geniş bir yönetim modelleri yelpazesi mevcuttur.

Dükler, İtalyan soylularının arasından seçilir ve egemen dükler olarak "hükümdar" unvanı alırlardı.

Tarihi verileri çelişkili olan dönemlerde "cumhuriyetçi" ve "monarşik" özellikleri birleştiren çeşitli devlet düzenlemelerinden bahsedilmektedir.

Hollanda'nın tarihsel geçmişinde "teğmen" veya "vali" anlamına gelen, başlangıçta Habsburg hükümdarı için, hissedarlar ve paydaş elemanlar olarak adlandırılan yetkilere sahipti.

Çoklu veya müşterek devlet başkanları

İç karmaşıklıkların olduğu Cumhuriyetlerde ortak bir devlet başkanı olabilmektedir. Örneğin, İsviçre Federal Konseyinde yöneticiler (Directoire) sembolik üçlü otoriteyi temsil edip her üye sırayla tören başkanı olarak görev yapmaktadır. Bosna-Hersek'te üç üyeli cumhurbaşkanlığı modeli vardır. San Marino'da ise konsolosluk yapmış ve eşit sayıda İtalyan Ortaçağ cumhuriyetlerinin geleneğini sürdüren iki "Kral-Liderler" ile temsil edilir.

Andorra gibi yarı bağımsız olan ülkelerde devlet lideri olmadığından iki dış ülkeden temsilci liderler ülkeyi idare eder. Bu ülkenin idaresi Fransa Cumhurbaşkanı ve İspanya'nın Ürgell'li piskoposu arasında koordineli olarak yapılmaktadır. Eski Anglo-Fransız devleti yeni Hebrides ülkesi Fransız ve Andorra ulusunun devlet başkanının temsilcisi olan yüksek bir komiser meclisi tarafından temsil edilmektedir.

Roma Cumhuriyeti'nde, iki devletin başkanı unvanını almış olan Konsolos vardı, ikisi de, görev süreleri boyunca her ay değişerek görevlerini sürdürdü. Buna benzer şekilde eski çağ İtalyan Cumhuriyetlerinde eşit sayıda hak sahibi olan liderler vardı. Atina Cumhuriyeti'nde dokuz yüce sulh yargıcı ve bu yargıçların kullandığı belli kurallar vardı ve bu kurallar geçmişten gelen tecrübe arşivlerinden alınmıştı. Carthage'da iki yüce hakim, belli kuralları ve tarzı olan krallar veya süfeler (hakimler) vardı. Antik Sparta'da, iki farklı krallığa ait iki farklı hanedan mevcut olduğunu gösteren iki kral kalıntılarına rastlanmıştır.

Bu tür düzenlemeler, devlet olmayan ve monarşi olarak tanımlanmayan uluslar üstü yapılanmalar ile karıştırılmamalıdır. Bu ancak sembolik olarak kabul edilebilir. Bu tür oluşumlar bir protokol usulü veya üst düzey bir bürokrasiye sahip olanlar için kullanılan model olabilir. Örneğin, İngilizler tarafından belirlenen temsilci başkan, 14 Şubat - 14 Temmuz 1958 yılında, Irak'ın Hashemite Kralı ile Ürdün arasında kısa süreli Federasyonun düzenlenmesinde arabulucu olarak yapmıştır.

1928 yılında kurulan Çin Cumhuriyeti Ulusal Hükumeti, ortak (kolektif) devlet başkanı seçmek için yaklaşık 40 kişilik bir açık oturum düzenledi. 1928 yılı sonrasında geçici bir anayasa ile Kuomintang tek hükumet partisi olarak kuruldu ve Ulusal Hükumet'i bu partinin Merkezi İcra Komitesi talimatlarıyla birleştirildi.

Benzersiz başkanlık durumları

Bazı monarşik ulus devlet rejimlerde başkan unvanı, devlet başkanları için en yaygın olarak kullanılsa da ulusal dildeki "lider" anlamına gelen ve ülkesinde benimsenmiş özel bir tarz unvan ile anılırlar. Örneğin, Almanya'nın tek ulusal Sosyalist Partisinin şefi, resmen veya fiilen gerçek lider olarak kabul edilip devlet ve hükumet başkanı olan Adolf Hitler'i yüksek çoğunluklu oy oranı ile seçti. 1934-1945 yılları arasında sosyalist şefe yerel dil olan Almanca ile "Führer" denmiştir.

