25 May 2018, Friday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Banka

İçindekiler
  1. Banka ne demek?
  2. Bankacılık tarihi
  3. Banka kelimesinin kökeni
  4. Bankanın tanımı
  5. Banka
  6. Banka sermayesi ve bankacılık riskleri
  7. Bankaların ekonomideki yeri
  8. Bankacılık yönetmelikleri
  9. Bankacılık türleri
  10. Bankacılık sektöründeki zorluklar
  11. Banka hesaplarının muhasebeleştirilmesi
  12. Bankacılık sektöründe küreselleşme

Banka ne demek?

Bir banka, kamudan mevduat kabul eden ve kredi yaratan bir finans kuruluşudur. Kredilendirme faaliyetleri doğrudan veya dolaylı olarak sermaye piyasaları vasıtasıyla yapılabilir. Bir ülkenin finansal istikrarındaki öneminden dolayı, bankalar çoğu ülkede çok iyi düzenlenmiştir. Çoğu ülke, bankaların mevcut kaynaklarının yalnızca bir kısmına eşit miktarda likit varlık bulundurduğu kesirli rezerv bankacılığı olarak bilinen bir sistemi kurumsallaştırdı. Likiditenin sağlanmasına yönelik diğer düzenlemelere ek olarak, bankalar genellikle Basel Anlaşmaları olarak bilinen bir dizi uluslararası sermaye standardına dayanan asgari sermaye koşullarına tabidir.

Modern anlamda bankacılık, 14. yüzyılda Rönesans İtalya'sının zengin şehirlerinde gelişti; ancak bir çok yönden, antik dünyada kök salmış kredi ve borç verme kavramlarının devamıydı. Bankacılık tarihinde, başta Medicis, Fuggers, Welsers, Berenbergs ve Rothschilds olmak üzere birçok bankacılık hanedanlığı yüzyıllar boyunca merkezi bir rol oynamıştır. Mevcut en eski bireysel banka, Banca Monte dei Paschi di Siena iken, mevcut en eski ticaret bankası ise Berenberg Bank'tır.

Bankacılık tarihi

Bankacılık, antik dünyanın tüccarlarının ilk prototip bankaları ile başladı. Bu bankalar, şehirler arasında mal taşıyan çiftçilere ve tüccarlara tahıl kredisi verdi. Bu, MÖ 2000 yıllarında Asur ve Babil'de başladı. Daha sonra, eski Yunan'da ve Roma İmparatorluğu döneminde tapınaklarda yerleşik kişiler kredi verdiler ve iki önemli yenilik getirdiler: Mevduat kabul ettiler ve para bozdular. Antik Çin ve Hindistan'daki bu dönemden kalma arkeolojik bulgular da para kredilendirme faaliyetinin kanıtlarını göstermektedir.

Modern bankacılığın kökenleri Orta Çağ'a ve erken Rönesans İtalya'sının Floransa, Lucca, Siena, Venedik ve Cenova gibi kuzeydeki zengin şehirlerine kadar izlenebilir. Bardi ve Peruzzi aileleri 14. yüzyılda Floransa'da bankacılığa hakim olmuşlar ve Avrupa'nın birçok yerinde şubeler açmışlardır. En ünlü İtalyan bankalarından biri, 1397'de Giovanni di Bicci de 'Medici tarafından kurulan Medici Bank'dı. Bilinen en eski devlet mevduatı bankası olan Banco di San Giorgio (St. George Bankası), 1407'de İtalya'nın Cenova şehrinde kuruldu.

Kesirli rezerv bankacılığı ve banknot ihracı gibi modern bankacılık uygulamaları 17. ve 18. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Tüccarlar, özel kasalara sahip ve bu kasaları bir ücret karşılığında kiraya veren Londra kuyumcuları aracılığıyla altınlarını saklamaya başladılar. Kıymetli madenlerin her bir depoziti karşılığında kuyumcular, demirbaş olarak tuttuğu madenlerin miktar ve saflıklarını belgeleyen makbuzlar düzenlediler. Bu makbuzlar devredilemezdi, sadece gerçek mudiler saklanan malları alabilirlerdi.

Gitgide kuyumcular mudiler adına para ödünç vermeye başladılar. Bu, modern bankacılık uygulamalarının gelişmesine yol açtı. Kuyumcuya borç olarak yatırılan paralar için (banknotlara dönüşen) senetler ihraç edildi. Kuyumcular bu mevduatlara faiz ödediler. Senetlerin talep üzerine ödenebilmesi ve kuyumcuların müşterilerine verdikleri avansların (krediler) daha uzun bir zaman diliminde geri ödenebilir olması, kesirli rezerv bankacılığının erken formunu meydana getirdi. Senetler, kuyumcuların ödeme sözü ile desteklenmiş, güvenli ve pratik bir para biçiminde dolaşım yapabilen ve kuyumculara düşük bir temerrüde düşme riskiyle borç verme imkanı sağlayan devredilebilir bir araç haline geldiler. Böylece, Londralı kuyumcular, krediye dayalı yeni parayı yaratarak bankacılığın öncülerinden oldular.

İngiltere Bankası, 1695 yılında devamlı banknot basımı yapan ilk bankaydı. İskoçya Kraliyet Bankası, 1728'de para çekme işlemi için ilk tesisi kurdu. 19. yüzyılın başında Londra'da, birçok bankacıya işlemleri temizleme imkanı veren bankacılar takas merkezi kuruldu. Rothschilds, İngiliz hükümeti için Süveyş kanalının alımını finanse ederek büyük çaplı bir uluslararası finansmanın öncülüğünü yaptı.

Banka kelimesinin kökeni

Banka kelimesi (İngilizcede bank), Orta Çağ Fransızcasındaki 'banque' (banka), Eski İtalyancada 'masa' anlamına gelen 'banca', Eski Yüksek Almancada 'bank/tezgah, sayaç/gişe' anlamlarına gelen 'banc, bank' kelimelerinden Orta İngilizce'ye geçirildi. Tezgahlar, işlemlerini yeşil masa örtüleri ile kaplı masaların üstünde yapan Yahudi Floransalı bankacılar tarafından Rönesans döneminde geçici çalışma masaları veya takas gişeleri olarak kullanıldı.

Bankanın tanımı

Bir bankanın tanımı ülkeden ülkeye değişir. 

İngiliz hukuku uyarınca bir bankacı, bankacılık işini yürüten bir kişi olarak şu işlemleri yapar:

  • Müşterileri için cari hesapları yönetme,
  • Müşterilerinin yazdıkları çekleri ödeme  
  • Müşterileri için çek tahsil etme. 

