18 September 2018, Tuesday
Tercüme Editörü
Wikiyours makaleleri İngilizce makalelerin Türkçe'ye çevrilmiş halleridir. İngilizce bilen herkes makale sahibi olabilir ve yaptığı çeviri miktarınca para kazanır.
Çeviri Yapmak İçin Makale Seçiniz
Makale yazmak için
bir kategori seçin
Düzeltme Öner

Almanya

Başkent
ve en büyük şehir
Berlin
Resmi diliAlmanca
Etnik gruplar (2012)
  • % 80.0 Almanlar
  • % 11.6 diğer Avrupalılar
  • % 3,7 Türkler
  • % 1.7 Asyalılar
  • % 0.7 Afrikalılar
  • % 0.5 Amerikalılar
  • % 1.8 Diğerleri
Din
  • % 33.5 Dindar değil
  • % 29.5 Roman Katolikliği
  • % 27.9 Evangelical Kilisesi
  • % 5 İslam
  • % 3.3 Diğer Hristiyanlar
  • % 0.8 Diğer Dinler
UyrukAlman
HükümetFederal Parlementer Cumhuriyet
• CumhurbaşkanıJoachim Gauck
• BaşbakanıAngela Merkel
Yasama
• Üst MakamAlman Federal Konseyi
• Alt MakamAlman Federal Meclisi
Oluşumu
• Kutsal Roma imparatorluğu2 Şubat 962
• Alman Konfederasyonu8 Haziran 1815
• Alman İmparatorluğu18 Ocak 1871
• Weimar Cumhuriyeti11 Ağustos 1919
• Federal Cumhuriyet23 Mayıs 1949
• AEK1 Ocak 1958
• Doğu Batı Birleşmesi3 Ekim 1990
Almanyanın Yüzölçümü
• Toplam Yüzölçümü357.168 km 2 (63.)
Nüfus
• 2015 tahmini82.175.700 (16.)
• Yoğunluk227 / km 2 (58.)
GSYİH (SAGP)2015 tahmini
• Genel Toplam3,842 trilyon dolar (5.)
• Kişi başına47.033 dolar (20.)
GSYİH (NOMİNAL)2015 tahmini
• Genel Toplam3.371 trilyon dolar (4.)
• Kişi başına41.267 dolar (20'inci)
Gini (2014)30.7
orta
İGE (2014)0.916
çok yüksek · 6.
Para birimiEuro (€) (EUR)
Saat dilimiCET (UTC + 1)
• Yaz saati uygulaması (YSU)CEST (UTC + 2)
Trafik akış yönüsağ
Telefon Kodu49
ISO 3166 koduDE
İnternet alan uzantısı.de ve .eu
İçindekiler
  1. Almanya hakkında bilgi
  2. Almanya isminin anlamı
  3. Almanya'nın tarihi
  4. Almanya coğrafi özellikleri
  5. Almanya'da Siyaset
  6. Almanya'da Ekonomi
  7. Almanya nüfus yapısı
  8. Almanya'da kültür
  9. Almanya Resimleri

Almanya hakkında bilgi

Resmi adıyla Federal Almanya Cumhuriyeti olan Almanya, orta-batı Avrupa'da bulunan federal parlamenter bir cumhuriyettir. 16 eyaletten oluşan Almanya'nın yüz ölçümü 357.021 kilometrekaredir. Genel olarak ılıman bir iklime sahiptir. Yaklaşık 82 milyonluk nüfusu ile Almanya, Avrupa Birliği'nin en kalabalık üye devletidir. Amerika Birleşik Devletleri'nin ardından, dünya da mültecilerin göç etmek için tercih ettikleri ikinci ülkedir. Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. Diğer büyük şehirleri olarak ise Hamburg, Münih, Köln, Frankfurt, Stuttgart ve Düsseldorf sayılabilir.

Çeşitli Alman kabileleri, klasik antik dönem de modern Almanya'nın kuzey kesiminde yaşıyorlardı. MÖ 100 yılından daha eski bir belge de ''Germania'' isimli bir bölgeden bahsedilmiştir. Kavimler Göçü boyunca çeşitli Germen kabileleri güneye doğru yayıldılar. 10. yüzyıldan başlayarak, Almanya toprakları Kutsal Roma İmparatorluğu'nun merkezi bir bölümünü oluşturdular. 16. yüzyılda Almanya'nın Kuzey bölgeleri, Protestanlar tarafından gerçekleştirilen ''Reform Hareketlerinin'' merkezi oldu.

1871'de Almanya, bağımsız Alman devletlerinin bir çoğunun Prusya egemenliği altında birleştiği Alman İmparatorluğu ismi verilen bir ulus devleti haline geldiler. I. Dünya Savaşı ve 1918-1919 Alman Devrimi'nden sonra İmparatorluğun yerini parlamenter bir cumhuriyet olan Weimar Cumhuriyeti aldı. 1933'te ulusal sosyalist diktatörlüğün kurulması İkinci Dünya Savaşı'na ve soykırıma giden süreci başlattı. Bir süre Müttefiklerce işgal edildikten sonra toprakları bölünerek iki farklı Alman devleti kuruldu: Federal Almanya Cumhuriyeti ve Alman Demokratik Cumhuriyeti. 1990'da iki ülke tekrar birleşti.

21. yüzyılda Almanya büyük bir güç haline geldi. Nominal GSYİH ile dünyanın en büyük dördüncü, PPP (satınalma gücü) ile dünyanın beşinci büyük ekonomisine sahiptir. Bazı endüstriyel ve teknolojik sektörler de küresel anlamda bir lider konumundadır ve dünyanın üçüncü büyük ihracatçısı ve mal ithalatçısıdır. Almanya, nitelikli ve üretken bir topluma sahiptir. Ülkede ki yaşam standartları çok yüksek seviyededir. Ülkede çok gelişmiş bir sosyal güvenlik ve sağlık sistemi ile beraber ücretsiz üniversite eğitimi ve çevresel koruma vardır.

Almanya, 1993 yılında kurulan Avrupa Birliği'nin kurucu ülkelerinden biridir. Schengen Bölgesi'nin bir parçası ve 1999'da Euro bölgesinin kurucu ortağıdır. Almanya, Birleşmiş Milletler, NATO, G8, G20 ve OECD'ye üyedir. Ülke, askeri harcamalarda dünyada 9. sıradadır. Zengin kültürel geçmişi ile tanınan Almanya, sürekli olarak tanınmış sanatçılara, filozoflara, müzisyenlere, sporculara, girişimcilere, bilim insanlarına, mühendislere ve mucitlere ev sahipliği yapmıştır.

Almanya isminin anlamı

İngilizce olarak  Almanya (Germany), Julius Caesar'ın Ren'in doğusunda ki halklar için Latin dünyasında kullandığı ''Germania'' kelimesinden türemiştir. Almanlarca, Alman topraklarını belirtmek için kullanılan bir kelime olan ''Deutschland'' ise deutsch kelimesinden türetilmiştir. Bu kelime ise Latinler ve Romalı torunları arasında ortak bir dili konuşan ( Erken Alman Dilinde ''diutisc'') Germen topluluklarını nitelemek için kullanılmıştır. Bu kelime ise sırayla,  Proto-Germen dilinde popüler anlamına gelen ''þiudiskaz ve þeudō'' haline ardından ise Proto-Hint-Avrupa dilinde insan anlamına gelen ''tewtéh'' halini almıştır. Zaman içinde ise ''Tötonlar'' kelimesi ortaya çıkmıştır. Bu kelime günümüzde Almanları nitelemek için kullanılan kaba bir kelimedir.

Almanya'nın tarihi

Tarih öncesi Almanya

''Mauer 1'' isimli çene fosilinin keşfi, insanoğlunun en az 600.000 yıl önce Almanya'da olduğunu gösteriyor. Dünyada bulunan en eski av silahları,  Schöningen'deki bir kömür madeninde keşfedilen 3 adet ahşap mızraktır. Neander Vadisi, günümüzde modern olmayan insan fosillerinin ( Homo neanderthalensis) ilk keşfedildiği yerdi. Yeni insan türüne Neandertal adı verildi. ''Neandertal 1'' isimli fosillerin 40.000 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Benzer şekilde aynı zaman dilimine tarihlenen modern insan kalıntıları, Ulm yakınlarında bulunan Swabian Jura'daki mağaralarda bulunmuştur. Bulgular arasında şimdiye kadar bulunan en eski müzik aletleri olan 42.000 yıllık kuş kemiği ve mamut dişinden yapılma flütler vardır. Şimdiye kadar keşfedilmiş en eski insan figürü 40.000 yaşında olan Buz Devri Aslanı Adamıdır. Yine 35.000 yaşındaki Hohle Venüs'ü insan vücudunun sanatsal olarak ilk yansıması olarak kabul edilir. Nebra gök tekeri ise Avrupa ki Bronz Çağda   Saksonya-Anhalt yakınlarındaki Nebra isimli bir bölgeye yapılan bronz eserdir. Eser aynı zaman da UNESCO'nun Dünya Hafızası Programı'nın (Memory of the World Programme) bir parçasıdır.

Frank imparatorluğu

Germen kabileleri ve Frank İmparatorluğu

Germen kabilelerinin Almanya topraklarına Kuzey Bronz Çağı (Nordic Bronze Age) ya da Erken Roma Demir Çağı'nda (Pre-Roman Iron Age) geldikleri düşünülmektedir. Güney İskandinavya ve Kuzey Almanya'dan, MÖ 1. yüzyıldan itibaren güney, doğu ve batıya yayıldılar. Daha sonra Orta ve Doğu Avrupa'daki İran, Baltık ve Slav kabilelerinin yanı sıra Galya'da ki Kelt kabileleri ile temas kurdular. Augustus döneminde Roma, Germia'yı istila etmeye başladı (kabaca Ren'den Ural Dağları'na uzanan bir alan). MS 9 yılında Varus liderliğindeki üç Roman lejyonu, Çeruskerler'in (Cheruscan) lideri Arminius tarafından yenildi ve yok edildi. MS 100 yılına gelindiğinde, Tacitus Germania isimli eserini yazarken, Germen kabileleri modern Almanya'nın çoğunu istila ederek Ren ve Tuna Nehirleri (Limes Germanicus) arasına yerleşmişlerdi. Ancak, Avusturya, Baden Württemberg, güney Bavyera, güney Hessen ve batı Rheinland, hala birer Roma vilayeti idi.

3. yüzyılda bir grup, büyük Batı Germen kabilesi ortaya çıktı: Alemanniler, Franklar, Chattiler, Saksonlar, Frizler, Sicambri ve Thuringiiler. 260 civarında, Germen halkı Roma kontrolündeki topraklara girmeye başladı. Hunların German topraklarına 375'te ki akınlarından sonra ve 395'te  Roma'nın düşüşüyle birlikte, Germen kabileleri  güneybatı yönünde yayılmaya başladılar. Alman topraklarındaki küçük kabileler birleşerek bir kaç büyük kabileyi oluşturdular. Merovenj Krallığı döneminde Austrinya, Neustrasya ve Akitanya gibi bilinen geniş alanlar Frank Krallığı'nı kuran Franklar tarafından fethedildi. Ardından Saksonya ve Bavyera'ya boyun eğdirmek için daha doğuya hareket ettiler. Bugün Almanya'nın doğu kesiminde bulunan bu bölgelerde, Batı Slav kabileleri olan Sorblar, Veleti ve Obotritik konfederasyonları bulunuyordu.

Doğu Francia ve Kutsal Roma İmparatorluğu

800 yılında, Frank kralı Şarlman (Charlemagne) imparator olarak taç giydi ve daha sonra mirasçıları tarafından 843'de parçalanacak olan Karolenj İmparatorluğu'nu kurdu. Frank Krallığının dağılmasından sonra Almanya tarihi Şarlman'ın kurduğu imparatorluğun doğu kısmında ortaya çıkan Kutsal Roma-German İmparatorluğu ile 900 yıl boyunca iç içe geçti. Başlangıçta Doğu Frank Krallığı olarak bilinen bölge, batıda Ren Nehrin'den doğuda Elbe Nehri'ne ve Kuzey Denizi'nden Alpler'e kadar uzanıyordu.

Otton Hanedanından gelen hükümdarlar (919-1024) bölgede ki birkaç önemli dükalığı birleştirdi ve Alman kralı I. Otto 962'de bu bölgelerin yöneticisi olarak Kutsal Roma İmparatoru seçildi. 996 yılında V. Gregory , kısa süre önce taç giyerek Kutsal Roma İmparatoru olan kuzeni III.  Otto tarafından atanan ilk Alman Papa oldu. Kutsal Roma İmparatorluğu, Salian Hanedanından gelen imparatorlar döneminde (1024- 1125) Kuzey İtalya ve Burgonya bölgelerini hakimiyetleri altına aldılar. Bu dönemde İmparatorlar Kilise ile yaşadıkları mücadeleler sonucu dini nüfuzlarını kaybettiler.

Kutsal Roma imparatorluğu

12. yüzyılda Hohenstaufen Hanedanın'dan gelen İmparatorlar döneminde (1138-1254) Alman prensleri nüfuzlarını güçlendirerek slavların hakimiyetinde olan güney ve doğu bölgelerine doğru genişlettiler. Bu bölgelere Alman yerleşimlerinin kurulmasını desteklediler ve bu olaya Doğuya Yerleşme Hareketi (Ostsiedlung) ismini verdiler. Kuzey Almanya şehirlerini ve kasabalarını içine alan Hansa Birliği üyeleri ticaretin gelişmesinde ve yaygınlaşmasında başarılı oldular. Güneyde ise ''Büyük Ravensburg Ticaret Şirketi'' (Große Ravensburger Handelsgesellschaft) benzer bir işlevi yerine getiriyordu. 1356 yılında İmparator IV. Charles  tarafından yayımlanan ''Altın Boğa Fermanı'' ile İmparatorluğun temel anayasal yapısı sağlamış ve imparatorun en güçlü prenslikleri yöneten Prensler ve başpiskoposlardan oluşan yedi kişilik bir seçmen komitesi tarafından seçilmesini belirlemiştir.