1959 yılında, eski İngiliz sömürgesi Singapur kendi kendini yönetirken, İngiliz Valisi (gerçek devlet başkanı İngiliz hükümdarı olarak kaldı) için Malay tarzı Yang di-Pertuan Negara (Malay'da "devlet başkanı" anlamına gelir)'yı kabul etti. Makamdaki ikinci ve son görevli Yusof bin Ishak, 31 Ağustos 1963 tarihli tek taraflı bağımsızlık bildirgesinde ve 16 Eylül 1963 yılında Malezya'ya bir devlet başkanı olarak girmesinden sonra da makamını korudu (bağımsız olmadan ve şimdi federasyonun etkili kurucusu olarak). Yusof bin Ishak, 9 Ağustos 1965 yılında Malezya'dan sürüldükten sonra, kurulan Singapur Egemen Milletler Topluluğu Cumhuriyeti'nde ilk başkan oldu.

1959 yılında Endonezya Başbakan Yardımcısı Mohammad Hatta'nın istifası üzerine Başkan Sukarno, Başbakan ve Bakanlar Kurulu görevini üstlenerek başkan yardımcısı pozisyonunu ve unvanını kaldırarak kendini ömür boyu devlet başkanı ilan etti (Endonezyalı Başkan Koray Hidrop Panglima Tertinggi "Panglima: Malezya ülkelerinde kullanılan askeri bir unvan" anlamına gelen "komutan veya rütbeli kahraman",  "tertinggi" anlamına gelen "en yüksek", İngilizcede ise "Devrimin Üst Komutanı" olarak tercüme edilir). Kendisi aslında krallara verilen Malay onuru olan "Paduka Yang Mulia" onur ödülünü aldı. Sukarno, asil soyundan dolayı kendine bu unvan verildi.

Devlet başkanlığı unvanının ve tanımının belirsiz olduğu birkaç ülke vardır. Çin Kültür Devrimi sırasında, Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkanı olan Liu Shaoqi'nin devrilmesinden sonra hiçbir varis ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle devlet başkanının görevleri toplu olarak Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesine devredilmiştir ama bu durum daha sonra değiştirilmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı şimdiki Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkanı unvanını almıştır.

Kuzey Kore'de geç dönem liderlerinden Kim Il-sung, ölümünden 4 yıl sonra "Ebedi Başkan" seçildi ve cumhurbaşkanlığı kaldırıldı. Sonuç olarak, daha önce Cumhurbaşkanı tarafından kullanılan yabancı elçileri akredite etme ve yurt dışı ziyaretlerde bulunma gibi bazı görevler anayasal olarak, Yüksek Temsilciler Meclisi Başkanlığınca Ebedi Başkan'ın görevleri içine devredildi. Bununla birlikte, Kuzey Kore'de Kim Jong-un en güçlü kişi olarak Devlet Başkanının sembolik rolünü üstlendi, parti lideri ve ordu komutanı oldu. 

O le Ao o le Malo unvanlarının karşılıklı belirsizliği ve devlet başkanının huyu ve mizacı göz önüne alındığında, Samoa'nın seçilmiş hükümdarlık ya da aristokratik bir cumhuriyet olup olmadığı tartışılmaktadır.

Bazı devletlerde devlet başkanlığı görevi, bu rolü yansıtan belirli bir başlık altında değil, anayasal olarak farklı biçimsel nitelik taşıyan bir görevle verilir. Bu nedenle, Mart 1997 yılında, mutlak gücü elinde tutan Albay Muammer Kaddafi, on yıl sonra Libya Cemahiriya Devlet Başkanlığı ve Hükumet Başkanlığı görevini yürüten "Devrimin Rehberleri" olarak anılacaktır. Bir Başbakan olarak politik gerekçeler kullanarak Devrimci Komuta Konseyi Başkanı ile Genel Halk Kongresi Genel Sekreterliği gibi her iki görevi de üstlendi.

Bazen bir devlet başkanı, en üst kademede unvan belirlenip resmi görevine başlamadan önce devlet yasaları ve siyasal yapı gerçek statüsüne oturduğunda göreve başlar. 1 Ocak 1960 yılında bağımsız bir cumhuriyet olan Kamerun'da (Cameroun, eski bir Fransız kolonisi), ilk Başkan Ahmadou Babatoura Ahidjo, önce şef d'état olarak bilinen unvanı ile adı kullanılmadan bundan sonra devlet başkanlığı 'şef d'état' (Fransız devlet başkanı) olarak anıldı. Idi Amin, 25 Ocak 1971 yılında yaptığı darbeden sonra, Uganda'da resmen (anayasaya aykırı olarak ve seçilmeden) cumhurbaşkanı oldu ve 21 Şubat 1971 tarihine kadar devlet başkanlığı yaptı.