Çoğu hukuk bölgesinde, çekleri de içeren kıymetli evraklarla ilgili kanunları kodlayan bir Tahvil Yasası bulunmaktadır ve bu Yasa, bankacı teriminin yasal bir tanımını içermektedir. Bankacı, birleşmiş olsun ya da olmasın, bankacılık işini yürüten kuruluşlardan oluşan bir grubu kapsamaktadır. Her ne kadar bu tanım dolambaçlı gibi görünse de aslında fonksiyoneldir. Çünkü çek gibi banka işlemleri için yasal dayanağın, bankanın nasıl yapılandırıldığına veya düzenlendiğine bağlı olmadığını garanti etmektedir.

Bankacılık işi, birçok İngiliz genel hukuku toprağında tüzük tarafından değil, ancak genel hukuka göre yukarıdaki şekilde tanımlanmış biçimde yer almaktadır. Diğer İngiliz yargı bölgelerinde bankacılık işinin yasal tanımları mevcuttur. Bu tanımlara bakıldığında, mevzuatın amaçları doğrultusunda ve genellikle zorunlu olmayarak bankacılık işini tanımladıklarını unutmamak gerekir Özellikle tanımların çoğu, fiili bankacılığı düzenlemek yerine, bankaları düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş olan mevzuattan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, birçok durumda yasal tanım, genel hukukun yaptığı tanımın aynısını yansıtır. Yasal tanımlamalara örnekler:

"Bankacılık işi", cari hesap veya mevduat hesabı üzerinden para almayı, müşteriler tarafından yazılan çekleri ödemeyi veya müşteriler tarafından ödenen çekleri tahsil etmeyi, müşterilere avans (kredi) vermeyi ve Kurum'un bu Yasa'nın amaçlarına yönelik tayin edebileceği diğer işleri kapsar.

"Bankacılık işi" aşağıdakilerin herhangi birini veya her iki işi ifade eder:

Cari, mevduat, tasarruf hesapları, ya da talep üzerine geri ödenebilir veya 3 aydan kısa bir süre içinde veya bu sürenin altındaki bir çağrı veya ihbar dönemi içinde geri ödenebilir diğer benzer bir hesap üzerinden kamudan para alma;

Müşterilerin yazdıkları çekleri ödeme veya müşteriler tarafından yatırılan çekleri tahsil etme.

EFTPOS (Electronic Funds Transfer at Point Of Sale (Satış Noktasında Elektronik Para Transferi)), doğrudan kredi, otomatik bankacılık ve internet bankacılığının ortaya çıkmasından bu yana çek, ödeme aracı olarak birçok bankacılık sisteminde önceliğini kaybetmiştir. Bu, hukuk kuramcılarının, çek temelli tanımın, müşterilerin cari hesaplarını yöneten ve müşterilerin ödeme yapmasını ve ödeme yapmasalar ya da çek tahsil etmeseler bile üçüncü taraflarca müşterilere ödeme yapılmasını sağlayan finansal kurumları içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini önermelerine sebep olmuştur.

Banka

Bankanın standart işlevi

Bankalar, müşteriler için vadesiz mevduat hesabı veya cari hesaplar gerçekleştirme, müşterilerin banka üzerinden yazdıkları çekleri ödeme ve müşterilerin cari hesaplarına yatırılan çekleri tahsil etme yoluyla ödeme aracıları olarak hareket ederler. Bankalar ayrıca, bankalar arası elektronik fon transferi sistemi (Automated Clearing House (ACH)), havale veya telgraf havalesi, EFTPOS ve ATM'ler gibi diğer ödeme yöntemleri aracılığıyla da müşteri ödemelerini sağlarlar.

Bankalar cari hesaplara yatırılan fonları kabul ederek, vadeli mevduat kabul ederek ve banknot ve tahvil gibi borç senetleri ihracı yoluyla para ödünç alırlar. Bankalar müşterilere, cari hesaplar üzerinden kredi vererek, taksitli kredi vererek, pazarlanabilir borç senetlerine yatırım yaparak ve diğer biçimlerde borç verirler.

Bankalar farklı ödeme hizmetleri sunarlar ve bir banka hesabı çoğu işletme ve kişi tarafından zaruri olarak değerlendirilir. Havale şirketleri gibi ödeme hizmetleri sunan banka olmayan finansal kurumlar, normalde bir banka hesabının yerini alması için yeterli görülmez.

Bankalar, kredi sağladıklarında yeni para oluşturabilirler. Bankacılık sistemi boyunca yeni krediler, sistemin başka bir yerinde yeni mevduatlar meydana getirirler. Para arzı genelde borç verme eylemi ile arttırılır ve kredilerin yeni meydana getirilenlerden daha hızlı geri ödenmesi durumunda azaltılır. İngiltere'de 1997 ile 2007 yılları arasında, emlak fiyatlarının yükselmesine ve kişisel borçların arttırılmasına sebep olan, çok daha fazla banka kredisi nedeniyle para arzında (dolaşımdaki para miktarında) bir artış meydana geldi. İngiltere'de, büyük kısmı banka kredileri nedeniyle meydana gelen ekonomideki para miktarı, M4 tarafından yapılan ölçümlere göre 1997 ile 2007 yılları arasında 750 milyar £ ila 1700 milyar £ arasında değişti. Bütün bankalar verdikleri kredileri birlikte artıracak olurlarsa, o zaman yeni mevduatların kendilerine geri dönmesini bekleyebilirler ve ekonomideki para miktarı artar. Aşırı veya riskli kredi verme, borçluların borçlarını ödeyememelerine neden olabilir. O zaman bankalar daha temkinli olurlar. Bu nedenle, 2007'den sonra İngiltere'de ve birçok diğer Batılı ekonomide olduğu gibi, ekonomik büyümenin düşüşe geçebilmesi için daha az kredi ve bu nedenle daha az para vardır.

Bankaların faliyetleri

Bankalar tarafından gerçekleştirilen faaliyetler arasında kişisel bankacılık, kurumsal bankacılık, yatırım bankacılığı, özel bankacılık, işlem bankacılığı, sigorta, tüketici finansmanı, döviz ticareti, emtia ticareti, hisse senedi ticareti, vadeli işlemler ve opsiyon işlemleri ve para piyasası işlemleri sayılabilir.