Nüfus 14. yüzyılın ilk yarısında, 1315'te başlayan Büyük Kıtlık ve onu takip eden 1348-50'de ki Kara Ölüm nedeniyle ciddi oranda azaldı. Ancak, yaşanılan gerilemeye rağmen Alman sanatçılar, mühendisler ve bilim adamları, Venedik, Floransa ve Cenova gibi tüccar şehir devletlerinde gelişen, zamanın tasarımcıları ve İtalyan sanatçılar tarafından kullanılan tekniklerle benzer geniş bir dizi teknik geliştirdi. Alman Prenslikleri boyunca Ausburglu ressamlar Hans Holbein ve oğlu ile Albrecht Dürer gibi sanatçılar yetişti. Johannes Gutenberg, Avrupa boyunca eğitime ve öğrenime büyük katkısı olan Hareketli Baskı (Matbaa) tekniğini geliştirdi.

Wittenberg keşişi Martin Luther, 1517'de, Katolik Kilisesi'ne meydan okuyarak Protestan Reformunu başlatan Luther'in 95 Tezi'ni yayınladı. 1555'de, Augsburg Barış ile Luthercilik Katolikliğin bir alternatifi olarak kabul edildi. Aynı zamanda Prensip mensup olduğu inancın halkınında  inancı olduğu kabul edildi. Bu duruma ise Cuius regio, eius religio (iktidar kimin elindeyse, onun dini geçerlidir) denildi. Fakat Augsburg Barışı yaşanan diğer dinsel sorunları çözmekte yetersiz kaldı: örneğin, Reform inancı halen bir sapkınlık olarak görülüyordu. Antlaşma 1583'te Köln Seçiminde olduğu gibi, dini bir yöneticinin dönüşümünü ele almamıştı. Köln Savaşı'ndan Otuz Yıl Savaşları'nın sonuna kadar (1618-1648), dini çatışma Alman topraklarını harabeye çevirdi. Sonuncusu, Alman prensliklerinin toplam nüfusunu yüzde 30, bazı yerlerde ise yüzde 80 azalttı. Vestfalya Barışı, Alman prenslikleri arasındaki dini savaşları sona erdirdi. Alman yöneticiler, 1648'den sonra Roma Katolikliğini, Lutheranizmi veya Reformcu inançları resmi din olarak seçebileceklerdi.

18. yüzyılda, Kutsal Roma İmparatorluğu yaklaşık 1.800 prenslikten oluşuyordu. Bir dizi İmparatorluk Reformu (yaklaşık 1450-1555) tarafından başlatılan ayrıntılı hukuk sistemi, İmparatorluk Mülklerini oluşturdu ve İmparatorluk Meclisi'nde yansıtılan dinsel, laik ve ırsi devletler arasında önemli yerel özerklik sağladı. Habsburg Hanedanı, imparatorluk tacını 1438'den VI. Charles'ın 1740'da ki ölümüne kadar elinde tuttu. Hiçbir erkek varisi bulunmadığından, İmparatoru seçecek olan seçmenleri Hasburg hegemonyasının impartorluk makamında devam etmesi için Faydacı Yaptırımları ( Pragmatic Sanction) kabul ettirmişti. Bu sorun ise nihayet Avusturya Veraset Savaşı ile çözüldü. Aix-la-Chapelle Antlaşması'nda Maria Theresa'nın kocası Kutsal Roma İmparatoru oldu ve İmparatorluğu İmparatoriçe Eşi olarak yönetti. 1740 yılından bu yana, Avusturya Habsburg Monarşisi ile Prusya Krallığı arasındaki iki başlılık Alman tarihine hakimdi.

1772'de, sonra tekrar 1793 ve 1795'de, Rus İmparatorluğu ile birlikte iki hakim Alman Devleti Prusya ve Avusturya Polonya'nın parçalanmasını kabul etti; Aralarında Lehistan-Litvanya Birliği'nin topraklarını bölüştüler. Bölünmeler sonucunda milyonlarca Lehçe konuşan sakin iki Alman monarşisinin egemenliği altında kaldılar. Bununla birlikte, ilhak edilmiş bölgeler Prusya Krallığı ve Habsburg Bölgesi'ne dahil edilmiş olsa da, yasal olarak Kutsal Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olarak kabul edilmemiştir.

Fransız Devrim Savaşları döneminde ve Napolyon döneminin gelişiyle  İmparatorluk Meclisi'nin son toplantısında, laik ve Serbest İmparatorluk Prensliklerinin çoğu hanedan toprakları tarafından ilhak edildi; Dini bölgeler seküler hale getirildi ve ilhak edildi. 1806 yılında İmparatorluk feshedildi. Alman devletleri, özellikle Rheinland prenslikleri, Fransa'nın etkisi altına girdi. 1815 yılına kadar, Fransa, Rusya, Prusya ve Habsburglar, Napolyon Savaşları sırasında Alman prenslikleri üzerinde egemenlik kurmak için yarıştılar.

Alman Konfederasyonu ve İmparatorluğu

Napolyon'un düşüşünden sonra, Viyana Kongresi'nde (1814'de toplandı) 39 bağımsız prenslikten oluşan Alman Konfederasyonu (Deutscher Bund) kuruldu. Avusturya İmparatorunun Konfederasyonun daimi başkanı olarak atanması ve Kongrenin Prusya'nın Alman devletleri arasındaki nüfuzunu kabul etmemesi,  Hohenzollern ile Habsburg Hanedanları arasında ki rekabeti daha da kızıştırdı. Restorasyon politikalarındaki anlaşmazlık, kısmen liberal hareketlerin ortaya çıkmasına ve ardından Avusturya devlet adamı Metternich'in yeni dönemde baskı politikası uygulamasına neden oldu. Bir gümrük birliği olan Zollverein, Alman devletlerinde ekonomik birliğin sağlanmasına yardımcı oldu. Fransız Devrimi'nin ulusal ve liberal fikirleri, özellikle gençler arasında olmakla birlikte birçok Alman'ı etkilemiştir. Mayıs 1832'de ki Hambach Festivali, Alman birliğinin, özgürlüğün ve demokrasinin desteklendiği büyük bir olaydı. Fransa'da bir cumhuriyet kuran Avrupa'daki bir dizi devrimci hareket ışığında, aydınlar ve halk, 1848 Devrimlerini Alman Prensliklerinde başlattılar. Prusya Kralı IV. Friedrich Wilhelm kendisine teklif edilen ve daha az bir yönetimsel güç sağlayan İmparator unvanını reddetti. Tacı ve kendisine sunulan Anayasayı reddetmesi yaşanan toplumsal harekette bir gerilemeye yol açtı.

Germen imparatorluğu

Kral I. Wilhelm, 1862'de Prusya'nın yeni başbakanı (şansölye) olarak Otto von Bismarck'ı atadı. Bismarck, Danimarka'nın Yutland yarımadası üzerindeki çıkarlarına son veren savaşı 1864 yılında zafer ile sonuçlandırdı. Prusya'nın sonraki zaferi ise 1866 da yaşanan Prusya-Avusturya Savaşı sonunda geldi. Bu zafer ile Prusya Kuzey Almanya Konfederasyonu'nu kurmuş ve Avusturya'yı bu konfederasyonun dışına itmiştir. Fransız-Prusya Savaşı'ndaki Fransız yenilgisinden sonra, Alman prensleri, 1871'de Versailles'de Alman İmparatorluğunun kurulmasını ve Avusturya dışındaki tüm dağınık bölgelerinin birleştirilmesini kabul ettiler. Prusya, yeni imparatorluğun egemen kurucu devletiydi; Prusya'nın Hohenzollern Kralı aynı anda İmparator olarak yönetim gücünü elinde bulunduracaktı ve Berlin yeni başkent oldu.

Almanya'nın birleşmesini takip eden Gründerzeit Döneminde, Bismarck'ın İmparator I. Wilhem'in koruması altında Şansölye olarak yürüttüğü dış politikası ile Almanya yeni müttefiklikler kurup, Fransayı diplomatik olarak izole edip, savaştan kaçınarak büyük ve güçlü bir ulus haline geldi. II. Wilhelm döneminde, Almanya, diğer Avrupalı güçler gibi komşu ülkelerle sürtüşmelere neden olan emperyalist bir politika izledi. Almanya'nın daha önce dahil olduğu çoğu ittifak yenilenmedi. Bu, Avusturya-Macaristan'ın çok uluslu halkı ile ikili bir ittifak oluşturulmasına yol açarak, doğrudan askeri destek olmasa bile en azından iyimser şekilde tarafsızlığını teşvik etti. Daha sonra, 1882 de kurulan Üçlü İttifak ile Almanya,Avusturya ve İtalya Orta Avrupa'da Fransız ve Rus yayılmacılığına karşı bir coğrafi müttefiklik kurdular . Benzer şekilde İngiltere, Fransa ve Rusya ise Habsburglar'ın Balkanlar'da Rusya'nın çıkarlarını engellemesine karşı veya Almanya'nın Fransa'ya müdahale etmesini engellemek için benzer bir antlaşma yaptılar.

Alman imparatorluğu

1884'deki Berlin Konferansı'nda Almanya, Alman Doğu Afrikası, Alman Güneybatı Afrikası, Togoland ve Kamerun gibi çeşitli kolonileri talep etti. Daha sonra Almanya, sömürge imparatorluğunu, Alman Yeni Ginesi, Alman Mikronezisi ve Pasifik'teki Alman Samoası ile Çin'deki Kiautschou Körfezi'ni de içine alacak şekilde genişletti. 1904-1907 yılları arasında ,''20. yüzyılın ilk Soykırımı'' olarak bilinen, Güney Batı Afrika'daki (günümüzde Namibya) Alman sömürge yönetimine karşı başlayan Herero ve Nama ayaklanmasına karşı acımasız bir bastırma politikası izlendi. Toplamda 100.000 kişi - Hererolar'ın %80'i ve Namalar'ın %50' si - savaş sırasında kırsal alanlarda yaşanan yetersiz beslenme ve susuzluk ile tutuldukları toplama kamplarında yaşanan açlık,hastalık, ve yorgunluklardan dolayı hayatlarını kaybettiler.

Avusturya veliaht prensinin ( Avusturya arşidükü Franz Ferdinand)  28 Haziran 1914'te suikasta uğraması Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun bu bahane ile Sırbistan'a saldırmasına ve I.Dünya Savaşının başlamasına neden oldu. Yaklaşık 2 milyon Alman askerin hayatını kaybettiği dört yıllık savaşın ardından, 11 Kasım'daki genel bir ateşkes ile savaş sona erdi ve Alman birlikleri evlerine döndüler. Alman Devrimi (Kasım 1918) ile İmparator II. Wilhelm ve  egemen tüm Alman prensleri görev ve sorumluluklarını bıraktılar. Almanya'nın yeni siyasi liderleri 1919'da Versailles Antlaşması'nı imzaladılar. Bu antlaşma ile Almanya, İttifak Devletlerinin bir parçası olarak şimdiye kadar ki tüm zamanların en kanlı savaşında Müttefikler tarafından yenildiğini kabul etti. Almanlar bu antlaşmayı utanç verici ve adaletsiz olarak algıladılar. Daha sonra tarihçiler tarafından bu antlaşmanın  Adolf Hitler'in yükselişine etki ettiği kabul edildi. Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgiden sonra Almanya, Avrupa'daki topraklarının % 13'ünü kaybetti. (kaybedilen topraklarda ağırlıklı olarak  Polonya, Fransız ve Danimarkalı insanlar yaşıyordu. Bu kayıpları Büyük Polonya Ayaklanması, Alsace-Lorraine'in Fransa'ya iadesi ve Schleswig'in Danimarka ile birleşmesi izledi). Ayrıca Almanya Afrika'daki ve Güney Denizi'ndeki bütün sömürgelerini kaybetti.

Weimar Cumhuriyeti ve Nazi Almanyası

Nasi Almanyası 3

Almanya'da, Kasım 1918'de Alman Devrimi'nin başında cumhuriyet rejimi ilan edildi. 11 Ağustos 1919'da Başkan Friedrich Ebert demokratik Weimar Anayasasını imzaladı. Sonraki dönemde gerçekleşen iktidar mücadelesinde, radikal sol komünistler Bavyera'da iktidarı ele geçirdi ancak Almanya'nın diğer bölgelerindeki muhafazakar unsurlar, Cumhuriyet'i Kapp Putsch hareketi ile devirmeye çalıştılar. Bu hareket Reichswehr (ordu) ve diğer muhafazakar, milliyetçi ve monarşist grupların bir kısmı tarafından da desteklendi. Büyük sanayi merkezlerinde çıkan kanlı sokak kavgalarından sonraki fırtınalı süreçte, Ruhr bölgesinin Belçika ve Fransız birlikleri tarafından işgal edilmesi, 1922-23 yıllarında hiper enflasyonun doruğa ulaşması ile yaşanan yüksek enflasyon, 1924 yılında borçların yeniden yapılandırılması ve yeni para biriminin oluşturulması, sanatsal yeniliklerin ve liberal kültürel yaşamın arttığı bir dönem olan ''Altın Yirmililer'' olarak anılan (Golden Twenties) yıllara öncülük etti. Bununla birlikte, Versay Antlaşması ile yaşanan aşağılanmışlık duygusu ve sırtından bıçaklanılmışlık düşüncesi sonraki yirmi yıl boyunca giderek artan Yahudi Düşmanlığının (Antisemitizm) temelini oluşturacaktı. Ekonomik hayat gergin bir durumdaydı. Tarihçiler 1924-1929 dönemini "kısmen istikrarlı" olarak tanımlıyorlar. 1939 da Dünyada yaşanan Büyük Buhran Almanyayı'da etkiledi. 1930'daki federal seçimden sonra Şansölye Heinrich Brüning'in hükümetine Başkan Paul von Hindenburg tarafından meclis onayı olmadan yetki verildi. Brüning hükümeti, 1932'de neredeyse % 30'lara varan yüksek işsizliğe neden olan katı bir maliye ve deflasyonist politika uyguladı.