Bazı durumlarda, sakıncalı devlet liderliğine uyum sağlamak için özel bir stile ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, Hindistan'a girmesinden sonra Keşmir'de Sardar-i-Riyasat adı ve Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yasser Arafat'ın ilk başkanı olan "Sardar-i-Riyasat" adı ile aynı unvanı kullanıyordu. 1994 yılında bu unvan "Filistin Ulusal Otoritesi" olarak değiştirildi. 2008 yılında aynı isimdeki unvan "Filistin Devleti Başkanı" olarak yeniden dizayn edildi.

Meşruiyet

Devlet başkanının konumu farklı yollarla ve farklı meşruiyet kaynaklarıyla kurulabilir.

Kurgu veya emir ile başkanlık

Güç güçten gelebilir, ancak meşrutiyet sürekli hayali iddialarla (örneğin Önceki bir hanedandan soy olarak geldiğini iddia eden sahte bir iddiayla) kurulabilir. Bir hanedanın bölünmesi durumunda, aynı soydan olan hükümdar adayları arasında düzenli olarak devam eden egemenlik elde etme çatışmaları olmuştur. Egemenliğin bu tür haneden çekişmelerinde, halkın milliyetçi duygularını ön plana çıkartıp isyanlar ortaya çıkabilmektedir. Bu çekişmeler sonrasında hükümdar olan kişi, kendine verilen imtiyaz hakkını koruma çabasına girer ama oldukça zorlanır. Bu duruma benzer bir durum, Helenistik Bergama'nın son Attalid kralı, iktidar için girdiği mücadelede dramatik bir son olmaması için vasiyetname yazarak Romayı terk etmiştir.

Kutsal atama ile başkanlık

Bir teokratik (din adamlarının egemenliğine dayalı yönetim biçimi) ilahi statüler altında ortaya çıkan iktidar, dünyevi otoriteye dönüşmüştür. Bu da devletin üzerinde ilahi olduğu söylenen bir otorite biçimini ortaya çıkartıp, Rahiplik statüsüne siyasal nüfuz kazandırmıştır. Amun (Eski Mısır inancına göre güneş tanrısı) rahipliği, Firavun Akhenaton'un reformlarını ölümünden sonra tersine çevirmiştir. Temporal (maddi) güç, halkın desteğini ve dolayısıyla kendi meşruluğunu garanti altına almak için anahtar görevi gören din adamlarının adaylığını kullanmıştır. Bu durum, papalık ile Kutsal Roma İmparatoru arasında geçen iktidar mücadelesine benzemektedir. Teokratik gücün dinsel içeriği olduğundan dolayı siyasal amaçlar için bölünmesi hep tartışmalı olmuştur. Mesela taç giyme sırasında siyasal resmi tören düzenlenmesi gibi.

Sosyal sözleşme ile başkanlık

Toplumsal sözleşme kavramı,  halkın ulusun bütünlüğü ya da seçmenlerin oy verme veya seçim yoluyla yetki vermesi anlamına gelir.

Anayasa gereği başkanlık

Bireysel devlet başkanları, anayasaya göre konumlarını kazanabilirler. Örneğin, 1974 yılındaki Anayasanın 333. maddesine göre Yugoslavya SFR (Sosyalist Federal Cumhuriyeti), Federal Meclisin Josip Broz Tito'yu zaman sınırlaması olmaksızın cumhurbaşkanı olarak atadığını belirtmiştir.

Babadan oğula başkanlık

Bir hükümdarın konumu genellikle soya bağlı ve kalıtsaldır, ancak monarşik anayasalarda görevdeki yetkilerini kullanma yasağı vardır. Hükümdarın soyundan olmayan başka birinin kral olması yasaklanmıştır. Kalıtsal bir monarşide hükümdarın konumu, genellikle tarihsel hanedanlığın kan bağından dolayı var olan soy kütüğünün dışına çıkmadan, kraliyet ailesi içinde ve yasal olarak belirlenir. Tahta vâris olacak hükümdarın kraliyet soyu, pürüzsüz bir halefiyet ile bağlı olduğu hükümdar olmadan önce iyi bilinmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, Avrupa tarihinin belli belirsiz liderliğe aday olma vakıaları bir çok savaşlara yol açmıştır.