Bankacılık kanalları

Bankalar, bankacılık ve diğer hizmetlerine erişim için birçok farklı kanal sunmaktadır:

  • Otomatik para çekme makinaları
  • Perakende konumdaki bir şube 
  • Çağrı merkezi 
  • Posta: Çoğu banka, çek mevduatlarını posta yoluyla kabul eder ve müşterileriyle iletişim kurmak için postayı kullanır. Örneğin, hesap pusulalarını posta yoluyla gönderirler. 
  • Mobil bankacılık, bankacılık işlemlerinin cep telefonu kullanılarak yürütüldüğü bir yöntemdir . 
  • İnternet bankacılığı, birden fazla işlemi, ödemeyi vb.ni internet üzerinden gerçekleştirmek için kullanılan bir terimdir. 
  • Müşteri ilişkileri yöneticileri, çoğunlukla bireysel veya kurumsal bankacılık işlemleri için, müşterilerini sık sık evlerinde veya iş yerlerinde ziyaret ederler. 
  • Telefon bankacılığı, banka müşterilerinin telefonda otomatik operatörle veya talep ederlerse telefon operatörüyle işlem yapmalarını sağlayan bir hizmettir. 
  • Video (görüntülü arama) bankacılığı, bankacılık işlemlerinin ya da profesyonel bankacılık danışma işleminin uzaktan görüntü ve ses bağlantısı yoluyla gerçekleştirilmesi için kullanılan bir terimdir. Video bankacılığı, bankacılık işlemleri için yapılmış makineler (bir ATM'ye benzer makineler) vasıtasıyla veya video konferansa imkan veren bir banka şubesi aracılığıyla gerçekleştirilebilir. 
  • DSA (Direct Selling Agent), sözleşmeye dayalı olarak banka için çalışan Doğrudan Satış Temsilcisidir. Başlıca görevi, banka için müşteri tabanını artırmaktır. 

Bankacılık iş modelleri

Bir banka, faiz, işlem ücretleri ve finansal tavsiyeler dahil olmak üzere çeşitli şekillerde gelir elde edebilir. Geleneksel olarak, en önemli yöntem, müşterilere ödünç verdiği sermaye üzerinden faiz almaktır. Banka, mevduat ve diğer fon kaynakları için ödediği faiz düzeyi ile kredi verme faaliyetlerinden aldığı faiz düzeyi arasındaki farktan kar elde etmektedir.

Bu fark, büyük ölçüde fonların maliyeti ile kredi faiz oranı arasındaki dağılım olarak ifade edilir. Tarihsel olarak, borç verme faaliyetlerinden elde edilen kârlılık döngüseldir ve kredi müşterilerinin ihtiyaçlarına, etkinlik düzeylerine ve ekonomik döngünün aşamasına bağlı olmuştur. Ücretler ve finansal tavsiyeler daha istikrarlı bir gelir akışı oluşturur ve bu nedenle bankalar finansal performanslarını düzeltmek için bu gelir hatlarına daha fazla önem vermişlerdir.

Son 20 yılda Amerikan bankaları giderek değişen piyasa koşullarına karşılık kâr etmeye devam etmelerini sağlamak için birçok önlem almışlardır.

Birincisi, bankaların yatırım ve sigorta kuruluşlarıyla birleşmelerini sağlayan Gramm-Leach-Bliley Yasasını içerir. Bankacılığın, yatırımın ve sigorta işlevlerinin bir araya getirilmesi, (bankaların aynı zamanda karlılığı da arttıracağını umdukları) ürünlerin çapraz satışını sağlayarak geleneksel bankaların tüketicilerin artan "tek elden alışveriş" taleplerine yanıt vermelerine olanak tanır.

İkincisi, birleşen bu kuruluşlar, riske dayalı fiyatlamayı işletme kredilendirmesinden tüketici kredilendirmesine kadar genişletmişlerdir. Bu da, yüksek faiz oranlarını daha yüksek bir kredi riski olduğu düşünülen müşterilere yüklemek ve dolayısıyla kredilerin temerrüde düşme ihtimalini artırmak anlamına geliyor. Bu, kötü kredilerden kaynaklanan kayıpları dengelemeye yardımcı olur; daha iyi kredi geçmişlerine sahip kişiler için kredi faizlerini düşürür ve aksi takdirde krediyi reddedecek olan yüksek riskli müşterilere kredi imkanı sunar.

Üçüncüsü, bu kuruluşlar, kamu ve iş dünyasından müşterilere sunulan ödeme işlemleri yöntemlerini arttırmaya çalışmışlardır. Bu ürünler, bankamatik kartlarını, ön ödemeli kartları, akıllı kartları ve kredi kartlarını içerir. Tüketicilerin rahatça işlem yapmalarını kolaylaştırırlar ve tüketimlerini zamanla daha kolay hale getirirler. (Az gelişmiş finansal sistemlere sahip bazı ülkelerde, bir ev satın almak için nakit para dolu valizlerin taşınması dahil olmak üzere, kesinlikle nakit olarak alışveriş yaygındır.)

Bununla birlikte, kolay kredilendirme nedeniyle, tüketicilerin mali kaynaklarını yanlış idare etmeleri ve aşırı borçlanmaları riski artmaktadır. Bankalar kart sahiplerinden tahsil edilen faiz ve ücretler ve kredi ve/veya banka kartlarını kabul eden perakendecilere ödenen işlem ücretleri yoluyla banka kartı ürünlerinden para kazanırlar.

Bu, bankanın kar elde etmesine yardımcı olur ve bir bütün olarak ekonomik kalkınmayı kolaylaştırır.

Bankacılık ürünleri

Perakende bankacılık

  • Tasarruf hesabı
  • Devirli mevduat hesabı 
  • Sabit vadeli mevduat hesabı 
  • Para piyasası hesabı 
  • Mevduat sertifikası (Certificate of deposit (CD)) 
  • Bireysel emeklilik hesabı (Individual retirement account (IRA)) 
  • Kredi kartı 
  • Banka kartı 
  • İpotek (Mortgage) 
  • Yatırım fonu 
  • Bireysel kredi 
  • Vadeli mevduat 
  • Bankamatik (ATM) kartı 
  • Cari hesaplar 
  • Çek defterleri 
  • Otomatik Ödeme Makinesi (ATM) 

Ticari (veya yatırım) bankacılık

  • İş kredisi
  • Sermaye arttırma (öz kaynak/borç/karma) 
  • Döner kredi 
  • Risk yönetimi (döviz, faiz oranları, emtia, sermaye piyasası türev araçları) 
  • Vadeli kredi 
  • Nakit yönetimi hizmetleri (kiralık banka kasası, uzaktan mevduat kaydı, ticaret işlemleri) 
  • Kredi hizmetleri 

Banka sermayesi ve bankacılık riskleri

Bankalar işlerini yürütmek adına bir takım risklerle karşı karşıya kalırlar. Bu risklerin ne kadar iyi yönetildiği ve anlaşıldığı karlılığın ve bankanın ne kadar bir sermaye tutması gerektiğinin arkasındaki anahtar unsurdur.  Banka sermayesi esas olarak özsermaye, dağıtılmamış kârlar ve sermaye benzeri borçlardan oluşmaktadır.