Nazi Almanyası mitingi

Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Partisi 1932'deki özel federal seçimleri kazandı. Bir dizi başarısız kabineden sonra, Hindenburg 1933'te Hitler'i Almanya Başbakanı olarak atadı. Reichstag yangınından sonra, bir kararnameyle birkaç hafta içinde temel medeni haklar kaldırıldı ve Naziler tarafından kurulan ilk toplama kampı olan Dachau açıldı. 1933'de kabul edilen Yekti Kanunu (The Enabling Act) Hitler'e sınırsız bir yasama yetkisi verdi. Daha sonraki süreçte hükumet giderek çok daha totoliter bir merkezi yönetim kurdu, yapılan ulusal referandum sonrasında Almanya Milletler Cemiyeti'nden çekildi ve askeri silahlanmaya başladı.

Devlet tarafından desteklenen açık bütçe harcamaları kullanılan ekonomik yenilenme daha çok  kamusal iş projelerine odaklanmıştı. 1934 de bu projelerde çalışması için 1.7 milyon Alman hemen işe alındı ve kendilerine gelir ve sosyal yardımlar bağlandı. Bu projelerin en ünlüsü, yüksek hızlı karayolu, Alman otobanları olarak bilinen Reichsautobahn idi. Diğer belli başlı inşaat projeleri arasında Rur Barajı gibi hidroelektrik tesisleri, Zillierbach Barajı gibi su kaynakları ve Zwickau Hauptbahnhof gibi ulaşım merkezleri yer alıyordu. Sonraki beş yıl boyunca, işsizlik düştü, saatlik ve haftalık ortalama ücretler yükseldi.

1935'te, rejim Versay Antlaşması'ndan çekildi. Yahudileri ve diğer azınlıkları hedef alan Nuremberg Yasalarını yürürlüğe koydu. Almanya, 1935'te Saar bölgesinin kontrolünü yeniden ele geçirdi, 1938'de Avusturya'yı ilhak etti ve Münih Anlaşmasına rağmen 1939'un başında Çekoslavakya'yı işgal etti.

Nazi Almanyası Hitler

Ağustos 1939'da Hitler'in hükumeti, Doğu Avrupa'yı Alman ve Sovyet nüfuz alanlarına bölen Molotov-Ribbentrop anlaşmasını imzaladı. Anlaşma sonrasında, 1 Eylül 1939'da Almanya, Polonya'yı istila ederek II. Dünya Savaşı'nı başlattı. Hitler'in eylemlerine cevap olarak, İngiltere ve Fransa Almanya'ya savaş ilan ettiler. 1940 yılının baharında Almanya, Danimarka'yı, Norveç'i, Hollanda'yı, Belçika'yı, Lüksemburg'u ve Fransa'yı işgal ederek Fransız hükumetini, bir ateşkes antlaşması imzalamaya zorladı. Antlaşmanın ardından ülkenin büyük bölümü Alman kuvvetlerince işgal edildi. İngilizler, aynı yıl gerçekleşen Britanya Savaşı'nda Alman hava saldırılarını geri püskürttüler. 1941'de Alman birlikleri Yugoslavya, Yunanistan ve Sovyetler Birliği'ni istila ettiler. 1942 yılına gelindiğinde, Almanya ve diğer Mihver güçleri kıta Avrupa'sının ve Kuzey Afrika'nın çoğunu kontrol ediyorlardı, ancak 1943 yılında Sovyetler Birliğinin kazandığı Stalingrad Savaşı ve Müttefiklerin Kuzey Afrikayı yeniden ele geçirerek İtalya'yı işgal etmeleri Alman birliklerinin tekrarlayan yenilgiler yaşamasına neden oldu. Haziran 1944'te Batılı müttefikler Fransa'ya çıkarma yaptılar ve Sovyetler Doğu Avrupa'ya doğru saldırıya geçti. 1944 yılının sonlarına doğru, Batılı müttefikler Arden Ormanları'ndaki umutsuz Alman saldırılarına rağmen Almanya'ya girmeyi başardılar. Berlin Savaşı sırasında Hitler'in intiharı üzerine Alman silahlı kuvvetler, 8 Mayıs 1945'te teslim oldular. Bu olay Avrupa'da İkinci Dünya Savaşını sona erdirdi.

Nazi Almanyası 4

Daha sonra Holokost olarak bilinen olayda Alman hükumeti azınlıklara baskı uyguladı ve alt düzey ırklar olarak gördükleri kişilere soykırım uygulamak için Avrupa çapında yoğunlaşan bir dizi ölüm kamplarını kullandı. Almanya ve işgal altındaki ülkelerde (Nacht und Nebel) toplam 6 milyondan fazla Yahudi, 220.000 ila 1.500.000 Roman, 275.000 engelli, binlerce Yehova Şahidi, binlerce eşcinsel ve yüz binlerce Alman siyasi ve dini muhalefet üyesi de dahil olmak üzere toplamda 10 milyondan fazla sivil öldürüldü. Alman işgali altındaki ülkelerdeki Nazi politikaları 2.7 milyon Polonyalı, 1.3 milyon Ukraynalı ve tahmini 2.8 milyon Sovyet savaş tutsağının ölümüne neden oldu. Ayrıca, Nazi rejimi Alman işgali altındaki Avrupa'da Alman endüstrisine köle iş gücü olarak yaklaşık 12 milyon kişiyi zorla kullandı. Alman askeri savaş kayıplarının tahmini olarak 3.2 milyon-5.3 milyon asker ile 2 milyon sivil olduğu düşünülüyor. Almanların toprak kaybı, yaklaşık 12 milyon etnik Alman'ın Doğu Avrupa'dan sürülmesine neden oldu. Almanya, savaş öncesi topraklarının kabaca dörtte birini kaybetti. Stratejik bombalama ve kara hareketi birçok şehri ve kültürel miras yerlerini yok etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Nazi rejiminin eski üyeleri, Nürnberg davalarında savaş suçları ile yargılandılar.

Doğu ve Batı Almanya

Almanya teslim olduktan sonra, Müttefikler Berlin'i ve kalan Alman topraklarını dört askeri işgal bölgesine ayırdı. Fransa, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler tarafından kontrol edilen batı sektörleri, Federal Almanya Cumhuriyeti'ni (Bundesrepublik Deutschland) oluşturmak üzere 23 Mayıs 1949'da birleştirildi; 7 Ekim 1949'da Sovyet Bölgesi Alman Demokratik Cumhuriyeti'ne dönüştü (Deutsche Demokratische Republik). Gayri resmi olarak "Batı Almanya" ve "Doğu Almanya" olarak biliniyorlardı. Doğu Almanya, başkenti olarak Doğu Berlin'i seçerken, Batı Almanya, geçici devlet statüsünde olan iki devletli çözümün duruşunu vurgulamak için Bonn'u geçici bir başkent olarak seçti.

Batı Almanya federal bir parlamenter cumhuriyet olarak "sosyal piyasa ekonomisi" ile kuruldu. 1948'den itibaren Batı Almanya, Marshall Planı uyarınca yeniden yapılanma yardımının önemli bir alıcısı oldu ve bu yardımları sahip olduğu endüstrisini yeniden inşa etmek için kullandı. Konrad Adenauer, 1949 yılında Batı Almanya'nın ilk Federal Şansölyesi olarak (Bundeskanzler) seçildi ve 1963 yılına kadar bu görevde kaldı. Ludwig Erhard'ın liderliği altında ülke, 1950'lerin başında başlayan ve "ekonomik bir mucize" olarak bilinen uzun süreli bir ekonomik büyümenin keyfini sürdü (Wirtschaftswunder). Batı Almanya, 1955'te NATO'ya katıldı ve 1957'de Avrupa Ekonomik Topluluğunun kurucu üyelerinden biri oldu.

Doğu Almanya, işgal güçleri ve Varşova Paktı aracılığıyla SSCB tarafından siyasi ve askeri kontrol altında bulunan bir Doğu Blok'u devletiydi. Her ne kadar Doğu Almanya demokrasi iddiasında bulunsa da, siyasi güç yalnızca toplumun birçok yönünü kontrol eden muazzam bir gizli servis olan Stasi'nin desteğiyle komünistlerin kontrolündeki Almanya Sosyalist Birlik Partisi'nin önde gelen üyeleri (Politbüro) tarafından kullanılırdı. Sovyet tipi bir komuta ekonomisi kuruldu ve DDR (Doğu Almanya) daha sonra Comecon devleti oldu. Doğu Alman propagandası, DDR'ın sosyal programlarının yararları ve Batı Almanya'nın gerçekleştirebileceği istila tehdidi üzerine kurulu olmasına rağmen, vatandaşlarının çoğu Batı'ya özgürlük ve refah kaynağı olarak bakıyorlardı. Doğu Almanların Batı Almanya'ya kaçmalarını önlemek için 1961 yılında inşa edilen Berlin Duvarı, Soğuk Savaşın sembolü haline geldi. Burada Ronald Reagan, John F. Kennedy'nin 26 Haziran 1963 tarihli Ich bin ein Berliner konuşmasını hatırlatan, 12 Haziran 1987 de "Bay Gorbachov, Bu duvarı yıkın!" diyen  konuşmasını yaptı. Duvar'ın yıkılması 1989'da Komünizmin Sona Ermesinin, Almanya'nın Yeniden Birleşmesinin ve Die Wende'in sembolü oldu.

Doğu ile Batı Almanya arasındaki gerginlikler 1970'lerin başında Başbakan Willy Brandt'ın Ostpolitik (Doğu Politikası) politikası ile azaltıldı. 1989 yazında Macaristan, Demir Perdeyi sökmeye ve sınırları açmaya karar vererek binlerce Doğu Alman'ın Macaristan yoluyla Batı Almanya'ya göç etmesine neden oldu. Bu, düzenli kitlesel gösterilere artan bir destek sağladığı için DDR üzerinde yıkıcı etkilere sahip oldu. Doğu Alman yetkilileri Doğu Alman vatandaşlarının Batı'ya gitmelerine izin vererek sınır kısıtlamalarını hafiflettiler. Başlangıçta Doğu Almanya'yı bağımsız bir devlet olarak korumaya yönelik olarak tasarlanan sınırın açılması aslında Wende reform sürecinin hızlandırılmasına yol açtı. Bu, 12 Aralık 1990'da, durum dört işgalci devletin Teslim Antlaşması uyarınca sahip oldukları hakları terk ettikleri İki Artı Dört Antlaşması (Two Plus Four Treaty) ile sona erdi. Bu antlaşma, eski Doğu Almanya'nın yeni kurulan beş eyaletinin ile katılımıyla 3 Ekim 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesine olanak verdi.

Almanya ve AB'yi yeniden birleştirme

Birleşmiş Almanya, yeni bir devlet değil, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin devamı niteliğinde kabul edilmektedir. Bu nedenle, Batı Almanya'nın  uluslararası kuruluşlardaki bütün üyelikleri devam etmiştir. 1994'te kabul edilen Berlin / Bonn Yasası uyarınca, Berlin yeniden birleşik Almanya'nın başkenti oldu; Bonn, bazı federal bakanlıkları elinde tutan bir Bundesstadt (federal şehir) 'in eşsiz statüsünü elde etti. Hükumetin yaptığı yer değişikliği 1999 yılında tamamlandı. 1998 seçimlerinden sonra SPD'li siyasetçi Gerhard Schröder, kırmızı ve yeşiller partilerinin kurdukları koalisyon ve ittifakın neticesinde ilk şansölye oldu.

Doğu Almanya ekonomisinin modernizasyonu ve entegrasyonu,batıdan doğuya doğru yıllık 80 milyar dolarlık transferler ile 2019'a kadar sürecek olan uzun vadeli bir süreçtir.

Almanya birleşmesinden bu yana Avrupa Birliği'nde daha aktif bir rol oynamaktadır. Avrupalı ortaklarıyla birlikte Almanya 1992'de Maastricht Antlaşması'nı imzaladı, 1999'da Euro Bölgesi'ni kurdu ve 2007'de Lizbon Anlaşması'na imza attı. Almanya, Balkanlar'da istikrarın yeniden sağlanması için BM kontrolünde bir barış gücünü bölgeye gönderdi. Taliban'ın iktidardan uzaklaştırılmasının ardından Afganistan'da güvenliğin yeniden sağlanması için NATO bünyesinde Afganistan'a askeri birlikler yolladı. Bu görevlendirmeler Almanya'nın sadece savunma amacıyla askeri birlik görevlendirebilmesi hakkındaki kanunlar nedeni ile halen bir tartışma konusudur.

2005 seçimleri sonucunda Angela Merkel, kurulan büyük koalisyonun lideri olarak Almanya'nın ilk kadın Başbakanı oldu. 2009 yılında Alman hükumeti, AB üyesi bazı ülkeleri ekonomik krizden kurtarmak amacı ile 50 milyar Euro'luk bir dizi kurtarma paketini onayladı.

2009'da Merkel liderliğinde ki Liberal-Muhafazakarlardan oluşan bir koalisyon ülkenin yönetimini üstlendi. 2013'te, Merkel'in Üçüncü kabinesinde büyük bir koalisyon kuruldu. 21. yüzyılın başlarındaki en büyük Alman siyasi projeleri arasında, Avrupa entegrasyonunun ilerletilmesi, sürdürülebilir bir enerji arzı için enerji geçişi (Energiewende), dengeli bütçeler için "Borç Frenlemesi", doğurganlığın daha hızlı artması için alınan önlemler (pronatalizm) ve Endüstri 4.0 olarak özetlenebilecek olan Alman ekonomisinin gelecekteki büyümesine yönelik ileri teknoloji stratejileri sayılabilir.

Almanya, 2015'te ki Avrupa göçmen krizinden etkilenerek, AB'ye giren göçmenlerin tamamının son durağı haline geldi. Ülke, bir milyondan fazla mülteciyi aldı ve vergi gelirleri ile mevcut nüfus yoğunluğu göz önüne alınarak göçmenlerin federal eyaletler arasında dağıtılması için bir kota sistemi geliştirdi.