Monarch'un en büyük çocuğunun hükümdar olmak için ilk sıraya yerleştiği Primogeniture (en büyük çocuk olma) sistemi, soy/kalıtsal monarşideki en yaygın sistemdir. Ardışık sıralama genellikle cinsiyete dayalı kurallardan etkilenir. Tarihsel olarak akrabalar arasındaki en büyük çocuk (agnatic primogeniture) ya da babanın oğullarından en büyüğü olma (patrilineal primogeniture) kuramı tercih edildi. Bu bir hükümdar ya da aile reisinin oğulları arasında doğum kıdemlerine göre belirlenmektedir. Oğul meseleleri kardeşlikten önce miras konusunu belirler ve erkek kardeşler arasında ilk erkek öncelikli hakka sahip olur. Erkeklerin önceliği bayanlardan daha önce gelmektedir. Bu yarı-Salik primojeni (Frenk olan ve yarı erkek soyu temsil eden) ile aynı anlamda kullanılır. Kadınların hanedan soyunu belirleme konusunda tamamen dışlanması, yaygın olarak Salic yasasının uygulanması olarak adlandırılır.

Primogeniture (ilk doğan erkek kuralı) uygulaması Avrupa yasalarıyla ve gelenekleriyle kutsanmadan önce krallar kendilerinden sonra gelecek kral adaylarını, genellikle taç giydikten sonra çoğunlukla da büyük oğullarını seçerek koruma altına alıp destekleyerek aday gösterirdi. Bu nedenle kralın yaşlanması durumunda kendinden sonraki varis olacak oğlunu kral yapar ve ülke iki kralla yönetilirdi. Kıdemli ve tecrübeli baba kral ve büyük oğul olduğu için seçilen genç Kral. Örnekler arasında İngiltere'nin genç Kral Henry ve Fransa'daki birinci Capetians bulunmaktadır.

Ancak, bazen, primojenleştirme (soyun devamı olan büyük erkek çocuk) kuralı değişerek bayan neslinin devamı olan soy da kral olarak kullanılmıştır. Bazı sistemlerde kadının soyu, yalnızca ortak bir ataya kadar uzanan erkek hattı ile birleşmesi durumunda hükümdar olarak seçilebilir. 1980 yılında İsveç'te, 1810 Vekaletnamesi yeniden yazılarak, verasetin hem erkek, hem de kadınların soyundan gelenlerle belirlenmesini ilan eden ilk Avrupa monarşisi haline geldi. Bunun anlamı ise kadın ya da erkek olmak üzere hükümdarın en büyük çocuğunun tahta çıkması anlamına geliyordu. Diğer Avrupa monarşileri (örneğin 1983 yılında Hollanda, 1990 yılında Norveç ve 1991 yılında Belçika) o zamandan beri kadın ve erkek soy takibinde eşit olduklarını kabul etmişlerdir. Benzer reformlar, 2011 yılında eşitlikten etkilenen ülkelerin tamamı tarafından onaylanmış ve 2015 yılında yürürlüğe girerek Birleşik Krallık ve diğer Federal Hükumetler için de önerilmiştir. Soy ile belirlenen hükümdarlık konusundan bazen Hristiyan dini ile referanslı devletler de etkilenmiştir. 1701 yılında yapılan anlaşma uyarınca tüm Roma Katolikleri ve Roma Katolikleri ile evlenen tüm soylular İngiliz hükümdarı olarak kabul edilemez ve iktidar için soy sırasına girmezler ilkesi benimsenmiştir.

Bazı monarşilerde, görevdeki hükümdar ya da ölümünden sonra toplanan bazı gruplar, çoğunlukla hanedanın kurucusunun meşru torunlarıyla lider olmayı sınırlandırarak soydan gelen kişiler arasında özgürce seçim yapma hakkı tanımışlardır. Yasama Meclisi, resmi din, ikamet, eşit evlilik veya yasama organının izniyle bu seçim hakkını daha da sınırlamıştır.

Ardışık olarak işleyen diğer soy/kalıtsal sistemler arasında, yarı seçmeli olan, nitelik ve yaşlılığa ağırlık veren tanistry (hayattayken seçilen veliahd) bulunur. Suudi Arabistan gibi bazı monarşilerde, tahtın devamı genelde ilk önce hükümdarın en büyük kardeşine ve bundan sonra da hükümdarın çocuklarına (agnatik kıdem olarak) geçer.

