21 November 2018, Wednesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Demir Çağı

İçindekiler
  1. Demir Çağı nedir?
  2. Demir Çağı kronolojisi
  3. Demir Çağı özellikleri

Demir Çağı nedir?

Demir Çağı, başlıca alet yapım materyalinin demir olduğu zaman olan tarih öncesi döneme ve Eski Dünya (Afro-Avrasya)'ya atıf yapan arkeolojik bir dönemdir. İstisnalar olmakla birlikte, Demir Çağı genellikle Avrupa ve Asya'da Bronz (Tunç) Çağı'ından ve Afrika'da Taş Devri'nden sonra gelir. Meteorik demir, MÖ 3200'den beri insanlar tarafından kullanılmaktadır. Ancak demir cevherini ergitme, yabancı maddelerden arındırma ve alaşımdaki karbon miktarını düzenleme yeteneği elde edilene kadar antik dönemde demir üretimi yaygın değildi. Demir Çağı'nın başlangıcının, bölgeye bağlı olarak, MÖ 1200 ile MÖ 600 yılları arasında olduğu kabul edilmektedir. Demir Çağı'nın sonu ise, dünyanın birçok yerinde yazının yaygın şekilde benimsenmesi ile tanımlanır ve bu nedenle de tarih öncesi dönemden tarihsel döneme geçişe işaret eder.

Demir Çağı kronolojisi

Bilinen en eski demir eserler, Aşağı Mısır'ın Gerzeh kentindeki mezarlardan elde edilen ve MÖ 3200 yılına tarihlenen; özenli bir şekilde çekiçle şekillendirilmiş meteorik demir olarak tanımlanan dokuz adet küçük boncuktur. Karakteristik bir demir-nikel alaşımı olan meteorik demir, Demir Çağı'ndan binlerce yıl önce çeşitli eski halklar tarafından kullanılmıştır. Bu demir, doğal madeni haliyle cevherlerin ergitilmesine ihtiyaç bırakmamıştır.

Orta Tunç Çağı'yla ilgili arkeolojik kayıtlarda, ergitilmiş demire nadiren rastlanır. Dünyasal demir doğal olarak bol olmakla birlikte, 1.538 ° C (2.800 ° F) olan yüksek erime noktası, MÖ ikinci binyılın sonuna kadar onu yaygın kullanım alanının dışına çıkardı. Kalayın 231.9 ° C (449.4 ° F) olan erime noktası ve bakırın 1.085 ° C (1.985 ° F) olan erime noktası da onların, MÖ 6000 yıllarına dayanan ve 900 ° C (1.650 ° F)'den daha yüksek sıcaklıklar üretebilen Neolitik çömlek fırınlarında işlenmesine imkan verdi. Özel olarak tasarlanmış fırınlara ek olarak, antik demir üretiminin; demiri kirden arındırma, sertlik ve mukavemet dengesini sağlamak için karbon karışımını sıcak işleme ile birleştirerek düzenleme ve paslanmayı önlemek amacıyla alaşımlar ilave etme gibi karmaşık aşamalardan geçmesi gerekiyordu. 

Demir yapımı için en erken geçici kanıt, MÖ 2200 ila 2000 yılları arasına tarihlenen ve Kaman-Kalehöyük'teki Proto-Hitit tabakalarında bulunmuş olan, uygun miktarda karbon karışımına sahip az sayıdaki demir parçalarıdır. Akanuma (2008), "Karbon tarihlemenin, arkeolojik şartların ve arkeometalürik incelemenin kombinasyonu, çelikten yapılmış demir eşya kullanımının Orta Anadolu'da MÖ 3. bin yılda başlamış olabileceğini göstermektedir" şeklinde bir sonuca varmıştır. Souckova-Siegolová (2001), demir aletlerin Orta Anadolu'da MÖ 1800 civarında çok sınırlı miktarda yapıldığını ve bu aletlerin Yeni Hitit İmparatorluğu (yaklaşık olarak MÖ 1400-1200) döneminde genel olarak halktan kimseler tarafından değil, elit tabaka tarafından kullanılmakta olduğunu gösteriyor.