Almanya coğrafi özellikleri

Orman yolu

Almanya'nın, Batı ve Orta Avrupa'da toprakları vardır. Sahip olduğu komşu devletler ise kuzeyde Danimarka, doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, güneydoğuda Avusturya, güneyde İsviçre, güneybatı'da Fransa, Lüksemburg, batıda Belçika, kuzeybatıda ise Hollandadır . Büyük bir kısmı 47 ° ve 55 ° N enlemleri ve 5 ° ve 16 ° E boylamları arasında yer alır. Almanya, kuzeyinde Kuzey Denizi ve kuzeydoğusunda ise Baltık Denizi ile çevrelenmiştir. İsviçre ve Avusturya ile birlikte Almanya, Orta Avrupa'daki üçüncü büyük tatlı su gölü olan Konstanz Gölü'deki bir sınırı da paylaşmaktadır. Alman toprakları  357,021 km2'dir (134.836 sqmi). Bu toprakların büyük bir kısmı 349,223 ile araziden ve 7.798 km2 (3.011 sq mi)  ile sudan oluşmaktadır. Avrupa'da yüz ölçümü bakımından en büyük 7. dünyada ise en büyük 62. ülkedir.

Sahip olduğu yükselti aralıkları güneydeki Alpler'den (en yüksek noktası olan Zugspitze Dağı 2,962 metre yüksekliğindedir) kuzeydeki Kuzey Denizi ve kuzeydoğusundaki Baltık Denizine doğru azalmaktadır. Orta Almanya'nın yüksek ormanlık arazilerinden ve kuzey Almanya'nın alçak bölgelerinde (en alçak noktası olan Wilstermarsch deniz seviyesinden 3.54 metre aşağıdadır) Ren, Tuna ve Elbe gibi önemli nehirler geçmektedir. Almanya'nın yüksek noktalarında yer alan buzullar küresel ısınma ve erime nedeni ile giderek yok olmaktadır. Önemli doğal kaynaklar ise demir cevheri, kömür, potasyum, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel ile ekilebilir araziler ve sudur.

Almanya'da iklim

Ağaçlı yol kış

Almanya'nın büyük bir kısmı nemli batı rüzgarlarının hakim olduğu ılıman bir mevsimsel iklime sahiptir. Ülkede, okyanusyal Batı Avrupa iklimi ile karasal Doğu Avrupa iklimi etkili olmaktadır. Ülkenin iklimi, Gulf Stream Akıntısının bir kolu olan Kuzey Atlantik Akıntısı tarafından şekillendirilmektedir. Bu daha sıcak su akıntısı daha çok Kuzey Denizi sınırında ki alanları etkiler; Dolayısıyla kuzey ve kuzeybatıda yaşanan iklim okyanus kökenlidir. Almanya yılda ortalama 789 mm (31 inç) yağış almaktadır. Sürekli bir kurak mevsimi yoktur. Ülkede yazlar sıcak kışlar ise serin geçmektedir. Ülkede sıcaklıklar 30 ° C'yi (86 ° F) aşabilmektedir.

Ülkenin doğu kesimleri ise karasal iklimin etkisi altındadır; Kışları çok soğuk ve yazları ise çok sıcak olabilir.  Bu bölgelerde daha uzun kurak dönemler yaşanabilmektedir. Orta ve güney Almanya bölgeleri, okyanussal iklimden karasal iklime doğru geçişlerin yaşandığı ara bölgelerdir. Ülkenin büyük bir kısmına hakim olan okyanussal ve karasal iklimlere ek olarak, aşırı güneydeki Alp bölgelerinde aşırı soğuklar ve azda olsa , Orta Almanya'nın yüksek bazı bölgelerinde daha düşük sıcaklıkların ve daha fazla yağışın yaşandığı dağ iklimi görülmektedir.

Almanya'da biyoçeşitlilik

Almanya iki ekolojik bölgeye ayrılabilir: Avrupa-Akdeniz karışık dağ ormanları ve Kuzeydoğu-Atlantik sığ deniz yaşamı. 2008 yılı itibariyle Almanya'nın sahip olduğu toprakların büyük çoğunluğu ekilebilir araziler (% 34) ve orman ile ormanlık alanlardan (% 30.1) oluşmaktadır. Toprakların sadece % 13,4'ü daimi meralardan, % 11,8'i yerleşim yerleri ve caddelerden oluşmaktadır.

Bitki ve hayvan türleri genellikle Orta Almanya'da yaygın olarak bulunurlar. Kayınlar, meşeler ve diğer yaprak döken ağaçlar ormanların üçte birini oluştururlar. Ağaçlandırma işlemlerinin sonucu olarak kozalaklı ağaçların sayısı her geçen gün artmaktadır. Ladin ve köknar ağaçları daha çok dağların üst kısımlarında yaygınken, çam ve karaçam ağaçları ise daha çok kumlu topraklarda bulunur. Ülkede pek çok çeşidi olan eğrelti otu, çiçek, mantar ve yosun türleri de vardır. Yabani hayvan türleri arasında ise kara geyik, yaban domuzu, mouflon (yabani koyun türü), tilki, porsuk, tavşan ve az sayıda Avrasya kunduzu bulunur. Peygamber çiçeği (Centaurea cyanus) ise bir zamanlar Alman ulusal simgelerinden biriydi.

Almanya'daki 16 ulusal parkta bulunmaktadır. Bunların en önemlileri ise Jasmund Milli Parkı, Vorpommern Lagün Bölgesi Milli Parkı, Müritz Milli Parkı, Wadden Denizi Milli Parkları, Harz Milli Parkı, Hainich Milli Parkı, Kara Orman Milli Parkı, Sakson İsviçre Milli Parkı, Bavyera Ormanı Milli Parkı ve Berchtesgaden Milli Parkı'dır. Bunlara ek olarak ise 15 Biyosfer Rezervi ve 98 doğa parkı bulunmaktadır. Herhangi bir ülkedekinden daha fazla sayıda, Almanya'da 400'den fazla tescilli hayvanat bahçesi ve hayvan parkı faaliyet göstermektedir. 1844 yılında açılan Berlin Hayvanat Bahçesi, Almanya'nın en eski hayvanat bahçesi olup, dünyadaki en kapsamlı hayvan türlerini barındırmaktadır.

Almanya manzara

Almanya'da kentleşme

Almanya'da bir dizi büyük şehir bulunmaktadır. Almanya'da resmi olarak 11 büyükşehir bölgesi vardır. 34 şehir ise bölgesel başkent (Regiopolis) olarak tanımlanmıştır. En kalabalık birleşik kentler ise Ren-Ruhr bölgesidir (11.7 Milyon, 2008). Bununla beraber Düsseldorf ( Kuzey Ren-Vestfalya bölgesinin başkenti), Köln, Bonn, Dortmund, Essen, Duisburg ve Bochum'da sayılabilir.

Almanya'da Siyaset

Almanya, federal, parlamenter ve temsili demokrasinin olduğu cumhuriyettir. Alman siyasi sistemi, Grundgesetz'da (Temel Kanun) olarak bilinen 1949 tarihli anayasa belgesinde düzenlenen kurallar çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Değişikliklerin yapılabilmesi için genel olarak her iki meclisinde üçte iki çoğunluk ile değişikliği kabul etmesi gerekir. Anayasa maddelerinde yer alan insan haklarının korunması, güçler ayrılığı, federal yapı ve idarenin kanuniliği ilkeleri sonsuza kadar geçerlidir.

Başkan, Joachim Gauck (18 Mart 2012-günümüz), devletin başıdır ve devletin sahip olduğu güç ve sorumlulukları temsil eder. Devler Başkanı Bundestag'da (Federal Meclis' de) görev yapan eyalet temsilcilerinin eşit sayıda katıldığı Bundesversammlung (Federal Kongre) tarafından seçilir. Alman siyasi sisteminde ikinci en yüksek dereceli kişi olan Bundestagspräsident (Federal Meclis Başkanı) ise Bundestag tarafından seçilir. Görevi ise günlük oturumların ve meclis çalışmalarının denetlenip düzenlenmesidir. Üçüncü en yüksek dereceli memur ise aynı zamanda hükumet başkanı olan Şansölye'dir. Şansölye Meclis başkanı tarafından Federal Meclis (Bundestag) seçimleri sonrasında meclis üyeleri arasından atanır.

Şansölye Angela Merkel (22 Kasım 2005'ten günümüze), hükümetin başıdır ve diğer parlementer demokrasilerde olduğu gibi yürütme yetkisini kullanmaktadır. Federal yasama yetkisi ise yasama organını oluşturan Bundestag (Federal Diyet) ve Federal Konsey (Bundesrat) 'den oluşan parlamentoda bulunur. Federal Meclis üyeleri ise doğrudan seçimler yoluyla,nispi temsil sistemine göre (karma üyeler) seçilir. Federal Konseyin üyeleri ise on altı federe devleti ve devlet kabinesine üye kişileri temsil eder.

1949 yılından bu yana, parti sistemine Hristiyan Demokratik Birliği ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi egemen durumdadır. Şu ana kadar görev yapan her şansölye bu partilerden birinin üyesi olmuştur. Ancak, daha az liberal olan Özgür Demokrat Parti (parlamentoda 1949'dan 2013'e kadar) ve İttifak'90 / Yeşiller (1983'ten beri) parlamentoda önemli roller oynamışlardır.

Almanya'nın GSYİH-borç oranı 2010'da %80.3'e çıktığında zirve yapmıştır ve o zamandan beri sürekli azalmaktadır. Eurostat'a göre Almanya hükumetinin brüt borcu 2,152,0 milyar € ya da 2015 yılında GSYİH'nın % 71,9'u seviyesine ulaşmıştır. Federal hükumet, 2015 yılında 12,1 milyar € (13,1 milyar dolar) gibi bir bütçe fazlası elde etti. Kredi derecelendirme kuruluşları tarafından ( Standart & Poor's, Moody's ve Fitch Ratings,) Almanya'nın kredi notu 2016 yılında istikrarlı bir görünüm sunması nedeni ile AAA derecesi ile en üst seviyede bulunuyor.

Almanya Hukuku

Almanya, Roman hukukuna dayanan ve bazı Alman yasalarına atıf yapan bir hukuk sistemine sahiptir. Bundesverfassungsgericht (Federal Anayasa Mahkemesi), anayasal konulardan sorumlu, yargısal denetim yetkisine sahip Alman Yüksek Mahkemesidir. Almanya'nın yüksek mahkeme sistemine ''Oberste Gerichtshöfe des Bundes'' adı verilir ve sistemi oluşturan mahkemeler şu konularda uzmanlaşmıştır. Hukuk ve ceza davaları için en yüksek temyiz mahkemesi Federal Adalet Divanı'dır. Diğer konular için görevli mahkemeler ise Federal İş Mahkemesi, Federal Sosyal Mahkeme, Federal Finans Mahkemesi ve Federal İdare Mahkemesidir.

Cezai ve özel kanunların uygulanması, sırasıyla Strafgesetzbuch (Ceza Hukuku) ve Bürgerliches Gesetzbuch'ta (Medeni Hukuk) ulusal düzeyde sistemleştirilmiştir. Alman ceza sistemi, suçlunun rehabilitasyonunu ve halkın korunmasını amaçlamaktadır. Tek bir hakim karşısında görülen küçük suçlar ve ciddi siyasi suçlar haricinde tüm davalar, yargıçların (Schöffen) profesyonel hakimlerle yan yana oturduğu karışık mahkemelerde görülmektedir. İdare hukukunun temel konularını oluşturan kanunların birçoğu eyaletlerin sahip olduğu yargı yetkisi içinde kalmaktadır.

Almanya, 2014 yılında 100.000 kişide 0.9 gibi düşük bir cinayet oranına sahiptir.

Almanya'da eyaletler

Almanya, toplu olarak Bundesländer olarak anılan on altı federal eyaleti kapsamaktadır. Her eyaletin kendi anayasası vardır ve iç örgütlenmeleri bakımından büyük oranda özerktirler. Büyüklük ve nüfus farklılıkları nedeniyle, bu eyaletlerin alt bölümleri, özellikle şehir eyaletleri (Stadtstaaten) ve daha büyük toprakları olan eyaletler (Flächenländer) arasında değişmektedir. Bölgesel yönetim amacı ile beş eyalet, Baden-Württemberg, Bavaria, Hesse, Kuzey Ren-Vestfalya ve Saksonya  toplam 22 Hükumet Bölgesinden (Regierungsbezirke) oluşmaktadır. 2013 itibarıyla Almanya, belediye seviyesinde 402 ilçe (Kreise) 'ye bölünmüştür; Bunların 295'i kırsal ilçe ve 107'si merkezi ilçeden oluşmaktadır.

Almanya'nın dış ilişkileri

Almanya'nın yurt dışında 227 diplomatik elçiliği vardır ve 190'dan fazla ülke ile ilişkilerini sürdürmektedir. 2011 itibarıyla, Avrupa Birliği bütçesine en fazla katkıda bulunan ülke (% 20) ve Birleşmiş Milletlere en büyük katkıyı sağlayan üçüncü ülkedir (% 8). Almanya, NATO, OECD, G8, G20, Dünya Bankası ve IMF üyesidir. Kuruluşundan bu yana Avrupa Birliği'nde etkin bir rol oynamıştır ve 1990 yılından beri Fransa ve tüm komşu ülkeleri ile güçlü bir ittifak oluşturmuştur. Almanya, politik, ekonomik ve güvenlik aygıtlarında daha birleşik bir Avrupa'nın oluşturulmasını teşvik etmektedir.

Almanya'nın kalkınma politikası dış politikanın bağımsız bir alanıdır. Bu konudaki politikalar Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı tarafından oluşturulur ve uygulamakla görevli organizasyonlar tarafından yürütülür. Alman hükumeti kalkınma politikasını uluslararası toplumun ortak bir sorumluluğu olarak görmektedir. Birleşik Devletler ve Fransa'dan sonra 2009'da dünyanın en çok bağışta bulunan ve yardım yapan üçüncü büyük ülkesi oldu.