2007-2009 mali krizinden sonra banka düzenleme kurumları, bankaları şartlı dönüştürülebilir tahvil (Contingent convertible bonds (CoCos)) ihraç etmeye zorlamaya başlamışlardır. Bunlar, ihraç eden bankanın sermayesi belirli bir seviyenin altına düştüğünde, sözleşme koşullarına uygun olarak kayıpları emen karma sermaye senedi niteliğindedir. Ardından borç azaltılır ve bankanın sermaye miktarı artırılır. Kayıpları emme kapasiteleri nedeniyle, bu tahviller yasal sermaye gereksinimini karşılama potansiyeline sahiptir.

Bankaların karşılaştığı başlıca risklerden bazıları şunlardır:

  • Kredi riski: Vadettiği ödemeleri yapmayan bir borçludan kaynaklanan kayıp riskidir.
  • Likidite riski: Belirli bir menkul kıymetin veya varlığın, bir kaybın önüne geçmek için (veya gereken kârı elde etmek için) gereken hızda piyasada işlem görmemesi riskidir. 
  • Piyasa riski: Piyasa risk faktörlerinin değerindeki değişim nedeniyle bir yatırım veya ticaret portföyünün değerinin azalacak olması riskidir. 
  • Operasyonel risk: Bir şirketin iş fonksiyonlarının yürütülmesinden doğan risktir. 
  • İtibar riski: İşin güvenilirliği ile ilgili bir tür risktir. 
  • Makroekonomik risk: Bankanın faaliyet gösterdiği toplam ekonomiyle ilgili risklerdir. 

Sermaye gereksinimi, bir banka veya mevduat kurumunun bilançosunu yönetmesi gereken çerçeveyi belirleyen bir banka düzenlemesidir. Varlıkların ve sermayenin sınıflandırılması, risk ağırlıklı olabilmesi için oldukça standartlaştırılmıştır.

Bankaların ekonomideki yeri

Ekonomik fonksiyonlar

Bankaların ekonomik işlevleri şunları içerir:

  1. Paranın, banknot ve cari hesap şeklinde verilmesi, müşterinin emrindeki çek veya ödemeye tabidir. Bankalardaki bu alacaklar, talep üzerine ciro edilebilir veya geri ödenebilir olduklarından ve dolayısıyla eşit olarak kıymet takdir edildiğinden para olarak hareket edebilirler. Bunlar, sadece banknotlar halinde teslimat yoluyla veya alacaklı kişinin banka hesabına yatırabileceğini veya paraya çevirebileceğini gösteren bir çek düzenlenerek etkin biçimde aktarılabilir.
  2. Ödemelerin netleştirilmesi ve yerine getirilmesi - Bankalar müşterileri için bankalar arası takas ve ödeme sistemlerine katılarak hem tahsilat hem de ödeme aracıları olarak hareket ederler. Bu, iç ve dış ödemelerin birbirini dengelemesi nedeniyle bankaların ödemelerin yerine getirilmesi için tutulan rezervlerden tasarruf etmelerini sağlar. Aynı zamanda, coğrafi alanlar arasındaki ödeme maliyetini düşürerek, aralarındaki ödeme akışlarının mahsuplaştırılmasını da sağlar.  
  3. Kredi aracılığı - Bankalar komisyoncu olarak kendi hesapları üzerinden ödünç para alıp ödünç para verirler. 
  4. Kredi kalitesi iyileştirme - Bankalar yüksek kaliteli kredi alanlardan başka, sıradan ticari ve kişisel borçlulara da borç para verirler (sıradan kredi kalitesi). İyileştirme, bankanın varlıklarının çeşitlendirilmesinden ve yükümlülüklerini temerrüde düşürmeksizin kayıpları emmek için bir tampon sağlayan sermayesinden gelir. Bununla birlikte, banknotlar ve mevduatlar genel olarak teminatsızdır. Banka zorluk çeker ve varlıkları teminat olarak taahhüt ederse, faaliyet göstermeye devam etmek için ihtiyaç duyduğu fonlamayı artırmak amacıyla banknot ve mevduat sahiplerine ekonomik biçimde ikinci derece bir pozisyon verir. 
  5. Aktif pasif uyumsuzluğu/Vade dönüşümü - Bankalar daha uzun vadeli krediler sağlarken, talep üzerine daha fazla kısa vadeli ​​borç alırlar. Diğer bir deyişle, kısa vadeli borçlanırlar ve uzun vadeli borç verirler. Bankalar, (mevduat kabul etme ve banknot çıkarma gibi) ihraçları ve tediyeleri (örneğin, banknotların çekilmesi ve tediye edilmesi) bir araya getirerek, nakit rezervlerini muhafaza ederek, gerektiğinde kolaylıkla nakit paraya dönüştürülebilen menkul kıymetlere yatırım yaparak ve çeşitli kaynaklardan (örneğin toptan nakit piyasaları ve menkul kıymet piyasaları) gerektiği kadar yedek finansman sağlayarak çoğu diğer borçludan daha güçlü bir kredi kalitesi ile bunu yaparlar. 
  6. Para yaratma/yok etme - Bir banka bir kesirli rezerv bankacılık sisteminde bir kredi verirse, bir miktar yeni para yaratılır ve tersine, söz konusu kredinin anaparası geri ödendiğinde ise para yok edilmiş olur. 

Banka krizi

Bankalar zaman zaman sistemle ilgili krizleri tetikleyen birçok risk biçimine duyarlıdırlar. Bunlar arasında likidite riski (birçok mudinin mevcut fonları aşan para çekme talebinde bulunabildiği durumlarda), kredi riski (bankaya borçlu olanların borçlarını geri ödeyememe ihtimali) ve faiz oranı riski (artan faiz oranları bankayı, borçlarından nispeten daha fazla mevduatlarına ödeme yapmaya zorlarsa, bankanın kârsız hale gelecek olması olasılığı) bulunmaktadır.

Bankacılık krizleri tarih boyunca birçok kez bir bütün olarak bir bankacılık sektörü için bir veya daha fazla risk ortaya çıktığında gelişmiştir. Önemli örnekler, Büyük Bunalım, 1980'lerde ve 1990'ların başındaki ABD Tasarruf ve Kredi krizi, 1990'lı yıllarda yaşanan Japon bankacılık krizi ve 2000'li yıllarda alt gelir grubuna verilen mortgage (ipotek) kredisi krizi sırasında meydana gelen banka işlemlerini içermektedir.