Benzer şekilde, Hindistan'daki Ganj Vadisi'nde demir yapımıyla ilgili bulunan yeni arkeolojik kalıntılar, geçici olarak MÖ 1800 yılına tarihlendi. Tewari (2003) "Doğu Vindhiyas demir ergitme ve demir ürünlerinin imalatı bilgisine sahipti ve demir, Orta Ganga Ovası'nda en azından MÖ 2. bin yılın başlarından itibaren kullanılmaktaydı" şeklinde bir sonuca varıyor. Orta Tunç Çağı ile birlikte, Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve Güney Asya'da çok sayıda ergitilmiş demir nesne (üründe nikel bulunmaması nedeniyle meteorik demirden ayırt edilebilir) ortaya çıkmıştır. Afrika'daki yerler, MÖ 1200'lü yıllara tarihleniyor.

Modern arkeolojik bulgular, büyük ölçekli demir üretiminin başlamasını, Bronz Çağı'nın sonunu işaret ederek, MÖ 1200'lü yıllara dayandırmaktadır. MÖ 1200 ile MÖ 1000 yılları arasında demir metalurjisinin ve demir nesnelerin kullanımının kavranması, hızlı ve yaygın olmuştur. Anthony Snodgrass, MÖ 1300'lerde Bronz Çağı'nın çökmesinin ve Akdeniz ticaretindeki bozulmaların bir parçası olan kalay sıkıntısının, metal işçilerini bronzdan başka bir alternatif aramaya ittiğini ileri sürdü. Kanıt olarak, birçok tunç (bronz) alet bu süre zarfında silahlara dönüştürüldü. Demirin daha yaygın olarak kullanılması, daha düşük maliyetle, gelişmiş çelik üretme teknolojisine yol açtı. Böylece, kalay tekrar kullanılabilir hale geldiğinde bile, demir daha ucuz, daha güçlü ve daha hafif olduğundan, dövme demir aletler, kalıcı olarak dökme bronz aletlerin yerini aldı.

Avrupa'daki Demir Çağı, antik Yakın Doğu'daki, antik Hindistan'daki (Rigvedik sonrası Vedik uygarlığıyla birlikte), antik İran'daki ve eski Yunanistan'daki (Yunan Karanlık Çağı'yla birlikte) Bronz Çağı çöküşünün bir parçası olarak görülmeye başlamıştır. Avrupa'nın diğer bölgelerindeki Demir Çağı; Orta Avrupa'da MÖ 8. yüzyılda ve Kuzey Avrupa'da da MÖ 6. yüzyılda başlamıştır. Yakın Doğu Demir Çağı, Demir I ve Demir II olmak üzere iki alt bölüme ayrılmıştır. Demir I (MÖ 1200-1000), Geç Tunç Çağı ile bir süreklilik ve süreksizlik göstermektedir. Bir tepe ülkesi olan Transjordan'daki ve kıyı bölgelerdeki bazı yeni özellikler, Arama halkının ve deniz halklarının ortaya çıkışını düşündürüyor olmasına rağmen, MÖ 13. ve 12. yüzyıllar arasında, tüm bölgeyi içine alan kesin bir kültürel ara yaşanmamıştır. Bununla birlikte, Bronz Çağı kültürüyle güçlü bir sürekliliği gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Ancak daha sonra Demir I'e geçildiğinde kültür, 2. bin yılın sonlarındakinden daha belirgin şekilde farklılaşmaya başlar.

Demir Çağı özellikleri

Demir Çağı boyunca, en iyi aletler ve silahlar çelikten, özellikle de ağırlığının yaklaşık %0,30'u ve %1,2'si arasında bir karbon içeriğiyle üretilen alaşımlardan yapılmıştır. Dövme demir gibi bundan daha az karbonlu alaşımlar, önemli bir dereceye kadar ısıl işleme tabi tutulamayıp düşük sertlikte olurlarken, daha yüksek karbon içeriği, tavlanamayan, temperlenemeyen veya yumuşatılamayan oldukça sert fakat gevrek bir malzeme oluşturur. Çelik silahlar ve araçlar neredeyse bronz olanlarla aynı ağırlığa sahipti, ancak daha güçlüydüler. Bununla birlikte, mevcut yöntemlerle çelik üretimi zordu ve dövme demir gibi daha kolay üretilen alaşımlar, düşük fiyatlı mallar arasında daha yaygındı. Çelik oluşturmak için birçok teknik kullanılmıştır. Örneğin, Akdeniz'dekiler Afrika'dakilerden çarpıcı bir şekilde farklıdır. Bazen nihai ürün tamamen çeliktir. Bazen sertleştirme veya kaynak yapma gibi biçim verme teknikleri, keskin kenarları güçlendirmek için kullanılmıştır.