Seçimle başkanlık

Seçim yapmak, genellikle bir cumhuriyet rejimlerinde devletin başkanını seçmek için anayasal bir yoldur. Bazı monarşilerde ya doğrudan seçimler yoluyla ya da dolaylı olarak yasama mensuplarının oyları veya seçmenlerin özel bir üniversiteden (örneğin ABD'deki Seçmenler Koleji gibi) olmalarını isteyen ayrıcalıklar taşıyabilir. Ayrıcalıklı seçilmek, Birleşik Arap Emirlikleri'nde ve Malezya'da olduğu gibi, devlet başkanı olacak veliahtlardan oluşan federasyonun, devlet başkanını kendi aralarında seçmelerini sağlar. Papa ile Vatikan Devlet Başkanı, aralarında yapılan papalık seçimleri sonucunda yeni başkanı, 80 yaşın altında ve daha önce görevlendirilmiş muhafazakarlar arasından seçer.

Atama ile başkanlık

Devlet başkanına, kendinin ardından gelen oğlu Richard'ın kral olmasını istemiş ve onunda ardından diğer küçük oğlu Commonwealth Oliver Cromwell'in "Lord Koruyucu" gibi bir unvan verilip kral adayı olma yetkisi vermiştir.

Zorla veya devrimle başkanlık

Bir devlet başkanı, iktidarı devrim ile ele geçirebilir. Bu sistem, otoriter ya da totaliter rejimlerin uyguladığı gibi, gücü korumak için güç kullanımı ile aynı değildir. Diktatörler sıklıkla söylem olarak genelde demokratik unvanlar kullanırlar. Ancak bazıları kendilerini demokratik söylemi de önemsemeden hükümdar olarak ilan etmişlerdir. Bunların örnekleri arasında Fransa İmparator III. Napolyon ve Arnavutluk Kralı Zog yer almaktadır. İspanya'da Francisco Franco, kendini resmi Devlet Şefi (Jefe del Estado) kabul etti ve olmayan monarşiyi kabul edip kendini de o monarşiye lider kabul ederek kurdu. Uganda'nın lideri İdi Amin, kendisini "Olması Gereken Başkan" olarak seçen tarihteki birkaç kişiden birdir.

Dış güçlerin dayatmasıyla başkanlık

Yabancı iktidarlar, kendi hanedanlığının bir dalı veya kendi menfaatine dost bir şube kurabilir. Rus İmparatoriçesi, yasal tahttan yoksun kalan akrabası Adolf Frederick'i 1741'den 1743 yılına kadar olan Rus-İsveç Savaşı sonucunda barış şartı olarak kabul edebilmesi için İsveç tahtının mirasçısı olmasını istemiştir.

Kayıp sebebiyle başkanlık

Şiddet olaylarının olduğu devirlerden sonra devlet başkanlığı, ölüm dahil olmak üzere anayasal görev süresinin sonuna gelmesi, görevden vazgeçme veya istifa etme gibi durumlarla el değiştirmeye başlamıştır. Bazı durumlarda, vazgeçme tek taraflı olarak gerçekleşmeyebilir. Ancak İngiliz Kral VIII. Edward davasında olduğu gibi parlamentoda çıkan yasa onaylandığında yürürlüğe girer. Görev, anayasa değişikliği ile de kaldırılabilir. Bu gibi durumlarda, görevdeki lidere vazifesinin sona erdiği iletilir. Elbette, devletin başında bulunan liderinin varlığı sona erecek ancak bu devletin istediği gibi olacaktır.

Bazı ülkelerde devlet başkanlarının görevden alınmasına izin verildiği halde en geniş hali ile dokunulmazlıkları devam eder ya da yasal ve adli makamların istisnai gerekçelerle benzer bir anayasa prosedürüne izin verirler. Bu dokunulmazlık; ortak bir suç sebebi, siyasi bir günah veya kral için zorunlu din hükümlerini ihlal etme davranışı olabilir. Benzer bir prosedürle var olan ve devam eden yürürlükteki görev süresi geçersiz ilan edilebilir.

Uluslararası bazı temel antlaşma yükümlülüklerinin ciddi şekilde ihlal edilmesi gibi bir durumda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi veya bazı ittifaklar ile, anlaşmazlığın içinde bulunan ülkelerin bir devlet başkanını tayin etmesi, barışın sağlanmasına sebep olacak geçerli bir neden olarak değerlendirilir.