1999'da Şansölye Gerhard Schröder'in hükumeti, Kosova Savaşı'nı çevreleyen NATO kararlarına katılarak 1945 yılından bu yana ilk kez Alman birliklerini savaşa göndererek Alman dış politikası için yeni bir temel oluşturdu. Almanya ve ABD hükumetleri yakın siyasi müttefiklerdir. İki ülke arasındaki kültürel bağlar ve ekonomik çıkarlar daha sonra Atlantikçilik (Atlanticism) Politikasını ortaya çıkardı.

Almanya Ordusu

Almanya'nın askeri kuvvetleri ( Bundeswehr), Heer (Ordu ve özel kuvvetler KSK), Deniz (Deniz Kuvvetleri), Luftwaffe (Hava Kuvvetleri), Bundeswehr Ortak Tıbbi Servisi ve Streitkräftebasis (Ortak Destek Servisi) birimlerinden oluşmaktadır. Mutlak anlamda, Almanya askeri harcamalar konusunda dünyada en fazla harcama yapan 9. ülkedir. 2015 yılında askeri harcamalar 32.9 milyar avro iken, ülkenin GSYİH'sinin yaklaşık %1.2'sine denk gelen bu rakam NATO'nun % 2'lik hedefinin oldukça altındaydı.

Aralık 2015 itibarıyla Bundeswehr'da 9.500 gönüllü de dahil olmak üzere yaklaşık 178.000 personel hizmet etmektedir. Silahlı Kuvvetlerde rezerv sistemi mevcuttur ve askeri birlikler savunma eğitimleri düzenlemekte ve yurt dışında konuşlandırılmaktadır. 2001'den beri kadınlar hiç bir kısıtlama olmaksızın ordunun tüm birimlerinde hizmet edebilmektedir. Yaklaşık 19.000 kadın asker aktif görevde bulunmaktadır. SIPRI'ye göre Almanya 2014'te dünyanın en büyük dördüncü silah ihracatçısıydı.

Barış zamanında, Bundeswehr'i Savunma Bakanı komuta eder. Savunma durumunda Şansölye, Bundeswehr'in başkomutanı olacaktır.

Bundeswehr görevi, Almanya Anayasasında yalnızca savunmacı olarak tanımlanmıştır. Ancak 1994'te Federal Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararda "savunma" terimi, yalnızca Almanya sınırlarının korunmasını değil, aynı zamanda kriz durumlarına cevap verilmesi ile çatışmaların önlenmesi ya da daha geniş anlamda dünyanın herhangi bir yerinde Almanya'nın güvenliğinin korunması olarak tanımladı. Ocak 2015'ten bu yana, Alman ordusunun, uluslararası barış gücünün bir parçası olarak, yabancı ülkelerde konuşlandırılmış  2.370 askeri bulunuyor. Bunlara ilave olarak NATO liderliğindeki ISAF bünyesinde Afganistan ve Özbekistan'da görevli 850 Bundeswehr personeli, Kosova'da 670 Alman askeri ve Lübnan'da UNIFIL bünyesinde  120 askeri bulunuyor.

2011 yılına kadar, 18 yaşına gelen erkekler için askerlik zorunluluğu vardı ve askere alınan acemi erler altı aylık nöbetler halinde görev yaparlardı. Vicdani retçiler ise askerlik süresi ile eşit uzunlukta bir Zivildienst'i (sivil hizmet) ya da bir itfaiyenin veya Kızıl Haç gibi acil servislere altı yıl hizmet edecekleri konusunda taahhütte bulunabilirlerdi.  2011'de zorunlu askerlik hizmeti kaldırılmış ve gönüllülük esasına dayanan bir sistem ile değiştirilmiştir.

Almanya'da Ekonomi

Almanya, yüksek oranda yetenekli bir iş gücüne, büyük bir sermaye birikimine, düşük seviyelerde yolsuzluğa, yüksek seviyede buluş ve inovasyon oranına sahip bir sosyal pazar ekonomisidir. Dünyanın en büyük üçüncü mal ihracatçısı ve Avrupa'nın en büyük milli ekonomisine sahiptir.  Aynı zamanda dünyada nominal GSYİH ile en büyük dördüncü ve PPP oranı ile dünyanın en büyük beşinci ülkesidir.

Hizmet sektörü, toplam GSYİH'nın (bilgi teknolojileri dahil) yaklaşık % 71'ini oluşturmaktadır, bu oranı %28 ile sanayi ve %1 ile tarım takip etmektedir. Eurostat tarafından yayınlanan Ocak ayı işsizlik oranlarına göre Almanya %4.7'lik bir oran ile diğer AB üyesi ülkeler arasında en düşük işsizlik oranına sahiptir. Yine %7.1 gibi bir oranla Almanya diğer AB üyesi ülkeler arasında en düşük genç işsizlik oranına sahiptir. OECD'ye göre Almanya, dünyadaki en yüksek iş gücü-verimlilik oranlarına sahip ülkelerden biridir.

Almanya 508 milyondan fazla tüketicinin yer aldığı Avrupa Tek Pazarının bir üyesidir. Çeşitli iç ticaret politikaları, Avrupa Birliği'ne (AB) üye devletler arasındaki anlaşmalar ve AB mevzuatı ile belirlenir. Almanya 2002'de AB'nin ortak para birimi olan Euro'yu piyasaya sürdü. Almanya aynı zamanda 338 milyon vatandaşın temsil edildiği Euro Bölgesinin üyelerinden biridir. Para politikası,  Avrupa kıtasının finans merkezi olan Avrupa Merkez Bankası'nın Frankurt'daki merkezinde belirlenmektedir.

Modern otomobillerin evi kabul edilen Almanya'daki otomotiv endüstrisi dünyadaki en yenilikçi ve üretim bakımından en büyük dördüncü otomotiv endüstrisidir. Almanya'nın dünyaya yaptığı ilk 10 ihracat maddesi ise; araçlar, makineler, kimyasal ürünler, elektronik ürünler, elektrik ekipmanları, ilaçlar, nakliye ekipmanları, temel metaller, gıda ürünleri ve kauçuk ve plastik maddelerdir.

Alman şirketleri

Dünyada finansal büyüklük bakımından en büyük 500 şirketin yer aldığı Fortune Global 500 listesindeki şirketlerin 28'i Almanya merkezlidir. 30 Almanya merkezli şirket ise Alman Borsası olan DAX'da işlem görmektedir . Bilinen uluslararası Alman markaları arasında Mercedes-Benz, BMW, SAP, Volkswagen, Audi, Siemens, Allianz, Adidas, Porsche, Deutsche Bahn, Deutsche Bank ve Bosch bulunmaktadır.

Almanya, Mittelstand modeli olarak bilinen büyük oranda belirli bir alanda uzmanlaşmış küçük ve orta ölçekli işletmeleri ile tanınmaktadır. Bu şirketlerin yaklaşık 1,000 tanesi kendi sektörlerinde küresel pazar lideridir ve gizli şampiyonlar olarak bilinirler. Berlin, yeni kurulan ve büyüyen şirketler için adeta bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Şehir ayrıca Avrupa Birliği'ne yönelik faaliyetlerde bulunan şirketlerin merkezi haline gelmiştir.

Almanya'da ulaşım

Avrupa'daki merkezi konumu nedeni ile Almanya, kıtanın önemli bir ulaşım merkezidir. Batı Avrupalı komşuları gibi, Almanya'nın kara yolu ağı dünyanın en yoğun kara yolu ağları arasındadır. Ülkedeki Otoban (Autobahn) ağı ise, dünyanın en uzun üçüncü otoban ağıdır ve ülkedeki otobanlarda hiçbir hız sınırlaması bulunmamaktadır.

Almanya, bir çok merkezde hızlı tren ağı kurmuştur. Deutsche Bahn'in InterCityExpress ( ICE) ağı, 300 km / saat'e (190 mil / sa) kadar olan hızlarda, komşu ülkeler ve önemli Alman şehirleri arasındaki hatlarda hizmet etmektedir. Alman demir yolları devlet tarafından desteklenmektedir ve bu kapsamda 2014 yılında 17.0 milyar avro destek almıştır.

Almanyanın sahip olduğu en büyük havaalanları ise Frankurt ve Münih hava alanlarıdır. Ayrıca bu iki havaalanı aynı zamanda Lufthansa'nın merkezidir. Bir diğer önemli hava yolu şirketi olan Air Berlin'in merkezleri ise Berlin ve Düsseldorf'dur. Ülkede ki diğer büyük havaalanları arasında Berlin Schönefeld, Hamburg, Köln / Bonn ve Leipzig / Halle gösterilebilir. Hamburg Limanı ise dünyanın en büyük yirmi  konteyner limanı arasında yer alır.

Almanya'da enerji ve altyapı

2008 yılında Almanya, dünyanın en büyük altıncı enerji tüketicisidir ve kullandığı enerjinin % 60'ı ithal etmektedir. 2014 yılında enerji elde etmek için kullandığı kaynaklar: Petrol (% 35.0); Kömür, linyit'de dahil (% 24.6); Doğal gaz (% 20.5); Nükleer enerji (% 8.1); Hidroelektrik ve yenilenebilir kaynaklar (% 11.1) dır. Hükumet ve nükleer enerji endüstrisi, 2021 yılına kadar ülkedeki tüm nükleer santralleri aşamalı olarak kaldırmayı kabul etti. Ayrıca, enerji tasarrufu, yeşil teknolojiler, emisyon azaltma faaliyetleri yürürlüğe kondu ve 2020 yılına kadar % 40 oranında yenilenebilir kaynakları kullanarak ülkenin sahip olduğu elektrik talebinin karşılanması hedeflenmektedir. Kyoto protokolü ile gelen biyoçeşitliliğin korunması, düşük emisyon standartlarını, su yönetimini ve yenilenebilir enerji ticaretini teşvik eden diğer bazı anlaşmalara uyacağını Almanya taahhüt etmiştir. Ülkenin evde geri dönüşüm oranı dünyadaki en yüksek oranlardan biridir (yaklaşık % 65'dir). Yine de, 2010 yılında ülkenin toplam sera gazı emisyonu AB üyesi ülkeler arasında en yüksek seviyedeydi. Alman enerji geçişi (Energiewende), enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji ile sürdürülebilir ekonomi olarak tanınan bir harekettir.

Almanya'da bilim ve teknoloji

Almanya, bilim ve teknoloji alanlarındaki başarılarından dolayı tam anlamıyla bir dünya lideridir. Araştırma ve geliştirme (AR-GE) faaliyetleri ekonominin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bugüne kadar 106 Alman bilim insanı Nobel ödülüne layık görülmüştür. Güney Kore'den sonra bilim ve mühendislik alanlarında % 31'lik bir oran ile en çok mezun veren ikinci ülkedir. 20. yüzyılın başında, Alman bilim insanları,  (fizik, kimya, fizyoloji veya tıp alanlarında) diğer uluslardan daha fazla ödül almışlardır.

20. yüzyıldan önce tanınmış Alman fizikçiler arasında Hermann von Helmholtz, Joseph von Fraunhofer ve Gabriel Daniel Fahrenheit sayılabilir. Albert Einstein sırasıyla 1905 ve 1915'te rölativite teorilerini ışık ve yerçekimi için tanıttı. Max Planck', Werner Heisenberg ve Max Born'un katkıları ile kuantum mekaniğinin tanıtılmasında ve geliştirilmesinde önayak oldu. Wilhelm Röntgen, X ışınlarını keşfetti. Otto Hahn radyokimya alanında öncü oldu ve nükleer fisyonu keşfett. Ferdinand Cohn ve Robert Koch mikrobiyoloji kurucuları oldular. Almanya'da Carl Friedrich Gauss, David Hilbert, Bernhard Riemann, Gottfried Leibniz, Karl Weierstrass, Hermann Weyl ve Felix Klein gibi pek çok matematikçi doğdu.

Almanya, Geiger sayaçının yaratıcısı Hans Geiger de dahil olmak üzere birçok ünlü mucidin ve mühendisin vatanıdır. Konrad Zuse ise ilk tamamen otomatik dijital bilgisayarı yaptı. Count Ferdinand von Zeppelin, Otto Lilienthal, Gottlieb Daimler, Rudolf Diesel, Hugo Junkers ve Karl Benz gibi Alman mucitler, mühendisler ve sanayiciler, modern otomotiv ve hava taşımacılığı teknolojisini şekillendirdi. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi (DLR) gibi Alman kurumları, ESA'nın (Avrupa Uzay Ajansı) en büyük katkı sağlayıcısı ve destekleyicisidir. Uzay mühendisi Wernher von Braun, Peenemünde'de ilk uzay roketini geliştirdi ve daha sonra NASA'nın önde gelen bir üyesi oldu. Daha sonra uzay yolculuklarında kullanılacak olan Satürn V Moon roketini geliştirdi. Heinrich Rudolf Hertz'in elektromanyetik radyasyon alanındaki çalışmaları modern telekomünikasyon teknolojilerinin geliştirilmesinde çok önemli idi.

Almanya'daki önemli araştırma kurumları arasında Max Planck Topluluğu, Helmholtz Topluluğu ve Fraunhofer Topluluğu sayılabilir. Greifswald'daki Wendelstein 7-X topluluğu, örneğin füzyon enerjisi araştırmasında kullanılan bir tesise ev sahipliği yapıyor. Gottfried Wilhelm Leibniz Ödülü her yıl on bilim adamına ve akademisyene verilir. Ödül başına maksimum 2.5 milyon avroluk ödül ile dünyanın en yüksek para ödülü veren araştırma ödüllerinden biridir.