Yakın Doğu

Mezopotamya'daki Sümer, Akkad ve Asur'da ilk demir kullanımı MÖ 3000 yıllarına kadar uzanır. Bilinen en eski ergitilmiş demir eserlerden biri, Anadolu'daki, MÖ 2500'lü yıllara tarihlenen bir Hatti mezarında bulunan demir bıçaklı bir hançerdi. Bronz silahların yerini alan demir silahların kullanımı, MÖ 1. bin yılın başında Yakın Doğu (Kuzey Afrika, Güneybatı Asya) boyunca hızla yayılmıştır.

Antik Yakın Doğu 

Antik Yakın Doğu'daki Demir Çağı'nın, MÖ 2. bin yılda (yaklaşık olarak MÖ 1300'lerde) Anadolu'da ya da Kafkaslar'da ve Balkanlar'da demir ergitme ve şekillendirme tekniklerinin keşfiyle başladığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, bu teori, teknolojinin kendi başına gelişmesinden ziyade, fiyat ve kullanılabilirlik konularında geçişi sağlayanların ortaya çıkışı ile reddedilmiştir. En eski demir ergitme ocağı, MÖ 930 (Karbon 14 tarihlemesi) civarında Ürdün'teki Tell Hammeh'de bulunmuştur.

Demir ergitme sürecinin gelişimi, bir zamanlar Geç Tunç Çağı'nda yaşayan Anadolulu Hititlere atfedildi. Hititlerin demir işleme konusunda tekel sahibi olduklarına ve imparatorluğun bu avantaja dayandığına inanılıyordu. Buna göre, istilacı Deniz Halkları, o bölgede bilgiyi yaymakla sorumluydular. Bu teori artık bilim adamlarının çoğunluğunun ortak düşüncesi değil; çünkü iddia edilen Hitit tekeline ilişkin arkeolojik bir kanıt bulunmuyor. Tunç Çağı Anadolusundan kalma bazı demir nesneler bulunmasına rağmen, sayı, aynı dönemin Mısırında ve diğer yerlerde bulunan demir cisimleriyle mukayese edilebilir ve bu cisimlerin sadece az bir kısmı silahlardan oluşmaktadır. Geç Tunç Çağı - Erken Demir Çağı'nın bir parçası olarak, Bronz Çağı'nın çöküşü, bölgede demir işleme teknolojisinin yavaş, nispeten sürekli yayılışını gördü. Ugarit yazısı, bu dönemde, MÖ 1300'lü yıllarda kullanılıyordu. Ugarit, okur-yazar dünyanın merkezlerinden biriydi.

Mezopotamya'nın (Asur ve Babil) Akad dili ile yazılmış Asur-Babil edebiyatı, Demir Çağı'na, MÖ 6. yüzyıla kadar devam etmektedir. Fenike alfabesiyle yazılmış en eski kitabe, MÖ 1200 dolaylarında Kral Ahiram'ın lahiti üzerine oyulmuş olan Ahiram kitabesi'dir. İlk olarak yazılı bronz ok uçları üzerinde kanıtlandığı zamana yani MÖ 11. yüzyılın ortalarına kadarki alfabetik yazıyı "Proto-Kenan" olarak ve MÖ 1050'den sonrakileri de "Fenike" olarak adlandırmak geleneksel hale gelmiştir. Paleo-İbrani alfabesi, Fenike alfabesi ile aynıdır ve MÖ 10. yüzyıla tarihlenir.

Avrupa'da Demir Çağı

Avrupa'da demir kullanımı, tarih öncesi dönemin ve tarihsel dönemin son yıllarını kapsar. Bölgesel Demir Çağı, tarih öncesi dönemin son evrelerini ve proto-tarihsel dönemlerin ilkini kapsadığı şeklinde tanımlanabilir. Demir işçiliği MÖ 11. yüzyılın sonlarında, muhtemelen Kafkaslar'dan Avrupa'ya getirildi ve sonraki 500 yıl boyunca yavaş yavaş kuzeye ve batıya yayıldı. Avrupa'da demir teknolojisinin yaygın kullanımı Asya ile eş zamanlı olarak gerçekleşmiştir.

Avrupa'daki Demir Çağı, silah, alet ve mutfak eşyaları tasarımlarının ayrıntılı olması ile karakterize edilir. Bunlar şekillendirmek için artık kalıba dökülmüyorlar; çekiçle dövülüyorlar ve dekorasyon basit düz çizgiler yerine eğrilerden oluşuyor. Kuzey Avrupa silahlarının süslemesinin biçimleri ve karakteri bazı açılardan Roma silahlarına benzemekle birlikte, diğer açılardan, kuzey sanatının özgün ve belirgin temsilcileridirler. Ölüler uzun bir pozisyonda gömülürlerdi, oysa önceki Bronz Çağı'nda ölülerin yakılması bir kural olmuştu.