Küresel bankacılık boyutu

2008/2009 mali yılında dünyadaki en büyük 1.000 bankanın aktifleri %6,8 oranında artarak 96,4 trilyon rekor seviyesine ulaştı ve kârları %85 oranında azalarak 115 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Olumsuz piyasa koşullarında varlıklardaki büyümenin büyük bir kısmı yeniden sermayelendirmenin bir sonucuydu. 2008/2009 döneminde AB bankaları toplamın en büyük payı olan %56'sını tutarak bir önceki yıldaki %61 seviyesinden aşağı kaldı. Asya bankalarının payı, yıl boyunca %12'den %14'e yükselirken, ABD bankalarının payı %11'den %13'e yükseldi. Küresel yatırım bankacılığı tarafından üretilen ücret gelirleri, 2009 yılında bir önceki yıla göre %12 artarak 66,3 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. 

Birleşik Devletler, kurumlar açısından dünyanın en çok sayıdaki bankasına (2015 yılı itibariyle 5.330) ve muhtemelen şubesine (2015 yılı itibariyle 81.607) sahiptir. Bu, ABD'nin coğrafyası ve düzenleyici yapısının bankacılık sisteminde çok sayıda küçük ve orta ölçekli kurumun ortaya çıkmasıyla sonuçlanan bir göstergesidir. Kasım 2009 itibariyle, Çin'in ilk 4 bankası, 67.000'den fazla (ICBC: 18000+, BOC: 12000+, CCB: 13000+, ABC: 24000+) şubeye sahiptir ve buna ilaveten belirlenemeyen sayıdaki şubesi ile 140 daha küçük banka bulunmaktadır. Japonya'nın 129 bankası ve 12.000 şubesi bulunmaktaydı. 2004'te Almanya, Fransa ve İtalya'nın her birinde 30.000'den fazla şube vardı (İngiltere'deki 15.000 şubenin iki katından fazla).

Bankacılık yönetmelikleri

Günümüzde ticari bankalar, çoğu yargı bölgesinde hükümet kuruluşları tarafından düzenlenir ve faaliyet göstermeleri için özel bir banka lisansına ihtiyaçları vardır.

Düzenlemenin amaçları doğrultusunda genellikle bankacılık işinin tanımı, müşterilerin emrine geri ödenebilir olmasalar bile mevduat kabulünü kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ancak tek başına para ödünç verme genellikle bu tanıma dahil edilmez.

Düzenlemeye tabi olan diğer birçok endüstriden farklı olarak, düzenleyici genellikle kamuya açık ya da özel olarak yönetilen bir merkez bankası şeklinde piyasadaki bir katılımcıdır. Merkez bankaları genellikle, banknot ihraç etme işinde bir tekel hakkına sahiptir. Bununla birlikte, bazı ülkelerde durum böyle değildir. Örneğin İngiltere'de Finansal Hizmetler Otoritesi lisansları bankaları ve bazı ticari bankalar (İskoçya Bankası gibi) Birleşik Krallık hükümetinin merkez bankası olan İngiltere Merkez Bankası tarafından ihraç edilenlere ek olarak kendi banknotlarını ihraç ederler.

Bankacılık kanunu, banka (yukarıda tanımlanmıştır) ile bankanın bir hesabı yürütmeyi kabul ettiği herhangi bir varlık olarak tanımlanan müşteri arasındaki ilişkinin sözleşmeli bir analizine dayanır.

Kanun, bu ilişkiye ilişkin hak ve yükümlülükleri şu şekilde ifade eder:

  1. Banka hesabı bakiyesi, banka ile müşteri arasındaki finansal pozisyondur: Hesaba para yatırıldığında, banka bakiyeyi müşteriye borçludur. Hesaptan fazla para çekildiğinde, müşteri bakiyeyi bankaya borçludur.
  2. Banka, müşterinin çeklerini, müşterinin hesabında duran kredi miktarı tutarına kadar ve ayrıca üzerinde anlaşmaya varılan herhangi bir limite kadar ödemeyi kabul eder. 
  3. Banka, örneğin müşteri tarafından yazılan bir çek için müşterinin talimatını almadan, müşterinin hesabından ödeme yapamaz. 
  4. Banka, müşterinin acentesi olarak müşterinin hesabına yatırılan çekleri derhal tahsil etmeyi ve gelirleri müşterinin hesabına yatırmayı kabul eder. 
  5. Her bir hesap aynı kredi ilişkisinin sadece bir yönü olduğundan, banka, müşterinin hesaplarını birleştirme hakkına sahiptir. 
  6. Banka, müşterinin hesabına yatırdığı çek tutarı üzerinde müşterinin bankaya borçlu olduğu ölçüde ipoteğe sahiptir. 
  7. Müşterinin onayı, ifşa etmenin bir kamu görevi olması, bankanın menfaatinin böyle gerektirmesi veya yasanın talep etmesi söz konusu olmadıkça banka, işlem ayrıntılarını müşterinin hesabı aracılığıyla ifşa etmemelidir. 
  8. Çekler olağan iş seyri içinde birkaç gün askıda beklediği için, banka, makul bir uyarı yapmaksızın bir müşterinin hesabını kapatmamalıdır.  

Bu zımni sözleşme şartları, müşteri ile banka arasındaki açık sözleşme ile değiştirilebilir. Belirli bir yargı bölgesi içerisinde yürürlükte olan tüzük ve yönetmelikler, yukarıdaki hükümleri de değiştirebilir ve/veya banka-müşteri ilişkisi ile ilgili yeni haklar, yükümlülükler veya sınırlamalar meydana getirebilir.

Yapı kooperatifleri ve kredi birlikleri gibi bazı finansal kurum türleri kısmen veya tamamen banka lisans şartlarından muaf tutulabilirler ve bu nedenle ayrı kurallar çerçevesinde düzenlenebilirler.

Bir banka lisansının ihracı için gereklilikler, yargı bölgeleri arasında değişiklik gösterir, ancak genellikle şunları içerir:

  1. Asgari sermaye
  2. Asgari sermaye oranı 
  3. Banka kontrolörleri, sahipleri, yöneticileri veya üst düzey yetkilileri için 'Yerinde ve Uygun' gereklilikler 
  4. Bankanın iş planının yeterince ihtiyatlı ve makul olduğunun onaylanması. 

Bankacılık türleri

Bankaların faaliyetleri aşağıdaki gibi ayrılabilir:

  • Bireysel bankacılık: Doğrudan bireyler ve küçük işletmelerle ilgilenme;
  • İş dünyası bankacılığı: Orta düzey piyasa ekonomisine hizmet sağlama; 
  • Kurumsal bankacılık: Büyük ticari işletmelere yönelen bankacılık;  
  • Özel bankacılık: Yüksek değerli net varlıklara sahip bireylere ve ailelere servet yönetimi hizmeti sunma;  
  • Yatırım bankacılığı: Finansal piyasalardaki faaliyetlerle ilgili bankacılık. 

Çoğu banka kâr amaçlı özel bir şirkettir. Bununla birlikte, bazıları devlete aittir veya kâr amacı gütmeyen kuruluşlardır.