Almanya'da turizm

Almanya, 2012 yılında toplamda 407 milyon kişi ile dünyanın en çok ziyaret edilen yedinci ülkesi oldu. Bu sayı içerisinde yabancı ziyaretçiler toplam 68.83 milyon gecelik bir oranı kapsamaktadır. 2012'de 30.4 milyondan fazla uluslararası turist Almanya'ya geldi. Berlin, Avrupa'da en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir. Buna ek olarak, Almanların % 30'undan fazlası tatillerini kendi ülkelerinde geçirmektedir ve bu durumdan en büyük payı Mecklenburg-Vorpommern almaktadır. Yurt içi ve yurt dışı seyahat ve turizmden elde edilen gelirler doğrudan Alman GSYİH'na 43,2 milyar Avro'luk bir katkıda bulunmaktadır. Dolaylı ve doğrudan etkileri ile turizm sanayi, Alman GSYİH'sının % 4,5'unu oluşturuyor ve 2 milyon kişiyi istihdam ediyor (toplam istihdamın % 4.8'i).

Almanya, Romantik Yol, Şarap Rotası, Kale Yolu ve Bulvar Yolu gibi çeşitli ve ünlü turistik güzergahları ile ünlüdür. Alman Kereste Çerçevesi Yolu (Deutsche Fachwerkstraße) ünlü Alman ahşap ev örneklerini sergiler. Almanya'da Regensburg, Bamberg, Lübeck, Quedlinburg, Weimar, Stralsund ve Wismar'ın eski şehir merkezleri de dahil olmak üzere toplamda 41 adet yer UNESCO Dünya Mirası Listesi bulunmaktadır. Almanya'nın en çok ziyaret edilen turistik yerleri arasında; Neuschwanstein Kalesi, Köln Katedrali, Berlin Bundestag, Münih Hofbräuhaus, Heidelberg Kalesi, Dresden Zwinger, Fernsehturm Berlin ve Aachen Katedrali sayılabilir. Freiburg yakınlarındaki Europa-Park Avrupa'nın en ünlü ikinci tema parkıdır.

Almanya nüfus yapısı

2011'deki nüfus sayımında 80,2 milyon olan nüfus 30 Haziran 2015 itibarıyla 81,5 milyona ve 31 Aralık 2015 itibarıyla en az 81,9 milyona yükselmiştir. Almanya, Avrupa Birliği'nin en kalabalık ülkesidir. Avrupa'nın Rusya'dan sonra en kalabalık 2. ülkesidir. Ayrıca dünyanın  en kalabalık 16. ülkesidir. Nüfus yoğunluğu olarak ise kilometrekare başına 227 kişi düşmektedir (Kare mil başına 588 kişi). Almanya'da doğumdan itibaren ortalama yaşam süresi 80.19 yıldır (erkekler için 77.93 yıl ve kadınlar için 82.58 yıl). Kadın başına düşen 1,41 çocukluk doğurganlık hızı (2011 tahminleri) veya her 1000 kişide yaşanan 8.33'lük doğum oranı ile dünyadaki en düşük oranlardan birine sahiptir. 1970'lerden beri Almanya'nın sahip olduğu ölüm hızı doğum oranını aştı. Bununla birlikte, Almanya 2010'ların başından bu yana doğum ve göç oranlarının arttığına şahit oluyor ve ülkede özellikle iyi eğitim almış göçmen sayısında sürekli bir artış yaşanmaktadır.

Dört büyük insan grubuna "ulusal azınlıklar" deniyor çünkü ataları yüzyıllardır kendi bölgelerinde yaşamaktadır. Schleswig-Holstein'ın en kuzeyinde bulunan bir grup Danimarka azınlığı (yaklaşık 50.000) vardır. Yaklaşık 60.000 kişilik Slav nüfusu olan Sorblar, Saksonya ve Brandenburg'un Lusatia bölgesinde yaşamaktadır. Roma ve Sinti'ler bütün federal topraklarda yaşamaktadırlar ve Frizler ise Schleswig-Holstein'ın batı kıyısında ve Aşağı Saksonya'nın kuzeybatı kesiminde yaşamaktadırlar.

Yaklaşık 5 milyon Alman ise yurtdışında yaşamaktadır.

Almanya'da göçmen nüfus

2014'te Almanya'nın 81 milyonluk nüfusu içinde yaklaşık 7 milyon insan Alman vatandaşlığına sahip değildi. Bu insanların yüzde altmış dokuzu batı Almanya'da ve çoğunlukla kentsel alanlarda yaşamaktadır.

1960'lar ve 70'ler de Alman Hükumeti göçmen işçiler programını başlattı. Buradaki amaç getirilecek olan işçilerin Alman Endüstrisinde çalıştırılmasıydı. Bir çok firma eğitilen ve deneyim kazanan bu kişilerin Almanya'da kalmasını destekledi ve bu sayede Almanya'nın sahip olduğu göçmen nüfus oranı sürekli bir artış gösterdi. 2011 yılı itibari ile yaklaşık 6 milyon yabancı kökenli vatandaş (nüfusun %7.7'si) Almanya'da yaşamaktadır.

Federal İstatistik Ofisi, vatandaşları göçmen kökenli olarak sınıflandırmıştır. Göçmen kökenine gelince, 2009 yılı itibari ile ülke sakinlerinin % 20'si veya 16 milyondan fazla kişi tamamen veya kısmen göçmen kökenliydi (etniksel olarak kısmen Alman olan kişilerde dahil). 2010 yılında 18 yaşın altındaki çocuklu ailelerin % 29'unda en az bir tane göçmen kökenli ebeveyn vardı.

2015 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Nüfus Bölümü, Almanya'yı dünyadaki 244 milyon göçmenin yaklaşık % 5'i veya 12 milyonuna ev sahipliği yapması nedeni ile dünya genelinde en çok uluslararası göçmenin bulunduğu 2. ülke olarak ilan etmiştir . Almanya, AB üyesi ülkeler arasında nüfusunun bir kısmını göçmenlerin oluşturduğu ülke olarak 7. sırada ve dünyada ise 37. sırada yer alıyor. 2014 yılı itibarıyla en büyük ulusal grup Türklerdir (2.859.000)  ve onları Polonyalılar (1.617.000), Ruslar (1.188.000) ve İtalyanlar (764.000) takip ediyor. 1987'den bu yana, çoğunlukla eski Doğu Bloku ülkelerinden gelen yaklaşık 3 milyon etnik kökenli Alman, dönüş haklarını kullanarak Almanya'ya göç etti.

Almanya'da din

1871'de kuruluşunda , Almanya'nın 1/3'ü Katolik, 2/3'ü ise Protestan Hristiyandır. Bununla birlikte ülkede önemli bir Yahudi azınlık vardır. Devlette var olan diğer inançlar ise bu üç inancın sahip olduğu demografik sayıya ve kültürel etkiye asla ulaşamamıştır. Soykırım sırasında Almanya'daki Yahudi azınlık neredeyse yok oldu. Dinsel çeşitlilik, Batı Almanya'nın aldığı göçle dinsel olarak dahada çeşitlenmesi ve Doğu Almanya'nın uyguladığı devlet politikaları yoluyla dinsizliğin (ateizm) aşırı derecede yaygın hale geldiği 1945'ten sonra yıllar içinde kademeli olarak arttı. 1990'da Almanya'nın yeniden birleşmesinden sonra, bütün Almanya'da dindarlık önemli derecede azalmış, Protestanlar ve Müslümanlar arasında yaşanan karşıtlıklara rağmen dini çeşitlilik ülkede artıyor.

Coğrafik olarak, Protestanlık ülkenin kuzey, orta ve doğu bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Bu insanlar daha çok kökenleri 1871'de Prusya Birliğinin kurulmasına dayanan Luthercilik, reformculuk, yönetim ve günah çıkarma geleneklerinin birleştiği EKD (Evanjelik) mensuplarıdır. Roma Katolikliği, daha çok ülkenin güney ve batı bölgelerinde yoğunlaşmıştır.

2011 Alman Nüfus Sayımı'na göre, Hristiyanlık, Almanya'nın en büyük dinidir ve toplam nüfusun % 66,8'ini oluşturmaktadır. Bütün nüfus içindeki dinlerin oranı ise  %31.7 ile Protestanlar ( %30.8'i EKD üyesi), %0.9 ile bağımsız kilise üyeleri, %31.2 ile Roma Katolikleri, %1.3 ile Ortodokslar, %0.1 ile Yahudiler, %2.7 ile Diğer Dinlerden oluşmaktadır. 2014'te Katolik Kilisesi 23.9 milyon üyeye (nüfusun %29.5'i) ve Evanjel Kilisesi ise (EKD) 22.6 milyon kişiye sahiptir (nüfusun %27.9'u). Son yıllarda her iki büyük kilise de önemli miktarda taraftar kaybetmiştir.

2011 yılında, Almanların % 33'ü özel statüye sahip resmi dini kuruluşların herhangi birine üye değildir. Almanya'daki dinsizlik, eski Doğu Almanya ve büyük metropol alanlarında çok yaygındır.

İslam, ülkedeki en büyük ikinci dindir. 2011 nüfus sayımında, Almanların % 1.9'u kendilerini Müslüman olarak tanıtmışlardır. Daha yeni tahminlere göre, Almanya'da 2.1 ile 4.3 milyon arasında Müslüman yaşamaktadır. Müslümanların çoğu Türkiye'den gelen Sünniler ve Aleviler'dir, ancak az sayıda Şiî, Ahmediyye ve diğer mezheplere mensup insanlar vardır.

Almanya nüfusunun yüzde birinden azını oluşturan diğer dinler ise 250.000 kişi (yaklaşık % 0.3) ile Budistler ve yaklaşık 100.000 kişi ile Hindulardır (% 0.1). Almanya'daki diğer dini cemaatlerin ise her birinde 50.000'den daha az kişi vardır.

Almanya'da konuşulan diller

Almanca, Almanya'nın resmi ve en yaygın konuşulan dilidir. Avrupa Birliği'nin 24 resmi ve çalışma dilinden biridir. Ayrıca Almanca Avrupa Komisyonu'nun üç çalışma dilinden biridir. Almanca yaklaşık 100 milyon kişinin anadili olarak konuşması sebebi ile Avrupa Birliği'nde en yaygın olarak konuşulan ilk dildir .

Almanya'da tanınmış yerli azınlık dilleri ise Danimarkaca, Aşağı Almanca (Saksonya ve civarı), Sorbça, Romanca ve Frizce'dir. Bölgesel veya Azınlık Dilleri Avrupa Şartı tarafından resmi olarak korunmaktadır. Göçmen tarafından en çok kullanılan diller ise Türkçe, Kürtçe, Lehçe, Balkan dilleri ve Rusça'dır. Almanlar genellikle çok dilli (birden çok dili bilme) olduklarını ididaa etmektedir: Alman vatandaşlarının % 67'si en az bir yabancı dilde ve % 27'side en az iki yabancı dilde iletişim kurabildiklerini iddia etmektedirler.

Standart Almanca, bir Batı Germen dilidir ve Aşağı Almanca, Hollandaca, Frizce ve İngilizce dillerle yakından ilişkilidir.Bu diller ile aynı dil ağacı içinde sınıflandırılmıştır. Az da olsa Doğu Germen (yok olmuş) ve Kuzey Germen dilleri ile de ilişkisi vardır. Çoğu Almanca kelime, Hint-Avrupa dil ailesinin Germen dalına mensuptur. Kelimeler içinde yer alan yabancı kökenli kelimeler ise Latince ve Yunanca kökenlidir. Az da olsa Fransızca ve  İngilizce (Denglisch olarak bilinir) kökenli kelimelerde bulunmaktadır. Almanca, Latin alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Almanca'nın lehçeleri, Germen kavimlerine uzanan geleneksel yerel çeşitleri, fonolojileri ve söz dizimi ile standart Almanca çeşitlerinden ayırt edilebilirler.

Almanya'da eğitim

Almanya'da eğitim denetimi görevi öncelikle federal devletler tarafından organize edilmektedir. Üç ila altı yaş arasındaki tüm çocuklar için isteğe bağlı olarak anaokulu eğitimi verilir ve bundan sonra en az dokuz yıllık bir süre ile çocukların okula devam etmesi zorunludur. İlköğretim genellikle dört ila altı yıl sürer. Orta öğretim, farklı akademik seviyelere odaklanan üç geleneksel okul türünü içerir: Gymnasium, en yetenekli çocukların bir araya geldiği ve öğrencilerin üniversite eğitimi için hazırlandığı olkullar; Realschule ise Ortaokul öğrencileri için altı yıl sürmektedir ve Hauptschule ise öğrencileri mesleki eğitim için hazırlamaktadır. Gesamtschule ise yukarıda sayılan üç okul türüne bir alternatif olarak bütün orta öğretimi birleştirir.

Duale Ausbildung adında ki çıraklık sistemi, mezun olan kişiye akademik bir dereceye yakın olan nitelik kazanır. Mesleki eğitim alan öğrencilerin bir şirkette olduğu kadar devlet tarafından işletilen bir ticaret okulunda da eğitim alabilmelerine olanak tanınır. Bu model tüm dünyada kabul edilmiş ve yeni örnekler ile çoğaltılmıştır.

Alman üniversitelerinin çoğu kamu kurumu statüsündedir ve öğrenciler geleneksel olarak hiçbir ücret ödemeden eğitim almaktadır. Üniversite eğitimi alabilmenin genel şartı Abitur'dur (13 yıllık eğitim sonrası yapılan merkezi sınavlar sonucunda alınabilen en yüksek dereceli lise diploması). Bununla birlikte, eyaletler arasında, üniversiteler ile ilgili bazı farklılıklar olabilmektedir.Ücretsiz eğitim akademik eğitim yabancı öğrencilere açıktır ve giderek ülkede yaygınlaşmaktadır. 2014 yılındaki bir OECD raporuna göre Almanya, uluslararası eğitim için dünyada tercih edilen 3. ülkedir.