Asya'da Demir Çağı

Demir teknolojisinin yaygın kullanımı Asya'da Avrupa ile eş zamanlı olarak uygulanmaya başladı. Çin'de demir kullanımı MÖ 600'lü yıllara kadar uzanır.

Orta Asya'da Demir Çağı

Orta Asya'da Demir Çağı, Chawuhukou mezarlık alanında bulunanlar gibi, MÖ 10. yüzyıl ile MÖ 7. yüzyıl arasında bugünkü Xinjiang'daki Hint-Avrupalı Sakalar arasında demir nesneler ortaya çıktığında başladı.

Kuzey Asya'da Demir Çağı

Pazırık kültürü, Altay Dağları'ndaki Sibirya'nın sürekli donmuş halde bulunan topraklarının kazılmasıyla ele geçirilen eserler ve mumyalanmış insanlar ile tanımlanan bir Demir Çağı arkeolojik kültürü'dür (yaklaşık olarak MÖ 6.-3. yy.).

Hint alt kıtası'nda Demir Çağı

Hint yarımadasındaki metalurji tarihi MÖ 2. bin yılda başladı. Günümüzde Uttar Pradesh'de bulunan Malhar, Dadupur, Raja Nala Ka Tila ve Lahuradewa gibi Hindistan'daki arkeolojik alanlar, MÖ 1800-1200 döneminde demir aletlerin varlığını gösteriyor. Haydarabad'daki arkeolojik kazılarda  bir Demir Çağı mezarlığı ortaya çıkarılmıştır. Rakesh Tewari, Hint Demir Çağı'nın (MÖ 13. yüzyıl) başında, Hindistan'da demir ergitme çalışmalarının yaygın bir biçimde uygulandığına inanıyor. Böyle bir kullanım, teknolojinin başlama tarihinin MÖ 16. yüzyıl olabileceğini düşündürmektedir.

Epik Hindistan geleneksel olarak MÖ 10. yüzyılın başlarında ve daha sonra da Sanskritçe edebiyatın Sanskrit destanlarında yer alır. MÖ 1500'lü yıllar ile MÖ 600'lü yıllar arasındaki klasik Sanskritçe öncesi dönemde, Vedik edebiyat dört Veda'yı (Rig, Yajur, Sāma ve Atharva) oluşturur. Vedik edebi etkinliğinin ana dönemi, çeşitli düşünce okullarının kendi külliyatlarını derledikleri ve ezberledikleri MÖ 9. ila 7. yüzyıllar arasıdır. Bunu takiben, MÖ 500-100 yılları arasındaki ilim, Sutra tezlerine dair bilgiyi biriktirdi.

MÖ 1. bin yılın başında, Hindistan'da demir metalurjisi alanında kapsamlı gelişmeler kaydedildi. Bu barışçı yerleşim döneminde teknolojik ilerleme ve demir metalurjisi ustalığı kazanıldı. Doğu Hindistan'daki bir demir işleme merkezi MÖ birinci bin yıla tarihlendi. Güney Hindistan'da (günümüzde Mysore) demir, MÖ 12. ila 11. yüzyıl başlarında ortaya çıktı. Bu gelişmeler, ülkenin kuzeybatı kesimi ile herhangi bir yakın temasta bulunmak için oldukça erkendi. Hintli Upanişadlar metalurjiden söz ediyorlar. Mauryan Hindistan'ı döneminde metalurjide gelişmeler görüldü. MÖ 300'lü yıllar kadar erken, kesin olarak MS 200 ile birlikte, daha sonradan pota tekniği olarak adlandırılacak olan teknikle, güney Hindistan'da yüksek kaliteli çelik üretildi. Bu sistemde, yüksek saflıkta olan dövülmüş demir, odun kömürü ve cam, pota içinde karıştırılır ve demir eriyene ve karbonu özümseyene kadar ısıtılırdı.

Güneydoğu Asya'da Demir Çağı

Tarih Öncesi Demir Çağı Tarihsel Demir Çağı

Tayland'daki Ban Don Ta Phet ve Khao Sam Kaeo yerleşim yerlerindeki arkeoloji, Hint yarımadası ile üslup olarak ilişkili olan metalik, taş ve cam eserler sağlamıştır ve bu, MÖ 4. ila 2. yüzyıllar arasındaki geç Demir Çağı'ndan başlayarak Güneydoğu Asya'nın Hintleştirildiğini düşündürmektedir.