Bankaların türleri

Ticaret bankaları: Normal bir bankanın yatırım bankasından ayırt edilmesi için kullanılan terimdir. Büyük Bunalım'tan sonra ABD Kongresi, bankaların sadece bankacılık faaliyetlerinde bulunmalarını zorunlu tuttu ve yatırım bankalarının ise sermaye piyasası faaliyetleriyle sınırlı olduğunu belirtti. Bu ikisi artık ayrı mülkiyet altına girmek zorunda kalmadığından, bazıları "ticaret bankası" terimini, büyük oranda şirketlerden veya büyük işletmelerden gelen mevduat ve krediler ile uğraşan bir bankaya veya bankanın bir bölümüne atıfta bulunmak için kullanmaktadır.

  1. Halk bankaları: Çalışanları yerel kararlar alıp müşterilerine ve ortaklarına hizmet etmeye yetkili, yerel olarak işletilen finansal kuruluşlar.
  2. Halk kalkınma bankaları: Finansal hizmetler sunması ve bankalar tarafından yetersiz kredi verilen pazarlara veya nüfusa kredi sağlaması için düzenlenmiş bankalardır. 
  3. Arazi geliştirme bankaları: Uzun vadeli krediler sağlayan özel bankalara arazi geliştirme bankaları (land development banks (LDB)) denir. LDB'nin geçmişi oldukça eskidir. İlk LDB, 1920'de Punjab'daki Jhang'da başlatıldı. LDB'lerin asıl amacı toprağın geliştirilmesini, tarımı ve tarımsal üretimin artırılmasını teşvik etmektir. LDB'ler, üyelerine doğrudan şubeleri aracılığıyla uzun vadeli finansman sağlamaktadırlar. 
  4. Kredi birlikleri veya kooperatif bankaları: Mudiler tarafından sahip olunan kar amacı gütmeyen kooperatiflerdir ve genellikle kâr amaçlı bankalardan daha avantajlı faiz oranları sunarlar. Üyelik genellikle, belirli bir şirketteki çalışanlar, belirli bir bölgenin sakinleri, belirli bir birlik veya dini bir organizasyonun üyeleri ve bunların yakın aileleriyle sınırlıdır. 
  5. Posta tasarruf bankaları: Ulusal posta sistemleriyle ilişkili tasarruf bankalarıdır. 
  6. Özel bankalar: Yüksek değerli net varlıklara sahip bireylerin varlıklarını yöneten bankalardır. Geçmişte bir hesap açtırmak için en az 1 milyon USD gerekiyordu ancak son yıllarda birçok özel banka giriş engellerini özel yatırımcılar için 350.000 USD'ye düşürdüler. 
  7. Offshore bankalar: Düşük vergi ve yönetmeliğe sahip yargı bölgelerinde bulunan bankalardır. Birçok offshore banka esasen özel bankadır. 
  8. Tasarruf bankası: Tasarruf bankaları Avrupa'da 19. ve hatta bazıları 18. yüzyılda kök saldı. Asıl amaçları, nüfusun tüm katmanlarına kolay erişilebilir tasarruf ürünleri sağlamaktı. Bazı ülkelerde tasarruf bankaları kamu girişimi üzerine kurulmuştur. Diğer ülkelerde sosyal olarak kendini adamış bireyler gerekli altyapıyı kurmak için vakıflar oluşturdular. Günümüzde Avrupa tasarruf bankaları bireysel veya küçük ve orta ölçekli işletmeler için ödemeler, tasarruf ürünleri, krediler ve sigortalardan oluşan bireysel bankacılık üzerine odaklanmaya devam etmektedirler. Bu odak dışında, yerel ve bölgesel destek sağlayan geniş dağıtım ağı ve işletmelere ve topluma sosyal olarak sorumlu yaklaşımları ile de ticaret bankalarından farklılıklar göstermektedirler. 
  9. Yapı kooperatifleri ve Emlak bankaları: Bireysel bankacılık kuruluşlarıdır. 
  10. Etik bankalar: Tüm operasyonların şeffaflığını ön planda tutan ve yalnızca sosyal olarak sorumlu olduklarını düşündükleri yatırımları yapan bankalardır. 
  11. Direkt banka ya da sadece internet üzerinden çalışan banka, fiziksel bir banka şubesi olmadan, tamamen ağa bağlı bilgisayarlarla tasarlanmış ve bu şekilde uygulanan bankacılık operasyonudur. 

Yatırım bankalarının türleri

  • Yatırım bankaları, hisse senedi ve tahvil ihraçlarını garanti ederler, kendi hesaplarını ticarete tabi tutarlar, piyasa oluştururlar, yatırım yönetimi hizmeti sağlarlar ve birleşmeler ve devralmalar gibi sermaye piyasası faaliyetleri hakkında şirketleri bilgilendirirler.
  • Ticari bankalar geleneksel olarak ticaret finansmanı yapan bankalardı. Ancak modern tanım, firmalara kredi yerine hisse senedi şeklinde sermaye sağlayan banka anlamına gelir. Risk sermayelerinin aksine, yeni şirketlere yatırım yapmama eğilimindedirler. 

Evrensel bankalar

Daha yaygın olarak finansal hizmet şirketleri olarak bilinen evrensel bankalar, bu faaliyetlerin birçoğunda yer alırlar. Bu büyük bankalar, öyle çok çeşitlenmişlerdir ki, diğer hizmetlerin yanı sıra sigorta hizmeti de vermektedirler. Dolayısıyla banka güvencesi terimi, "banka" ve "güvence" yi birleştiren ve bankacılık ve sigorta hizmetlerinin aynı şirket tarafından sağlandığını gösteren bileşik bir kelimedir.

Diğer banka türleri

  • Merkez bankaları normalde devletin mülkiyetindedir ve ticaret bankalarını denetlemek veya nakit faiz oranını kontrol etmek gibi yarı düzenleyici sorumluluklarla yükümlüdürler. Genellikle bankacılık sistemine likidite sağlarlar ve bir kriz durumunda son çare olarak başvurulan borç para veren kuruluş olarak hareket ederler.
  • İslami bankalar İslam hukuku kavramlarına bağlıdırlar. Bu bankacılık şekli, İslami kanunlara dayanan köklü pek çok ilke etrafında dönmektedir. Bütün bankacılık faaliyetleri, İslam'da yasaklanmış bir kavram olan faizden kaçınmalıdır. Bunun yerine, banka, müşterilere sunduğu finansman olanakları üzerinden kar ve ücretler kazanmaktadır. 