Almanya sahip olduğu güçlü ve modern ekonomisinin bir yansıması olarak köklü bir eğitim geleneğine sahiptir. Almanya'da bulunan üniversitelerin bazıları, dünyanın en eski üniversitelerindendir; bunlar içinde en eski olanı ise Heidelberg Üniversitesi (1386'da kurulmuş)'dir. Bunu Leipzig Üniversitesi (1409), Rostock Üniversitesi (1419) ve Greifswald Üniversitesi (1456) takip etmektedir. 1810'da liberal eğitim konusunda reformcu olan Wilhelm von Humboldt tarafından kurulan Berlin Üniversitesi, pek çok Avrupa ve Batı üniversitesinin akademik olarak kendilerine örnek aldıkları bir model haline geldi. Günümüzde Almanya'da, Berlin Humboldt Üniversitesi, Bremen Üniversitesi, Köln Üniversitesi, TU Dresden, Tübingen Üniversitesi, RWTH Aachen, FU Berlin, Heidelberg Üniversitesi, Konstanz Üniversitesi, LMU Münih ve Münih Teknik Üniversitesi olmak üzere çağdaş eğitim veren 11 üniversite vardır.

Almanya'da sağlık

Spitals olarak adlandırılan huzurevlerinin kökenleri Almanya'da Orta Çağa kadar uzanmaktadır. Bismarck'ın yapmış olduğu sosyal mevzuatlardaki düzenlemeler sayesinde ülkede en eski ücretsiz sağlık sistemlerinden birisi bulunmaktadır. 1880'lerden bu yana yapılan reformlar ve düzenlemeler ile daha dengeli bir sağlık sistemi kurulmuştur. Günümüzde Almaya'da yaşayan nüfusu kapsayan ve yasalar ile oluşturulmuş bir genel sağlık sistemi vardır. Bunun yanında istenildiği takdirde kişiler veya gruplar belirli şartlar ile özel sağlık sigortalarından da faydalanabilirler. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre  2013 yılı itibarıyla, Almanya'nın sağlık sisteminin % 77'si devlet tarafından finanse edilmektedir; kalan %23'lük kesim ise özel olarak finanse edilmiştir. 2005 yılında Almanya, GSYİH'nın % 11'ini sağlık hizmetlerine harcamıştır. Almanya, yaşam süresi bakımından erkeklerde 77, kadınlarda ise 82 yıl ile dünyada yaşam süresinin en uzun olduğu 20. ülkedir. Ayrıca kadınlar arasında bebek ölüm oranları çok düşük bir seviyededir (1000 doğumdan 4'ü) .

2010 yılında Almanya'da başlıca ölüm nedeni % 41'lik bir oran ile kalp-damar hastalıklarıdır. %26'lık bir oran ile en yaygın 2. ölüm sebebi ise kanser ve kötü huylu tümörlerdir. 2008'de yaklaşık 82.000 Almanın HIV / AIDS hastalığına sahip olduğu bilinmektedir ve 26.000 kişi hastalıktan dolayı ölmüştür (1982 yılından bu yana toplam olarak). 2005 yılında yapılan bir ankete göre, Alman yetişkinlerin % 27'si sigara içmektedir. Almanya'daki obezite giderek önemli bir sağlık sorunu haline gelmektedir. 2007'de yapılan bir araştırmaya göre Almanya, Avrupa'da en fazla kilolu bireye sahip olan ülkedir.

Almanya'da kültür

Alman devletlerinde kültür, Avrupa'da yaşanan dini ve popüler olaylar tarafından şekillendirilmiştir. Tarihsel olarak Almanya, yazarları ve filozofları ile Batılı düşüncesinin gelişiminde oynadığı önemli rol nedeniyle Das Land der Dichter und Denker ("şairlerin ve düşünürlerin ülkesi") olarak adlandırılmıştır.

Almanya, Advent çelenkleri, Noel kostümleri, Noel ağaçları, Stollen kekleri gibi milli gelenekleri içeren Oktoberfest ve Noel  festivalleri ile ünlüdür. UNESCO 2016 yılından itibaren Dünya Mirası Listesi'nde Almanya'da bulunan 41 eser bulunmaktadır. Almanya'da her eyalet tarafından belirlenen resmi tatil günleri vardır; 3 Ekim, 1990 yılından bu yana Almanya'da Tag der Deutschen Einheit (Alman Birlik Günü) milli öneme sahip bir gün olarak kutlanmaktadır.

21. yüzyılda Berlin büyük bir uluslararası yaratıcılık merkezi olarak ortaya çıkmıştır. Anholt–GfK Ulus Markalar Endeksi'ne göre 2014 yılında Almanya, 50 ülke arasında (ABD, İngiltere ve Fransa'nın önünde) dünyanın en saygın ülkesi olarak seçilmiştir. BBC için yapılan bir küresel kamuoyu yoklamasında, Almanya'nın 2013 ve 2014 yıllarında dünyada olumlu bir nüfuza sahip olduğu kabul edildi.

Almanya'da müzik

Alman klasik müziği, dünyanın en tanınmış bestecilerinin eserlerini içermektedir. Dieterich Buxtehude, orglar için oratoryolar hazırlamıştır. Bu çalışmaları daha sonra Johann Sebastian Bach ve Georg Friedrich Händel'in  çalışmalarını etkilemiştir. Bu isimler Barok dönemin en etkileyici ve ünlü bestecileriydi. Salzburg katedralinde kemancı ve öğretmen olarak görev yaptığı dönemde Augsburg doğumlu besteci Leopold Mozart, tüm zamanların en ünlü müzisyenlerinden birine hocalık yapıyordu: Bu kişi Wolfgang Amadeus Mozart'dı. Ludwig van Beethoven, Klasik ve Romantik dönemler arasındaki geçişte çok önemli bir besteciydi. Romantik dönemin başlarında Carl Maria von Weber ve Felix Mendelssohn çok ünlü ve önemli bestecilerdi. Robert Schumann ve Johannes Brahms, Romantik söylemler içeren deyişler ve şarkılar bestelediler. Richard Wagner yazmış olduğu operaları ile tanınıyordu. Richard Strauss ise geç Romantik Dönemin ve Erken Çağdaş Döneminin önde gelen besteciydi. Karlheinz Stockhausen ve Hans Zimmer ise 20. ve 21. yüzyılın başlarında eserler vermiş önemli bestecilerdir.

Almanya, Avrupa'nın en büyük ikinci ve dünyanın en büyük dördüncü büyük müzik piyasasına sahiptir. 20. ve 21. yüzyıl Alman popüler müzikleri Neue Deutsche Welle(Yeni Alman Dalgası) olarak bilinen akımın öğelerini içermektedir. Almanya en sevilen müzik çeşitleri olarak ise pop, Ostrock, heavy metal / rock, punk, pop rock, indie ve schlager pop'un sayılabilir. Alman elektronik müziği, bu türe öncülük eden Kraftwerk ve Tangerine Dream ile birlikte küresel bir boyut kazandı. Almanya'nın techno ve house müzik sahnelerinin DJ'leri ve sanatçıları (örneğin, Paul van Dyk, Paul Kalkbrenner ve Scooter)  dünya çapında bilinir ve tanınır bir hale geldiler.

Almanya'da sanat

Alman ressamlar batı sanatını etkilemişlerdir. Albrecht Dürer, Genç Hans Holbein, Matthias Grünewald ve Yaşlı Lucas Cranach, Rönesans döneminin önemli Alman sanatçılardır. Peter Paul Rubens ve  Johann Baptist Zimmermann Barok tarzda, Caspar David Friedrich ve  Carl Spitzweg Romantizm'de, Max Liebermann Empresyonizm'de ve Max Ernst Sürrealizm'de eserler vermişlerdir. Otto Schmidt-Hofer, Franz Iffland ve Julius Schmidt-Felling gibi Alman heykeltıraşlar 19. ve 20. yüzyılın sonlarında Alman sanat tarihine önemli katkılarda bulunmuşlardır.

20. yüzyılda birçok Alman sanat grubu ortaya çıkmıştır; Kasım Grubu ya da Die Brücke (Köprü) ve Der Blaue Reiter (The Blue Rider) grupları gibi. Rusya doğumlu Wassily Kandinsky Münih ve Berlin'de Dışavurumculuk'un gelişimini etkilemiştir. Yeni Nesnellik, Weimar Cumhuriyeti'nde buna karşı bir tarz olarak ortaya çıktı. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'da sanat eğilimleri büyük ölçüde Neo-ekspresyonizm, performans sanatları ve Kavramsalcılık olarak ayrılabilir. Özellikle dikkat neo-ekspresyonistler arasında dikkat çeken sanatçılar olarak Georg Baselitz, Anselm Kiefer, Jörg Immendorff, A. R. Penck, Markus Lüpertz, Peter Robert Keil ve Rainer Fetting bulunmaktadır. Geleneksel medyayla veya figüratif imgelerle çalışan diğer önemli sanatçılar arasında Martin Kippenberger, Gerhard Richter, Sigmar Polke ve Neo Rauch sayılabilir. Bernd ve Hilla Becher, Hanne Darboven, Hans-Peter Feldmann, Hans Haacke, Joseph Beuys, HA Schult, Aris Kalaizis, Neo Rauch (Yeni Leipzig Okulu) ve Andreas Gursky (fotoğrafçılık) gibi sanatçılar önde gelen Alman konsept sanatçılarıdır. Almanya'daki önemli sanat sergileri ve festivaller arasında documenta, Berlin Bienali, transmediale ve Art Cologne bulunur.

Almanya'da mimari

Almanya'nın mimari alanda ki katkıları Romanesk kültürünün öncülerinden olan Carolingian ve Ottonian stillerini içerir. Tuğla Gotik, Almanya'da gelişen seçkin bir orta çağ tarzıdır. Ayrıca Rönesans ve Barok sanatta zaman içinde bölgesel ve tipik olarak Alman mimarisi içinde gelişti (ör. Weser Rönesans ve Dresden Baroque). Ünlü birçok Barok ustası arasında Pöppelmann, Balthasar Neumann, Knobelsdorff ve Asam Kardeşler sayılabilir. Wessobrunner Okulu, 18. yüzyılda Güney Almanya'da dış kaplama sanatı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip oldu ve hatta bu alanda egemenliğini ilan etti. Yukarı Svabya Barok Rotası, Feuchtmayer ailesinin önde gelen üyelerinden biri olan heykeltraş ve dış kaplama ustası Johann Michael Feuchtmayer, Johann Baptist Zimmermann ve Dominikus Zimmermann kardeşleri gibi ve ustaların katkılarını vurgulayan barok tarz temalı bir turistler için gezi rotası sunuyor. Almanya'daki sıradan mimari, genellikle ahşap yapı (Fachwerk) gelenekleri ile tanımlanır ve bölgeler arasında marangozluk stilleri değişir.

Avrupa'da 19. yy da sanayi alanındaki yaygınlaşmanın etkisi ile Gründerzeit tarz olarak da adlandırılan Klasizm ve farklı stiller Alman mimari tarihi içinde gelişmiştir. Bölgesel tarihi stiller arasında Hannover Okulu, Nuremberg Stili ve Dresden'in Semper-Nicolai Okulu bulunmaktadır. Alman binalarının en ünlüsü arasında yer alan Schloss Neuschwanstein, Romanesk Revival'ı temsil etmektedir. 18. yüzyıldan beri gelişen dikkate değer alt stiller, Alman kaplıcası ve sahil mimarisidir. Siegfried Bing, Georg Hirth ve Bruno Möhring gibi Alman sanatçılar, yazarlar ve galericiler, 20. yüzyılın başında Art Nouveau'nun Almanca'da Jugendstil olarak bilinen gelişimine katkıda bulundu.

1910'larda Almanya'da gelişen Ekspresyonist mimarlık ve Art Deco tarzları diğer modern tarzları etkiledi; Fritz Höger, Erich Mendelsohn, Dominikus Böhm ve Fritz Schumacher etki bırakmış mimarlardır. Almanya, erken modernist hareket içinde özellikle önemliydi. Bunun nedeni ise Hermann Muthesius (Yeni Nesnellik) ve Walter Gropius'un kurduğu Bauhaus hareketi tarafından başlatılan Werkbund'un evi tasarımlarıdır. Sonuç olarak, Almanya genellikle modern mimari ve tasarımın beşiği olarak düşünülmüştür. Ludwig Mies van der Rohe, 20. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın en ünlü mimarlarından biri oldu. Tamamen cam cepheden oluşan gökdelenleri tasarladı. Ünlü çağdaş mimarlar ve mimarlık büroları arasında Hans Kollhoff, Sergei Tchoban, KK Architekten, Helmut Jahn, Behnisch, Gülhane, Ole Scheeren, J. Mayer H., OM Ungers, Gottfried Böhm ve Frei Otto (son iki kişi Pritzker Ödülü sahibi) sayılabilir.

Almanya'da edebiyat ve felsefe

Alman edebiyatı Orta Çağ'a, Walther von der Vogelweide ve Wolfram von Eschenbach gibi yazarların eserlerine kadar uzanır. Ünlü Alman yazarlar arasında Johann Wolfgang von Goethe, Friedrich Schiller, Gotthold Ephraim Lessing ve Theodor Fontane sayılabilir. Grimm Kardeşler tarafından yayınlanan halk masalları kitabı, Alman halk folklorunu uluslararası düzeyde yaygınlaştırmıştır. Grimm Kardeşler, ayrıca, eserlerini tarihsel prensiplere dayanan Almanca'nın bölgesel lehçeleri ile topladılar ve yazıya geçirdiler. Bazen Grimm Sözlüğü olarak da anılan ''Deutsches Wörterbuch'' isimli Almanca Sözlüğün, hazırlanmasına  1838'de başlandı ve ilk ciltleri 1854'te yayınlandı.

20. yüzyılın etkileyici Alman yazarları arasında Gerhart Hauptmann, Thomas Mann, Hermann Hesse, Heinrich Böll ve Günter Grass bulunmaktadır. Alman kitap piyasası, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin'den sonra dünyadaki üçüncü büyük kitap piyasasıdır. 500 yılı aşkın bir süredir devam eden bir geleneğe sahip olan Frankfurt Kitap Fuarı, uluslararası anlaşmalar ve ticaret için dünyanın en önemli etkinliklerinden biridir. Ayrıca Leipzig Kitap Fuarı da Avrupa'da önemli bir yer tutmaktadır.