Filipinler ve Vietnam'da Sa Huyun kültürüne ait geniş bir ticaret ağının kanıtı bulundu. Sa Huynh boncukları camdan, akikten, kırmızı akikten, olivinden, zirkondan, altın ve lal taşından yapılmıştır. Bu materyallerin çoğu bölgede yerel olarak bulunmuyordu ve büyük olasılıkla ithal edildi. Han Hanedanı tarzı bronz aynalar Sa Huynh yerleşim yerlerinde de bulundu. Tersine, Sa Huynh'un ürettiği kulak süsleri Tayvan'daki Orta Tayland (Orkide Adası) arkeolojik alanlarında bulunmuştur.

Afrika'da Demir Çağı

Bronz Çağı'nın Kıta çapında geniş kapsamlı olarak yaşanmadığı Afrika'da demir kullanımı, taş kullanımından hemen sonra gelir. Metalurji, Bronz Çağı'nın var olmaması ve alet yapmada kullanılan maddelerde "taştan çeliğe geçiş" ile karakterize edildi. Sahra altı Afrika'daki demir teknolojisi ile ilgili ilk kanıtlar, Kuzeybatı Tanzanya'daki KM2 ve KM3 gibi yerleşim yerlerinde bulunabilir. Nubia, Mısır ve Kuzey Afrika'nın geri kalanı boyunca, aralıksız bir Tunç Çağı'nın yaşandığı Afrika'daki nispeten az sayıdaki yerlerden biriydi. Meroitik yazı, Napatya Dönemi'nde (yaklaşık olarak MÖ 700-300) geliştirilmiştir.

Antik Mısır'da Demir Çağı

MÖ 2000'den öncesine tarihlenen Abusir'in Siyah Piramidi'nde, Gaston Maspero demir parçaları buldu. I.Pepi cenaze metninde metalden söz edilir. Ugarit kazısında, firavun Merneptah ismini taşıyan bir kılıç, demir bıçaklı bir savaş baltası ve altın bezeli bronz bir ok sapı bulundu. Tutankhamun'un MÖ 13. yüzyıla ait mezarında bulunan demir bıçaklı bir hançer son zamanlarda incelenmiş ve meteorik kökenli olduğu tespit edilmiştir.

Demir metali, antik dönem Mısır koleksiyonlarında dikkat çekici ölçüde azdır. Assur tarafından fethedilene kadar, Mısır'da bronz asıl materyal olarak kaldı. Bunun açıklaması, kalıntıların çoğunlukla mezarlar, cenaze kapları ve vazolardan oluşan eşyalar olması ve demirin antik Mısırlılar tarafından saf olmayan bir metal olarak kabul edilmesiyle, bunların hiçbir zaman diğer eşyaların üretiminde ya da herhangi bir dini amaç için kullanılmaması gerçeği gibi görünüyordu. Bu, Mısır geleneğine göre Afrika'nın merkezi çöllerini yöneten, kötülüğün ruhu Seth'e atfedildi.

Sahra altı Afrika'da Demir Çağı

Nijer'deki çok erken bakır ve bronz işleme alanları, MÖ 1500'lü yıllara kadar uzanabilir. Nijer'in Termit kentinden elde edilen ve yaklaşık olarak bu döneme tarihlenen demir metalurjisi kanıtı da bulunmaktadır. Orta Afrika'da, demir işçiliği MÖ 3. bin yıl gibi erken bir tarihte uygulanmış olabilir. Bir zamanlar Sahra altı Afrika'da işlenen demir ve bakırın, Bantu'nun genişlemesi ile birlikte, MÖ 3. yüzyılda Kamerun bölgesinden Afrika'nın Büyük Göller bölgesine yayıldığına ve MS 400 civarında da Cape'ye ulaştığına inanılmaktaydı.

Sahra altı Afrika'da, MS 1. yüzyıl civarında kuzeybatı Tanzanya'da üretilen ve karmaşık ön ısıtma ilkelerine dayanan çok erken karbon çelik örnekleri bulunmuştur. Schmidt ve Avery'ye göre (bu keşifle anılan arkeologlar) bu keşifler, metalurji tarihi açısından önem taşımaktadır.

Demir Çağı'nın sonunda, Nubia halkı, demir silahlar kullanan Asurlular tarafından Mısır'dan çıkarılmalarından sonra, büyük bir demir üreticisi ve ihracatçısı haline geldi.