Bankacılık sektöründeki zorluklar

Amerika Birleşik Devletleri'nde bankacılık

Birleşik Devletler bankacılık endüstrisi, birçok uzmanlaşmış ve bankacılık odaklı düzenleme kuruluna sahip olan, dünyada en sıkı şekilde düzenlenmiş ve çok iyi korunan bankacılık endüstrilerinden biridir. FDIC (Federal Deposit Insurance Corporation (Federal Mevduat Sigorta Şirketi) sigortalı mevduatlara sahip olan tüm bankalar, bir düzenleme kurulu olarak FDIC'ye sahiptir. Bununla birlikte, sağlamlık tetkiki için (yani bir bankanın sağlıklı bir şekilde çalışıp çalışmadığı) Federal Reserve, Federasyon üyesi devlet bankalarının başlıca federal düzenleme kuruludur. Para Birimi Denetleme Dairesi (OCC), ulusal bankalar için başlıca federal düzenleme kuruludur. Tasarruf Denetleme Dairesi (Office of Thrift Supervision (OTS)) ise tasarruf kuruluşlarının başlıca federal düzenleme kuruludur. Üye olmayan eyalet bankaları FDIC'nin yanı sıra eyalet organları tarafından incelenir. Ulusal bankaların başlıca düzenleme kurulu da OCC'dir.

Her düzenleyici kurul, bankaların ve tasarruf kuruluşlarının bağlı kalmaları gereken kendi kural ve düzenlemelerine sahiptir. Federal Finansal Kurumlar Değerlendirme Kurulu (Federal Financial Institutions Examination Council (FFIEC)), finansal kurumların federal incelemesi için değişmeyen ilkeleri, standartları ve rapor formlarını tayin etmek üzere yetkilendirilmiş kurumlar arası bir yapı olarak 1979'da kurulmuştur. FFIEC, kurumlar arasındaki düzenleyici uyumun daha büyük ölçüde gerçekleşmesine neden olmasına rağmen, kurallar ve düzenlemeler sürekli değişmektedir.

Değişen düzenlemelere ek olarak, sektördeki değişiklikler Federal Rezerv, FDIC, OTS ve OCC içinde konsolidasyona da yol açtı. Ofisler kapatıldı, denetleyici bölgeler birleştirildi, personel seviyeleri azaltıldı ve bütçeler kesildi. Geri kalan düzenleyicilerler artan iş yükü ve düzenleyici başına daha fazla sayıda banka ile karşı karşıya bulunmaktalar. Bankalar düzenleyici ortamdaki değişikliklere ayak uydurmak için uğraşırken, düzenleyiciler iş yüklerini yönetmek ve bankalarını etkili bir şekilde düzenlemekle uğraşıyorlar. Bu değişikliklerin etkisi, bankaların düzenleme kurulları tarafından daha az sayıda uygulamalı değerlendirmeye tabi tutulması, her kuruluş için harcanan daha az zaman ve potansiyel olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki banka başarısızlıklarında genel bir artışla sonuçlanan çatlaklardan kaynaklanan daha fazla potansiyel sorun şeklinde olmuştur.

Değişen ekonomik ortam bankalar ve tasarruf kuruluşları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü bu kuruluşlar kredilerdeki düşük oranların, mevduatların rekabet oranının ve genel piyasa değişikliklerinin, endüstri eğilimlerinin ve ekonomik dalgalanmaların karşısında faiz oranlarını etkin bir şekilde yönetme mücadelesi vermiştir. Bankaların büyüme stratejilerini son ekonomik piyasa ile etkili bir şekilde belirlemeleri zor olmuştur. Artan bir faiz ortamı finansal kuruluşlara yardımcı olabilir gibi görünse de, değişikliklerin tüketiciler ve işletmeler üzerindeki etkisi önceden tahmin edilemez ve bankalar için büyümek ve hissedarlarına bir getiri yaratmak için iki uç arasındaki genişliği etkili bir şekilde yönetmek zordur.

Bankaların varlık portföylerinin yönetimi bugünün ekonomik ortamında da bir sorun teşkil etmektedir. Krediler, bir bankanın birincil varlık kategorisidir ve kredi kalitesi şüpheli hale geldiğinde, bir bankanın temelleri çekirdeğe kadar sarsılır.  Varlık kalitesinin düşmesi bankalar için her zaman bir sorun olurken, finansal kurumlar için büyük bir sorun haline geldi.

Bunun bir kaç nedeni vardır. Bunlardan biri, bazı bankaların "iyi zamanlar" dedikleri seneler yüzünden benimsedikleri gevşek tavırdır. Bunun için var olan potansiyel, bankaların düzenleyici gözetiminde küçülmesi ve bazı durumlarda yönetim derinliği ile daha da kötüleşmektedir. Sorunların tespit edilmemiş olması daha olasıdır. Bu da keşfedildikleri zaman banka üzerinde büyük bir etkiye neden olur. Buna ek olarak, bankalar, herhangi bir işletme gibi, maliyetleri düşürmek için mücadele etmekte ve dolayısıyla, elverişli çalışan eğitim programları gibi belirli masrafları ortadan kaldırmaktadır.

Bankalar ayrıca, yaşlanan mülkiyet grupları gibi bir dizi zorlukla da yüz yüzedirler. Ülke çapında birçok bankanın yönetim ekibi ve yönetim kurulu yaşlanmaktadır. Bankalar ayrıca, hem kamusal hem de özel pay sahiplerinin kazanç ve büyüme tahminlerini gerçekleştirmesi yönündeki baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır. Düzenleme kurulları, çeşitli risk kategorilerini yönetmeleri için bankalara ilave baskı uygularlar. Bankacılık ayrıca son derece rekabetçi bir endüstridir. Finansal hizmetler sektöründeki rekabet, sigorta acenteleri, kredi birlikleri, çeki nakite çevirme hizmetleri, kredi kartı şirketleri vb. gibi oyuncuların girişi ile daha da sert bir hale gelmiştir.

Bir tepki olarak bankalar komisyonculuk gibi finansal piyasa işlemleri yoluyla finansal araçlardaki faaliyetlerini geliştirdiler ve bu tür faaliyetlerde büyük oyuncular haline geldiler.

Bankaların kredi faaliyetleri

Ev satın alanlara ve inşaat sektörüne gerekli fonları sağlayabilmek adına, bankalar mevduat için rekabet etmelidirler. Aracısızlaşma fenomeni, doların tasarruf hesaplarından ABD Hazine Departmanı borçları, ajans menkul kıymetleri ve kurumsal borç gibi doğrudan pazar araçlarına geçmesini gerektirdi. Son yıllarda mevduat hareketindeki en büyük faktörlerden biri, daha yüksek faiz oranları ile tüketici mevduatlarını çeken para piyasası fonlarının muazzam büyümesiydi.