Eski devlet başkanları

Eski devlet başkanlarının heykelleri, anıtları ve abideleri, bir devletin halkının tarihini, değerleri ya da arzularını temsil etmek üzere tasarlanabilir. Örneğin, Berlin'de kurulan birleşik Almanya'nın ilk İmparatoru olan Kaiser Wilhelm'in binicilik halindeki atlı bronz heykeli, 19. yüzyıl (1950 yılında anıt yıkılmış) ya da Victoria Anıtı, Kraliçe Victoria ve onun hükümdarlığı (1837-1901) anısına Londra Buckingham Sarayı'nın önünde kuruldu ve 1911 yılında torunu Kral V.George  tarafından açılışı yapıldı. Bunlar gibi 1876 yılında Hindistan İmparatoriçesi olarak Kraliçe Victoria'nın heykeli egemenliğini anmak üzere 1921 yılında Kalküta'da Victoria Anıt Salonunun önüne yerleştirildi. Başka bir 20. yüzyıl örneği, 1927-1941 yılları arasında yapılan Mount Rushmore Ulusal Anıtıdır. Amerika Birleşik Devletleri eyaletinin 40. Eyaleti olan Güney Dakota Black Hills'ta 1889 yılında görkemli bir siluet üzerine, ABD'nin kurulduğu ilk 130 yılda bölgesel genişlemeyi temsil eden "Demokrasi Anıtı" olarak yapıldı.

Kişisel etki veya ayrıcalıklar

Birleşik Devletler'in eski Başkanları, hiçbir siyasi yetkileri kalmamasına rağmen, bazen ulusal ve dünya meselelerinde nüfuz etmeye devam etmektedirler.

Bir kral, anayasal ya da lider olarak etkinlik rolünü kullanarak hakimiyetinin devamını sağlayacak ve kraliyeti kendi soyunda devam ettirebilecek şekilde dizayn edilmiş bir referandum kazanmıştır. Daha sonra oğlunun tahta geçmesi için tahttan çekilen Belçika Kral'ı III. Leopold görevden ayrıldıktan sonra da krallık imtiyazı olan bazı ayrıcalıkları kullanmaya devam etmiştir. Napolyon, tutuklandığı Elba'nın İtalyan prensliğini ilk imparatorluğunun minyatür bir versiyonuna dönüştürdü. Cent Jours, Fransa'da gücünü kaybedinceye kadar rakiplerini ikna edip 1815 yılında Viyana Kongresi'ni yeniden toparladı ve Saint Helena'nın haksız ayrıcalıklarını iptal edip sürgünde ölmeye gönderdi.

Geleneğe göre, özgürce konumundan vazgeçmeyen bazı hükümdarlar, monarşik unvanlarını hayatlarının geri kalanında icraatta olmasalar da nezaketen kullanmaya devam ederler. Bu nedenle, II. Constantinus, Helen Kralı olmaktan vazgeçtikten sonra bile tahta geçmiş kral ve ailesi, eski kral hala tahtta oturmuş gibi muamele etmişlerdir. Bu durum kraliyet düğünlerinde misafir listelerinde yer almalarıyla da devam etmiştir. 2010 yılında İsveç'te, 2011 yılında Britanya'da ve 2012 yılında Lüksemburg'da buna benzer durumlar yaşanmıştır. Yunanistan Cumhuriyeti, vazgeçtikleri hükümdar ve eski kraliyet aile üyelerine eski unvanları olan kraliyet statüsünü belirten bir soyadı ile olmaları hakkına karşı çıkmışlardır ve kabul etmemişlerdir. Bu şartı yerine getirmedikleri sürece Yunan vatandaşlığının kazanılmasını engelleyecek mevzuat çıkarmışlardır. Eski kral, Yunanistan Cumhuriyeti'nin kendisi ve ailesi için aldığı bu karar için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne baş vurmuş, Yunanistan'da mülk sahipliği bulunduğunu gündeme getirmiş ancak isim meselesiyle ilgili olarak haklı kabul edilmemiştir.

Bununla birlikte, diğer bazı devletler, eski görevlerine atıfta bulunan hükümdarları ile ilgili herhangi bir problem çıkartmamış ve hatta devletin verdiği uluslararası diplomatik pasaportuyla seyahat etmelerine izin verilmiştir.

İtalyan anayasasında, İtalyan Cumhuriyeti'nin Başkanı Emeritus görevinin sona ermesinden sonra, Cumhurbaşkanlığı unvanı alarak vasfına uygun yaşayabileceği bir senatör olmuştur. Dokunulmazlık, uçuş durumunu düzenleme ve resmi konutlarda oturma gibi belirli imtiyazlar verilmiştir.