Alman felsefesi tarihsel süreç içerisinde önemli bir yere sahiptir.: Gottfried Leibniz'in rasyonalizme katkısı; Immanuel Kant'ın aydınlanma felsefesi; Johann Gottlieb Fichte, Georg Wilhelm Friedrich Hegel ve Friedrich Wilhelm Joseph Schelling'in klasik Alman idealizminin kurması; Arthur Schopenhauer'in metafiziksel kötümserlik kompozisyonu; Karl Marx ve Friedrich Engels'in komünist ideolijiyi formüle etmeleri; Friedrich Nietzsche'nin perspektifçilik'i geliştirmesi; Gottlob Frege'nin analitik felsefenin doğuşuna yaptığı katkılar; Martin Heidegger'in Varlık üzerine çalışmaları; Max Horkheimer, Theodor Adorno, Herbert Marcuse ve Jürgen Habermas tarafından Frankfurt okulunun geliştirilmesi özellikle felsefenin günümüzde ki halini alması üzerinde oldukça etkili olmuştur.

Almanya'da medya

Almanya'nın uluslararası alanda faaliyet gösteren en büyük medya şirketleri Bertelsmann, Axel Springer SE ve ProSiebenSat.1 Medya'dır. Alman Basın Ajansı DPA  da önemli bir kuruluştur. Almanya'nın televizyon pazarı yaklaşık 38 milyon TV'lik hane halkı ile Avrupa'nın en büyüğüdür. Alman hane halkının yaklaşık % 90'ı kablolu veya uydu TV'ye sahiptir bu sayede çeşitli görüşleri yansıtan halka açık veya ticari birçok kanal yayım yapmaktadır. Almanya'da 500'den fazla kamusal ve özel radyo istasyonu bulunmaktadır; Deutsche Welle, yabancı dillerde yayım yapan ana Alman radyo ve televizyon kurumudur. Almanya'nın ulusal radyo ağı Deutschlandradio'dur ve bu ağ  ARD istasyonları ile yerel olarak hizmet veren istasyonları da kapsamaktadır.

Avrupa'nın en çok satan gazetelerinin ve dergilerinin birçoğu Almanya'da üretilmektedir. En çok okunan yayınlar ise ( İnternet portalları da dahil), Bild (tabloid), Die Zeit, Süddeutsche Zeitung, Frankfurter Allgemeine Zeitung ve Die Welt'dir; en büyük dergiler arasında Der Spiegel, Stern ve Focus yer alır.

Alman video oyun pazarı dünyanın en büyük video oyunları pazarlarından biridir. Köln'deki Gamescom, dünyanın önde gelen oyun fuarıdır. Almanya'daki popüler oyun serileri arasında Turrican, Anno serisi, The Settlers serisi, Gothic serisi, SpellForce, FIFA Manager serisi Far, Cry ve Crysis bulunmaktadır. Faaliyet gösteren oyun geliştiricileri ve yayıncıları Blue Byte, Crytek, Deep Silver, Kalypso Media, Piranha Bytes, Yager Development ve Bigpoint ile sosyal ağlarda oynanan oyunları geliştiren Gameforge, Goodgame ve Wooga sayılabilir.

Almanya'da sinema

Alman sineması film endüstrisine büyük sanatsal ve teknik katkılar sağlamıştır. Skladanowsky Kardeşler'in ilk eserleri 1895'te izleyicinin beğenisine sunuldu. Berlin'in Potsdam banliyösündeki ünlü Babelsberg Stüdyosu 1912'de kuruldu ve bu stüdyo dünyanın ilk büyük ölçekli film stüdyosu oldu. Bugün ise Avrupa'nın en büyük stüdyosudur. Erken dönemlerde ortaya çıkmış ve halen aktif olan diğer film stüdyolar ise UFA ve Bavaria Film'dir. Erken Dönem Alman sineması özellikle Robert Wiene ve Friedrich Wilhelm Murnau gibi Alman ekspresyonculardan (Dışavurumculuk) etkilendi. Yönetmen Fritz Lang'ın Metropolis (1927) isimli filmi ilk büyük bilim kurgu filmi olarak adlandırılır. 1930'da Josef von Sternberg, Marlene Dietrich ile birlikte ilk büyük Alman yapımı sesli film olan The Blue Angel'i yönetti. Leni Riefenstahl'ın filmleri yeni sanatsal standartları belirledi, özellikle Naziler için yapılan bir propaganda filmi olan Azmin Zaferi (Triumph of the Will).

1945'ten sonra, savaş sonrası dönemde yapılan birçok film Trümmerfilm (moloz filmi) olarak nitelendirilir. Bu tür filmler arasında Wolfgang Staudte'in Die Mörder Unter Uns (Katiller aramızda 1946) ve Werner Krien'in Irgendwo in Berlin (Berlin de bir yerlerde, 1946) sayılabilir. Dikkate değer Doğu Alman filmleri büyük oranda DEFA tarafından çekildi. Bunlar arasında ve Kurt Maetzig'in Ehe im Schatten (Gölgelerde Evlilik 1947), Der Untertan'ı (1951); Die Geschichte vom kleinen Muck (Küçük Muck'un Hikayesi, 1953), Konrad Wolf'un Der geteilte Himmel (Bölünmüş Cennet 1964) ve Frank Beyer'in  Jacob the Liar (Yalancı Jacob 1975) adlı eserleri sayılabilir. 1950'lerin Batı Almanya'sındaki en beğenilen film türü, kuşkusuz Heimatfilm'di ("vatan filmi"); Bu filmlerde arazinin güzelliğini ve içinde yaşayan insanların manevi bütünlüğünü anlatılırdı. 1960'ların filmleri için karakteristik olarak ise Edgar Wallace ve Karl May uyarlamalarının da dahil olduğu film tarzları meşhurdu. 1970'lerin en başarılı Alman film serilerinden biri de Schulmädchen-Report (Kız Öğrenci Raporları) adlı erotik filmdir. 1970 ve 1980'lerde Volker Schlöndorff, Werner Herzog, Wim Wenders ve Rainer Werner Fassbinder gibi Yeni Alman  yönetmenler, Batı Alman sinemasını eleştirmenlerin ve otoritelerin beğenisine sunmuşlardır.

Gişeye damgasını vurmuş filmler arasında Tanrıların Arabaları (1970), Çizme (The Boat, 1981), Hiç Bitmeyecek Hikaye (Never Ending Story 1984),  Otto - Film (Otto - The Movie 1985), Koş Lola Koş (Run Lola Run 1998) . , Manitou'nun Ayakkabısı (Manitou's Shoe 2001), Ölümcül deney serisi (  Resident Evil 2002-2016), Elveda Lenin (Good Bye, Lenin! 2003), İlerle (Head On 2004), Beyaz Kurdele (The White Ribbon 2009), Hayvanlar Birleşti (Animals United 2010) ve Bulut Atlası (Cloud Atlas 2012) gibi filmler sayılabilir. En İyi Yabancı Film dalındaki  Akademi Ödülü ("Oscar"), 1979'da Teneke Trampet  (Die Blechtrommel), 2002'de Afrika'nın Hiçbir Yerinde (Nirgendwo in Afrika) ve Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen) filmlerine verilmiştir. Çok sayıda Alman oyuncu, filmlerde ki performanslarıyla "Oscar" ödülünü kazanmışlardır.

Avrupa Film Ödülleri töreni, her yıl Avrupa Film Akademisi'nin evi olan Berlin'de düzenlenmektedir. "Berlinali" olarak bilinen, Berlin Uluslararası verdiği ''Altın Ayı'' ödülü ile dünyanın önde gelen film festivallerinden biridir. Alman Film Ödülleri, (The Lolas) 1951 yılından beri her yıl Berlin Film Festivali'nde verilmektedir.

Almanya yemekleri

Alman mutfağı bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir ve genellikle komşu bölgelerin mutfaklarında bazı benzerlikler göze çarpmaktadır. (örneğin, Bavyera'nın güney bölgeleri ve Swabia, İsviçre ve Avusturya ile bazı gelenekleri paylaşmaktadır). Farklı etnik topluluklar sayesinde pizza, suşi, Çin yemekleri, Yunan yemekleri, Hint mutfağı ve döner kebap gibi uluslararası çeşitler de popüler hale gelmiştir.

Ekmek Alman mutfağının önemli bir parçasıdır ve Alman fırınları yaklaşık 600 ana ekmek çeşidi ve 1200 farklı hamur işi (Brötchen) üretmektedir. Avrupa'da üretilen tüm peynirlerin yaklaşık üçte biri Alman peyniri oluşturmaktadır. 2012'de Almanya'da üretilen etlerin % 99'undan fazlası domuz, tavuk veya sığır etidir. Almanya'da her yerde bulunabilen Bratwursts, Weisswursts ve Currywursts gibi çeşitleri de dahil olmak üzere neredeyse 1,500 çeşit farklı sosis üretilmektedir. 2012 yılında ise organik gıdalar toplam gıda satışlarının % 3.9'unu oluşturuyordu.

Şarap, Almanya'nın birçok yerinde popüler hale gelmesine rağmen, özellikle Alman şarabının üretildiği bölgelerde, ulusal alkollü içecek ise bira'dır. Kişi başına düşen Alman birası tüketimi 2013'te 110 litredir (24 imp gal, 29 US gal) ve dünyanın en yüksekleri arasındadır. Alman birasının kalitesi saflığı ile ilgili düzenlemeler 15. yüzyıla kadar uzanmaktadır.

2015 yılında Michelin Rehberi , Almanya'daki on bir restorana en yüksek derece olan üç yıldız, 38'den fazla restorana iki yıldız ve 233 restorana ise bir yıldız verdi. Alman restoranları, Fransa'nın ardından dünyanın en iyi dekore edilen ikinci restoranları haline geldiler.

Almanya'da spor

Yirmi yedi milyon Alman her hangi bir spor kulübünün üyesidir ve on iki milyondan fazla kişi bireysel olarak spor ile uğraşmaktadır. Futbol toplulukları ülkedeki en popüler spor topluluklarıdır. Almanya Futbol Federasyonu (Deutscher Fußball-Bund) 6.3 milyondan fazla resmi üyeyle dünya çapındaki en büyük spor organizasyonudur ve Alman ligleri içinde en yüksek lig olan olan Bundesliga, dünyadaki en yüksek ikinci katılım oranına sahiptir. Alman erkekler milli futbol takımı 1954, 1974, 1990 ve 2014 yıllarında FIFA Dünya Kupası'nı, 1972, 1980 ve 1996 yıllarında ise UEFA Avrupa Şampiyonasını kazanmıştır. Almanya 1974 ve 2006'da FIFA Dünya Kupasına, 1988'de ise UEFA Avrupa Şampiyonasına ev sahipliği yapmıştır.

Seyirciler arasındaki diğer popüler sporlar ise kış sporları, boks, basketbol, hentbol, voleybol, buz hokeyi, tenis, binicilik ve golf 'dür. Yelken, kürek ve yüzme gibi su sporları da Almanya'da popülerdir.

Almanya, motor sporları alanında da dünyanın önde gelen  ülkelerinden biridir. BMW ve Mercedes gibi üreticiler motor sporlarının önemli katılımcılarıdır. Porsche, ''Le Mans 24 Saat'' isimli yarışmayı 17 kez, Audi ise 13 kez kazandı (2015 itibarıyla). Şoför Michael Schumacher kariyeri boyunca birçok motor sporu rekoru kırdı ve 7 defa Formula Bir Dünya Sürücü Şampiyonasını kazandı. Tarihte en çok para alan sporculardan biridir. Sebastian Vettel, tüm zamanların en başarılı beş Formula 1 sürücüsü arasındadır. Ayrıca Nico Rosberg'de Formula 1 Dünya Şampiyonasını kazandı.

Tarihsel olarak, Alman atletler Olimpiyat Oyunlarında her zaman başarılı yarışmacılar olmuşlardır ve tüm zamanlarda ki Olimpiyat Oyunların'da kazanılan madalya sayısı bakımından üçüncü sırada yer almaktadırlar (Doğu ve Batı Almanya'nın sahip olduğu madalyalar birleştirilmiş halde). Aynı yıl hem yaz hem de kış oyunları düzenleyen Almanya, 1936'da Berlin Yaz Oyunları ve Garmisch-Partenkirchen'deki Kış Oyunları'na ev sahipliği yapan son ülke oldu. Münih ise 1972 Yaz Oyunları'na ev sahipliği yaptı.

Almanya'da moda ve tasarım

Bauhaus tasarımcısı Mies van der Rohe ve Braun tasarımcısı Dieter Rams  gibi Alman tasarımcılar modern ürün tasarımlarının lideri halindedir.

Almanya, moda endüstrisine liderlik eden bir ülkedir. Alman tekstil endüstrisi, 2010 yılında 130.000'den fazla çalışanı bulunan 1.300 şirketten oluşuyordu ve bu şirketler sayesinde da 28 milyar Euro'luk bir gelir elde etmiştir. Üretilen ürünlerin neredeyse yüzde 44'ü ihraç edilmektedir. Berlin Moda Haftası ve moda ticaret fuarı Bread & Butter, yılda iki defa düzenlenmektedir.

Münih, Hamburg ve Düsseldorf, küçük şehirlerin yanında yerli moda endüstrisinin önemli tasarım, üretim ve ticaret merkezleridir. Almanya'nın tanınmış moda tasarımcıları arasında Karl Lagerfeld, Jil Sander, Wolfgang Joop, Philipp Plein ve Michael Michalsky sayılabilir. Önemli markalar arasında Hugo Boss, Escada, Adidas, Puma ve Zafer bulunmaktadır. Alman süper modelleri Claudia Schiffer, Heidi Klum, Tatjana Patitz ve Nadja Auermann uluslararası üne kavuşmuşlardır.

Almanya Resimleri