Mevduat rekabetleri için, ABD tasarruf kurumları birçok farklı plan türü sunar:

  • Hesap cüzdanı veya sıradan mevduat hesapları - Herhangi bir zamanda hesaba para eklenmesine veya hesaptan para çekilmesine izin verir.
  • NOW ve Super NOW hesapları - Çek hesabı gibi çalışan ancak faiz kazandıran hesaplardır. Super NOW hesaplarında asgari bir bakiye gerekebilir. 
  • Para piyasası hesapları - Diğer hesaplara veya kişilere ön provizyonlu olarak aktarma yapmak için aylık bir limiti vardır ve minimum veya ortalama bir bakiye isteyebilir. 
  • Sertifika hesapları - Vade öncesi para çekme işlemlerinde faizin bir kısmını veya tamamını kaybetmeye tabidir. 
  • Bildirim hesapları - Belirsiz bir süreliğine sertifika hesaplarına eşdeğerdir. Tasarruf edenler para çekmeden belirli bir süre önce bunu kuruma bildirmeyi kabul ederler. 
  • Bireysel emeklilik hesapları (Individual retirement accounts (IRAs)) ve Keogh planları - Yatırılan paranın ve kazanılan faizin, çekilme sonrasına kadar gelir vergisinden muaf tutulduğu bir emeklilik tasarrufu biçimidir. 
  • Çek hesapları - Bazı kurumlar tarafından belirli kısıtlamalar çerçevesinde sunulurlar. 
  • Ebeveynin veya vasinin yasal nedenlerden ötürü aksini yapması gerekmedikçe, tüm para çekme işlemleri ve mevduatlar tamamen hesap sahibinin tek karar ve sorumluluğundadır. 
  • Kulüp hesapları ve diğer tasarruf hesapları - Kişilerin belirli hedeflerine ulaşmaları için düzenli olarak tasarruf etmelerine yardımcı olmak için tasarlanmışlardır. 

Banka hesaplarının muhasebeleştirilmesi

Banka tabloları, bankalar tarafından dünyanın çeşitli muhasebe standartları çerçevesinde üretilen muhasebe kayıtlarıdır. GAAP (Generally Accepted Accounting Princibles (Genel Olarak Kabul Edilmiş Muhasebe İlkeleri))'de iki tür hesap vardır: Borç ve kredi. Kredi hesapları; Gelir, Özkaynak ve Pasif Kaynaklardır. Borç Hesapları; Varlıklar ve Giderlerdir. Banka, bakiyesini artırmak için bir kredi hesabını kredilendirir ve bakiyesini azaltmak için bir kredi hesabını borçlandırır.

Müşteri, tasarruf/banka (varlık) hesabına para yatırdığında, defterinde hesabını borçlandırmış olur (ve normal olarak hesap, borç hesabıdır). Müşteri her para harcadığında, defterinde bir kredi kartı (pasif) hesabını kredilendirmiş olur (ve hesap normal olarak kredi hesabıdır). Müşteri banka ekstresini okurken, hesap özeti yatırılan paralar için hesapta bir kredi ve para çekme işlemleri için de borçlar gösterir. Artı bir bakiyeye sahip olan müşteri, bu bakiyenin banka hesap özetinde bir kredi bakiyesi olarak yansıyacağını görecektir. Müşteri aşırıya kaçarsa, banka ekstresi üzerinde borç bakiyesi olarak yansıtılan eksi bir bakiyeye sahip olur.

Aracılık belgeleri

Bankalar için bir mevduat kaynağı, yatırımcılar adına yatırım danışmanlığı şirketleri vasıtasıyla büyük miktarda para yatıran komisyonculardır (broker). Bu para genelde en uygun koşulları, genellikle yerel mevduat sahiplerine sunulan tekliflerden daha iyisini sunan bankalara gider. Bir bankanın hiç yerel mevduatları olmayan bir işletmeyle ilgilenmesi mümkündür. Buradaki tüm fonlar, aracı (broker) mevduatlarıdır. Bu tür mevduatların bazen "sıcak para" denilen önemli miktarlarda kabul edilmesi, bir bankayı zor ve bazen riskli bir konuma getirir. Çünkü fonlar aracı mevduatlarına ödenen yüksek faizi ödemek için yeterli bir getiri sağlayan bir şekilde ödünç verilmiş olmalı veya bu fonlarla yatırım yapılmış olmalıdır. Bu, riskli kararlara ve hatta nihai olarak bankanın başarısızlığına neden olabilir. Küresel finansal kriz sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nde 2008 ve 2009 yıllarında başarısız olan bankalar, ortalama olarak mevduatlarının yüzde biri olacak şekilde, ortalama bir bankadan dört kat daha fazla aracılık yapmışlardı. Riskli gayrimenkul yatırımlarıyla birleşen bu tür mevduatlar, 1980'lerin tasarruf ve kredi krizine etki etti. Aracı kurumlar üzerindeki mevduatın düzenlenmesine, uygulamaların yetersiz yerel mevduatları olan büyüyen topluluklara harici fon kaynağı olabileceği gerekçesiyle bankalar karşı çıkmaktadırlar. Farklı hesap türleri vardır: Tasarruf hesapları, devirli hesaplar ve cari hesaplar.

Bankacılık sektöründe küreselleşme

Modern zamanlarda, bankacılık sektöründeki küresel rekabetin önündeki engellerin büyük oranda azalması sağlanmıştır. Telekomünikasyon ve diğer finansal teknolojilerdeki (Bloomberg gibi) artış, bankalara, artık hem finansmanlarını hem de risklerini yönetmek üzere müşterilerin yanında olmak zorunda kalmadıkları için, tüm dünyadaki erişimlerini genişletme olanağı tanımıştır. Sınır ötesi faaliyetlerdeki büyüme, sınırlar ötesinde farklı uluslara çeşitli hizmetler sağlayabilecek bankalara olan talebi de artırmıştır. Bununla birlikte, sınır ötesi faaliyetlerde bulunan engellerdeki bu azalmalara rağmen, bankacılık sektörü diğer bazı sektörler kadar küreselleşmiş bir yere sahip değildir. Örneğin ABD'de çok az banka, devletler arası bankacılık işlemlerini daha verimli hale getiren Riegle-Neal Yasası konusunda endişeleniyor. Dünyadaki ulusların büyük çoğunluğunda, yabancı sermayeli bankalar için pazar payı şu anda belli bir ulustaki bankalar için bütün pazar paylarının onda birinden azdır. Bankacılık sektörünün tamamen küreselleşmemesinin bir nedeni, yerel bankaların küçük işletmeler ve bireylere kredi sağlama konusunda daha elverişli olmasıdır. Öte yandan, büyük şirketler için bankanın hangi ulustan olduğu önemli değildir; çünkü şirketin finansal bilgileri dünya çapında mevcuttur.